Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/449

Karar No

2026/191

Karar Tarihi

4 Şubat 2026

T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO :2022/449
KARAR NO :2026/191
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:28/12/2021
NUMARASI :2019/481 Esas - 2021/961 Karar
DAVANIN KONUSU:Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ:04/02/2026
İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili nezdinde ... Sigortalı ... plakalı (ticari taksi) aracın, 02.08.2017 tarihinde, ... plakalı araca çarparak hasarlanmasına sebep olduğunu, söz konusu olay sebebiyle Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem kararı ve itiraz Hakem Heyeti Kararları gereğince 48.567,42-TL'nin karşı tarafa ödendiğini, müvekkilinin sigortalıya rücu hakkının olduğunu belirterek, 48.567,42-TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi davalıdan tahsiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, rücu koşullarının gerçekleşmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; "..sigortalı araç sürücüsünün kazadan sonra kazaya karışan diğer araçtan üzerine yürüyen 4-5 kişi olduğundan can güvenliğinden bahisle olay yerini terk ettiğine ilişkin kolluk ifadesi verdiği; ancak Gaziosmanpaşa 7.Asliye Ceza Mahkemesi'nin duruşmasında bu yönde bir beyanda bulunmadığı; kazaya karışan karşı araç sürücüsü ...'in ise kazadan sonra sigortalı araç sürücüsünün kolluk ifadesini doğrular şekilde ceza yargılamasında "çarpma neticesinde aracın içerisinde sıkıştım, kazadan sonra sanık beni aracımda bırakarak kaçmıştır, bana yardımcı olmamıştır. kendi aracınıda kaza mahallinde bırakmıştır, .... araçta sanıktan başka 4 kişi daha vardı." şeklindeki beyanda bulunduğu, bu haliyle de, sigortalı araç sürücüsünün kolluk ifadesinde diğer araçtan 4-5 kişinin indiğine yönelik ifadesinin doğrulanmadığı, kazanın varlığına ilişkin değişen bir olgu yada bu yönde bir iddianın bulunmadığı görülmekle davacı sigortacı tarafindan davalıya rücu koşullarının olay yerini terk nedeniyle gerçekleştiği anlaşılmaktadır.Sigorta Uzmanı ... ve İ.T.Ü Makine Fakültesi Öğretim Görevlisi Uzman Yüksek Mühendis ...' den oluşan bilirkişi heyeti tarafından mahkememize sunulan 06/10/2020 tarihli bilirkişi raporunda, ...'in %70 (yüzde yetmiş) oranında asli kusurlu olduğu, Davacı ... Şti.'ne ... (trafik) poliçesi ile sigortalı ... plaka numaralı ticari otomobilin sürücüsü ...'ın %30 (yüzde otuz) oranında tali kusurlu olduğu, ... plaka otomobilin onarım bedelinin iskontosuz KDV dahil 39.151,53 TL olduğu, sürücülerin kusur durumuna göre davacı ... Şti.'nin iskontosuz halde KDV dahil 11.745,46 TL'den sorumlu olmasına rağmen Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem heyeti kararı ile daha fazla ödeme yaptığına yönelik tespitine itibar edilmiş; ancak bilirkişi heyetinin ... plakalı ticari taksi sürücüsü ...'ın olay yerinden ayrılmasını gerektirecek can veya mal güvenliğine tehdit unsur oluşturabilecek bir etkenin varlığı halinde davacı sigortacının sigortalısına rücu hakkı olmayacağına yönelik tespitlerine dosya kapsamı itibariyle itibar edilmemiştir. Bilirkişilerce ayrıca araç hasar onarım bedeli yönüünden iskontolu ve iskontosuz onarım bedelleri hesaplanmıştır. Davalı ile anlaşmalı ya da yetkili servisleri arasında yapılan anlaşmalara göre iskonto uygulanması gerçek zarardan sorumlu olan sigorta şirketini bağlamayacağından iskonto indirimi yapılmadan, dava dışı üçüncü kişinin gerçek zararından sorumludur. Bu durumda rücu şartlarının da gerçek zarar üzerinden hesaplanması gerektiği ve davacının da bilirkişilerce kusur oranına göre hesaplanan bedelden fazlasına yönelik ödeme taptığı kanaatiyle, sigortacının gerçek zarardan sorumlu olduğu ve rücu şartlarının da iskontosuz ve KDV dahil olarak oluştuğu anlaşılmakla 11.745,46-TL'nin ödeme tarihi olan 02.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerektiği.."gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekilinin istinaf nedenleri; hükme esas alınan bilirkişi raporundaki sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda %30 oranında kusurlu yönündeki tespitin hatalı olduğu, Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyeti Kararına esas alınan bilirkişi raporunda davalı sigortalının %100 kusurlu olduğunun tespit edildiği, bu sebeple %30 kusurlu olduğunun kabulü ile eksik tazminata hükmedildiği, tazminat hesabında icra dosyalarının dikkate alınmadığı, hesaba itirazın değerlendirilmediği, bu hususta ek rapor alınmamasının hatalı olduğu, hususlarına ilişkindir.Davalı vekilinin istinaf