Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/1514
2026/149
4 Şubat 2026
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1514
KARAR NO : 2026/149
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/958
KARAR NO : 2025/564
DAVA TARİHİ: 27/12/2021
KARAR TARİHİ: 18/06/2025
DAVA: İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))
KARAR TARİHİ: 04/02/2026
b6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı şirket ile İstanbul ili, Beykoz ilçesi, Anadolu ... Mah. 14 pafta, ... ada, 350 parselde inşaatına başlandığı dört normal katlı 8 daireli projenin 1.normal katında girişe göre sağ tarafta yer alacak 3 no.lu daire ve sol tarafta yer alacak 4 no.lu dairenin haricen satımı konusunda anlaştıklarını, 3 ve 4 numaralı taşınmazlara ilişkin Proje Üzerinden Gayrimenkul Satış Sözleşmesi düzenlendiğini, Sözleşmeye konu satış bedelinin müvekkili tarafından sözleşmede kefil sıfatıyla yer alan davalı ...'ya teslim edilen çeklerle ödendiğini, bu kapsamda toplam 945.000,00 USD (...Eminönü şubesi 27/04/2011 tarihli 200.000,00 USD bedelli, ...Eminönü şubesi 11/05/2011 tarihli 200.000,00 USD bedelli, ...Eminönü şubesi 18/05/2011 tarihli 200.000,00 USD bedelli, ... ... Merkez şubesi 22/06/2011 tarihli 125.000,00 USD bedelli, ... Beşiktaş şubesi 24/08/2011 tarihli 70.000,00 USD bedelli, ... Beyazıt şubesi 13/10/2011 tarihli 150.000,00 USD bedelli) olan 6 adet çek verildiğini, Konutların bitmiş halde 30/04/2012 tarihinde teslim edilmesi gerektiğini, sözleşme uyarınca mücbir sebepler dolayısıyla 6 aylık süre ilave edildiği takdirde dahi son teslim tarihinin 30/10/2012 olduğunu fakat bugüne kadar gayrimenkuller müvekkiline teslim edilmediği gibi çek bedellerinin de iade edilmediğini, sözleşmede kararlaştırılan kira bedelinin müvekkile ödenmediğini, sözleşmede yer alan %5 cezai şart ve gayrimenkulun bir aylık kira rayiç bedeli olan 2.000 USD'nin de bugüne kadar ödenmediğini, Müvekkili tarafından davalıya Beyoğlu 24. Noterliği'nin ... yevmiye no.lu 02/04/2018 tarihli ihtarnamesi keşide edilerek gayrimenkullerin tapu sicilden tescillerinin yapılması ve 2 daire için cezai şart ile kira bedellerinin ödenmesinin talep edildiğini, davalı tarafın iş bu ihtarnameye cevaben gönderdiği Beşiktaş 16. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı 06/04/2018 tarihli ihtarnamesi ile itiraz ettiğini beyan etmiş ise de esasa ilişkin bir cevap veremediğini, Müvekkilinin bedelini ödediği 2 gayrimenkule sahip olamadığı gibi ödediği bedelleri de geri alamadığını, davalının imzalamış olduğu sözleşmeleri kabul etmeyerek alacaklılarına karşı hileli tavırlar sergilediğini, müvekkilinin çek bedelleri toplamı 945.000,00 USD, 3 no.lu sözleşmenin peşinat bedeli olan 50.000 Euro ve kira bedeli ile cezai şart kapsamında fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile davalı firmadan ve davalıdan alacaklı olduğunu, müvekkilinin alacağının bugüne kadar ödenmediğini, Davalılar imzalamış oldukları sözleşme gereğini yerine getirmedikleri gibi aldıkları bedelleri de bugüne kadar iade etmediğinden ayrıca davalıların birçok dosyada borçlu ve davalı olarak taraf kayıtları bulunduğundan, alacaklıların alacaklarını ödeyecek durumda olmadıklarını, ödemelerini tatil etmiş olduklarını ve hileli işlemlerde bulunduklarını beyanla İİK'nın 177. maddesi uyarınca iflaslarına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalandığı iddia edilen sözleşmeler noter huzurunda yapılmadığı için davacının dava konusu sözleşmelere dayanarak dava konusu taleplerini ileri süremeyeceğini, dava konusu sözleşmelerin hukuken geçersiz olduğunu ve davacının sözleşmeden kaynaklı herhangi bir hak ve alacak talebinin olamayacağını, dava konusu çeklerin fotokopi olarak mahkemeye sunulduğunu, sözleşmelerin tarihsiz olduğunu ve sözleşmelerde bulunan imzaların müvekkili şirketin hangi yetkilisi tarafından atıldığının anlaşılmadığını, sözleşmede bulunan imzanın müvekkil şirket yetkililerine ait olmadığını ve sözleşmelerin geçersiz olduğunu, davacının dava dilekçesi eki olarak sunduğu çeklerin dava dışı üçüncü kişiler tarafından keşide ve ciro edildiğini, mezkur sözleşmelerin mevcut tapu kaydı ve fiili proje ile uyumsuz olduğunu, davacının dosyaya sunduğu ihtarname ile müvekkilinin ticaret sicil kayıtlarına ve şirket ortaklık yapısı hakkında asılsız iddialarda bulunduğunu, davacının müvekkiline karşı ileri sürdüğü kefalet ilişkisinin kanunun aradığı şartları taşımadığını, müvekkilinin aciz bir durum içinde olmadığını ve müvekkili şirketin davacının asılsız olduğu iddia edilen alacaklarının çok daha fazla mali ve maddi büyüklüğe sahip olduğunu, müvekkilinin hileli işlem ve mal kaçırma işlemleri yapması iddialarının asılsız olduğunu ve faaliyetlerini ticaret sicil merkezinde kayıtlı olduğu adreste kesintisiz bir şekilde devam ettirdiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte dava konusu sözleşmelerin üzerinden en iyi ihtimalle 11 yıldan fazla zaman geçmiş olduğunu ve kanun maddeleri uyarınca sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, akdi zaman aşımı ve 10 yıllık üst zaman aşımı itirazlarının olduğunu, davacının yabancılık teminatı yatırması gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili 31/05/2022 tarihli dilekçesi ile; Sözleşmede kefilin mesul olacağı muayyen miktarın gösterilmediğini, davalı şirket ile davacı arasındaki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi resmi senet şeklinde noterde düzenlemediği için geçersiz olduğunu, davacının ödediğini iddia ettiği bedeli sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde 2 yıl içinde talep etmiş olması gerektiğinden borcun zaman aşımı nedeniyle sükut ettiğini, davacının müvekkilinden kefalet sözleşmesine dayalı alacağının olmadığını, müvekkilinin tacir ve iflasa tabi kişilerden olmadığını, daha önce müvekkili hakkında açılan iflas talepli davada davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine kararı verildiğini ve kararın kesinleştiğini beyan ederek öncelikle müvekkilinin tacir olmaması dikkate alınarak davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatteyse davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN VE DAİREMİZİN KARARLARI
1-Mahkemenin 12/10/2022 tarihli kararı; davalı şirket aleyhine 2017 yılı itibariyle yoğun bir şekilde icra takiplerine girişildiği, bu icra takiplerine konu alacaklar arasında 138,28 TL gibi cüzi meblağlar bulunduğu gibi 181.619.030,69 TL gibi yüksek meblağlar da bulunduğu, davalı şirketin ödemelerini tatil ettiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davalı şirketin iflasına, davalı şahıs yönünden şartları oluşmadığından iflas talebinin reddine karar verilmiştir.
2-Dairemizin 06/12/2023 tarihli kararı; mahkemece, bilirkişi raporunda listelenen icra dosyaları yönünden bir inceleme yapılmayarak sadece dosyaların derdest olup olmadığının sorulduğu, ödemelerin tatil edilip edilmediğinin taraflar arasındaki ilişki ile sınırlı olmaksızın davalı şirketin tüm kayıtlı borçları hakkında başlatılan takipleri ile açılan davalara ilişkin dosyaların incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde tespit edilebileceği, ödemelerin tatiline gerekçe gösterilen icra dosyalarının kesinleşip kesinleşmediği, borçlu tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi, icra takibi itiraza uğramış ise dosya akıbetlerinin araştırılması, davalı vekilinin SGK ve vergi borçları ile inşaat yüklenici giderleri, üçüncü şahıs alacaklarının ödendiği hususlarında beyanları da dikkate alınarak ticari defter ve kayıtlarında ayrıntılı inceleme yapılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği açıklanarak, davalı ... Anonim Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
3-Mahkemenin 18/06/2025 tarihli kararı; "...Somut dosya kapsamında, mahkememizce istinaf kaldırma kararı gereğince eksik hususlar giderilmiş ve dosya bilirkişi heyetine tevdi edilerek ayrıntılı ek rapor alınmış olup, ödemelerin tatilinden söz edebilmek için genellik ve süreklilik gerektiği, borçlu muaccel ve çekişmesiz borçlarını ödeyemiyor ve bu husus geçici bir duruma dayanmıyor ise, ödemelerin tatil edildiğinden söz edilebileceği ve bu durumda borçlunun borca batık olmasına gerek olmadığı, aciz haliyle benzeşen ödemelerin tatilinde borçlunun borcu ödeyecek nakit kaynaklardan yoksun olduğu, borçlunun ödemelerini tatil ettiğini alacaklılara açıkça bildirebileceği gibi bu hususun çeşitli olaylardan da anlaşılabileceği, borçlunun ödemelerini tatil etmiş olup olmadığının takdiri hakime ait olup, hakimin her münferit durumu göz önünde tutarak karar vereceği, mesela borçluya karşı yapılan ve devam eden icra takipleri çoğalmışsa, borçlu en küçük borçlarını bile ödeyemiyorsa, birçok senedi protesto olmuşsa veya borçlunun mallarının büyük bir kısmına haciz konulmuş ise, borçlunun ödemelerini tatil ettiği anlamı çıkarılabileceği, davalı şirkete ait bilanço kayıtları incelendiğinde, 2018 yılı sonu itibarıyla kısa ve uzun vadeli toplam borcun 193.005.091,89 TL olduğu, bu borcun ilerleyen yıllarda azalmadığı artış göstererek 2021 yılı sonu itibarıyla 194.817.462,00 TL'ye ulaştığı, borç bakiyelerinde herhangi bir azalma olmadığı gibi, şirketin mali tablolarında herhangi bir ödeme ya da tasfiye belirtisi de yer almadığı, bu durumun şirketin ödeme güçlüğü içinde bulunduğunu gösterdiği ayrıca davalı şirket aleyhine başlatılmış çok sayıda icra takip dosyası bulunduğu, bu takiplerin önemli bir kısmının kesinleşmiş olmasına rağmen neredeyse hiçbirinin ödenmediği tespit edilmiştir. Bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı şirketin ödemelerini yapamadığı bu durumun genellik ve süreklilik arz ettiği, dolayısıyla davalı şirketin ödemeleri tatil ettiğinin söylenebileceği, bu nedenle de davalı şirketin İİK m.177, f.1, bent.2 hükmüne göre iflasına karar verilebileceği anlaşılmıştır. Davalı ... yönünden ise tacir sıfatı bulunmadığı dolayısıyla iflas şartlarını taşımadığı anlaşıldığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... Anonim Şirketi vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Kaldırma kararının ardından yerel mahkeme tarafından bilirkişi heyeti oluşturulurken 20/06/2024 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerindeki tamamı somut, belgeli ve yazılı itirazlarına, celselerdeki tüm sözlü itirazlarına rağmen şirketle husumeti olan bilirkişilerden ek rapor alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hukuken ve teknik yönden de kusurlu ve eksik inceleme ürünü rapora dayanılarak müvekkili şirket hakkında iflas kararı verilemeyeceğini, bilirkişi raporunun 12. sayfasında aynı zamanda bilirkişi ...'ın oğlu ...'ın borçlu olduğu iki dosyadan biri olan İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasının raporda yazılı tüm diğer icra dosyalarının borç toplamından daha yüksek tutarla 181.619.030 TL yazıldığı gibi dosyanın iptali ile muhteviyatı yönünden eksik ve hatalı bilgi verildiğini, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde ibraz edilen İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2024/412 E. 2024/519 K. Sayılı kararıyla takibin müvekkili şirket yönünden iptal edildiğini ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2024/7315 E. 2024/10846 K. sayılı kararıyla denetimden geçerek kesinleştiğini, bilirkişi raporunun 13. sayfasında alacaklısı ... ... A.Ş. yazan İstanbul 8. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takip dosyasında ve raporda yazan borç tutarına mukabil alacaklı bankanın elinde üçüncü kişilere ait takip tarihi itibarıyla 15.063.300,00 TL tutarında, takibe konu alacak tutarının 3 katı 1. sıra ipotek mevcut olduğunu, bilirkişi raporunun 13. ,14. ve 15. sayfalarında dört ayrı icra dosyası olarak yer verilen alacaklısı ... olan ve bilirkişi raporunda hiç ödeme yapılmadığından bahsedilen, kambiyo takibi icra dosyalarına konu karşılıksız çekler için müşteki alacaklı ... tarafından ikame edilen icra ceza davası dosyalarına sunulan "müşteki-katılan feragat dilekçelerini" yerel mahkemeye ibraz ettiklerini, bilirkişi raporunun 12. sayfasında alacaklısının Türk Telekom olduğu iki dosyaya yer verilmiş ise de toplam alacak tutarı 305,00 TL olan bu dosyaların mali acziyet nedeniyle borç ödenmemesine gösterge teşkil edemeyeceğini, bilirkişi raporunun 4. ve 5. Sayfalarında, "Kurum Ve Kuruluşlardan Gelen Yazıların İncelenmesi" başlıklı bölümdeki kamu borçlarının ödenmesinin tatil edildiği yönündeki değerlendirmelerin dosya muhteviyatı güncel vergi dairesi ile diğer kurum kayıtlarına açıkça aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun 5.sayfasında yer verilen müvekkili şirket hakkında Ataşehir Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğünce bildirilen 7440 Sayılı Kanuna bağlı borç ve yapılandırma bilgisinin de müvekkilinin borç ödemelerini tatil etmediğine samimi ve basiretli bir tacir olarak borçlarını ödediğine delalet ettiğini, yapılandırmanın güncel ve sorunsuz şekilde devam ettiğini, müvekkil şirket tarafından şimdiye kadar 25 taksit ödediğini, geri kalan taksitlerin ise ödenmesine devam edildiğini, bilirkişi raporunda "Davalı Şirketin Borçlarının Tespiti" başlıklı bölümünde yer alan alacaklı gerçek ve tüzel kişilerin listesi ile müvekkili şirket hakkında verilen mülga iflas kararını müteakip oluşturulan iflas masasına alacak kaydı yaptıran alacaklılar mukayese edildiğinde işbu gerçek ve tüzel kişilerin çok büyük bir kısmının masaya kayıt yaptırmadığını, bilirkişi raporunda müvekkil şirketin aktif değerinin hiç incelenmediğini ve aktif-pasif dengesinin sağlıklı şekilde tahlil edilmediğini, müvekkili şirketin sahip olduğu varlıkların toplam değerinin işbu borçların onlarca katı değerinde olduğunu, davacı alacağının tartışmasız, sabit ve muaccel olmuş bir likit alacağa dayanmadığını, taraflar arasında imzalandığı belirtilen sözleşmenin yasanın amir ve kesin hükümlerine aykırı ve TMK kapsamında geçersiz olduğunu, sözleşmenin geçerliliği yorumu üzerinden hareket edilecekse yürürlükte olan bir sözleşmeye bağlı peşinat niteliğinde oluğu sabit olan bir ödemenin sözleşme fesih olmadan karşı tarafa iadesinden bahsedilemeyeceğini, müvekkili şirket tarafından “alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunduğuna” dair somut bir tespit bulunulmadığını, zamanaşımı itirazlarını ileri sürmelerine rağmen mahkemece hatalı değerlendirme yapıldığını, sözleşmenin 18.maddesinde yetkili mahkeme olarak “İstanbul Tüketici Mahkemeleri ve Beykoz İcra Daireleri” olarak belirtildiğini, iflas kararı veren mahkemenin işbu sözleşmeden doğan ihtilaflarda görevsiz ve yetkisiz olduğunu, huzurdaki davada İİK 177.maddede ve diğer ilgili maddelerde belirtilen şartların ve yasal unsurların hiçbirinin oluşmadığını, ödemelerin tatili için aranan genellik ve süreklilik şartlarının gerçekleşmediğini, davacının akdi alacak ve akde aykırılık iddiaları tartışılmadan, müvekkilinin malvarlığı tespit edilmeden hatalı hüküm tesis edildiğini beyan ederek, müvekkili şirket hakkında verilen iflas kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, davalıların ödemelerini tatil ettiği ve hileli muamelelerde bulunduğu iddiasıyla İİK'nın 177. maddesi uyarınca açılan iflas davasıdır. İİK'nın 177.maddesi 1. fıkra 2. bent hükmüne göre iflas kararı verilebilmesi için iflas talep eden davacının alacaklı sıfatının bulunması ve iflası istenen borçlunun mevcut borçları yönünden genel bir ödeyememe hali içerisinde bulunması gerekmektedir. Davacı ile .... Tic. Ltd. Şti. arasında, "Proje Üzerinden Gayrimenkul Satış Sözleşmesi - Sözleşme ..." ve "Proje Üzerinden Gayrimenkul Satış Sözleşmesi - Sözleşme No:4" başlıklı iki ayrı sözleşme düzenlenmiştir.Sözleşmelerde davacı "Müşteri", davalı ise "MK" olarak anılmaktadır. Davacı Müşterinin kefili olarak ..., MK'nın kefili olarak ... gösterilmiştir. Her iki sözleşmeye konu projenin "Anadolu ... Karasu Konağı" olduğu,
3 no.lu sözleşmenin konusunun; İstanbul, Beykoz, Anadolu ... 14 pafta, ... ada, 350 parsel sayılı taşınmazda inşaa edilecek olan 4 (dört) normal katlı 8 (sekiz) daireli projenin birinci normal katında, girişe göre sağ tarafta yer alacak olan 3 no'lu dairenin/bağımsız bölümün satışına,4 no.lu sözleşmenin konusunun; yine aynı taşınmazda inşaa edilecek olan 4 (dört) normal katlı 8 (sekiz) daireli projenin birinci normal katında, girişe göre sol tarafta yer alacak olan 4 no'lu dairenin/bağımsız bölümün satışına ilişkin olduğu belirtilmiştir. Mahkemece kaldırma kararından önce SMMM ..., İnşaat Mühendisi ... ve Hukukçu Öğretim Üyesi Prof. Dr. ...'den alınan 16/09/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Davalı şirket ticari defter kayıtlarında, davalı şirketin davacıya 340.01.E001 hesapta 502.870,00 TL, 340.01.E002 hesapta 502.365,00 TL olmak üzere toplam 1.005.235,00 TL borçlu durumda bulunduğu, davalı şirketin davacıya herhangi bir ödeme kaydına rastlanmadığı, davalı şirketin 27/12/2021 dava tarihi itibariyle davacıya 1.005.235,00 TL borçlu olduğu, davalı şirketin ticari defterleri incelendiğinde, şirketin cüzi tutarlarda masraf ödemelerinin dışında alacaklılara herhangi bir ödeme yapılmadığı, bu nedenle davalı şirketin ödemelerini durdurmuş olduğunun kabulü gerektiği, davalı şirket hakkında alacaklıları tarafından başlatılan ve ayrıntısı raporda belitilen 26 icra takip dosyasının bulunduğu, Mahkemece ilgili icra dairelerinden dosyaların derdest olup olmadığı hakkında bilgi verilmesinin istenildiği, listelenen dosyaların kapalı olduğuna dair bir ifadeye rastlanmadığı, gelen yazılarda kapalı olduğu belirtilen icra dosyalarına ise listede yer verilmediği, incelenen icra dosyalarına göre davalı şirket aleyhine 2017 yılı itibariyle yoğun bir şekilde icra takiplerine girişildiği, bu icra takiplerine konu alacaklar arasında 138,28 TL gibi cüzi meblağlar bulunduğu gibi 181.619.030,69 TL gibi yüksek meblağlar da bulunduğu anlaşılmakla, davalı şirketin ödemelerini tatil ettiği sonucuna varıldığı yönünde görüş bildirilmiştir. Kaldırma kararının ardından Vergi Dairesinden ve SGK'dan celp edilen kayıt ve belgeler incelendiğinde; Maltepe Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğünün 05/03/2024 tarihli yazısında; davalı şirketin kuruma borcu bulunmadığı,Beykoz Sosyal Güvenlik Merkezinin 06/03/2024 tarihli yazısında; davalı şirket hakkında 6183 sayılı Kanun gereği açılan ve bilgileri verilen muhtelif icra takip dosyalarından 04/03/2024 tarihi itibariyle hesaplanmış 2017/07-2022/09 dönemlerine ait merkeze 295.100,00 TL borcunun bulunduğu ayrıca söz konusu şirketin 5 no'lu taşerona ait 200,00 TL, 13 no'lu taşerona ait 900,00 TL, 14 nolu taşerona ait 100,00 TL ve 16 no'lu taşerona ait 4.000,00 TL borcunun bulunduğu,Ataşehir Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğünün 06/03/2024 tarihli yazısında icra takibine konu edilen toplam 248.994,42 TL borç aslı bulunduğu, 7440 sayılı Kanun gereği yapılandırmada ise 260.429,92 TL borç aslı bulunduğu,
Kozyatağı Vergi Dairesinin 12/06/2024 tarihli yazısında 12/06/2024 tarihi itibariyle 6.850,34 TL vadesi geçmiş vergi borcu bulunduğu bildirilmiştir. Kaldırma kararının ardından aynı bilirkişi heyetinden alınan 30/04/2025 tarihli ek raporda; "...davalı şirketin 31/12/2018 tarihindeki kısa ve uzun vadeli borçları toplamının 193.005.091,89 TL, 31/12/2019 tarihindeki kısa ve uzun vadeli borçları toplamının 193.291.840,52 TL, 31/12/2020 tarihindeki kısa ve uzun vadeli borçları toplamının 194.509.228,44 TL, 31/12/2021 tarihindeki kısa ve uzun vadeli borçları toplamının 194.817.462,00 TL olduğu görülmektedir. 31/12/2018 tarihindeki kısa ve uzun vadeli borçların %100 yakın kısmına ödeme yapılmadığı, 31/12/2021 tarihinde bir miktar artarak devam ettiği anlaşılmaktadır. ...Sayın Mahkemenizce ilgili icra dairelerinden belge talebinde bulunulurken, takibin kesinleşip kesinleşmediği; ödeme yapılıp yapılmadığı; icra takibine itiraz olup olmadığı; takibin akıbeti hususlarında bilgi istenmiş olup yukarıda listelenen dosyalara ilişkin yazılarda, dosyaların kapalı olduğuna dair bir ifadeye rastlanmamıştır. Gelen yazılarda dosyanın kapalı olduğu belirtilen veya takibin akıbeti hakkında bilgi verilmeyen dosyalar listelenmemiştir....Davalı şirkete ait bilanço kayıtları incelendiğinde, 2018 yılı sonu itibarıyla kısa ve uzun vadeli toplam borcun 193.005.091,89 TL olduğu, bu borcun ilerleyen yıllarda azalmadığı gibi artış göstererek 2021 yılı sonu itibarıyla 194.817.462,00 TL'ye ulaştığı görülmektedir.Borç bakiyelerinde herhangi bir azalma olmadığı gibi, şirketin mali tablolarında herhangi bir ödeme ya da tasfiye belirtisi de yer almamaktadır. Bu durum, şirketin borçlarını tasfiye edemediğini ve ödeme güçlüğü içinde bulunduğunu açıkça göstermektedir.Yine benzer şekilde, davalı şirket aleyhine başlatılmış çok sayıda icra takip dosyası bulunduğu, bu takiplerin önemli bir kısmının kesinleşmiş olmasına rağmen neredeyse hiçbirinin ödenmediği tespit edilmiştir. Zira icra müdürlüklerinden gelen yazılarda, takiplerin halen derdest olduğu, takiplere itiraz edilmediği ve dosyaların kapatılmadığı belirtilmiştir.Yukarıdaki iki durum dışında, Beykoz ve Ataşehir Sosyal Güvenlik Merkezlerinden gelen yazılarda şirketin prim borçları ile yapılandırmaya konu borçlarının halen ödenmediği, davalı şirketin vadesi geçmiş vergi borcunun bulunduğu anlaşılmıştır.Netice itibariyle, davalı şirketin hem kamu borçlarını hem özel hukuk borçlarını uzun süredir ödeyemediği, şirketin bilanço yapısında bu borçların ödenmesine yönelik bir gelişme veya çaba bulunmadığı hususları davalı şirketin ödemelerini tatil ettiğini göstermektedir. Kök raporumuzdan sonraki süreçte, çeşitli kurum ve kuruluşlardan gelen cevap yazıları ve icra dosyaları da davalı şirketin ödemelerini tatil ettiğine yönelik tespitleri pekiştirir mahiyettedir..." şeklinde görüş bildirilmiştir. Kaldırma kararının ardından ...Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Usul Ve İcra İflas Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen ve davalı tarafça dosyaya sunulan uzman görüşünde; "...uyuşmazlığın çözülebilmesi için ortada ödemelerin tatili olgusunun var olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.Dosyada mevcut bilirkişi raporu incelendiğinde, davalı şirketin olan 31/12/2018, 31/12/2019, 31/12/2020 ve 31/12/2021 tarihli detay mizanlarına göre ... ve ... başta olmak üzere 50'nin üstünde alacaklısı olduğu görülmektedir. Ancak yine bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, yirmi civarında alacaklının başlattığı toplam 27 adet icra takibinin bilgisine yer verilmiştir. Ayrıca kamu borçları hakkında da açıklama yapılmış, Sosyal Güvenlik Kurumu İşverenler Daire Başkanlığı ile Maltepe Sosyal Güvenlik Müdürlüğü'ne borçlu şirketin herhangi bir borcunun bulunmadığı, Ataşehir Sosyal Güvenlik Müdürlüğü'ne olan borcun ise 7440 sayılı Kanun uyarınca yapılandırıldığı görülmektedir. Ayrıca sözü edilen icra takipleri içinde ödeme yapılan veya borca itiraz yargılamasının bulunduğu da açıkça anlaşılmaktadır.Buradan hareketle de aslında yukarıda izah edilen ödemelerin tatili olgusunun varlığı için aranan genellik ve süreklilik olgularının somut olayda gerçekleşmediği sonucuna varılması gerekmektedir. Zira incelenen icra takiplerindeki alacaklılar mizanda yer alan alacaklıların yarısı civarında olup, şirketin kamu borçlarının da yapılandırma suretiyle ödenmekte olduğu, bazı icra takiplerinin kesinleşmediği bazılarında ise ödeme yapıldığı açıkça ifade edilmiştir. Buradan hareketle de Yargıtay kararlarında ifade edildiği gibi, borçlunun "en küçük borçlarını dahi ödeyemez durumda olması" şartının somut olayda borçlu şirket yönünden gerçekleştiği söylenemez. Kaldı ki raporda takibin akıbeti hakkında bilgi verilmeyen dosyaların listelenmediği açıkça ifade edilmişken, sadece alacaklıların yarısına ilişkin ve bir kısmı da ödenmiş icra takiplerine dayanılarak şirketin ödemelerini tatil ettiği sonucuna varmak eksik ve hatalı bir yorum olacaktır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin verdiği kararda da Yargıtay'ın müstakar içtihatlarına göre de borçlunun tüm icra dosyaları ve bu dosyalar kapsamında açılan davaların akıbetleri ortaya konulmadan sonuca varılması doğru olmayacaktır. Mevcut piyasa koşulları da düşünüldüğünde aksi bir yorum, kanun koyucunun ön gördüğü ve Yargıtay kararları ile somutlaşan ağır bir iflas sebebi olan "ödemelerin tatili" olgusunun, kanun koyucunun iradesine aykırı olarak hafifletilmesi anlamına gelmektedir. Ülkenin somut ekonomik şartlarında bir şirketin icra takipleri ile karşılaşması son derece olağan iken, bu takiplerden bir kısmına ödeme yapan ve kamu borçlarında da yapılandırma başvurusu yapmış bir şirketin, üstelik alacaklılarının yarısının başlattığı takiplerle ödemelerini tatil ettiğini kabul etmek İİK sistematiğine aykırı olacaktır..." tespitleriyle ödemelerin tatili için aranan genellik ve süreklilik şartlarının davalı şirket yönünden gerçekleşmediği belirtilmiştir.
İstinaf sebeplerinin incelenmesi;
İflas davasında yetkili mahkeme, İİK'nın 154/3 maddesi uyarınca borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesi olup dava görevli ve yetkili mahkemece açıldığından, davalı vekilinin taraflar arasındaki sözleşme ile yetkili mahkemenin belirlendiği, kararı veren mahkemenin görevsiz ve yetkisiz olduğu itirazları yerinde değildir.
Davalı vekilinin bilirkişi heyetinde yer alan bilirkişiler yönünden itirazları Dairemizin kaldırma kararında da incelenmiş olup inşaat mühendisi bilirkişinin dosyada teknik bir değerlendirmesinin olmadığı, mali bilirkişinin ise defter incelemesi yaptığı, davalı vekili her ne kadar rapora itiraz etmiş ise de defter incelemesine yönelik raporda yer alan tespitlerin doğru olmadığını gösterir bir delilin davalı tarafça ibraz edilmediği, bilirkişilerin huzurdaki dosyada objektif olarak değerlendirme yapmasının mümkün olmadığı yönündeki iddiaların soyut nitelikte kaldığı anlaşıldığından, bu itirazları yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin taraflar arasında imzalanan sözleşmenin hukuki niteliği, davacının alacaklı ve alacağının muaccel olup olmadığı, zamanaşımı yönünden itirazları yine Dairemizin kaldırma kararında ayrıntılı olarak incelendiğinden, bu yöndeki itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirketin alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunduğuna dair somut bir tespit olmadığını ifade etmiş ise de, borçlunun hileli muameleleri nedeniyle iflas İİK'nın 177/1-1.maddesinde düzenlenmiş olup mahkemece İİK'nın 177/1-2.maddesi uyarınca borçlunun ödemelerini tatil ettiği gerekçesiyle iflas kararı verildiğinden, bu itirazları da yerinde görülmemiştir.Davalı vekili tarafından, şirketin aktiflerinin değerlerinin tespit edilmediği ifade edilmiş ise de eldeki talep yönünden malvarlığının rayiç değerinin tespit edilmesine yada borca batık olup olmadığının incelenmesine gerek bulunmamaktadır. İİK 177/1-2 maddesi uyarınca borçlunun ödemelerini tatil etmiş olması sebebiyle iflas kararı verilebilmesi için borçlunun muaccel hale gelen ve çekişmesiz olan borçlarını ödeyememe hali içerisinde bulunması gerekmektedir. Borçlu, vadesi gelmiş tüm borçlarını uzun süreden beri ödeyemiyor ise borçlunun ödemelerini tatil ettiği kabul edilir. Borçlu ödemelerini tatil ettiğini alacaklılarına açıkça bildirebilir. Ya da borçluya çok sayıda icra takibi başlatılmışsa, icra takipleri neticesinde mallarının büyük çoğunluğu haczedilmişse, borçlu en küçük borçlarını bile ödeyemiyorsa, borçlunun ödemelerini tatil etmiş olduğu sonucuna varılır (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, sayfa 720).Ödemelerin tatilinin genel nitelikte olması için, mutlaka borçların tümünün ödenmiyor olması şart değildir, bir kısmının ödenmemesi de yeterlidir ancak muaccel bir kaç borcun ödenmemesi, ödemelerin tatili sayılmaz. Ödemelerin tatil edilmiş olmasına ilişkin genellik unsurunda ödenmeyen borçların sayı ve miktarlarına değil borçlunun iş hacmi ve tüm borçlarına nazaran önemli bir bölümünü teşkil edip etmediğine bakılmalı ve her somut olayın özelliğine göre mahkeme tarafından değerlendirme yapılmalıdır. Ödemelerin tatili sebebine dayanarak doğrudan doğruya iflas talep eden alacaklının, dayandığı sebebin gerçekleşmiş olduğu yolunda mahkemede kanaat uyandırmış olması gerekmektedir. Mahkeme, ileri sürülen vakıaların ödemelerin tatili anlamına gelip gelmeyeceğini somut olayın özelliklerine göre takdir edecektir. Borçlu tarafından ödemelerin tatil edilip edilmediği hususu sadece taraflar arasında ilişki ile sınırlı olarak değil genel olarak incelenip değerlendirilmelidir. Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin 27/05/2009 tarihli 2009/3927 E. 2009/4944 K. sayılı ilamı; "...İcra ve İflâs Kanunu'nun 177/2 hükmü uyarınca, borçlunun ödemelerini tatil ettiğinin kabulü için borçlunun ödeme güçlüğü hâlinde bulunması nedeniyle açık veya zımni iradesiyle genel ve sürekli nitelikte borcunu ödememe durumunda olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlarının sayı ve miktar itibarıyla genel olarak ödenmemesi ve bu durumun geçici veya arızi bir mali sıkıntıdan kaynaklanmaması hâlinde borçlunun ödemelerini tatil ettiği sonucuna ulaşılabilir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, alacaklının genel haciz yoluyla yapmış olduğu takip dosyası incelenerek, borçlunun kesinleşmiş icra takibi neticesinde borcunu takip tarihinden dava tarihine kadar ödemediği, borçlu şirketin araçlarından birinin vergi dairesine borcu nedeniyle satılarak paraya çevrildiği belirtilerek borçlunun ödemelerini tatil ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Davalı vekili ibraz ettiği defter ve kayıtlara göre müvekkilinin ödemelerini tatil etmediğini, borçlarını ödediğini, mal alışverişlerinin devam ettiğini savunmuştur. Bu durumda mahkemece, iflası istenen davalı şirketin ticaret sicili kaydının dosyaya celbi ile davalı şirketin ticari defterleri üzerinde ehil bilirkişi incelemesi yaptırılarak, borçlunun ödemelerini yukarıda açıklandığı şekilde genel ve sürekli şekilde tatil edip etmediği araştırılıp, varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır." Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nin 14/03/2018 tarihli 2017/2823 E. 2018/2186 K. sayılı ilamı; "...Mahkemece, davalı kooperatif adresine gidilip kapalı olması nedeniyle kooperatifin borçlarını ödemeyi tatil ettiği gerekçesiyle iflas talebinin kabulüne karar verilmiş ise de bu konuda yapılan inceleme karar vermeye yeterli değildir. Mahkemece varılan bu yargının aksine, dosya kapsamından ödemelerin yapıldığı, kooperatifin ödemelerini tatil etmediği anlaşılmaktadır. Dosyada bulunan deliller nazara alındığında davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır...",Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 30/04/2025 tarihli 2024/1216 E. 2024/1074 K. sayılı ilamı; "...İlk derece mahkemesince, doğrudan iflas davasında davalının ödemeleri tatil ettiğinin ispat edilemediği ve İİK’nın 177/2 maddesine göre iflas şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. ...Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, keza; davalının muaccel borçlarını sürekli ve genel bir nitelikte ödeyememesi durumunun bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir..."Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 25/04/2024 tarihli 2025/1053 E. 2025/1809 K. sayılı ilamı; "...İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde talep olunan vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından talep olunan vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, talep olunan hakkındaki bildirilen icra takip dosyalarının kesinleşip kesinleşmediği ve dosyalara talep olunan tarafından ödemeler yapılıp yapılmadığı tespit edilemediği, talep edenin alacaklı talep olunan borçlu olarak yer aldığı İstanbul 32. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasına talep tarihinden önce talep olunan tarafça herhangi bir ödeme yapılmamış ise de, İstanbul 36. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına talep tarihi öncesinde takip borçlusu talep olunan tarafından 30.10.2020 tarihinde 10.000,00 TL, 11.11.2020 tarihinde 10.000,00 TL ve 13.11.2020 tarihinde 5.000,00 TL olmak üzere kısmi ödemeler yapıldığı, talep olunanın muaccel borçlarını sürekli ve genel bir nitelikte ödeyememesi durumunun bulunmadığı bu nedenle de ödemelerinin tatil etmesine ilişkin doğrudan doğruya iflas sebebinin talep tarihi itibariyle mevcut olmadığı kanaatine varılmış olmakla talep olunan talep tarihinde haklı olması nedeniyle talep olunan lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulması ile talebin konusuz kaldığından esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığı, talep tarihi itibariyle talep edenin talebinde haklı olmadığından yargılama gideri ve vekalet ücretinin talep edenin üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. ...Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, yargılama şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, talep tarihi itibariyle şirketin ödemelerini tatil ettiği olgusunun ispatlanamadığı anlaşıldığından talep eden vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir..." şeklindedir.Yukarıda yer verilen açıklamalar ve Yargıtay kararlarında da ifade edildiği gibi ödemelerin tatil edildiği gerekçesiyle iflas kararı verilebilmesi, şirketin borçlarını ödeyememe halinde olması ve bu halin ise genel, sürekli bir nitelik taşıması gerekmektedir. Karar tarihinden sonra dosya kapsamına sunulan belgelere göre davacı ... ... alacağını...'e temlik etmiş olup dosya kapsamına Beşiktaş 6. Noterliğinin 03/11/2025 tarih ve ... yevmiye no.lu temlik sözleşmesi ibraz edilmiştir. Dilekçesinde istinaftan feragat ettiklerini beyan ederek iflas kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Temlik alan alacaklı ayrıca dilekçesinde iflas dosyasında borçlu adına borçların tamamına yakınının temlik alan çeşitli alacaklılar tarafından ödendiğini beyan etmiştir.
Dosyaya ... tarafından, alacaklı ......Ltd. Şti.'nin alacaklarının temlik alındığına dair dilekçe, noterden düzenlenen temlikname sunulmuş, iflas kararının kaldırılması talep edilmiştir. Yine .......A.Ş. tarafından sunulan dilekçede de alacaklılar ... ... ...A.Ş., ......Ltd. Şti., ... ..., ...'in alacaklarının temlik alındığına dair dilekçe, noterden düzenlenen temlikname sunulmuş, iflas kararının kaldırılması talep edilmiştir. ...A.Ş. Ve ... A.Ş. alacaklarını haricen tahsil ettiklerine dair dilekçe sunmuştur. İİK'nın 165.maddesinde; "İflas hükümle açılır ve bu hükümde açılma anı gösterilir. (Ek: 9/11/1988-3494/29 md.) İflasa karar verilmesinden sonra iflas davasından feragat geçersizdir."İİK'nın 181.maddesinde ise; "159, 160, 164, 165 ve 166 ncı maddeler bu fasıl hükmüne göre vukua gelen iflaslara da tatbik olunur." hükümleri yer almaktadır. İflas tarihinden sonra 3.kişiler tarafından bir kısım alacaklılara ödeme yapılmış ve alacaklar temlik alınarak feragat beyanı sunulmuş ise de iflas kararı kamu düzenine ilişkin olduğundan, iflas kararı verildikten sonra feragat beyanı geçersizdir. Ancak Ataşehir Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğünden gelen 06/03/2024 tarihli yazıya ekli yapılandırma tablosu incelendiğinde 20/06/2023 tarihli yapılandırmaya istinaden müzekkereye cevap verildiği tarihe kadar olan taksitlerin tamamının toplam 101.180,31 TL (92.423,16 TL + 8.263,29 + 493,86) olarak ödendiği, bu durumda şirketin en küçük borçlarını bile ödeyememe halinin mevcut olmadığı, ayrıca bir kısım alacaklıların alacaklarını haricen tahsil ettiklerine dair dilekçe sundukları, mahkemenin karar tarihinden sonra olsa da davacının alacağının ödenerek ...tarafından temlik alındığı, yine işbu dosyada müdahil olan bir kısım alacaklıların alacaklarının .......A.Ş. Ve ... tarafından temlik alındığı anlaşılmakla, şirketin ödemelerini tatil ettiği olgusunun gerçekleşmediği, davalının muaccel borçlarını sürekli ve genel bir nitelikte ödeyememesi durumunun bulunmadığı kanaatine varıldığından, davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırarak HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,
1-Davalı ... Anonim Şirketi'nin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca KABULÜNE, Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/958 E. 2025/564 K. sayılı 18/06/2025 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLEREK;
a-İflas davasının davalı ... yönünden özel dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
b-İflas davasının davalı ... Anonim Şirketi yönünden REDDİNE,
c-İflas kararının kaldırıldığının İstanbul Anadolu 3. İcra Müdürlüğü'nün ... İflas sayılı dosyasına DERHAL BİLDİRİLMESİNE,
ç-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 672,70 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
d-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
e-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
g-Yatırılan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
2-İstinaf yargılama giderleri yönünden,
a-Davalı ... Anonim Şirketi tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,
b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, davalı tarafça yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
c-Davalı tarafından sarfedilen 2.768,50 TL (istinaf harcı ve posta masrafı) istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
ç-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,
d-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.a maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nın 164. maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 04/02/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.