Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/1427
2025/258
13 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2022/1427 Esas
KARAR NO:2025/258
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ:26/10/2021
NUMARASI:2018/39 E. - 2021/318 K.
DAVANIN KONUSU:Marka (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/02/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Fransa/Paris merkezli dünyaca ünlü bir firma olduğunu, dilekçede örnekleri bulunan markaların sahibi olduğunu, Türkiye'de de mağazalarının bulunduğunu, Davalı ... Otel'in ... unvanlı oteller zincirinin işleticisi / sahibi olduğunu, Davalı ...'ın; “...” içerisinde bulunan bir dükkanın yetkilisi olduğunu, Davalı ...'ın; “...” içerisinde bulunan bir dükkanın yetkilisi olduğunu, Davalı ...'in; ... içerisinde bulunan bir dükkanın yetkilisi olduğunu, müvekkilinin şikayeti üzerine Antalya C. Başsavcılığı ve Kemer C. Başsavcılığı nezdinde yapılan soruşturmalara uyarınca davalılar aleyhine tespit edilen ürünlere el koyma kararları verildiğini ve ürünlere el konulduğunu, davalıların “Marka Hakkına Tecavüz” eylemini beraber ve irade birliği ile gerçekleştirmiş olduklarından hepsinin aleyhine tek dava açıldığını, Marka Hakkına Tecavüz eyleminin tespiti ceza kovuşturmaları ile sabit olduğunu ve ticarethanelerde ele geçen malların yedieminde bulunduğunu, ..., ... ve ...işyerinin sahiplik durumu ne olur ise olsun “işyeri sorumlusu” , “işyeri yetkilisi” sıfatına sahip olduklarından hem cezai hem de hukuki sorumluluklarının bulunduğunu, ... A.Ş.'nin işletmecisi olduğu ... oteller zincirinin gayrimenkulün tamamı üzerinde tasarruf hakkına sahip olduğunu, tasarrufları altındaki bir gayrimenkulde kanuna aykırı bir eylemin, bir haksız fiilin işlenmekte olduğunu zaten bilmek zorunda olduklarını ancak buna ilişkin ihtarnamenin de gönderilmiş olduğunu bu sebeple haksız fiilin ikasını kolaylaştırdığını ve iştirak ederek asli fail olduğunu belirterek, davalıların müvekkilinin marka haklarına tecavüzünün tespitine, durdurulmasına ve önlenmesine, dava konusu malların imhasına, 5.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ...markası otellerinin işletmecisi olduğunu, diğer davalılarla ve dava konusu ile herhangi bir maddi/hukuki ilişkisi bulunmadığını, davanın öncelikle husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak da açılamayacağını, markaya tecavüz halini oluşturacak fiillerden ve haksız fiil teşkili sağlayan şartların hiçbirini müvekkili şirketin gerçekleştirmediğini, davacının manevi tazminat taleplerinin de fahiş olduğunu ve adil olmadığını belirterek, davanın öncelikle husumet yokluğundan reddini, aksi halde esastan reddini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; maddi tazminat talebinin tespit edilebilir nitelikte olduğunu bu yüzden belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davalılar arasında dava arkadaşlığı bulunmadığını, davaların ayrılması gerektiğini, davacının maddi ve manevi zararlarından müvekkilinin tek başına ve ya diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulamayacağını, Antalya 5. Sulh Ceza Hakimliğince müvekkili hakkında iddianame düzenlendiğini ancak, müvekkilinin işyerinin sahibi, sorumlusu veya yetkilisi olmadığını bu nedenle pasif husumet nedeniyle davanın reddi gerektiğini belirterek, davanın müvekkili yönünden öncelikle husumet yokluğundan reddini, aksi halde davaların ayrılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, öncelikle yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, ayrıca davanın belirsiz alacak davası açılmasında hukuki bir yararının bulunmadığını ve davanın belirli alacak davası olarak görülmesi gerektiğini, davalılar arasında hiçbir organik bağ bulunmadığını ve davaların ayrılması gerektiğini, dava konusu ürünlerin müvekkili tarafından 2014 yılında bir seyyar satıcıdan aldığını, müvekkilinin ilkokul mezunu olduğunu bu nedenle aldığı ürünlerin markası, lisansı, vb. özelliklerine dikkat etme, araştırma kabiliyetinin daha az olduğundan ürünlerle ilgili araştırma yapılmasının beklenemeyeceğini belirterek, davaların ayrılmasına ve müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin davanın tarafı olmadığını, müvekilinin işyerinde sigortalı olarak çalıştığını, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "Tüm bu açıklamalar muvacehesinde toplanan deliller, ceza dosyaları, hükme esas alınan denetime elverişli bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalılardan ... ve ...'ın kullanımlarının, davacının marka haklarına tecavüz ettiğinin tespti ile, bu tecavüzlerin durdurulmasına, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu bağlamda davaya konu ürünlerin kararın kesinleşmesi ile birlikte acele imhasına, davalılardan ...yönünden açılan davanın esastan reddine, davalılardan ...yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, 77.835,41 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı ...n alınarak, davacıya verilmesine, 348.030,16 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı ... alınarak, davacıya verilmesine, 300.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı ... ve... müştereken ve müteselsilen tahsili ile, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, tecavüz eylemi aynı zamanda haksız fiil teşkil ettiğinden masrafı davalılar ... ve ...'a ait olmak üzere hükmün ilanına karar verilmesi gerektiği," şeklindeki gerekçeleri ile,Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, davalılardan ... ve ...'ın kullanımlarının, davacının marka haklarına tecavüz ettiğinin tespti ile, bu tecavüzlerin durdurulmasına, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu bağlamda davaya konu ürünlerin kararın kesinleşmesi ile birlikte acele imhasına,Davalılardan ... Otel yönünden açılan davanın esastan REDDİNE, Davalılardan ... yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, 77.835,41 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı ... alınarak, davacıya verilmesine, 348.030,16 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı ... alınarak, davacıya verilmesine, 300.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı ... ve ... müştereken ve müteselsilen tahsili ile, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Hüküm Hüküm özetinin Türkiye çapında yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde masrafı davalılar ... ve ...'a ait olmak üzere bir kez ilanına, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın ... hakkındaki kısmı kısmen temyizi ettiklerini, ... A.Ş. bakımından; ... A.Ş. Ve vekillerine karşı olan cevaba cevap dilekçelerini tekrar ettiklerini, ... A.Ş.'nin bilmesi gereken kanun ve hukuka aykırı bir eylemi kendisine ihtarname gönderilmiş olmasına rağmen tam tasarruf ve kontrolü altındaki gayrimenkulün içinde işlenmesine yer sağladığını, önlemediğini, aksine kolaylaştırılmış olduğundan basit bir husumet itirazı ile sorumsuzluğuna karar verilemeyeceğini, diğer tüm davalıların ...A.Ş.'nin ikracısı olduğunu, dosyaya sunulan kira sözleşmelerinde açıkça ... A.Ş.'nin diğer davalıları denetleyebileceği ve hiçbir hal ve şart altında kiralanan mülklerde sahte ürün satılmaması ile ilgili maddeler bulunduğunu, buna karşın alınan tedbirler ile ilgili ...A.Ş. tarafından bir açıklama yapılmadığını, iddia edilen ve Ceza Mahkemeleri tarafından teyit edilip karara bağlanılan suçların ... A.Ş.Tarafından işletilen otellerin sahası içerisinde işlendiğini, yapılan arama ve el koyma işlemlerinden ... A.Ş.'nin bilgisi olmamasının mümkün olmadığını, haksız fiillerin vuku bulduğu mahallerin kapısında güvenlik görevlileri bulunan, ilgisini ispat etmeyenlerin içeri alınmadığı 5 yıldızlı otel sahası içerisindeki dükkanlar olduğunu, davalı ... A.Ş. tarafından dosyaya ibraz edilen kira kontratlarının ısrarlı iddialarına rağmen incelenmediğini, ... A.Ş.'nin bu ticarethanelerden kira bedellerini, ticarethanede icra edilen ticari faaliyetin gelirinden tahsil ettiğini, aksini iddia ve kabulün ticareti reddetmek olduğunu, kiraya verenin başka şirket olduğu iddia ve savunmasının tüzel kişilik perdesi arkasına saklanmaktan başka bir şey olmadığını, bu konuda 28.03.2018 tarihli cevaba cevap dilekçelerinin 4 numaralı paragrafını tekrar ettiklerini, ... A.Ş.'nin yargılamanın hiçbir safhasında "uyarılmadık" savunmasını yapmadığını, sadece sorumluluğu reddettiklerini, müvekkili şirketin karşı karşıya kaldığı hukuka aykırılığı engellemek... A.Ş.'nin elinde olmasına rağmen bu hususta hiçbir iyi niyet gösterilmediğini ve müvekkili şirketin bu fiil neticesinde zarar görmeye devam ettiğini, ....'in husumet ehliyeti olduğunu, yapılan aramada iş yerinde işleten, sorumlu olarak bulunduğunu, davaya esas teşkil eden ceza dava dosyasında ...' in Meydan Polis Merkezi Amirliği'nde 14.12.2017 tarihinde saat 14:30'da verdiği ifadede dükkan sahibinin dükkanda olmadığını, dükkana fazla gelip gitmediğini, dükkanda sürekli kendisinin durduğunu, mağazada bulunan ürünleri çevrede bulunan dükkanlar, otelin önünden geçen minibüslerde satan şahıslardan alıp dükkana koyup sattıklarını, bu ürünler hesaplı olduğu için ticari amaçlı satış yaptığını söylediğini, Kemer 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/240 sayılı dosyasından görülmekte olan davanın 18.12.2018 tarihli ilk duruşmasında da çelişkili cevaplar verdiğini, ifadesini aynen tekrar ettiğini beyan ettiğini, çelişkili cevaplar verdiğini, ürünlerin alımı ile bilgisi olmadığını ve dükkana gelen ürünleri içeri taşıyarak tezgahtar olarak satışını yaptığını beyan ettiğini, ...'in ceza davasından beraat etmiş olmasının hukuki anlamda sorumsuzluğunu beraberinde getirmeyeceğini, hukuk mahkemesinin ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmadığını, ceza mahkemesinin hukuk mahkemesi kararı ile bağlı olabileceğini, ilk derece mahkemesi kararının davalılardan ... A.Ş. Hakkında esastan, ... hakkında husumet olmadığından reddine dair kısmının bozularak kaldırılmasına, davalarının talep ettiklerini gibi kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı... vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın hukuke aykırı olduğunu, müvekkilinin "..." unvanlı iş yerinin 2011 yılından beri yetkilisi olduğunu, kolluğun müvekkiline ait olduğu iş yerinde arama yaparak arama sonucunda davacıya ait markayı taşıdığı iddia edilen ürünlere el konulduğunu, bahse konu ürünlerin müvekkili tarafından 2014 yılında "çantacı" olarak tabir edilen İzmir plakalı bir araçla gelen seyyar satıcıdan fiyatı düşük olması sebebiyle alındığını, müvekkilinin söz konusu davalı taraf ile mücadele etme şansının da ismini kullanma kastının da olmadığını, müvekkilinin esnaf olduğunu, haksız rekabet etme ve sınai haklara muhalefet etme çapı ve bilgisine sahip olmadığını, bilirkişi raporları arasında çelişki olduğunu, hükme esas alınan 03.04.2021 tarihli rapor ile davalı müvekkilinin el konulan ürünleri ve ortalama fiyatları üzerinden toplam 348.030,16 TL tazminat talep edilebileceğinin belirtildiğini, bu rakamın davacının Türkiye sitesinde fiyatlar yer almadığından Avrupa sitesinde yer alan Euro fiyatları üzerinden hesaplanmakla birlikte ortalama %20 karlılık oranına göröe esas alındığını, 21.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda 8 çift olarak belirtilen ayakkabının 03.04.2021 tarihli raporda 9 çift olarak hesaplamaya dahil edildiğini, bu hususta itirazlarının mahkemece reddedildiğini, 21.01.2021 tarihil raporda davacının yurt dışı firması olması ve davalıların adresinin Antalya olması sebebiyle davalılara ait defter incelemesi yapılamadığından davacının talebi olan SMK 151-2-a kapsamında hesaplama yapılamadığı beyan edilirken 03.04.2021 tarihli raporda hesaplama yapılması ve bu hesaplamanın da davacının talep ettiği hesaplama yöntemiyle yapılmasının hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, müvekkilinin ilkokul mezunu olması sebebiyle marka ve lisans hakkında bilgisi bulunmadığını, bu hususlar karşısında müvekkiline bir tazminat yöneltilmesinin hakkaniyetle bağdaşmadığını, mahkeme aksi görüşte ise tazminat miktarı belirlenirken davacının talep ettiği hesaplama yönteminin uygulanamayacağını, müvekkilinin mağazasında ele geçirilen ürünlerin zaten satışmamış olduğunu ve söz onusu ürünler yüzünden davacının herhangi bir zarara uğramasının mümkün olamayacağını, zarara uğramış ise bunu somut verilerle ispatlaması gerektiğini, müvekkilinin mağazasındaki ürünlerin fiyatları ile davacının internet sitesindeki ürünlerin fiyatları arasında mukayese edilemeyecek değerde çok büyük bir fark olduğunu, ürün satın almak isteyen bir alıcının aynı değerdeki replika bir ürünü değil davacı yanın internet sitesindeki ürünü almayı tercih edeceğini, bu anlamda yapılan hesaplama ve tazminat miktarlarının mantık sınırı çerçevesinde kalmadığını, tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, davacının tazminat talep edebilmesi için yoksun kaldığı bir kazancın da bulunmadığını, SMK m.151 ışığında da görüleceği üzere müvekkilinin mallarına el konulduğunu, yani müvekkilinin satış yapmadığından rekabet ortamı oluşmadığı gibi elde ettiği bir kazancı da olmadığını, müvekkillerine yöneltilen tazminat talebinin haksız olmasıyla birlikte, aksi görüşte olunması halinde tazminat miktarı belirlenirken davacının talep ettiği hesaplama yönteminin uygulanamayacağının altını çizmek gerektiğini, müvekkilinin bilmeden ve istemeden davacının reklamını bile yaptığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte 556 sayılı KHK m.61 ışığında, müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiği düşünülse dahi ele geçirilen ürünlerin zaten satılmamış olması ve el konulmuş olması nedeniyle davacının tecavüzünün giderildiğinin her haliyle ortaya çıktığını, davacı tarafın talep ettiği manevi tazminat talebinin küçük bir dükkan işletmecisi olan müvekkili açısından fahiş ve telafisi mümkün olmayan zararlar doğuracak miktarda olduğunu, uğradığı zararın ötesine geçtiğini, manevi tazminatın lehine hükmedilen kişi için bir zenginleşme sebebi olmaması gerektiğini, aleyhine hükmedilen kişi için de bir ceza niteliği taşımaması gerektiğini, davacının talep ettiği doğrultuda ilk derecee mahkemesinin hükmettiği miktarın haksız fiil neticesinde duyulan elem ve üzüntünün giderilmesi amacından çok müvekkili tarafına yüklenmeye çalışılan bir ceza niteliğinde olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ...'ın arama ve el koyma kararının uygulanmış olduğu iş yerinin sahibi olmadığı gibi iş yeri sorumlusu ve/veya iş yeri yetkilisi sıfatına haiz olmadığını, bu nedenle husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı vekili talep miktarının tüm dikkat ve özenin gösterilmesine rağmen kesin olarak belirlenebilmesinin olanaksız olduğunu iddia etmişse de davacının valrığını iddia ettiği maddi tazminat alacağının davacı açısından tespit edilebilir nitelikte olduğunu, dava dilekçesinde hiçbir somut açıklamada bulunulmadığı gibi birbiriyle çelişen soyut açıklamalara dayalı olarak davacı tarafından sadece maddi tazminat talebinde bulunulmakla yetinildiğini, davalı vekilinin davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması nedeniyle ihtiyari dava arkadaşlığı olduğunu iddia ettiğini, ancak somut olayda böyle bir dava arkadaşlığı bulunmadığını, davacı yan tarafından her ne kadar davalı ... A.Ş.'nin ... unvanlı oteller zincirinin işleticisi/sahibi olduğu otellerde arama ve el koyma kararları uygunlanmış ise de her üç otel içerisindeki iş yerleri farklı kişiler tarafından işletilmekte olup bu kişiler arasında doğrudan veya dolaylı olarak hiçbir organik bağ bulunmadığını, birbiriyle ilgi ve alakası olmayan birden fazla kişiye karşı bir arada husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacı vekilinin davalıların marka hakkına tecavüz eylemini birlikte ika etmeleri nedeniyle tazminatların müşterek ve müteselsilen ödettirilmesi gerektiğini iddia ettiğini ancak bunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı müvekkilinin iş yeri sahibi olup olmamasının husumet itirazını haklı kılmayacağı iddia edilmiş ise de davalı müvekkilinin arama ve el koyma kararının uygulandığı iş yerinin sahibi, sorumlusu veya yetkilisi sıfatına haiz olmadığını, bu nedenle husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, 16.02.2017 tarihinde yapılmış olan arama ve el koyma işleminin gerçekleşmiş olduğu işyerinin kararının infaz edilmiş olduğu 16.02.2017 tarihinde ticari olarak henüz faaliyete geçmemiş bir iş yeri olduğunu, el konulan ürünlerin de satışa arz edilmemiş ürünler olduğunu, ürünlerin yediemine alındığını, davacının herhangi bir zararının oluşmadığını, marka hakkına tecavüz eyleminin arama kararında tespit edilmiş olduğu iddia edilmekte ise de benzer şekilde doğrudan doğruya davalı müvekkilinin hukuki sorumluluğunun da olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacının talep ettiği maddi ve manevi tazminat hesaplama yöntemine göre davacının zararını kanıtlamakla yükümlü olduğunu, mahkeme tarafından arama ve el koyma kararının infaz edildiği iş yerine ait ticari defterler ve mahkeme tarafından bilirkişi marifetiyle incelenmesi neticesinde taklit veya imitasyon olduğu iddia edilen ürünlerin satılıp satılmadığı, satılmış ise ne kadar satıldığının tespit edilebilecek bir husus olduğunu, tek bir haksız eylem neticesinde davacının mamalekinde bir defaya mahsus olarak meydana gelen azalma nedeniyle ayrı ayrı tazminata hükmolunmasının tazminatın gerçek zararının karşılanması amacına aykırı olacağını, mükerrer tazminat nedeniyle haksız zenginleşmeye de sebep olacağını, Türk Borçlar Kanunu genel prensiplerine göre tazminata hükmedilebilmesi için mütecavizin markanın varlığından ve tecavüzden haberdar edilmesi ve tecavüzün durdurulmasının talep edilmesi veya kusurun varlığı gerektiğini, bu nedenle somut olayda davalı müvekkilinden tazminat talep edebilmesi ve/veya davalı müvekkili aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için haksız fiil tazminatı için aranan şartların hiçbirinin oluşmadığını, borçlar kanununa göre manevi tazminata hükmedebilmek için zararın yanında failin kastı arandığını, diğer yandan tüzel kişilerin kişilik haklarına yönelik manevi tazminat talebi için kusur ve illiyet bağının varlığı gerektiğini, dava konusu olayın oluşmasında davalı müvekkilinin kusuru bulunmadığını, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkili davalı hakkındaki davanın esastan reddedildiğini, müvekkili hakkında davanın reddinin usul ve yasaya uygun olduğunu, gerekçeli kararda yer alan ve müvekkiline yöneltilen yer sağlayıcı sıfatına itirazlarını tekrarladıklarını, müvekkili lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin davada pasif husumeti olmadığını, husumet iddiasını ispata yarar hiçbir delil bulunmadığını, ... Hotel Tekirova yönünden; müvekkili şirket ile davalı ... arasında yalnızca kiraya veren ve kiracı ilişkisi bulunduğunu, davalı ...'ın ... tesisinde yer alan mağaza niteliğindeki bağımsız bölümün kiracısı olduğunu, kiraya veren-müvekkil şirketin ... ile çanta mağazası 14 no'lu alana dair 01.01.2012 başlangıç tarihli kira sözleşmesi akdedildiğini, ... Hotel yönünden; müvekkili şirketin oteldeki tüm dükkanları... Şti'ne kiraladığını, ... Eşya'nın ise kiralamış olduğu dükkanları diğer şirket ve şahıslarla kiraya veren şirket olduğunu, ... Hotel yönünden; müvekkili şirketin yine oteldeki tüm dükkanları ... Eşya'ya kiraladığını, ... Eşya'nın ise kiralamış olduğu dükkanları diğer şirket ve şahıslarla kiraya veren şirket olduğunu, bahsi geçen iş yerlerinde müvekkili ve kiracılar arasında kiracılık ilişkisi dışında başkaca bir ilişki var olmadığı gibi birlikte bir ticari faaliyet ve/veya kazanç ortaklığı da bulunduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edildiği yerel mahkemece gözetilmediğini, dava şartları yokluğundan davanın reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu haksız fiilden davacı tarafça gönderilen ihtarname ile haberdar olduğunu, haksız fiiller ve müvekkili şirket arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığını, müvekkili şirketin haksız kullanımlardan sorumlu olmadığını, tacirin basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğünün ticaretine ait faaliyetlerine ilişkin olduğunu, davaya konu hukuka aykırı eylemlerin müvekkili şirketin faaliyet ve dahi uzmanlık alanı kapsamında olmadığını, .... Şti. ... Hotel ve ... mağazaların kiracısı konumunda olduğunu, aynı zamanda alt kira sözleşmeleri ile işbu mağazaları diğer şirket ve şahıslarla kiraya veren şirket olduğunu, davacının istinaf başvuru dilekçesinde mesnetsiz gerekçeler ile müvekkili şirket ve ...Ltd Şti arasında organik bağ bulunduğuna dair afaki bir iddia ortaya attığını, burada öncelikle davacının istinaf aşamasında iddiasını değiştirmesine, genişletmesine hukuken imkan bulunmadığını, usule ve yasaya aykırı beyanlarına itibar edilmeyeceğini, iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesine muvafakat etmediklerini, müvekkili şirketin üç farklı şubesinde yer alan farklı kiracılara ait mağazalarla aralarında aktedilen kira ilişkisinin detaylıca izah edildiğini,...'in müvekkili şirket ile arasında mevcut ilişkide kiracı konumunda olduğunu, adı geçen diğer gerçek ve tüzel kişilerle mevcut ilişkide kiraya veren konumunda olduğunu, şu halde taraf olduğu sözleşmenin elinde bulunması ve sonrasında aynı konudaki bir diğer hukuki ilişkide kullanmasının mümkün olduğunu, hukuki temellendirmeden yoksun gerekçeler ile iki şirket arasında organik bağ olduğu iddialarına açıkça itiraz ettiklerini, şirket yetkililerinin mernis adresleri ve dahi faaliyet konuları farklı olan müvekkili ... Otel ile dava dışı...Şti arasında organik bağ bulunduğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, davacının soyut ve dayanaksız iddiaları ile müvekkiline sorumluluk isnat etme çabasıyla hareket ettiğini, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini, müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:Davacı vekili ...'ın istinafına cevap dilekçesinde özetle; davalı vekilinin müvekkilinin sorumlu olmaması gerektiğine dair tüm iddia ve savunmalarının geçersiz olduğunu, davalının lüks bir dükkan işlettiğini, sokaktan geçen satıcılardan mal satın aldığı ve masumane satış yaptığı savunmasının kabul edilemeyeceğini, ...'ın "basiretli" bir iş adamı gibi davranması beklenilemeyeceği savının kabul edilemeyeceğini, SMK'nin hakları haleldar olan marka hakkı sahibine 151/2 maddesinde tanıdığı seçimlik hak ve yetkisinin tartışma konusu olamayacağını, marka hakkı sahibinin tespit edilen marka hakkına tecavüz eyleminden dolayı eylemin failinden ve/veya sorumlularından hem tazminat hem de yoksun kalınan kazanç talep etmek hak ve yetkisi olduğunu, yoksun kalınan kazancı hak sahibinin belirleyeceğini, satış olmadı ise zarar yoktur savunmasının kabul edilemeyeceğini, en az 2014 yılından beri satış yapılan bir iş yeri ve tacirden bahsedildiğini ancak 2017 yılında tespiti yapıldığını, devam eden bir marka ihlali söz konusu olduğunu, taklit mal ticaretinde kayıt tutulduğunu söylemek veya o beklentide olmanın gerçekle bağdaşmadığını, bilirkişilin "hesaplanamıyor" raporu karşısında mahkemenin"bi haksız eylem var ise mağdurun zararı tazmin edilir" prensibi gereği TBK uyarınca tazminatı belirlemek üzere aynı bilirkişi heyetine, davalı iş yerinde ele geçirilen ürünler dikkate alınarak davacının talep edebileceği tazminatın sektör uygulamaları dikkate alındığında ne olabileceği hususunda ek rapor alınmasına karar verildiğini, bilirkişilerin bu hesaplama şekli seçimine uyarak mahkemeye ne olabileceği konusunda rapor verdiklerini, ...'ın ödemesine karar verilen miktarın artık hem fiili zararı hem de yoksun kalınan kazancı tazmin ettiğini, tazminatın zenginleşme aracı olarak değil zararın tazmini olarak kullanıldığını, manevi tazminat miktarının fahiş olmadığını, kararın ...'a dair kısmının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili ...'ın istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle; davalı ...'ın tacir olduğunu, davanın tüm aşamalarında yapılmayan husumet itirazının kabul edilemeyeceğini, davanın HMK 107 hükümlerinden faydalanılarak açılmış olmasının ve yargılamanın öyle devam etmesinin bir istinaf sebebi olmadığını, maddi tazminatın hesaplanması konusunda, yerine göre davalıların elindeki delillere de başvurulacağı düşünüldüğünde talep miktarının tüm dikkat ve özenin gösterilmesine rağmen kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olmadığını, tüm davalıların başından beri davaların ayrılması gerektiği savunmasını yaptıklarını ancak 2, 3, 4 numaralı davalıların ... A.Ş.'nin kiracısı olduklarını, ... A.Ş.'nin uyarıldığını, uyarıyı tebliğ alan mal sahibinin gereken tedbirleri almak yükümlülüğü olduğunu, aksi durumda irade birliği olduğunu, iş yerinin arama-el koyma tarihinde henüz açılmamış olduğu iddiasını doğru olmadığını, satış olmadı ise zarar yoktur düşüncesinin kabul edilemeyeceğini, devamlı bir marka ihlalinin ancak 2017 yılında tespit edildiğini, taklit mal ticareti yapanların aleyhine delil olacak kayıt tutmasının beklenemeyeceğini, ilirkişilin "hesaplanamıyor" raporu karşısında mahkemenin"bi haksız eylem var ise mağdurun zararı tazmin edilir" prensibi gereği TBK uyarınca tazminatı belirlemek üzere aynı bilirkişi heyetine, davalı iş yerinde ele geçirilen ürünler dikkate alınarak davacının talep edebileceği tazminatın sektör uygulamaları dikkate alındığında ne olabileceği hususunda ek rapor alınmasına karar verildiğini, bilirkişilerin bu hesaplama şekli seçimine uyarak mahkemeye ne olabileceği konusunda rapor verdiklerini, ...'ın ödemesine karar verilen miktarın artık hem fiili zararı hem de yoksun kalınan kazancı tazmin ettiğini, mükerrer tazminat iddiasının açıklamaya muhtaç olduğunu, ...'ın sebep olduğu zararın hesabı ve tazmini söz konusu olduğunu, davalının marka varlığından hatta eyleminin kanuna aykırılığından haberdar edilmesi gerekliliğinin söz konusu olmadığını, manevi tazminatın tüm şartlarının oluştuğunu, manevi tazminat miktarının fahiş olduğu savını reddettiklerini, kararın ...'a dair kısmının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili davalı ... A.Ş. Vekilinin istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle; davalı ... Otel'in tüm iddia ve savunmalarının "mal sahibinin ve/veya kiraya verenin kiracının eylemlerinden sorumluluğu yoktur" noktasında düğümlendiğini, kira kontratı olmazsa bile diğer 3 davalının iş yerlerinin ... A.Ş. Hakimiyeti altındaki yerlerde olduğunu, yapılan hukuka aykırı fiilden ve kolluk kuvvetleri ile yapılan arama ve el koyma işlemlerinden davalının haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ... ve ... ile işbu dava ile ilişiklendirilebilecek herhangi bir maddi/hukuki ilişkisi olmadığı, ... arasında ise yalnızca kiraya veren ve kiracı ilikisi bulunduğu bu sebeple hiçbir sorumluluğu olmadığı savunmasının kabul edilemeyeceğini,...A.Ş.'nin kira bedeli tahsil ettiğini, otel müşterilerine hukuka aykırı olarak sahte ürünler arz edildiğini ve bu ürünlerin otel sınırları içinde bulundurulduğunu, ... A.Ş.'nin ... ile aralarındaki kira ilişkisini öne sürerek sorumluluktan kurtulma çabasında olduğunu, ancak sorumluluğun onda olduğunu, ... A.Ş.'nin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf sebeplerinin mesnetsiz olduğunu, davayı müvekkiline yöneltmiş ise de müvekkilinin davanın tarafı olmadığını, müvekkilinin bahse konu yerin yetkilisi, iş yeri sahibi ya da işleteni olmadığını, davanın reddi kararının doğru olduğunu, davacının davasını araştırmadan tamamen tutanaktaki imzaya göre husumet yönelttiği için hatalı ve kusurlu davrandığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte tüzel kişilerin manevi tazminat davası açma hakkına sahip olmadığını, davacının maddi tazminat talebinin de kabul edilemeyeceğini, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu marka hakkına tecavüzün tespiti önlenmesi ve maddi ve manevi tazminat talebidir. Davacı dava dilekçesi ile, Davalı ... Otel'in ... unvanlı oteller zincirinin işleticisi / sahibi olduğunu, Davalı ...'ın; “... Hoteli” içerisinde bulunan bir dükkanın yetkilisi olduğunu, Davalı ...'ın; “... Hotel” içerisinde bulunan bir dükkanın yetkilisi olduğunu, Davalı ...'in; ...HOTEL içerisinde bulunan bir dükkanın yetkilisi olduğunu, müvekkilinin şikayeti üzerine Antalya C. Başsavcılığı ve Kemer C. Başsavcılığı nezdinde yapılan soruşturmalara uyarınca ürünlere el konulduğunu, davalıların “Marka Hakkına Tecavüz” eylemini beraber ve irade birliği ile gerçekleştirdiklerini, ...,... ve ... işyerinin sahiplik durumu ne olur ise olsun “işyeri sorumlusu” , “işyeri yetkilisi” sıfatına sahip olduklarından hem cezai hem de hukuki sorumluluklarının bulunduğunu, ... A.Ş.'nin işletmecisi olduğu ... oteller zincirinin gayrimenkulün tamamı üzerinde tasarruf hakkına sahip olduğunu, tasarrufları altındaki bir gayrimenkulde kanuna aykırı bir eylemin, bir haksız fiilin işlenmekte olduğunu zaten bilmek zorunda olduklarını, buna ilişkin ihtarnamenin de gönderilmiş olduğunu bu sebeple haksız fiilin ikasını kolaylaştırdığını ve iştirak ederek asli fail olduğunu belirterek, davalıların müvekkilinin marka haklarına tecavüzünün tespitine, durdurulmasına ve önlenmesine, dava konusu malların imhasına, 5.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili ıslah dilekçesi ile, ...Antalya oteli içinde, 16 Şubat 2017 tarihinde ... yeddinde yakalanan mallar nedeni ile 77.835,41 TL. ... oteli içinde, 08 Mayıs 2017 tarihinde ... yeddinde yakalanan mallar nedeni ile 348.030,16 TL ... oteli içinde 20 Temmuz 2017 tarihinde ...yeddinde yakalanan mallar nedeni ile 276.648,94 TL olmak üzere toplam taleplerinin 702.514,51 TL olduğunu belirtmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 21/01/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "Dosyada arama el koyma kararlarına konu eşyaların, dosya kapsamında yer alan ceza mahkemesi kararları kapsamında; davacının tescilli markasına benzerlik teşkil edecek şekilde, tüketiciyi aldatma kabiliyetine sahip olduğu, marka hakkına tecavüz oluşturduğu, davalılardan ... ve ...'ın şirket yetkilisi olmaları sebebiyle, dava konusu el konulan eşyalara yönelik, marka hakkına tecavüz teşkil eden, tüketiciyi aldatma kabiliyetine sahip marka kullanımı sebebiyle yasal sorumluluklarını olduğu, davalılardan ...'in el konulan eşyanın satıldığı yerde sigortalı çalışan olduğundan marka hakkına tecavüz teşkil eden, tüketiciyi aldatma kabiliyetine sahip marka kullanımı sebebiyle yasal sorumluluğunun olmadığı, davalı ..., ... ve...arasında ticari faaliyetlerini birlikte yürüttüklerini, tespit edilen taklit ürünlere ilişkin eylem birliği içerisinde olduklarını gösterir hukuki bir bağın dosya kapsamında mevcut olmadığı, davalı ... Otel'in tüketici kitlesi itibariyle; davacı markasının hedef tüketici kitlesiyle buluşması açısından kolaylaştırıcı etkiye sahip olduğu; ancak diğer davalılarla arasında yer sağlayıcı durumu dışında bir kazanç birliği, ticari faaliyetinin bulunmadığı ve sunulan kararların yer verdiği şekilde haksız eylemden ve buna yönelik durdurma, önleme gibi yaptırım uygulanması isteğini içerir, uyarı, ihtarın davacı tarafça gönderilmediği hususları tespit edildiği " belirtilmiştir. Ek bilirkişi heyeti ek raporunda özetle ; davacıya ait el konulan ürünler yönünden davalı ...'dan 77.835,41 TL, davalı ...'dan 348.030,16 TL ve davalı ...'den 276.648,94 TL maddi tazminat talep edilebileceği" belirtilmiştir.03/04/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda," Kök raporda da belirtiği üzere davacının seçmiş olduğu SMK 151 2-a kapsamında defter incelemesi yapılamadığından hesaplama davacının internet sitesinde yer alan el konulan ürünlere ait fiyatlar baz alınmıştır. Davacının Türkiye sitesinde fiyatlar yer almadığından Avrupa sitesinde yer alan EURO fiyatlarından ürünlere ait ortalama fiyatlar esas alınmıştır. Ürünlerin ithal ürünler olması ve fiyatların döviz bazlı olması sebebi ile arama el koyma tarihindeki döviz kurları baz alınmıştır. Markanın tanınmış marka olması ve davalıların ekonomik durumu bilinmediğinden ortalama %20 karlılık oranı esas alınmıştır." denilmektedir. Antalya 3. ACM nin 2017/231 esas 2018/91 karar sayılı ilamında sanık ... hakkında marka hakkına tecavüzden dolayı açılan davada (suç. T. 16/07/2017)," sanığın fiilen işlettiği iş yerinde arama kararına istinaden suç tarihinde yapılan aramada müdahil şirket adına suç tarihini de içine alacak şekilde marka tescili bulunan ürünlerin bilirkişi raporuna göre aldatma yeteneğine sahip ve iltibasa yol açacak şekilde taklitlerinin ele geçirildiği anlaşılmış sanığın bu ürünlerin taklit olduğunu bilmediğine ilişkin inkara yönelik savunmalarına basiretli bir tacir olarak faturasız mal almaması ve marka tescillerinin takip etmesi ve faturalı mal alması gerekmesi karşısında itibar edilmeyerek atılı suçtan cezalandırılmasına, sanığın aynı arama sırasında birden çok müdahile ait ürünün bulunması nedeniyle eylemini teselsülen işlediği kabul edildiğinden cezada bu yönde arttırım yapılmasına karar vermek gerektiği sonuç ve kanısına varılmış, sanık hakkında verilen bu hükmün sabıkasız olması ve somut bir zararın doğmamış olması nedeniyle ileride bir daha suç işlemeyeceği konusunda mahkememizde olumlu kanı da oluştuğu" gerekçesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/747 Esas ve 2019/616 Karar sayılı ilamında ... yönünden, alınan bilirkişi raporunda, davalının iş yeri yetkilisi olduğu adreste 157 adet çanta, 8 çift ayakkabı, 114 adet cüzdan, 150 adet kemer tespit edilmiş, tespit edilen ürünlerde davacının markasının aynen kullanıldığı, el konulan ürünlerin aldatma yeteneğine sahip ve iltibasa yol açacak şekilde taklit kullanımlar olduğuna dair tespitler karşısında sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Kemer 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/240 Esas, 2020/42 Karar sayılı dosyasında verilen kararda davaya konu el konulan ürünlerin bulunduğu adrese ait ... Ltd. Şti. bünyesinde sigortalı olarak çalışan sanık/ işbu dosya davalısı olarak gösterilen ...'in beraatine, şirket yetkilisi hakkında suç duyurusunda bulunulmasına dair karar verildiği görülmüştür.Davalılardan ... ve ...'ın istinaf başvurusunun Tazminat yönünden yapılan incelemede, Bilirkişi heyet raporunda, Davacının yurt dışı firması olması ve davalıların adresinin Antalya olması sebebi ile davalılara ait defter incelemesi yapılamadığından davacının talebi olan SMK 151-2-a kapsamında hesaplama yapılamadığının belirtildiği, ek raporda da, davacının seçmiş olduğu SMK 151- 2-a kapsamında defter incelemesi yapılamadığından hesaplamanın davacının internet sitesinde yer alan el konulan ürünlere ait fiyatlar baz alındığı, Davacının Türkiye sitesinde fiyatlar yer almadığından Avrupa sitesinde yer alan EURO fiyatlarından ürünlere ait ortalama fiyatlar esas alındığı,Ürünlerin ithal ürünler olması ve fiyatların döviz bazlı olması sebebi ile arama el koyma tarihindeki döviz kurları baz alındığı, markanın tanınmış marka olması ve davalıların ekonomik durumu bilinmediğinden ortalama %20 karlılık oranı esas alındığı belirtilmek sureti ile maddi tazminat hesabı yapılmıştır.Davacı SMK 151/2-a maddesine göre, yani “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelire göre” tazminat hesabı yapılmasını talep etmektedir.Mahkemece davalı defterleri incelenemediğinden, SMK 151/2-a maddesine göre zararın tam olarak tespit edilemediği, TBK 50. Maddeye göre tazminata hükmedildiğinin açıklandığı, devamında bilirkişi raporundaki davalıların adreslerinde tespit edilerek el konulan ürün cins ve sayısına göre ve bu ürünlerin tamamının dava tarihine kadar satılmış olduğu varsayımından hareketle yapılan hesaplamaya itibar edildiği anlaşılıyorsa da, TBK 50. Madde ye göre yapılan değerlendirme yönünden gerekçelerin ortaya konulmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece manevi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede ise; 300.000 TL manevi tazminata hükmedilerek, davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği anlaşılmışsa da; davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı gibi farklı otellerdeki farklı işyerlerini işlettikleri de göz önüne alındığında, fiillerinin ortak olduğundan da bahsedilemeyeceği, mahkemece de her bir davalı yönünden ayrı ayrı maddi tazminata hükmedildiği, bu durumda manevi tazminatın müşterek ve müteselsilen tahsiline hükmedilmesi için bir sebep bulunmadığı, mahkemece tavacı vekilinden her bir davalı yönünden talep edilen manevi tazminatın açıklattırılarak, davacı beyanı ve somut delillerin değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı kanaatine varılmıştır. Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun ve davalıların sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,Davalılardan ... ve ...'ın istinaf başvurusunun tazminat yönünden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın Dairemizin kararında işaret edilen hususlarda yargılamaya devam edilmesi için mahkemesine iadesine, bu aşamada davacının istinaf başvurusunun ve davalıların sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına, karar verilmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalılardan ... ve ...'ın istinaf isteminin sair sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, Davacının istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,2- İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26/10/2021 tarih, 2018/39 E. 2021/318 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı, davalı ... ve davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde yatırana iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/02/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.