mahkeme 2023/1927 E. 2023/2191 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1927
2023/2191
28 Aralık 2023
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1927
KARAR NO: 2023/2191
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/03/2023
NUMARASI: 2020/661 Esas - 2023/250 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Nedeniyle Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesi ile; 28/08/2010 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araçla, davalıya trafik sigortalı ... plaka sayılı aracın çarpışması ile meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını, sağlık kurulu raporuna göre %19 oranında maluliyetinin olduğunu, kaza sonrasında davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin yetersiz olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 250,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacıya 13.03.2015 tarihinde 19.866,00-TL ödeme yapıldığını, davanın KTK'nın 111.maddesinde yer alan iki yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davanın hak düşürücü süre içeresinde açılmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine dair kararının, davacı vekilinin istinaf istemi üzerine; Dairemizin 12.11.2020 tarihli 2018/2727 Esas ve 2020/3682 Karar sayılı ilamı ile; "Davacının 13/03/2015 ödeme tarihinden sonra maluliyetinin artıp artmadığı ve yeni gelişen bir durumun olmadığının usulüne uygun rapor ile tespitinin gerekmektedir.ATK 3. İhtisas Kurulu'ndan, davacının kazadaki yaralanması ile sonraki tarihli muayene sonuçları ve dosya kapsamında alınan maluliyet raporları değerlendirilmek suretiyle, kazadaki yaralanmaya bağlı gelişen yeni durum olup olmadığının tespiti, gelişen yeni durum olduğunun saptanması halinde ise bu yeni durumun ne zaman ortaya çıktığı, tedavi sürecinin ne zamana kadar devam ettiği ve hangi tarihte bittiği konularında, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınması; bu rapor da irdelenerek, zararın (maluliyetin) ne zaman öğrenildiği ya da öğrenilmesi gerektiği değerlendirilip, hak düşürücü sürenin dolup dolmadığının belirlenmesiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle, hüküm tesisi doğru görülmemiştir" gerekçesi ile kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararı sonrasında mahkemece yapılan yargılama neticesinde; Davacının bizzat muayenesi neticesinde ATK tarafından düzenlenen 06.12.2022 tarihli raporda, davacının, kaza nedeniyle sürekli maluliyetinin bulunmadığı, 13.03.2015 tarihinden itibaren artan maluliyet durumunun söz konusu olmadığı kanaatine varıldığının bildirildiği, davacı tarafça davalı sigorta şirketinin 13.03.2015 tarihinde ibra edildiği, eldeki davanın 2 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 27.11.2017 tarihinde açıldığı gerekçesi ile; HMK'nın 114/2 ve KTK'nın 111/2.maddesindeki hak düşürücü süreye ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 115/2 maddesi gereğince maddi tazminat davasının usûlden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekilinin istinaf nedenleri; hükme esas alınan ATK raporunun hukuka aykırı tespit ve değerlendirmeler içerdiği, davaya konu trafik kazası sonrasında müvekkilinin vücudunda kırık ve çatlaklar oluştuğu, bu nedenle ameliyatlar geçirdiği ve vücuduna vida, platin...vs takıldığı gibi yüzünde, kafasında ve vücudunda ciddi hasarlar meydana geldiği, dosya kapsamında yer alan sağlık kurulu raporu ile %19 oranında müvekkilinin malul olduğun tespit edilmişken, maluliyet oranının ATK tarafından %0 olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı, sol gözünde kazaya bağlı olarak kayma meydana geldiği, raporda bu hususun tespit edilmiş olmasına rağmen değerlendirme yapılmamasının hatalı olduğu, davacının uzun süre yürüdüğünde sol bacağını çekerek ve sürüyerek yürümek zorunda kaldığı, davacının vücudunda yer alan ve dokunulduğunda hissedilen yara izleri nedeniyle maluliyet verilmemesinin de usule aykırı olduğu hususlarına ilişkindir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik, yaralananın çocuk olması halinde ise 20/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespiti gerekmektedir. (Bkz. Yargıtay 4. HD'nin 17/02/2022 tarihli 2021/8548 E- 2022/2770 K sayılı ilamı)
Somut uyuşmazlıkta; Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 18.08.2014 tarihli engelli sağlık kurulu raporunda; davacının, göz muayenesinde saptanan; ‘Alternan ekzotropya strabismus, diğer’ tanısı ile %5, kas iskelet sistemi muayenesinde saptanan; kalça eklem hareket açıklıklarında mevcut kısıtlılığa bağlı %6 olmak üzere; toplam vücut engel oranının %11 olduğunun, Tokat Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 28.04.2016 tarihli engelli sağlık kurulu raporunda; deri bakısında vücutta mevcut skar dokularına bağlı %10, kas iskelet bakısında; sol omuz eklem hareket açıklıklarında kısıtlılığa bağlı %10 olmak üzere; toplam vücut engel oranının %19 olduğunun bildirildiği, Dairemizin kaldırma kararından sonra İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 25.06.2021 tarihli sağlık kurulu raporunda, bacaklar arasında 6 mm kısalık farkı olduğu, buna bağlı olarak Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre engel oranının %3 olduğunun belirtildiği, ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 30.11.2022 tarihli raporda ise; davacının yaralanmasının kaza tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan maluliyet oranının % 0 olduğu, 13.03.2015 tarihinden itibaren artan maluliyet durumlarının söz konusu olmadığı kanaatine varıldığının bildirildiği görülmüştür. Açıklanan tespitler ve dosyanın bir bütün olarak incelenmesi neticesinde; Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 18.08.2014 tarihli rapor ile Tokat Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen raporların hangi yönetmelik esas alınarak hazırlandığının belirtilmemiş olmasına, İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 25.06.2021 tarihli sağlık kurulu raporunun ise kaza tarihinde yürürlükte olmayan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olmasına göre, söz konusu raporlar ile ATK 2. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan rapor arasında çelişki bulunduğundan bu nedenlerle bahsedilemeyecek olmasına, davacının şikâyetleri, bizzat muayenesi ve dosya kapsamındaki tüm raporlar gözetilip irdelenerek, somut olayda davacının yaralanmasına uygun olan uzmanlardan oluşturulan kurul tarafından hazırlandığı anlaşılan ATK 2. İhtisas Kurulu'nun 30.11.2022 tarihli raporunun denetime açık, ayrıntılı ve hüküm vermeye elverişli olması nedeniyle hükme esas alınmasında ve bu suretle davacının yaralanmasında gelişen ve değişen bir durum da olmadığı gözetilerek KTK'nın 111/2.maddesi kapsamında hak düşürücü süreden sonra açılan davanın yazılı şekilde usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-Usul ve yasaya uygun, bilgileri karar başlığında yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf eden davacıdan alınması gereken 269,85-TL harçtan peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95-TL istinaf ilam harcının istinaf eden davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.28/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.