Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/40
2025/259
13 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2025/40
KARAR NO:2025/259
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ:04/12/2025
NUMARASI:2022/261 E.
DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)|Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/02/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Haksız ve hukuka aykırı surette kullanımına dair davalı yana ait web sitesi, sosyal medya hesapları, davalı yana ait ürün, katalog, broşür, tanıtım materyali, etiket,ambalaj, tabela vb’e ve bu emtialara adreslerinde el konulması, toplanması ve bunların imhası amacıyla öncelikle teminatsız olarak işbu talebin kabul edilmediği takdirde uygun görülecek teminat mukabilinde el konulmasına teminatsız ya da mahkememizce uygun bulunacak olan teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, mahkemece verilecek karar kesinleşinceye kadar devamını talep etmiştir.
BİRLEŞEN İSTANBUL 3. FSHHM 2023/69 ESAS SAYILI DOSYADA;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, müvekkili adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli “...” ibareli “..."” esas unsurlu tanınmış markasını ve yine ilk kez müvekkili tarafından kullanılarak ayırt edicilik kazandırılan “...” esas unsurlu ibareli markalarının davalı .... A.Ş. tarafından “...” ibareli ve esas unsurlu kötüniyetli markasal kullanımlarla müvekkilinin 6769 sayılı SMK'dan kaynaklanan marka haklarına tecavüz eden, haksız rekabete neden olan davalı yanın eylemlerinin tespitini, durdurulmasını, önlenmesinı ve bu suretle haksız tecavüzün giderilmesini, haksız ve hukuka aykırı surette kullanımına dair davalı yana ait web sitesi, sosyal medya hesapları, davalı yana ait ürün, katalog, broşür, tanıtım materyali, etiket, ambalaj, tabela vb. ve bu emtialara adreslerinde el konulmasını, toplanmasını, bunların imhası amacıyla öncelikle teminatsız olarak, taleplerinin kabul edilmediği takdirde mahkemece uygun görülecek teminat mukabilinde el konulmasına dair işin müstaceliyetine binaen dava dilekçesinin davalı tarafa tebliğ edilmeksizin dosya üzerinde ve/veya bilirkişi marifetiyle yapılacak inceleme neticesinde teminatsız ya da mahkemece uygun bulunacak teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, mahkemece verilecek karar kesinleşinceye kadar devamını, müvekkili şirket adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli ... esas unsurlu ve ibareli markalarının davalı şirket tarafından müvekkilin tanınmış markasını sulandıracak şekilde gerçekleştirdiği haksız ve hukuka aykırı "...", "..." vb. markasal kullanımlarını içerir ... ve tespit edilecek internet sitelerine, sosyal medya hesaplarına erişimin engellenmesi veya davalının resmi internet sitesinden ve sosyal medya hesaplarından mezkur ibarenin çıkarılmasını, ayrıca internet üzerindeki yer sağlayıcılar ve içerik sağlayıcılar nezdinde bu ibarenin davalı tarafından kullanılmasının önlenmesini, müvekkili şirket adına "..." ibareli ve “..." esas unsurlu tanınmış markaları ve "..." ibareli markaların birebir aynısı ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri kötüniyetli markasal kullanımlarla müvekkili şirketin herhangi bir izin ve icazeti olmaksızın, aleyhine dava ikame edilen karşı tarafca; imal ve/veya ithal, ihraç edip ve/veya her türlü ticaretini yapıp, piyasada çeşitli firmalara dağıtarak sipariş için teklifte bulunan, satışını yapan ve siparişler alan, piyasaya süren ve her türlü tanıtım vasıtalarında kullanarak müvekkiline karşı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden haksız ve hukuka eylemleri nedeniyle müvekkilini telafisi zor zararlara uğrattığından 100.000 TL manevi ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla alacakları belirli hale geldiğinde arttırılmak üzere şimdilik 5.000 TL maddi, 5.000 TL itibar kaybı olmak üzere toplam 110.000 TL tazminata dava tarihinden itibaren işletilecek merkez bankası krediler avans faizi ile hükmedilmesini, mahkemece yapılacak yargılama sonucunda verilecek kararın Türkiye çapında yayın yapan tirajı en yüksek gazetede ilanınA karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının marka hakkına tecavüz iddiasına dayanak olarak gösterdiği markalar kullanılmadığından, SMK 29/f-2 maddesi uyarınca bu markalara dayalı taleplerin reddedilmesini, müvekkili şirketin davacı tarafın marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan bir eylemi bulunmadığı için davacı tarafın marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesi yönündeki taleplerinin reddedilmesini, koşulları oluşmadığı için davacı tarafın ihtiyati tedbir taleplerinin reddedilmesini, "..." ve “...” markalarının müvekkili şirkete ait tescilli markalar olduğunu, müvekkilinin bu markaları kullanmasının tümüyle hukuka uygun olduğu için davacı tarafın bu markaların kullanılmasının önlenmesi yönündeki talebin reddedilmesini, koşulları oluşmadığı için tüm tazminat taleplerinin reddedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince 04/10/2024 tarihli ara karar ile; "Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; davanın mahiyeti ve içeriği itibari ile taraf iddia ve savunma argümanlarının fazla olduğu, dava taraflarının iş bu dava dosyası haricinde dosya kapsamına delil olarak giren marka ve şirket içi ihtilaflardan husule gelen derdest dosyalarının mevcut olduğu, bu durumun da davanın çok yönlü ve kapsamlı olmasına sebebiyet verdiği, mahkememizce tüm iddia ve savunmaların titizlikle incelendiği bu konuda bilirkişi raporunun alındığı ancak 04/10/2024 tarihli ara kararda da belirtildiği üzere bilirkişi raporunda bir takım eksiklerin ve çelişkilerin mevcut olduğu, ek rapor alınması amacı ile işlem yapıldığı, dosya kapsamında usul ve esas yönünden bir çok ihtilaflı konunun bulunduğu iş bu ihtilafların incelemesi tamamlanmaksızın ihtiyati tedbir için gereken yaklaşık ispatın sağlanmasının mümkün olmadığı, usul yönünden inceleme yapıldığında, dosya kapsamına delil olarak giren İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/178 Esas sayılı dava dosyasında alınan bilirkişi raporu ile davacı şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiği yönünde tespitin yapıldığı, ilgili dosyada yapılan bu tespitin iş bu dava için de önem arz ettiği zira davacı şirketin tüzel kişiliğinin kalmadığı yönündeki rapora istinaden ilgili mahkemece karar verilip, kararın kesinleşmesi halinde iş bu dosya yönünden davacı yanın taraf sıfatının kalmayacağı, bu durumda taraf sıfatı kalmayan davacı yönünden lehe tedbir kararı verilmesinde hukuki bir faydanın da sağlanmayacağı, hülasa ilgili davadaki özellikle taraf sıfatı yönündeki değerlendirmelerin bu dosya yönünden ehemmiyet arz ettiği gibi ilgili dosyanın ve dosyada alınan bilirkişi raporunun mevcudiyeti kapsamında usul anlamında yaklaşık ispatın davacı lehine olduğunu söylemenin mümkün olmadığı, esas yönünden ise 04.10.2024 tarihli ara kararda değinildiği üzere, raporda eksiklik ve çelişkilerin mevcut olduğu, iş bu eksiklik ve çelişkilerin giderilmesinin her iki tarafın da menfaatine olduğu, zira iki tarafın lehine ve aleyhine tespitlerin var olduğu, bilirkişi raporu incelendiğinde, taraf iddia ve savunma dayanaklarının fazla olması sebebi ile alternatifli değerlendirmelerin yapıldığı, özellikle davanın esası için önem arz eden ve yaklaşık ispatın sağlanmasında önemli olan bir takım iddia ve savunma dayanaklarının yeterince incelenmemesi sebebiyle alınan raporun dosya kapsamı itibari ile yaklaşık ispatın sağlanmasında bir fonksiyon ifa etmediği, hülasa dosya kapsamındaki iddia ve savunmalarının kapsamlı ve çok yönlü bir yargılama gerektirdiği ve dosya kapsamı itibari ile gerek usul gerek esas anlamında ihtiyati tedbir kararı verilmesi için henüz yaklaşık ispatın sağlandığından bahsetmek mümkün olmamıştır.Yukarıda anılı sebepler uyarınca henüz yaklaşık ispatın sağlanamamış olması" gerekçesiyle Davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin REDDİNE, karar verilmiştir.
İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince eksik ve hatalı değerlendirme ile karar verildiğini, davalı şirket sahibine karşı ortaklık alacağına ilişkin dava ikame edildiğini, mahkemece taraflar arasında derdest başkaca davaların bulunduğunu belirtilmiş ise de İstanbul 18. ATM'nin 2023/178 Esas sayılı dosyası nezdinde davalı yana değil davalı yan şirket sahibi aynı zamanda müvekkili şirketin ortağı ve eski müdürüne karşı ortaklık alacağından kaynaklı olarak ikame edilmiş olduğunu, söz konusu dava bakımından atıf yapılan bilirkişi raporunun da son derece hatalı ve çelişkili olup bu sebeple itirazları doğrultusunda yeniden incelemeye gönderildiğini, müvekkilinin tüzel kişiliğinin devam ettiğini, mahkemece İstanbul 18 ATM'nin bahsi geçen dosyası nezdinde alınan bilirkişi raporuna atıfla müvekkili şirketin tüzel kişiliğinin sona ermiş olabileceği ve bu durumda taraf sıfatının kalmayacağı gerekçe gösterilerek mezkur hüküm kurulmuşsa da müvekkili şirketin kuruluşu ile ana sözleşmesine ilişkin 29.06.1998 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi incelendiğinde şirket süresinin 99 yıl olarak ilan edildiğinin belirtildiğini, bilirkişi heyeti tarafından bu denli temel ve açık bir bilginin dahi analiz edilememiş olmasının yapılan incelemenin hatalı olduğunu ortaya koyduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin süresinin dolmasının şirketin faaliyetini sürdürdüğü ve tasfiye işleminin de söz konusu olmadığı gerçeğini değiştirmeyeceğinden bir şirketin süresinin dolmasının tek başına ilgili şirketin ticari faaliyetlerinin sona erdiğine karine teşkil etmeyeceğini, birleşen dava bakımından haklılıkları ortaya konulup davalı yanın haksız ve hukuka aykırı eylemlerinin müvekkili şirkete ait "..." / "..." ibareli markalara karşı tecavüz ettiğinin ispatlandığını, hükümsüzlük istemleri değerlendirilirken bilirkişi heyeti tarafından davalı yan eylemlerinin müvekkili şirketin marka haklarına tecavüz teşkil eder nitelikte olduğuna ilişkin lehe değerlendirmelerinin de mahkemece dikkate alınmasını talep ettiklerini, bilirkişi heyeti tarafından içtihat değişikliğinden bahisle davalının müvekkili şirket markalarına karşı tecavüz teşkil eden eylemlerinin TTK m.54 ve 55 kapsamında haksız rekabet teşkil edip etmeyeceğinin takdirini mahkemeye bırakmışsa da bu nedenle müvekkili şirketin davalı yanın haksız ve hukuka aykırı eylemlerine karşı TTK m.54 ve 55 kapsamında da korunmasının hukukun bir gereği olduğunu, somut olayda olduğu gibi tecavüzün oluştuğu sabit iken ihtiyati tedbir kararı verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, sınai mülkiyet haklarının kısa ömürlü olduğu ve derhal koruma altına alınması gerektiği düşünülürse sınai mülkiyet hakkına tecavüzün ticari hayatın olağan akışına uygun olarak ivedi hareket etmeyi gerekli kıldığını, kanun tarafından ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için gerekli ispat ölçütünün yaklaşık ispat olduğunu, tüm bu hususlara rağmen yerel mahkemece ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, yaklaşık ispat şartının sağlanmadığı gerekçesinin kabulünün mümkün olmadığını, yalnızca dava dilekçelerinin dahi yaklaşık ispat şartından çok daha yüksek seviyede müvekkilinin haklılığını ispat ettiğini, lehe sonuç alınması durumunda dahi hükmolunacak tazminat bedellerinin müvekkilinin zararını karşılamayacağını, müvekkilinin telafisi zor ve imkansız zararının doğmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmesinin gerektiğini, huzurdaki dava nezdinde haklılıklarının ortaya konduğunu ve bu hususta tartışılacak bir mesele kalmadığından dosyanın tazminat taleplerine ilişkin hesaplamanın yapılması adına hesap uzmanı bilirkişiye tevdi edilmişken "yaklaşık ispat sağlanmadığı" gerekçesi ile ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, tüm bu nedenle ilk derece mahkemesi tarafından verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılarak ihtiyati tedbir taleplerinin teminatsız olarak, aksi kanaatte olunması halinde teminat mukabilinde kabul edilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf nedenlerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, dava sonunda elde edilecek olan sonucun ihtiyati tedbir yolu ile elde edilmesinin söz konusu olamayacağını, tedbir kararı verilerek müvekkilinin markayı kullanmasına engel olunması halinde davadan elde edilecek olan sonucun peşin peşin davacıya sunulmuş olacağını, davacı yanca dosyaya sunulan bilirkişi raporunun 135. sayfasındaki görüşe göre tedbir verilmesi gerektiğinin istinaf nedenlerinin dosya gerçeklerine aykırı olduğunu, dosyaya sunulan davacının istinaf nedenlerini dayandırdığı bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, raporun hem eksik incelemeye dayalı hem de tutarsız olduğunu, celbi sağlanan dava dosyaları yönünden yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığı yönündeki gerekçenin son derece yeterli olduğunu, davacı tarafça açılan İstanbul 4. FSHHM'nin kapatılması nedeniyle İstanbul 2. FSHHM'nin 2017/204 Esas sayılı dosya ile yargılaması devam eden dosyanın feragat ile sonuçlandığını, bu davadaki taleplerde müvekkilinin "..." markasını kullandığı, bu kullanımın ... ile haksız rekabet yarattığı, ... markasını kullanmaya engel olunmasının amaçlandığı, müvekkilinin ... internet adresi üzerinden sanal ticaret yapmasına engel olunmak istendiğini, bilirkişi raporu ile davacı yanca açılan ve sonradan feragat edilen davadan hiç söz edilmediğini, bu dosyanın irdelenmediğini, bu dosyanın sessiz kalma yolu ile hak kaybı ve birlikte var olma kavramlarının vücut bulmuş hali olduğunu, bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olup davacının rapordaki tespitlere göre tedbir talebinin reddine dair kararın kaldırılmasını talep etmesinin kabul edilemeyeceğini, mahkemenin ek rapor alınmasına dair gerekçelerine göre, raporun hüküm kurmaya elverişsiz ve eksik olduğu tespiti olduğunu, davacının yaklaşık ispat şartını yerine getirmediğini, raporun kendi içinde çeliştiğini, davacının kendi adına olan markayı dahi kullanmadığını, tek bir satışının olmadığının tespit edildiğini, davacının müvekkilinin markasından açılıp feragat edilen davadan görüleceği üzere haberdar olduğunu, müvekkilinin "..." ve "..." markaları ile birlikte var olmayı kabul ettiklerini, ilk davanın üzerinden 9 sene geçtiğini, davadan sonra 9 senenin sessiz kalma yoluyla hak kaybı için makul süre olduğunu, davacının davasını ispat edemediğini, markalar birlikte uzun yıllar kullanılmış ise iltibastan söz edilemeyeceğini, feragat edilen davaya, feragat edilen davanın dava dilekçesi içeriğine, davacının dava konusu markadan haberdar olduğuna dair verilere ve yerleşik içtihatlara göre değerlendirme yapılmasını talep ettiklerini, davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.
GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu, davacı şirketin 1985 tarihinden beri nizasız ve fasılasız surette kullanmakla ayırt edicilik kazandırdığı Türk Marka Ve Patent Kurumu nezdinde davacı adına tescilli .... numaralı “... “ ibareli TANINMIŞ marka başta olmak üzere, davacının öncelikli ve gerçek hak sahibi olduğu “...” esas unsurlu tüm markaların aynısı ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan davalı yan adına haksız ve hukuka aykırı surette tescil edilen davalı adına kayıtlı markaların hükümsüzlüğüne, SMK 26/1-a maddesine göre iptaline, SMK 26/1-c bendine göre kullanılmama sebebi ile iptaline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. 6769 sayılı Kanun'un 159.maddesinde ihtiyati tedbirler düzenlenmekte olup, madde hükmü "(1) Bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkiniğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir." şeklinde olup, söz konusu ihtiyati tedbir kararı, davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve durdurulması, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilerek üretilen veya ithal edilen tecavüze konu ürünlere, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara ya da patenti verilmiş usulün icrasında kullanılan vasıtalara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engelleyecek şekilde, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dahil, bulundukları her yerde el konulması ve bunların saklanması, herhangi bir zararın tazmini bakımından teminat verilmesi şeklinde verilebilir. Bu kanunda hüküm bulunmadığı durumda 6100 sayılı HMK hükümleri uygulanır.HMK 389.maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelecek bir değişiklik nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi 14/08/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle," asıl dava bakımından, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı markanın iptali koşullarının oluştuğu, birleşen dava bakımından Davalı yanın inceleme konusu markasal kullanımlarının davacı yanın markalarından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin değerlendirilebileceği, Arz edilen içtihat değişikliği göz önüne alınarak davalı yanın davacı yanın marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil eden eylemlerinin, TTK 54. Ve 55 Maddeleri kapsamında haksız rekabet teşkil edip etmeyeceğinin takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu" belirtilmiştir.Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı şirketin şirketin kuruluşu ile ana sözleşmesine ilişkin 29.06.1998 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi incelendiğinde şirket süresinin 99 yıl olarak ilan edildiğinin belirtildiği davacı şirketin terkin edildiği veya tasfiye edildiğine ilişkin bir belge bulunmadığı anlaşılmıştır.Bilirkişi heyet raporuna itiraz edildiği mahkemece bilirkişiden ek rapor tanziminin istendiği dosyaya henüz ek bilirkişi raporunun ibraz edilmediği gibi, davalı tarafça tescilli markalarının bulunduğu, davacı tarafça hükümsüzlüğe dayanak gösterilen ... markasının müvekkili şirket tarafından kullanılmasının mümkün olduğu, davacı şirket genel kurul kararının bulunduğunun ileri sürüldüğü, bu hususların değerlendirilmesinin yargılamayı gerektirdiği, bu aşamada yaklaşık ispatın sağlanmadığı anlaşılmakla mahkemece ihtiyati tedbirin reddine karar verilmesi yerindedir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 04/12/2025 tarih ve 2022/261 E. Sayılı ara kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/02/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.