Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/929

Karar No

2025/143

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/929
KARAR NO: 2025/143
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/02/2021
NUMARASI: 2016/287 Esas, 2021/69 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 13/02/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacı vekili, taraflar arasında 14.09.2015 tarihli ve 3 yıl süreli "... Programı ve Diğer Yazılım ve Sistemler Kullanım Sözleşmesi" ile bu sözleşmenin eki olan "Otel Web Sitesi SEO Çalışması Hizmeti" ve "Otel Web Site Tasarım ve Dizayn" sözleşmeleri olduğunu, davalının sözleşme gereği ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği "Web Sitesi Tasarım ve Kurulum Bedeli" ve "... Senelik Kullanım Bedeli ve SEO Senelik Bedeli" faturalarını, belirtilen vadelerde ödemediğini, temerrüde düştüğünü, sadece 30.10.2015’te kısmi bir ödeme yaptığını, davacının, davalının belirtilen sözleşme hükümleri doğrultusunda mükellefiyetlerini yerine getirmemesi ve ilgili şifrelerin sağlanmaması nedeniyle bir takım işlemleri tamamlayamadığını ve sözleşmenin feshedilmesine sebebiyet verdiğini, bunun üzerine davacı şirketin, 9.000,00 € cezai şart bedeli, 1.620,00 € KDV ve 4.206,00 € cari hesap alacağı olmak üzere toplam 14.826,00 € (veya TL karşılığı) tutarındaki alacağının tahsil edilmesi için icra takibi yaptığını, davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazların iptali ile alacağın tahsilini ve icra inkar tazminatının davalıdan alınmasını talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili, davacının sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ... programını kurmadığını, SEO çalışması yapmadığını ve web sitesi tasarımını tamamlamadığını, bu sebeplerle sözleşmelerin haklı olarak feshedildiğini, davacının ödeme taleplerinin gerçek dışı olduğunu ve alacak talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını savunarak , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Karşı davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiğini, bu kapsamda davacının ifa etmediği hizmetler karşılığında kendisine 30.10.2015 tarihinde ödenen 11.669 TL’yi iade etmesi gerektiğini, sözleşme hükümlerine göre Web Sitesi Tasarım ve Kurulum Ücreti olarak 2.500 Euro + KDV ve ... Ücreti olarak yıllık 650 Euro + KDV bedelinde ödeme yapılacağının kararlaştırıldığını, ancak davacının SEO çalışması kapsamında herhangi bir hizmet sunmadığını, davalı tarafından davacının bu hizmetleri yerine getireceği inancı ile 19 Ekim ve 20 Ekim 2015 tarihli e-posta yazışmalarına dayanılarak 3.358,08 Euro karşılığı 11.669 TL ödeme yapıldığını, ne var ki davacının yükümlülüklerini yerine getirmediği için bu bedeli iade etmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmeler çerçevesinde davalıya teslim edilmiş herhangi bir hizmet bulunmadığını, dolayısıyla davalıya herhangi bir hizmet sunulmaması nedeniyle sunulmayan hizmetler için icra dosyasında faiz talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, talep edilen alacağın likit bir alacak niteliği taşımadığını, tüm bu nedenlerle davalının icra dosyasına yönelik itirazının haklı olduğunu, bu doğrultuda davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davacının kötü niyetli olması sebebiyle aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, karşı davanın kabul edilerek 11.669 TL’nin, eğer kabul edilirse ödeme tarihinden, aksi halde dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davacıdan tahsil edilerek davalıya ödenmesini talep ve dava etmiştir. Karşı davada davalı vekili, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası tahtında ... Tic. Ltd. Şti (Ramada İstanbul Grand Bazaar) aleyhine başlatılan kanuni takip neticesinde borçlu tarafından yapılan haksız ve mesnetsiz itirazın iptalini, alacağın tahsili ile takibin devamını, haksız ve mesnetsiz itiraz sebebiyle %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davanın itirazın iptali, karşı davanın ise ödenen sözleşme bedelinin istirdadı istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında imzalanan 14.09.2015 tarihli Yazılım Sistemleri Kullanım Sözleşmesi ve eki SEO Çalışması Hizmeti ile Web Sitesi Tasarım Sözleşmesi çerçevesinde davaların açıldığı, asıl davada davacının, sağladığı hizmetlere rağmen ödenmeyen bedelin tahsilini, davalının şifre paylaşmaması sebebiyle yerine getirilemeyen SEO hizmetinin senelik bedelini ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle cezai şart alacağını talep ettiği, buna karşılık davalı-karşı davacının sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğini ileri sürerek ödediği sözleşme bedelinin iadesini istediği, bu itibarla öncelikle çözümlenmesi gereken meselenin, davacı-karşı davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği olduğu, sözleşmenin 18. maddesinde yer alan tabloda, taraflar arasında kararlaştırılan ürün ve hizmetlerin ... (Kanal Yönetim) programı, bir adet otel web sitesi için Google SEO arama motoru optimizasyonu, bir adet otel web sitesi tasarımı ve kurulumu ile bir adet otele yönelik hosting hizmeti olduğu, bu kapsamda web sitesi tasarım ve kurulum ücretinin 2.500 Euro + KDV, yıllık ... ücretinin 650 Euro + KDV ve Premium SEO çalışmasının 3.500 Euro + KDV olarak belirlendiği, faturaların müşteri tarafından yedi gün içinde peşin ödenmesi gerektiği ve vadesinde ödenmeyen faturalar için aylık %5 gecikme faizi uygulanacağı, sözleşmenin geçerlilik süresinin üç yıl olup erken fesih halinde otel başına senelik 3.000 Euro ödeme yükümlülüğünün bulunduğu, ayrıca 15. madde gereğince servis sağlayıcının, otelin sözleşme hükümlerine aykırı hareket etmesi halinde sözleşmeyi haklı nedenle feshetme ve hizmeti durdurma yetkisine sahip olduğu düzenlemelerinin yer aldığı, bununla birlikte 11-b maddesinde, otelin, panel giriş bilgilerini (kullanıcı adı ve şifre) servis sağlayıcı ile sözleşme yapıldığı anda ve sözleşme süresi boyunca paylaşmakla yükümlü olduğu ve aksi bir durumun sözleşme ihlali sayılacağı hüküm altına alındığı, dosya kapsamında alınan bilgisayar yüksek mühendisi bilirkişi raporlarında, davacının sözleşme konusu Kanal Yönetim Sistemini tasarlayıp kuruluma hazır hale getirdiği, ancak bazı kanalları yönetebilmek için gerekli olan şifreleri davalıdan talep etmesine rağmen davalının bu talebe karşılık vermediği, bu sebeple sistemin canlı ortama alınıp faaliyete geçirilemediği, sözleşme konusu diğer web tasarım hizmetinin yerine getirilerek web sitesinin hazırlandığı ve test yayınına alındığı, ancak sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle canlıya alınamadığı ve dolayısıyla SEO hizmetinin de uygulanamadığının tespit edildiği, mahkemece teknik inceleme raporunun denetime açık ve hükme esas almaya elverişli bulunduğu, her ne kadar davalı tarafça bilirkişi raporuna dayanak yapılan log kayıtlarının tahkikat aşamasında sunulduğu ve bunun iddia ve savunmanın genişletilmesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülmüşse de, log kayıtlarının bilirkişice talep edilmesinin teknik bir zorunluluk olduğu ve dosyanın aydınlatılması açısından gerekli görüldüğü dikkate alınarak davalı-karşı davacının itirazının yerinde olmadığı sonucuna ulaşıldığı, sözleşme hükümleri ve yapılan teknik tespitler doğrultusunda, davacı-karşı davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiği, davalı-karşı davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshetmediği ve bu nedenle ödediği bedelin iadesini talep edemeyeceği, bu sebeple karşı davanın reddine karar verilmesi gerektiği, asıl davaya gelindiğinde ise, davacının yükümlülüklerini yerine getirdiği, davalı-karşı davacının haksız feshi ve sözleşme gereğince paylaşması gereken bilgileri paylaşmaması nedeniyle sistemin canlı ortama alınıp SEO hizmetinin verilemediği, dolayısıyla davacının kusuru olmadığından 3.500 Euro + KDV karşılığı 12.637,80 TL SEO hizmet bedelini, web sitesi tasarım ve kurulum bedelinin KDV dahil 76 Euro bakiyesini ve sözleşmenin davalı-karşı davacı tarafından haksız feshi nedeniyle sözleşmenin 18. maddesi gereğince üç yıllık cezai şart bedeli olan 9.000 Euro karşılığı 27.540 TL’yi talep edebileceği, cezai şart alacağı bakımından KDV uygulanmayacağı, davalının ihtarname ile temerrüde düşürüldüğü ve bu nedenle cezai şart yönünden faiz alacağı doğduğu, ayrıca sözleşmenin 2-g maddesi gereği asıl alacağa ek olarak faiz işletileceği kanaatine varıldığı, tüm bu gerekçelerle karşı davanın reddine, asıl davanın ise kısmen kabulüne, ayrıca dava konusu alacağın likit olduğu ve davalının haksız itirazı nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir. Davalı/karşı davacı vekili istinafında, raporlar arasında çelişki olduğunu, önceki raporu esas inceleme tarihinde hizmetin verildiğine ilişkin log kayıtları tespit edilemediği halde sonraki raporda bu hususun aksinin tespit edildiği, dosyada çeşitli teknolojik yöntemlerle log kayıtlarının değiştirilmiş olabileceği ihtimali dahi nazara alınması gerektiğini, 22.10.2018 tarihli raporda log kayıtlarının bilirkişi talebine rağmen sunulmadığını, 11.04.2019 TL ek raporda da benzer olarak sunulmadığı bir anda kayıtların zamanından sonra sunulduğu ve incelemeye esas alındığını, davacının bu kayıtları dava açarken sunmadığını ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olduğunu, davacının sözleşmeye uygun hizmet sunduğunu ispat edemediğini, mahkemece davacının sözleşme gereği teknik destek verme, aydınlatma yükümlülüğünü hiçbir surette zamanında yerine getirmediğinin gözardı edildiğini, davacının seo hizmetini de yerine getirmediğini ve bunun tüm raporlarda belli olduğunu, cezai şart yönünden kabul kararı verilmemesi gerektiğini, davacının ihtarının yanlış yorumlandığını, hicran inkar tazminatı verilmemesi gerektiği ancak kötü niyet tazminatını verilmesi gerektiğini, karşı davalarının kabulüne karar vermesi gerekirken reddi hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Davacı yüklenici, yükümlülüklerini yerine getirmelerine rağmen davalının online kanal kullanıcı adı ve şifrelerini paylaşmaması nedeniyle işlem yapamadıklarını, buna rağmen davalının sözleşmeyi erken feshettiğini ve cezai şart ile cari hesap alacaklarının tahsili için ihtarda bulunmalarına rağmen ödeme yapılmadığını, başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini talep etmiş; davalı iş sahibi ise, davacının channel manager sistemi, SEO hizmeti ve web sitesi tasarımını gerçekleştirmediğini, bu nedenle ihtar çektiklerini ancak sözleşmeyi feshetmediklerini, dolayısıyla cezai şart talebinin hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddi; karşı davasında ise, yüklenicinin yükümlülüklerini yerine getirmediği için sözleşmeyi haklı sebeple feshettiklerini ve ödenen bedelin iadesini talep etmiştir. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı/karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. Taraflar arasında 14/09/2015 tarihli 3 yıl süreli "... Programı Ve Diğer Yazılım Ve Sistemler Kullanım Sözleşmesi" ile "Otel Web Sitesi SEO Çalışması Hizmeti" ve "Otel Web Site Tasarım ve Dizayn" sözleşmeleri imzalanmıştır. Asıl dava davacısı yüklenici, asıl davaya konu takiple cezai şart alacağı ile cari hesap alacağının tahsili; karşı dava davacısı iş sahibi ise, karşı davasında sözleşmeyi feshettiklerini ileri sürerek ödediği bedelin iadesini istemiş, mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine hükmedilmiş, kararı davalı/karşı davacı vekili istinaf etmiştir. 14/09/2015 tarihli sözleşmenin 15. maddesinde ‘‘... İş bu sözleşmenin erken fesih durumunda Otel borçlarına ilave olarak senelik Otel başı 3000 Euro öder. Servis sağlayıcısı, Otel'in sözleşme hükümlerine uymaması durumunda sözleşmeyi haklı olarak feshetme ve hizmet vermeyi kesme hakkına sahiptir.’’ düzenlemesinin mevcut olduğu görülmüştür. Buna göre davaya konu talepler bakımından öncelikle sözleşmede düzenlenen cezanın niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Ceza koşulu borçlunun, asıl borcunu ilerde, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle ceza koşulu, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer'î bir edimdir.Borçlu, ceza koşulu ödemeyi kabul ettiğinde, alacaklı herhangi bir zarara uğradığını ileri sürmek veya zararının kapsamını ispatlamak zorunda kalmaksızın tazminat talep etme hakkına sahip olacaktır. Ceza koşulu, 6098 sayılı Kanun'un 179–182. maddelerinde düzenlenmiştir. Dönme cezası yani ifayı engelleyen ceza koşulu ise maddenin üçüncü fıkrasındabelirtilmiştir. Burada borçlunun ceza koşulunu ödemek suretiyle tek taraflı olarak sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğunu ispat yetkisi saklı tutulmuştur. Böylece borçlu alacaklı ile yaptığı anlaşmada dilerse sözleşmeden dönmeyi ve alacaklıya sadece ceza koşulu ödemeyi kararlaştırabilir. Bu tür ceza koşulunda borçlu cezayı ödemek suretiyle sözleşmeden dönebileceği gibi, alacaklı da sadece ceza koşulunun ödenmesini talep edebilir. Bu durumda artık alacaklı borçludan asıl edimin ifasını isteyemeyecektir. Dönme cezası borcun ihlâli koşulu aranmaksızın, belirli bir meblağı ödemek suretiyle borçluya sözleşmeyi sona erdirme imkânı verir. Borçlu, borca aykırı davranışı bulunmasa bile, ceza koşulunu ödeyerek sözleşmeyi ortadan kaldırabilir. Burada asıl borcun ifasının yerini dönme (fesih) cezası almaktadır. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; yukarıda yapılan açıklamalara göre taraflar arasındaki sözleşmenin 15. Maddesinde kararlaştırılan ceza koşulu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’nun 179. maddesinin üçüncü fırkasında düzenlenen dönme cezası niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Sözleşmede dönme cezasının kararlaştırılmış olması halinde sözleşmeyle bağlı olmak istemeyen taraf kararlaştırılan cezayı ödemek suretiyle sözleşmeyi ifa etmekten kurtulabileceği gibi, sözleşmenin haksız feshi halinde karşı taraf cezanın ödetilmesini isteyebilir. Dönme cezası kararlaştırıldığında, borçlu cezayı ödeyerek edimi ifa yükümlülüğünden kurtulmakta olup, bu durumda borçlunun kusurlu olması da aranmamaktadır. Ancak, borçlunun kusurlu olması ve diğer tarafın sözleşmeyi haklı olarak feshetmesi halinde, borçlunun dönme cezası talep etmesi mümkün değildir. Somut olayda, davalı sözleşmeyi feshettiğinden davacı kararlaştırılan dönme cezasını talep edebilir. Kural olarak dönme cezası talep eden taraf ayrıca iş bedeli (cari hesap alacağı) alacağı, müpet/menfi zarar isteyemez ise de sözleşmede aksi kararlaştırılabilir. Sözleşmenin ilgili maddesinde yer alan “otel borçlarına ilaveten” ifadesinin kapsamının açık olmadığından dönme cezasına ilaveten diğer alacakların da (birlikte) talep edilebileceği şeklinde değerlendirilmemiştir. O halde, yıllık SEO bedeli cari hesap alacağı ile websitesi tasarım kurulum bedeli cari hesap alacağına yönelik talebin reddi gerekir.Taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinin dosya kapsamında yargılama ile belirlendiği ve bu nedenle likit kabul edilemeyeceği gözetildiğinde, mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi de hatalı olmuştur.Karşı davaya yönelik istinaf incelemesinde ise,Türk Borçlar Kanunu'nun 470'nci maddesine göre; eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Buna göre yüklenicinin temel borcu, yükümlendiği işi sözleşmeye, amacına uygun tamamlayarak teslim etmek, iş sahibinin temel borcu ise iş bedelini ödemektir.Sözleşmeden dönme, sözleşmeyi sona erdiren ve tarafların iradelerine bağlı sebeplerden birisidir. Bedel karşılığı eser sözleşmelerinde dönme beyanı tek taraflı bozucu yenilik doğuran bir irade beyanı olduğundan, karşı tarafa ulaşması ile hukuki sonuçlarını doğurur (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 17/03/2010 gün, 2010/98-1538 sayılı kararı). Fesih veya dönme sözcüğü kullanılmasa da iş bedelinin geri istenmesi gibi dönme iradesini gösteren beyanlarda bulunulmuş ise sözleşmeden dönme iradesinin bildirildiğinin kabulü gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10/02/2010 gün, 2010/19-38 ve 2010/69 sayılı kararı). Dönme halinde sona erme geriye etkili sonuç doğuracağından taraflar sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre aldıklarını karşı tarafa iade etmekle yükümlüdür.Somut olayda, davalı iş sahibinin sözleşmeden dönme nedeniyle ödediği bedeli geri alacağı sabit olup, ödeme miktarının da taraflar arasında ihtilafsız olduğu anlaşıldığından, mahkemece Türk Borçlar Kanunu’nun 125/3 maddesinde yer alan “Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler.” hükmü gereğince ödeme miktarı olan 11.669 TL yönünden karşı davanın kabulü gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle de ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı/karşı davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak asıl davanın kısmen kabulüne, icra inkar tazminatı talebinin reddine, karşı davanın kabulüne, dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;A)1-Davalı/karşı davacı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, 2-İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 02/02/2021 tarih ve 2016/287 Esas, 2021/69 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Asıl davanın KISMEN KABULÜ ile, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 27.540,00TL cezai şart bedeli ve 226,35 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 27.766,35 TL alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,4-Davacının icra inkar tazminatı talebinin alacak likit olmadığından reddine, B) Karşı davanın KABULÜNE, 1-11.699TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN
ASIL DAVA; 1-Alınması gereken 1.896,69 TL nispi karar ve ilam harcından davacı/karşı davalı tarafça peşin olarak yatırılan 558,89 TL harcın mahsubu ile bakiye TL harcın davalı/karşı davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Davacı/karşı davalı tarafından yatırılan 558,89 TL peşin harcın davalı/karşı davacıdan alınarak davacı/karşı davalıya VERİLMESİNE,3-Davacı/karşı davalı tarafından yapılan 7.200,00TL bilirkişi ücreti, 235,20TL posta ve müzekkere masrafı olmak üzere toplam 7.435,2‬0 TL yargılama giderinden davanın kabul/red oranına göre takdiren 4.461,25 TL'nin davalı/karşı davacıdan alınarak davacı/karşı davalıya VERİLMESİNE, bakiye miktarın davacı/karşı davalı üzerinde BIRAKILMASINA,4-Davalı/karşı davacı tarafından yapılan herhangi bir masraf bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,5-Davacı/karşı davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 27.766,35 TL vekâlet ücretinin davalı/karşı davacıdan alınarak davacı/karşı davalıya VERİLMESİNE,6-Davalı/karşı davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 18.508,00‬ TL vekâlet ücretinin davacı/karşı davalıdan alınarak davalı/karşı davacıya VERİLMESİNE,
KARŞI DAVA; 1-Alınması gereken 797,10 TL nispi karar ve ilam harcından davacı/karşı davalı tarafça peşin olarak yatırılan 199,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 597,30 TL harcın davalı/karşı davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2- Davacı/karşı davalı tarafından yapılan 199,80 TL peşin harç, 600,00 TL bilirkişi ücreti, 200,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 999,80 TL yargılama giderinin davalı/karşı davacıdan tahsili ile davacı/karşı davalıya VERİLMESİNE,3-Davacı/karşı davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 11.669 TL vekâlet ücretinin davalı/karşı davacıdan alınarak davacı/karşı davalıya VERİLMESİNE,Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davalı/karşı davacı tarafından asıl ve karşı davalara yönelik yatırılan toplam 755,30 TL istinaf karar harçlarının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE, 2-Davalı/karşı davacı tarafından asıl ve karşı davalara yönelik yapılan toplam 324,2‬0 TL istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının davacı/karşı davalıdan alınarak davalı/karşı davacı tarafa VERİLMESİNE,3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 13/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim