Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/30

Karar No

2026/189

Karar Tarihi

5 Şubat 2026

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/30
KARAR NO : 2026/189
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 10/10/2023
NUMARASI : 2022/165 E. - 2023/216 K.
DAVANIN KONUSU: Markanın Hükümsüzlüğü
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ... ... Anonim Şirketinin tasarrufa dayalı ... modelinde BDDK tarafından lisans verilen altı şirketten birisi olduğunu, davalı şirketin de aynı sektörde faaliyet göstermekte olup 21.09.2020 tarihli ... nolu “... ... ...” ibareli markanın 36 ve 37 nolu sınıflarda tüm mal ve hizmetler bakımından, 35 nolu sınıfta tescil ettirildiğini, ... tescil no ile 19, 36 ve 37'inci sınıflarında tescilli olan “...” şekil ve iki sözcükten oluşan markanın sahibi olduğunu, davacı ve davalının markası 36 ve 37 sınıflarda aynı hizmetlerde kullanıldığını, ilk bakışta davalının “...” ibaresinin dikkat çektiği esas marka algısının bu ibare üzerinde toplandığını iddia edildiği, her ne kadar markada “... ...” ibaresi eklenmişse de ihtilaf konusu diğer ibareye nazaran küçük yazıldığı ve marka göründüğünde “...” ibaresinin öne çıktığını, davalıya ait markanın esas unsurunda “...” ve “...” sözcüklerini kullanıldığını, bu sözcüğe “yapı” ve “...” sözcüklerinin eklenmesi markalar arasındaki iltibası ortadan kaldırmadığını, davalı ve davacı aynı sektörde aynı esas ve usullerde aynı hedef tüketici kitlesine tasarrufa dayalı ... hizmeti vermekte olduğunu, davalının markası ile görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik ve yakınlık ortaya çıkmadığını, bu sebeplerle iki marka arasında iltibas tehlikesi meydana gelmekte olduğunu, Dava konusu... nolu “... ... ...” ibareli markanın 35, 36 ve 37 nolu sınıflarda tüm mal ve hizmetler bakımından tescil edildiğini, davalının 2020 tarihli ... nolu “... ... ...” markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ses ve baskın unsurları farklı olan taraf markaları arasında ayırt ediciliği zayıf “...” ve “..." ibareleri üzerinden benzerlik ilişkisinin kurulması mümkün olmayıp taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı markası tescil kapsamındaki sınıflarda ayırt ediciliği zayıf ve hatta tanımlayıcı bir anlama sahip olup taraf markalardaki ortak tanımlayıcı kelime unsuru üzerinden benzerlik ilişkisi kurulması mümkün olmadığını, davacı markasıyla ortak unsurları “...” ve "..." ibareleridir. Burada "... ..." ve "yapı tasarrufu sandığı" ibare ve kelime öbekleri müvekkil markasının bütünü itibariyle bıraktığı izlenim ve ayırıcılığı vurgulayan imajda hakim konumda olup markanın asli ve baskın unsurunu oluşturduğunu, Markada yer alan “...” ibaresi ise halihazırda sektörde yaygın olarak kullanılan tasviri nitelikteki bir unsur olduğunu, "..." ve "..." kelimelerinin ise hizmetin verildiği konum ve bağlantılı hizmetlerin adını doğrudan niteleyen bir anlama sahip olmaları nedeniyle bu ibarelerin markada tali unsur konumunda olduklarının kabulü gerekeceğini, açıklanan nedenlerle, ayırt ediciliği zayıf “...” ve "..." ibareleri üzerinden markalar arasında benzerlik ilişkisi kurulması mümkün olmamakla; markanın hükümsüz kılınmasına yönelik davacı talebinin reddi gerekmekte olduğunu, bu nedenle, davalı müvekkilinin markasının davacı markası ile benzer olmaması ve markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmaması sebepleriyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2022/165 esas, 2023/216 karar sayılı, 10/10/2023 tarihli kararı ile; "Davacının 2019/93421 numaralı iç içe geçmiş halde iki T + ... ... şeklinde 19,36 ve 37. sınıflarda tescilli olduğu, davalının davaya konu markasının ise... numaralı ... ... ... markasının 35,36 ve 37 sınıflarda tescilli olduğu, benzerlik yönünden yapılan değerlendirmede bilirkişi raporu da dikkate alınarak öncelikle tarafların benzer olarak tasarrufa dayalı ... sistemi alanında ticari faaliyette bulundukları, davacının tescilli ...numaralı ... ... markası davacının ticari faaliyet alanı da düşünüldüğünde ... ibaresinin kimsenin tekeline verilmeyecek ibaresi olması ... ibaresinin de tanımlayıcı mahiyette olabileceği tanımlayıcı olmasa dahi en azından zayıf bir ibare olarak değerlendirildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin sürekli kararlarında da belirtildiği üzere tanımlayıcı veya zayıf markalara yönelik benzerlik incelemesinde küçük farklarla da olsa markaların farklılaşması halinde iltibastan söz edilemeyeceği, davalının davaya konu... numaralı ... ... ... markasında yer alan ... ve ... ibareleri ortak ise de davalı markasında yer alan davacı ticari unvanının da esas unsuru olan ... ... ibaresinin markayı davacı markasından nispeten farklılaştırdığı yine markaların yazı karakterleri, renkleri de değerlendirildiğinde görsel olarak da benzerliğin olmadığı kanaatine ulaşıldığı bu sebeple SMK ' nın 6/1 mad. uyarınca benzerlik tespit edilemediğinden davanın reddine karar vermek gerekmiş, kötü niyetli tescil iddiası yönünden ise kötü niyete delil olarak tarafların aynı sektörde faaliyet göstermesi ve davalının davacı markasından haberdar olup buna benzer şekilde marka tescilinin kötü niyetli olarak değerlendirilmesi yönünde iddia ileri sürülmüş ise de aslolan iyi niyet olup kötü niyeti iddia edenin ispat etmesi gerekmekte olup tek başına benzer marka tescillerinin kötü niyet olarak değerlendirilemeyeceği kaldı ki davacı markasının tarafların ticari faaliyet alanı olan ... sistemine dayalı ... sektörü de olduğu gözetildiğinde ... sözcüğünün bu anlamda zayıf marka olduğu yine bu ibarenin başına kimsenin tekeline verilmeyecek şekilde ... ibaresinin konulmasının da markanın zayıf marka niteliğini değiştirmediği davalı tarafından tescil ettirilen markaya ticari unvanında ve tescilli marka sahibi olduğu ... ibaresi konulmak suretiyle yine davacı markasından farklı şekilde renk ve yazı karakteri de tercih edilerek bu yönüyle davacı markasından farklılaştırılma yoluna gidildiği bu nedenle mahkememizce kötü niyetli tescil olduğu iddiasının da kabul edilmediği anlaşıldığından davanın REDDİNE" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece 18.03.2023 tarihli bilirkişi raporundaki değerlendirmeler üzerinden hatalı karar verildiğini, söz konusu bilirkişi raporunun denetime elverişli olmayan, toplam 10 sayfasının 9 sayfasında tarafların dilekçeleri kopyalanarak, 1 sayfasında ise gerekçelerine yer verilmeden görüş sunularak hazırlandığını, rapora itirazlarının giderilmeden yeni bir rapor alınmadan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, alınan raporunda ve mahkeme kararında "..." ibaresinin neye göre tanımlayıcı ya da zayıf ibare olarak kabul edildiği sağlam ve itibar edilebilir gerekçelerle açıklanmadığını, bu vasıflandırmanın neye göre yapıldığının izahı gerektiğini, söz konusu olsa bile bu ibarenin başka sektörel ibarelerle birlikte marka olarak korunmasına engel olmadığını, mahkeme taraf markaları arasındaki benzerlik değerlendirmesini markalarda yer alan ibarelerin tek tek kelime anlamlarına indirgediğini, bu noktada bütünsel değerlendirme ilkesini de ihlal ettiğini, markalar arasında yapılacak olan benzerlik değerlendirmesinde markaların tüketici nezdinde bıraktığı genel intiba üzerinden değerlendirme yapılması ve markanın bir bütün halinde bıraktığı genel izlenimin incelenmesi gerektiğini, bu kriter dikkate alındığından dava konusu markanın müvekkili markası ile iltibas oluşturacak düzeyde benzer olduğu net bir şekilde anlaşılacağını, müvekkilinin markasında kullanılan şekil unsuru esasen "... ..." ibaresinin baş harflerinden oluştuğundan müvekkilinin markası kelime unsuru ile ön plana çıktığını, davalı markası “...” ibaresi kalın ve büyük ölçekli harfler kullanılarak ön plana çıkarıldığını, yapı ve sandık ibareleri markalar arasındaki iltibas riskini ortadan kaldırmak için yeterli olmadığını, bu kullanım şekli asgari ihtimalle müvekkili markasının ayırt ediciliğine zarar veren bir kullanım olduğunu, mahkeme kararında "... ..." ibaresinin markalar arasında farklılaşmayı sağladığına yönelik değerlendirmenin yerinde olmadığını, bu ibare marka içerisinde fark edilmeyecek bir seviyede arka planda tutularak yazıldığını, müvekkilinin markası ile davalı tarafa ait dava konusu marka, 36 ve 37 nolu mal ve hizmet sınıfı bakımından tamamen, 19 nolu mal ve hizmet sınıfı bakımından bir kısım emtia bakımından aynı olduğunu, mahkeme kararında kötü niyete ilişkin değerlendirme somut olaya uygun olmadığını, müvekkilinin ve davalının faaliyet alanlarının aynı olduğunu, aynı alanda faaliyet gösteren şirket sayısı çok az olduğundan sektörün mensuplarının birbirlerinin her türlü reklam ve tanıtım faaliyetinden haberdar olduğunu, davalının basiretli bir tacir gibi hareket etmesi, marka tescili yapmadan önce en azından iştigal ettiği sektördeki markaları araştırması ve bilmesi gerektiğini, davalının iyi niyetli olmadığını belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı taraf istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davalı adına tescilli... sayılı “... ... ...” markasının SMK'nın 6/1 ve 6/9. maddelerine dayalı olarak hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu daha önce yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal ve hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil, karıştırılma ihtimali bulunması hükümsüzlük sebebi olarak düzenlenmiş olup dosyanın tetkikinde; davacının ... sayılı 19, 36 ve 37. sınıflarda tescilli olan markasının “...” ibarelerinden oluştuğu, hükümsüzlük istemine konu olan davalının... numaralı 35, 36 ve 37. sınıflarda tescilli markasının ''... ... ...'' ibarelerinden oluştuğu, taraf markalarındaki ''...'' ve ''...'' ibareleri benzer olsa da ''...'' ve ''...'' ibarelerinin tanımlayıcı mahiyette olduğu, tarafların tasarrufa dayalı ... sistemi alanında ticari faaliyette bulundukları, tarafların ticari faaliyet alanı da göz önünde bulundurulduğunda ''...'' ibaresinin kimsenin tekeline bırakılamayacak olması ile birlikte ''...'' ibaresinin tanımlayıcı ve tescil edildiği sınıflar yönünden zayıf ibare teşkil ettiği, ayırt edicilik vasfının düşük olduğu, davalının markasındaki kelimeler ile kombinasyonu, şekiller ve renklerle birlikte genel görünümleri itibariyle markaların birbirlerinden farklılaştıkları, ortalama tüketicilerin taraflar arasında idari veya ekonomik bir bağlantı kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Son olarak kötüniyet iddiasına dayalı hükümsüzlük talebi tetkik edildiğinde, kötüniyetli marka başvurusu hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması olarak tanımlanmakta olup TMK'nın 3. maddesi gereğince asıl olan iyi niyetin varlığı olduğundan aksinin davacı tarafından kanıtlanmasının gerektiği, ancak dosya kapsamında davalının marka başvurusunda kötüniyetli olduğunu ve SMK'nın 6/9. maddesine dayalı hükümsüzlük hâlinin sübut bulduğunu gösterir ispata elverişli somut delillerin bulunmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 10/10/2023 tarih ve 2022/165 E., 2023/216 K. sayılı kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2026

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim