Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/1811
2025/295
13 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2024/1811 Esas
KARAR NO:2025/295
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ:26/09/2024
NUMARASI:2023/224 E. - 2024/222 K.
DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini
İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/02/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalı şirketin talebi üzerine davacı şirketin bir IVR sistemi geliştirdiğini ve bu sistemi Mart 2017 tarihi itibariyle sorunsuz çalışacak şekilde davalı şirketin bilgisayarlarına kurduklarını, geliştirilen ... sisteminin Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğünde ... adında, ... kayıt ve tescil numarası ile tescil edildiğini, davalı şirketin bu sistemi aktif olarak kullanıp ticari kazanç sağladığını, davacının davalı şirkete keşide ettiği Beyoğlu ...Noterliğinin 21.07.2017 tarih, ...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile programın telif haklarını satın almasının veya programın kullanımının derhal durdurularak haksız kullanılan dönem için 200.000,00 TL tazminatı ödemesinin istendiğini, ancak davalı şirketin Üsküdar ...Noterliğinin 02.08.2017 tarih,... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile aradaki ilişkiyi reddettiğini ve dava konusu programı kullanmadıklarını beyan ettiğini, şirket yetkilisi ve programın yazılımcısı olan ... ile davalı şirket yetkili ve çalışanları arasında dava konusu programın kurulumuna ilişkin bir çok e-mail yazışması bulunduğunu, bu sebeplerle davalı şirketin dava konusu programı haksız kullanımı nedeniyle 200.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline , haksız kullanımın durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 08.04.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile dava konusu tazminat taleplerini 1.750.000,00 TL'ye arttırdıklarını beyan etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesini özetle;Davacının dava konusu programın eser sahibi olduğunu iddia etmekte ise de, programın tamamen müvekkili şirket kaynakları kullanılarak hazırlandığını, ayrıca kaynak kodları teslim edilmemiş olduğundan hali hazırda tam ve eksiksiz bir kurulumdan da söz edilemeyeceğini, eksik iş nedeniyle alacak talep edilemeyeceğini ortada bir tecavüz bulunmadığını, tecavüzü kanıtlayan delillerin davacı tarafından sunulması gerektiğini, talep edilen tazminat bedelinin oldukça fahiş olduğunu, taraflar arasında lisansın devri için 30.000,00 TL üzerinden anlaşma yapıldığını, yapılan bu anlaşmanın karşılığında da kaynak kodlarının teslimi hususunda anlaşıldığını, bu sebeplerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen karar Dairemizin 12/10/2023 2020/1719 Esas 2023/1113 Karar sayılı kararıyla HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmış , mahkemece yargılamaya devam olunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; "Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; 123.900,00-TL Alacağının davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, Davacı tarafın dava konusu programın davalı tarafça kullanılmasının durdurulmasına ilişkin taleplerinin REDDİNE," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; tarafların kabul etmediği ve üzerinde açıkça "ÖRNEK" yazan bir faturayı irsaliyeli fatura olarak kabul edip bu faturada yazan bedeli de dava konusu programın rayiç bedeli kabul etmek mümkün olmadığını, bahse konu örnek fatura şirket bilgilerini teyit amaçlı olarak gönderilmiş olup olası anlaşma halinde bir yanlışlığa sebebiyet vermemek için düzenlendiğini, üzerinde yazan bedel dava konusu programın rayiç bedeli olmadığını, taraflar arasında herhangi bir program bedeli kararlaştırılmadığı ve karşılıklı olarak çekilen ihtarlardan belli olduğunu, dava konusu programın kapasitesi 12.10.2017 tarihli bilirkişi raporunda açıkça tespit edildiğini, program toplam 6 server (sunucu) üzerinde kurulu olup 3500 port (aynı anda kullanılabilecek ... kanal sayısı) kapasitesine sahip olduğunu, sistem'in çalışma kapasitesi yani port sayısı (aynı anda kullanılabilecek ... kanal sayısı) 10.160.232.122 İP nolu sunucu üzerinde 1000, diğer sunucular üzerinde 500 olmak üzere toplam 3500 port olarak ayarlandığı tespit edildiğini, ... sekmesinden sistem üzerinde aktif olarak çalışan ... projeleri görüldüğünü, bilirkişi raporunda, sistemin kullanımında kaynak kodlarının tesliminin çok fazla bir önem arz etmediği belirtildikten sonra davalının iddiaları doğrultusunda kaynak kodlarının davalı şirkette bulunması gerektiği belirtildiğini, kaynak kodların davalıda olmamasının mümkün olmadığını, kaynak kodlarının müvekkilinde olması müvekkile hiçbir menfaat sağlamayacağını, dava dosyasında bulunan bilirkişi raporlarında dava konusu programın rayiç bedelinin 1.750.000,00TL olduğu tespit edildiğini, tespit edilen rayiç değerin güncel fiyatının 10.000.000,00-TL'nin (On milyon Türk Lirası) üzerinde olduğu bilirkişi raporunda belirtildiğini, davanın kabulüne karar verilmesi halinde uygulanacak olan avans faizi ile beraber 1.750.000,00TL'lik rayiç değer 3.500.000,00TL yaptığını, davalı taraf, kötü niyetli itiraz ve inkarları sayesinde 6.500.000,00TL (Altı Milyon Beş Yüz Bin Türk Lirası) zenginleştiğini, davalı taraf bu durumu bildiği için kötü niyetli olarak dava uzatmak sebebiyle davanın seyrine göre itirazlar ileri sürdüğünü, dava konusu programın rayiç değerinin 1.750.000,00TL olduğu tespit edilmiş olduğuna göre bu bedel hüküm altına alınması gerektiğini, bilirkişi raporunda programın rayiç değerinin 1.750.000TL olduğu tespit edildiğini, mahkemenin talebi doğrultusunda kaynak kodlarının teslim edilmeme halinde programın rayiç değeri tespiti yapılmaya çalışıldığını, mahkemenin ısrarlı talebi karşısında bilirkişi, programın kiralanmasının düşünülebileceğini ileri sürerek kira bedeli üzerinden bir değer belirlemiş bu değeri belirlerken de tarafların asla kabul etmedikleri "Fatura Sureti"ne dayandığını, İki tarafta değerlendirmeye konu fatura suretini kabul etmediği için bu fatura suretine dayanılarak yapılan değerlendirmeye itibar edilemeyeceğini, programın kira bedeline değil rayiç bedeline hükmedilmesi gerektiğini, aksi halde tespit edilen bedelin ne kadarlık sürenin kirası olduğu diğer süreler için kira bedelinin ne kadar olacağı tespit edilmesi gerektiğini, hüküm kısmında her bir talep için ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini, vekalet ücreti her bir talep için değil dava için hükmedilir. Bu sebeple reddedilen kullanımın engellenmesi talebi için ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafın kaynak kodlarının teslim edilmediği ve programın tamamlanmadığı yönündeki iddiası kötü niyetli olduğunu, bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi kaynak kodlarının teslimi programdan faydalanma üzerinde etkili olmadığını, ayrıca davalı taraf, programın kendi bilgisayarlarında geliştirildiğini iddia ettiğine göre kaynak kodlarının elinde olmaması mümkün olmadığını, kaynak kodlarını uhdesinde saklamak müvekkiline hiçbir yarar sağlamadığını, davalı taraf için kaynak kodları önemli olsaydı geçen onca zaman içinde bir kez olsun kaynak kodlarını müvekkilinden talep edileceğini, davalı taraf, şirketlerinde inceleme yapılmadığından bahsederek davayı uzatmaya çalıştıklarını, mahkeme kararı ile gidilen iş yerinde IP numarası, kullanıcı adı ve şifresini vermeyi reddeden davalı şirket, şimdi iş yerinde tespit yapılmasını talep ettiğini, aradan geçen süre içerisinde-büyük ihtimal- bütün kayıtlar kendi lehlerine olacak şekilde değiştirildiğini, davalı taraf, dava konusu programın canlı ortamda birkaç kez denendiği iddia ettiğini, davalı taraf, dava dosyasına sunmuş oldukları "Devir Belgesi"nde kaynak kodlarının teslim edileceğinin beyan edildiğini iddia ettiğini, bahse konu devir belgesinde kaynak kodlarını bir kopyasının teslim edildiği açıkça yazdıklarını, davalı taraf, sunmuş olduğu belgeyi bile inkar ettiğini, bu maddeden kaynak kodlarının programın kullanımına dair değil sadece olası telif taleplerine karşı bir işlev taşıdığı da anlaşıldığını, davalı taraf, kaynak kodlarına dair içeriğini reddettiği "Devir Belgesi"ne dayanarak dava konusu programı rızaen kullanıldığını iddia ettiğini, bahse konu devir belgesi gerçek olsa bile bu belge sadece programın rızaen teslim edildiğini, davalı tarafa çekilen ihtarname ile programın kullanımına izin verilmediği bildirildiğini beyanla fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2023/224 Esas, 2024/222 Karar sayılı hükmünün kaldırılarak 1.750,000,00TL'nin 27.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili yönünde hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının tek taraflı ve herhangi bir mutabakata dayanmayan faturasındaki tutardan daha fazlasını talep ettiği ve davayı da sonradan 1.750.000 TL'ye artırdığı değerlendirildiğinde davacının kendi düzenlediği fatura tutarını da kabul etmediğini, dava konusu olay yeterli ve kapsamlı bir şekilde değerlendirilmediğini ve davacı tarafından hiçbir mutabakata ve yazılı kayda dayanmadan oluşturulan fatura tutarı dikkate alınarak bedel tespit edildiğini, taraflar arasında faturaya dayalı bir mutabakat hiçbir zaman olmadığını, davacının Devir Belgesindeki iradesinin aksine lisans bedeli olarak başka bir mutabakat sebebine dayanılıyor ise huzurdaki davada bu mutabakat sebebinin de ispat edilmesi gerekmekte olup davacı tarafından dosyaya kazandırılmış bir yazılı ispat olmadığı halde sadece tek taraflı fatura örneği üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi haksız ve dayanaksız olduğunu, inceleme sadece davacının iddiaları ve dosya kapsamındaki önceki raporlara dayandırılmakta olup müvekkili şirket kayıtları incelenmeden yapılan afaki tespitlerin kabulü mümkün olmadığını, ne var ki karara esas alınan ek raporda iki farklı hesaplama yapılmış olup bunlardan biri de taraflar arasında herhangi bir faturalaşma olmadığı halde bu faturaya dayandığını, taraflar arasında herhangi bir faturalaşma ve dolayısıyla ödeme de söz konusu olmadığı halde davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlenen üzerindeki "örnektir" ibaresi açıkça görülen fatura üzerinden lisanslama/kiralama bedeli hesaplandığını fatura üzerinden varılan bir mutabakat olsaydı bu ihtilafın fatura alacağından ibaret olacağını, davacı taraf lisans bedelinden, haksız tecavüze, kullanımın durdurulması talebine varan yelpazede taleplerle bu davayı ikame ettiğini, yargılama sırasında da müvekkili şirket kayıtları üzerinde herhangi bir inceleme yapılmamış ve kaynak kodu gibi herhangi bir dijital içeriği depolamak ve yönetmek için kullanılan repository incelemesi yapılmadığını, davacının devir belgesinde de olduğu halde kaynak kodlarının teslim edilmesi konusunda bir yazılı kaydı ve dayanağı bulunmadığını, alınan son raporda hesaplamalardan biri davacının taslak fatura örneği üzerine kurgulanmış bir bedel olup kaynak kodlarının teslim edilmediği duruma örnek gösterildiğini, Devir anlaşmasında davacı tarafça müvekkili şirkete sınırsız ve süresiz bir kullanım hakkı verilmesi, kullanımın kısıtlanması ile ilgili bir talep ve iddiada bulunmayacağı ve kaynak kodlarının bir kopyasının da teslim edileceği açıkça beyan, kabul ve taahhüt edildiğini, davacının tamamladığı iş miktarının araştırılmasına gerek olduğu belirtildiğini, davacının edimleri ve gerçek kullanımın varlığı değerlendirilmeden müvekkili şirket kayıtları değerlendirilmeden salt davacı yararına bir sonuç çıkarılmaya çalışılması son derece haksız ve dayanaksız olduğunu, davacının haksız kullanım dolayısıyla tazminat talep edemeyeceği sabit olup davanın konusu tazminat olması itibariyle rayiç bedel (lisans bedeli) tespit edilse bile karar verilmeyeceğini, huzurdaki tazminata dayalı olarak açılan dava davanın dayandığı hukuki sebep oluşmadığının tespiti ile reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafça tecavüzü/ haksız kullanımı ortaya koyan bir kanıt sunulamamış olup nitekim müvekkili şirkete karşı fatura taslağı da hazırlanarak esasen rızai bir kullanım olduğu da kabul edildiğini, davacının tazminat değil ancak rayiç bedel talep edebileceği belirlendiğini, davacı tarafça dilekçeler ve ıslah ile talep konusu tazminata odaklı olarak belirlendiğini, davada davanın konusu tazminat olması itibariyle rayiç bedel tespit edilse bile karar verilmesi mümkün olmadığını düzenlenen ve karara esas alınan ek rapor davayı aydınlatmakta uzak ve dosya üzerinden yapılan bir inceleme içeriğinde olup yetersiz ve çelişkili olduğunu, davanın konusu olan talebin tazminat mı yoksa lisans bedeli mi olduğu dahi açıklanmadığı bu haliyle verilen kararın kaldırılması gerektiğini beyanla, İstanbul Anadolu 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 26.09.2024 tarih, 2023/224 Esas, 2024/222 Karar sayılı kararına yönelik istinaf gerekçeleri uyarınca açıklanan sebep ve gerekçelerle kararın müvekkili Şirket lehine ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini, istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda mahkemece faturanın taslak olduğu göz ardı edilerek dava konusu olay yeterli ve kapsamlı bir şekilde değerlendirilmediğini, davacı tarafından hiçbir mutabakata ve yazılı kayda dayanmadan oluşturulan fatura tutarı dikkate alınarak bedel tespit edildiğini, taraflar arasında faturaya dayalı bir mutabakat hiçbir zaman olmadığını, davacı bedel iddiasına dayanak alınmasını istemediği bir faturayı neden mahkemeye sunduğunu ve taraflar arasında herhangi bir program bedeli kararlaştırılmadığı ve davacı dava sürecince iddiaları arasında gidip gelerek söylem ve delilleri ile çelişmekte kimi zaman da kendi sunduğu kayıtların karara esas alınmasına itiraz ettiğini, müvekkili şirketin çok fazla çağrı üreten projelerinde hali hazırda ve dava öncesi aşamalarda da davacının ürünü ile ilgili bir kullanım olmadığını, halen dahi tamamlanmamış bir çalışma ve kurulamamış bir sözleşme ilişkisi karşısında lisans bedeli talep edilmesi haksız ve dayanaksız olduğunu, devir Belgesi tarafların ortak iradeleri ile oluşturulan bir metin olup içeriği de davacı tarafından kabul ve taahhüt edildiğini, davacının kaynak kodlarını mahkemeye sunduğu gibi zamanında müvekkili şirkete de teslim ettiğini de belgeleyebilmesi gerektiğini, davanın reddine gerekçe teşkil eden taraflar arasında imzalanan 11.07.2017 tarihli devir belgesinin hukuken geçerli bir belge olduğunu, davada bilirkişi incelemesi yoluyla tespit yaptırılmış ise de raporda da görüleceği üzere davacı tarafça tecavüzü/ haksız kullanımı ortaya koyan bir kanıt sunulamadığını ve buna dayalı olarak talep edilen tazminat şartları da oluşmadığını, davacının haksız bir alacak talebinin yanı sıra daha önce nitelendirilmeyen bir faiz talebinde de bulunduğu görüldüğünü, davacı tarafından istinaf başvuru dilekçesinde belirtilen hususların herhangi bir hukuki dayanağı olmaması sebebiyle reddine ve yerel mahkeme tarafından verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın talep edilen istinaf sebepleriyle ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir
GEREKÇE:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava , davacının eser sahibi olduğunu bilgisayar programının davalı tarafça haksız kullanıldığı iddiasına dayalı tecavüzün önlenmesi ve telif tazminatı istemine ilişkindir.Mahkemece," "devir Belgesi" başlıklı belge içeriğine göre yazılı sözleşmenin aksinin ancak yazılı belge ile ispatlanabileceği, davacı tarafça bu sözleşmenin aksini ispat edebilecek bir delil sunulamadığı" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizin 2020/1719 E. Ve 2023/1113 K. Sayılı kararı ile "" 11.07.2011 tarihli "Devir Belgesi" başlıklı belge bilgisayar programının rızaen teslim edildiğini göstermektedir. Esasen programın rızaya dayalı davalı bilgisayarlarına kurulduğuna dair bir ihtilaf yoktur. Uyuşmazlık programın tam olarak teslim edilip edilmediği ile bedelinin ödenip ödenmediği noktalarında toplanmıştır. Devir belgesi rızaya dayalı teslimi gösterdiğinden davacı ancak rayiç bedeli talep edebilir yoksa izinsiz kullanım nedeniyle tazminat isteyemez. Davacı bilgisayar programının bedelinin ödenmediğini ileri sürerken, davalı kaynak kodların teslim edilmediğini savunmuş olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunun uyuşmazlığın çözümü noktasında denetime elverişli ve yeterli olmadığı, zira bilirkişi raporunda davacı tarafın tamamladığı iş miktarı bu kapsamda kaynak kodların teslim edilip edilmediği ve dava tarihindeki rayiç bedel tespiti hususunda bir açıklık olmadığı, davalının işin tamamlanmadığı kaynak kodların teslim edilmediği savunması üzerinde durularak yeni bir uzman bilirkişi raporu alınarak işin tamamlanan kısmı, kaynak kodların teslim edilip edilmediği, işin dava tarihi itibariyle rayiç değeri tespit edilerek sonuca gidilmesi gerektiği" gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmiş, mahkemece yargılamaya devam olunmuştur. Dairemiz kararı sonrası mali müşavir ve bilgisayar mühendisi bilirkişi heyetinden rapor alınmış, 06.02.2024 tarihli raporda dosya üzerinden inceleme yapılarak ; Davacının söz konusu ... Programını davalının sistemine kurduğu, söz konusu yazılımı davalının kullandığı, yazılımın geliştirilmesinde, davalının bilgisayar ve kaynakları kullanıldıysa, yazılım kaynak kodlarının davalıda olabileceği, davalının söz konusu yazılım ile ..., ..., ..., ... ve ... sistemlerinde işlem yaptığının bilirkişi raporunda belirtilmesinden dolayı dava konusu işi tamamladığı, hali hazırda kaynak kodlarının teslim edilip edilmediğine ait tespit yapılamayacağı, ancak sektörde birçok uygulama ve hizmetin bu yönde geliştirildiği, yazılım geliştiricileri tarafından bakım ve destek hizmeti verildiği, bu hususta sistemin kullanımında kaynak kodların tesliminin çok fazla bir önem arz etmediği önceki bilirkişi raporunda dava konusu yazılıma ait rayiç bedelinin hesaplamasının yerinde olduğu,dava tarihindeki (07.12.2018) rayiç bedelin kanal/line başı 500,00 TL den hesaplandığında 3500 adet kanal fiyatının toplam 1.750.000,00TL olacağı, " belirtilmiştir. Ek raporda ise; Dava konusu ... Programı için taraflar arasında imzalanan/hazırlanan bir Yazılım Teknik Sözleşmesinin olmadığı için işin yüzde kaçının tamamlanıp, tamamlanamadığına yönelik bir tespitin yapılamayacağı, Yazılımının Kaynak Kodlarının Teslim Edilmemesi (Lisanslama/Kiralama Durumu) durumunda rayiç bedelinin; Fatura tarihi baz alınarak hesaplama yapıldığında dolar kurunun 3,518 TL olduğu, 123.900 TL nin dolar karşılığının 35.218 Dolar olduğu, Kök raporda yapılan hesaplamada dava tarihli dolar kurunun 5,343 olduğu, 35.218 Doların dava tarihle TL karşılığının 188.169 TL olduğu, Yazılımının Kaynak Kodlarının Teslim Edilmesi durumunda rayiç bedelinin; Dava tarihindeki rayiç bedelin kanal/line başı 500,00 TL olarak hesaplandığında 3500 adet kanal fiyatının toplam 1.750.000,00 TL olduğu " belirtilmiştir.Mahkemece, taraflar arasındaki yazışmalar sırasında programın davalı tarafa ait bilgisayar yüklendiği ve programın geliştirilmesi sürecinde zaman zaman iyileştirmelerin davalı bilgisayarlarında yapıldığının sabit olduğu, bu haliyle davacı tarafça davalı tarafa programın ve kodlarının teslim edildiğinin sabit olduğu kanaatine varılmak suretiyle taraflar arasında mail yazışmalarında ve Aralık 2016 tarihli faturada sözleşme bedelinin 123.900,00-TL olarak belirlendiği, bu bedel yönünden davacı tarafça irsaliyeli fatura düzenlendiği, mail yazışmalarında fatura içeriği bedel yönünden tarafların mutabık olduklarının sabit olduğu dikkate alındığında program bedelinin taraflar arasında akit serbestisi kapsamında 123.900,00-TL olarak belirlendiği kabulü ile bu bedel üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Öncelikle dairemizin kararın kaldırılmasına yönelik kararına uygun bir inceleme yapılmadığı dosya üzerinden önceki bilirkişi raporundaki tespitlerinden yola çıkılarak rapor tanzim edildiği, davalı bilgisayarı üzerinde teknik inceleme yapılarak kaynak kodlarının teslim edilip edilmediği hususunun açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmaktadır.Öte yandan davacı kaynak kodlarını flash bellek ile dosyaya ibraz etmiş olup, 12.10.2017 tarihli bilirkişi incelemesi davalı iş yerinde gerçekleştirilmiş, davacı şirket adına tescil edilmiş olan ... programı ile davalı şirketin bilgisayarlarında tespit edilen ... programının dosya diziminin birebir aynı olduğu , tam entegrasyonunun sağlandığı ve ... programını toplam 6 ( altı ) ayrı sunucu üzerinde kurulu olarak 3500 port ( kanal ) sayısı ile aktif olarak kullandığını, hizmet verdiği belirlenmiştir. Diğer yandan bilirkişi raporunda, davalı iş yerinde inceleme yapılması için bilirkişi tarafından davalı şirket yetkililerinden IP numarası, Kullanıcın adı ve şifresi talep edildiği, ancak şirket yetkililerinin bunları vermeyi reddetmesi üzerine, davcı şirket yetkilisi ...'ün IP numarası kullanıcı adı ve şifresi ile sisteme giriş yapılarak inceleme yapıldığı belirtilmiş olduğundan HMK 291/2 maddesi gereği; davalının kaynak kodların kendisine teslim edilmediğine işin tamamlanmadığına dönük iddiasının teknik inceleme ile tespiti delilinden vazgeçmiş ve davacının kaynak kodlarını teslim ettiğine işin tamamlandığına dayalı ileri sürdüğü vakıayı kabul etmiş sayılması gerektiği, bu hali ile programın davalı bilgisayarlarında kurulu olduğu, davalı şirketin bilgisayarlarında tespit edilen ... programının dosya diziminin birebir aynı olduğu , tam entegrasyonunun sağlandığı ve hali hazırda bir çok kuruma bu yazılım programı ile sorunsuz şekilde hizmet verildiği sabit olduğundan , programın kaynak kodları ile birlikte tamamlanarak teslim edildiği işin tamamlanmış olduğu kabul edilmiştir. Mahkemece, dosyaya sunulan üzerinde "örnektir" kaşesi yer alan 02.12.2016 tarihinde “...(...), ..., ...” isimli kalemlere sahip KDV dahil 123.900TL fatura dikkate alınarak programın bedelini bu miktar üzerinden belirlemiş ise de bilirkişi raporunda bu bedelin kaynak kodların teslim edilmediği seçeneğinde ödenecek kullanım (lisans) bedeli olabileceği görüşü belirtilmiştir. Mahkeme kararında ise bir yandan kaynak kodları ile işin eksiksiz teslimi kabul edilmişken raporun aksine lisans/ kiralama bedeli üzerinden rayiç değer belirlenmesi çelişki oluşturmuştur. Ayrıca, mail yazışmalarında davacı ve davalı taraf arasında Aralık 2016-Mart 2017 tarihleri arasında dava konusu projenin geliştirilmesi konusunda çalışmanın devam ettiğini gösteren yazışmalar olduğu, 02.12.2016 tarihli faturaya ilişkin davacı tarafın davalı tarafa faturanın uygun olup olmadığını, eklenecek bir hususun olup olmadığının sorulduğu, fatura tarihinden sonra da program üzerinde çalışmanın devam ettiği dikkate alındığında taraflar arasında bedelin belirlendiğine ilişkin yazılı delil ve sözleşme ibraz edilmemiş olduğundan, sözleşme serbestisi gerekçesi ile, davalı vekili tarafından taraflar arasında herhangi bir faturalaşma olmadığı beyan edilmiş olmasına rağmen bilirkişi raporlarında belirlenen rayiç değerin çok altında bedel içeren ve taraflarca kabul edilmeyen , kayıtlarına alınmadığı, örnek olduğu beyan edilen, fatura bedelinin hükme esas alınmasının hatalı olduğu anlaşılmıştır.Davalı, taraflar arasındaki bilgisayar yazılım programına ilişkin hakların devri anlaşmasını kabul etmiş ve 30.000,00 TL üzerinden anlaşma sağlandığını, programın tam olarak kurulumunun sağlanmadığını, kaynak kodlarının teslim edilmediğini, talep edilen bedelin fahiş olduğunu savunarak ispat yükünü üzerine almış olduğu, davalı taraf beyanlarından aradaki sözleşmesinin varlığının ikrar edildiği, ancak tam olarak kurulum olmadığı, borç doğmadığı, sözleşme bedelinin 30.000 TL olduğu yönlü beyanların bağlantılı bileşik ikrar mahiyetinde olduğu ,ikrarın yazılı belgenin aksine delil oluşturduğu, bağlantılı bileşik ikrarın bölünebileceği bu nedenle dava konusu programın kullanım bedelinin devri için 30.000 TL bedel için anlaşma yapıldığının, anlaşma bedelinin ödendiği ya da borç bulunmadığı savunmasında ispat yükünün davalıda olduğu, ticaret şirketi olan davalının 30.000 TL üzerinden anlaşma yapıldığına dair sözleşme ve ödemeye ilişkin yazılı delil ibraz etmediği hususları birlikte dikkate alındığında söz konusu devir belgesinin taahhüt ve taslak anlaşma mahiyetinde olduğu devir için bir satın alma sözleşmesi düzenlenmediği sonucuna ulaşılmış, kullanımın rızaya dayalı olduğu, kullanım hakkının taahhütname içeriği gereği davalıya devredildiği ancak bedelinin ödenmediği bu nedenle bilirkişi raporu ile tespit edilen dava tarihindeki rayiç bedelinin hüküm altına alınması yönünde 08.04.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile talep olunan 1.750.000,00 TL' bedel üzerinden davanın kısmen kabulüne, tecavüzün önlenmesi, refi talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Davacı vekili tarafından davalıya keşide edilen Beyoğlu ...Noterliğinin 21.07.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile " ticari kazanç elde edilen döneme ilişkin olarak şirkete 200.000,00 TL tazminat ödemesini" ihtar etmiş, davalı tarafça davacıya keşide edilen Üsküdar ...Noterliğinin 02.08.2017 tarih ve .... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesinde "davacı tarafından keşide edilen ihtarnamenin 26.07.2017 tarihinde tebliğ edildiği, ..firma ile imzalanmış herhangi bir sözleşme bulunmadığını, ihtarnamede iddia edildiği gibi bir borçlarının ya da yükümlülüklerinin söz konusu olmadığı" belirtmiştir. Davacı ıslah dilekçesinde, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, 1.750.000 TL bedelin tamamı için ihtarnamenin tebliğ edildiği tarih dikkate alınarak 27.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile tahsilini talep etmiştir.Dava dilekçesinde , davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığına dair bir ibare olmadığı, davanın HMK 109 maddesi gereği kısmi dava olarak açıldığı anlaşıldığından davalı cevabi ihtarnamesine göre bedel talebini içeren ihtarnamenin davalıya 26.07.2017 tarihinde tebliğ edildiği ihtarname ile 7 gün süre verildiği görülmekle, hüküm altına alınan rayiç bedele 03.08.2017 temerrüt tarihi itibariyle faiz yürütülmesi gerektiği anlaşılmıştır.Tüm bu açıklamalara göre sonuç olarak; Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın ıslah edilmiş haliyle kısmen kabulüne, 1.750.000, TL rayiç bedelin, 200.000 TL için 03.08.2017 temerrüt tarihinden kalan miktar için 08.04.2019 ıslah tarihinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, tecavüzün önlenmesi, kaldırılması talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,3-İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26/09/2024 tarih, 2023/224 E. 2024/222 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına,4-Telif bedeli talebinin KABULÜNE, -1.750.000,00 TL rayiç bedelin, 200.000 TL kısmı için 03.08.2017 temerrüt tarihinden itibaren, kalan miktar olan 1.550.000,00 TL için 08.04.2019 ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Tecavüzün önlenmesi, kaldırılması talebinin REDDİNE 6-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 6/a-Kabul edilen alacak talebi yönünden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 119.542,50 TL nispi harçtan peşin alınan 29.886,50 TL 'nin mahsubu ile bakiye 89.656,00 TL nispi harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/b-Reddedilen tecavüzün önlenmesi, kaldırılması talebi yönünden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 maktu harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 31,40 TL başvurma harcı, 31,40+3.384,00 +26.471,00-TL +peşin ve tamamlama harcı, 4,60 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 29.922,40 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,6/ç- 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 358,10-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 7.858,10 TL yargılama giderinden kabul ret olanına göre 5.186,35 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 6/d-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 18,00 posta giderinden kabul red onanına göre 6,12 TL'sinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 252.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen tecavüzün önlenmesi, kaldırılması talebi yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 7-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;7/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8,463,61 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 2.116,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.347,01-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 7/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,7/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 50,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.719,40 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,7/ç-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,7/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/02/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.