mahkeme 2025/554 E. 2025/686 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/554

Karar No

2025/686

Karar Tarihi

8 Nisan 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
57. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/554
KARAR NO: 2025/686
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/12/2024
NUMARASI: 2024/561 Esas, 2024/1080 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 23/05/2023
KARAR TARİHİ: 08/04/2025
KARAR Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın görevsizliğine yönelik verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, takibe konu alacağı dava dışı üçüncü şahıstan temlik aldığını, takibe konu alacağın temlik eden tarafından davalıya borç olarak verilmiş olup bu hususun havale dekontlarında yer alan açıklamalar ile de sabit olduğunu, davalı/borçlunun müvekkile olan borcunu ödemediğini, bu nedenle İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı/ borçlu tarafından yapılan itirazın 500.000TL'lik kısmının iptaline, İhtiyati haciz talebimizin kabulüyle davalı aleyhine 500.000TL ile sınırlı olmak üzere İhtiyati haciz kararı verilmesini, davalının, dava konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine mahkum edilmesini ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: öncelikle müvekkili şirkete temlik sözleşmesi tebliğ edilmemiş olup davacının dava ehliyetinin olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte dava dışı ...nın, kötüniyetli ve dolandırıcılık kastı ile hareket ettiğini, zira müvekkil şirkete olan borcunu ödediğinden bahisle davaya konu ödemeleri yaptığını, ekte sunulu sözleşme ve çek fotokopilerinden de anlaşılacağı üzere kendisi müvekkil şirket ile olan yakınlığı sebebiyle ve ev alımı bahanesiyle müvekkil şirketten 3. Kişilere ait çekler aldığını ve bahsi geçen ödemeleri de bu aldığı borçlara karşılık yaptığını, kendisinin kötü niyetli olarak da, açıklamaya borç ifadesini eklediğini ve müvekkili şirket yetkililerinin bir anlık dalgınlığından faydalanarak huzurdaki davayı açtığını, kaldı ki yine bu konuyla ilgili senetleri de mevcut olup kendisinin müvekkili şirkete borçlu olduğunu, dava dışı ... ve hatta davacı hakkında bu konuyla ilgili pek çok şikayet bulunduğunu, ulaşabildikleri kadarıyla kendisi hakkında halen İstanbul Anadolu CBS 2023/90000 sor. nolu dosya ile soruşturma devam edildiğini yine aynı şekilde Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... ve ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyalarında da aynı yollara başvurulduğunun öğrenildiğini beyanla bu dosyaların da delil olarak toplanarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece verilen 09/05/2024 tarih ve 2023/362 Esas 2024/437 sayılı görevsizlik kararının Dairemizin 16/07/2024 tarih ve 2024/1088 Esas 2024/1218 Karar sayılı ilamıyla 353/1-a-3 kararı ile kaldırıldığı, davanın yukarıda belirtilen esasına kaydının yapılarak yargılamaya bu dosya üzerinden devam olunduğu görülmüştür. İlk derece mahkemesince; "1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE, 2-Taraflardan birinin, karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3-Yasal süre içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin iş bu kararın tefhim/tebliği ile İHTARINA," karar verilmiş olup, bu karara karşı davalı vekili süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin görevsizlik kararı verdiğini, kararın içeriğine bir itirazlarının bulunmadığını, mahkemece kararla birlikte vekalet ücretine hükmedilmemesinini usul ve yasalara aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, görevsizlik kararı ile birlikte vekalet ücretine de hükmedilmesi gerekirken mahkemece görevli mahkemede değerlendirmek üzere dahi vekalet ücretinden bahsedilmediğini, yargılama giderleri hususunu görevli mahkemece değerlendirilmesi konusunda karar oluşturduğunu belirterek, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin vekalet ücreti yönünden usul ve yasaya aykırı 26/12/2024 tarih ve 2024/561 E. - 2025/1080 K. Sayılı kararının vekalet ücreti yönünden istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak, yapılacak olan yeni yargılama sonucunda müvekkili şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.Değerlendirme: Dava, Dava; ileri sürülüş şekline göre ödünç sözleşmesinden kaynaklanan İtirazın İptali davasıdır. Mahkemece HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca görev dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine, karar verilmiştir. Hukuk Muhakeme Kanununun 341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada istinaf incelemesi, HMK 355. maddesi gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller de dikkate alınarak; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve davacı vekilinin istinaf dilekçesinde ortaya konulan istinaf sebepleri ile sınırlı, takdiren duruşmasız olarak yapılmıştır. Dava tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK’nın 1/1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi, kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar, kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır. Görev hususu da kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır ve görev hususunda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Somut uyuşmazlıkta öncelikle mahkemenin görevli olup olmadığı tespit edilmelidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 4. maddesinin birinci fıkrası; "(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./l.md.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkmdaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, fınansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K/l.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. " düzenlemesi mevcuttur. Yasanın mevcut düzenlemesi kapsamında oluşturulan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.06.2020 tarih ve 2019/4-231 Esas - 2020/487 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak, mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi; “(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari (Değişik ibare: 26/06/2012-6335 S.K/2.md.) davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (3) (Değişik fıkra:26/06/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." hükümlerini havidir. Somut uyuşmazlıkta her ne kadar temlik alan davacı tacir değil ise de uyuşmazlığın tacirler arasındaki ödünç sözleşmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespitinin temlik alan davacı değil de temlik eden dava dışı ...'nın tacir olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmekle; Dairemiz kaldırma kararından sonra mahkemece yapılan araştırmas neticesinde temlik eden ...'nın tacir olmadığı tespit edildiğinden bu kez verilen görevsizlik kararının yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Davalının yargılama giderlerine dair istinaf nedeninin incelenmesinde ise; HMK m.331/2 gereğince '' (2) Görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder.'' Bu amir hüküm gereğince görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edebileceğinden davalının bu aşamada vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönündeki itirazları yerinde değildir. İzah edilen nedenlerden dolayı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b.1 gereğince esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davalının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davacı lehine ücreti vekalet takdirine yer olmadığına, 3.Alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK m. 360 yollamasıyla, m. 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına, 5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, 6.HMK m.351 yollaması ile m. 329/2 gereğince takdiren 3.000,00 TL idari para cezasının davalı vekili Av. ...'dan alınarak hazineye irat kaydına, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 08/04/2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim