Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/1149
2025/141
13 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1149
KARAR NO: 2025/141
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 15/06/2021
NUMARASI: 2018/740 Esas, 2021/654 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 13/02/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkil şirketi ile davalı firma arasında 08/07/2015 tarihinde müvekkil şirketin çok dilli kurumsal web sitesinin tasarlanması amacıyla sözleşme imzalandığını, sözleşmede 5.500,00 TL + KDV bede üzerinde anlaşıldığını, davalının sözleşmede belirtilen koşullarda ve süresi içinde yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu sebeple müvekkil şirketin 3.500,00 TL daha fazla para ödeyerek web sitesini kurdurabildiğini, müvekkil şirketin otel malzemeleri satmakta olduğunu, Türkiye çapında ve yurt dışında pek çok otel ile çalışmakta olduğunu belirterek 3.500,00 TL + KDV nin hüküm altına alınmasına, 5.000,00 TL manevi tazminatın taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili,davacı şirketi ile aralarında imzalanmış bir sözleşmenin bulunmadığını, arkadaşlık ve iyi niyet ilişkileri çerçevesinde bir internet sitesi alt yapı hizmeti sunma konusunda tarafların anlaştıklarını, davacı şirkete internet sitesi alt yapı hizmeti sağlandığını ve teslim edildiğini, site için taraflarına ödenen bedelin 2.500,00 TL olduğunu, oluşturulan internet altyapısı bilirkişiler tarafından tespit edileceği üzere bu miktarın çok çok üzerinde bir değer olduğunu, davacı tarafından talep edilen manevi tazminatın da hiçbir yasal dayanağı bulunmadığını, müvekkil tarafından davacı şirket ve/veya ürettiği ürünlerin karalanmadığını, itibarlarını sarsan hiçbir eylemde bulunulmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, teknik bilirkişi tarafından yapılan tespitler neticesinde site hazırlanırken sadece İK formunun ve ürün stok bilgilerinin eksik olduğu, ancak ürün stok bilgisinin ve İK formunun davalı tarafından tamamlanmasının mümkün görünmediği, davalı şirketin davacının satışa sunduğu ürünleri ve stok bilgilerini ayrıca davacının İK bilgilerini bilmesinin beklenemeyeceği, davacı şirket tarafından tamamlanması gerektiği, bu nedenle bilirkişi raporunda davacının davasını ispatladığı ihtimaline dayalı olarak yapılan hesaplamaya itibar edilmediği, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinafında, davalının hiçbir zaman stok bilgisi veya IK formu talebinde bulunmadığını, davalının uzman olarak gerekli yönlendirme yapması ve talepleri karşılaması gerektiğini, davalıya defaatle işi tamamlaması ihtar edildiği halde eksikliklerden bahsedilmediği, mevcut yazışmalarda davalının web sitesinin belirlenen koşullarda ve süresinde tamamlanmadığının kabul de edildiğini, davalının basiretli tacir gibi davranması gerektiğini, başka şirketten destek almak zorunda kaldıklarını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.Davacı iş sahibi, web sitesi tasarım işi yapım sözleşmesine konu işin yapılmadığını ileri sürerek ödenen bedelin iadesi, işin başkasına yaptırılması nedeniyle fazladan ödenen bedelin tahsili ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, davalı yüklenici ise, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, davacıya altyapı hizmeti sağlandığını ve bu hizmet karşılığında ödeme yapıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece ispatlanamayan davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvulmuştur.Taraflar arasında yazılı bir sözleşme yok ise de sözlü akdi ilişkinin varlığı tarafların kabulündedir. Davacı, dava dilekçesinde ödenen bedelin iadesini istemiş olmakla sözleşmeden dönme iradesini açıkça ortaya koymuştur.Sözleşmeden dönme, sözleşmeyi sona erdiren ve tarafların iradelerine bağlı sebeplerden birisidir. Bedel karşılığı eser sözleşmelerinde dönme beyanı tek taraflı bozucu yenilik doğuran bir irade beyanı olduğundan, karşı tarafa ulaşması ile hukuki sonuçlarını doğurur (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 17/03/2010 gün, 2010/98-1538 sayılı kararı). Fesih veya dönme sözcüğü kullanılmasa da iş bedelinin geri istenmesi gibi dönme iradesini gösteren beyanlarda bulunulmuş ise sözleşmeden dönme iradesinin bildirildiğinin kabulü gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10/02/2010 gün, 2010/19-38 ve 2010/69 sayılı kararı). Dönme halinde sona erme geriye etkili sonuç doğuracağından taraflar sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre aldıklarını karşı tarafa iade etmekle yükümlüdür. Ayrıca davacı iş sahibi karşı tarafa verdikleriyle birlikte menfi zarar talebinde bulunabilir. Menfi zarar da, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır.Bu açıklamalar doğrultusunda, mahkemece dönme nedeniyle sözleşmenin geriye etkili şekilde sona erdiği kabul edilerek tarafların iddia ve savunmaları ile taleplerinin tasfiye kapsamında incelenip değerlendirilerek bunun sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararının kaldırılması gerekmiştir.Davacı tarafça ayrıca manevi tazminat talebinde bulunulmuş ve mahkemece bu talebin de reddine karar verilmiştir. Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 12/03/2018 tarih ve 2017/2682 esas, 2018/882 karar sayılı ve 19/02/2018 tarih ve 2016/4623 esas, 2018/661 karar sayılı emsal kararlarında da belirtildiği gibi sözleşmeye aykırılık halinde 6098 sayılı Kanun'un 114/II. maddesi uyarınca, haksız fiil sorumluluğuna ait hükümler kıyas yoluyla uygulanıp manevi tazminat istenebilirse de, TBK'nın 58. maddesi hükmünce, sözleşmeye aykırılığın kişilik haklarına saldırı niteliğinde olması zorunlu olup, somut olayda bu unsurun gerçekleşmediği anlaşıldığından, koşulları oluşmayan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş olması doğru olmuş, davacı vekilinin buna yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen KABULÜNE, 2-İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 15/06/2021 tarih, 2018/740 Esas, 2021/654 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 13/02/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.