Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/1

Karar No

2026/153

Karar Tarihi

4 Şubat 2026

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1
KARAR NO : 2026/153
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHK.
TARİHİ: 20/10/2021
NUMARASI : 2016/528 Esas - 2021/772 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesi)
KARAR TARİHİ: 04/02/2026
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 2008 yılından 2015 Haziran ayına kadar hizmet alım sözleşmesi kapsamında sözleşmede belirtilen hizmetlerin yapılmasının taahhüt edildiği ve sözleşme gereği davacının edimlerini yerine getirdiğini, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Prim oranları ve Devlet katkısı başlıklı”81. Maddesinin “ı” bendindeki hükme rağmen Hazinece karşılanan tutarların davalı tarafından kesildiğini, işçilerin sigorta primlerinden davacının sorumlu olduğunu, prim ödemelerinin müvekkili tarafından hak edişten kesilerek SGK’ya ödendiğini, davacının Tebliğ ile ödemesi gereken prim miktarı %5 azalmasına rağmen bu miktarın hak edişlerden kesilmeye devam edildiğini, davalının davaya konu edilen kesintiyi yaparak müvekkilinin hak edişinin tam olarak ödememesinin yasal olmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000 TL’nin kesinti tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili tarafından sunulan 23/02/017 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değeri 750.000,00 TL olarak belirlenmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; davalı tarafından taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi uyarınca saat birim ücreti üzerinen ödeme yapıldığını, davacının hakediş ücretinden hiçbir kesinti yapılmadığını, davacı şirket çalışanlarının sigorta primlerinin davalı tarafından ödenmesinin söz konusu olmadığını, davacının sebepsiz zenginleşme amacı taşıyan gerçeği yansıtmayan iddialarının reddi gerektiğini, müvekkili ile davacı arasında İş Kanunu hükümlerine tabi olmayan bir sözleşme ilişkisi bulunduğunu, buna göre davacının kendi personeli ile müvekkiline temizlik ve bakım hizmeti vermekle yükümlü olduğunu, müvekkilinin de sözleşme ekinde belirtilen saat birim ücreti üzerinden ya da partıme hizmetler için mağaza bazlı birim fiyatlar üzerinden verilen hizmet karşılığı davacıya ödeme yaptığını, ödenen tüm bedellerin her sene başında imzalanan sözleşmelerde mutabık kalınan bedeller olduğunu, davacının kendi hakediş miktarından kesinti yapıldığı iddiasının dayanağının anlaşılamadığını, davacının talebinin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmekte olup dava konusu edilen alacağın zaman aşımına uğradığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; ''....Davacı vekili bu rapora da itiraz etmiş, fatura düzenlemelerinin davalının talep ve hesabına göre yapıldığını, faturalardan kaynaklı bir alacak taleplerinin olmadığını, fatura ettirilmeyen %5'lik kısmın istendiğini, SGK indirim tutarlarının SGK kayıtlarıyla sabit olduğunu, kayıtların celbini istediklerini bildirmiştir. Davacı vekilinin talebi üzerine ilgili SGK Müdürlüklerine yazılar yazılmış ve aynı bilirkişi heyetinden 3 ayrı ek rapor istenmiştir. Sunulan 11/06/2021 tarihli 3.ek raporda bilirkişi heyeti, davacı tarafından bildirilen, davalı tarafından bu indirimlerin hakedişlerden düşüldüğü ve haksız kesinti yapıldığı iddiasıyla talep ettiği alacakla ilgili olarak taktiri mahkemeye ait olmak kaydıyla davacının 5510 sayılı kanun kapsamında %5 teşvik indirim miktarının toplam 287.149,18 TL.olduğunu belirlemiştir.Davacı, davalının 5510 sayılı Yasa'nın 81/1-ı maddesine dayalı olarak hazinece karşılanan tutarların karşılığı olmak üzere hakedişlerden kesinti yaptığını, işçilerin sigorta primlerinden kendisinin sorumlu olduğunu ve bu prim ödemelerinin hakedişlerinden kesinti yapılarak SGK.ya ödendiğini, buna göre ödemesi gereken prim miktarı %5 azalmasına rağmen bu tutarın hakedişlerinden kesilmeye devam edildiğini, faturaların davalının isteği ve hesaplamalarına göre düzenlendiğini ileri sürmüş ise de davacının bu iddiasını ispata yarar hiçbir delil sunamadığı, faturaların davacı tarafından düzenlenip bedelinin de davalı tarafından ödendiği anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde özetle, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca bilirkişi incelemesi sonucunda davalının herhangi bir borcu olmadığı belirtilmiş ise de, dava konusu edilen teşvik geldikten sonra davalı firmanın davacının hak edişlerinden bu indirim miktarını kestiği, hak ediş evraklarının bu nedenle davalı tarafından sunulmadığı, SGK primlerindeki teşvik ile birlikte işçi için davacıya ödenecek ücretin artması gerekirken eski hesaplamayla teşvikten davalının fiili olarak yararlandığı, davacının faydalanması gereken teşvik priminden yararlanılmasının engellendiği, davalının hakedişlerden bu kısmı kestiği , faturaya eklenmemiş olmasının bu teşvikten davacının yararlanmasına engel olmadığı belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava; taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalıştırılan işçilerin, 5510 sayılı Kanun uyarınca sigorta primlerine ilişkin olarak Hazine tarafından karşılanan %5 puanlık sigorta primi teşvik indiriminden doğan desteğin davacı alt işverene ait olmasına rağmen hakedişten haksız kesildiği iddiasıyla, davalıdan tahsili istemine ilişkindir.Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 6. Maddesinde personel ve hizmete ilişkin yükümlülükler belirlenmiştir. Buna göre, yüklenici (davacı şirket) gerek şahsı gerekse çalıştıracağı tüm elemanları ile her türlü vergi, harç, İş Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanunu ile tahmil olunan bilumum vecibe ve mükellefiyetlerinden münhasıran sorumlu olduğu, bunların yerine getirilmemesinden dolayı davalıya hiçbir mesuliyet yüklenemeyeceği, yüklecinin vereceği her türlü hizmet ile ilgili olarak çalıştıracağı elemanlara ait her türlü sorumluluğun, ücret, her türlü yasal özlük hakkının yükleniciye ait olup, davalının bu konuda hiçbir yükümlülüğü ve sorumluluğunun bulunmadığı, kesinti ve ödemelerin yüklenici tarafından yapılmaması halinde davalının tercihine bağlı olarak bu miktarlar yüklenicinin davalıda bulunan hesap bakiyesinden mahsup edilerek ilgili kişi/kurumlara ödeneceği belirtilmiştir. 08/11/2017 tarihli mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, davacının temizlik işçilerinin sigortasını ödediğinin muhasebe tarafından beyan edildiği, ancak davacı tarafından iddia olunana kesinti ile ilgili herhangi bir belge sunulmadığından tespit yapılamadığı, kesintilerin tespitine ilişkin olarak cari hesap ve kayıtlarda veri olmadığı belirtilmiştir. Sunulan rapora yönelik davacı vekili tarafından itiraz dilekçesi ibraz edilmiş olup, davacının davalı firmanın temizlik v.s. işlerini yapan alt işveren konumunda olduğu, sözleşme uyarınca tüm işçilik alacaklarından ve SGK priminden davacının sorumlu olduğu, davacının kesilen faturalardan dolayı bir alacağı olmadığı, asıl konunun fatura edilmeyen % 5'lik kısım olduğu beyan edilmiştir. SGK tarafından davacı şirket yönünden %5'lik teşvik tutarlarına ilişkin tahakkuk tutanakları mahkemeye gönderilmiştir. Mali müşavir ve Em.Sayıştay Başdenetçisi tarafından düzenlenen 27/08/2019 tarihli ek raporda, gelen yazı cevaplarına göre davacı şirketin 3 ayrı SGK dan 5510 sayılı yasa kapsamında aldığı %5 teşvik hesaplandığı, davacının çalıştırdığı işçilere ilişkin olarak 5510 sayılı yasa kapsamında %5 teşvikten toplam olarak 30.059,96 TL yaralandığı, buna bağlı olarak çalıştırdığı işçileri sigorta primlerini eksik yatırdığı, sözleşme kapsamında verdiği hizmetlerin tamamının sözleşmede belirlenen ücretler ile uyumlu olarak faturada düzenlendiği ve davacının banka hesabına herhangi bir kesinti yapılmaksızın davalı tarafça ödendiği, işçiler için belirlenen saat ücret bedelleri ile ödenen ücretin uyumlu olması ve fatura tutarında kesinti yapılmaması karşısında davacının herhangi bir alacağının olmadığı kanaatine varılığı belirtilmiştir.
Davacı vekili tarafından sunulan itiraz dilekçesinde, hakediş evraklarının davalıda olduğu, SGK primindeki teşvik ile beraber birim iş/işçi için ödenecek rakamın artması beklenirken davalının hakkedişleri yine eski hesaplamayla yaparak teşvikten fiili olarak kendini faydalandırdığı, sözleşmeye konu birim fiyat üzerinden 1 yıllık hizmet bedelinin hesaplanarak fatura ve cari hesaptan kaynaklı alacak olup/olmadığının tespitinin gerektiği ileri sürülmüştür. Mali müşavir ve Em. Sayıştay Başdenetçisi tarafından düzenlenen 14/06/2021 tarihli ek raporda, davacının çalıştırdığı işçilere ilişkin bir önceki raporda belirtilen 30.059,96 TL ve bu raporda SGK dan gelen yeni evrakların incelenmesi sonucunda 257.089,22 TL olmak üzere toplam 287.149,18 TL yararlanıldığı, bu indirimin hakedişlerden düşürüldüğü konusunda takdirin mahkemede olduğu görüşünde bulunulmuştur. Mahkeme tarafından yapıla yargılama sonucunda davanın reddine dair karar verilmiş ve davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:5510 sayılı Kanun'a 14.1.2016 tarihli, 6661 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi ile eklenen Geçici 68 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, “Bu Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında haklarında uzun vadeli sigorta kolları hükümleri uygulanan sigortalıları çalıştıran işverenlerce; (a) bendinde, “2015 yılının aynı ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde prime esas günlük kazancı 85,00 TL ve altında bildirilen sigortalıların toplam prim ödeme gün sayısını geçmemek üzere, 2016 yılında cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının…”,(b) bendinde, “2016 yılı içinde bu Kanun kapsamına alınan işyerlerinden bildirilen sigortalılara ilişkin toplam ödemde gün sayısının 2016 yılı Ocak ila Aralık ayları/dönemleri için günlük 3,33 TL ile çarpımı sonucu bulunacak tutar, bu işverenlerin Kuruma ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edilir ve bu tutar Hazinece karşılanır”,Anılan maddenin 2. fıkrasında, “Mevcut bir işletmenin kapatılarak değişik bir ad, unvan ya da bir iş birimi olarak açılması veya yönetim ve kontrolü elinde bulunduracak şekilde doğrudan veya dolaylı ortaklık ilişkisi bulunan şirketler arasında istihdamın kaydırılması, şahıs işletmelerinde işletme sahipliğinin değiştirilmesi gibi Hazine katkısından yararlanmak amacıyla muvazaalı işlem tesis ettiği anlaşılan veya sigortalıların prime esas kazançlarını 2016 yılı için eksik bildirdiği tespit edilen işyerlerinden Hazinece karşılanan tutar gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte geri alınır ve bu işyerleri hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz” hükmüne yer verilmiştir.Bilindiği üzere, 14.01.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6661 sayılı ''Asgari Ücret Destek Kanunu'' işverenlerin teşviki gayesi ve istihdamı desteklemek amacı taşımaktadır.Davacının talebi 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81/1-ı maddesinde düzenlenen ve işverene tanınmış bir haktır. Bu nedenle hakedişlere usulüne uygun itiraz etmemiş olması, yasadan kaynaklanan talep hakkını ortadan kaldırmayacaktır. Ancak, öncelikle davacıya ödenen hak ediş bedellerinden teşvik primi kesintisi yapılı/yapılmadığının tespiti gerekmektedir. Somut davada, davacının hakediş bedellerinden %5 lik teşvik primi kesintisi yapıldığı ileri sürülmüştür. Sunulan bilirkişi raporlarında, taraflar arasında düzenlenen sözleşme uyarınca her dönem ayrı ayrı değerlendirilmek suretiyle hak edişlerden kesinti yapılıp/yapılmadığı incelenmiştir.05/02/2018 tarihli raporda, 2010, 2012, 2013, 2014 yılına ilişkin davacı şirketin hak edişlerinden herhangi bir kesintinin yapılmadığının anlaşıldığı, 2011 ve 2015 yılına ilişkin olarak ise, davacı tarafından fatura edilen işçilik saat ücretlerinin tamamının fatura edilip edilmediği, ücret belirlenir iken davalı tarafından bir kesinti yapılıp/yapılmadığı sonucuna kesin olarak ulaşılamadığı belirtilmiştir. 27/08/2019 tarihli heyet raporunda ise, hak ediş bedellerinden SGK Kesintisi yapılıp yapılmadığı incelenmiştir. Anılan raporda, SGK primleri dolayısıyla oluşan 5510 sayılı yasa kapsamında teşvik primlerinin % 5 tahakkuk ettirilerek teşvikten yararlanıldığı ve prim ödemelerinin buna bağlı olarak yapıldığı, yapılan sözleşme kapsamında verilen hizmetlerin tamamı için sözleşmedeki ücretler ile uyumlu fatura düzenlendiği ve davacının banka hesabına herhangi bir kesinti olmaksızın davalı tarafından ödendiği tespit edilmiştir. Yukarıda yer alan bilgiler ışığında, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacı tarafça düzenlenen fatura bedellerinin davalı firma tarafından eksiksiz yani tamamının ödendiği anlaşılmaktadır. İş bu nedenle, mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair karar verilmesi yerinde olup aksi yöndeki istinaf talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye GELİR KAYDINA,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 672,70 TL'nin davacıdan tahsili hazineye irat kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.04/02/2026

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim