mahkeme 2024/380 E. 2024/589 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/380

Karar No

2024/589

Karar Tarihi

21 Mayıs 2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/380
KARAR NO: 2024/589
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/01/2024
NUMARASI: 2023/220 Esas, 2024/29 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak
KARAR TARİHİ: 21/05/2024
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkilinin tekstil ürünlerinin satışı ve ihracatı ile ilgilendiğini, satışa konu ihraç edilen ürünlerin üretiminin bazı aşamalarını harici şirketlere ücret karşılığı yaptırdığını, ihraç edilmek üzere sipariş aldığını "..., ..., ..." model ürünlerin ham maddesini temin ettiğini, dikimi ve ütülenerek paketlenmesi için davalı şirketle anlaştığını, davacı tarafın piyasa değeri 57.072,2 EURO olan, yarı mamul halde, 15956 parça ürünü 02/02/2016 tarih ve ..., ..., ... nolu sevk irsaliyeleriyle davalı şirkete eksiksiz biçimde teslim ettiğini, davalı tarafça ürünlerin tamamlandığı müvekkile bildirilmiş olup, davalı iş yerinde müvekkil müşterisi ..." şirketi yetkilisi tarafından 10/03/2016 tarihinde teslim öncesi yapılan incelemede; ürünler üzerinde makine izi, sökük görüntüsü, kesim ve dikiş hatası, defo bulunduğu, ürünlerin iplik temizliğinin yapılmadığı, hatalı olduğu ve karışık paketlendiğinin tespit edildiğini, bu hata ve eksiklikler nedeniyle siparişin müşteriye teslim edilemediği, müşteri tarafından eksikliklerin giderilmesi için süre tanındığı, davalı tarafın ise hatayı düzeltip ürünleri ayıpsız şekilde teslim edeceğini bildirmiş ise de müvekkili üretimin durumunu sorduğunda bilgi verilmediğini, ürünlerin teslim edilmediğini, müvekkil tarafından Büyükçekmece ...Noterliği'nin ... yevmiye ve 01/04/2016 tarihli ihtarnamesi keşide edilerek ürünlerdeki ayıbın giderilmesi ve ayıpsız şekilde teslimi, aksi halde ürün bedeli olan 57.072,2 EURO ödenmesi talep edildiğini, fakat 02/04/2016 tarihinde ihtarname tebliğ edilmiş ise de halen bir cevap verilmediğini, ürünlerin de teslim edilmediğini, müvekkili şirket tarafından yeniden kumaş alınmış, başka bir üretici de ürünler imal edilerek ihracat yapılmaya çalışılmışsa da müşteri tarafından ürünlerin kabul edilmediğini, müvekkilinin satışı gerçekleştiremediğini, davalı tarafın kusurlu ve ayıp üretimi ile ilişkisi nedeniyle müvekkilinin siparişi teslim edemediğini, maddi kayıp yaşadığını, müşterisi ile ilişkisinin sona erdiğini, ticari itibarının sarsıldığını ve ürünleri halen teslim alamadığını belirterek şimdilik 10.000 EURO'nun, 02/04/2016 ihbar tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevabında, müvekkiline davacı tarafından gönderilen ihtarnamenin 02/04/2016 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtarnamede dikimi için anlaşıldığı belirtilen ürünler dışında dava dilekçesinde ayrıca 6114 adet ... tişörtlerinde olduğunu beyan ettiğini, yine ihtarnamede dikimin gecikmesi nedeniyle ürünlerin yeniden başka yerde dikimi yapılarak ihracının yapıldığını ancak burada gecikme nedeniyle bir zarar oluştuğu ifade edilmiş ise de davacının talep edebileceği sadece teslim edilen kumaş bedelleri olduğunu, müvekkili tarafından muhatap firmadan seri A, ... sıra numaralı, 04/02/2016 tarihli sevk irsaliyesi ile teslim alınan 6114 adet ... tişörtler müvekkili tarafından imalatının yapılıp muhataba teslim edildiğini, muhatap tarafından teslim alınan tişörtlerin ihraç edildiğini, ancak muhatap tarafından ihracı gerçekleştirilen tişörtler ile ham kumaş olarak teslim alınan pantolon ve şortların imalat bedelinin müvekkilince muhataba fatura edilmesine rağmen fatura bedelinin muhatap tarafından müvekkiline ödenmemesi üzerine Bakırköy ...Noterliği'nin 05/04/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin düzenlenerek davacının bilinen tüm adreslerine dava dilekçesinde belirttiği adresler ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde yazılı adresine tebliğe çıkarıldığını, ancak davacı tarafça ihtarnamenin tebliğ alınmadığını, davacının tüm adreslerine müvekkili ve çalışanları tarafından gidilerek davacının dikimi yapılan ve yapılacak olan mallarının dikim ücretinin ödenmesinin istendiğini ancak davacı şirket yetkilisi ... ve eşinin tüm görüşmelerden kaçındığını, yine aynı ihtarnamede müvekkili ile muhatap firma arasında varılan anlaşma gereği muhatap tarafından müvekkili tarafından imalatı yapılıp teslim edilen ve teslim edilecek ürünlerin imalat bedelleri müvekkilinin ... Bankası A.Ş. Hadımköy Şubesi hesabına ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibarent 3 gün içinde ödenmesi halinde tüm ürünlerin imalatı yapılarak 5 gün içinde pantolon ve şortların teslim edileceği, aksi takdirde sadece ham kumaş bedeli dışında sorumluluk kabul etmeyeceklerini, davacı tarafından Bakırköy ...İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında zayi edilmiş malın tazmin alacağı talepli ilamsız icra takibi yapıldığını ve taraflarında icra takibine itiraz edilerek takibin durdurulduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.Mahkemece ilk olarak 2017/570 Esas - 2019/738 Karar sayılı kararla, davaya konu ürünlerin ayıplı oldukları ispat edilemediği gibi, ayıplı oldukları kabul edilse bile süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı, davalı tarafça dikime konu kumaşların bir kısmının kendisinde olduğu bildirilmiş ise de; davanın kumaş bedeline ilişkin olmayıp, ayıp iddiasına dayalı uğranılan zarara ilişkin olduğu ve davacı tarafından ayıp iddiası ya da taksitli ödeme iddiasının ispat edilemediği, davacı tarafça davalıya teklif edilen yeminin de davalı tarafça yerine getirildiği gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Dairemizin 07/02/2023 Tarihli, 2022/147 E - 2023/120 K sayılı kararıyla özetle; "mahkemece, taraflar arasında "peşin ödemeli" bir sözleşme ilişkisi olduğu kabul edilmiş ise de dosya kapsamına göre taraflar arasında bir eser sözleşmesi ilişkisi bulunmakta olup, mahkemece yapılan bu nitelendirmenin hatalı bulunduğu, davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinde ayıp ihbarının süresinde olmadığına dair bir itiraz bulunmadığından mahkemece bu hususun resen dikkate alınmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, Mahkemece esasa dair yapılan değerlendirmede hatalı olarak sadece "ayıplı ifa" hususu yönünden bir değerlendirme yapıldığı, oysa ki davacının talebinin "yurt dışı firma tarafından yapılan kontrol sırasında ayıplı olarak dikildiği tespit edilen ürünlerin teslim alınmadıkları, buna göre usulüne uygun bir teslimin (ifanın) gerçekleşmediği" iddiasına dayalı bulunduğu, mahkemece, öncelikle davacı vekiline dava dilekçesindeki zarar talebinin hangi hususlara ilişkin olduğunun HMK'nın 31. Maddesi kapsamında açıklattırılması, sonrasında keşif icrası suretiyle davalı yüklenicinin halen kendisinde mevcut olduğunu belirttiği davaya konu ham kumaşlar (ve eğer mevcut ise dikili ürünler) üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan ham kumaşların dikilerek ürüne dönüştürülüp dönüştürülmediği, dönüştürülmüş iseler ayıplı olup olmadıkları ve ayıplı iseler bu ayıpların derecesi hususlarının açıklığa kavuşturulması, yapılacak bu tespit soncuna göre de tüm taraf delilleri dikkate alınmak suretiyle davacının açıklayacağı tazminat kalemlerinin yerinde olup olmadığının ayrıca değerlendirilmesi ve sonucuna göre davanın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Kaldırma kararı sonrasında, davacı vekiline dava dilekçesindeki zarar talebinin hangi hususlara ilişkin olduğunu, davalı vekiline ise davaya konu ham kumaşlar ve eğer mevcut ise dikili ürünlerin nerede olduğunu açıklaması için süre verilmiştir. Davalı vekili 16/05/2023 tarihli dilekçesi ile, müvekkili mide kanseri olduğundan atölyesinin kapatıldığını, davacıya ait ham kumaşların davacıya ihtar edilmiş olmasına rağmen teslim alınmadığı için ve saklamak için depo olmadığından çuvalların patladığını ve zayi olduğunu belirtmiştir.Davacı vekili 17/05/2023 tarihli dilekçesi ile, müvekkilinin zarar kalemlerinin; davalıya teslim edilen yarı mamul haldeki ürünlerin ham kumaş, etiket, paket ve lastik bedelleri ile boyama, yağlama ile işçilik ücretleri, bu ürünlerin davalı tarafından ayıplı işçilik sebebi ile teslim edilmemesi karşısında müvekkilinin tekrardan en baştan satın alma yaparak yarı mamul hale getirttiği ürünlerin ham kumaş, etiket, paket ve lastik bedelleri ile boyama, yağmalama ile işçilik ücretleri, davalının ayıplı hale getirerek süresinde teslimi yapamamasından dolayı müvekkilinin ihracatçı firmaya ürünleri zamanında teslim edememesi sebebi ile yoksun kaldığı kâr bedelinden oluştuğunu belirtmiştir.Mahkemece 04/10/2023 tarihli duruşmada davacı vekiline 17/05/2023 tarihli talepleri doğrultusunda dava değerini her bir kalem için ayrı ayrı belirtmesi ve "dosya kapsamı ve piyasa rayici üzerinden davacı vekilinin 17/05/2023 tarihli açıklama dilekçesindeki kalemler doğrultusunda hesaplama yapılması" için tekstil mühendisi ve muhasebeci bilirkişiden rapor alınması için bilirkişi delil avansını yatırması için 2 haftalık ihtarlı kesin süre verilmiştir.Davacı vekili 18/10/2023 tarihli dilekçesi ile, davacı tarafından davalıya teslim edilen yarı mamul haldeki ürünlerin ham kumaş, etiket, paket ve lastik bedelleri, boyama, yağlama ile işçilik ücretlerine ilişkin 7.000 Euro, davalı tarafından ürünlerin davacı şirkete teslim edilmemesi nedeniyle; davacı şirketin tüm ürünleri en baştan üretmesi sonucunda harcadığı ham kumaş, etiket, paket ve lastik bedelleri, boyama, yağlama ile işçilik ücretlerine ilişkin 2.000 Euro, davacı şirketin yoksun kaldığı kazanca ilişkin 1.000 Euro olmak üzere şimdilik toplam 10.000 Euro talep ettiklerini belirtmiştir.Davacı vekili 10/01/2024 tarihli celsede; "biz BAM kaldırma kararı doğrultusunda davalının iş yerinde ürünler üzerinde inceleme yapılamayacağı için buna ilişkin davalı vekili beyanları da dikkate alınarak ücreti yatırmadık, davalı iş yerinin kapandığını ve ürünlerin zayi olduğunu bildirmiştir, dosyada daha önce alınan rapor vardır, usul ekonomisi ilkesi gereğince alınmış olan rapor ve taraf vekillerinin beyanları dikkate alınarak davamızın kabulüne karar verilsin, Mahkemeniz bilirkişi ara kararından rücu etsin" şeklinde beyanında bulunmuştur.Mahkemece yeniden yapılan yarılama neticesinde, istinafa konu kararla, davacı iddialarının değerlendirilmesi ve zarar miktarının hesaplanabilmesi için teknik incelemenin yapılmasının zorunlu olduğu, mahkemece dosya kapsamına uygun olarak bilirkişi ara kararı oluşturulduğu ve davacı vekiline delil avansını yatırması için ihtarlı kesin süre verildiği, davacı vekili tarafından delil avansının yatırılmadığı ve dosyanın bilirkişilere teslim edilemediği, dosyada mevcut olan delillerle davacı iddialarının ve zarar miktarının değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinafında, İstinaf kaldırma kararında;“Yüklenici üstlendiği eseri meydana getirecek ve meydana getirdiği bu eseri, iş sahibine usul ve yasaya ve sözleşme hükümlerine uygun olarak teslim edecektir. Eseri teslim borcu yüklenicide olduğundan eserin teslim edildiğini kanıtlama borcu da yükleniciye düşmektedir.” denildiğini, davalı tarafın davacıya eseri teslim etmediğinin dosya kapsamıyla sabit olduğunu, söz konusu teslimi gerçekleştirmesinin mümkün olmadığının da davalı vekilinin 16.05.2023 tarihli dilekçesi ile sabit olduğunu, bu durumda tayin edilecek bilirkişilerin üzerinde inceleme yapacakları bir şey olmadığını, kaldı ki müvekkilinin zarar kalemleri ile ilgili daha önce alınan bilirkişi raporlarının dosyada zaten mevcut olduğunu, davalı tarafın cevap dilekçesinde; ..., ..., ... isimli ürünlerin kumaşlarının davalı tarafça teslim alındığının, bu ürünlerden ...’nin üretilerek müvekkiline teslim edildiğinin, diğer ürünlerin ise üretilmediğinin, dolayısıyla davacı tarafın hammadde yani kumaş bedelini talep edebileceğinin belirtildiğini, sadece bu beyan ile dahi, ham kumaş bedellerinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği ortada iken; gerek muhasip bilirkişi raporu ile ham kumaş bedelleri belirlenmiş, gerekse müvekkili tarafından davalıya teslim edilen yarı mamul haldeki ürünlerin ham kumaş, etiket, paket ve lastik bedelleri ile boyama, yağlama ile işçilik ücretlerine ilişkin sunulan faturalar dosyada mübrez iken, İlk Derece Mahkemesinin bilirkişi ücreti yatırılmadığı ve rapor aldırılmadığından bahisle davanın reddine karar vermesinin açıkça usule ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı tarafa teslim edilen ürünlerin sevk irsaliyesinden açıkça gözüktüğünü, bu durumun davalının da kabulünde olduğunu, yine dosya kapsamından alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, ... (2964 adet) ve ... (6878 adet) modellerinin bitmiş olarak sevkinin davalı tarafça gerçekleştirilmediğinin, yapılan kontrollerde ürünler üzerinde makine izi, sökük görüntüleri, kesim ve dikiş hatası olduğunu, ciddi seviyede tolerans dışı ölçülerin bulunduğunu, dava konusu ham kumaş, kumaşların boyanması, etiket, paket, pantolon ve şort lastiklerine ilişkin faturalar ile ihracatçı firmanın ürünleri ayıptan dolayı kabul etmemesi nedeniyle, müvekkili tarafından tekrar kumaş alımı yapıldığını, aynı işlemlerden tekrar geçirildiğini, buna ilişkin ham kumaş, kumaşların boyanması, etiket, paket, pantolon ve şort lastikleri ile fason hizmet bedeli faturalarının dosya içerisinde yer aldığını, bu hususta muhasip bilirkişi raporunun da dosyada mevcut olduğunu, HMK'nın 266. Maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesinin, hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözülmesi gereken istinaf kaldırma kararının irdelenmesine ilişkin bir görevi bilirkişilere vermesinin mümkün olmadığını, dosyada tekstil mühendisi ve muhasip bilirkişi heyetinden iki kez alınan bir rapor bulunmasına rağmen ve bu husustaki itirazlarına rağmen adeta hiç rapor yokmuş gibi bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı için davanının ispatlanamadığından bahisle red kararı verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına, davanın tüm talepleri yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.Dava, davacı tarafından ham maddesi temin edilen ürünlerin, davalı tarafından dikiminin ve ütülenerek paketlemesinin yapılmasına ilişkin eser sözleşmesi kapsamında, davalı tarafından üretimi yapılan ürünlerin davacının müşterisi tarafından yapılan incelemelerinde ayıplı olduklarının tespit edilmesi nedeniyle müşteriye teslim edilemedikleri, davalıya bu ayıpların giderilmesi için süre verildiği halde giderilemedikleri ve ürünlerin teslim edilemediği, davacının bu nedenle zarara uğradığı iddiasıyla, bu zarara ilişkin olarak şimdilik 10.000,00 Euro'nun davalıdan tahsili talebine ilişkindir.Davalılar vekili cevabında, gecikme nedeniyle bir zarar talep edilmiş ise de, davacının ancak teslim edilen kumaş bedellerini talep edebileceğini, müvekkili tarafından imal edilen 6114 adet tişörtün davacı tarafça ihraç edilmesine rağmen davalı tarafından bu tişörtlere ve ham kumaş olarak teslim alınan pantolon ve şortlara ilişkin imalat bedellerinin ödenmediğini, davacıya gönderilen 05.04.2016 tarihli ihtarname ile söz konusu imalat bedellerinin ödenmesi halinde tüm ürünlerin imalatının yapılacağının ve 5 gün içinde teslim edileceklerinin bildirildiğini, yine de bir ödeme yapılmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.Dosya kapsamı değerlendirildiğinde, taraflar arasında "davacı tarafından ham maddesi temin edilen ürünlerin, davalı tarafından dikiminin ve ütülenerek paketlemesinin yapılmasına ilişkin" bir eser sözleşmesi ilişkisi bulunmakta olup, davacı iş sahibinin tazminat talebinin "yurt dışı firma tarafından yapılan kontrol sırasında ayıplı olarak dikildiği tespit edilen ürünlerin teslim alınmadıkları, buna göre usulüne uygun bir teslimin (ifanın) gerçekleşmediği" iddiasına dayalı bulunduğu,Mahkemece, kaldırma kararı gereğince, davacı vekiline zarar kalemlerinin ve miktarlarının açıklattırıldığı, sonrasında ise 04/10/2023 tarihli duruşmada "dosya kapsamı ve piyasa rayici üzerinden davacı vekilinin 17/05/2023 tarihli açıklama dilekçesindeki kalemler doğrultusunda hesaplama yapılması" için tekstil mühendisi ve muhasebeci bilirkişiden rapor alınması için bilirkişi delil avansını yatırması için davacı vekiline 2 haftalık ihtarlı kesin süre verildiği ancak davacı vekilinin 10/01/2024 tarihli celsede; "biz BAM kaldırma kararı doğrultusunda davalının iş yerinde ürünler üzerinde inceleme yapılamayacağı için buna ilişkin davalı vekili beyanları da dikkate alınarak ücreti yatırmadık, davalı iş yerinin kapandığını ve ürünlerin zayi olduğunu bildirmiştir, dosyada daha önce alınan rapor vardır, usul ekonomisi ilkesi gereğince alınmış olan rapor ve taraf vekillerinin beyanları dikkate alınarak davamızın kabulüne karar verilsin, Mahkemeniz bilirkişi ara kararından rücu etsin" şeklinde beyanda bulunarak bilirkişi masrafını ödemekten kaçındığı, davacı vekilinin bu iddiasını istinaf dilekçesinde de devam ettirerek, davalı tarafça zayi edilen ürünlere ilişkin olarak önceki raporlarda gerekli inceleme ve hesaplamanın yapıldığını, sundukları faturalarla da zarar kalemlerinin ispatlandığını, ayrıca bilirkişi incelemesi gerektiren bir durum olmadığı belirtilerek bilirkişi ücreti yatırmalarına gerek olmadığının savunulduğu, Gerçekten de davalı vekilince sunulan 16/05/2023 tarihli dilekçeyle, saklamak için depo olmadığından çuvalların patladığı ve davacıya ait ham kumaşların zayi olduğu belirtilmiş ise de, davacı tarafça talep edilen zarar kalemleri ve miktarları kaldırma kararı sonrasında açıklandığından, bu kapsamda kâr kaybı talebi de bile getirildiğinden, taraflar arsında yazılı bir sözleşme olmadığından bu zarar kalemlerinin ve dayandığı faturalardaki imalat bedellerinin yerinde olup olmadığına dair usulüne uygun, denetime elverişli, serbest piyasa rayiçlerine göre rapor alınması gerektiğinden, kaldırma kararı öncesi alınan kök ve ek raporlarda; davaya konu yarı mamul haldeki ürünlerin davacıya olan maliyetine (ham kumaş, etiket, paket ve lastik bedelleri ile boyama, yağlama, işçilik ücretleri) ve bunların yerine yeniden yaptırıldığı belirtilen yarı mamul ürünlerin davacıya olan maliyetine ilişkin sunduğu faturaların davaya konu ürünlerin tekrarı kapsamında olup olmadığına dair görüş bildiremeyecekleri, bunun uzmanlık alanları dışında olduğu belirtildiğinden, bu raporlarda kaldırma kararımızı ve yukarıda belirtilen hususları karşılayacak bir değerlendirme olmadığından davacı vekilinin yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek olmadığına dair iddiasının yerinde olmadığı, dosyada mevcut olan delillerle davacı iddialarının ve zarar miktarının değerlendirilemeyeceği, bu durumda ispat külfeti üzerinde bulunan davacı tarafın davasını ispat edemediği, davacı vekilince ilk derece ve istinaf aşamalarında bu iddia devam ettirildiğinden, bilirkişi masrafınını yatırılması için kendisine yeniden süre verilmesine dair bir talebi bulunmadığından bu hususta davacı tarafa yeniden bir süre verilesine de gerek bulunmadığı anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 10/01/2024 tarih ve 2023/220 Esas, 2024/29 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 21/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim