Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/1027

Karar No

2025/257

Karar Tarihi

11 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
57. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1027
KARAR NO: 2025/257
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/12/2023
NUMARASI: 2022/134 Esas, 2023/977 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 18/02/2022
BİRLEŞEN İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
2022/698 ESAS 2022/756 KARAR SAYILI DOSYASI
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 09/11/2022
KARAR TARİHİ:11/02/2025
KARAR Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik verilen karara karşı asıl dava dosyası ve birleşen dava dosyası tarafları vekillerince süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde özetle; Davalı ...'ın müvekkillerinin murisi ...'ın kardeşi olduğunu, kardeşler arasında yapılan para alışverişine ilişkin olarak takip konusu senedin vade tarihi boş olarak davalıya verildiğini, senedin düzenlenmesinden 1 yıl sonra keşideci borçlu ...'ın borcuna karşılık olarak İstanbul İli, Silivri İlçesi, ... Mah. ... Mevkii, ... pafta, ... parselde kayıtlı evini satması için kardeşine devrettiğini, bu amaçla Karşıyaka ...Noterliğinin 04.10.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı satış vekaletnamesi ile davalının yanında çalışan ...'a vekaletname verdiğini, davalının da sözkonusu gayrimenkulü alacağına karşılık sattığını ve alacağını tahsil ettiğini, muris ...'ın vekaletnameyi verdikten yaklaşık 2 ay sonra 02.01.2020 tarihinde vefat ettiğini, murisin vefat etmesi nedeniyle borca karşılık ödenen senedin davalıdan geri alınamadığını, tarafların kardeş olması ve aralarındaki güven nedeniyle senedin iadesinin çok fazla önemsemediğini, davalı alacaklının zamanaşımına uğramaya az bir süre kala senedi kötüniyetli olarak takibe koyduğunu, davalının alacağını tahsil etmiş olmasına rağmen, abisinin vefat etmiş olması nedeniyle senedin kendisinde kalmasını istismar ederek, yeğenleri hakkında icra takibi başlattığını, müvekkillerini manevi yönden yıprattığını belirterek müvekkilinin icra takip alacaklısı davalı ...'a borcunun bulunmadığının tespitine, davalının haksız ve hukuka aykırı takip başlatması nedeniyle takip miktarının %20' sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. (Dava açıldıktan sonra temlik eden) ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddialarını kabul etmediklerini, dava dilekçesinde iddia edilenin aksine müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, takibe konu bonodan kaynaklı davacı tarafça müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, dava dışı ...'ın müvekkilinin çalışanı olmayıp, ...'ın ve müvekkiline ait şirketin müşavirliğini yaptığını, tüm tarafları tanıdığını, müvekkilinin iddia edilen satış işleminin tarafı olmayıp herhangi bir ilgisi de bulunmadığını, 6100 sayılı HMK nun 200. ve 201. madde hükümleri mucibince davacı yan iddialarının tanık ile ispat olunamayacağını, davacı yanın her ne kadar HMK 203. maddesinde düzenlenmiş senetle ispat zorunluluğunun istisnası hükümlerine atıf yapmış ise de, somut uyuşmazlıkta anılan madde hükmünün uygulanmasına imkan bulunmadığını, senedin tarafları kavramına külli halefler yani mirasçılar da dahil olmakla birlikte mirasçıların külli halef sıfatıyla senede karşı dava açmaları hâlinde istisna hükmünden faydalanabileceğini, huzurdaki davada olduğu gibi mirasçılar küllî halef sıfatıyla değil de sadece kendi miras haklarına dayanarak dava açtıklarından ötürü senede karşı olan iddialarını senet ile ispat etmek zorunda olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin eşi ...'ın vefat ettiğini ve kendisinin imzaladığı kambiyo senedinden dolayı İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyası ile müvekkili ve diğer misarçılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı ...'in müvekkilinin kardeşi olduğunu, kardeşler arasında yapılan para alışverişi olduğu için senedin vade kısmının boş bırakıldığını, senedin düzenlenmesinden 1 yıl sonra keşideci borçlu ...'in borcuna karşılık olarak evini kardeşine sattığını, davalının söz konusu gayrimenkulü alacağına karşılık sattığını ve alacağını tahsil ettiğini, borca karışılık ödenen senetin davalıdan geri alınmadığını, zaman aşımına uğramaya az kala kötü niyetli olarak senedi icraya koyduklarını, iş bu icra dosyası konu edilerek murisler ... ve ... tarafından İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinde menfi tespit davası açıldığını, bu nedenlerle öncelikle davanın birleştirilmesini ve müvekkilinin icra takip dosyasında borcu bulunmadığının tespitini, icra dosyasına tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir. Birleşen dosya davalılarından ... vekili cevap dilekçesinde özetle; asıl davaya sundukları cevap dilekçesini tekrar ettiklerini beyan etmiştir. Birleşen dava dosyasında davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Anılı temlik işleminin muvazaalı olduğundan ve müvekkilinin hiçbir şekilde kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceğini, müvekkiline karşı husumet yöneltilmesinin ve dava açılmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin iyi niyetli üçüncü kişi olduğundan ve taraflar arasındaki iç ilişkiyi bilmesi mümkün olmadığından, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, takibin kambiyo senedine dayalı olarak yapıldığını, senet asıl ilişkiden bağımsız ve mücerret borç ikrarı olduğunu, lehtara karşı ileri sürülebilecek defilerin temlik alacaklısı müvekkiline karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin temlikten önce İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı takip dosyasını incelediğini, kapak hesabını yaptırdığını ve Beyoğlu ... Noterliğinin ... yevmiye ve 05.10.2022 tarihli temliknamesi ile temlik aldığını, dosya alacağının USD olup kapak hesabının günlük olarak değiştiğini, alacağın döviz cinsinden olması ve işleyecek faizler dikkate alınarak işlem yapılmış olup, daha yüksek bir bedelden temlik aldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin gerek davacıyı gerekse asıl davadaki diğer davacıları tanımadığını, bu kişiler ile temlik eden davalı arasındaki ilişkileri de bilmediğini, taraflarla hiçbir akrabalık ilişkisi veya yakınlığının da olmadığını, tamamen alacağını tahsil etmek için temlik işlemini yaptığını, açılan davaların hukuki dayanağı bulunmayıp, HMK hükümleri kapsamında ispata ilişkin geçerli hiçbir delil de sunulamadığını belirterek davanın reddi ile müvekkili lehine alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; "1-Asıl dava (İstanbul 15 ATM nin 2022/134 esas) sayılı dosyasında Davacılar ... ve ... ile, Birleşen davada (İstanbul 21 ATM 2022/698-756 sayılı) davacı ...ın menfi tespit talebinin kısmen kabulü ile; davacıların İstanbul ... İcra dairesinin ... esas sayılı takip dosyasında 144.886,00 USD borçlu olmadıklarının tespitine, İstanbul ... İcra dairesinin ... esas sayılı icra takip dosyası tahsilen kapandığından istirdat davasına dönen davada davacılar tarafından ödenen 144.886,00 USD nin Davalı ...'tan alınarak davacılara verilmesine, icra takip dosyasında bu miktar alacak üzerinden yapılan tahsilatlar konusunda davacıların dava açmakta muhtariyetlerine, Tarafların kabul edilen ve reddedilen kısım üzerinden istedikleri kötü niyet tazminat taleplerinin yasal koşullar oluşmadığından reddine," karar verilmiş olup, bu karara karşı asıl dava dosyası ve birleşen dava dosyası tarafları vekillerince süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Asıl dava dosyası davacısı ..., Birleşen dava dosyası davacısı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalılar tarafının kötü niyetli olduğu bu kadar bariz iken kötü niyet tazminatının reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı ... abisi müteveffadan hayattayken borcu tahsil etmesine rağmen müteveffanın mirasçılarından mükerrer tahsil yapabilmek adına takibe giriştiğini, işbu davanın birinci celsesinde dinlenen tanık anlatımlarından dolayı yargılamanın aleyhine gittiğini anlayan davalı ... borcu muvazaalı bir şekilde diğer davalı ...'e temlik ettiğini, davalı ...'in tamamen kötü niyetli olduğunu, davalı ... bu davanın aleyhine gittiğini anlayınca tedbir olarak böyle bir parayı ödeme gücü olmayan davalı ...'ı bularak, davaya kalkan yaptığını, davalı ... 05.10.2022 Tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyası ile iddia ettiği alacağını dahili davalı ...'a Beyoğlu ... Noterliği'nin ... yevmiye nolu temliknamesi ile temlik ettiğini, temlik günü dosya alacağı 4.080.178,67-TL olmasına rağmen temlik alan ... alacağı daha yüksek bir miktar olan 4.200.000,00-TL'ye temlik aldığını, bu durum hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, icra dosyasındaki harçlar dikkate alınmadan dosya alacağından daha fazla bir miktara alacağın temlik alınması temliğin muvazaalı olduğunu gösterdiğini, anılı temlik işleminin muvazaalı olması sebebi ile işbu davada her iki davalının da sorumlu olduğunu, bu nedenlerle davalı ...'in kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin tamamen hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme birleşen davada tanıklarını dinlemediğini, dosya kapsamında dinlenen tanıklar haklı davalarını aydınlatılmasında yeterli görüldüğünü, davalılar huzurdaki davanın kambiyo senedine dayanan menfi tespit davası olduğundan bahisle tanık dinletemeyeceklerinden bahsetse de davaya konu senedin iki kardeş arasındaki ilişki sonucu verildiğinden bu itiraza ilişkin tüm beyanların hukuka aykırı olduğunu, bu durumun emsal Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğunu belirterek İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/134 Esas- 2023/977 Karar sayılı kararının aleyhe olan hükümlerinin kaldırılmasını, davanın tümden kabulünü, müvekkilinin icra takip alacaklısı davalılara borcunun bulunmadığının tespitini ve ödenen meblağın istirdatını, davalıların haksız ve hukuka aykırı takip başlatması nedeniyle, takip miktarının %20'inden az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar tarafına yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl dosya davacısı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının murise ait olan taşınmazı sattığı ve parasını borcuna karşılık olarak aldığı ve senede konu borcun ödenmiş olduğunu, ancak murisin 02/01/2020 tarihinde vefat etmesi ve taraflar arasındaki güven ilişkisi nedeniyle senedin geri alınamadığı ortadayken davalı tarafça senet haksız ve kötü niyetli olarak takibe konulduğu ve tüm dosya kapsamı ile takibe konu senet borcunun ödendiğinin sabit olduğunu, Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde, taşınmazın tapuda satışının yapıldığı 10/10/2019 tarihi itibariyle alıcı tarafından ödenen bedelin aynı tarihli çapraz kura göre USD karşılığı bulunmuş ve satış tutarı senet bedelinden düşülerek davanın 144.886 USD yönünden kısmen kabulü ile dava konusu takip dosyasında bu miktar yönünden borçlu olmadıklarının tespitine ve ilgili icra takip dosyası tahsilat ile kapandığından istirdat davasına dönüşen davada 144.886 USD'nin davalı ...'tan tahsiline karar verildiğinin görüleceğini, ancak davalı ... Beyoğlu ... Noterliğinin 05/10/2022 tarih ve ... yevmiye numaralı temliknamesi ile davaya ve takibe konu alacağın davalı ...'a temlik ettiğini, 6100 sayılı HMK'nın "Dava konusunun devri" başlıklı 125. Maddesinde, "Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir: a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur. b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür." hükmünün yer aldığını, buna göre mahkemece 6100 sayılı HMK'nın "Dava Konusunun Devri" başlıklı 125. Maddesinde sayılan seçimlik haklardan hangisini kullanacakları konusunda taraflarına süre verilmeden yargılamaya devam olunduğunu ve taraflarınca icra tehdidi altında ödenmiş olan miktarın yalnızca davalı ...'tan tahsiline karar verildiğini, ancak bu konudaki seçim hakkının kanun davacı olan taraflarına tanımış olup, taraflarınca seçimlik hakkın kullanılması için süre verilmeden yargılamaya devamla hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira kanun dava konusu alacağı devreden davalı ...'a yönelik olarak devam ettirme ve icra tehdidi altında ödemiş oldukları bedeli davalı ...'dan tahsil etme hakkını da tanıdığını belirterek İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/12/2023 tarih ve 2022/134 Esas - 2023/977 Karar sayılı kararının ortadan kaldırılmasını ve yargılama gideri ile ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Asıl ve birleşen dava davalısı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; huzurdaki dava bakımından zorunlu dava arkadaşlığı söz konusu olmadığı için dahili dava dilekçesi ile temlik alana karşı dava açılması veya kendisinin davaya dahil edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, her ne kadar temlik alan hakkında davalı olarak hüküm kurulmuş ise de temlik alana karşı usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, Yerel mahkemenin ara kararı kapsamında HMK 124. maddeye göre iradi taraf değişikliğine ve davanın temlik alana karşı devamına ilişkin dair usulüne uygun verilmiş bir dilekçe bulunmadığını, Yerel Mahkemece davacılara kesin süre verilerek, davaya kimlere karşı ne şekilde devam etmek istediklerinin açıklatılması yönündeki taleplerinin de dikkate alınmadığını, davaya ... yönünden devam olunduğundan müvekkili temlik alana davalı olarak husumet yöneltilemeyeceğini, ... yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, aksi yöndeki yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, ön inceleme duruşmasında tanık dinletilmesinin usule aykırı olduğunu, ilk açılan davanın 18.02.2022 tarihinde açılan İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/134 E. sayılı asıl davanın davacıları; ... ve ..., davalısı ise ... olduğunu, müvekkili ... bu davanın tarafı olmadığını, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/698 E. sayılı dosyası(birleşen dava) ile ... ve temlik alan ... aleyhine menfi tespit davası açıldığını, söz konusu dosyadan müvekkili ...’a hiçbir şekilde tebligat yapılmadan 14.11.2022 tarihinde dosyanın asıl dava ile birleştirilmesine kararı verildiğini, birleştirme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacıların takibe konu senedin varlığı kabul etmiş, borç miktarına ve senedin geçerliliğine bir itirazda bulunmadıklarını, kambiyo senedine bağlı alacağın ödendiği veya senedin bedelsiz kaldığı iddiasının HMK hükümleri kapsamında yazılı delile ispatının zorunlu olduğunu, 6100 sayılı HMK'nın "senetle ispat zorunluluğu" başlıklı 200. maddesi ve senede karşı tanıkla ispat yasağı" başlıklı 201. maddesi kapsamında kambiyo senedine karşı ödeme ve bedelsizlik iddiasının yazılı delille ispatının gerektiğini, senet kabul edilmiş olduğundan artık olsa olsa yemin deliline dayanılabileceğini, asıl ve birleşen davada davacıların yemin deliline dayanmadığını, bedelsizlik ve ödeme iddiası konusunda tanık dinlenilmesinin ve tanık deliline dayanılarak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu olayda kardeşler arasındaki borç alacak ilişkisinin senede bağlandığı için artık alacak iddiası ve ödeme yapıldığı savunması konusunda tanık dinletilmesinin mümkün olmadığını, bedelsizlik iddiasının HMK m. 203 kapsamında yakın akrabalık ilişkisi nedeniyle de tanıkla ispatının mümkün olmadığını, bu durumun sunulu emsal Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğunu, yerel mahkeme birleşen davada senede bağlı alacağa karşı HMK 203’e göre tanık dinletilmesinin mümkün olmadığına karar vermesine rağmen, kendi ara kararları ile de çelişerek asıl davada aynı konuda tanık dinlediğini ve tanık deliline dayanarak asıl davanın kabulüne karar verdiğini, dinlenen tanık beyanlarından takibe konu senet bedeli karşılığında borçluya ait gayrimenkulün satışı için vekalet verildiği ve satış bedelinin borçluya ödendiği yönünde hiçbir beyan bulunmadığını, dinlenen tanık beyanlarından gayrimenkul satışının senet borcu karşılığında yapıldığı ve satış bedelinin senet alacaklısına ödendiği sonuca varılmasının hiçbir şekilde mümkün olmadığını, gayrimenkul satışının dava konusu senede ilişkin olduğu ve satış bedelinin davalı senet alacaklısına ödendiğinin ispat edilemediğini, bedelsizlik iddiasının 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu m.687 ) maddesi anlamında bir kişisel defi olduğunu, bedelsizlik bir kişisel defi olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebileceğini, ancak borçlu hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik defini ileri sürebileceğini, gerek asıl dava gerekse birleşen dava yönünden müvekkiline karşı ödemezlik definin ileri sürülemeyeceğini, Yerel Mahkemenin gerekçeli kararında da kabul edildiği üzere müvekkili temlik alanın iyi niyetli olduğunu, davacıların istirdat haklarının bulunmadığını, Yerel Mahkemece asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair kararı hukuka aykırı olduğu gibi davanın reddedilen kısmı için İİK 72. madde kapsamında dava devam ederken Mahkemece İhtiyati tedbir kararı verildiğini ve takibin durdurulmuş olmasına rağmen kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, asıl dava ve birleşen davanın konusu ve miktarı aynı takip olmasına rağmen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin farklı hesaplandığını, her iki dava yönünden açıkça ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken vekalet ücretlerinin kim tarafından hangi bedelle alacaklı olduğunun açıkça belirtilmediğini beyanla istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/134 Esas- 2023/977 Karar sayılı ve 21.12.2023 tarihli asıl ve birleşen dava yönünden verilen usul ve yasaya açıkça aykırı kararların kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada Temlik Veren, birleşen dava davalısı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; akrabalık ilişkisi bulunan taraflar arasında senetle ispat zorunluluğu bulunan miktarı aşan bir borç ilişkisinin ispatı, istisna kapsamında her türlü delille ispat edilebilecekken, borç ilişkisinin senede dayalı olması halinde 201. Maddede belirtilen senede karşı tanıkla ispat yasağı hükmü mucibince iddiaların ancak senetle ispat olunabileceğini, bu hususun yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiğini, lakin madde metninde belirtilen hısımlık derecesine sahip kişiler, kendi aralarındaki borç ilişkisini senede dayandırmışlarsa, artık güven ilişkisinden söz edilemeyeceğini, dolayısıyla senede karşı ileri sürülen iddialarında ancak senetle ispat edilmesi gerekeceği yönünde gerekçeyle izah edilmekte olduğunu, nitekim istinaf itirazına konu dava kapsamında bu husus, Yerel Mahkemenin de kabulünde olmasına rağmen kendi ara kararıyla çelişkili bir hüküm ihdas edildiğini, Yerel Mahkeme birleşen dosya açısından kanun hükmünün lafzına göre ve içtihada dayandırmak suretiyle doğru uygulamışken, asıl davada kendi ara kararıyla çelişerek kanuna aykırı olarak tanık dinlediğini ve tanık ifadelerini gerekçeye esas yaptığını, ayrıca asıl davada dinlediği tanıkların beyanını, tanık dinlenmeyen birleşen dosya açısından da gerekçesine dayanak yaptığını, 6100 Sayılı HMK madde 200, 201, 203 hükümleri ve yerleşik Yargıtay içtihatları kapsamında Yerel Mahkeme'nin tanık dinlemiş olması ve tanık beyanlarını hükmüne gerekçe yapmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel Mahkeme gerekçesinde, tanık ...'in beyanına göre, taşınmaz satış bedelinin, ...'ın adına oğlu ...'a verildiğinden bahsedildiğini, ancak tanığın böyle bir beyanı bulunmadığını, tanık ...'in, satış bedelinin davalı müvekkil, ...'a verildiğine dair görgüye dayalı beyanı bulunmadığı gibi ...'ı tanımadığını da beyan ettiğini, ayrıca taşınmazın satışı hususunda murisin oğlu dava dışı ... ile satış anlaşması yaptığını ve kaporayı da ...'a gönderdiğini beyan ettiğini, huzurda dinlenen davacı tanıklarının, davalı müvekkili ...'a takip konusu senetten ötürü ödeme yapıldığına ilişkin bilgileri ve görgüleri bulunmadığını, davacı yanın haksız ve suiniyetli iddiaları ispatlanamamış olup davanın reddi gerekmekte iken kısmen kabulüne yönelik karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı yanın talebi doğrultusunda Yerel Mahkeme tarafından ihtiyati tedbir kararı verilmek suretiyle icra takibinin durdurulmuş olmasına rağmen icra inkar tazminatının (kötüniyet) reddine karar verilmiş olmasının da usul ve yaya aykırı olduğunu, asıl dava, ... ve ... tarafından davalı müvekkili ...'a karşı ikame edildiğini, asıl dava kapsamında diğer davalı ...'ın davaya dahil edildiğini, birleşen davanın ise davacı ... tarafından her iki davalı aleyhine ikame edildiğini, asıl dava ve birleşen dava yönünden farklı tutarlarda vekalet ücretlerine hükmolunduğunu, asıl davada tek bir davalıdan bahis olunmuş ve isim zikredilmeksizin tek bir davalı lehine/aleyhine yargılama gideri ve ücreti vekalete hükmolunduğunu, davanın tarafları arasında zorunlu dava arkadaşlığı yokken tek bir ücreti vekalete hükmolunduğunu, Mahkemenin anılan yöndeki kararının infazda çekinceye yol açacak boyutta olup bu yönüyle de usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini belirterek İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/134 Esas, 2023/977 Karar sayılı kararının ortadan kaldırılarak ispatlanamayan asıl dava ve birleşen davaların ayrı ayrı reddini, ihtiyati tedbir kararı ile icra takibinin durdurulmuş olması nedeniyle davacılar aleyhine dava değerinin %20 sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, İcranın geri bırakılması kararı verilmesini, istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını talep etmiştir.
Değerlendirme: Gerek asıl gerekse birleşen dava, borç sözleşmesinden kaynaklanarak düzenlendiği iddia edilen bonodan kaynaklanan, İİK m.72 gereğince takipten sonra açılan menfi tespit talebine ilişkindir. Yargılama aşamasında takip konusu alacak haczen tahsil edilmiş olmakla dava, istirdat davasına dönüşmüştür. Mahkemece asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup verilen karar taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf edilmiştir. HMK 341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada istinaf incelemesi, HMK 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller dışında; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve taraf vekillerinin istinaf dilekçesinde ortaya konulan istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve takdiren duruşmasız olarak yapılmıştır. Dava konusu edilen İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde, alacaklı ... tarafından asıl ve birleşen dosya davacıları ..., ..., ... ve dava dışı ... aleyhine 25.10.2018 düzenleme, 30.12.2019 vade tarihli keşidecisi davacıların murisi ..., Lehdarı ise temlik eden davacı ... olan bono/senet dayanak gösterilerek 172.267,00-USD asıl alacak, 12.646,00-USD takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere 184.913,00-USD alacağın tahsili amacıyla 14/02/2022 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçlulara tebliğ edildiği bilahare Beyoğlu ... Noterliğinin ... yevmiye ve 05.10.2022 tarihli temliknamesi ile dosya alacağının davalı ... tarafından temlik alındığı ve temlik alan vekilinin 17/10/2022 tarihinde bu temliknameyi İcra Müdürlüğüne ibraz ettiği ve bu tarihten sonra icra dosyasında davalı ...'ın alacaklı sıfatını aldığı anlaşılmıştır.
HUKUKİ MEVZUAT VE EMSAL YÜKSEK YARGI KARARLARI: 6100 sayılı HMK'nun “Dava konusunun devri'' başlıklı 125 maddesinde,'' (1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir: a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur. b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür. (2) Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder. (Ek cümle:22/7/2020-7251/11 md.) Bu takdirde dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.” hükmü yer almaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/12-629 E- 2022/1901 K sayılı kararında da değinildiği üzere; Dava veya icra takibine konu yapılmış bir alacağın dava veya icra takibi devam ederken alacaklı tarafından bir başkasına (üçüncü kişiye) temlik edilmesi mümkündür. Çünkü çekişmeli olan alacaklar da temlik olunabilir. Dava konusu yapılmış bir alacağın dava devam ederken davacı (alacaklı) tarafından bir başkasına temlik edilmesi hâli 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 186. maddesinde [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 125] düzenlendiği hâlde İİK’da icra takibine konu yapılmış olan bir alacağın icra takibi devam ederken alacaklı tarafından bir başkasına temlik edilmesi hâli düzenlenmemiştir. Fakat bundan icra takibine konu yapılmış bir alacağın icra takibi sırasında bir başkasına devredilemeyeceği sonucuna varılmamalıdır [Kuru, Baki: İcra Takibi Konusu Alacağın Temliki, Makaleler, İstanbul 2006, (Kuru Makaleler) s. 495-496]... Temliknamenin mutlaka icra dairesinde düzenlenmesi şart değildir. Temlikname noter huzurunda yapılabileceği gibi adi yazılı şekilde de yapılabilir. Alacağını temlik etmekle, temlik eden (eski) alacaklının temlik edilen alacağa ilişkin icra takibindeki alacaklı sıfatı kalkar. Alacağın icra dairesi dışında temlik edilmesi hâlinde temlikname icra dairesine verilmeden önce icra dairesi temlik hakkında bilgi sahibi olmadığından, temlik eden (eski) alacaklının (alacağın temliki ile temliknamenin icra dairesine verilmesi arasındaki zaman içinde) yaptığı işlemler geçerlidir (Kuru Makaleler, s. 497). Temlik işleminin geçerliliği ise maddi hukuk hükümlerine bağlıdır. TBK’nın 184. maddesi uyarınca alacağın temliki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için adi yazılı şekilde yapılması yeterlidir. 6100 Sayılı HMK 'nun ''Senede Karşı Tanıkla İspat Yasağı'' başlıklı 201.maddesi ''(1) Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.'' şeklindedir. 6100 Sayılı HMK 'nun ''Senetle İspat Zorunluluğunun İstisnaları'' başlıklı 203. Maddesi '' (1) Aşağıdaki hâllerde tanık dinlenebilir: a) Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler. b) İşin niteliğine ve tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler. c) Yangın, deniz kazası, deprem gibi senet alınmasında imkânsızlık veya olağanüstü güçlük bulunan hâllerde yapılan işlemler. ç) Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları. d) Hukuki işlemlere ve senetlere karşı üçüncü kişilerin muvazaa iddiaları. e) Bir senedin sahibi elinde beklenmeyen bir olay veya zorlayıcı bir nedenle yahut usulüne göre teslim edilen bir memur elinde veya noterlikte herhangi bir şekilde kaybolduğu kanısını kuvvetlendirecek delil veya emarelerin bulunması hâli..'' şeklindedir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2018/664 E. , 2019/2161 K. sayılı kararında da değinildiği üzere; akdi ilişki senede bağlanmışsa HMK 203. gereği yakınlık ilişkisi bulunsa dahi buna karşı ileri sürülen iddia ve savunmaların senetle ispatı gerekir. ( karar şu şekildedir: ''Dava, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. HMK 201. maddesi gereğince, “ Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.” gereğince, dava konusu senet tutarı bahsi geçen maddedeki istisna kapsamında kalmadığından ve tarafların HMK 203. maddesinde açıklanan yakınlık ilişkisi bulunsa bile akdi ilişki senede bağlandıysa buna karşı ileri sürülen iddia ve savunmaların senetle ispatı gerektiğinden, bu hususta tanık beyanına başvurulamayacak olması gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.'') Yine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2021/4271E. , 2022/3674 K sayılı kararında da değinildiği üzere; HMK’nun 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat edilemez. HMK'nun 200. maddesi uyarınca akdi ilişkinin varlığı yazılı delille kanıtlanmalıdır. HMK'nun 203. maddesinde; "senetle ispat zorunluluğunun istisnalarına" yer verilmiş, maddenin birinci fıkrasının a bendi uyarınca; altsoy, üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki hukuki işlemlerin miktar ve değerine bakılmaksızın tanıkla ispat edilebileceği belirtilmiştir, ancak tarafların HMK'nun 203. maddesinde açıklanan yakınlık ilişkisi bulunsa bile akdi ilişki senede bağlandıysa buna karşı ileri sürülen iddia ve savunmaların senetle ispatı gerektiğinden, bu hususta tanık beyanına başvurulamayacaktır. HMK'nun 238. maddesinde ise ispatın konusunun, tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterileceği, herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıaların çekişmeli sayılmayacağına yer verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/12-629 E- 2022/1901 K sayılı kararında da değinildiği üzere; ''...Bu genel açıklamadan sonra hemen belirtelim ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bu nedenle bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 691/1). Bonoda şekil şartları TTK'nın 688. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir (Poroy,R.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları 11. Bası, İstanbul 1989, s. 237 vd.). Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve 1933/30-6 Sayılı YİBK ). Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK'nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Bonoda yazılı bulunan bedel kaydının hem borçlu hem de alacaklı tarafından talil edilmesi hâlinde ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususu da üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Bonodaki bedel kaydının her iki tarafça talil edilmesi hâlinde ispat yükü borçlu üzerindedir. Diğer bir ifade ile bu durumda ispat yükü yer değiştirmez. HMK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve TMK'nın 6. maddeleri uyarınca borçlunun bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekir.Hemen burada, menfi tespit (borçsuzluğun tespiti) konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. ... İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.Borçlu alacaklı ile arasındaki temel ilişkiyi kabul edip ödeme iddiasında bulunduğunda ödemeyi ispat yükü borçluya ait olur.'' Yapılan yargılamada asıl ve birleşen dosya davacıları, temlik eden senet alacaklısının, murislerinin kardeşi olduğunu daha önceden murisi ile aralarındaki borç ilişkisi nedeniyle murislerinin temlik eden davalıya senet verdiğini ancak senete konu borcun senedin düzenlenmesinden 1 yıl sonra keşideci borçlu ...'ın borcuna karşılık olarak İstanbul İli, Silivri İlçesi, ... Mah. ... Mevkii, ... pafta, ... parselde kayıtlı evini satması için kardeşine devrettiğini, bu amaçla Karşıyaka ... Noterliğinin 04.10.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı satış vekaletnamesi ile davalının yanında çalışan ...'a vekaletname verdiğini, davalının da sözkonusu gayrimenkulü alacağına karşılık sattığını ve alacağını tahsil ettiğini iddia ederek işbu dava ile aslında senete konu borcun ödendiği iddiasında bulunulmuştur. Somut olayda uyuşmazlık, öncelikle icra alacağını temlik eden davalının artık işbu yargılamada taraf sıfatının kalıp kalmayacağı, devamında ise işbu menfi tespit davasında ispat külfetinin hangi tarafta olduğu ve bu külfetle yükümlü kişinin iddiasını ispat edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Bu kapsamda asıl ve birleşen dosya taraflarının istinaf itirazlarının hep birlikte incelenmesi gerekmektedir: İcra takibi alacaklısı asıl dava davalısı ..., dava açıldıktan sonra alacağını ...'a temlik ettiğine ve davacılar da davalarını ...'a karşı HMK m.125/1-b gereğince tazminat davasına çevirmediklerine ve hatta mahkemece verilen ara karar gereğince davacılar vekilinin mahkemeye verdikleri dilekçeyle temlik alan ...'ın ''dahili davalı ''olarak davaya dahil etmeyi talep ettiklerine göre işbu davanın davalısı artık HMK m.125/1-a gereğince sadece temlik alan ... olması gerekir. Zira davacıların artık HMK m.125/1-a gereğince dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam ettiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle davacıların buna ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Hal böyleyken mahkemece davalılar ''temlik eden '' ve ''temlik alan '' olarak ayrı ayrı gösterilmek suretiyle yargılamaya devam edilip KARAR HAKKINDA VERİLEN TASHİH ŞERHİ İLE hüküm kurulurken de HMK m.125/1-a gereğince, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumluluğa dair karar verilmiş olsa da sanki (asıl) davada, hala iki ayrı davalı varmış gibi reddedilen kısım üzerinden takdir edilen vekalet ücreti hakkında ''davalılar'' şeklinde karar verilmesi hatalı olmuştur. Buna paralel olarak alacağın temlikinden sonra davacı ... tarafından açılan ve birleşen dava olan menfi tespit davasında da hem temlik eden hem de temlik alan ayrı ayrı davalı olarak gösterilmiş olmakla temlik eden ... hakkında artık davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken bu davalı, hala dava konusu takibin alacaklısıymış gibi onun hakkında da esasa dair hüküm kurulmuş olması da usul ve kanuna aykırı olmuştur. Esasen işbu davadaki ispat yükünün tespiti bakımından; Somut uyuşmazlıkta davacılar keşideci murislerinin halefi olup onun hak, borç ve defilerine sahiptirler. Aynı şekilde temlik alan davalı da temlik eden alacaklının hak, borç ve defilerine sahiptir. Takip borçluları olan asıl ve birleşen dava davacıları, muris ve senet keşidecisi olan ...'ın borcuna karşılık olarak İstanbul İli, Silivri İlçesi, ... Mah. ... Mevkii, ... pafta, ... parselde kayıtlı evini satması için kardeşine devrettiğini, bu amaçla Karşıyaka ... Noterliğinin 04.10.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı satış vekaletnamesi ile davalının yanında çalışan ...'a vekaletname verdiğini, davalının da sözkonusu gayrimenkulü alacağına karşılık sattığını ve alacağını tahsil ettiğini iddia ettiğine göre , gerek bononun hukuki niteliği gerekse davacıların ödeme def'i nedeniyle işbu davada ispat yükü borçlu olmadıklarını iddia eden davacılardadır. Ayrıca bono niteliği itibariyle, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Buna göre her ne kadar dava ve icra konusu senetin keşidecisi ve lehdarı kardeş olsalar da az yukarıda alıntılanan Yargıtay HGK , 7.ve 19. Hukuk Dairesi kararlarında da belirtildiği üzere akdi ilişki senede bağlanmışsa HMK 203. gereği yakınlık ilişkisi bulunsa dahi buna karşı ileri sürülen iddia ve savunmaların senetle ispatı gerekir. Davacılar da bononun bedelsiz kaldığını, çünkü bedelinin taşınmazın bedeli ile ödendiği iddiasını yine HMK m.200 gereğince senet ya da yazılı delille ispatlamalıdır. Yapılan yargılamada 23.03.2022 tarihi duruşmada verilen 4 no.lu ara kararla ''Birleşen dosya davacı vekilinin tanık deliline dayandığı ancak hangi hususta tanıklarının dinleneceğine dair beyanda bulunmadığı anlaşıldığından, bu hususta davacı vekiline beyanda bulunmak üzere 2 hafta süre verilmesine, davacı vekilinin beyanına göre tanıkların dinlenip dinlenilmeyeceğini celse arasında karara bağlanmasına'' karar verilmiş olup bu ara karara istinaden yapılan değerlendirme sonrasında Mahkemece 04.04.2022 tarihli 1.no.lu ara kararla ''Davacılar vekilinin tanık dinletme isteminin Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 20/01/2014 tarih 2013/17832 esas 2014/1460 karar sayılı kararı dikkate alınarak reddine'' karar verilmiştir. Hal böyle iken davacılar tarafından iddiaları yazılı delille kanıtlanamadığı halde ve üstelik mahkemece davacılar vekilinin tanık dinletme talebi birleşen dava bakımından reddedildiği halde ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, devam edilen yargılamada dinlenen tanık beyanlarına göre davacıların bono bedelinin taşınmaz satışıyla ödendiği iddialarının tespiti bakımından bilahare yaptırılan bilirkişi incelemesi sonrasında '' Taşınmazın tapuda satışının yapıldığı 10/10/2019 tarihi itibariyle, alıcı tarafından ödenen 120.000,00 EURO’ nun aynı tarihli çapraz kura göre USD karşılığının (120.000*1,1020)= 132.240,00 USD olarak hesaplandığı, paranın satış tarihinde tanık ... beyanına göre davalı ... adına oğlu ...'a verildiği '' gerekçesiyle hatalı şekilde , tanık beyanları ve bilirkişi tespitleri muvacehesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olmuştur. Ayrıca anık beyanlarından da taşınmaz satış bedelinin temlik eden alacaklıya değil onun oğluna teslim edildiği beyan edilmiştir. Bu yönüyle de davanın ileri sürülüşüne göre de bono alacaklısına yapılan bir ödeme de söz konusu değildir. Öte yandan her ne kadar davacılar takip çıkışı bedel üzerinden davalarını harçlandırarak menfi tespit davası açmış iseler de, gerek asıl gerekse birleşen dava davacılarının dava dilekçelerinde, alacaklının takipten önce protesto keşide etmeden ve kendilerini takipten önce temerrüte düşürmediğinden kendilerinden takip öncesi faiz talep edilemeyeceğine dair münferit bir iddialarının olmayışı dikkate alındığında sonradan bu iddianın ileri sürülmesi iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında kalacağından ve ayrıca bu husus (faiz talebi) kamu düzeninden olmayıp mahkemece de taleple bağlılık ilkesi aşılarak resen gözetilemeyeceğinden bu aşamada davalıların davacılardan takip öncesi faiz isteyip isteyemeyeceği hususunun da incelenmesine gerek olmadığı kanaatine varılmıştır. Kaldı ki, aksi halde dahi, kambiyo senedinden kaynaklanan borç, kesin vadeli bir borç olup faizin başlangıcı için ayrıca bir ihtara gerek bulunmamaktadır. Zira usulüne uygun düzenlenmiş bonoda faiz başlangıç tarihi için ödeme tarihi olarak yazılı olan tarih, faizin başlangıcı için esas alınacaktır. Davanın reddine karar verilmesi halinde ise davalıların talebi gereğince kötü niyet tazminatı hususu gündeme gelecektir. Emsal yüksek yargı kararları gereğince İİK m.72/4 gereğince açılan menfi tespit davalarında alınan ve uygulanan tedbir kararları gereğince davalının alacağının geciktirilmesi halinde borçlunun kötü niyetli olup olmadığına bakılmaksızın alacaklı yararına tazminata hükmedilmesi gerekmektedir. ( Emsal, Yargıtay 11. HD 2023/5236 E- 2024/8380K , Yargıtay 11. HD 2023/5038 E- 2024/6840 K ) Somut uyuşmazlıkta da mahkemece verilen tedbir kararı uygulanmış olup devamında da davalıların muvafakati ile tedbire mesnet teminat senedi davacılara iade edilmiştir. Bu durumda davalılar alacaklarına belli bir dönem de olsa geç kavuştuklarından davalılar lehine kanunun emredici hükmü gereğince- davacıların kötü niyetli olup olmadıklarına bakılmaksızın- kötü niyet tazminatına hükmedilmelidir. İzah edilen nedenlerden dolayı asıl ve birleşen dosya davacılarının istinaf başvurularının HMK m.353/1-b.1 gereğince esastan reddi, asıl ve birleşen dosya davalılarının istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK m.353/1-b.2 gereğince kaldırılmasına asıl davadaki temlik eden davalının - davacının verilen ara karar gereğince mahkemeye sunduğu beyanı ve talebi de dikkate alınarak- asıl dava dosyasındaki ''davalı sıfatı'' HMK m.124 ve 125/1-a.1 gereğince silinerek ve ''temlik eden'' olarak düzeltilmek suretiyle Dairemizce '' Asıl Davanın Reddine, Birleşen Davada İse, Davanın Davalı ... Yönünden Pasif Husumet Yokluğundan Usulden Reddine, Davalı ... Yönünden İse Esastan Reddine'' dair karar verilmesi sonuç ve kanaatine oy birliğiyle varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A.İstinaf Başvuruları Yönünden; 1.Asıl ve birleşen dosya davacılarının istinaf başvurularının HMK m.353/1-b.1 gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2.Alınması gerekli 615,40 TL ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 187,80 TL'nin asıl dosya davacısı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 3.Alınması gerekli 615,40 TL ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 187,80 TL'nin asıl dosya davacısı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 4.Alınması gerekli 615,40 TL ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 187,80 TL'nin asıl dosya davacısı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 5.Asıl ve birleşen dosya davalılarının istinaf başvurularının ayrı ayrı KISMEN KABULÜNE, HMK m.353/1-b-2 uyarınca İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 21/12/2023 tarih, 2022/134 Esas, 2023/977 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 6.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca asıl ve birleşen dosya davalıları lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7. Davalı ... için (427, 60 + 45.694,50 + 33.791,40 TL), birleşen dosya davalısı ... için ise ( 46.122,10 + 33.790,65 TL olmak üzere) asıl ve birleşen dosya davalılarının yatırmış olduğu tüm istinaf karar harçlarının talep halinde iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
B.DAVANIN ESASI YÖNÜNDEN; B-1. Asıl Davanın REDDİNE, B-2. Birleşen Davada ; Davanın, Davalı ... Yönünden Pasif Husumet Yokluğundan HMK m.114/1-d ve 115 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, Davalı ... Yönünden İse ESASTAN REDDİNE,
ASIL DAVADA: 1. Alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin alınan 42.871,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye fazla alınan 42.255,60 TL harcın talep ve istek halinde asıl dava davacılarına iadesine, 2.Davalı ... kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca (184.913,00 USD'nin dava tarihindeki TL karşılığı üzerinden) hesaplanan 337.616,36 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 3.Davacıların yatırmış olduğu başvurma harcının davacılar üzerinde bırakılmasına, 4.Davacılarının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına, 5.Davalı ...'ın yargılama aşamasında yapmış olduğu 103,50 TL yargılama giderinin davacılardan tahsili ile davalı ...'a verilmesine, 6.Bakiye gider avansının yatıran taraflara iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 7. Davalı ... tarafından asıl dava için İDM kararı gereğince yatırılan 92.291,58 TL ilam harcının talep halinde iadesine,
BİRLEŞEN DAVADA: 1.Birleşen dava bakımından alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin alınan 42.881,61 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 42.266,21 TL harcın talep halinde birleşen dosya davacısına iadesine, 2. Birleşen dava bakımından davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen miktar üzerinden (184.913,00 USD'nin dava tarihindeki TL karşılığı üzerinden) hesaplanan 419.767,41 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, Birleşen dava bakımından davalı ... hakkındaki dava usulden reddedilmiş olmakla, bu davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT m.3/2 uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 3.Birleşen dava bakımından davacının yatırmış olduğu başvurma harcının davacı üzerinde bırakılmasına, 4.Birleşen dava bakımından davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5.Birleşen dava bakımından davalılarca yapılmış herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6.Bakiye gider avansının yatıran taraflara iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 7. Davalı ... tarafından birleşen dava için İDM kararı gereğince yatırılan 141.606,45 TL ilam harcının talep halinde iadesine, Dair, HMK m. 361 uyarınca, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 11/02/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim