mahkeme 2025/1774 E. 2025/1548 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/1774
2025/1548
31 Aralık 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1774
KARAR NO : 2025/1548
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/854 (Derdest)
ARA KARAR TARİHİ: 18/11/2025
TALEP : İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ:31/12/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında 02/01/2024 tarihli Seyahat ve Konaklama Hizmet Alımı Protokolü imzalandığını, Protokol’ün 1.maddesinde Protokol’ün konusunun “(Davalı) Acente tarafından (davacı) Firma’nın tüm karayolları ve havayolları ile yurt içi/yurt dışı, münferit grup uçak ve/veya diğer ulaşım rezervasyonlarının ve yurt içi/yurt dışı otel konaklama işlemleri için aracılık hizmeti verilmesi ve bu kapsamda tarafların hak ve yükümlülüklerinin düzenlenmesi” olarak belirtildiğini, protokol kapsamında sunulacak hizmetler için davalı acente tarafından sabit ücret tahsil edilmesi yönünde anlaşıldığını, protokolün “sabit fiyat” başlıklı 3.maddesinde “Acente, Ek 1 Seyahat Birim Fiyat Listesi’ndeki Seyahat Birim Fiyatları’nın 31.12.2024’e kadar sabit ve kesin olduğunu kabul ve beyan eder.” ve “Acente İş’in süresi boyunca yürürlükteki mevzuat, kanun, tüzük, vb.deki değişikliklerden dolayı yahut işçilik, malzeme, vergi ve sigorta oranlarında, resmi fiyatlarda meydana gelebilecek artışlar sebebiyle veya herhangi bir diğer sebeple birim fiyatları arttıramaz, İş’in kapsamında bu nedenle bir ek ödeme talep edemez.” düzenlemelerinin bulunduğunu, madde düzenlemesi ile davalı şirket tarafından sunulacak seyahat acentelik hizmetleri karşılığında yine sözleşmede belirtilen sabit fiyatın ödeneceğini, bunun haricinde herhangi bir sebep ile ve hiçbir nam altında bedel tahsilatında bulunulmayacağının ve ödeme talep edilmeyeceğinin kabul ve taahhüt edildiğini, sözleşmenin devamı esnasında Türk Hava Yolları seyahat biletleme bilgileri raporlarının paylaşımı konusunda uygulama değişikliğine gidildiğini, THY Uçuş Raporları’nın ilgililerin incelemesine sunulmaya başlandığını ancak bu değişiklik sonrası bir kısım biletlemelere ilişkin seyahat biletleme raporlarına müvekkili şirket tarafından erişimin mümkün olduğunu, bu şekilde temin edilmesi mümkün hale gelen THY Uçuş Raporları üzerinde müvekkili şirket tarafından yapılan incelemeler neticesinde davalı şirket tarafından Protokol hükümleri ve taraflar arasındaki ticari mutabakat hilafına ve müvekkili şirket aleyhine işlemlerde bulunulduğunun tespit edildiğini, davalı şirketin protokol maddesi uyarınca havayolu şirketlerinin biletleme yaptığı fiyatlar üzerine yalnızca sabit birim fiyat ekleyerek faturalandırma yapması gerekirken buna aykırı olarak müvekkili şirkete hiçbir bildirimde bulunmaksızın ve müvekkili şirketin herhangi bir şekilde onayını almaksızın dayanağı olmayan bedeller eklemek suretiyle bilet fiyatı adı altında faturalandırarak müvekkilinden fazladan ödemeler tahsil ettiğinin görüldüğünü, Türk Hava Yolları tarafından biletin faturalandırıldığı satış bedeli ile aynı bilet için davalı tarafından müvekkili şirkete düzenlenen fatura arasındaki farkın, olması gerekenin aksine Protokol’deki “sabit fiyat”tan fazla olduğunun tespit edildiğini, bu durumun sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini ve müvekkili şirket zararına davalı uhdesinde haksız zenginleşmeye sebebiyet verdiğini, bunun üzerine Ankara 77. Noterliği’nin 7 Ağustos 2025 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edilerek müvekkili şirketten haksız tahsil olunan bedellerin faizleri ile birlikte iadesinin talep edildiğini ayrıca hizmet alımı derhal durdurularak sözleşmenin feshinin ihtar olunduğunu, ihtarname davalıya 7 Ağustos 2025 tarihinde tebliğ edildiğini, yine yapılan incelemeler neticesinde davalının müvekkili şirkete sunduğu hizmetler kapsamında temin ettiği biletlerin bir kısmında tek taraflı tasarrufu ile müvekkili şirkete tanımlı Türk Hava Yolları indirimi kodunu kullanmaktan imtina ettiğinin görüldüğünü, bu biletler için müvekkili hakkı bulunan indirimlerden faydalandırılmayarak zarara uğratıldığını, ayrıca bu kodun kullanılmadığı biletler için Türk Hava Yollarının müvekkilince raporlama paylaşamadığını, işbu dava tarihi itibarıyla yalnızca bir havayolu firması tarafından kısmi seyahat biletleme raporu sağlanması, davalının bir kısım biletlemelerde müvekkili şirkete tanımlı kodu kullanmaması nedeniyle buna ilişkin raporlamaların taraflarına sağlanamaması, biletleme süreçlerinin önemli bir kısmının yalnızca davalının erişim ve müdahale yetkisine sahip olduğu sistemler üzerinden yürütülmesi gibi sebeplerle davalı tarafından yürütülen hukuka aykırı işlemlerin boyutunun tam olarak tespiti imkânının bulunmadığını, davalı tarafından müvekkili şirkete düzenlenen ve dava dilekçeleri ekinde listesi ile birlikte sunulan faturaların sözleşme ve mevzuata uygun olarak düzenlenmedikleri yönünde kuvvetli şüphelerin mevcut olduğunu, bahsi geçen faturaların ödenmesi bir yandan müvekkilinin hali hazırda telafisi güç durumdaki zararının artması sonucunu doğuracağını, diğer taraftan dava neticesinde hükmedilecek hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağını ya da tamamen imkansız hale geleceğini belirterek fazlaya ve takas ve mahsuba ilişkin tüm başvuru ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, öncelikli olarak ve cevap dilekçesi beklenilmeksizin dava dilekçesi ekinde listesi ile birlikte sunulan faturaların ödenmesinin tedbiren durdurulmasını, davanın kabulü ile davalı tarafından kanuna ve sözleşmeye aykırı şekilde haksız olarak müvekkilinden tahsil edilen bedeller karşılığı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 3.000.000,00 TL alacağın tahsil edildikleri tarihten itibaren işletilecek ticari faizleri ile, hukuki dayanağı bulunmaksızın müvekkile ait kurumsal kodun kullanılmaması sebebiyle meydana gelen zarar karşılığı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL tazminatın zararın doğduğu tarihler itibarıyla işletilecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkil şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemenin 18/11/2025 tarihli kararı; "...Dava alacak ve tazminat istemine ilişkin olup dava dilekçesi ekine sunulan mevcut delil durumu itibari ile bu aşamada yaklaşık ispat koşulu oluşmadığından davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine..." karar verilmiştir. Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İhtiyati tedbir, HMK'da "Geçici Hukuki Korumalar" başlığı altında 389-399 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Geçici hukuki korumalardan biri olan ihtiyati tedbir; kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş, geçici nitelikte geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.6100 sayılı HMK'nın 389/1 maddesinde "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'', HMK'nın 390/1 maddesinde "İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir.", HMK'nın 390/3 maddesinde "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'', HMK'nın 391/1 maddesinde "Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" düzenlemelerine yer verilmiştir.İhtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartlarından biri, ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hakime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır. (m. 389/1). Kanun, burada "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. İhtiyati tedbirler, hakkın yada hak sahibinin karşı karşıya olduğu somut ve güncel tehlikenin bertaraf edilmesini, bu tehlikenin yol açabileceği telafisi mümkün olmayan zararların veya tehlikenin önlenmesini yada durdurulmasını amaçlar. Tehlikenin bertaraf edilmesi şeklinde ifade edilebilecek kurumsal amacın ihtiyati tedbirlerin işlevsel amaçları ile somutlaştırılması, ihtiyati tedbirlerin türleri, koşulları ve içeriğinin belirlenmesine de yön verecektir. İşlevsel olarak ihtiyati tedbirlerin amacının ilk bakışta bir teminat ve koruma sağlama olduğu söylenebilir. Ancak bu, her zaman doğru değildir. İhtiyati tedbire duyulan ihtiyaç ve onun zaman içinde gösterdiği gelişme ile farklı hukuki sorunlarda farklı uygulama alanları bulması sebebiyle müddeabihi nasıl dava sonunda icra edilebilir halde kalması için güvence altına alınmasının yanında, hukuki ilişkinin düzenlenmesi ve talebin geçici icrası da ihtiyati tedbirin işlevsel amaçları haline gelmiştir. (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.III, s.2462, 2463).İhtiyati tedbir talep eden taraf, tedbire esas olan hakkını, ihtiyati tedbir sebep veya sebeplerini, keza davanın esası yönünden de haklılığını ispat etmelidir. Ancak burada tam ispat aranmayıp yaklaşık ispatla yetinilecektir (m. 390/3). Yani, ispatı gereken hususların tam olarak değil; kuvvetle muhtemel gösterilmesi yeterlidir... yaklaşık ispat ispatsızlık veya sadece talepte bulunanın beyanlarıyla yetinileceği anlamına gelmemektedir. Talep eden, ispat ölçüsü düşürülmüş olsa dahi, bir ispat faaliyetinde bulunmak, bu çerçevede delillere dayanmak ve tam olmasa da iddia ettiği hususların gerçekliğini kuvvetle muhtemel olduğunu gösterecek şekilde ispat etmek durumundadır. Şu halde, ispat ölçüsünün düşürülmesi, tedbirin koşullarının, özellikle tedbire esas olan hakkın hüküm altına alınabilmesi için maddi hukuk kurallarında öngörülen koşul vakıaların bir kısmının incelenmeyeceği ya da üstün körü inceleneceği anlamına gelmemektedir. Zira ispat ölçüsü, incelemenin kapsamına değil, hakimdeki usuli kanaatin derecesine ilişkindir... Şüphesiz, talep eden bir ispat faaliyetinde bulunmuşsa bunu tam ispat seviyesinde aramamak gerekir; fakat tamamen ispatsız veya delile dayanmayan bir faaliyet de afaki tehlike olgusuna dayanılarak yeterli kabul edilemez (Pekcanıtez Usul, Cilt.III, s.2476, 2477). Dava, sözleşmeye aykırı olarak tahsil edildiği iddia olunan bedellerin tahsili ve uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı tarafından, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye istinaden, davalı tarafça düzenlenen bir kısım faturalar yönünden faturaların ödenmesinin durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir. Somut dosyada sunulan kayıtların, ihtiyati tedbir kararı verilmesi için yaklaşık ispata elverişli olmadığı anlaşılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 31/12/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.