Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2026/73
2026/224
11 Şubat 2026
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/73
KARAR NO: 2026/224
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 04/11/2025
NUMARASI : 2024/282 E. - 2025/280 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/02/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2023/168 E. 2024/170 K. Sayılı kararı uyarınca " marka hakkına tecavüz sebebiyle tecavüzün tespiti, durdurulması, kaldırılmasına, bu hususta gerekli tedbirlerin alınmasına, davalının ticaret unvanından ibare terkini" talepleri yönünden dava kabul edildiğini, davalının halen kullanımında olan ve tescilli ... ve ... markalarına yönelik hükümsüzlük istemli davamız da İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2024/9 E. Sayılı dosyasıyla derdest olup bu dosyada alınan Bilirkişi raporu gereği Hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu Kanaatine varıldığını, müvekkili markalarının kapsamında 01/05/10/35 sınıflar bulunmakta olup müvekkili ayırt edici ibaresi ... olan markasını 1954 yılından beridir bilhassa "İlaç Sektöründe (Ticaret-Hizmet)" alanında fasılasız ve ciddi boyutta kullanıldığını, müvekkilinin tescilli "...” markasını yine aynı sektör olan "İlaç Sektöründe (TicaretHizmet)"sektöründe iltibas yaratacak şekilde kullanmakta olduğunu, ancak Türk Patent nezdinde herhangi bir tescili olmadığını, davalı, müvekkilinin tescilli markasını izinsiz, hukuka aykırı ve de iltibas yaratacak şekilde kullanmakla birlikte müvekkil ile özdeşleşmiş "..." ibaresini ticaret unvanında kullanarak haksız rekabet hükümlerini açıkça ihlal ettiğini, marka örnekleri bir arada değerlendirildiklerinde, itiraza konu marka 5 harften oluşan müvekkilimizin tescilli markasının tamamını aynen barındırmakta olup başına ... ve sonuna ... ibaresinin eklenmesi ile oluşturulmuş taklit bir marka niteliğinde olduğunu, davalı işyerinde ve web sitesinde ... ibaresini de kullanmakta olduğunu, davalının "..." ibaresini markalarında kullanması müvekkilin aynı sektördeki bir iştiraki gibi algılanmakta ve de refleksif olarak müvekkili ile ilişkilendirilmesine sebep olduğunu, tespite konu davalının internet sitesinde; Davalının, tescilli bir markanın aynısını tescilli markanın kapsamında yer alan aynı hizmetler için markasal kullandığı açıkça görülmektedir. Nitekim internet sayfasının her yerinde "..." ibaresinin markasal kullanımının bulunduğu, sitedeki "online kataloglarda" da yine ürünlerde "..." markasının tanınmışlığından faydalanıldığını, davalının müvekkilin markasal haklarına vaki tecavüzü nedeniyle; HMK 107 gereği maddi zararın tam olarak belirlenmesinden sonra talep sonucu talep hakkı artırma hakkı saklı kalmak kaydıyla 20.000 TL maddi tazminatın "tecavüzün tespitine yönelik İstanbul Anadolu 1. FSHHM'nin 2023/168 E. Sayılı davasının açıldığı 06.09.2023" tarihinden itibaren işleyecek Reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, yoksun Kalınan kazancın hesaplanması için " 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 151/2-b maddesi uyarınca " b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç." yönteminin uygulanmasını, bu sebeple davalıya ait ticari defterlerinin uzman bir bilirkişi vasıtasıyla incelenerek davalının kazancının tespitini talep ediyoruz." 100.000 TL manevi tazminatın 06.09.2023 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiz oranıyla davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesindeki taleplerinin hukuki bir dayanağı olmadığını, zira kendileri, henüz kesinleşmemiş olan ve istinaf aşamasında olan ilk derece mahkemesi kararlarına dayanarak huzurdaki bu davayı açmış olup; davacı tarafın sınai mülkiyet haklarının müvekkilce ihlal edildiğine ilişkin hukuki bir gerekçe bulunmadığını, davacı tarafın, sınai mülkiyet hakkının kendisine verdiği yetki ve özgürlükleri kötüye kullandığı, markasıyla tekelleşmeye çalıştığı ve haksız rekabet ortamı yarattığını, müvekkilin uzun zaman boyunca kullanmış olduğu markalarından elde edilen net kazancı talep ettiğini, müvekkili markasını davacı markasıyla karıştırarak ürün satın alması durumunun varlığı net şekilde ispatlanmadan, müvekkilin davacının elde etmesi gereken kazanca engel olduğundan söz edilemeyeceğini, müvekkili markası da yıllarca piyasada olan, kendi müşteri kitlesine sahip olan ve piyasada hem tanınırlığı hem de çeşitli ödülleri olan bir marka olduğunu, dolayısıyla, müvekkilin markalardan elde etmiş olduğu net kazancın tamamının, haksız rekabet ve davacı markasıyla karıştırılmış olmaktan dolayı elde edildiğinin ön kabulü, adil olmaktan çok uzak bir yaklaşım olduğunu, davacı taraf, "müvekkil markasının müşteri kitlesinin tamamının kendi müşterisi olduğu ve müvekkili markasının ürünlerini satın almalarının tek sebebinin, kendi markalarıyla karıştırılmak olduğu" gibi gerçek dışı ve oldukça afaki bir iddiayla yüklü bir tazminat alma çabası içine girdiğini, söz konusu talebin, reddi gerektiğini, "... ibaresinin, müvekkili firmayı davacı firmanın yan kuruluşu gibi gösterdiğine ve bu sebeplerden yanıltıcı olduğuna" ilişkin beyanlar, gerçeği yansıtmadığını, zira "..." ibaresi evrensel bir ibare olup, çok çeşitli ve geniş bir kavram ve çalışma alanını tanımlamakta olduğunu, müvekkili firma, ilaç üreten bir firma olmadığını, müvekkilin ürettiği ürünler; yalnızca insan ve hayvan sağlığına katkı sunan, "tamamlayıcı/ takviye ürünler" olarak adlandırılabileceğini, dolayısıyla, davacı firma ile müvekkilin birebir aynı sektörde faaliyet verdiklerine ilişkin iddialar, gerçeği yansıtmadığını, müvekkili firmanın, karşı tarafın dava konusu yaptığı markalarındaki temel ve ayırt edici unsuru "..." olmadığını, "..." ve "..." markaları, ... ibaresine eklenmiş başka sözcük ve eklerle beraber kullanıcıya arz edilmekte olup, işbu markalardaki ayırt edici unsurlar "..." ve "..." ifadeleri olduğunu, bu ifadelerden ..., "..." sözcüğünün kısaltması olması dolayısıyla, tanımladığı ürünün ... içerdiğini belirtmek amacı güttüğünü, ... ise, Latince "..." anlamına gelmekte olup, müvekkil firmanın üretmekte olduğu "sağlıklı ... destek ürünlerinin" temasına uygun olması maksadıyla belirlenmiş bir isim olduğunu, markaların başlarında yer alan ... ve ... ifadeleri, markaları genel geçer olmaktan ve başka markalarla karıştırılma riskinden kurtarmakta olduğunu, ayrıca, söz konusu ürünlerin her birinin ismi, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil edildiğini, ... ifadesinin, davacı markası olan ... ile doğrudan doğruya benzer olduğu ve iltibasa sebebiyet vereceğini düşünmek, hukuka ve hakkaniyete aykırıdır. Zira hem "..." ifadesi ve ... kelimesine tamamen yer verilmemiş olması, görsel ve fonetik açılardan farkı ortaya koymakta, karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmakta olduğunu, dava dilekçesindeki bu kısım dahi, kendi başına davacının kötü niyetini ortaya koyduğunu beyan ederek öncelikle, somut ve tahakkuk etmiş bir hakka ve delile dayanmayan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın tüm talepleriyle beraber reddine; vekalet ücreti ve her türlü yargılama giderinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini, bu konuda aksi kanaatte olunması halinde, karar verilmek için huzurdaki dosyayla bağlantılı olan İstanbul Anadolu 1. FSHHM 2023/168 E. Ve aynı mahkemenin 2024/9 E. Sayılı dosyasının bekletici mesele yapılarak, sonucunun beklenmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; Davanın KABULÜ İLE,
1-Davalı tarafın “...”, “...” şeklindeki kullanımları dolayısıyla , davacı adına tescilli “...” markasına tecavüz sebebiyle 210.407,30-TL maddi tazminat alacağının 06.09.2023 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine, 2- 80.000,00-TL Manevi tazminat alacağının 06.09.2023 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE karar verilmiştir.Mahkemece verilen karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiş, davalı vekili Dairemize sunmuş olduğu 05/02/2026 tarihli feragat dilekçesi ile istinaf başvurusundan feragat ettiğini beyan etmiştir. Yapılan incelemede, davalı vekilinin vekaletnamesinde kanun yollarından feragat yetkisi bulunduğu anlaşılmakla, 6100 Sayılı HMK'nın 349. maddesi gereğince davalı tarafın istinaf talebinin feragat sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;,
1-Davalı vekilinin istinaf aşamasında istinaftan feragat etmesi sebebiyle istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 349/2. maddesi gereğince REDDİNE,
2- Peşin alınan 4.959,43-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde istinaf talebinde bulunan davalı tarafa iadesine,
3- İstinaf talebinde bulunan davalı tarafça yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
4- İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6100 Sayılı HMK'nın 349/2 maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-a. maddesi gereğince KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/02/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.