nedenleri; davanın kabulüne karar verilen kısım bakımından kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, gerekçeli kararda bilirkişi raporuna itibar edilmeyen kısım için kararda genel ve hukuki olmayan beyan ve dayanak gösterilmesinin hukuka aykırı olduğu, rücu için aranan şartların davada oluşmadığı, müvekkilinin maliki olduğu aracın sürücüsünün kusurlu olmadığı hususlarına ilişkindir.Dava; ... kapsamında 3.kişiye yapılan ödemenin, "olay yerini terk" sebebiyle davalı sigortalıdan rücuen tahsili isteğine ilişkindir.Bilindiği üzere sigortacı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95/2.maddesi ve... Sigortası Genel Şartları'nın B-4.maddesi uyarınca; tazminat yükümlüğünün azaltılmasına ve kaldırılmasına ilişkin halleri 3.kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. Bu rücu hakkı, kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve yasa gereği sigorta ettirene karşı defi hakkı bulunan sigortacı, bu hakka dayanarak kendi sigortalısına dönebilmesi kuralından kaynaklanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 1409/1. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmekte olup, sigorta şirketinin rücu edebileceği tazminat tutarı, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına ve zarar görenlerin gerçek zararına göre belirlenir.Poliçe tanzim ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan... Sigortası (...) Genel Şartlarının "zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının sigortalıya rücu hakkı" başlıklı B.4/f bendinde "Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde" düzenlemesine yer verilmiş olup, düzenleme ile olay yerini terk etmenin münhasıran rücu sebebi olduğu hüküm altına alınmıştır.Dairemizin artık yerleşik hale gelen uygulamaları da bu yöndedir.Somut olayda, sigortalı araç sürücüsünün kazadan sonra olay yerinden ayrıldığı, görevli polis memurları tarafından tutulan tutanakta da sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiği yönünde tespit bulunduğu, davalı tarafça resmi belge niteliğindeki tutanağın aksinin dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle ispat edilemediği, olay yerini can güvenliği sebebiyle terk ettiğini iddia eden araç sürücüsünün bu iddiasını yalnızca ceza yargılamasında soruşturma aşamasındaki ifadesinde beyan ettiği, ancak bir delil sunmadığı, kovuşturma aşamasındaki beyanında ise bu hususa değinmediği, bu suretle sürücünün olay yerini terk ettiğinin sabit olduğu anlaşılmış olup, ilk derece mahkemesinin bu husustaki kabulü yerinde bulunmuştur.Ancak, hak sahibinin zararını karşılayan davacı sigorta şirketinin, rücuya esas ödemenin Sigorta Tahkim Komisyonu kararına dayanması hâlinde; hüküm altına alınan tazminat ile bu tazminata Sigorta Tahkim Komisyonu kararının kesinleştiği tarihe kadar işleyecek faiz, dava için yapılan yargılama gideri ve vekâlet ücreti ile davacı aleyhine ödetme kararı alan üçüncü kişinin hüküm kesinleşmeden önce alacağını tahsil amacıyla kararı icraya koymuş olması durumunda hükmün kesinleşmesine kadar yapılan icra giderleri, avukatlık ücreti ve aynı güne kadar gerçekleşen faizin toplamından davalının payına düşen kısmın iadesini isteyebileceği; eldeki davada ise rücuya dayanak yapılan Sigorta Tahkim Komisyonu kararının 15.10.2018 tarihinde kesinleştiği, takibin ilamın kesinleşmesinden önce 14.08.2018 tarihinde yapıldığı ve icra dosyasına ödemenin 02.11.2018 tarihinde gerçekleştirildiği gözetildiğinde, davanın kısmen kabulü hâlinde 11.745,46 TL üzerinden yukarıda belirtilen tarih aralığındaki icra giderleri, avukatlık ücreti ve aynı güne kadar gerçekleşen faizin toplamı belirlenerek karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.Açıklanan nedenle; davalı vekilinin istinaf başvuru sebepleri şimdilik incelenmeksizin, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/Gerekçe uyarınca,
1/Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/12/2021 tarih, 2019/481 Esas, 2021/961 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6.maddesi hükmü uyarınca kaldırılmasına,
2/Kararın kaldırılması sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair, davalı vekilinin tüm istinaf başvuru sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına,
3/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine,
4/İstinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davacı ve davalıya ayrı ayrı iadesine,
5/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
6/İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/02/2026

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim