Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/1487

Karar No

2024/2070

Karar Tarihi

12 Aralık 2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2024/1487 Esas
KARAR NO:2024/2070
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ:05/03/2019
NUMARASI:2016/175 E. - 2019/63 K.
DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/12/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin TPE nezdinde ..., ..., ..., ... ve ... numaraları ile tescilli markaların sahibi olduğunu, müvekkilinin adına tescilli benzer özellikte başkaca markalarının da bulunduğunu, müvekkilinin tescilli markalarının ortak özelliğinin “...” ibaresinin yanı sıra esas unsurlarının figüratif ...” harfi olmasının olduğunu, söz konusu markaların mizanpajına bakıldığında kelime unsurunu oluşturan “...” kelimesinin markanın üst kısmında büyük harf karakterleri ile fakat markanın diğer ana unsurunu oluşturan figüratif “...” harfinin ise daha baskın bir biçimde ve kelime unsuruna göre daha büyük ve daha dikkat çekecek biçimde tertip edildiğini, markalara asıl karakterini veren ana unsurun figüratif “...” harfi olduğunun göze çarptığını, davalı adına ... sayı ile tescilli “... şekli” markasının ise, müvekkilinin markaları ile karıştırılma ihtimali barındırdığını, nitekim taraflar arasında figüratif “...” harfi sebebiyle pek çok dava görüldüğünü ve müvekkilinin bu davaları kazandığını, bazılarının kesinleştiğini beyanla davalı firmanın ... sayı ile tescilli “...” markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava konusu markanın tescil tarihinden itibaren 3 yıl geçtikten sonra dava açtığını, davacının davalıya ait diğer markalarla ilgili davalar açtığı halde bu markayla ilgili dava açmadığını ayrıca Ankara 3. FSHHM'nin 2013/35 Esas ve 2014/48 Karar (yeni Esas 2016/120) Karar sayılı davanın mevcut olduğunu, bu nedenle davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, müvekkili davalı firmanın markasında yer alan "..." ibaresinin tanımlayıcı ibare olduğunu, markalar arasında bütüncül izlenimde benzerlik bulunmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
MAHKEME KARARI;İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin, 05/03/2019 tarihli 2016/75 Esas-2019/63 Karar sayılı kararıyla; Davalı şirketin davaya konu olan ve davacı markalarından daha sonra tescil edilen markasının görsel olarak davacının seri markalarına benzer olduğu, her iki tarafın markalarında da esas unsurun ön plana çıkartılan figüratif "..." harfi olduğu, "..." harfinin yazım şekillerinin dahi benzerlik gösterdiği, bu nedenle karıştırılma ihtimalinin bulunduğu ayrıca her iki tarafın markalarının da 34. sınıfta tütün, türün ürünleri, sigara, buna benzer ürünlerle ilgili eşyalar için tescil edilmiş oldukları, sigara ve tütün tüketicilerinin toplumun her kesiminden olabileceği, bu nedenle ortalama tüketici oldukları, bilinçli tüketici olarak kabul edilemeyecekleri kaldı ki bilinç kabul edilseler bile markalar arasındaki yüksek benzerlik nedeniyle yine de karıştırılma ihtimali olabileceği, müvekkil şirketin markasının davacının seri markaları ile iltibas yaratacak derecede benzer olması gerekçeleri ile davanın kabulüne ve davalının "..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar vermiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSU;Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın kabulüne ilişkin kararın eksik inceleme ve değerlendirilme sonucun verildiğini, markanın bir bütün olarak bıraktığı izlenim dikkate alındığında iltibas şatlarının oluşmadığının açık ve net olduğunu, tescilli bir markanın önceki tescilli bir markaya karşı iltibas yaratıp yaratmadığı hususunda yapılacak incelemede bütünsellik ilkesi gereği inceleme yapılması gerektiğini, markalar arasında görsel olarak iltibas yaratacak bir benzerlik bulunmadığını, görsel bir benzerlik olduğu varsayılsa dahi sigara piyasasında özellikle de sigara kullanıcıların sigaralara raflardan bizzat ulaşamadıkları marka adı ile kasiyer veya satıcılardan talep ettikleri düşünüldüğünde sigaranın ambalajındaki görselliğin iltibasa elverişli bir netice ortaya koymadığının açık olduğunu, birden fazla kelime unsuru içeren markalarda, kelime unsurlarından sadece birisinin aynı olmasının markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu anlamına gelmeyeceğini, farklı nitelikteki kelime unsurlarının markaya ek bir ayırt edici nitelik katıp katmadığı, ilgili kelimenin ayırt edicilik niteliğinin gücü, başvuruda yer alan ek kelimelerin ortalama tüketici üzerinde yaratacağı ilk ve genel marka algısını etkileyip etkilemeyeceği, önceki markanın toplumdaki bilinirlik düzeyi, sonraki markanın ek kelime unsurlarıyla birlikte bütünsel bir anlam kazanıp kazanmadığı gibi hususlar birden fazla kelime unsurundan oluşan markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olup olmadıklarını tespitinde dikkate alınacağını, birden fazla ibareden oluşan markalarda, kelime unsurlarından birisinin diğerine oranla markanın bütününe hakim olacak derecede veya ilk bakışta diğer ibareyi geri planda ve bırakacak şekilde büyük puntolarla veya daha koyu karakterlerle yazılmış olması halinde, ön plandaki kelimenin markanın asli ayırt edici unsuru olduğu kabul edilir ve benzerlik testi daha büyük ön plandaki kelime esas alınarak uygulanacağını, ancak, ikinci planda yer alan kelime ilk bakışta görsel olarak kolaylıkla algılanabilir nitelikte ise veya ön plandaki kelime görsel olarak markanın geneline hakim değilse, benzerlik testinde sadece ön plandaki kelimeye odaklanmadan, markanın bütün olarak bıraktığı izlenim dikkate alınacağını, müvekkilinin tescilli markası ile davacı markası arasında bütün olarak bıraktığı izlenim de dikkate alındığında herhangi bir iltibas söz konusu olmadığını, emsal mahiyette Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2017/3812 E., 2019/1021 K. Sayılı ilamının, Yargıtay HGK., E. 2011/11-242 K. 2011/307 T. 11.5.2011 ilamının, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/11551 E, 2018/4377 K. İlamının bulunduğunu, bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsurun markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aranması gerektiğini, bir markanın koruma kapsamının bir bütün olarak bıraktığı izlenime göre saptanması gerektiğini, şekil ve sözcüklerden oluşan kompozit markalarda ise karıştırma ihtimali bakımından kural olarak sözcüğe ağırlık verilmesi gerektiğini, zira sözcük markalarının hem sözle, hem de yazı ile kolayca ifade edilebildiğini, bununla birlikte eğer markadaki şekil unsuru ön plana çıkıyor ise değerlendirmenin buna göre yapılması gerektiğini, markaları ile davacıya ait tescilli markalar arasında müşteri kitlesi nezdinde ayırt edilebilecek farklılık barındırdığının açık ve net olduğunu, sigara ve tütün kullanıcılarının bilinçli tüketici olmadığı gerekçesi ile ortalama tüketicinin dikkat düzeyi dikkate alınmadan hüküm kurmanın hatalı olduğunu, emsal mahiyette Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin 20. Hukuk Dairesi'nin 22.11.2018 tarih, 2018/528E E ve 2018/1224 K. Sayılı ilamında açıkça sigara emtiasında tüketicinin dikkat ve özen düzeyinin yüksek olduğunun vurgulandığını, ...'e göre ortalama tüketici, değişik markalar arasında karşılaştırma imkanını nadiren bulabilir, daha çok markaları hafızasında tutabildiği kadar görüntüsüne göre değerlendirme yapar öte yandan bir markayı taşıyan ürünün devamlı müşterilerinin de, sigara emtiasında olduğu gibi, o marka yönünden aşina olmaları nedeniyle, markalar arasında ki farklılıklar algılama bakımından daha dikkatli ve seçici olacakları hususunun somut olayda gözetilmesi gerektiğini, sigara gibi bağımlılık düzeyi yüksek ve tercih edilen ürünün isim ve paketinden çok içim zevkine ve kullanıcının mamulden aldığı keyfe göre değişmesi sebebiyle tüketicinin bilinç düzeyinin bu sektörde diğer sektörlerden çok daha fazla olacağının kabulünün gerekeceğini, bu hususun değerlendirilmesi gerektiğini, söz konusu markaların karıştırılabilirliği bakımdan geniş bir sektörel değerlendirme yapılmadan eksik inceleme neticesinde hüküm kurulduğunu, mahkemenin davacının sessiz kalma yolu ile hak kaybının bulunmadığı gerekçesinin yerinde olmadığını, davacının davasını geç açmasının hakkın kötüye kullanılması olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını, yeniden yargılama ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF KARARI:Dairemizin 13/04/2023 tarihli 2020/1464 Esas-2023/356 Karar sayılı kararıyla, sonuç olarak mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerinde ise de, kararın gerekçesinin düzeltilmesi nedeniyle; "Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,-İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 05/03/2019 tarih, 2016/175 E. 2019/63 K. Sayılı kararının kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, Bu kapsamda; "DAVANIN KABULÜNE, Davalı adına tescilli ... numaralı "..." markasının HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE " karar verilmiştir.Dairemizin kararına karşı, davalı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
YARGITAY BOZMA İLAMI;Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04/09/2024 tarihli 2023/3877 Esas-2024/5988 Karar sayılı ilamı ile; "Bölge Adliye Mahkemesi kararında tarafların davaya konu tescilli markalarının görsel unsurlarına da yer verildiği, mahkeme kararlarının niteliği ile hangi hususları kapsayacağına ilişkin yasal düzenlemeler incelendiğinde, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6100 sayılı Kanun’un “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 nci maddesinde mahkeme kararlarının nasıl yazılacağı, kararda hangi hususların yer alacağı açıkça gösterilmiştir. Hükümler, davayı esastan halleden ve taraflar arasındaki uyuşmazlığı sona erdiren nihai kararlardır (6100 sayılı Kanun'un 294 üncü maddesi). Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olmasının gerekli olduğu, gerekçenin öneminin Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterildiği, gerekçe ve hükmün birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğu, gerekçenin hakimin tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yaptığı (Kuru Baki, Arslan Ramazan,Yılmaz Ejder, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Yetkin Yayınları, Ankara 2011,22.Bası, s. : 472). bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; Bölge Adliye Mahkemesi kararında davaya konu davalı markasının görseline yer verildiği, mahkemece, gerektiğinde hükmün eki niteliğinde kroki ve şekillere kararın ekinde yer verilebilirse de hükmün gerekçe kısmında, yukarıda anılan yasal düzenlemelere uygun düşmeyecek biçimde görüntü ve şekillere yer verilmesinin, davadan yeni davalar doğmasına, tarafların yeniden uyuşmazlığa düşmelerine, infazda tereddüte neden olunmasına yol açabileceği" gerekçesiyle; Dairemizin kararının bozulmasına, bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, karar verilmiştir.Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davacı vekili usuli bozma kararına uyulmasını, davalı vekili ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, Dairemizce usul ve yasaya uygun görülen Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Dava; davalı adına tescil edilen... numaralı "..." markasının davacı adına tescilli ve esas unsurunu kaligrafik "..." harfinin oluşturduğu..., ..., ... ve ... numaralı markaları ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğu ve davalı markasının kötüniyetli tescil edildiği iddiasıyla açılan marka hükümsüzlüğü davasıdır. İlk derece mahkemesince, her iki tarafın markalarında da esas unsurun ön plana çıkartılan figüratif "..." harfi olduğu, "..." harfinin yazım şekillerinin dahi benzerlik gösterdiği, bu nedenle karıştırılma ihtimalinin bulunduğu ayrıca her iki tarafın markalarının da 34. Sınıfta aynı emtialarda tescil edildiği, markaların ortalama tüketiciye hitap ettiği, kaldı ki bilinçli tüketici olsalar dahi yüksek benzerlik nedeniyle karıştırılma ihtimali bulunduğu gerekçesiyle, davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiş, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Taraflara ait marka tescil kayıtları dosya içine getirtilmiş, incelendiğinde; ...numaralı "..." markasının 18/09/2008 tarihinde 34. sınıfta, ... numaralı "..." markasının 18/09/2008 tarihinde 34. sınıfta, ... numaralı "..." markasının 11/02/2010 traihinde 34. sınıfta, ... numaralı "..." markasının 22/07/2014 tarihinde 34. sınıfta,... numaralı "..." markasının 04/03/2013 tarihinde 34. sınıfta, ... numaralı "..." markasının 03/01/2013 tarihinde 34. sınıfta, ... numaralı "..." markasının 28/12/2012 tarihinde 34. sınıfta, ... numaralı "..." markasının 02/09/2015 tarihinde 34. sınıfta, ... numaralı "..." markasının 05/03/2015 tarihinde 34. sınıfta, ... numaralı "..." markasının 05/03/2015 tarihinde 34. sınıfta, ... numaralı "..." markasının 26/03/2013 tarihinde 34. sınıfta, ... numaralı "..." markasının 20/05/2014 tarihinde 34. sınıfta, ... numaralı "..." markasının ... tarihinde 34. sınıfta davacı adına tescil edildikleri,... numaralı "..." markasının 01/08/2013 tarihinde 34. sınıfta davalı adına tescil edildiği tespit edilmiştir.Mahkemece marka vekili ve grafik tasarım uzmanı bilirkişilerden alınan 11/07/2017 tarihli bilirkişi raporunda; davacının seri marka sahibi olduğu, davacı markalarında "..." harfinin hafif sağa yatık (italik) vaziyette bitişik el yazısı şeklinde tasarlanmış olduğu, uzun dik kenarının birbirine paralel iki düz çizgiden oluştuğu, harfteki yuvarlak başlık kısmının başlangıç ve bitiş yerlerinde çizgiler uzatılarak kıvrımlar meydana getirildiği, kompozisyon içerisinde "..." harfine büyük boyutlarda yer verildiği, zeminde kullanılan şekil unsurunun ise nispeten daha silik ve arka planda olduğu, buna göre davacı markalarının da esas unsurunun figüratif olarak yazılan "..." harfi olduğu, davalı markasınında da, "..." harfinin asıl ve ayırt edici olacak şekilde bir kompozisyon düzenlendiği, her iki taraf markalarının da üstte yazı ve logo, altta farklı renkte fon üstünde esas tasarım unsuru olan görece olarak daha büyük halde kullanılan karakteristik figüratif "..." harfleri içerdikleri, yazım şekillerinin benzer olduğu, bu nedenle markalar arasında yüksek düzeyde benzerlik olduğu, her iki taraf markalarının aynı sınıfta tescilli oldukları, markaların hitap ettiği kitlenin tüm sigara içenler olduğu, bu nedenle ortalama tüketicinin dikkate alınması gerektiği, ortalama tüketicilere göre değerlendirme yapıldığında markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davalının "...", "..." ve "..." seri markalarını üç ayrı koldan tescil ettirdiği, tüm markaların davacıya ait markaların esas unsurunu oluşturan figüratif "..." harfini içerdiği, davalının marka tescillerinin kötü niyetli olduğu tespit edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde markalar arasında benzerlik bulunmadığı, benzerlik karşılaştırmasında bütün olarak bıraktığı izlenimin dikkate alınması gerektiği, ayrıca markanın tescilli olduğu ürünlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin de bilinç düzeyinin bu sektörde diğer sektörlerden çok daha fazla olacağının kabulünün gerekeceğine yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.Mahkemece alınan bilirkişi raporundaki tespitler ve marka tescil kayıtları incelendiğinde, davacının ... numaralı "..." markasının 18/09/2008 tarihinde 34. sınıfta, ... numaralı "..." markasının 18/09/2008 tarihinde 34. sınıfta, ... numaralı "..." markasının 11/02/2010 tarihinde tescilli olup tescil önceliğinin davacıda olduğu, taraf markalarının 34. Sınıfta aynı emtialarda tescilli olduğu, davalı markasının ... ibaresinden oluştuğu, ... ibaresinin figüratif ... unsuru ile davacı tarafça daha önce tescil edildiği gibi, tütün mamullerinde ürünün ince olduğunu gösterdiği, yani tanımlayıcı olup davalı markasına ayırt edicilik katmadığı, davalının marka başvurusunda davacının figüratif ...şekil ibaresini aynı zemin ve yazı tonu ile kullandığı, davalı markasındaki ... ibaresinin davalı markasına ayırt edicilik katmadığı, taraf markalarındaki sınıfsal aynılık, markadaki ön planda olan ... harfinin aynı renk ve yazım şekli ile yazılması dikkate alındığında karıştırılma ve davacı markasının serisi gibi algılanma ihtimali bulunduğu, taraflar arasında önceden beri süregelen uyuşmazlıklara ilişkin kesinleşmiş yargı kararlarında da davacı markalarındaki ... logosunun ayırt edici olup sigara ve tütün mamulleri sektöründe yüksek düzeyde ayırt edici olduğu ve davalı tarafça markasında kullanılması nedeniyle karıştırılma ihtimali yarattığının tespit edildiği anlaşılmıştır. (bkz Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/03/2016 tarihli 2015/7710 Esas-2016/2465 Karar sayılı kararı) Her ne kadar tütün mamullerinin hitap ettiği kitlenin 18 yaşından büyük, belli alışkanlıklarla hareket eden ve alıştığı tat ve keyfi veren ürünleri ismiyle isteyen kişiler olduğu, bu durumda dikkat seviyesinin ortalama tüketici olarak tanımlanan tüketici kitlesinden biraz daha yüksek olduğu, tütün mamullerinin rafta satılmadığı, tüketicinin satıcıdan ismiyle istediği dikkate alındığında, karıştırma ihtimalinin bulunmadığı ileri sürülmüşse de, gerek tescile konu emtialar arasında sigara ürünü dışında ürünlerin de bulunması, gerekse markalar arasında ... figüratif unsur yönünden yüksek düzeyde benzerlik bulunması nedeniyle, davacı markasının serisi gibi algılanma riski bulunduğundan, bu istinaf sebebine itibar edilmemiştir.Davalı markasının 01/08/2013 tarihinde tescil edildiği, davanın 30/09/2016 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibarıyla beş yıllık sessiz kalma süresinin de dolmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin sessiz kalmaya yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Yukarıda açıklanan gerekçelerle; mahkemece sonuç olarak davanın kabulü ve davalı markasının hükümsüzlüğüne ilişkin karar yerinde ise de, mahkeme karar gerekçesi düzeltilmekle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE, 2- İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin, 05/03/2019 tarihli 2016/75 Esas-2019/63 Karar sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2-3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, düzeltilmiş gerekçe ile; 3-Davanın KABULÜNE,-Davalı adına tescilli ... numaralı "..." markasının HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,-Karar kesinleştiğinde TPMK'ya kararın bir örneğinin gönderilmesine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a- Alınması gereken 427,60 TL TL karar ve ilam harcının peşin alınan 29,20 TL harçtan mahsubu ile bakiye 398,40 TL harcın davalıdan tahsiline, Hazineye irat kaydına,4/b- Davacı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 40.000,00 TL vekalet ücreti takdiri ile davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,4/c- Davacı tarafından yapıldığı anlaşılan 29,20 TL başvurma harcı, 29,20 TL peşin harç, TL 4,30 TL vekalet harcı, 2.000,00 TL bilirkişi ücreti, 235,75 TL tebligat, müzekkere masrafı olmak üzere toplam 2.298,45 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4/ç- Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar tesisine yer olmadığına, 5- İstinaf ve temyiz aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 121,30 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 34,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 69,85 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5/c-Temyiz yargılaması için davalı tarafından yapılan 886,80 TL temyiz yoluna başvurma harcı, 179,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.065,80 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5/d-İstinaf aşamasından bir duruşma yapıldığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 16.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 12/12/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim