Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/1731

Karar No

2026/126

Karar Tarihi

2 Şubat 2026

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1731 Esas
KARAR NO: 2026/126
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 04/05/2023
NUMARASI : 2021/219 E. - 2023/92 K.
DAVANIN KONUSU: Fikir ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 2018 yılında yayınladığı “...” ismli romanının ... Yapım tarafından yapımcılığı üstlenilen ve ... TV’de yayımlanan “...” isimli dizinin 22/03/2021 tarihinde yayımlanan 103. bölümünde izinsiz olarak senaryolaştırıldığını, davacının ... Yapım ile iletişime geçmesine ve arabulucuya başvurmasına rağmen sonuç alamadığını, bu başvuru ve görüşmelerden sonraki bölümlerde davacı ile adeta dalga geçildiğini, müvekkilinin kişilik haklarının ihlal edildiğini, davacının “...” mahlası ile www...com alan adlı internet sitesindeki yazarlardan birisi olarak yazılarını yayımladığını, bu platformdaki yazarların pek çok eserlerinin dizi ve film olarak çekildiğini, davacının izinsiz kullanılan hikayesinin konusunun; "Evli olan ... kadın bir kaza sonucu komaya girer ve beş yıl komada kalır. Kadın komada iken kocası kendisinden boşanarak başka bir kadın ile evlenir ve oğluna bu kadın annelik yapar. Çocuk diğer kadını annesi olarak görür. Kadın komadan çıkar ve eşinin onu boşadığını öğrenerek oğlunu almak ister. Diğer kadının vermek istememesi ve sert tavrı ile karşılaşır." olduğu, romandaki hikayenin birebir diziye aktarıldığını, arada sadece dizinin kurgulanmasındaki detaylarda bazı farklılıklar bulunduğunu, romanda kadının trafik kazası geçirdiği, dizide ise yangın sonucu komaya girdiği, romandaki gibi dizide de, kadının 5 yıl sonra uyandığı, romanda kadın uyandığında eşinin yanında olmadığı ve nerede olduğunu merak ederek sorguladığı, eşinin yanına geldiği ve hasretle sarıldığı, kadına beş yıl uykuda olduğu söylenerek duruma alışmasının sağlandığı, hikayenin, diziye aynen alındığı, romanda kadının, annesinin eşine karşı soğuk davranışlarını sorguladığı ve bilmesi gereken bir şey olup olmadığını sorduğu, dizideki ... karakteri ve annesi arasındaki diyaloğun da aynı şekilde geliştiği, yine devamında aynen alınan hikayeye göre, kadının eve gitmek istediğini dile getirdiği ve annesinin doktorla bu konuyu konuşmak için dışarı çıktığı, kadının annesi ile peşinden gittiği eşi ile hararetli bir konuşmanın gerçekleştiği, birebir roman üzerinden hazırlanan dizi kurgusunda değiştirilenin sadece kadının, kendisi komadayken eşinin kendisinden boşanmış olduğunu kendi bilgileri ile öğrenmesi olduğunu, ardından aynen romandaki gibi dizide de kadının hastaneden çıkarak annesinin evine yerleştiğini, romandaki kurgudan farkının- dizideki gelişmeler farklı olduğu için- romanda kadının, komadaki uykusu esnasında çocuğunun olduğunu bilmezken, dizideki ... karakterinin çocuğu olduğunu bildiğini, romandaki gibi kadının bilmeden de olsa çocuğu ve eski eşinin karısı ile karşılaştığı ve çocuk dolayısıyla aralarında tartışma geçtiği, gerek romanda, gerekse dizide kadının, çocuğunu almak için mücadele ettiği, davacının romanındaki hikayenin aynen diziye aktarıldığını, davalı ... Yapım'ın uzlaşmaz tavrı bir yana, dizinin devam eden bölümlerinde müvekkilin haklarının ihlaline yönelik başvurusuyla dalga geçildiğini, görüşmelerin devamında bu defa da dizinin 108 ve 109. bölümlerinde telif hakları konusu işlenerek adeta müvekkili ve talepleri ile dalga geçildiğini, oysa davacının romanının kullanıldığı 103. bölümün büyük ilgi gördüğünü belirterek, tüm bu nedenlerle, davalıların TBK’nun 61. maddesi uyarınca mali ve manevi hakların ihlalinden müteselsilen sorumlu oldukları dikkate alınarak, fazlaya ilişkin tüm hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla; müvekkilinin eserinin izinsiz bir şekilde mali haklarının ihlalinin tespiti ile FSEK’nun 68/1. maddesi uyarınca tecavüzün ref'i ile varsayımsal bedelin tespiti ve üç katının müvekkiline ödenmesi amacıyla şimdilik 5.000,00-TL (belirsiz alacak) bedelin haksız fiil tarihinden itibaren avans faizi ile müvekkiline ödenmesine, müvekkilinin mali hakları ihlal edilmek suretiyle, davalıların elde ettiği kârın, varsayımsal bedelin üç katından fazla olup olmadığının tespiti ile aşan tutarın FSEK’nun 70/3. maddesi uyarınca 1.000,00-TL (belirsiz alacak) tutarında maddi tazminat olarak haksız fiil tarihinden itibaren avans faizi ile müvekkiline ödenmesine, müvekkilinin eserinin adı belirtilmeksizin, eseri izin alınmadan değiştirilerek umuma arz edilmesi ve eserden doğan diğer manevi haklarının ihlalinin tespiti ile FSEK’nun 67/1. maddesi uyarınca tecavüzün ref'i kapsamında, dizinin yayımlanmış ve yayımlanacak ilgili bölümlerinde müvekkilin “...” isimli eserinin kullanıldığını belirtir şekilde müvekkilin ve eserinin adına yer verilmesine, müvekkilinin eserden doğan manevi haklarının ihlal edilmesi nedeniyle FSEK ‘nun 70/1. maddesi uyarınca 20.000,00-TL tutarında manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren avans faizi ile müvekkiline ödenmesine, müvekkilinin eserinin adı belirtilmeksizin, izin alınmadan değiştirilerek umuma arz edilmesi ve eserden doğan diğer manevi haklarının ileride ihlal edilmesini önlemek üzere muhtemel tecavüz oluşturabilecek eylemlerin FSEK’nun 69. maddesi uyarınca önlenmesine, Mahkeme kararının FSEK’nun 67/2. ve FSEK’nun 78. maddeleri uyarınca, masrafı davalılara ait olmak üzere ilan edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ... ANONİM ŞİRKETİ vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uzun yıllardır Türkiye'de ve dünyada çeşitli dizi, sinema ve TV programı yapımcılığı işi ile iştigal ettiğini, dava konusu edilen ... dizisinin de müvekkili şirketin yapımcısı olduğu ve ... TV'de yayınlanan bir dizi olup, dizinin konusunun davacı tarafça kendisine ait olduğu belirtilen roman içeriğinden epey farklı olduğunu, zengin bir iş insanı olan ... isimli karakterin hayatında yer alan kadınların birbirleriyle ilişkilerinin konu edildiği dizinin, her hafta yayınlanan bölümünde yeni bir konu işleyerek seyirci ile buluştuğunu, yani dizinin sürekli değişen dinamik bir olay örgüsüne sahip olduğunu, davacı tarafın "..." isimli romanın birebir dizinin 103. bölümüne aktarıldığına yönelik beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, "..." isimli roman ve ... dizisinin 103. bölümü arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, ... dizisinin 103. bölüm hikayesi tamamen ... karakterinin gördüğü rüya üstüne kurulu olduğunu, bölümün 2021 Mart ayında yayınlandığını ve kurgusunun bölüm yayınlanmadan üç hafta önce yapıldığını, ...'nın 102. bölüm finalinde ... ve ...'ın evin yanması sonucu yangın dumanından zehirlendiğini, 103. bölüm başladığında olayın üstünden beş sene geçmiştir ve bu süreçte ...'ın karısını uzun zamandır komada olduğu için boşamış olduğunu, aynı süreçte, ...'ın ...’ın yokluğunda, ona takıntılı bir şekilde aşık olan ...’yla evlendiğini, ...'nun, ...’a olan takıntılı aşkı yüzünden ...’ın oğlu ... ...’ı kendi oğlu gibi benimsemiş ve büyütmüş olduğunu, ...’ın tek yakınının annesi olduğunu ve hastaneden onu annesinin çıkardığını, ...'ın annesin evine yerleştiğini, zira, gidecek başka yeri olmadığını, bölümün genel hikayesinin, bölüm karakterlerinin tam zıddına dönüşmesiyle ilgili olduğunu, bölümde yer alan karakterlerden ... ... hariç hepsisinin farkı bir yaşam sürdürdüğünü, örneğin ... olan iş adamı... karakterinin ... yapan biri haline geldiğini, dizinin kötü karakteri...'nin artık iyi bir kişilik olduğunu ve bu dönüşümlerin hepsinin karakterlerin önceki bölümlerdeki yaşamlarının tam tersi ve dolayısıyla devamı niteliğinde olduğunu, bölümün amacının izleyici şaşırtmak olduğunu ve ütopik bir dünya yarattığını, keza bunun dizi tarihinde ilk defa yapılan bir durum olmadığını, Amerika televizyonlarında oynayan, ... adlı dizinin, komadan çıkan bir adamın normal üstü yaşadıklarını anlatan bir yapım olduğunu, kaldı ki, bir çok Amerikan, İngiliz, Türk ve Kore yapımlarında rüya ile farklı bir hayata geçiş bölümlerinin sayısız kere yapıldığını, bunun ...’ya has bir durum olmadığını ve örneklerin olduğunu, ...'nın 103. bölümünün ... karakteri beş sene komada kalsaydı ne olurdu konusu üstüne kurulu bir varsayım bölümü olduğunu ve bu varsayımsal hikayenin, okullarda öğretilen bir sinema, dizi senaryo taktiği olduğunu, bu tarzın benzerinin 1998 yapımı ... filminde, 2009 yapımı . ... filminde yapıldığını, davacı tarafça, ... dizisinin 103 bölümünün 2018 yılında ... isimli internet sitesinde ... mahlası ile yayınlanan "..." isimli romandan aktarıldığı belirtilmiş ise de, söz konusu "..." isimli romanın hangi tarihte yayınlandığı ve davacının roman olarak belirttiği eserde hak sahibi olup olmadığı hususunun ispata muhtaç olduğunu beyan ederek, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... ANONİM ŞİRKETİ vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete tebliğ edilen dava dilekçesinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119/f maddesi gereğince bir dava dilekçesinde bulunması gereken hususlardan olan “iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği” hükmüne riayet edilmediğini, dava dilekçesi kapsamında, davacının ileri sürdüğü hususların, kendisine ait olduğunu iddia ettiği "..." isimli roman ile huzurdaki davaya konu edilmiş televizyon dizisinin 103. bölümünün olay örgüsünün bir kısmı arasında nasıl bir benzerlik ilişkisi kurulduğu ve dava dilekçesi kapsamında davacının davasının dayanaklarının anlaşılmadığını, davacının dava dilekçesindeki iddialarının hiçbirini HMK kapsamındaki ispat kuralları gereği ispat etmediğini, HMK’nın 190. maddesi uyarınca ispat yükünün iddia edilen vakaya bağlanan hukuki sonuçtan lehine hak çıkaran tarafa, yani bu durumda davacıya ait olduğunu, davacının, dava dilekçesi ile kayıp doğurucu bir fiilin varlığını ispat etmeksizin ve herhangi ciddi ve somut bir delil sunmaksızın, müvekkili şirketin kendisinin kişilik haklarını ihlal ettiğini iddia ettiğini, dava konusu yayında kişilik haklarının ihlal edici hiçbir unsurun söz konusu olmadığını, davacının "..." ismi ile 2018 yılında yayınladığı romanı ile müvekkilinin kanalında yayınlanan "..." isimli dizinin 103. bölümünde, davacının dava dilekçesi ile ileri sürmüş olduğu ölçüde, romanın birebir diziye aktarıldığına ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacının hukuki dayanaktan yoksun dava dilekçesi ile roman ve dizi bölümü arasındaki benzerlikleri hiçbir şekilde ortaya koyamadığını ve iddialarının somutlaştırma yükümlülüğüne açıkça aykırı davrandığını, davacının tüm hukuk kurallarına aykırı olarak davaya konu dizinin 108. ve 109. bölümlerinde telif hakkı konusunun işlenmesi sebebi ile kişilik haklarının ihlal edildiğini ileri sürdüğü ve davacının iddia ettiği bu kişilik haklarına yönelik ihlalin sadece ilgili bölümlerde konu edilen telif hakkı konusunun olduğunu ileri sürdüğünü, kişilik haklarının ihlaline sebebiyet veren hadiselere yer vermediğini, davacının kendisine ait olduğu iddia ettiği "..." isimli roman ile müvekkili şirketin kanalında yayınlanan "..." isimli dizinin 103. bölümü arasında davacının iddia etmiş olduğu şekilde bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili şirketin davacının mali haklarına tecavüzünün söz konusu olmadığından davacının FSEK'nun 68/1. maddesi uyarınca varsayımsal bedelin üç (3) katı tutarında tazminat talep etmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin davacı tarafından iddia olunan, manevi hakları ile kişilik hakkının ihlal edilmesinden kaynaklı manevi tazminat sorumluluğunun bulunmadığını, senaryonun müvekkili şirketin hakimiyet alanı dışında gerçekleştiğini, hatta müvekkili şirketin dizinin yapımına ilişkin sözleşmenin tarafı dahi olmadığını, dava konusu dizinin, müvekkili şirket tarafından, diğer davalı ... ... Şirketi’nin grup şirketi olan dava dışı üçüncü kişi ... ... Limited Şirketi (“...”) arasında imzalanan 13/03/2018 tarihli Dizi Film Yapım Sözleşmesi uyarınca hazırlanarak müvekkil şirkete ait “... TV” isimli televizyon kanalında yayınlandığını, müvekkili şirketin Sözleşme’ye konu dizinin sadece yayıncısı konumunda olduğunu, bir diğer deyişle, Sözleşme’ye konu ilgili dizinin, müvekkil şirketin bir iç yapımı olmadığını, yapımcı konumundaki diğer davalı ... Yapım şirketinin müstakil bir yapım şirketi hüviyetinde olup, müvekkili şirket ile arasında hiçbir organik bağın mevcut olmadığını belirterek, huzurdaki davanın müvekkil şirket açısından pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, haksız ve mesnetsiz davanın esastan da reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Somut olaya bakıldığında, davacıya ait eser ile dava konusu dizi senaryosu karşılaştırıldığında; ... isimli romanda ana karakter ... trafik kazası sonucu komaya girmişken, dizide ana karakter ... yangın sonucu geçirdiği baygınlık esnasında rüya görmektedir. ... isimli romanda ana karakter eşinin kendisinden boşanıp başkası ile evlendiğini kendi çabaları ile öğrenmektedir. Eşini takip eden ..., eşinin başkasıyla olduğunu öğrenmekte ve çocuğun baba demesiyle de çocuklarının olduğunu anlamaktadır. Ancak, dizide ana karakter ..., eşinin kendisinden boşandığını eşinin itiraf etmesi ile öğrenmektedir. ... isimli romanda ana karakter çocuk sahibi olduğunu bilmemekte,. komaya girdiğinde hamile olduğunu eşinden öğrenmektedir. Dizide ise ana karakter ... zaten yangın gerçekleştiğinde çocuk sahibidir ve çocuk sahibi olduğunu bilmektedir. ... isimli romanda ana karakter çocuğun kendisinden olduğunu bilmemekte ve diğer kadından olduğunu düşünmektedir. Çocuğun kendisinden olduğunu uyandıktan bir süre sonra eşi ile yaşanan tartışmada eşi tarafından söylenmesi üzerine öğrenmektedir. Dizide ise, ... çocuğun kendi çocuğu olduğunu zaten bilmektedir. ... isimli romanda ana karakter ...'nun eşi gerçek annesinin kim olduğunu söyleyerek çocuğu büyütmüş ve sonraki eşin annesi olmadığını bilmektedir. Dizi de ise çocuk ...'ın annesi olduğunu bilmemektedir. Çocuk babasının yeni eşini annesi olarak bilmektedir. ... isimli romanda ...'nun eşi ile daha sonra evlenen kişi tarafların önceden tanıdıkları birisi olmayıp, ... komadayken şirkette avukat olarak işe başlayan birisidir. Ancak dizide ...'ın eşinin evlendiği kadın, ...'ın ve eşinin daha önceden de tanıdıkları bir kişidir. ... isimli romanda, ana karakter ...'nun annesi eşinin kendisini boşadığını, başkasıyla evlendiğini kendisinden sakladığı ve tüm bunlara rağmen eşini sürekli evlerine alması nedeniyle annesine anlam verememektedir. Oysa dizide ana karakterin annesi ile bu şekilde bir öfke, kızgınlık, sitem hali bulunmamaktadır. ... isimli romanda ana karakter 20 yaşında ... bir kızdır. Romandaki karakter maddiyata önem vermeyen birisi olarak işlenmiştir. Oysa dizide ... karakteri 30 yaşlarında, daha önce de başka bir evlilik yapmış, zenginlik merakı olan birisi olarak işlenmiştir. Bu farklılıklar nedeniyle davacının roman ile dizi arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığı, dizideki karakterlerin yapıları ile romandaki karakterlerin de içerik olarak farklı olduğu, yaşanılan durumların da farklı olduğu, dizide daha önceki bölümlerle bağlantılı olacak şekilde ... karakterinin uyanması ile birçok şeyin değiştiği ve dizi karakterlerinin önceki bölümlerdekinin tam tersi kişiliklere büründükleri, romanda ana karakterin komaya girdiği, dizide ...’ın komaya girmeyip geçirdiği baygınlık sırasında gördüğü rüyada komaya girdiği, bu durumun dizinin bütün olarak izlenmesi ile de anlaşılacağı, davacının ana karakterlerin ... halinde olduğu süreye ve komadan sonra çocuklarını almak için mücadele etmeleri nedeniyle benzerlik iddiasında bulunulduğu, sinema ve TV'lerde sürekli bir şekilde işlenebilen, komaya giren bir hastanın uzun süre komada kalması nedeniyle hayatında değişiklikler olması ve uyandığında bu durumu öğrenmesi konusunun herhangi bir özgünlük-hususiyet barındırmadığı, salt bu duruma dayalı olarak eserin izinsiz kullanımı iddiasında bulunulamayacağı, karakterlerin kaza sonucu veya başka bir sebeple komaya girmesi, yıllarca komada uyutulması, uyandıklarında hayatlarında değişikliklerin olması sinema ve TV dünyasında genel olarak işlenen bir konu olduğu, her iki eserin de yazarının hususiyetini taşıyan farklı eserler oldukları, davalıların davacının eserden kaynaklanan mali ve manevi haklarına tecavüz etmedikleri anlaşılmakla, davanın reddine" karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Müvekkilinin "..." mahlası ile 5 yıldır hikayelerini yayımladığı bir sosyal mecra olan ... (www...com) isimli internet sitesinde 2018 yılından beri bu platformda yer alan “...” adlı eserini yayınladığını; davalı ... Yapım tarafından yapımcılığı gerçekleştirilen ve diğer davalıya ait ... Tv’de yayımlanan ‘’...’’ dizisinin 103. bölüm senaryosunda müvekkilinin izni alınmaksızın kullanıldığını, hukuka aykırı şekilde işlenmiş ve yayımlanmış olduğunu, Dizinin 22 Mart 2021 tarihinde yayınlanan 103. bölümündeki içerikle, davacının ... romanının içeriğinin birebir aynı olduğunu, arada sadece uzun süredir devam etmekte olan dizinin karakterlerine göre uyarlanmış detaylarda ufak tefek farklılıklar olduğunu, Müvekkilinin romanındaki hikaye, dizinin olağan akışından tamamen ayrılan 103. bölümde aynen diziye aktarıldığını, sanki dizi senaristleri tarafından oluşturulmuş gibi işlenmiş, temsil edilmiş, çoğaltılmış ve yayımlanmış olduğunu, bu durum, öncelikle müvekkilinin okurları tarafından fark edildiğini ve dava dilekçesinin ekinde sundukları yorumlar yapıldığını, Müvekkilinin romanı işlenerek oluşturulan dizinin genel kurgusunun tamamen dışına çıkan 103. Bölüm büyük ilgi gördüğünü, izlenme rekorları kırdığını, sosyal medyaya da yansıdığını, ...'da "..." olduğunu, müvekkilinin hem eseri üzerindeki mali ve manevi hakları hem de kişilik haklarının davalılar tarafından ihlal edildiğini, ihlalin tam da müvekkilinin, ... romanının basılı olarak yayımlanması için martı yayınevi ile görüştüğü döneme denk gelmesinin müvekkilini çok zor durumda bıraktığını ve martı yayınevinin bu olaylar nedeniyle teklifini geri çektiğini, -bilirkişi incelemesi sonucunda ... romanının müvekkili tarafından 1 Mart 2018 YILINDA ... isimli platformda yayınlandığı, dram kategorisinde 36. sırada olduğu, 783.000 kişi tarafından görüntülendiği, 35.000 kişi tarafından oylandığı tespit edildiğini, yine müvekkilinin söz konusu romanının "belli bir kurgusal hikayeyi karakterler ve olay örgüsü ile edebi bir üslup ve ifade tarzıyla bölüm bölüm anlatan yazılı bir metin" olduğu ve FSEK madde 2/1 uyarınca "ilim ve edebiyat eseri" olduğu görüş ve kanaati bildirildiğini, buna karşılık ne müvekkiline ait romanla ne de dava konusu diziyle hiçbir benzerliği olmayan dizi ve filmler örnek gösterilerek, benzer konuların işlenmesinin intihale yol açmayacağı yönünde bir değerlendirme yapıldığını, 35 sayfalık raporun, ilk 20 sayfası, dosyadaki dilekçelerden oluştuğunu, 21. Sayfadan 25. Sayfaya kadar, teknik inceleme kısmı bulunduğunu, 26. Sayfadan itibaren ise, yaklaşık 10 sayfada ise dava konusuna ilişkin değerlendirmeden ziyade, çeşitli hukuki açıklamalar yapıldığını, bu son 10 sayfanın sadece 30. Sayfasının sonunda başlayan ve 31. Sayfada son bulan bir (1) paragrafta dava konusuna değinildiğini, ancak bu bir paragrafta yer verilen açıklamaların ise hem verilen örneklerle ilgisi olmadığı hem de dava konusu roman ve dizi incelenmeden ezbere ve fikri haklara ilişkin kavramlar yanlış yorumlanarak oluşturulduğunu, hukuki açıklamalar içeren son 10 sayfalık bölümde -özellikle D.4 Yazarlık Yönünden Yapılan İnceleme ve Değerlendirmeler başlıklı bölümde- pek çok kısım Av. ...'ün "Telif Hukuku’nda İntihal Kavramı, Anonim Kullanımlar ve Tüm Bunların Karşısında Eser Sahiplerinin Fikri İmzası:Üslup" isimli makalesinden birebir alındığını ve fakat makaleye atıfta bulunulmadığını, Fikir Sanat Eserleri Hukuku kavramlarının yanlış yorumlanması bir tarafa intihal yapılarak oluşturulan rapora itiraz ettiklerini, ... romanını ve ... dizisinin 103. BÖLÜMÜNÜ'nün bilirkişilerce incelenmediğini, ileri sürdükleri benzerliğin temadan ibaret olmadığı, romanının kurgusunun birebir alındığını, farklılıkların, olay örgüsünü ve kurguyu değiştirmediği, sadece dizinin ana karakterlerinin o ana kadar senaryolaştırılan hikayelerine uyum sağlamak üzere yapıldığını, dizinin 103. Bölümünün tüm hikayesinin müvekkilinin romanıyla birebir örtüştüğünü, roman ve dizinin benzerliklerinin "ana karakterin komada kalması, uyandığında dünyasının değişmesi" kadar basit olmadığını, komada (uykuda) geçirilen sürenin bile aynı (5 yıl) olduğunu, her iki kurguda da ana karakterin kocasının bu sırada başka bir kadınla evlenmiş olduğunu, ana karakterin çocuğunun annesini bu kadın zannetmesi, ana karakter ile ana karakterin annesi ve kocasının ikinci eşi arasındaki olaylardaki detaylara kadar tamamen aynı şekilde işlendiğini, bu olay örgüsü ve kurgusal benzerliklerin bizzat davalı ... ...'nin davaya cevap dilekçesinde dahi yer aldığını, raporda örnek olarak sayılan film ve dizilerin davalıların dilekçesinden birebir alındığı ve bunların konu ya da kurgularının ... romanı ya da dizinin 103. Bölümüyle hiçbir ilgisi bulunmadığını, bilirkişi raporunun 29. Sayfasında müvekkilin romanının hususiyet unsurladığı taşıdığı tespit edildiğini, dava konusu dizi bölümündeki farklılıkların sadece dizinin ana karakterlerinin o ana kadar senaryolaştırılan hikayelerine uyum sağlamak üzere yapıldığı, ortada izinsiz bir işleme olduğu ve işleme eserlerin elbette ana eserden farklılıklar göstereceği dikkate alınmadığını, Davamızda bir edebi eserden diğer bir edebi eser oluşturulması değil, tamamen farklı teknik ve ifade ediliş biçimi gerektiren başka bir eser türü olan "sinema eseri" oluşturulmasının söz konusu olduğunu, FSEK 35'te düzenlenen iktibas serbestisinin dava konusu sinema eserine uygulanabilecek hükmü üçüncü fıkrası olduğunu, benzerliklerin bir kaç cümle ve fıkra ile sınırlı olmadığını, anonimlik bulunmadığını, sadece bir tema ya da duygu değil, romana hususiyetini veren olay örgüsünün aynen alındığını, -yeni bir rapor alınmayarak hak arama özgürlüğünün ihlali gerçekleştiğini, dosyada bir işlemenin söz konusu olduğu dikkate alınmadığı gibi, esinlenme-intihal incelemesi yapılmadığını, 12. Nitekim Yargıtay'ın yerleşik kararlarında; telif korumasının düşüncenin ifade ediliş şeklinin mutlak olarak korunması gerektiği, bir düşüncenin ifade edilmiş şeklinin kısmen dahi alınarak bir başka eserde kullanılması halinde artık esinlenmeden değil, ifadenin kullanılmasından söz edileceği kabul gördüğünü, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2003/4-260e., 2003/271k. Sayılı Kararında; bir eserde yapılan alıntıların ortaya çıkan yeni esere galip gelmesi halinde artık masum bir alıntıdan söz edilemeyeceği belirtildiğini, Mahkemece müvekkilinin haberdar olmasına yol açan okuyucu yorumlarının yok sayıldığını, tüm hukuki kavramların birbirine karıştırılarak müvekkilinin romanının edebi değeri tartışıldığını, dizinin önceki bölümleriyle hiç ilgisi olmayan bu 103. Bölümün olay örgüsü tamamen Müvekkilin romanı kullanılarak hazırlandığını, Davalılar tarafından ileri sürülen farklılıklar, olay örgüsünü ve kurguyu değiştirmediğini, sadece dizinin ana karakterlerinin o ana kadar senaryolaştırılan hikayelerine uyum sağlamak üzere yapıldığını, davalıların, 103. bölüm senaryosunun kim tarafından ne zaman oluşturulduğuna ilişkin hiçbir açıklama ve delil sunamadıklarını, bu tür uzun süreli ve adeta konusuz kalan dizilerde, seyirci ilgisini artırmak için senaryonun dışına çıkarak tamamen farklı bir hikaye işlendiği tüm sektörde bilindiğini, tüm bu kullanımların anonim olduğu, esinlenmeyi aşmadığı, dolayısıyla kullanılan hikaye, roman ya da diğer bir sinema eseri sahibinden izin alınması gerekmediğine yönelik yaklaşımın, fikir ürünlerini ve sahiplerini tamamen korumasız bırakacağını,
-yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de yanlış hesaplandığını, FSEK madde 68/1 uyarınca talep edilen tazminat tutarı zaten tecavüzün ref'i kapsamında talep edilmiş olup, Mahkemenin reddettiği bu talep için davalılar lehine iki defa (15.000,00-TL ve 5.000,00-TL) vekalet ücretine hükmettiğini, FSEK madde 70/3 kapsamında talep ettikleri maddi tazminat miktarının ise -belirsiz alacak olarak- 1.000,00-TL olarak talep edildiği halde, Mahkeme tarafından davalılar lehine 5.000,00-TL vekalet ücretine hükmedildiğini,
-gerçek bir inceleme yapılmadan ve bir makaleden intihal yapılarak hazırlanan bilirkişi raporu nedeniyle, raporu hazırlayan bilirkişilerin Bilirkişilik Yönetmeliği ve Etik İlkelerine aykırı davranmaları nedeniyle Mahkeme tarafından gerekli idari işlemlerin yapılması ile Bilirkişilik Yönetmeliği'nin 51. Maddesi ve 2023 Yılı Bilirkişilik Asgari Ücret Tarifesi'nin 12. Maddesi gereği bilirkişilik ücret ve masraflarının ödenmemesi yönündeki taleplerinin de dikkate alınmadığını, Taraflarınca bilirkişiler hakkında gerekli şikayetler yapılacak olup; müvekkilinin ... isimli eserinin davalılarca birebir kullanıldığını, davalıların da aksine ilgili bölümün senaryosunun kim tarafından, ne zaman oluşturulduğuna ilişkin herhangi bir açıklama ve delil sunamadıklarını, bu nedenle hikaye ve olay örgüsünde işleme nedeniyle ortaya çıkan farklılıkları öne çıkararak savunma yaptıklarını bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... A.Ş. vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Hükme esas alınan bilirkişi raporunda hukuka uygun bir şekilde gerçekleştirilen inceleme neticesinde Davacının kendisine ait olduğu iddia ettiği "..." isimli fikri ürün ile Müvekkil Şirket kanalında yayınlanan "..." isimli dizinin 103. bölümü arasında esinlenme ötesinde intihale neden olabilecek bir benzerlik bulunmadığı, intihal iddiasına gerekçe olarak sunulan benzerliklerin benzer pek çok eserlerde kullanılabilen genel ve harcıalem kurgusal özellikler olduğu, şikayete konu roman ile dizi film arasında esinlenme sınırını aşarak intihale neden olabilecek bir durumun olmadığı, benzer konuları işlemesi nedeniyle oluşan olağan ve makul bir benzerlik olduğu, Davacı'nın iddiasına gerekçe olarak sunulan benzerliklerin benzer diğer eserlerde de kullanılabilen genel kurgusal özellikler olduğu ve şikayete konu roman ile televizyon dizisi arasında intihali oluşturacak herhangi bir benzerlik ilişkisinin bulunmadığı ve davacı tarafın hak ihlali iddiasının geçersiz olduğu görüş ve kanaatine varıldığını, Rapor'un ve Yerel Mahkeme kararının ne açıdan yetersiz olduğunun taraflarınca anlaşılmadığını, Yargıtay kararlarından da görülebileceği üzere, karakterlerin bir kaza veya hastalık sonucu komaya girmesi, yıllarca komada veya bitkisel hayatta kalması, uyandıklarında hayatlarında çeşitli değişiklikler fark etmeleri (yakınlarının ölmüş olması, sevdiklerinin başkalarıyla evlenmesi gibi), gerek Türk sinema ve televizyonlarında gerekse Dünyada sıklıkla görülen bir hikaye örgüsü olduğunu, örnek olarak Dünya çapında büyük ilgi gören " ..." dizisinde de ana karakter komaya girmekte, yıllar sonra uyanmakta ve tüm dünyasının değiştiğini gördüğünü, "..." isimli dizide, "..." karakteri 8 sene süre ile ... benzeri bir durumda kaldıktan sonra uyandığında kendini tamamen farklı bir konumda bulduğunu, "..." isimli televizyon filminde de 1997 yılında lise mezuniyetine giderken kaza geçirip komaya giren ...'nın 22 sene sonra komadan uyanıp kazadan önce sevdiği Sezanın peşinden gitmesi konusu işlendiğini, Raporun 30. sayfasında da aynı hususa değinilmiş ve her ne kadar Davacı yan dava dilekçesi ile intihal iddiasının ispatına ilişkin olarak izinsiz kullanıldığını iddia etmiş olduğu romanının hikayesinin ana detaylarına yer vererek hem roman hem de televizyon dizisindeki ana karakterin kaza geçirerek yıllarca komada kaldıktan sonra uyanması ve dünyasının tamamen değişmiş olmasının benzerlik teşkil ettiğini belirtmişse de, Rapor kapsamında bu şeklindeki benzerlik iddiasına konu kurgusal özelliklerin ... (2005), T.C. İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2021 / 219 Esas sayılı Dosya için Bilirkişi Raporu... (1998), ... (1995), ... (2019), ... (2014), ... (2019), ... ... (2017), ... (2018), ...! (2003), ... (2012), ... (2022), ... (2010-2022), ... (1983) gibi pek çok sinema ve dizi filmde işlenen ve kimsenin tekel iddia edemeyeceği genel kurgusal özellikler olduğunun açıkça tespit edildiğini, davaya konu Dizi bölümü ile Davacı'ya ait olduğu iddia edilen "..." isimli romanında, "benzerlik" olarak yorumlanmaya açık olan tek hususun "..." unsuru olduğunu, bir yerde karakterin gerçekten bir hastalık sebebi ile bir süre komaya girmesi söz konusu iken, diğer tarafta diğer karakterin yangın sonucu görmüş olduğu rüya esnasında komaya girmesi işlendiğini, Dizi'de ana karakter gerçekten komaya girmediğini, dosya kapsamında yapılan incelemede de Davacı'nın "..." isimli romanında ve Dizi bölümünde geçen olay ve olguların toplumda, sosyal yaşamda ve ortaya çıkan genel geçer nitelikte anonim unsurlar olduklarını, Davacı tarafından istinaf dilekçesinde ileri sürülen farklılıkların, olay örgüsünü ve kurguyu değiştirmediğini, sadece dizinin ana karakterlerinin o ana kadar senaryolaştırılan hikayelerine uyum sağlamak üzere yapıldığını, fikirler üzerinde herhangi bir telif hakkı iddiası mümkün olmadığından ... hali fikrinden bahisle telif hakkı ihlali iddiasının hukuken kabul edilebilir olmadığını, komadan çıkıp hayata geri adapte olunması sürecinin konu edinilmesinin yaratıcılık ve hususiyet barındırmadığını, Davacı’nın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... ... AŞ vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Mahkemenin red kararı ve gerekçesi dosya kapsamına uygun olup davacı tarafın istinaf başvurusun esastan reddini talep ettiklerini, aldırılan bilirkişi raporunda hem kitap, hem de dizinin 103. Bölümünün incelemesi yapıldığını ve denetime elverişli olabilecek şekilde rapor tanzim edildiğini, tanzim edilen raporda da davacının eserden kaynaklanan mali ve manevi haklarına tecavüz olmadığı hususu açık şekilde belirtildiğini, davacı tarafın istinaf başvurusun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalıların davacıya ait "..." isimli romanın ... TV' de yayımlanan "..." isimli dizide izinsiz olarak senaryolaştırılmak suretiyle FSEK'nun 68. ve 70. maddeleri uyarınca mali ve manevi haklarına tecavüz edildiği iddiasıyla açılan, maddi ve manevi tazminat davasıdır. Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan ... isimli roman ile ilgili eser sahipliği belgesi sorulmuş, eserle ilgili herhangi bir kayıt bulunamadığı bildirilmiştir.
Dava konusu teknik bilgi gerektirdiğinden Mahkemece davaya konu ... dizisinin 103. bölüm kaydı dosya içine getirtilmiş, dizi film kaydı, davacının eserinin yayınlandığı bildirilen https://www...com alan adlı internet sitesi ve dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, FSEK uzmanı ..., yazar ..., ... programcısı ... ve bilişim uzmanı ... ...' den oluşan bilirkişi heyeti 20/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda; https://www...com alan adlı internet sitesinde yapılan incelemelerde; taraf vekillerinin ve davacının hazır bulunduğu sırada 14/09/2022 tarihinde yapılan incelemede ve gerek internet sitesi üzerinde yapılan incelemelerde; https://www...com internet sitesinin, kullanıcı hesabı oluşturmak suretiyle siteye üye olanların kendi hikayelerini, romanlarını ve sair yazı türlerini çeşitli kategoriler altında (Aksiyon, bilim kurgu, gerilim, korku, klasik, macera, mizah, romantizm, şiir) yazdıkları bir site olduğu, Mahkeme duruşma salonunda 14/09/2022 tarihinde yapılan incelemede, davacı asilin "..." kullanıcı adı ve şifresi ile bilirkişi heyetinin ve taraf vekillerinin huzurunda https://www...com internet sitesinde oturum açtığının görüldüğü, taraf vekillerinin de hazır bulunduğu ve takip ettikleri işlemler sırasında, davacıya ait olduğu belirtilen "..." isimli romanın https://www...com alan adlı internet sitesinin https://www... com/.../..-...-tamamlandi URL adresinde bulunduğu,
romanın ilk olarak 01 Mart 2018 tarihinde yayınlandığı, yazının Dram kategorisinde 36. sırada gösterildiği, romanın, incelemenin yapıldığı gün itibari ile 783K (783 Bin) kişi tarafından görüntülendiği, 35K kişi tarafından oylandığı ve yazının 40 bölümden oluştuğu, davacı tarafça kullanıcı adı ve şifresi girilmek suretiyle açılan “...” kullanıcı adlı hesaptaki “...” isimli yazarın yayımlanmış 6 eserinin (ve kendi şifresi ile oturum açıldığında görülebilen, sadece kendisinin görebildiği 3 taslağının) bulunduğu, adı geçen yazarın 13 Şubat 2018 tarihinde https://www...com internet sitesine üye olduğu, "..." isimli roman hakkında yapılan yorumlara bakıldığında, ilk yorumların 31/03/2018
tarihinden itibaren, son yorumun 23/09/2022 tarihinde yapıldığı, yapılan incelemede esinlenme ötesinde intihale neden olabilecek bir benzerlik bulunmadığı, intihal iddiasına gerekçe olarak sunulan benzerliklerin benzer pek çok eserlerde kullanılabilen genel ve harcıalem kurgusal özellikler olduğu, şikayete konu roman ile dizi film arasında esinlenme sınırını aşarak intihale neden olabilecek bir durumun olmadığı, benzer konuları işlemesi nedeniyle oluşan olağan ve makul bir benzerlik olduğu, davacının iddiasına gerekçe olarak sunulan benzerliklerin benzer diğer eserlerde de kullanılabilen genel kurgusal özellikler olduğu ve şikayete konu roman ile TV dizisi arasında intihali oluşturacak herhangi bir benzerlik ilişkisinin bulunmadığı ve davacı tarafın hak ihlali iddiasının bu aşamada şartlarının oluşmadığı, davacının eserinde ve davalının senaryosunda geçen olay ve olguların toplumda, sosyal yaşamda ve ortaya çıkan genel geçer nitelikte anonim unsurlar oldukları, olaylar, olgular, mahaller, genel fikir ve düşünceler, canlıların genel karakteristik özellikleri ve kamuya mal olmuş bu tür başkaca birçok anonim unsurun tek başına telif hakları bağlamında koruma bulmadığı, burada önemli olan hususun hususiyet arz edecek şekilde bunların ifade ediliş biçimi olduğu, davalının davacın eserinden intihal yapmadığına dair görüş bildirmişlerdir. Alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamı ile; davacıya ait dava konusu "..." isimli çalışmanın, öykü, tema, kahramanlar, olayların akışı ve gelişiminin somut bir şekilde ortaya konularak bir öykü oluşturulmuş olduğu göz önüne alındığında, belli bir fikri emek verilerek orijinal olarak oluşturulan, FSEK'nun 1/B ve 2. maddeleri kapsamında edebiyat eserleri kapsamında kalan bir eser olduğu, dava konusu ... dizisinin 103. Bölümünün yayınlandığı tarihten önce https://www...com alan adlı internet sitesinde davacı tarafça yayınlandığı tespit edilmiştir.
Somut olaya bakıldığında, Davacı taraf, ... isimli eserin konusunun, "..." isimli dizinin 103. bölümünde kullanıldığını ileri sürmüş olup, FSEK.nun 1/B.a bendindeki hususiyet unsurunun eserin bütünü itibariyle göz önüne alınması gerektiği, hususiyet unsuru teknik bilgi gerektirmesine göre, davacının eserleri ile dava konusu dizinin işlenişi yönünden bilirkişi heyetinden rapor alındığı, rapora göre dizide konu yönünden benzerlikler tespit edilmekle birlikte, hikayenin ilerleyişi karakter ve özellikler bakımından farklılıklar bulunduğu, olay örgüsünün benzer şekilde ilerlemesi dışında, karakterlerin benzer özellikler taşımadığı, FSEK ile, FSEK'nun 1/B maddesinde belirtildiği şekilde esinlenme için eser sahibinin izni gerekmediği, eserin, diğerine düşünce yapısının yansıyıp, içeriğinin geçmediği durumlarda serbest kullanma söz konusu olacağı, rapor'da her iki taraf eserinde de ana karakterin komaya giriyor olması, eşinin boşanıp başkasıyla evleniyor olması, 5 yıl komada kalması, hastaneden sonra annesinin evine yerleşmiş olması, çocuğunu almak için mücadele etmesi gibi olay ve olguların klişe kabul edilebilecek bir olay örgüsü olduğu, dava dosyasındaki konusunda uzman, akademisyen ve sektörden kişilerden oluşan bilirkişi kurulu tarafından düzenlendiği, dava konusu hususun teknik yönlerini denetime ve hüküm kurmaya elverişli şekilde açıklandığı, dava konusu eserlerin karşılaştırılması sonucu ortada izinsiz işleme yada intihalin sözkonusu olduğunun değerlendirilmediği, gerekçede de tüm benzerlik ve farklılıkların ayrıntılı olarak açıklandığı, raporun hatalı ve usule aykırı hazırlandığı iddia edilmiş ise de, bilirkişilere ücret verilmemesini gerektirecek dosyaya yansıyan delil bulunmadığı, dava konusu talepler incelendiğinde objektif dava yığılması bulunduğu, buna göre vekalet ücretlerinin ayrı ayrı maddi tazminat kalemleri talep edilmesi nedeniyle hesaplama yapılmasında aykırılık bulunmadığı ancak vekalet ücreti hesaplanırken davacının FSEK madde 70/3 kapsamında talep ettiği maddi tazminat miktarının 1.000,00-TL olarak talep edildiği halde, Mahkeme tarafından davalılar lehine 5.000,00-TL vekalet ücretine hükmedildiği, buna göre davacının istinaf isteminin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,
2- İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 04/05/2023 tarih, 2021/219 E., 2023/92 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3- Davanın REDDİNE,
4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken maddi tazminat, manevi tazminat, tecavüzün tespiti, FSEK'nun 68/1 mad.uyarınca tazminat davaları yönünden (732,00x4=2.928,00 )TL karar harcından peşin alınan 444,02 TL'nin mahsubu ile 2.483,98 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4/c-Davalı vekiline eserden kaynaklanan mali ve manevi haklarına tecavüz edildiğinin tespiti ve ref'i davası için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 15.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,
4/d-Davalı vekiline FSEK'nun 68/1.maddesi uyarınca talep edilen tazminat davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,
4/e-Davalı vekiline FSEK'nun 70/3. maddesi uyarınca talep edilen maddi tazminat davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,
4/f-Davalı vekiline FSEK'nun 70/1. maddesi uyarınca talep edilen manevi tazminat davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 15.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,
5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 150,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 642,00 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/02/2026

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim