Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/46

Karar No

2026/146

Karar Tarihi

4 Şubat 2026

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/46
KARAR NO : 2026/146
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/1228
KARAR NO : 2021/782
DAVA TARİHİ: 24/10/2018
KARAR TARİHİ: 15/09/2021
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 04/02/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 2018 yılı Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarına ilişkin taraflar arasında imzalanan ve borçlu şirket kaşesi ile imzasını içerir BA-BS mutabakatları sebebiyle alacaklarının sabit olduğunu, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/7216 D. İş kararıyla ihtiyati haciz taleplerinin kabul edildiğini, anılan kararın İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasına sunularak esas takibe geçildiğini, borçlu şirkete ödeme emri gönderildiğini, borçlu şirket tarafından Eylül ayında düzenlenen ve taraflarca imzalanan cari hesap mutabakatı ile 2018 yılı Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarına ilişkin taraflar arasında imzalanan ve borçlu şirket kaşesi ile imzasını içerir BA-BS mutabakatlarına rağmen haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiği için işbu davanın açıldığını, borçlunun bağlı bulunduğu Kozyatağı Vergi Dairesinden BA-BS formlarının istenmesi neticesinde ticari defter ve kayıtların tetkikinden önce alacağın sabit olduğunun görülebileceğini beyan ederek; itirazın iptaline karar verilmesini, alacak likit olduğundan %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinde belirtilen borç miktarı nispetinde borcu olmadığından itiraz edildiğini, davacının huzurdaki davayı ikame eylemesinin tamamen haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacının her iki şirket arasında mevcut alacak-borç ilişkisinin tam olarak ortaya koymadığını, taraflar arasındaki mutabakatın 1.687.637,97 TL üzerinden değil, 2.450.000,00 TL üzerinden yapıldığını, buna göre davacı tarafın dosyaya sunduğu mutabakatların eksik ve taraflı olduğunu, taraflar arasındaki cari çalışmanın Ocak 2018'den değil, Ocak 2017'den itibaren söz konusunu olduğunu, 2.450.000,00 TL borca karşılık müvekkili şirketin, taraflar arasında imza edilen mutabakata göre ...'te 3 katlı müstakil villayı ... sahibi ve yetkilisi ...'a devir ve temlik ettiğini, söz konusu devrin borca karşılık yapıldığına dair davacı şirket yetkilisi ... ile müvekkili şirket yetkilisi ... arasında whatsapp yazışmalarının bulunduğunu, davacı tarafından ihtiyati haciz kararı başvurusu ve icra takibine geçilmesi ile müvekkili şirkete verdiği hizmet sonlandırıldığından taraflar arasındaki 2.450.000,00 TL'lik Ekim 2017 tarihli Mutabakat’ta taahhüt edilen Haziran 2019 tarihine kadar ki hizmet alacakları 2.450.000 TL'den düşeceğinden davacının bu durumda müvekkil şirkete 507.000,00 TL borçlu duruma geleceğini, yani müvekkilinin anılan tutar kadar alacaklı olduğunu, açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz başvurusu, icra takibi ve huzurdaki davanın hakkaniyete usul ve yasalara aykırı olduğunu beyan ederek davanın reddi ile %20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; "...28.09.2018 tarihli Cari Hesap sonucu başlatılan takip sonucu açılan itirazın iptali davasında; 2018 yılı itibariyle taraf ticari defterlerinin incelenmesi ile davacı şirketin davalı ... A.Ş den alacaklı olduğunun tespit edilmesi, bu durumun aynı zaman dosya içindeki 27.09.2018 tarihli davalı şirkte tarafından imzalı ve kaşeli Mutubakat Mektubu ile teyit edilmesi, İstanbul 18. ATM 2019/318 E 2021 K 13.04.2021 tarihli dosyasında davalı tarafından açılan 'Alacak' davasının reddedilmesi nedeniyle davacının başlattığı takipte ve açtığı davada haklı olduğu, alacağın likit olduğu bu nedenle davacı tarafın %20 icra inkar tazminatının kabulü gerektiği, 28.11.208 tarinde yapılan 1.697.637,97 TLnin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiğine..." karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, davacı defterlerinin usulüne uygun tutulmadığını, bu nedenle lehine delil vasfı olmadığını, tanık dinletme taleplerinin mahkemece gerekçesiz olarak reddedildiğini, mahkeme tarafından savunmalarının dikkate alınmadığını, whatsapp yazışmaları delil olarak kabul edilmeden hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, davacı şirket yetkilisi ... hakkında İstanbul Anadolu CBS'ye suç duyurusunda bulunulması nedeniyle 2019/122254 sorş sayılı dosyanın ve İstanbul 18. ATM dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını davanın reddine karar verilmesini ve müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.
Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile davacı tarafından 1.697.637,97 TL cari hesap alacağının tahsili istemiyle takip başlatılmıştır. Davalının borca itirazı üzerine, dava İİK'nın 67.maddesi uyarınca yasal sürede açılmıştır.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; davacı tarafın ibraz ettiği 2018 yılına ait yevmiye ve envanter defterlerinin süresi içerisinde açılış kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, davalı tarafın e-defter mükellefi olup kebir ve envanter defterlerinin GİB onaylı beratlarını süresinde aldığı,Davacı şirketin ibraz ettiği cari hesap kayıtlarına göre oluşturulan tabloda davalının 2017 yılından 2018 yılına devir eden hesap borç bakiyesinin 866.853,97 TL olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2018 yıllında devam ettiği, davacı satıcının 10/01/2018 tarihinden 31/05/2018 tarihine kadar 54 fatura ile 997.020,45 TL bedelli satış yaptığı, bu süreçte davalı taraftan farklı tarihlerde 176.236,45 TL ödeme aldığı, 120.00.PO1 Alıcılar hesabında kayıtlı 1.687.637,97 TL'nin hesaplar arası virman ile Şüpheli Ticari Alacaklar hesabına virman yapıldığı, 1.687.537,97 TL borç bakiyesinin 31/12/2018 tarihinde kayıt edildiği,Davalı tarafın inceleme günü ibraz ettiği usulüne uygun tutulduğu anlaşılan ticari defterlerinde davacı ile olan 320.001.012 Kodlu Satıcılar Hesabı, davacının ibraz ettiği 120.00. PO1 Kodlu Alıcılar Hesabı ile karşılaştırıldığında; davalının, davacıya 2017 yılından 2018 yılına devir eden hesap borç bakiyesinin 866.853,97 TL olduğu, davacı satıcıdan 10/01/2018 tarihinden 31/05/2018 tarihine kadar 54 adet fatura ile 997.020,45 TL bedelli hizmet satın aldığı, bu süreçte davacıya farklı tarihlerde 176.236,45 TL ödeme yaptığı, 08/10/2018 icra takip tarihi ve 24/10/2018 dava tarihi itibariyle davalının davacıya 1.687.637,97 TL borçlu olduğu görülmekle beraber davalının ticari defterinde 28/11/2018 tarihinde 320.001.012 Satıcılar hesap kodunda kayıtlı 1.687.637,97 TL'nin, ... İst.24.İcra ... dosya ödemesi açıklamasıyla dava dışı 120.001.001 Alıcılar ... hesabına virman yapıldığı, 31/12/2018 tarihi itibariyle davalının davacıya herhangi bir borç tutarının olmadığı,Davalı şirketin Kozyatağı Vergi Dairesinden celp edilen 2018 yılı Ocak, Şubat, Mart, Nisan BA Formunda davacı ... Ltd. Şti.'den 48 adet belge / fatura ile KDV hariç 734.974 TL, KDV dahil 867.220,45 tutarında mal ve hizmet alışı gerçekleştirdiği, davacının davalı ile olan 2018 yılı muavin dökümünde de davalıya Ocak, Şubat, Mart, Nisan aylarında KDV dahil 48 adet belge / fatura ile 867.220,45 tutarında mal ve hizmet satışı yaptığının tespit edildiği, Kozyatağı Vergi Dairesi tarafından davalının 2018 yıllı Mayıs ayı BA formu dosyaya sunulmadığından inceleme yapılamamakla birlikte; davalı şirkettin 2018 muavin dökümünde 2018 yılı Mayın ayında davacıdan 6 adet belge / fatura ile KDV dahil 129.800 TL tutarında mal ve hizmet alışı yaptığının tespit edildiği yine davacının da 2018 yılı muavin dökümünde davalıya Mayıs ayında 6 adet belge / fatura ile KDV dahil 129.800 TL tutarında mal ve hizmet satışı yaptığının tespit edildiği, buna göre davacı tarafından davalı tarafa 2018 yılında 54 adet belge / fatura ile KDV dahil 997.020,45 TL tutarına mal ve hizmet satışı gerçekleştirildiği, Taraflar arasında düzenlenen 27/09/2018 tarihli mutabakat mektubunda; davacı tarafından 27/09/2018 tarihi itibariyle davalının 1.687.637,97 TL borcu olduğunu bildirilerek bakiyede mutabık olunmadığı takdirde bir hesap ekstresinin taraflarına gönderilmesinin talep edildiği, davalının da 27/09/2018 tarihi itibariyle davacıya 1.687.637,97 TL borçlu bulunduklarını teyit ettiği, yani bakiyede mutabıkız şeklinde kaşe ve imzalı olarak bildirdiği hususları tespit ve rapor edilmiştir. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/318 E sayılı dosyası incelendiğinde; Davacı ....A.Ş., davalı ....Ltd. Şti.'dir. Davacı tarafından; müvekkili şirketin yapımını üstlendiği "..." adlı dizisinin ışık ve kamera ekipmanını davalı şirketin sağladığı ancak hizmet bedelinin ödenmediği gerekçesiyle haksız olarak müvekkili aleyhine ihtiyati haciz kararı aldığı ve takip başlattığı, takibe itiraz üzerine İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1228 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açtığı oysa tam aksine davalının müvekkiline borcu olduğu, taraflar arasında 2017 yılı Ekim ayında yapılan mutabakatta davalının sunacağı hizmet karşılığında müvekkili şirketin ödeyeceği 2.450.000,00 TL'nin müvekkili şirket yetkilisi adına olan taşınmazın davalı şirket yetkilisine devredilmesi ile ödeneceğinin kararlaştırıldığı, taraflar arasındaki mutabakat ve whatsapp yazışmalarında, davalının taşınmazın hizmete karşılık devredildiğini kabul ettiği ancak taşınmazın devrine rağmen davalının hizmeti durdurduğu, müvekkilinin davalıdan alamadığı hizmet için başka şirketlerle anlaşarak bölüm başına 15.000,00 TL fazla ödemek zorunda kaldığı ayrıca yapılan haksız takip ve icra işlemlerinin müvekkili ticari faaliyetini sarstığı, davalının cari hesap ve mutabakatları tek taraflı ve kötü niyetli hazırladığı ileri sürülerek verilmeyen hizmet için davalıya ödenen ücret yönünden şimdilik 70.000,00 TL ve davalının kusuru ile uğradıkları zarara ilişkin şimdilik 30.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili talep edilmiştir. Yapılan yargılama neticesinde 13/04/2021 tarihli 2019/318 E. 2021/290 K. sayılı kararı ile; "...tarafların cari hesap mutabakat belgesi haricinde incelenen ticari defter ve kayıtlarının birbiriyle mutabık olduğu görülerek ve mutabakat belgesindeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmaması nedeniyle dava tarihi itibariyle, davacının, davalı tarafa 1.687.637,97TL borcu olduğu hususu göz önünde bulundurularak, davalı tarafın, davacı tarafa herhangi bir borcu olmadığına ve davalının taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan edimini yerine getirmemesi hususunda davacı taraftan alacaklı olması nedeniyle ve bu hususta takip başlattığı ve alacağının tahsili için dava açtığı görülerek ifadan kaçınmasında haklı olduğu kanaatine varılarak, davacının, davalıdan kaynaklanan bir zarara uğramadığına karar verilmiş ve davacının tüm talepleri yönünden davasının reddine..." karar verilmiştir. İşbu karara karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 06/02/2025 tarihli 2021/1237 E. 2025/375 K. sayılı kararı ile; "...mahkemece İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1228 Esas sayılı dosyasında verilecek kararın eldeki dosyanın sonucunu etkileyeceği gözetilerek, anılan dosyanın bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir..." gerekçesiyle kaldırma kararı verilmiştir.
İstinaf sebepleri incelendiğinde;
Eldeki dava, cari hesap alacağından kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İhtilaf; davacının takibe konu ettiği cari hesap kaybı ve mutabakat kapsamında alacaklı olup olmadığı, davalı tarafından borcun ödenip ödenmediği, davalı tarafından davacı şirket yetkilisine devredildiği beyan edilen taşınmazın, taraflar arasındaki cari hesaptan kaynaklanan borca istinaden verilip verilmediği hususlarında toplanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. Maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/4521 E. 2016/549 K. sayılı ilamı; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/062003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Faturalar ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır... Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.." şeklindedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 26/12/2024 tarihli 2023/1909 E. 2024/5226 K. sayılı ilamı; "Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir..." şeklindedir.
Davacı tarafından sunulan 27/09/2018 tarihli mutabakatta, davalının mutabakat tarihi itibariyle 1.687.637,97 TL borcu olduğunu kaşe ve imzası ile kabul ve beyan ettiği, yine Vergi Dairesinden celp edilen kayıtlara göre davalının aldığı hizmet faturalarını BA formunda beyan ettiği, tarafların ticari defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda yukarıda yer verilen emsal kararlar ve açıklamalar uyarınca, davacı takip ve dava tarihi itibariyle 1.687.637,97 TL alacaklı olduğunu ispat etmiştir. Davalı; taraflar arasında 2017 Ekim tarihli bir mutabakat yapıldığı, bu mutabakata göre borçlarına karşılık davacı şirket yetkilisine 2.450.000,00 TL değerinde villa verildiğini, söz konusu tutar borçtan düşüldüğünde davalının alacaklı olduğunu ileri sürmüştür. Söz konusu mutabakata karşı davacı vekili imza itirazında bulunmuş olup İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/318 E. sayılı dosyası kapsamında imza incelemesi yapılmış ve imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığı hususunda rapor düzenlenmiştir. Yine davalı vekili dosyaya ekran görüntüsünü sunmuş olduğu, davacı şirket yetkilisi ... tarafından Whatsapp'dan yazıldığını iddia ettiği tarihsiz yazışmada "...Gene en kötü zamanımızda ki benim de nakite ihtiyacım olduğu zamanda 2,5 milyona Çatalcayı istemeye istemeye aldım ve hayatımın hatasını yaptım anamdan emdiğim süt burnumdan geldi hala mahkemelerle uğraşıyorum..." şeklinde beyanı ile ...'ın 2.500.000,00 TL alacağına mahsuben taşınmazı aldığını ikrar ettiğini ileri sürmüştür. Ancak söz konusu yazışmada alacağa mahsuben taşınmazın alındığına dair bir beyan bulunmamaktadır. ... İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/318 E. sayılı dosyasında isticvap edilmiş 29/09/2020 tarihli duruşmada alınan beyanın özetle; taşınmazı ...'dan şahsı adına satın aldığını, taşınmazın hiçbir ticari yönü olmadığını, şirket adına alınmadığını, taşınmazın devrinin ... tarafından şirketin edimlerine karşılık yapılmadığını, taşınmazın bedelini tamamen ...'a ödediğini, ...'a 380.000,00 EURO ödeme yaptığını ancak taşınmaz bedelini tapuda 900.000,00 TL olarak gösterdiklerini, taşınmazın bedelini kasasında nakit olarak bulunan 380.000,00 EURO ile ödediğini beyan etmiştir. Davalı şirket yetkilisi tarafından taşınmaz alındığı hususunda bir ihtilaf yoktur. Taşınmazın bedel ödenmeksizin ve borca karşılık olarak davalı şirket yetkilisi tarafından verildiği ileri sürülmüş ise de bu beyanı ispatlar bir delil sunulmamıştır. Ayrıca davalı taraf 2017 yılı Ekim ayında yapılan ve taşınmaz devrini de içeren mutabakat ile davacıdan alacaklı olduğunu ileri sürmesine rağmen eldeki dava konusu edilen 27/09/2018 tarihli mutabakatta ise davacıya 1.687.637,97 TL borcu olduğunu açıkça kabul etmiştir. Dosya kapsamı itibariyle itiraza konu hususlar davalı tarafından somut delillerle ispatlanamadığından mahkemece itirazın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı taraf tanık dinletme taleplerinin reddedildiğini ileri sürmüş ise de dava değeri itibariyle tanıkla ispatı mümkün olmadığından bu taleplerinin mahkemece reddedilmesi de yerindedir. Yukarıda yer verilen açıklamalar uyarınca kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 28.991,50 TL'den mahsubu ile arta kalan 28.259,50 TL'nin istemi halinde davalı tarafa iadesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere istinaf karar harcı yönünden oy çokluğu, esasa yönelik ve sair incelemeler yönünden oybirliği ile karar verildi. 04/02/2026
MUHALEFET ŞERHİ
492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu" belirtilmiştir.Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçları'nın III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",1/e maddesinde "(değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" belirtilmektedir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nin 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına'' dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim