Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1794
2026/131
2 Şubat 2026
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1794 Esas
KARAR NO: 2026/131
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 13/07/2023
NUMARASI : 2021/200 E. - 2023/173 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 1996 yılından beri ayakkabıcılık sektöründe hizmet verdiğini, müvekkilinin bu faaliyetlerini "...", "... ..." ve "... ..." ibareli markaları ile gerçekleştirdiğini, dava dışı ...’ın müvekkilinin eski ortaklarından olduğunu ve müvekkili şirketten ayrılarak davalı ... ... Ltd. Şti.’yi kurduğunu, davalının müvekkili adına TPMK nezdinde ait ... sayı ile tescilli “...” ibareli markayı doğrudan ve dolaylı olarak kullandığını, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2021/123 D. İş sayılı tespit raporu ile işbu kullanımın tespit edildiğini, bahse konu eylemlerin müvekkilinin markadan doğan haklarını maddi ve manevi olarak da etkilediğini iddia ederek, markaya tecavüzün tespitini, men ve ref’ini, şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın, davalıdan tahsilini ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 19/05/2023 tarihli dilekçesi ile, 1.000,00 TL olan maddi tazminat talebini 256.030,28 TL tutarında artırarak, harcını yatırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin uzun yıllar boyunca aynı sektörde bulunan ve başarılı çalışmalarıyla alanında tanınmış olan ...'ın emekleriyle oluşturduğu bir şirket olduğunu, müvekkilinin ... ve ... yan sanayi ürünleri ile deriden ..., ..,, çizme, postal, terlik ve benzeri alanlarda faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin ticari faaliyetine konu ettiği ürünlerde TPMK nezdinde tescilli "..." markası bulunduğunu, yapılan ürün satışlarının “...._ ... ” ... hesabı üzerinden olduğunu, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/123 D.İş sayılı dosya kapsamında alınan 25.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda da bu sosyal medya hesabı üzerinden ‘’...’’ ibareli kullanımlara rastlanmadığını, tespit yapılan yerin dava dışı ...’ın deposu olduğunu, mezkur yerin satış mağazası olmadığını, mahalde bulunan “...” markalı ürünlerin tek ürünler olduğunu, çift olmadığından satışa konu edilmeyeceğini ve bu ürünlerden ticari kazanç sağlanamayacağını, davacının tecavüzün varlığını ispat edemediğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davacının maddi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; davacı maddi tazminat seçeneğini SMK'nın 151/2- c bendi uyarınca sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli olarak bildirmiştir. Ancak, herhangi bir lisans sözleşmesi ibraz edilmemiştir. Bilirkişi tarafından İstanbul Ticaret Odasına yazılan yazılara verilen cevaplarda lisans bedelinin davaya konu markanın cirosunun %15'i oranında olabileceği dikkate alınarak ve davacının cirosuna göre ihlal süresi 203 gün üzerinden 256,030,28 TL olabileceği belirtilmiştir. Ancak davacı taraf, emsal lisans sözleşmesi sunamadığı gibi, yine emsal alınabilecek ve böylece somut olaya uyarlanabilecek bir lisans sözleşmesi ve bedeli bulunamamıştır. Ayrıca, davalının dava konusu markayı taşıyan ürünlerden ne kadar ciro elde ettiği, veya tanık beyanlarında geçen eyleminin satışa katkısının ne olduğu tespit edilememiştir. Bu durumda Yerleşik Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzre, somut olayın bütün koşulları dikkate alınarak, davacı markasının tescil tarihi ve bilinirlik düzeyi, tarafların ihlal teşkil eden eylemin yapıldığı süre zarfında elde ettikleri ciroları gözetilerek TBK 50 ve 51 maddeleri kapsamında davacı yararına 100.000,00 TL maddi tazminat takdir edilmiştir. Davalının yukarıda değinilen eylemi davacının markadan doğan manevi haklarını da ihlal ettiğinden, ihlalin niteliği ve süresi, tarafların ekonomik durumu ve manevi tazminatın amacı gözetilerek davacı yararına 50.000,00 TL manevi tazminat takdir edilerek" karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-müvekkilinin söz konusu mallarda ticari kaygı taşımadığını; malların da ticari değerinin bulunmadığını, maddi ve manevi tazminatın da hesaplanamayacağını, müvekkilinin elindeki malların eski ticari ilişkilerinden kaynaklanan mallar olduğu ve depoda bulunan malların ticari değeri olmadığını, müvekkilinin marka ihlali suçunun unsurları oluşmadığını, tutulan malların hiçbir tüketiciye ulaştırılmadığı hususlarının tespit raporunda belirlendiğini, Müvekkilinde bulunan malları ticari değerinin bulunmaması işbu mallardan gelir elde etmemesinin lisans bedelinin de hesaplanmaması sonucu doğuracağını, dosyada müvekkilinin ticari gayesinin olup olmadığının tespiti yapılmalı akabinde de tespit doğrultusunda lisans bedelinin hesaplanması gerektiğini, markanın çizimleri ve modellerinin bizzat müvekkili ... ve eşi tarafından yapıldığını ve baskıya gönderildiğini, müvekkilinin söz konusu markalar üzerinde emeği bulunduğunu, her tasarımcının ve zanaatkarın emeğinin karşılığını görmesi ve yanında bulundurmasının en doğal hakkı olduğunu, müvekkilinin doğal olarak modelini ve çizimlerini kendisi oluşturduğu ürünlere manevi olarak bağlı olup gerçekleştirdiği başarı karşısında kendisine anı olarak kalması için ürünlerin teklerini yanına aldığını, davacının iddia ettiği gibi ticari bir kazanç sağlamak amacıyla satış yapmak olarak itham edilse, müvekkilinin amacının yeni markası olan ... modeline motive olmak ve eski başarı ve emeklerini de yanında bulundurarak aynı başarıyı tekrar yakalamak olduğunu,-bilirkişi raporunda da satış yapıldığına dair hiçbir delil sunulamadığını, bilirkişi raporunun değerlendirme kısmında ‘’…tespit talep edilen https://www.....com/... .../ sosyal medya hesabında ‘’...’’ ibareli kullanımlara rastlanmadığı yönünde tespit ve görüşlerimiz oluşmuştur.’’ İbareleriyle müvekkilinin satışlarını gerçekleştirdiği sitede hiçbir suretle ... markasını kullanmadığı ve ticari kazanç elde etmediğinin tespit olunduğunu, raporda tespit talep edilen mahalin müvekkilinin çizim ve model üretmek üzere çalıştığı deposu olup, daha önceki çalışmalarını yanında bulundurmasından ibaret gayesi olduğunu, tespit mahallinin müvekkili firmanın satış yaptığı ve ticari kazanç elde ettiği bir satış mağazası olmayıp depo olarak kullanılan ve müvekkilinin model çizimi ve çalışmalarını yapmış olduğu bir atölye gibi olduğunu, söz konusu adreste satış yapılamayacağı satış yapmaya uygun bir yer olmadığının da görüldüğünü, karşı tarafın bir zararı olmadığı müvekkiline duyulan husumet sebebiyle hareket edildiğini,-marka ihlali taraflarınca bir an için kabul edilse dahi depoda bulunan ... üretimi olmayıp mevcut ayakkabılar üzerinden hesap yapılarak hesaplanması gerektiğini, mahkemenin takdir ettiği ücretin hakkaniyete aykırı olup müvekkilini zarara uğratacağını, eski ortak olmaları sebebiyle eski işinden kalan ayakkabıların depoda durmalarının hayatın olağan akışına göre doğal bir durum olduğunu, müvekkilinin kendi "..." ibareli markasını kullanarak üretim yapmakta ve ticari hayatını devam ettirmekte olduğunu, depoda eski iş ilişkisinden kalan ayakkabıların bulunması hayatın olağan akışına göre doğal bir durum olduğunu, bir an için marka ihlali olmuş olsa dahi depodaki ayakkabıların emsal ücreti belirlenerek maddi tazminat ücretine hükmedilmesi gerektiğini, somut olayda ihlal olsa dahi zarar tespit edilebilir miktarda olduğunu, somut olayda depoda "..." ibareli ayakkabıların miktarı yaklaşık olarak belli olduğunu, bu ayakkabıların çiftinin bulunmaması sebebiyle ticari değeri olmadığını, ticari değeri olduğu kabul edildiğini farz edildiğinde de somut bir ücret hesaplaması yapılabildiğini, -"..." ibareli markasının müvekkili tarafından oluşturulduğu ve oluşturulmasına dair çizim ve evrakları dosyaya taraflarınca sunulduğunu, ayrıca piyasaya sürülmesi ve tanıtımının da müvekkili tarafından yapıldığını, müvekkili ...'ın eşi tarafından işbu marka oluşturulduğunu ve müvekkili tarafından piyasaya sürülerek tanıtımının yapıldığını, müvekkilinin eski ortaklarından ayrıldıktan sonra bu markayı kullanmadığını elinde kalan eski ürünlerini depoda tuttuğunu, bu ürünleri tek olarak eski markasıyla tutmasından da anlaşılacağı üzere ticari gayesi de bulunmadığını, markanın oluşturulması, piyasaya sürülmesi ve tanıtılmasına ilişkin belgelerin dosyaya sunulduğunu ve tahkikatın genişletilmesi taleplerinin reddedildiğini, müvekkilinin markayı tescil eden sıfatında olmasa dahi kullanım hakkına sahip olduğunu, müvekkilinin eşinin markayı oluşturduğu dolayısıyla ESKİye dayalı kullanım hakkının müvekkilinde olduğunu, kararın bu nedenlerle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -taraflarınca alınan Bakırköy 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2021/123 Değişik İş Sayılı Dosyası Tespit Raporunda, Bakırköy 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2021/200 Esas Sayılı Yerel Mahkeme Dosyası Tanık İfadelerinde, Bakırköy 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2021/200 Esas Sayılı Yerel Mahkeme Dosyası Bilirkişi Kök ve Ek Raporunda raporların yeterli olduğunu, Yargıtay kararlarında da markanın ekonomik önemi, marka hakkına tecavüz edildiği anda geçerlilik süresi gibi etkenlerin de göz önünde bulundurularak emsal lisans bedelinin tespiti gerektiği vurgulandığını, Yerel Mahkeme dosyasında alınan kök ve ek rapor bu yönleriyle detaylı inceleme içerdiğini, alınan raporlarda "Davacı markasına ait İTO kapsamında ve hak ihlal süresi gözetilerek yapılan hesaplamaya göre 256.030,28 TL lisans bedeli talep edebileceği" belirtildiğini, taraflarınca buna göre 1.000,00-TL olan maddi tazminat taleplerinin HMK 107. Maddesi gereği 255.030,38-TL artırılmış olup dava değeri olarak 256.030,28-TL maddi tazminat ile 50.000,00-TL manevi tazminata hükmolunması talep edildiğini, Yerel Mahkeme tarafından davalının dava konusu markayı taşıyan ürünlerden ne kadar ciro elde ettiği, veya tanık beyanlarında geçen eyleminin satışa katkısının ne olduğu tespit edilemediği denilerek takdiren 100.000,00-TL maddi tazminata hükmedildiğini, Yerel Mahkemenin bu yöndeki takdirinin düşük olduğunu, mütecaviz davalının ihlale ilişkin eğilimi dikkate alınarak 100.000,00-TL maddi tazminat yerine 256.030,28-TL maddi tazminata hükmolunmasını talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalı eylemlerinin davacının markadan doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tepsiti, men'i, ref'i, maddi ve manevi tazminat ile hüküm özetinin ilanı taleplidir.Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, ... tescil numaralı "...+ŞEKİL" ibareli markanın davacı adına tescilli olduğu, marka tescilinin ilk defa 26/04/2004 tarihinde gerçekleştirildiğini, 26/04/2014 tarihinden itibaren de 10 yıl müddetle yenilendiği anlaşılmıştır. Davaya dayanak yapılan ve celp edilerek dosya arasına alınan Bakırköy 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/123 d.iş sayılı dosyasında yapılan delil tespiti sonucu aldırılan bilirkişi raporunda sonuç olarak, "tespit talep edilen adreste, tespit talep eden yana ait markaları ihtiva eder kullanımların gerçekleştirildiği, ilgili kullanımlar ile tespit talep eden yana ait markaların nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzer olduğu, tespit talep edilen www...com.tr internet adresine erişimin sağlanamadığı, tespit talep edilen http://www.....com/...../ sosyal medya hesabında "..." ibareli kullanımlara rastlanılmadığı" belirtilmiştir. 27/09/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda, davacının ... tescil nolu markasının, dava konusu ... ve terlik emtialarını doğrudan kapsayacak şekilde 25. sınıfta tescilli olduğu ve tescilinin yenilendiği-korumasının devam ettiği, değişik iş dosyasında yapılan yerinde incelemede ... ve terlik emtialarında tespit edilen “...” ibareli marka kullanımlarının davacının tescilli markası ile ayırt edilemeyecek kadar benzerlik teşkil ettiği ve mutlak olarak iltibasa sebep olacak nitelikte olduğu, bu sebeple davalı marka kullanımının davacının tescilli marka hakkına tecavüzün şartlarınıoluşturduğu, davacı markasına ait İTO kapsamında ve hak ihlal süresi gözetilerek yapılan hesaplamaya göre 256.030,28 TL lisans bedeli talep edebileceği, hesaplanan yıllık lisans bedeli davalının 2021 net satışlarının % 16,3’üne isabet etmekte ve davalının brüt ve net karının üstünde olduğu, bu sebeple hesaplanan lisans bedelindeki takdirin Mahkeme’ye ait olduğu, belirtilmiştir. Heyet tarafından hazırlanan 18/04/2023 havale tarihli ek raporda sonuç olarak, tarafların kök rapora beyan ve itirazları doğrultusunda yapılan inceleme ve
değerlendirmeler neticesinde, değişik iş dosyasında davalı şirket iş yeri adresinde tespit edilen ürünlerdeki marka kullanımının iltibas suretiyle davacı marka hakkına tecavüzün şartlarını oluşturduğu yönünde kök raporda belirtilen kanaat ve sonuçtan ve kök raporda yapılan mali incelemede ulaşılan tespit ve değerlendirmeden dönülmesini gerektiren bir duruma rastlanılmadığı, davalının sözünü ettiği ürün paylaşımına ilişkin dosyada delil mevcut olmadığını, davalı beyanının ve tanık beyanı takdirinin mahkemeye ait olduğunu, ek olarak, değiştirmenin söz konusu olduğu 200 adet tekli ürün yönünden marka hakkının tükendiğinin iddia edilemeyeceği belirtilmiştir. Davacı tanığı ... beyanında; "davacı ... ... ... sanayi şirketinde ortağım. Diğer ortaklar ise kardeşlerim olan ... ..., ...dır. Kardeşimiz ...'da daha önce aynı şirkette çalışıyordu. Ayrıldı. Kendi şirketini kurdu. Ayrılırken modellerimizi ayırdık. Markalarımızı da ayırdık. Dava konusu "..." markası bizde kaldı. Ancak duyduğuma göre davalı bu markayı kullanmaya devam etmiş hatta piyasada bazıları marka alt tarafta asıl marka üstteyse kendi markasını yapıştırıp müşteriye etiketi kaldırıp alttakini gösterip satılan markanın gerçekte "..." olduğunu gösterir. Ayrılırken dediğim gibi ... modellerini ayırdık. Teki biz de kaldı. Tekini de ... götürdü. İş yerinde duran ayakkabılarda o tek ayakkabılardır. Gelen müşterilere şirketten ayrılırken götürdüğü ayakkabıyı gösterip "benim yaptığım ... ile aynıdır" deyip müşteriye pazarlıyor ve bu şekilde bizim müşterileri kapıyor. Başlangıçta biz imalatta çalışıyorduk. Kardeşim ise pazarlama işinde çalışıyordu. Müşteriler onun bilgisinde olduğu için ayrılıp gitti bütün müşteri portföyünü de kaptı dedi. Davalı vekilinin talebi üzerine soruldu : davalı şirket sahibi ...'da şirket bünyesindeki çalışırken ... tasarımı yapardı. Ben de yapardım. Benim tasarımlarının çoğu ...'dadır. ... tasarım eğitimi almıştır " şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacı tanığı ...; "ben de davacı ... ... limited şirketinde satış departmanında çalışıyorum. Aile şirketi olup ortakları babam ve amcalarımdır. Davalı şirketin ortağı ...'da amcamdır. Kendisi de daha önce ... ... bünyesindeyken kendi şirketini kurdu. Ayrılırken yapılan paylaşım sonucu "..." markası biz de kaldı. İtalya fuarında altı ay önce katılmıştım. Müşteri bizi orada görünce "..." markasına siz kimsiniz, ... nerede diye sordu. Markanın ... tarafından kullanıldığını söyledi. Hatta bize ürün siparişi verdiğini, niye gelmediğini sordu, biz de herhangi bir sipariş olmadığını söyledik dedi.... davalı ayrıldıktan sonra kendi markası olan "..." markasını kullanmaya başladı. Müşterilere ve mail adreslerine hep bizim markamız üzerinden sipariş veriyor. Ancak yasal işlemlerinde "..." ibaresini kullanıyor. Davalı şirket ortağı sahibi ayrılmazdan evvel ... ayakkabının ... tasarımını ..., ... ve ... yaparlardı. ...'ın tasarım eğitimi vardı. Diğerleri de ustadır. Ürün olarak da "..." markası yapışık halde ürün satıyordu. Nijerya'daki müşterimize satmıştı. Müşteriden gördüm " şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.Dava tarihi itibari ile yürürlükte olan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleri olarak belirtilmiştir. Somut olayda, davalının, davacı şirketin eski ortağı olduğu, ortaklıktan ayrılırken modellerin ayrıldığı, markaların da ayrıldığı, dava konusu "..." markasının davacıda kaldığı, bu konuda uyuşmazlık olmamakla birlikte, dava konusu markanın davalı tarafça ticari amaçla elinde bulundurup bulundurmadığı konusunda uyuşmazlık bulunduğu , yapılan delil tespiti sırasında ... ibaresini doğrudan ihtiva eden 110 tek ... ve terlik tespit edildiği, ayrıca, bazı ürünlerin muhtelif yerlerinde “...” ibaresini ihtiva etmekle birlikte etiket kısmının üstüne “...” logosunun yapıştırıldığı, etiketin kolayca üründen kaldırılıp kapatılabildiği, etiket kaldırıldığında “...” etiketinin kolaylıkla tespit edildiği 200 tek ... ve terlik tespit edildiği, ancak tespit yapılan yerin ticari olarak satışın yapıldığı iyer olmadığı, bu ayakkabıların ortaklıktan ayrılırken alınan tek nitelikteki ayakkabılar olduğu, modellerin tek olup, davacının rızası ile alınan model oldukları, dinlenen tanıkların davacı şirket ortaklarından olup, tanık olarak beyanlarının dikkate alınamayacağı, görgüye dayalı bilgi sahibi de olmadıkları, instegram ve internet sitelerinde herhangi bir satış tespit edilemediği, bu durumda tecavüzün oluştuğuna yönelik yeterli delil bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmadığından, davalı vekilinin istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince KABULÜNE mahkeme kararının kaldırılmasına yeniden hüküm kurulmasına, davacı vekili istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,
2- Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13/07/2023 tarih, 2021/200 E., 2023/173 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3- Açılan davanın REDDİNE,
4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken maddi tazminat, manevi tazminat ve markaya tecavüz davaları yönünden (732,00x3=2.196 TL) karar harcından peşin alınan 5.242,96 TL'den mahsubu ile fazla alınan 3.046,96 TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 64,50 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maddi tazminat davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre manevi tazminat davası yönünden 50.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre markaya tecavüz davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
5/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 85,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 54,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 69,85 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5/ç-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/02/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.