Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/67
2025/260
13 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/67
KARAR NO:2025/260
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ:06/12/2024
NUMARASI:2023/154 E.
DAVANIN KONUSU:Patent (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/02/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkil şirkete ait Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde kayıtlı ... başvuru numarası ile kayıtlı, "fonksiyonel probiyotik fermente et ürünü üretim yöntemi" başlıklı patent başvurusu bulunduğunu, işbu yöntem patentinin; et ve et ürünlerinde fermantasyon teknolojisinin kullanıldığı sığır, koyun veya tavuk etinin hammadde olarak yer aldığı doğal, kürlenmiş, kuru veya ısıl işlem uygulanmış fermente et ürünü üretiminde uygulanabilen, prebiyotik ve probiyotikler içeren fonksiyonel özellikte probiyotik fermente et üretim yöntemi olduğunu, Tedbir talebi ile ilgili olarak, davalı şirket tarafından sözde Türkiye'de ilk olarak satişa sunulduğu söylenen probiyotik sucuk üretimi yapılmakla müvekkile ait patent haklarının ihlal edilmekte olduğunu, öyle ki; prebiyotik ve probiyotikler içeren et ve et ürünlerinin fermentasyon teknolojisinin kullanılarak probiyotik et ürünü üretimi yönteminin dünyada ilk defa müvekkil şirket tarafından kullanılmakta olan bir buluşa konu olduğunu, bu durumun ek-1 de yer alan Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tutulan patent dosyası ile sabit olduğunu, davalı tarafın "probiyotik sucuk" adı altında satişa sunduğu ürünün üretim yönteminin müvekkil şirketin patentten doğan hakkının kapsamına girmekte olduğunu, söz konusu ihlalin önlenmesinin gecikmesinin, müvekkil şirketin patentten doğan haklarına telafisi mümkün olmayacak zarar vereceğini, Esasa ilişkin olarak, davalı şirketin müvekkile ait probiyotik ve probiyotikler içeren probiyotik fermente üretim yöntemini birebir aynı şekilde kullanmakta olduğunu, öyle ki; davalı şirketin, müvekkil şirkete ait patent koruması altında bulunan üretim yöntemini kullanmak suretiyle fermente et üretimi yapmakta ve işbu ürettiği ürünleri market ve raflarda tüketici ile buluşturmakta olduğunu, -Dava dilekçesi ekinde görüleceği üzere davalı şirketin dava konusu tecavüz fiilini işleyerek müşterilerin mallarını bir arada görüp satin alması için marketlerde probiyotik et ürünü üretim yöntemi ile "dana probiyotik sucuk" satışı yapmakta olduğunu, tüm bu online satiş yerlerinde satışa sunulmakta olan davalı yana ait ürünün ambalajında ise "Türkiye'de ilk probiyotik sucuk" sloganının yer almakta olduğunu; müvekkile ait probiyotik fermente et ürünü üretim yönteminin Türkiye'de kullanan ilk firma imiş algısı oluşturulmak istenmekte olduğunu, Müvekkil şirkete ait patent başvurusu yapıldığı tarih olan 13.01.2023 tarihinde probiyotik fermente et ürünü üretimi yapan ilk firmanın müvekkil şirket ... A.Ş. olduğu, işbu durumun; Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tutulan yukarıda künye bilgilerine yer verilmiş olduğunu, müvekkile ait patent başvuru dosyası muhteviyatında görülecek olan istemler başlıklı 3 sayfadan oluşan anlatımlar ile davalı şirkete ait tecavüz fillini oluşturan ürünün üretim yönteminin birebir örtüşmekte olduğunu, kaldı ki; istemin birebir aynı şekilde kullanılmasına gerek olmayıp; tecavüz fiilinin doğduğunun kabul edilebilmesi için eşdeğerinin kullanımının da yeterli görülmüş olduğunu ve bu nedenle huzurda yapılacak yargılama neticesinde davalı şirketin aynı yahut eşdeğer kullanım ile gerçekleştirdiği üretimlerin öncelikli olarak durdurulması amacıyla tedbir taleplerinin kabulünü talep ve dava etmiştir.İlk Derece Mahkemesi 23/11/2023 tarihli ara karar ile;Dava konusu patent başvurusunun 1 no.lu isteminde geçen yönteme göre sığır eti ile koyun etinin birlikte kullanılması gerektiği ancak, tecavüz teşkil ettiği iddia edilen ürünlerin üretim yöntemine ilişkin bir açıklamanın bulunmadığı, patent başvurusunun üretim yöntemine ilişkin olduğu, içeriğinde yalnızca dana eti bulunduğu, koyun eti bulunmadığı, bu nedenle söz konusu ürünlerin dava konusu patent başvurusunun koruma kapsamına girmediği, buna mukabil HMK'nun 390/son maddesi uyarınca yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği" gerekçeleriyle ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Dairemiz 29/02/2024 tarih, 2024/114 Esas, 2024/394 Karar sayılı kararı ile; Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince 06/12/2024 tarihli ara karar ile; "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, alınan bilirkişi raporu ve TPMK kayıtları birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafın patent başvuru işlemlerinin devam ettiği, henüz tescilin sağlanmadığı, ancak tescil edilmesi halinde başvuru tarihinden itibaren patentin koruma kapsamında olacağı, tarafların ürünün aynı amaca hizmet ettiği yönündeki tespit birlikte değerlendirildiğinde yaklaşık ispatın sağlanmış olacağı ve davacının zararının oluşacağı ve bu haliyle her iki tarafın menfaatlerinin gözetilmesi gerektiği kabul edildiğinde davalının SMK'nun 151/2-c maddesi uyarınca davacının uğraması muhtemel zararlarının teminatı olarak 1.000.000,00TL teminat yatırmasının hakkaniyete uygun olacağı anlaşılmakla" gerekçesiyle,Davacının ihtiyati tedbir talebinin KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, Davalı tarafça SMK'nun 159/2-c maddesi gereğince 1.000.000,00 TL (Bir milyon Türk Lirası) nakdi veya gayri nakdi teminatın kararın tebliğ tarihinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde Mahkemeye depo edilmesine,Kesin süre içinde teminatın depo edilmemesi halinde İHTİYATİ TEDBİRİN AĞIRLAŞTIRILACAĞININ DAVALI TARAFA İHTARINA,İhtiyati tedbir talep edenin fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE, karar verilmiştir.
İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından ihtiyati tedbir talebinin kabul kararının dava dosyasına sunulan somut deliller ve somut durum göz önünde tutulduğunda usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılamaya konu patent başvurusuna ilişkin olarak araştırma raporu alındığını, patent başvurusunun yenilik vasfı taşımadığı hususunda güçlü deliller elde edildiğini, ancak taraflarınca dosyaya sunulan bu araştırma raporunun mahkemece değerlendirilmeden eksik bir incelemeye dayalı verilen ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiklerini, ihtiyati tedbir konusunda istinaf mahkemesi tarafından karar verildikten sonra kurum tarafından yapılan araştırmanın sonucunun ortaya çıktığını, davacı tarafın 13.01.2023 tarihli ... numaralı patent başvurusu tescil edilmediğini, kurum tarafından yapılan araştırma işlemleri sonucunda araştırma raporu düzenlendiğini, bu raporda buluşun yeni olmadığını veya buluş basamağı içermediğini tek başına gösteren dokümanlar tespit edildiğini, bu dokümanlar karşısında davacı tarafın davaya dayanak patentinin tescillenemeyeceğinin ortada olduğunu, dava konusu patentin patent tescil şartlarını taşımadığını, söz konusu başvurunun yeni olmadığını, dava konusu patentin sınırları belirlenmemiş ve genellenmiş her türlü fermente işlenmiş et ürünlerine yönelik olduğunu, müvekkili şirket tarafından ... başvuru numaralı "..." isimli buluşa ilişkin ... evrak numaralı "BAŞVURUYA GÖRÜŞ BİLDİRME" belgesinin 29.11.2024 tarihinde TÜRKPATENT'e sunulduğunu, patent tescil şartlarını taşımadığından kurum tarafından tescillenemeyeceğini, patent tescillenemediğinden taraflarınca hükümsüzlük davası ikame edilemediğini, ancak kurum tarafından tescil gerçekleşmesi varsayımında dayanak patente karşı hükümsüzlük davası ikame edeceklerini, dolayısıyla tescile yönelik kurum kararının kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, davalının tescille konu bir patent olmadığı gibi aktif bir ticareti de olmadığını, bu nedenle ortada tedbir konulmasına yönelik haklı bir gerekçe de olmadığını, ihtiyati tedbir şartlarının huzurdaki davada gerçekleşmediğini, davacının gecikmede telafisi güç hangi sakıncalar bulunduğunu izah etmediğini, dosya kapsamında alınan 06.06.2024 tarihli bilirkişi raporunun çelişkili, yanlı ve yetersiz görüş ile bu konuda yeterli bilgiye sahip oldukları konusunda makul ölçüyü aşan miktarda bir şüphe uyandırmış olup bu hazırlanan rapora dayanarak müvekkili aleyhine tedbir konusunda hüküm kurulmasının da hatalı olduğunu, bilirkişi ... tarafından dosyaya sunulan 20.05.2024 tarihli dilekçe ile kendisinin marka bilirkişisi olduğu ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın marka alanı ile ilgili olmadığı nazara alınarak çekilmeyi talep ettiğini ancak talebinin mahkemece reddedildiğini, dosyada görevlendirilen ... ve ... isimli bilirkişilerin de patent vekili olmadığını, itiraza konu bilirkişi raporunun bu yönlerden de tedbir hususunda dayanak edilemeyeceğini, bilirkişi raporunda muğlak ve hiçbir somut tespit içermeyen ifadeler olduğunu, raporda patentin tüm istemlerinin kullanıldığı yönünde bir kanaate de varılmadığını, bilirkişi raporunun patent vekili bilirkişi tarafından ve patent hukuku ilkeleri kapsamından incelenmemiş olduğundan patent unsurlarının aynılığı veya eşdeğerlililği hususunda uzmanlığa dayalı bir değerlendirme yapılamadığını, müvekkiline ait ürünlerin davacı tarafın başvuru konusu patentten farklı nitelikte olduğunu, yeni olmadığı kurum araştırmaları sonucundan dahi anlaşılabilecek durumda olan patente dayanarak tedbire hüküm verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, tüm bu hususlar ve yargılamanın yıllarca süreceği hususu göz önünde tutulduğunda müvekkili aleyhine verilen 1.000.000,00 TL miktarındaki tedbir kararının müvekkilinin ticari hayatı açısından büyük bir tahribata yol açtığını, müvekkili tarafından yatırılan teminatın çok uzun süre aynı muhtemel zararın temini için dosyada kalmasının müvekkilinin mülkiyet hakkına aykırı olduğunu, söz konusu kararın müvekkili bakımından cezalandırıcı nitelikte olduğunu, bu yargılama sonucunda davacının patentinin tescil edilmemesi ve huzurdaki davada haksız çıkması halinde mevcut enflasyon koşullarında müvekkilinin yıllarca söz konusu teminat miktarını kullanmaktan yoksun kalacağını, davacının henüz tescil edilmemiş patent başvurusu ve konunun uzmanı olmayan kişilerce eksik bir incelemenin sonucu olarak hazırlanmış itiraza konu bilirkişi raporuna dayanılarak müvekkilleri bakımından tedbir kararı verilmesinin hukuka ve ölçülülük prensibine açıkça aykırı olduğunu, teminat miktarına itiraz ettiklerini, 1.000.000,00 TL'nin hangi somut gerekçeye göre takdir edildiğinin anlaşılamadığını, davada davacı ve müvekkile ait defterler üzerinde araştırma yapılmadığını, sektör araştırması yapılmadığını, davacının potansiyen zararına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, miktarın ölçülülük prensibine aykırı olduğunu, teminatın kaldırılması talepleri kabul edilmediği halde teminat miktarının düşürülmesini talep ettiklerini, ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ikinci bir heyetten aldırılan bilirkişi raporunun patent hakkına tecavüz iddialarını destekler nitelikte olduğunu, dava konusu patent başvurusunun 1 no'lu bağımsız isteminin bir üretim yöntemine yönelik olduğunu, dava dosyasında tecavüz teşkil ettiği iddia olunan ürünlerin üretim yöntemine yönelik açıklamaya da raporda yer verildiğini, davalıya ait ürün üzerinde inceleme yapan bilirkişi heyetinin davalıya ait ürün üzerinde müvekkili davacının... numaralı patentin 1 numaralı bağımsız istemindeki unsurların tamamını/eşdeğer unsurların mevcut olduğunu tespit etmiş olup raporun denetime uygun ve hüküm kurmak için yeterli olduğunu, davalı ürününün müvekkili davacının patentine tecavüz oluşturduğunun kabulü için yeterli olduğunu düşündüklerini, işbu dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu uyarınca ihtiyati tedbir talep eden müvekkilinin haklılığını yaklaşık olarak ispat ettiğini, taraf menfaatleri arasında ciddi bir denge kurulması bakımından "..." tedbirine hükmedilebileceğini, toplanan deliller ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmiş olduğunu, tedbir şartlarının sağlandığını, mahkemece muhtemel zararlara karşılık olarak ters teminat karşılığında tedbirin uygulanmamasına karar verildiğini, tedbir yerine ters teminata karar verilmesinin ilk derece mahkemesinin takdir hakkını kullandığı düşünülse de tarafların ticari hacmine ve patentin değerine göre belirlenen ters teminat tutarının da yeterli olmadığını düşündüklerini, müvekkili firmanın yıllık toplam cirosunun 2.100.000.000,00 olduğunu, patentli üründen en kötü şartlarda beklenen asgari kar getirinin 42 milyon lira civarında olacağının değerlendirildiğini, ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak mahkemece belirlenen teminat tutarının 200.000.000,00 TL'ye çıkarılmasını talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; yargılamaya konu patent başvurusuna ilişkin olarak araştırma raporu alındığını, patent başvurusunun yenilik vasfı taşımadığı hususunda güçlü deliller elde edildiğini, dosyaya sundukları bu araştırma raporu mahkemece değerlendirilmeden eksik bir incelemeye dayalı verilen ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiklerini, davacı tarafın iddialarının aksine ihtiyati tedbir şartlarının huzurdaki davada gerçekleşmediğini, davacının patent başvurusunun henüz tescil edilmemiş olduğunu, huzurdaki davada patentin tescili hususunun bekletici mesele yapılması gerekmekteyken tedbir kararı verilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafın talepleri ve mahkemenin takdir ettiği teminat miktarının ölçülülük ilkesine açıkça aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi ara kararı kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı dava dilekçesi ile, müvekkili şirkete ait Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde kayıtlı ... başvuru numarası ile kayıtlı, "..." başlıklı patent başvurusu bulunduğunu, işbu yöntem patentinin; et ve et ürünlerinde fermantasyon teknolojisinin kullanıldığı sığır, koyun veya tavuk etinin hammadde olarak yer aldığı doğal, kürlenmiş, kuru veya ısıl işlem uygulanmış fermente et ürünü üretiminde uygulanabilen, prebiyotik ve probiyotikler içeren fonksiyonel özellikte probiyotik fermente et üretim yöntemi olduğunu,Tedbir talebi ile ilgili olarak, davalı şirket tarafından sözde Türkiye'de ilk olarak satişa sunulduğu söylenen probiyotik sucuk üretimi yapılmakla müvekkile ait patent haklarının ihlal edilmekte olduğunu belirterek Davalı şirketin müvekkiline ait patent hakkına tecavüzünün tespitine müvekkilinin patentten doğan haklarına tecavüz eden fiillerin durdurulmasına, müvekkilinin patentten doğan haklarına tecavüz sebebiyle uğramış olduğu zararın karşılanması amacı ile maddi manevi ve itibar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece alınan 06/06/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda;"3. kişilerin patent ihlali konusunda dava açma haklarının bulunduğu, Patent ihlali davalarında istemde korunan unsurların tümü değil, buluşun özünü oluşturan kritik unsurların varlığınında ihlal için yeterli görülebileceği,Dava konusu patent başvurusunun araştırma işlemlerinin devam ettiği ve henüz tescil edilmemiş olduğu, olası bir tescil durumunda ise patentin istemlerinin son halinin nasıl olacağının henüz belli olmadığı, ..., ... ve ... (Tebliğ No:2018/52) göre Davacı taraf ile Davalı tarafa ait ürünün aynı amaca hizmet ettiği," belirtilmiştir.Mahkeme 06/12/2024 tarihli ara kararı ile; "davacı tarafın patent başvuru işlemlerinin devam ettiği, henüz tescilin sağlanmadığı, ancak tescil edilmesi halinde başvuru tarihinden itibaren patentin koruma kapsamında olacağı, tarafların ürünün aynı amaca hizmet ettiği yönündeki tespit birlikte değerlendirildiğinde yaklaşık ispatın sağlanmış olacağı ve davacının zararının oluşacağı ve bu haliyle her iki tarafın menfaatlerinin gözetilmesi gerektiği kabul edildiğinde, Davacının ihtiyati tedbir talebinin Kısmen Kabul Kısmen Reddi İle, Davalı tarafça SMK'nun 159/2-c maddesi gereğince 1.000.000,00 TL (Bir milyon Türk Lirası) nakdi veya gayri nakdi teminatın kararın tebliğ tarihinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde Mahkemeye depo edilmesine,Kesin süre içinde teminatın depo edilmemesi halinde ihtiyati tedbirin ağırlaştırılacağının davalı tarafa ihtarına," karar verilmiştir.Madde 394- (1) Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir. Aksine karar verilmedikçe, itiraz icrayı durdurmaz. (2) İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. Esas hakkında dava açıldıktan sonra, itiraz hakkında, bu davaya bakan mahkemece karar verilir. (Ek cümle: 22.07.2020 - 7251 S.K./42. md) (3) İhtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati tedbiri öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilirler. (4) İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir.(5) İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kanun yoluna başvurulmuş olması, tedbirin uygulanmasını durdurmaz.Düzenlemesi yer almaktadır.Somut olayda, Mahkemece ters teminat şeklinde ihtiyati tedbir kararı verildiği, Karara karşı her iki tarafta istinaf kanun yoluna başvurmuş ise de; öncelikle mahkemece davalının tedbire itirazının duruşmalı olarak değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekir iken itirazın duruşmalı olarak değerlendirilmeden dosya istinaf incelemesine gönderilmiş olmakla, davalının istinaf başvurusunun HMK'nun 341/4. maddesi delaletiyle 6100 Sayılı HMK'nun 352/1-b. maddesi gereğince usulden reddine, karar verilmesi gerekmektedir.Davacı vekilinin tedbir talebinin tümüyle kabulü yönünde istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmışsa da; davalı itirazının henüz mahkemece incelenmediği anlaşıldığından, davacı istinaf sebeplerinin itiraz hakkında mahkemece karar verildikten sonra incelenmesi daha sağlıklı olacağından, bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun HMK' nun 341/4. maddesi delaletiyle 6100 Sayılı HMK'nun 352/1/b. maddesi gereğince usulden reddine, itirazın incelenmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, verilecek karardan sonra istinaf kanun yolu sürelerinin beklenilmesine, karar İstinaf edilmediği takdirde davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi için dosyanın dairemize gönderilmesine, bu aşamada davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi ara kararına karşı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 341/4. maddesi delaletiyle 6100 Sayılı HMK'nun 352/1/b. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,-İtirazın duruşmalı olarak incelenmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, verilecek Kararda istinaf kanun yolu sürelerinin beklenilmesine,Karar İstinaf edilmediği takdirde davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi için dosyanın dairemize gönderilmesine,-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 2- İstinaf talebinin esası incelenmediğinden davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,3- 6100 Sayılı HMK' nun 326/1 maddesi gereğince davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4- 6100 Sayılı HMK'nun 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine YER OLMADIĞINA,5- 6100 Sayılı HMK' nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,6- 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 352/1-b. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a. maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.13/02/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.