mahkeme 2025/1742 E. 2025/1583 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/1742
2025/1583
31 Aralık 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1742
KARAR NO : 2025/1583
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/06/2025
NUMARASI : 2023/653 Esas 2025/434 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat)
KARAR TARİHİ: 31/12/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davalının, davacı idare tarafından yapılan ihalelerin yüklenicisi olduğunu, iş yeri devri hükümlerine göre önceki şirketin işçilerini devralan olarak çalıştırmaya devam ettiklerini, davalı idare tarafından ödenmek durumunda kalınan hak ve alacaklardan ihale sözleşmeleri ve Borçlar Kanunu hükümleri gereğince sorumlu olduklarını, işçi ...'un açmış olduğu davada İstanbul 13. İş Mahkemesi tarafından alacakların davacı idareden tahsiline karar verildiğini, İstanbul 1. İcra Müdürlüğünde başlatılan icra takibi ile kesintilerle birlikte 90.711,68 TL ödendiğini, arabuluculuğa başvurulduğunu anlaşmaya varılamadığını belirterek, davanın kabulü ile, toplam 90.717,68 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan sorumlu oldukları oranlarda tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalıya dava dilekçesi Tebligat Kanunu 35. Maddesi uyarınca tebliğ edilmiş, davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, "...Davacının davalıya yöneltmiş olduğu dava ve talepleri bakımından yapılan incelemede; davalı taraf merkezi Hollanda'da bulunan bir şirketin İstanbul Şubesi olup bu kapsamda İTSM'de şube olarak kaydı yer almakta ise de şubelerin şube olarak sicile kayıtları yapılmasına rağmen şubelerin tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Şube iç ilişki bakımından merkeze bağımlıdır. Merkez kime aitse şube de ona ait olup şube üçüncü kişilerle merkez adına işlem yapabilmektedir. Birimin şube sayılması için ayrı muhasebe veya ayrı sermaye tahsisi gerekmeyip muhasebenin merkezde tutulması da mümkündür. Şube tarafından merkez adına yapılan işlemler ile sadece şubenin bulunduğu yerde merkez aleyhine dava açılması mümkündür. Şubelerin ticari işletme olup olmadığı, ticari işletme sayılması halinde şube aleyhine açılan davanın ticari işletmeye karşı açılmış sayılıp sayılmayacağı değerlendirildiğinde ise ticari işletme TTK'da tanımlanmış olup buna göre "Esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir" denildiğinden ticari işletmenin unsurları, esnaf düzeyini aşan düzeyde gelir sağlamak , devamlılık ve bağımsızlık unsurları olup şube bağımsız olmadığından merkeze bağlı olduğundan şubenin ticari işletme sayılması da mümkün değildir. Emsal mahiyette olan Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 14/12/201 tarih 2016/7517 Esas 2016/7471 Karar nolu ilamında da ".........kira sözleşmesi kiracı olarak ... A.Ş Türkiye Cumhuriyeti şubesi yetkilisi imzalamıştır. Anonim şirketler tüzel kişiliğe sahip sermaye şirketleridir. Yürütülen ticari faaliyetlerin yaygınlaşması nedeniyle işlerin tek bir merkezden yönetiminin zorlaşması halinde kurulan ve şirketi temsil eden şubelerin ise ayrı bir tüzel kişiliği yoktur zira şubeler ticari işletmenin bir parçası olup merkeze bağlıdır, şubenin kar ve zararı merkeze aittir, şube aracılığı ile elde edilen hakların, istenilen borçların sahibi de şube değil işletmenin kendisidir o halde taraf ve dava ehliyeti şubenin bağlı bulunduğu gerçek ve tüzel kişiye aittir , dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden ... A.Ş Türkiye Cumhuriyeti şubesinin TTK'nun Md. 40f.4 hükmü uyarınca 04/10/2011 tarihinde şube olarak ticaret siciline tescil edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda ... A.Ş Türkiye Cumhuriyeti şubesinin ... A.Ş'den ayrı ve bağımsız bir tüzel kişiliğe sahip olmadığı..." şeklindeki ilamı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2024/1005 Esas, 2025/471 Karar Sayılı, 12.02.2025 Tarihli güncel ilamı da göz önünde bulundurulduğunda davalı şubenin tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Bu kapsamda dava şartlarının düzenlenmiş olduğu 6100 Sayılı HMK'nın 114. Maddesinin d bendinde "Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması" dava şartı olarak sayılmış olup davalı şubenin tüzel kişiliği bulunmadığı " gerekçesiyle açılan davanın HMK m.114/1-d hükmü uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Huzundaki dava ... W.E. ... B.V. aleyhine açılmış olup hasım bölümünde şirketin merkezinin Hollanda olduğu ve şirket adına işlem yapanın İstanbul Şubesi olduğu belirtildiğini, nitekim müvekkil idare ile ihale sözleşmesini şirket adına İstanbul şubesi yaptığını ve ticaret sicile de kaydı bu şekilde yapıldığını, bütün tebligat ve yazışma işlemleri şirketin adına işlem yapan İstanbul Şubenin adresi üzerinden yapıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davalının çalıştırdığı işçilerin açmış olduğu davalar neticesine üst işveren olarak müvekkil kurumca yapılan ödemelerin tamamının, ihale sözleşmeleri ve yasal düzenlemeler gereği davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi kapsamında çalışan dava dışı işçiye, işçilik alacakları nedeniyle yapılan ödemenin davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesin'ce öncelikle davalı tarafın taraf sıfatının olup olmadığını incelemiş olup tüzel kişiliği bulunmayan şube aleyhine dava açılması ve davaya devam edilmesi söz konusu olmayacağından davanın davalının taraf ve dava ehliyeti bulunmaması sebebi ile HMK 114/1-d ve HMK 115 maddelerine göre dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda şubenin genel bir tanımı yapılmamış ise de şube, merkezden ayrı bir yerde sürekli olarak ticari faaliyet gösteren, kendi organizasyonu ve yönetimi bulunan, ancak merkeze bağlı çalışan bir birim olarak kabul edilir. TTK’nın 40. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında merkezleri Türkiye’de bulunan ve merkezleri Türkiye dışında bulunan şubelerin ticaret siciline tescil ve ilanı ayrı olarak düzenlenmiş ise de şubelerin tüzel kişiliklerinin haiz olup olmadığı uygulamada tartışma konusu olmuştur. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 14.12.2016 tarih ve E.2016/7517, K.2016/7471 sayılı kararında, “Anonim şirketler tüzel kişiliğe sahip sermaye şirketlerindendir. Yürütülen ticari faaliyetlerin yaygınlaşması sebebiyle işlerin tek bir merkezden yönetiminin zorlaşması halinde kurulan ve şirketi temsil eden şubelerin ise ayrı bir tüzel kişiliği yoktur. Zira şubeler ticari işletmenin bir parçası olarak merkeze bağlıdır, şubenin kar ve zararı merkeze aittir; şube aracılığıyla elde edilen hakların, üstlenilen borçların sahibi de, şube değil işletmenin kendisidir. O halde, taraf ve dava ehliyeti şubenin bağlı bulunduğu gerçek veya tüzel kişiye aittir.” açıklamalarında bulunarak davalı şubenin söz konusu ticari işletmenin merkezinden ayrı bir tüzel kişiliği olmadığını belirtmiştir.Diğer yandan, Danıştay 7. Dairesi'nin 26.04.2006 tarih ve E.2004/483 E., 2006/1380 K. sayılı kararında ise banka şubelerinin tüzel kişiliği hakkında “Hukuk literatüründe, tüzel kişi, hukuk düzeni tarafından, kendisine, haklara ve borçlara ehil olma iktidarı, başka bir deyişle hukuk süjesi olma niteliği verilen, kendisini oluşturan gerçek ve diğer tüzel kişilerden farklı ve onlardan ayrı bağımsız bir varlığa sahip olan, varlık kazanabilmesi için gerekli yasal prosedürü tamamlanmış bulunan oluşum, olarak tanımlanmaktadır. Bankalar Kanununa göre, banka şubelerinin, genel müdürlükten ayrı bir tüzel kişilikleri bulunmadığından; kendi adlarına veya genel müdürlüğü temsilen bir davada taraf olmalarına olanak bulunmadığı gibi, temsili de söz konusu değildir.” ifadesine yer verilmiştir.
Ayrıca 6100 sayılı HMK’nın “Şubeler ve Tüzel Kişilerle İlgili Davalarda Yetki” başlıklı 14. maddesinin 1. fıkrasında, bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğu kararlaştırılmış ise de bu hüküm sadece bir yetki kuralından ibaret olup şubelerin işlemlerinden doğan davaların hangi yetkili mahkemede açılacağına ilişkindir. Aksi halde şubelere aktif ve pasif taraf ehliyeti kazandırmayacaktır. Emsal kararlarda da ifade edildiği üzere şubeler, ticari işletmenin bir parçası olarak merkeze bağlı olup ve yapılan işlemler, imzalanan sözleşmeler, çalıştırılan personel ve yapılan borçlanmalar aslen merkez şirkete aittir. Nitekim çoğu zaman vergi dairesinde şube vergi numarası ile işlem yapılsa da yine de vergi yükümlüsü şirketin kendisidir. Bu nedenle şube, hukuken merkezin uzantısı niteliğinde olup, “ayrı tüzel kişilik” değil, aynı tüzel kişiliğin farklı bir yerdeki faaliyet noktasıdır. Her ne kadar şubelerin sözleşme akdetmesine izin verilmesine rağmen, bu sözleşmelerden doğan her türlü yükümlülük ana şirket tarafından yerine getirilir. Şubenin faaliyetlerinden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklar, şubeye değil şubenin bağlı bulunduğu yabancı ana şirkete karşı açılmalıdır. Bu itibarla davalı şubenin tüzel kişiliği bulunmadığı gerekçesiyle açılan davanın, dava şartı yokluğundan '(HMK 114/1-d bendi uyarınca taraf ve dava ehliyeti eksikliğinden) usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcın mahsubuna, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.31/12/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.