mahkeme 2020/1966 E. 2023/2176 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2020/1966
2023/2176
28 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/1966
KARAR NO: 2023/2176
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/02/2020
NUMARASI: 2016/780 Esas - 2020/99 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sürücüsü olduğu, davalı ... AŞ'nin maliki ve davalı ... Sigorta Şirketi'nin trafik sigortacısı olduğu ... plakalı aracın çift taraflı trafik kazasına karıştığını, hasar gören ... plakalı aracın zararına ilişkin olarak araç sürücüsü ... ve maliki ...'a toplam 19.000-TL ödemenin müvekkili tarafından yapıldığını, bu hususta bu kişilerden 17.04.2014 tarihli ibraname alındığını, akabinde aracın kaza tarihindeki işleteni ( uzun süreli kiralayanı) dava dışı ... AŞ'den bu alacağın 01.12/2015 tarihinde müvekkili tarafından temlik alındığını, ödenen bu rakamın rücuen tahsili için müvekkili tarafından davalılar aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takibi ile icra takibine girişildiğini, takibin davalıların itirazları nedeni ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkil ... Hiz. AŞ tarafından 14.09.2011 tarihli -... nolu ek kontrat ile ... AŞ'ne kiralandığını ve araç kiracıya 14.09.2011 tarihinde teslim tutanağı ile birlikte teslim edildiğini, aracın, her türlü kirasının kiracıya ait olduğu gibi zilyetliği ve fiili hakimiyetinin de kanun gereği kiracıda olduğunu, işleten sıfatı bulunmayan müvekkili yönünden davanı husumet yokluğundan reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; ZMSS Genel Şartları B.4-c hükmünde belirtilen "c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü İçki almış kişilerce veva aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar” düzenlemesi gereği işbu davaya konu tazminat miktarı ödenirse müvekkil sigorta şirketinin rücu alacağı doğacağını, ödenen tazminatın davacıdan tahsili gerekeceği için alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmiş olacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;''.... 12/04/2014 tarihinde ... plakalı araç ile ... plakalı aracın kazaya karıştığı, kazada davacının dava konusu ... plakalı aracın sürücüsü olduğu, dava konusu aracın davalı ... tarafından dava dışı temlik eden ... A.Ş'ye kiralandığı, kaza sonrasında sürücü tarafından her iki aracın da zararı giderildiği, davacının tüm hasar bedellerini gidermesinin akabinde kiracı tarafından tüm hak ve alacakların yazılı temlik sözleşmesi ile davacı sürücüye temlik ettiği, bu kapsamda temliğin geçerli olduğu; davalı kiralayanın uzun süreli araç kiralaması nedeniyle 2918 sayılı KTK'nun 85. maddesi kapsamında işleten sıfatının kalmadığından trafik kazası nedeniyle davalı ... A. Ş.'ye husumet yöneltilemeyeceği gibi davacının davalı ...'dan alacak talebinin hukuki dayanağı bulunmadığı, dava konusu kazada temlik alan sürücü davacının aracı alkolü olarak kullandığı sabit olmakla birlikte, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ve ceza dosyasında alınan ATK raporunda kazanın münhasıran alkolün etkisi ile gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilemediği, ancak kusur raporuyla davacının her durumda yani alkolün etkisinde olmasa dahi %100 kusurlu olduğunun tespit edildiği, bu halde davalı sigorta tarafından ödeme yapılsa dahi davacıya kusur oranında rücu edeceği ve kusurun %100 olduğu, bu halde alacaklı ve borçlu sıfatının birleşeceği ve TBK'nın 135/1 maddesi uyarınca borcun sona ereceği açık olup davanın reddi gerektiği'' gerekçesiyle; Davanın REDDİNE, karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İstinaf nedenleri: Davacı vekili, ... plakalı aracın müvekkili tarafından kullanılmak üzere davalı ... Yönetimi AŞ'den kiralandığını, ... plakalı araç davalı sigorta şirketi tarafından sigorta poliçesi ile hukuki koruma altına alındığı için zarar gören araç için müvekkili tarafından yapılan ödemeden davalı sigortanın sorumlu olduğunu, kazanın direksiyonun kilitlenmesi nedeniyle meydana geldiğini, kazanın alkolün etkisiyle meydana gelmediğini, davanın reddinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Dava, sürücünün, aracın maliki ve ZMMS sigortacısı aleyhine açtığı rücuen tazminat istemine ilişkin itirazın iptali davasıdır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; dava dışı ... ve ... tarafından imzalı 17 Nisan 2014 tarihli ibraname ile; davacı tarafından, davaya konu kaza nedeniyle ... plakalı araçta meydana gelen hasara binaen yapılan 19.000,00-TL ödemeye binaen davacının ibra edildiği, 01.12.2015 tarihli dava dışı ... A.Ş ile davacı arasında imzalanan temlikname ile, davaya konu 12.04.2014 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle hak sahiplerine ... Sigorta A.Ş tarafından tanzim edilen kasko poliçesi kapsamında yapılan 40.100,00-TL ödeme ve ... Sigorta A.Ş tarafından tanzim edilen trafik sigortası kapsamında yapılan 19.000,00-TL ödemeler dahil olmak üzere sigorta poliçelerinden kaynaklanan tüm hakların davacıya temlik edildiği görülmüştür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 183/1. maddesine göre; Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Aynı Kanun'un 184/1.maddesi ile alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Alacağın temliki, bir alacağın alacaklı tarafından bir başka kimseye devredilmesidir. Bu suretle borç münasebetinde alacaklının şahsında bir değişiklik vuku bulmakta, eski alacaklının (temlik edenin) yerini yeni alacaklı (temellük eden) almaktadır. Aynı zamanda, temlik edilen alacak eski alacaklının malvarlığından çıkarak yeni alacaklının mamelekine dâhil olmakta, alacağı talep etmek hakkı da yeni alacaklıya intikâl etmektedir. Alacağın temliki ile asıl haktan ayrı yalnız başına başkasına devredilemeyen dava hakkı da devredilmiş olur. Bu anlamda davada taraf sıfatı da temlik alanda olmaktadır. Her ne kadar ilk derece mahkemesince, davacının; sürücüsü olduğu aracı uzun süreli kiralayanın sigorta poliçesinden kaynaklanan alacaklarını temlik aldığı ve taraf sıfatı bulunduğu kabul edilmiş ise de; somut olayda; davalı ...'nin maliki, diğer davalı sigorta şirketinin zorunlu trafik sigortacısı olduğu ve davacının sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile ... plaka sayılı aracın çarpışması neticesinde meydana gelen trafik kazasında hem ... plaka sayılı hem de ... plaka sayılı araçların hasarlandığı, ... plaka sayılı aracın hasarına binaen hak sahiplerine davacı tarafından 19.000,00-TL ödeme yapıldığı ve davaya dayanak icra takibi ile de bu ödemenin rücuen tahsilinin talep edildiği, ödemenin temlik eden dava dışı ... A.Ş. tarafından yapılmamış olması, kişinin hem ödeyen hemde ödediğini temlik alan olması karşısında temliknamenin takibe konu alacak yönünden geçerliliği bulunmadığı ve davacıya herhangi bir hak tanımadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesinin kabulü yerinde değildir.Bununla birlikte, aynı zarardan dolayı birden fazla kişinin birlikte müteselsilen sorumlu tutulmaları ya zarara ortak kusurlarıyla sebebiyet vermiş olmalarına ya da farklı hukuksal nedenlerle sorumlu olmalarına bağlanmıştır. (6098 sayılı TBK'nın 61.maddesi) Trafik kazaları bakımından bir aracın sürücüsü zarara sebebiyet veren sıfatıyla haksız fiil faili olarak, aracın maliki, işleten sıfatıyla Kanun'dan kaynaklanan nedenle, zorunlu trafik sigortacısı ise düzenlediği sigorta poliçesi nedeniyle ve bu hali ile farklı hukuksal nedenlerle zarardan müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. 6098 sayılı TBK'nın 62. maddesinde müteselsil sorumlulukta iç ilişki düzenlenmiş ve “Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.” hükmüne yer verilmiş, 167. maddesinde de ‘‘Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir. Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler.’’ hükmüne yer verilmiştir. Yasal düzenlemeler gereğince haksız fiil sorumlusu, zarar görenin zararını karşılarsa bunu kimseye rücu edemeyecektir. Kanundan dolayı trafik kazasından sorumlu olan kişi zarar görenin zararını öderse, haksız fiil sorumlusuna ya da sigorta poliçesine dayanarak kendi sigorta şirketine rücu edebilecektir. Sigorta poliçesi nedeniyle sorumlu olan sigortacı, zarar görenin zararını öderse, sigorta poliçesindeki hükümlere dayanarak koşulların bulunması halinde kendi akidine rücu edebilecektir. Dolayısıyla haksız fiil faili olan davacı sürücü, kanundan dolayı sorumluluğu bulunan işletene rücu hakkına sahip olmadığı gibi aralarında sözleşme ilişkisi bulunmaması nedeniyle sözleşmeden dolayı sorumluluğu bulunan sigortacıya karşı da rücu hakkına sahip değildir. Bununla birlikte; bu yasal düzenleme ve tespitler karşısında, kanunu dolanmak anlamına gelecek bir temlik işlemine yasal sonuç bağlanması da yasal olarak olanaklı değildir. Bu durumda mahkemece, haksız fiil faili olan davacının rücu hakkı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme neticesinde ve hukuki sonuç bağlanması yasal olarak olanaklı bulunmayan temlik işlemi gözetilerek yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olup, davacı vekilinin istinaf talebi bu nedenle yerindedir. Ne var ki; Dairece tespit edilen hukuka aykırılık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 353/1-b/2 madde hükmü gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, taraflar yararına vekalet ücretine yönelik olarak oluşan usuli kazanılmış haklara dokunulmaksızın açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar vermek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurmak gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Başlıkta bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜNE, 2/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan 54,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine İADESİNE,3/İstinaf eden tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer giderlerin ise takdiren üzerinde bırakılmasına,,4/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5/İstinaf istemine konu olan ve başlıkta yazılı bulunan İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/02/2020 gün ve 2016/780 Esas - 2020/99 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, a-)Davanın REDDİNE b-)Alınması gereken 269,85-TL harçtan, peşin alınan 229,48-TL harçtan mahsubu ile bakiye 40,37-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, c-)Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 3.400,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, d-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davalı ...tarafından yapılan 27,10-TL'nin davacıdan alınarak davalı ...ye verilmesine,e-)Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333.maddesi ile yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi.28/12/2023
-MUHALEFET ŞERHİ- Somut olayda, davacı araç sürücüsü, karşı aracın hasarı nedeniyle zarar görene ödediği bedelin, davalı araç maliki ve ZMM sigortacısından rücuen tahsilini talep etmektedir. Dosya kapsamından, 12.04.2011 tarihinde davacının kullanımında iken çift taraflı kazaya karışan... plakalı aracın, davalı ...ye ait olduğu, kaza tarihine kapsayan uzun süreli kira sözleşmesi ile 47 aylığına davalı ...tarafından dava dışı ... AŞ'ye kiralandığı ve 14.09.2011 tarihinde kiralayana teslim edildiği anlaşılmaktadır. Sürücü, araç işleteni ve trafik sigortacısı arasında kanundan kaynaklanan müteselsil sorumluluk ilişkisi olduğu açıktır. Davalı sigorta şirketi, 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesinde düzenlenen işletenin hukuki sorumluluğunu (poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) üstlenmiş olmakla, zarar görene karşı müşterek müteselsil sorumluluğu bulunmaktadır. Müteselsil borçluluk, bir edimin birden fazla borçlusunda her birinin edimin tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu bir borçluluk türü olup, borçlulardan birinin edimin tümünü ifa ederek alacaklıyı tatmin etmesi halinde evvelce mevcut olmasa dahi ifayı gerçekleştiren borçlu ile diğer borçlular arasında bir hukuki ilişki doğacaktır. KTK'nın 85. maddesi uyarınca, motorlu aracın işletilmesi sırasında doğan zararlardan işletenin sorumluluğu asıl sorumluluk olup motorlu aracın işletilmesinden doğan zararın işleten ve (poliçe teminat limitleri çerçevesinde) trafik sigortacısı tarafından giderilmesi gerekmektedir.( Bkz. Yargıtay 17.HD'nin 2020/682 Esas, 2021/1654 Karar sayılı ilamı). Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, KTK 85. maddesi gereğince motorlu aracın işletilmesi sırasında doğan zararlardan asıl sorumluluğu bulunan ve sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olan işletenin sorumluluğunu poliçe limitleri dahilinde üstlenen trafik sigorta şirketinin, doğan zararı karşılaması gerektiğinden, 3. kişinin zararını karşılayan ve zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olan davacı sürücü, ödediği meblağın davalı sigorta şirketinden rücuen tahsilini isteyebilecektir. Sırf akidi olmadığı olmadığı için ve haksız fiil sorumlusu olduğu için , davacı sürücünün ödediği meblağı, davalı sigorta şirketinden isteyemeyeceğini söylemek, sigorta hukukunun genel ilkeleri ve müşterek müteselsil sorumluluk ilkesi ile bağdaşmaz. Başka bir deyişle, zarar gören 3 kişi, zararının giderilmesini müşterek ve müteselsil sorumluluk ilkesi gereğince sigorta şirketi, işleten ve sürücüden isteyebileceğine göre, iç ilişkide sürücünün zarar gören 3. kişi için ödediği meblağı da, işletenin tehlike sorumluluğu nedeniyle yapılan ve bir sorumluluk sigortası türü olan zorunlu trafik sigortacısından isteyebileceğini kabul etmek yanlış olmayacaktır. Kaldı ki, dava konusu olayda, kazanın meydana gelmesinde davacı sürücünün %100 kusurlu olması, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, dosyada mevcut 16/12/2019 tarihli heyet raporuna göre kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmediği anlaşılmakla, alacaklı ve borçlu sıfatının birleşmesi de söz konusu olmayacaktır. Bundan ayrı eldeki davada, kazaya neden olan araç davalı ... Yönetimi AŞ adına kayıtlı olsa dahi, kaza tarihini kapsar şekilde uzun süreli olarak dava dışı ... AŞ'ye kiralanıp teslim edildiğinden, kaza tarihi itibari ile davalı ... Yönetimi AŞ'nin işleten sıfatının bulunduğu söylenemez. Bu halde ise, davalı ... Yönetimi AŞ'nin işleten sıfatı bulunmadığından, iş bu davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde esastan reddine karar verilmesi de doğru olmamıştır. Hal böyle olunca yerel mahkemece , alanında uzman bilirkişiden rapor alınarak hasara uğrayan ... plakalı aracın hasar gören parçaları, fotoğrafları, varsa ekpertsiz raporu vs nazara alınarak hasarın belirlenmesi ve toplanmış ve toplanacak deliller bir arada değerlendirilerek varılacak sonuca göre, bir karar verilmesi için davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1.a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği görüşünde olmam nedeniyle; sayın çoğunluğun neticesi itibari ile doğru bulunan yerel mahkeme kararının gerekçesi düzeltilmek suretiyle yeniden hüküm kurulması (HMK 353/1.-b.2) yönündeki görüşüne katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.