Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/18
2025/133
21 Ocak 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
57. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/18
KARAR NO: 2025/133
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/11/2024
NUMARASI: 2024/912 Esas, 2024/179 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ: 31/10/2024
KARAR TARİHİ:21/01/2025
KARAR Taraflar arasındaki davasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliğine yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin, İstanbul ili, Bahçelievler ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel ... bağımsız bölüm numaralı taşınmazı, 28.02.2018 tarihinde davalı ... Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'den satın aldığını, ipoteğin dayanağı olan kredi borcunun ödenmemesi üzerine dava dışı Banka tarafından davacı ve davalılar aleyhine, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını ve taşınmazın, İcra Müdürlüğü tarafından yapılan açık artırma sonucunda satılarak alıcısı adına tescil edildiğini, müvekkilinin, ipotek konusu taşınmazın, gerçek bedeli üzerinden müteahhitlik yapan davalıdan satın aldığını, taraflar arasında, borçtan şahsi sorumluluğun davacı tarafından üstlenildiğine dair herhangi bir anlaşma bulunmadığını, ipotekli taşınmazı satın alan davacının, taşınmaz üzerindeki ipoteğin neticelerine katlanma yükümlülüğü çerçevesinde taşınmazın satışına katlandığını, TMK’nın 884. maddesiyle öngörülen haklara sahip olduğunu, bu nedenle, borcu, cebri icra yoluyla alacaklıya ödeyen davacının, kanun gereği alacaklının haklarına halef olduğunun ve ödediği bedeli davalıya rücu edebileceğinin kabulünün gerektiğini, davacıya ait taşınmazın, davalının borcu nedeniyle cebri icra yoluyla satıldığı ve davacının, taşınmazın satış bedeli kadar alacaklının haklarına halef olduğundan, halefiyet ilkesi gereğince, dava dışı alacaklının sahip olduğu haklar (temerrüt faiz oranı vs.) üzerinden, satış tutarının davacı müvekkiline ödenmesinin gerektiğini, neticede fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla HMK'nın 109. maddesi gereğince 1.000,00 TL alacağın, (yasal faizden az olmamak koşuluyla) %30,24 faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk derece mahkemesince; "1-Davanın, dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE," karar verilmiş olup, bu karara karşı davacı vekili süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın yasal dayanağının Türk Medeni Kanununun 884. maddesi olan dava olduğunu, anılan düzenlemeden doğan halefiyete dayalı olarak açıldığını, mahkemece, "İcra takip dosyası içeriğinden anlaşıldığı üzere davacı tarafça ipotek borcunun ödendiğine dair dosya kapsamında herhangi yazılı kaydın bulunmadığı, ipotekli taşınmazın, ipoteğin paraya çevrilmesi takibi sonrasında ipotek alacaklısı banka tarafından alınıp, adına tapuya tescil edildiği" gerekçesiyle davanın halefiyete dayalı olmadığı kabul edilmişse de varılan sonuç dosya kapsamına uygun olmadığını, müvekkiline ait ipotekli taşınmazın, ipotek alacaklısı tarafından başlatılan icra takibi sonucunda, cebri icra yoluyla satılması ve taşınmazın alacaklı tarafından "alacağa mahsuben" alınması, dosya borcunun müvekkil tarafından ödenmediği anlamına gelmemekte olup "parayla ödeme yapılmadığı" ve bu nedenle davanın halefiyete dayalı olmadığı yönündeki sığ hukuki değerlendirmenin, yasal bir dayanağı bulunmadığını, mahkemenin değerlendirmesinin doğru olduğunun kabulü halinde "borç ödenmedi ise tescille borç nasıl sona erdi?" sorusuna bir cevap bulmak gerekir ki; bu sorunun, "taşınmazın alacağa mahsuben alınması, alacaklı tarafından ihalede ileri sürülen pey (gerekli harç ve masraflar düşüldükten sonra) kadar dosya borcunu sona erdirir" şeklindeki cevaptan başka herhangi bir cevabı bulunmadığını, davanın TTK'nın 884. maddesi gereğince halefiyete dayalı olarak açıldığını, halefiyete dayalı olarak açılan davalarda, görevli mahkemenin tayininde, halef olunan kişi ile akîdi arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alındığını, müvekkilinin dava dışı alacaklı ...'ın alacaklarına halef olduğundan ve ... ile davalılar arasındaki ilişki ticari kredi sözleşmesinden kaynaklandığından, görevli Mahkemenin tayinininde bu ilişkinin dikkate alınması gerektiğini, dava dışı alacaklı ... ile davalı borçlular arasındaki ilişki ticari kredi sözleşmesinden kaynaklandığından ve bu ilişkiden doğan uyuşmazlıklara bakma görevi Ticaret Mahkemelerine ait olduğundan, işbu davaya bakma görevi de Ticaret Mahkemelerine ait olduğunu belirterek, istinaf başvurularının kabulü ile Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.11.2024 tarih, 2024/912 Esas ve 2024/179 Karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Değerlendirme: Dava, ipotekli şekilde satın alınan taşınmazın cebri icra yoluyla satışı nedeniyle ödenen bedelin rücu istemine ilişkindir. İDM'ce ''... Somut olayda; davacının, satış sözleşmesi uyarınca ticari ve mesleki amaçla hareket eden davalı şirketten 1 adet daire vasfındaki ipotekli taşınmazı satın aldığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf, dava dilekçesinde halefiyet ilkesinden bahsetmişse de, icra takip dosyası içeriğinden anlaşıldığı üzere davacı tarafça ipotek borcunun ödendiğine dair dosya kapsamında herhangi yazılı kaydın bulunmadığı; ipotekli taşınmazın, ipoteğin paraya çevrilmesi takibi sonrasında ipotek alacaklısı banka tarafından alınıp, adına tapuya tescil edildiği görülmüştür. Bu haliyle davacının talebinin halefiyet ilkesine dayalı olmadığı mahkememizce kabul edilmiştir. Davacının talebi, satıma konu taşınmazdaki ipotekten kaynaklı olarak davalının kendisini zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat davasıdır. Taşınmazın daire vasfında olması ve uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanunun 3. maddesine göre tüketici işlemi veya tüketiciye yönelik uygulamalardan doğmuş olması sebeperiyle aynı kanunun 73.maddesi gereği davaya bakmak görevi Tüketici Mahkemesine aittir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 06/02/2020 Tarih ve 2017/2529 Esas, 2020/308 Karar sayılı ilam.) (Yagıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/1774 Esas, 2014/496 Karar sayılı ilam.) HMK' nın 114/1-c maddesi uyarınca görev dava şartıdır ve aynı kanunun 115.maddesine göre mahkemeler dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Bu durumda davaya bakmaya Tüketici Mahkemesinin görevli olması...'' gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Karara davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 6100 Sayılı HMK'nun 355. maddesi gereğince kamu düzeni ve istinaf sebepleriyle sınırlı ve dosya safahatı ve geldiği aşama ile istinaf sebepleri dikkate alınarak takdiren duruşmasız olarak yapılan incelemede; Davacı vekili istinaf sebeplerinde; davanın yasal dayanağı Türk Medeni Kanununun 884. maddesi olup dava, anılan düzenlemeden doğan halefiyete dayalı olarak açılmıştır. Taşınmazın alacağa mahsuben alınması, dosya borcunun müvekkil tarafından ödenmediği anlamına gelmemektedir. Taşınmazın alacağa mahsuben alınması, alacaklı tarafından ihalede ileri sürülen pey (gerekli harç ve masraflar düşüldükten sonra) kadar dosya borcunu sona erdirir. Halefiyete dayalı olarak açılan davalarda, görevli mahkemenin tayininde, halef olunan kişi ile akîdi arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Müvekkil dava dışı alacaklı ...'ın alacaklarına halef olduğundan ve ... ile davalılar arasındaki ilişki ticari kredi sözleşmesinden kaynaklandığından, görevli Mahkemenin tayinininde bu ilişkinin dikkate alınması gerekmektedir. Dava dışı alacaklı ... ile davalı borçlular arasındaki ilişki ticari kredi sözleşmesinden kaynaklandığından ve bu ilişkiden doğan uyuşmazlıklara bakma görevi Ticaret Mahkemelerine ait olduğundan, işbu davaya bakma görevi de Ticaret Mahkemelerine ait olduğunu ileri sürmektedir. Somut olayda; davacının davalı şirketten ipotekli olarak satın aldığı taşınmazın cebri icra yoluyla dava dışı banka tarafından satışa çıkarıldığı ve taşınmazın alacağa mahsuben dava dışı banka tarafından alındığı ve borcun bu şekilde sona erdirildiği, alacaklı dava dışı banka tarafından ihalede ileri sürülen ve banka tarafından ödenen pey kadar dosya borcunun sona erdiği anlaşılmaktadır. Davacı ihale bedelini kendisi ödememiş ve taşınmaz kendi adına kayıtlıyken dava dışı banka ihale bedelini ödeyerek taşınmazı satın almıştır. Taşınmaz dava dışı banka adına tapuda tescil edilmiştir. Bu nedenle davacının kendi ödemediği ihale bedelinden ötürü dava dışı bankanın haklarına halef olması düşünülemez. Bu nedenle Mahkemece ''davacının talebinin halefiyet ilkesine dayalı olmadığı kabul edilerek davacının talebi, satıma konu taşınmazdaki ipotekten kaynaklı olarak davalının kendisini zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat davası olduğunun kabulü ile taşınmazın daire vasfında olması ve uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanunun 3. maddesine göre tüketici işlemi veya tüketiciye yönelik uygulamalardan doğmuş olması sebeperiyle aynı kanunun 73.maddesi gereği davaya bakmak görevi Tüketici Mahkemesine ait olduğunun '' kabulü usul ve yasaya uygundur. Davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Bu kapsamda, tarafların iddia ve savunmaları ile dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve İlk Derece Mahkemesi'nin objektif, mantıksal ve bilimsel veriler ile dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine, davanın vasıf- mahiyetine, ispat hukuku hükümleri çerçevesinde delillerin takdirinde ve hukuki mevzuatın olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ayrıca istinaf talebine konu kararın hukuki güvenlik ve istikrarın temini açısından uygulama hukukuna yönelik istikrar kazanmış yüksek mahkeme kararları ile yargısal içtihatlara uygun olarak Dairemizce de benimsenen usule ve maddi hukuka ilişkin yasal ve hukuksal gerekçelere dayandırılarak verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebeplerinin karar yerinde tartışıldığı, bu doğrultuda ortaya konulan gerekçenin isabetli olduğu değerlendirilerek; davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b-1 uyarınca oy birliğiyle esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davacının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davalı lehine ücreti vekalet takdirine yer olmadığına, 3. Davacının tüketici olduğu tespit edilmiş olmakla, tüketici harçtan muaf olup istinaf aşamasında yatırılan tüm harçların davacıya iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK m. 360 yollamasıyla, m. 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına, 5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 21/01/2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.