mahkeme 2020/2111 E. 2023/2226 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2020/2111

Karar No

2023/2226

Karar Tarihi

28 Aralık 2023

T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/2111
KARAR NO: 2023/2226
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/10/2020
NUMARASI: 2019/23 Esas - 2020/452 Karar
DAVANIN KONUSU: Kasko Sigorta Poliçesine Dayalı Rücuen Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vekil edeni sigorta şirketi nezdinde kasko sigortalı bulunan dava dışı ... A.Ş'ye ait ... plaka sayılı aracın, ...'in evine 02/01/2017 tarihinde giren kimliği belirsiz kişi veya kişilerce, konutta bulunan araç anahtarının ele geçirilmesi suretiyle çalınmasına müteakip, sigortalının yaptığı başvuru üzerine poliçe kapsamında kendisine 618.000,00-TL hasar ödemesi yapılarak, sigortalının haklarına halef olunduğunu; sigortalı aracın çalınmasında ...'e ait evin bulunduğu, davalı site yöneticiliğinin ve bu sitenin güvenlik hizmetlerinden sorumlu diğer davalının kusuru bulunduğunu ileri sürerek, sigortalıya ödenen 618.000,00-TL tazminatın ödeme tarihi olan 21/02/2017 tarihinde işletilecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekilleri aracılığıyla ayrı ayrı sundukları cevap dilekçelerinde özetle; davacı sigorta şirketi nezdinde kasko sigortalı aracın çalınmasında, site yönetiminin ve site güvenliğini üstlenen şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, sigortalı aracın çalınmasında aracı yedinde bulunduran konut malikinin, sağlaması gerekli önlemleri almamasının etkili olduğunu ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları, İstanbul 8. Tüketici Mahkemesinde görülen 2017/240 Esas sayılı dava dosyası ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; davacı sigorta şirketi nezdinde kasko sigortalı bulunan dava dışı şirkete ait aracın, ... Sitesi'nde bulunan ...'e ait konutun önünde iken, söz konusu bu konuda hırsızlık amacıyla giren kimliği belirsiz kişi veya kişilerce elde edilen araç anahtarı kullanılmak suretiyle, 02/01/2017 tarihinde çalındığı, çalınma olayının gerçekleşmesinde davalı site yönetiminin %30 oranında, sitenin güvenlik hizmetlerini üstlenen diğer davalı şirketin %60 oranında ve site sakininin de %10 oranında kusurlu bulunduğu benimsenerek; "Davaya konu olayın poliçe ile teminat altına alındığı, kaldı ki araç malikinin tazminat alacağı ve dava hakkını sigorta şirketine temlik ettiği de dikkate alınarak davacının davacı sıfatının bulunduğu anlaşılmıştır. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/37496 Esas, 2018/481 Karar , Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/24040 Esas 2017/7299 Karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2015/8996 Esas 2017/2892 Karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2017/1941 Esas 2018/7463 Karar nolu içtihatlarında da belirtildiği üzere site yönetimi, site sakinlerinden güvenlik hizmeti sağlanması amacıyla aidat aldığında, diğer davalı güvenlik şirketi ile yapılan sözleşmenin ifasını denetleme yükümlülüğü bulunduğuna göre, güvenlik hizmetinin gereği gibi yerine getirilmemiş olması, güvenlik hizmeti şirketince belirtilen eksiklik ve önlemlerin site yönetimince alınmaması nedeniyle site yönetiminin de sorumlu olduğu..." şeklindeki gerekçeyle; Davacının davasının kabulü ile ; 618.000,00TL'nin 21/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... Site Yönetimi vekili ve davalı ... Hizmetleri A.Ş vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı ... Site Yönetimi vekilinin istinaf nedenleri; talep konusu aracın, çalınma olayında vekil edenine yüklenebilecek herhangi bir kusur olmadığı, aksine tüm sorumluluğun sitenin güvenliğini üstlenen diğer davalı şirket ve konut maliki olduğu halde, hatalı bilirkişi raporundan hareketle yazılı biçim ve şekilde yapılan değerlendirme neticesinde, diğer davalı ile birlikte sorumlulukları yoluna gidilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, kabule göre de mahkemece konut malikinin %10 oranında kusurlu olduğu kabul edildiği halde, tazminat tutarında indirime gidilmemiş olmasının isabetsiz bulunduğu ve esasen hiç değilse, hükme esas alınan bilirkişi raporunda konut malikinin kusurlu olduğuna ilişkin hukukçu bilirkişi değerlendirmesinin gözetilmesi gerektiği, hususlarına ilişkindir. Davalı ... A.Ş vekilinin istinaf nedenleri ise; rizikonun gerçekleşmesinde kusur durum ve oranlarının ne olduğuna ilişkin belirleme ve değerlendirmenin hatalı olduğu, çalınma olayının meydana gelmesinde ağırlıklı kusurun konut sahibine ve site yönetimine ait bulunduğunun gözetilmediği, ayrıca sigortalıya yapılan ödemenin kasko sigorta poliçesinin teminatı kapsamında olmadığından, mahkemece davacı sigortacı tarafından yapılan ödemeyi lütuf ödemesi olarak kabul etmesi gerektiği, bu durumda da yapılan ödemenin rücu edilemeyeceğine yöneliktir. Dava, kasko sigorta poliçesi kapsamında, sigortalıya ödeme yapan sigortacının, yaptığı ödemeyi zarar sorumlusu olduğu ileri sürülen davalılardan rücuan tahsili isteğine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı sigorta şirketi nezdinde kasko sigortalı bulunan dava dışı ... A.Ş'ye ait ... plaka sayılı aracın, ... Bağımsız Denetim Hizmetleri A.Ş'ye 03/08/2016-31/12/2017 tarihleri arasını kapsar biçimde kiralandığı, kiralık aracın ... Sitesinde bağımsız konut maliki olan ve aracı kiralayan şirket yöneticisi bulunan ...'in konutuna giren kişi veya kişilerce gerçekleştirilen hırsızlık olayı sırasında ele geçirilen anahtarlar kullanılmak suretiyle 02/01/2017 tarihinde konut önünde park halindeyken çalındığı, araç maliki dava dışı şirket ile davacı sigorta şirketi arasında düzenlenen kasko sigorta poliçesindeki anahtarla çalınma klozuna göre, "Araç anahtarının sigortalının veya aracı kullanımına tahsis ettiği kişinin kendi veya iş yeri niteliğindeki kapalı bir alanda muhafazası esnasında bu mekana kırma, delme, yıkma, devirme, zorlama, öldürme, yaralama, zor ve şiddet kullanılarak veya tehditle ya da araç gereç veya bedeni çeviklik sayesinde tırmanmak suretiyle ele geçirilerek aracın çalınması, çalınmaya teşebbüs edilmesi" halinin poliçenin teminatı kapsamına alındığı ve davacı sigorta şirketi tarafından aracın çalınmasını müteakip sigortalısına 21/02/2017 tarihinde 618.000,00-TL hasar ödemesi yapıldığı anlaşılmaktadır. Eldeki davanın yargılaması sırasında, mahkemece temin edilen 07/11/2019 günlü bilirkişi heyet raporunda da, çalınma olayının gerçekleşmesinde davalı site yönetiminin %30 oranında, davalı güvenlik şirketinin ise %60 oranında kusurlu bulunduğu, konut sahibinin de %10 kusurlu olduğu yönünde ağırlıklı görüş bildirildiği, söz konusu bu raporda imzası bulunan hukukçu bilirkişinin ise; aracı site maliki ve eşinin tasarrufuna bırakan sigortalının %40 oranında kusurlu sayılması gerektiği açıkladığı; 02/01/2017 tarihinde gerçekleşen olayda aracı çalan kişi veya kişilerin aynı gün girdikleri konuttu muhtelif ziynet eşyalarını da çaldıkları, bu çalınma olayı ile ilgili olarak İstanbul 8. Tüketici Mahkemesi'nde görülen 2017/240 Esas sayılı başka bir dava daha bulunduğu, bu davanın da eldeki davanın davalılarına yönelik olarak konut sahipleri tarafından açıldığı, söz konusu bu davanın yargılaması sonucunda mahkemece çalınma olayının gerçekleşmesinde site yönetiminin %30 oranında, davalı güvenlik şirketinin %60 oranında kusurlu olduğu, konut sahibinin ise %10 oranında kusurlu bulunduğuna ilişkin bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle verilen 2017/240 Esas- 2019/75 Karar sayılı ilamla ziynet eşyaların çalınması neticesinden uğranılan toplam zararın 177.200,00-TL olduğu, talep sahibinin kusuru oranında indirim yapılması gerektiği belirtilerek, davanın kısmen kabulü ile davalıların 159.480,00-TL tazminatla sorumlulukları yoluna gidildiği ve bu kararın istinaf yasa yolu incelemesinden geçerek 16/06/2020 tarihinde kesinleştiği de dosya kapsamından ve UYAP kayıtlarından görülmüştür. Hal böyle olunca, eldeki davada ilk derece mahkemesince araç çalınma olayının gerçekleşmesinde taraf kusur durum ve oranlarının ne olduğuna ilişkin düzenlenen 07/11/2019 günlü rapordaki çoğunluk görüşünün benimsenmesinde ve bu şekilde davalıların sorumluluğu yoluna gidilmesinde kural olarak usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamakta ise de; davalıların sigorta şirketinin sigortalısına yaptığı ödeme miktarından değil, sadece gerçek zarar miktarından kusurları nispetinde sorumlu olacaklarının gözetilmemesi hatalıdır. Her ne kadar yargılama sırasında temin edilen ve hükme esas alındığı anlaşılan 07/11/2019 günlü bilirkişi heyet raporunda, çalınan aracın bugün itibariyle, yani rapor tarihi itibariyle piyasa rayiç değerinin 630.000,00-TL olduğu yönünde belirleme mevcut ise de bu belirlemenin, rapor tarihi itibariyle değil rizikonun gerçekleştiği tarihe göre yapılması gerektiği konusunda duraksama bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece aracın çalındığı tarihteki gerçek piyasa rayiç değerinin ne olduğu konusunda açık ve denetlenebilir gerekçeler içeren bir bilirkişi raporu temin edilmeksizin ve sigortalıya atfedilen kusur gözetilmeksizin talebinin tamamının kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Eksik inceleme, araştırma ve değerlendirme ile karar verilemez. Sonuç itibariyle, davalılar vekillerince yapılan istinaf başvurularının az yukarıda açıklanan nedenle ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-a/6 hükmü kapsamında kaldırılmasına ve açıklanan biçimde inceleme, araştırma ve değerlendirme yapılarak taraflar arasındaki uyuşmazlık hakkında yeni bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine; kaldırma kararının gerekçesi gözetildiğinde davalı taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada değerlendirmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Davalı ... Site Yönetimi vekili ve davalı ... A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/10/2020 tarih ve 2019/23 Esas 2020/452 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6.maddesi hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, 2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3/İstinaf yasa yoluna başvuran davalılar tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendilerine İADESİNE, 4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5/İstinaf yasa yoluna başvuran davalılar tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/12/2023

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim