Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/149
2025/259
11 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
57. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/149
KARAR NO: 2025/259
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/05/2024
NUMARASI: 2022/659 Esas, 2024/363 Karar
DAVANIN KONUSU: Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan
DAVA TARİHİ: 19/08/2022
KARAR TARİHİ: 11/02/2025
KARAR Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 07.01.2018 tarihinde "Taşınmazın Satılması Hakkında Aracılık Sözleşmesi" imzalandığını, davalı şirket, taraflar arasında imzalanan bu sözleşme doğrultusunda nihai ... ile davacı şirket arasında imzalanan 14.03.2019 tarihli 'Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi"ne aracılık yaptığını, davalı şirket, aracılık yaptığı bu satış işlemi nedeniyle davacı şirketten KDV dahil 7.552,00 Amerikan Doları Komisyon bedeli aldığını, davalı şirketin aracılık yaptığı nihai alıcı, satın almayı vaat ve taahhüt ettiği bağımsız bölümün sözleşmede öngörülen 80.000 Amerikan Dolarlık satış bedelinin yalnızca 35.750 USD ödediğini, nihai alıcı yapması gereken taksit ödemelerini zamanında yapmadığını, bu nedenle nihai alıcının sözleşme adresine kargo yolu ile ve aynı zamanda elektronik posta adresine 18.02.2022 tarihinde ödeme ihtarnamesi gönderildiğini, gönderilen işbu ihtarnameye rağmen. nihai alıcı taksit ödemelerini yapmadığını, bu nedenle nihai alıcıya gönderilen 13.04.2022 tarihli ihtarname ile bu kişinin sözleşmesi haklı nedenlerle tek taraflı olarak feshedildiğini, fesihten sonra nihai alıcı davacı şirkete başvurmak suretiyle haklı nedenlerle tek taraflı olarak feshedilen sözleşmeden dolayı ödediği bedellerin kendisine iadesini talep ettiğini, bu doğrultuda nihai alıcı ile davacı şirket arasında 30.05.2022 tarihli "Sözleşmenin feshi protokolü" imza altına alındığını, bunun üzerine davacı şirket tarafından nihai alıcı ile yapılan sözleşme için, davalı şirkete ödediği satış komisyonun iadesi yönünden 30.05.2022 tarihli e-arşiv faturasını keserek davalı şirkete gönderdiğini, davalı şirket gönderilen bu faturayı Bakırköy ... Noterliği'nin 08.06.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile itiraz ederek iade ettiğini, bunun üzerine davacı şirket, davalı şirkete Bakırköy ... Noterliği'nin 14.06.2022 tarih ve ... yevmiye numarası ile ihtarname göndererek aracılık yaptığı nihai alıcı, imzalamış bulunduğu sözleşme gereğince ödemesi gereken taksitlerini kendisine yapılan tüm yazılı ve şifahi uyarılara rağmen ödemediği belirtilmek suretiyle aracılık yaptığı sözleşmenin bu nedenlerle haklı sebeplerle ve tek taraflı olarak feshedileceğinin belirtildiğini, yine aynı ihtarnamede taraflar arasında imzalanan 07.01.2018 tarihli "Taşınmazın Satılması Hakkında Aracılık Sözleşmesi'nin 10. Maddesi ve diğer ilgili maddeleri gereğince fatura karşılığı ve komisyon bedeli olarak ödenen bedelin ihtarın kendilerine tebliğinden itibaren 15 (onbeş) gün ödenmesi ve kendilerine gönderilen 30.05.2022 tarihli faturanın kayıtlara alınması ihbar ve ihtar edildiği, davalı şirketin aracılık yaptığı nihai alıcı imzalamış bulunduğu sözleşme gereğince satış bedeli olan 80.000 Amerikan Dolarının sadece 35.750 Amerikan Dolarını ödediği, satış bedelinden kalan 44.250 Amerikan dolarını vadesi geçmesine rağmen ve tüm uyanlara rağmen ödemediği, bu nedenle nihai alıcının sözleşme adresine kargo yolu ile ve aynı zamanda elektronik posta adresine 18.02.2022 tarihinde ödeme ihtarnamesi gönderildiğini, gönderilen işbu ihtarnameye rağmen nihai alıcı taksit ödemelerini yapmadığını, bu nedenle nihai alıcıya gönderilen 13.04.2022 tarihli ihtarname ile bu kişinin sözleşmesi haklı nedenlerle tek taraflı olarak feshedildiğini, fesihten sonra nihai alıcı, davacı şirkete başvurmak suretiyle haklı nedenlerle tek taraflı olarak feshedilen sözleşmeden dolayı ödediği bedellerin kendisine iadesini talep ettiğini, bu doğrultuda nihai alıcı ile davacı şirket arasında 30.05.2022 tarihli "Sözleşmenin feshi protokolü" imza altına alındığını, taraflar arasında imzalanan 07.01.2018 tarihli Taşınmazın Satılması Hakkında Aracılık Sözleşmesinin 10. maddesinde açıkça nihai alıcı ile ... arasında aracı vasıtasıyla imzalanmış satış vaadi sözleşmesinin, herhangi bir sebepten ötürü feshedilmesi yahut sona ermesi halinde aracı, almış olduğu komisyon ödemesini ...'a, 15 takvim günü içinde ve ... nihai alıcıya satış bedelini iade etmeden evvel geri ödemek zorunda olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin yukarıda belirtilen maddesi doğrultusunda, davalı şirket, almış bulunduğu komisyon bedelini müvekkili şirkete iade etmek zorunda olduğunu, taraflar arasında imzalanan 07.01.2018 tarihli Taşınmazın Satılması Hakkında Aracılık Sözleşmesi'nin 10. Maddesi ve diğer hükümleri incelendiğinde davalı şirketin aracılık yaptığı satış sözleşmesinin haklı sebeplerle feshedilmesi karşısında davacı şirketten almış bulunduğu komisyon bedelini iade etmesi gerektiği açık olduğunu, davalı şirket tacir olup, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri gereğince, aracılık yaptığı sözleşmenin haklı sebeplerle feshedilmesi nedeniyle kendisine ödenen satış komisyonunu iade etmek zorunda olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 10. Maddesinde bu hususun açık ve net bir şekilde belirtildiğini ve taraflar bu sözleşmenin hükümleri kabul ederek imza altına aldıklarını belirterek davalı şirketin icra dosyasına yapmış bulunduğu itirazın iptali ile takibin devamını, davalı şirketin yersiz, haksız ve kötü niyetli itirazından dolayı davalı şirket aleyhine %20'den aşağı olmamak kaydı ile icra-inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin edimlerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davacı ve dava dışı alıcının kendi aralarındaki satış işleminin tamamlanmaması hususunda her hangi bir kusuru olmadığı gibi bu aşamayla herhangi bir ilgisi olmadığını, davalının TBK, Yargıtay içtihatları ve aradaki sözleşme gereği komisyona hak kazandığını, davalının TBK'nın ilgili hükümleri ve gereği üzerine düşen tüm edimlerini yerine getirmiş olup davacı tarafın aksi yöndeki tüm beyanları kanunun açık hükümlerine ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında imzalanan 07.01.2018 tarihli sözleşme uyarınca, davalı şirkete ait projelerdeki konut. ofis ve ticari alanların yurtdışında tanıtım, pazarlama ve satışı konusunda "aracılık" yapacağı, ilgili sözleşme biçimi TBK m. 520/1 de "Simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir." şeklinde tanımlandığını, kanunun açık maddesinde de belirtildiği üzere simsarlık sözleşmelerinde aracı sözleşmenin kurulması ile ücrete hak kazanmakta olup ayrıca kurulmasına aracılık edilen sözleşmenin icrasına gerek olmadığını, müvekkilinin sözleşmeye göre de komisyona hak kazanmış olup, satış işleminin tamamlanamaması hususunda her hangi bir kusuru olmayıp, ilgili maddenin devamı uyarınca hiç bir şekilde herhangi bir kusur addedilemeyen davalının sözleşmenin sona ermesi halinde komisyona hak kazanacağının çok açık olduğunu, davacı dava dışı alıcının para ödemediğinden dolayı sözleşmenin haklı feshinden bahsetmiş olsa da söz konusu iddia gerçek olup nihai alıcıyla yaptıkları görüşmede taşınmazın aradaki anlaşma gereği süresinde bitirilmemesinden dolayı ödemeleri geciktirdiğini devamında da davalının tehdit ve davranışlarından dolayı taşınmazı asla teslim alamayacağı inancına kapıldığından davalıyla en azından kısmi de olsa ödediği bedeli iade almak adına davalıyla anlaştığını, dava dışı nihai alıcının mahkemece dinlenilmesini talep ettiklerini, yani diğer bir değişle davalıca taşınmaz süresinde teslim edilmediği için alım satım ilişkisi bitmemiş olup sözleşmenin feshedilmesinin de tamamen davalının kusurundan kaynaklandığını davacının beyan ve talepleri haksız, basiretsiz ve kötü niyetli olup davanın reddi ile davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini belirterek öncelikli olarak davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise davalı aleyhinde haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan huzurdaki davanın esastan reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; " 1-Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine," karar verilmiş olup, bu karara karşı davacı vekili süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin huzurunda görülen davanın itirazın iptali davası olduğunu, Yerel Mahkemenin davalının icra dosyasındaki itirazları doğrultusunda bu itiraz sebepleri ile bağlı kalarak inceleme yapmasının ve karar vermesinin gerektiğini, davalının icra dosyasına yaptığı itiraz incelendiğinde, davalının müvekkili şirkete herhangi bir borcu bulunmadığı itirazında bulunduğunu, davalı "...takip dosyasında talep edilen yabancı paranın kur tarihi ve TL karşılığının belirtilmediği " şeklinde herhangi bir itirazının bulunmadığını, Yerel Mahkeme davalının icra takip dosyasına yaptığı itirazlara bağlı kalarak ancak bu hususlarda karar vermek zorunda olduğunu, dosyada yapılan bilirkişi incelemesinde, davalının müvekkili şirkete borçlu bulunduğunun açıkça tespit edildiğini, dolayısıyla davalının müvekkili şirkete borcu bulunmadığı yönündeki itirazının haksız ve gerçek dışı olduğu bilirkişi raporu ile de sabit hale geldiğini, tüm bu hususlara rağmen, Yerel Mahkemenin davalının itirazlarının dışına çıkmak suretiyle açılan davayı dava şartı yokluğu nedeniyle reddetmesinin hakkaniyete, meri mevzuata, usule ve içtihatlara açıkça aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak ortadan kaldırılmasını, dava dilekçesindeki talepleri doğrultusunda davanın kabulünü ve karar kesinleşinceye kadar icranın tehirine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf taleplerinin reddi ile kanuna ve Yargıtay kararlarına uygun kararın onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Değerlendirme: Dava, simsarlık sözleşmesi gereğince davalıya ödenen bedelin iadesi için başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır. Mahkemece dava konusu takip talebinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmediği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Hukuk Muhakeme Kanununun 341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada istinaf incelemesi, HMK 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller dışında; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde ortaya konulan istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve takdiren duruşmasız olarak yapılmıştır.Dava konusu edilen İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacının alacaklı, davalının borçlu olduğu 7.552,00 USD faturaya dayalı cari hesap alacağının talep edildiği ancak takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının takip tarihinde geçerli kurdaki TL karşılığının belirtilmediği tespit edilmiştir.2004 sayılı İİK'nın 4949 sayılı Kanunun 12. Maddesi ile değiştirilen 58/3. Maddesinde, alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizinin takip talebinde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Aynı durum, İİK.nun 60/1. maddesi gereğince ödeme emri için de söz konusudur. Yabancı para alacağın karşılığı TL’nın gerek takip talepnamesinde gerekse ödeme emrinde gösterilmesi yasaca zorunlu kılınmıştır.İtirazın iptali davalarında usulüne uygun bir icra takibinin bulunması dava şartıdır. Somut olayda, takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı gösterilmediğinden "usulüne uygun bir icra takibinin bulunması" şeklindeki dava şartı gerçekleşmemiştir. Takip talebi ve ödeme emrinde bulunması zorunlu olan yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığının bulunup bulunmadığının itirazın iptali davasında resen incelenmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. İtirazın iptali davası İİK da düzenlenen bir dava türü olduğundan İİK hükümleri de dikkate alınır.İtirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır.HMK'daki dava şartları yanında İİK'daki özel dava şartları da incelenir. İcra takibinin süresiz şikayet yoluyla iptalinin mümkün olmasının itirazın iptali davası sonuçlandıktan sonra dahi takibin iptal edilebileceği anlamına gelmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/4847 E- 2024/6761 2004 K sayılı kararında da değinildiği üzere; 2004 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizinin takip talebinde gösterilmesi gerektiğinin düzenlendiği, aynı durumun yine aynı Kanun'un m. 60/1 gereğince ödeme emri için de söz konusu olduğu, yabancı para alacağının karşılığı Türk Lirasının gerek takip talepnamesinde gerekse ödeme emrinde gösterilmesinin zorunlu olduğu, itirazın iptali davalarında usulüne uygun bir icra takibinin bulunmasının ise dava şartı olduğu, somut olayda takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı gösterilmediğinden "usulüne uygun bir icra takibi bulunması" şeklindeki dava şartının gerçekleşmediği, bu durumun da re'sen incelenmesi gerektiği, itiraza tabi olmadığı anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlıkta mahkemece aynı sebebe dayalı olarak davanın usulden reddi kararı verildiği gözönüne alındığında davacının istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b.1 gereğince esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davacının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davalı lehine ücreti vekalet takdirine yer olmadığına, 3.Alınması gerekli 615,40 TL ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 187,8 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK m. 360 yollamasıyla, m. 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına, 5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 11/02/2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.