Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/1155

Karar No

2025/144

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1155
KARAR NO: 2025/144
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/04/2021
NUMARASI: 2019/588 Esas, 2021/359 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 13/02/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davacının, davalı borçludan olan toplamda 21.292,18 TL takibe konu faturalara dayalı alacağının tahsili amacı ile Küçükçekmece ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine başladığı, davalı taraf işbu takibe konu borca itiraz etmiş olup haksız olan bu itiraz nedeni ile icra takibi durmuş olduğunu, bu sebeple itirazın iptali davası açıldığını, davalı tarafa hizmet verildiği, kesilen faturalara itiraz edilmediği ve teslime rağmen ödeme yapılmadığı dikkate alınarak Küçükçekmece ... İcra Dairesin in ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, borçlunun % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirketin konfeksiyon alanında faaliyet göstererek yurt içi ve yurt dışındaki prestijli markalara hazır giyim ürünleri tedarik ettiğini, en önemli müşterilerinden biri olan ... Şirketi’nin 06.11.2018 tarihli sipariş emriyle müvekkiline 2.984 adet bayan taytı siparişi verdiğini, müvekkili şirketin siparişi kabul ederek bu ürünlerde kullanılacak kumaşları varak baskı işlemi yapılması için 22.11.2018 tarihinde davacı şirkete sevk ettiğini ve böylece taraflar arasında eser sözleşmesine dayalı hukuki ilişki kurulduğunu, davacı şirketin 26.11.2018 tarihinde baskı işlemi tamamlanan kumaşları müvekkiline teslim ettiğini, müvekkilinin de bu kumaşları tayt haline getirerek 14.12.2018 ve 19.03.2019 tarihlerinde ...’ye toplamda 2.918 adet ürünü satışını gerçekleştirip teslim ettiğini, ancak ... tarafından yapılan kontrolde varak baskıda hatalar tespit edilerek baskının çatlama ve elde boyama gibi kusurlar içerdiğinin raporlandırıldığını, dolayısıyla davacı şirketin müvekkiline ayıplı hizmet vererek zararına sebep olduğunu, bu ayıplı hizmet nedeniyle müvekkilinin toplam 22.567,54 TL zarara uğradığını, bu doğrultuda müvekkilinin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığı gibi aksine alacaklı konumda olduğunu, davacı tarafından müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, yargılama sonucunda haklılıklarının ortaya çıkacağını savunarak müvekkilinin uğradığı 22.567,54 TL tutarındaki zararın varlığının kabulüyle, bu zararın davacının talep ettiği 21.292,18 TL’lik alacak miktarından mahsup edilmesini, müvekkilinin zararının talep edilen alacak miktarını aştığı gözetilerek davacının taleplerinin tamamen reddine ve haksız icra takibi nedeniyle davacının tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir. Mahkemece dosya kapsamındaki deliller, tarafların iddia ve savunmaları, tanık beyanları, bilirkişi raporları ve sunulan yazışmalar birlikte değerlendirildiğinde, davalının süresinde ayıp ihbarında bulunduğuna ilişkin tanık beyanlarının ve mail yazışmalarının birbirini desteklediği, ancak ayıp ihbar süresinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiği, bilirkişi raporunda ürünlerde hem açık hem de gizli ayıp bulunduğunun tespit edildiği, açık ayıpların tespiti için ayrı bir ihbar yükümlülüğü bulunmadığı ancak açık ayıpların geç fark edilmesi nedeniyle davalının da kusurlu olduğu, ... tarafından 21.12.2018 tarihinde davalıya gönderilen mailde dava konusu ... modeline ilişkin kalite standartlarının sağlanmadığı ve siparişin iptal edildiğinin bildirildiği, davalının da 23.12.2018 tarihli mailiyle sipariş iptalinin kumaş varak baskısının boya vermesinden kaynaklandığını davacıya bildirerek ayıp ihbarında bulunduğu, 07.03.2019 tarihli mailde ise ayıplı malların müşteriye satıldıktan sonra iade edildiği ve zararın boyutunun belirlendiği, ... tarafından davalıya kesilen iade faturalarında toplam 2.875 adet ürün için 77.625,00 TL tutarında iade işlemi yapıldığı, bilirkişi incelemesi sonucunda ürünlerdeki baskı hatasının açık ayıp olduğu ve davalının teslim sırasında kalite kontrolü yaparak bu hatayı tespit edebileceği, ancak kumaşın sürtme ve yıkama haslığı yönünden boya vermesinin gizli ayıp niteliğinde olduğu ve ancak kullanım sırasında ortaya çıkabileceği, dolayısıyla davacının ürünlerdeki açık ve gizli ayıplar nedeniyle basiretli bir tacir olarak sorumlu olduğu, nihai üründe meydana gelen hata bakımından tarafların ortak sorumluluğunun bulunduğu, kusur oranlarının davacı için %70, davalı için %30 olarak belirlendiği, bilirkişi raporundaki bu tespitler doğrultusunda davacının 21.292,18 TL tutarındaki alacağına %70 kusur oranı uygulandığında 14.904,53 TL’nin kusur miktarı olduğu ve bu doğrultuda davacının talep edebileceği alacak tutarının 6.387,65 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında, varak baskı yapılan kumaşların tesliminde davalı tarafından gerekli kontrollerin yapıldığını ve bu durumun tanık beyanlarıyla sabit olduğunu, davalının herhangi bir bildirim yapmadan malları teslim aldığını, kusurların ne şekilde ortaya çıktığının belirsiz olduğunu, davacının işi eksiksiz ve ayıpsız şekilde tamamladığını, bilirkişinin objektif bir kriter belirlemeden ve kendi kanaatine dayanarak kusur oranını tespit ettiğini, ek raporun kök raporun tekrarı niteliğinde olduğunu, başlangıçta ayıp mevcut olsaydı gerekli ihbarın aranması gerektiğini, bilirkişinin yalnızca bir ürün üzerinde inceleme yaparak binlerce ürün hakkında genel rapor hazırlamasının hakkaniyete aykırı olduğunu, ayrıca davacının baskısından bağımsız olarak davalının kesim ve dikim işlemlerinden kaynaklanan kusurların da rapora dahil edildiğini, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını ve eksik inceleme yapıldığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinafında, icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini belirterek hükmün bu kısmının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Davacı yüklenici davaya konu takiple iş bedeli alacağını talep etmiş, davalı iş sahibi ise işin ayıplı yapıldığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir. Mahkemece belirlenen ayıplı işler bedeli düşülerek bakiye bedele hükmedilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.Dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlık ayıbın varlığı ve süresinde ayıp ihbarında bulunulup, bulunulmadığına ilişkindir.Ayıplı eser sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede; gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir. Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. ...Eğer eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. Yine ayıp bedelinin de ayıbın ortaya çıktığından itibaren geçecek makul süre dikkate alınarak hesaplanması gerekir. ( Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 20/01/2020 tarih ve 2019/1698 Esas, 2020/120 Karar sayılı kararı) 6102 sy TTK'nın 18. Maddesi ayıp ihbarını kapsamadığından tacirler arasındaki ayıp ihbarı bakımından da bu durum aynen geçerlidir. Ayrıca, yine Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, eser sözleşmelerinde TTK'nın 23. maddesinde düzenlenen 2 ve 8 günlük ayıp ihbar süreleri geçerli olmayıp, TBK'nın 474. maddesi gereğince eserin teslimden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz gözden geçirilmesi ve ayıp var ise bunun uygun bir süre içerisinde yükleniciye bildirilmesi gerekmektedir.Yapılan açıklamalara göre, mahkemece aldırılan bilirkişi raporu ile sözleşmeye konu ürünlerdeki ayıplar usulünce belirlenmiştir.Ayıpların süresinde bildirilip bildirilmediği ile ilgili olarak ise, ürünlerin sayısı (hacmi), işlerin olağan akışı, sözleşmenin niteliği, işin fason kumaş baskı işine ilişkin olması hususları bir arada değerlendirildiğinde, ayıp ihbarının süresinde yapıldığı sonucuna varılmıştır.Her ne kadar davacı, tüm ürünler incelenmeden rapor düzenlendiğini, kusur oranının hangi kritere göre belirlendiğinin açık olmadığını, bilirkişi raporunun kanaate dayalı olduğunu ve dava dışı üçüncü kişi şirket mühendislerince hazırlanan raporların dikkate alındığını ileri sürmüşse de, bilirkişinin kendi uzmanlık alanındaki konuyla ilgili düzenliyeceği raporda gerekmesi halinde üçüncü kişiler tarafından düzenlenen raporlardan ve sair olgulardan yararlanarak görüş bildirmesi mümkün olup, ayıbın nefaset olarak belirlendiği durumlarda genel değerlendirmeyle oransal sonuçlara varılabileceğinden bilirkişi tespitinde hatalı bir husus bulunmamaktadır.Belirtilen nedenlerle davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.Davalı vekilin istinaf itirazının incelenmesinde ise; Dava konusu alacak yargılama ile belirlenmiş olup, likid olmadığından mahkemece icra inkar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmiş olması hatalı olmuş, mahkeme kararının bu nedenle kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın kısmen kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1-Davacı vekilinin istinaf talebinin REDDİNE, davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE, 2-BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 27/04/2021 tarih ve 2019/588 Esas, 2021/359 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KISMEN KABULÜ ile, a)Davalının Küçükçekmece ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının 6.387,65 TL asıl alacak üzerinden İPTALİNE, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, b)Davacınn icra inkar tazminatı talebinin alacak likit olmadığından REDDİNE,
B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 363,62 TL harcın mahsubu ile bakiye 251,78‬ TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Davacı tarafından yatırılan 363,62 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan 167,40 TL tebligat ve posta gideri, 1.400,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.567,4‬0 TL yargılama giderinden davanın kabul/red oranına göre takdiren 470,05 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye miktarın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir masraf bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 6.387,65 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 14.905‬ TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 3-Davalı tarafından yatırılan 109,00 TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE, 4-Davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere13/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim