mahkeme 2021/118 E. 2023/2186 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/118
2023/2186
28 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/118
KARAR NO: 2023/2186
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/06/2020
NUMARASI: 2018/427 Esas - 2020/250 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Cismani Zarar Nedeniyle Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesi ile; 31.07.2007 günü davalı şirkete sigortalı ... plaka sayılı aracın seyir halinde iken karıştığı tek taraflı trafik kazası neticesinde müvekkilinin yaralandığını ve kalıcı maluliyetinin oluştuğunu, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile (belirsiz alacak) geçici maluliyeti için 50,00-TL, kalıcı maluliyeti için 50,00-TL olmak üzere şimdilik 100,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 28.02.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile sürekli iş göremezlik taleplerini 58.180,13-TL'ye artırdıklarını bildirmiştir. Davalı vekilince yasal cevap verme süresinden sonra 06.12.2018 tarihinde sunulan beyan dilekçesi ile; müvekkili aleyhine dava açılabilmesi için başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, kaza tarihinden itibaren ve avans faizi isteminin yersiz olduğunu, davacının emniyet kemeri takıp takmadığının tespit edilerek emniyet kemeri takılmamış ise ve de istiap haddinin aşılması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; davaya konu kazaya ilişkin olarak Kozan Ağır Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sırasında ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan kusur raporunda davalıya sigortalı minübüs sürücüsünün birinci derecede, yolcuların ise ikinci derecede kusurlu olduğunun belirtildiği, kusur raporunun kazanın oluş şekline uygun ve hüküm vermeye elverişli olması nedeniyle kusur raporu alınmadığı, davacının yaralanmasında müterafik kusuruna ilişkin aleyhe delil bulunmadığı ve davalı tarafça da müterafik kusur indirimi yapılmasının talep edilmediği, ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen rapora göre davacının kaza neticesinde %15 oranında kalıcı maluliyetinin bulunduğu ve iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği, hüküm kurmaya elverişli 18.02.2020 tarihli aktüer bilirkişi raporunda, SGK tarafından yapılan ödemenin tenzili neticesinde davacının geçici iş göremezlik zararının kalmadığı, kalıcı iş göremezlik zararının ise 58.130,13-TL olduğunun bildirildiği, davadan önce yapılan başvuru ile davalının 03.04.2018 tarihinde temerrüde uğradığı gerekçesi ile; "1-Davanın KABULÜNE, 2-Sigorta poliçesi limiti ile sınırlı olmak kaydıyla ıslah ile arttırılan 58.180,13 TL'nin temerrüd tarihi olan 03/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı vekilinin istinaf nedenleri; davanın zamanaşımına uğradığı, ceza mahkemesi tarafından alınan kusur raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğu, mahkemece ATK'dan kusur raporu alınması gerektiği, mahkemece taleplerine rağmen davacının müterafik kusuru bulunup bulunmadığının tespit edilmediği, istiap haddinin aşılması ve emniyet kemerinin takılı olmaması halinde müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği hususlarına ilişkindir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan Kozan Ağır Caza Mahkemesi'nin 2008/106 Esas sayılı dosyasının yargılaması sırasında ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda seçenekli olarak kusur durumunun belirlendiği, 1.seçenek olarak, kazaya karışan minübüsün sol ön lastiğinin kaza anından önce patlamış olduğunun kabulü halinde, lastik patlamasının kazanın meydana gelmesinde birinci derecede etken olduğu, minibüs sürücüsünün istiap haddinin üzerinde yolcu ile seyrine devam ederek kural ihlali yapması nedeniyle ikinci derecede kusurlu olduğu, minibüsteki yolcuların ise istiap haddi üzerinde yolculuk yaparak kendi can güvenliklerini tehlikeye sokmaları nedeniyle ikinci derecede kusurlu oldukları, 2. seçenek olarak minibüsün sol ön lastiğinin kazadan sonra patladığının kabulü halinde ise minibüs sürücüsünün birinci derecede, yolcuların ise ikinci derecede kusurlu olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. (1) Zamanaşımı, bir talep ve dava hakkının kanunda belirtilen süre içinde kullanılmaması halinde, usul hukukunca öngörülen şekilde ileri sürülmek koşuluyla borçluya borcunu ödememe olanağı veren bir hukuki savunma yoludur. Usul hukuku anlamında ise bir defi olup, bütün öteki savunmalarda olduğu gibi ve özellikle itiraz nedenlerinden farklı olarak, savunulmadığı takdirde mahkemece re'sen de gözetilemez ve uygulanamaz. Zamanaşımı defi, savunmanın genişletilmesi yasağının başladığı ana kadar ileri sürülebilir. Bu bakımdan, zamanaşımı def'inin, cevap ve ikinci cevap dilekçesi ile (dilekçeler aşamasında) serbestçe, ön inceleme aşamasında ancak karşı tarafın açık muvafakati ile, ön inceleme duruşmasına karşı tarafın mazeretsiz gelmemesi durumunda ise onun muvafakati aranmadan ileri sürülmesi mümkündür (HMK m. 141). Ön inceleme aşamasından tahkikat aşamasına geçildikten sonra ileri sürülmesi ise mümkün değildir, aksi halde, davacının da buna karşı savunmanın genişletildiğini ileri sürerek karşı koyma hakkı vardır. Öte yandan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 127. maddesinde; cevap dilekçesini verme süresinin, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki hafta olduğu, aynı yasanın 136. maddesinde; davacının, cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap dilekçesi; davalının da davacının cevabının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde ikinci cevap dilekçesi verebileceği düzenlenmiştir. Dosya kapsamından, dava dilekçesinin, davalı sigorta şirketine 04.05.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin zamanaşımı definde bulunduğu ve cevap dilekçesi olarak adlandırdığı 06.12.2018 tarihinde sunduğu beyan dilekçesinin yasal 2 haftalık cevap verme süresinden sonra sunulması nedeniyle cevap dilekçesi olarak kabulünün mümkün olmadığı, bu hali ile süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığından, usulüne uygun bir zamanaşımı defi bulunmadığı göz önüne alındığında davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf istemi yerinde değildir. (2) Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, kazanın tek taraflı trafik kazası olması, davacının, kazaya karışan araçta yolcu olması nedeniyle kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunamayacak olması göz önüne alındığında, mahkemece kusur raporu alınmamasında isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin bu hususa isabet eden istinaf istemi de yerinde değildir. (3) 6098 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def'i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir. 2918 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi uyarınca taşıma sınırı (istiap haddi/kapasite), bir aracın güvenle taşıyabileceği en çok yük ağırlığı veya yolcu sayısını göstermekte olup ikincil mevzuat ve eki cetveller ile aracın trafik tescil belgesinde; yolcu taşıma izni verilen araçlarda azami kaç koltuk bulunacağı, kaç yolcu taşınabileceği, ayakta veya aracın römorkunda yolcu taşınıp taşınamayacağı hususları belirlenmiştir. Somut olayda, davacının yolcu konumunda olduğu minibüsün sigorta poliçesine göre azami yolcu kapasitesi sürücü dahil 16 kişi olmasına rağmen araçta sürücü dahil 20 kişi bulunduğu, istiap haddinin 4 yolcu ile aşıldığı kaza tespit tutanağı ile sabit olduğu gibi, minibüs sürücüsüne taşıma sınırı üzerinde yolcu alma kuralını ihlal etmesi nedeniyle kusur izafe edilmiştir. Buna göre; davalı vekilinin yargılama aşamasında sunduğu beyan dilekçelerindeki müterafik kusura ilişkin savunmaları da dikkate alınmak suretiyle, davacının yolcu taşıma kapasitesi aşılan araçta seyahat etmesi nedeniyle zararın artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek 6098 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi gereğince Yargıtay ilgili Dairesinin ve Dairemizin yerleşik uygulamasına göre % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, davalı vekilinin bu hususa isabet eden istinaf istemi yerindedir. (Bknz. Yargıtay 4. HD'nin 13.02.2023 tarihli 2022/1571 E. - 2023/1609 K. sayılı ilamı) Ne var ki; Dairece tespit edilen hukuka aykırılık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b/2 madde hükmü gereğince kaldırılmasına, davacı lehine takdir edilen maddi tazminat miktarından %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 25/06/2020 tarih ve 2018/427 Esas 2020/250 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince KISMEN KABULÜNE, a-)İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 995,00-TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davalıya iadesine, b-)İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, c-)İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına, 2-) İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 25/06/2020 tarih ve 2018/427 Esas ve 2020/250 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, a-)Davanın KISMEN KABULÜ ile, 46.504,10-TL tazminatın temerrüt tarihi olan 03/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, b-)Alınması gereken 3.176,70-TL harçtan peşin alınan 35,90-TL'nin ve 200,00-TL ıslah harcının mahsubu ile eksik kalan 2.940,80-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, c-)Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu peşin harç 35,90-TL ve ıslah harcı 200,00-TL'nin davalıdan tahsili davacıya ödenmesine, ç-) Davacı tarafça iş bu dava için yapılan posta ve tebligat gideri 259,55-TL ile bilirkişi ücreti 700,00-TL, olmak üzere toplam 959,55-TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 766,98-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı yan üzerinde bırakılmasına, d-)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden (davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olması nedeniyle aleyhe hüküm verilemeyeceği göz önünde bulundurularak) 8.363,42-TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, e-)Artan gider avansının davacı tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.