Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/56

Karar No

2026/662

Karar Tarihi

11 Şubat 2026

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :2025/56
KARAR NO :2026/662
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:14/10/2024
NUMARASI :2024/280 Esas - 2024/964 Karar
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:11/02/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı internet sitesinde yayınlanan haber içeriğinde yer alan beyan ve iddiaların gerçek dışı asılsız ve yalan olduğunu, söz de haber tamamıyla kasıtlı ve kötü niyetli müvekkil şirket aleyhine kamuoyunda manipülasyon ve algı yarama niteliği taşıdığını, davalının işbu haber/yazıyla müvekkil şirketin basın yoluyla kişilik haklarını, ticari itibarını zedelediğini, müvekkil şirketin yazılı basına son vererek dijital ortamda yayın hayatına devam edeceği yönünde bir takım asılsız isnatlarda bulunulduğunu, bu sebeplerle davayı açma zorunluluğu olduğunu, davalı ...internet sitesinde yayınlanan haksız karalayıcı ve başta basın kanunu olmak üzere işbu dilekçede izah edildiği üzere pek çok yasal düzenlemeyi ihlal eden hukuka aykırı, müvekkil şirketin ticari itibarına saldırı niteliğindeki içerik sebebiyle davanın kabulünü, kişilik hakları ve ticari itibarları zarar gören müvekkil için toplam 100.000,00 TL'nin yayın tarihinden itibarin işleyecek yasal faizi ile birlikte manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde;Davacının açmış olduğu davada görevli mahkeme, Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, aynı zamanda taraflar tacir oldukları için zorunlu arabuluculuğa tabi bir dava olup, davacı arabuluculuk yoluna gitmeden davayı açtığından usûl yönünden davanın reddini talep ettiklerini, ... Gazetesinin yapmış olduğu habere bakıldığında, haberde “... Gazetesinin kağıt baskısının kapatılıyor.” şeklinde ibare olduğu ve bununla birlikte ... Gazetesinin dijital platformda yayın hayatına devam edeceğine ilişkin ibare bulunduğunu, internet mecralarına bakıldığında, bu konuyla ilgili olarak, ..., ...Gazete, ...TV, ... Gazetesi,..., ..., ... ve sayılanlar gibi birçok basın kuruluşunda ... Gazetesinin dijital platformlarda devam ederek kağıt baskısını durduracağı yazıldığını, nitekim aynı gruba mensup ... Gazetesi de kağıt baskısını durdurup dijital platforma geçtiğini, bu iddianın ilk olarak ... Gazetesi yazarı ... tarafından ileri sürüldüğünü, müvekkil gazete de bu iddiayı haber yaptığını, haberin bütün içeriğinde bu iddia ileri sürüldüğünü, herhangi bir yalan beyan söz konusu olmadığını, iddia öne sürülürken kesinlik belirtildiğini, iddia olma doğasından uzaklaşılmadığını, kapanmanın tirajlardaki düşüş sebebiyle yaşanan büyük zarar sonucu alındığı iddia edildiğini, zaten ...’de basın genelde kağıt yoluyla değil, dijital platformlarda yol almayı tercih ettiklerini, okuyucuların da alışkanlıkları artık fiziksel gazeteden dijital mecralara evrildiğini, dolayısıyla bir gazetenin yayın hayatına sadece dijital platformlarda devam edeceği iddiasını içeren bir haber yapmak, manevi tazminatı gerektiren bir durumu doğurmayacağını, davacının istemiş olduğu 100.000 TL'nin fahiş bir miktar olup, Yargıtay’ın manevi tazminat davalarındaki zenginleşme ve fakirleşmeye yol açmamalı kriterine de olduğunu, Kaldı ki, ... Gazetesi bölgesel yayın yapmakta olan ve zarar eden bir gazete olduğunu, söz konusu tazminatın ödenmesi müvekkil gazeteyi daha da zor durumlara sokacağını, bu sebeplerle görevsiz mahkemede, dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa başvurulmadan açılan davanın usulen reddine, açıklanan ve resen dikkate alınacak hususlardan dolayı, davanın esastan reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "...Dava konusu yayında “ Bilgi içeriden sızdı. ...'in kapanacağı tarih belli oldu. Yandaşlık yapa yapa yolun sonu göründü.'' denilerek haber yapıldığı anlaşılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesi gereğince manevi tazminata hükmedilirken şahsiyet haklarına hukuka aykırı şekilde bir saldırının varlığı aranmalıdır.Kişilik haklarının zarar görmediği hallerde eylem hukuka aykırı olsa dahi manevi tazminata hükmedilmesi mümkün değildir.Öyle ki manevi tazminatta kişinin bedensel ve ruhsal ve sosyal bireyliğinin korunması söz konusudur. (İBAM 57. Hukuk Dairesi 2023/1973 Esas, 2024/253 Karar sayılı ilamı). Manevi zarar, bir kişinin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmeyi ifade eder. Hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, özgürlük, isim, resim, şeref, haysiyet, ticari itibar gibi değerler, kişilik değerlerini oluşturur. Bu değerlere saldırı, objektif eksilmeyi ifade eder. Manevi zararın tazmin edilebilmesi için objektif unsur yanında bir de subjektif unsurun gerçekleşmesi gerekir. Subjektif unsur ise, zarar görenin söz konusu ihlal sonucu kişiliğinde, manevi varlığında objektif olarak meydana gelen bu eksilmeyi yaşaması, duyması, onu hissetmesi, bunun sonucunda da acı, elem, ızdırap duymasıdır. Subjektif unsur yoksa manevi zarar da yoktur. Somut olayda, yayınlanan haber sebebiyle davacının manevi değerlerine dahil ticari itibarını ihlal eden, kişilik haklarına saldırı teşkil eden haksız fiil niteliğinde bulunmadığı gözetildiğinde objektif ve subjektif unsurları oluşmayan manevi tazminat talebi yönünden davanın reddine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla,Yerel Mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, davaya konu ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü sınırlarını aştığını, açmış oldukları davada tazminat koşullarının oluştuğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Basın yoluyla kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.Dosya içeriğinden; İlk derece mahkemesince, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 198. Maddesi gereğince delillerin serbestçe değerlendirilerek dava konusu ihtilaf hakkında karar verildiği ve gerekçeli kararın dayanaklarının gösterildiği anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf istemi yerinde değildir.Anayasa Mahkemesi'nin emsal nitelikte 17/12/2024 tarih 2022/109219 esas sayılı ilamı ve benzer nitelikteki davalarda vermiş olduğu kararlarında ".... kullanılan dil ve üslup muhatabı açısından rahatsız edici olabilir. Somut unsurlarla desteklenmiyorsa değer yargısı ölçüsüz olabilir. Ancak Anayasa Mahkemesinin benimsediği gibi demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan, toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü, sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler ya da fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir (... (2), B. No: ..., ..., § 35; ..., § 52). Nitekim basın özgürlüğünün kapsamının demokrasi ile yakın ilişkisinin doğal sonucu olarak bir dereceye kadar abartıya ve provoke etmeye izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiği kabul edilmelidir (..., B. No: ..., ..., § 66; ... ve diğerleri, § 102).Taraflar arasında mevcut polemik de dikkate alındığında yayının tümüyle keyfî bir kişisel saldırı oluşturduğu söylenemez. Üstelik davacının toplumsal konumu gereği, kendilerini hedef aldığını iddia ettikleri yazıya cevap verme ve bu cevabı geniş kitlelere ulaştırma imkânına sahip oldukları da gözardı edilmemelidir. Kaldı ki kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği öne sürülen ifadelerin başvurucu üzerinde kayda değer somut bir etki yarattığına dair herhangi bir iddia da bulunmamaktadır." gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuruların reddine karar verdiği gibi, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi de emsal nitelikteki pek çok ilamında, aynı şekilde basın ve ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması gerektiğine karar vermiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici sebeplere, davaya konu söz ve ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, basının haber verme hakkı, toplumun da haber alma hakkının bulunmasına, güncel olan konuların yayıncılık tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı söylemlere yer verilip iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarılmış olmasına, dava konusu ifadelerin eleştirel nitelikte olup hakaret niteliği taşımamasına,davacıya ilişkin iddiaların davalının kendi kişisel değer yargısı olmasına, basın ve ifade özgürlüğünün, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olup, bu durumun demokratik toplumun gereği olmasına, açıklanan sebeplerle davaya konu beyanların basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kalıp buna göre somut olayda Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesindeki manevi tazminatın yasal koşullarının oluşmamasına, İlk Derece Mahkemesi kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/280 Esas 2024/964 Karar sayılı 14/10/2024 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 427,60 TL'nin mahsubuyla bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,
5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.11/02/2026

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim