Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/1371

Karar No

2025/270

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2022/1371 Esas
KARAR NO:2025/270
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ:25/05/2022
NUMARASI:2021/536 E. - 2022/89 K.
DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/02/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava talepli dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1999 yılında kurulduğu, faaliyet alanının elektronik parçaların ve elektronik iletişim ekipmanlarının toptan dağıtımını kapsadığını, davacı şirketin bilhassa taşıtlar, profesyonel kullanım, ev ve mobil uygulamalar için ses ve video sistemleri/ çözümleri geliştirdiğini, müvekkilinin faaliyete başladığı günden bugüne "..." markalarını kullandığını, müvekkilinin ... çekirdek unsurlu ... alan adının sahibi olduğu ve faaliyete başladığı günden bugüne özgün ... ibaresini kullandığını, Google arama motorunda ... anahtar kelimesi ile arama yapıldığında ilk sırada davacının yer aldığını, davalının davacı ile aynı sektörde faaliyet gösterdiği ve sistematik şekilde davacının markalarını taklit ettiğini, davalının, davacının ... markasını birebir kopyalayarak ... ibareli marka başvurusunda bulunduğunu ve tüm bunların tesadüf olamayacağını, ... kayıtlarına göre davalı şirketin 1996 yılında kurulduğunu, davalının sicilindeki markalara bakıldığında davacının markalarını sistematik şekilde taklit ettiğinin görüldüğünü, davalının, davacıya ait tanınmış markaları tescil ettirme çabası içinde olduğunu, davalının fiillerinin kötü niyetli olduğunu, davacının ... markaları bakımından gerçek hak sahibi olduğunu ve davaya konu davalı markasının hükümsüz kılınması gerektiğini, davacının ... markaları bakımından aktif ve kesintisiz kullanımları olduğunu ve söz konusu markalara yüksek ayırt edici nitelik kazandırdığını, özellikle araçlar, profesyonel kullanım, ev ve mobil uygulamalar için ses ve video sistemleri/çözümlerine ilişkin ürünler ve hizmetler üzerinde aktif ve kesintisiz kullanımları olduğunu, davalının, davacıya ait ... çekirdek unsurlu ... alan adından doğan haklarını da ihlal ettiğini, davalının fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiğini, açıklanan nedenlerle, davalının Türk Patent nezdinde, ... no ile 09.tescilli kötüniyetli marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin Türkiye'de tüketici elektroniği konusunda öncü firma olduğunu, 03/02/2000 tarihinde tescil edildiğini, davalının USB adaptörleri, park sensörleri, kablolar ve kablo setleri, direksiyon kumandaları, monitörler, geri vites kameraları, izolasyon malzemeleri gibi birçok ürünün satıcısı olduğunu ve sektörde birçok marka ile hizmet verdiğini, davalı şirketin, davaya konu ... markasının 09. sınıf ürünlerde tescili için 07/12/2015 tarihinde başvurduğu, markanın ... sayı ile 18/08/2016 tarihinde itiraz edilmeksizin tescil edildiğini, davacı şirket alan adında ... ibaresini kullandığını, aynı ibareyi yurt dışında marka olarak kullandığını, ...alan adlı web sitesinin sahibi olduğunu, markasını yurt dışında tescil ettirdiğini, Google aramalarında önde çıktığını ileri sürmüş ise de, davalı şirketin ticari faaliyetini Türkiye'de sürdürmeyen, Türkiye'de tescili ve marka kullanımı olmayan, Türkiye'de ticari faaliyeti olmayan bir markayı bilmek zorunda olmadığını ve bilmesi gerekmediğini, davacı şirket markasının yurt dışında tescilli olması ve kullanılmasının tanınmış marka sayılması için yeterli olmadığını, ... web sitesinde Türkiye'de ki alıcılara yönelik bir faaliyet bulunmadığını, davacı şirketin davalının başka marka tescillerinin de kötü niyetli olduğunu ileri sürmüş ise de bu markaların bir kısmının itiraza konu olmuş, itirazların reddi üzerine tescil edildiğini, Türk Patent'ten bu tescillere ilişkin dosyalar getirtildiğinde bu durumun anlaşılacağını, dolayısıyla davacı şirketin bu iddiasının dayanaksız olduğu ve kötü niyet karinesi olarak kabul edilemeyeceğini, kötü niyetin belirlenmesinde, önceki markadan haberdar olma veya bilebilecek durumda olma kötü niyet göstergesi olarak kabul edilmekte ise de tek başına yeterli olmadığını, asıl olan iyi niyet olduğundan tescil başvuru tarihi itibariyle genel bir değerlendirme yapılarak sonuca varılacağını, hatta markanın tanınmış olması dahi kötü niyetin kabulü için yeterli olmadığını, davalı şirketin, dava konusu markayı davacı şirketin Türkiye'de ticaretini engellemek ya da markayı stoklamak için değil, kendi ticaretinde kullanmak için tescil edildiğini, taraflar arasında önceye dayanan bir ticari ilişki ya da distribütörlük ilişkisinin bulunmadığı da dikkate alındığında davacının kötü niyet iddialarını kanıtlayamadığını, davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "Burada dikkate edilmesi gereken husus yüksek Yargıtay'ın içtihatlarında da belirttiği gibi davacı yanın Türkiye'de tescilli olmayan markasını ticari faaliyetlerinde kullanması veya tanınmışlık iddiasını somut olayda ispatlamasıdır. Dosya içeriğinde sunulan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekilinin davaya konu markanın Türkiye'de ticaretine konu etmediği ve tanınmışlık iddiasını ispatlayamadığı, münhasıran yakın ve benzer ibare tescilinin kötüniyetin kabulü için yeterli kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davalının tescilinin kötüniyetli kabul edilemeyeceği anlaşılmakla davacının davasının reddine" şeklindeki gerekçeleri ile -Davacının davasının REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin... 1999 yılında kurulduğunu, şirketin faaliyet alanı elektronik parçaların ve elektronik iletişim ekipmanlarının toptan dağıtımını kapsadığını, müvekkilinin ...,..., Amerika Birleşik Devletleri'nde yerleşik olduğunu, ....'in tüm lokasyonlarında toplam 45 çalışanı vardır ve yıllık ortalama 18.000.000,00 USD satış ürettiğini, müvekkil şirket bilhassa taşıtlar, profesyonel kullanım, ev ve mobil uygulamalar için ses ve video sistemleri/ çözümleri geliştirmek konusunda uzmanlaştığını, müvekkili faaliyete başladığı günden bu güne "ve" ... markalarını kullandığını, müvekkili şirket ve markaları hakkında daha fazla bilgi için ... websitesi ziyaret edilebileceğini, müvekkili “..." çekirdek unsurlu ... alan adının sahibi olduğunu ve faaliyete başladığı günden beri müvekkilce yaratılmış ve özgün "..." ibaresini hem marka hemde alan adının çekirdek unsuru olarak kullandığını, müvekkilin ... şeklindeki “...” çekirdek unsurlu alan adı 2010 yılında tescil edildiğini ve Türkiye dahil dünya çapında erişilir durumda olduğunu, arama motoru Google üzerinden “..." anahtar kelimesi ile yapılan arama sonuçlarında toplam 53.000.000 sonuç çıktığını ve İlk yer alan sonuçlar da müvekkil ile ilgili ve müvekkilin resmi websitesi olduğunu, TürkPatent Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun ...- ... sayılı ve 10.05.2022 tarihli kararı ile de müvekkilin “...” ve ayırt edici “...” logosu üzerindeki gerçek hak sahipliği kabul edildiğini, müvekkil ile aynı sektördeki davalı müvekkilinin markalarını aynen kopyaladığını, sistematik olarak “araçlar için ses ve video sistemleri/çözümleri” için faaliyet gösteren uluslararası markaları da taklit ettiğini, davalının, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, İstanbul Ticaret Odası kayıtlarına göre, başvuru sahibi-davalı ... 1996 yılında kurulmuş olup elektronik cihazlar meslek grubunda faaliyet gösterdiğini, resmi websitesi ...den alınan bilgilere göre davalı, birebir kendi ifadeleri ile “1995 den sonra dünyanın en prestijli taşıtlar için ses sistemleri/çözümleri üreten markalarından davaya konu markası, müvekkilin 9 birebir aynısıdır ve müvekkil markasının birebir kopyalanması suretiyle oluşturulduğunu, davalı ayrıca müvekkilin markasını da birebir kopyalayarak 25.11.2020 tarihinde 12 ve 35. sınıflardaki ... sayılı marka başvurusunda bulunduğunu, davalı ilgili başvuruda müvekkilin markasındaki “...” ibaresini, müvekkilin ayırt edici ke logosunu ve hatta markadaki “...” ibaresini ve turuncu, koyu mavilsiyah ve beyaz renk kombinasyonunu kopyaladığını, davalının sicildeki markalarına bakıldığında, Müvekkilin ve daha pek çok araçlar için ses ve video sistemleri/çözümleri üretim ve satışı alanında faaliyet gösteren uluslararası markaları uzun yıllardır sistematik şekilde taklit ettiği görüldüğünü, davalı kötü niyetli marka başvurularında bulunmayı kelimenin tam anlamıyla bir iş modeli haline getirdiğini, ..., ..., ..., ..., ...., ...,... ve müvekkili ..., ... gibi hatırı sayılır sayıda uluslararası firmaya ait markaları taklit ettiğini, davalının websitesinde bu durumu adeta kabul etmiş ve “şirketi dünyanın en prestijli markalarını piyasaya sunduğunu, ... ibaresi Türkçe olmadığı gibi Türkiye'de pek bilinmediğini, müvekkilin markası yanında şimdi de marka kullanımlarını birebir kopyalandığını, davalının kötü niyetli tescil girişimlerinde bulunmayı adeta alışkanlık haline getirdiğini gösterdiğini, davalı, müvekkilin ve markasının tanınmışlığından yararlanarak haksız rekabet amacıyla veya marka ticareti yapmak amacıyla hareket ettiğini, bilirkişilerce tanzim edilen bilirkişi raporunda davalının kötü niyeti son derece yerinde bir şekilde tespit edilmiş ve "İlgili ibarenin yurtdışında davacı yan tescil müracaata konu edilmiş olması ve ilgili ibarenin yurtdışında tescil müracaatına konu edildiği mal ve hizmet sınıfları ile aynı / benzer sınıflarda davacı adına tescil müracaatına konu edilmiş olması hususları birlikte göz önünde bulundurulduğunda tüm bu hususların “tesadüfen gerçekleştirildiğinin değerlendirilemeyeceği” görüş ve kanaatine varıldığını, davacı vekilinin davaya konu markanın Türkiye'de ticaretine konu etmediği ve tanınmışlık iddiasını ispatlayamadığı, münhasıran yakın ve benzer ibare tescilinin kötüniyetin kabulü için yeterli kabul edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili tarafından yaratılmış olup, müvekkilin yıllar boyunca sürdürdüğü aktif ve kesintisiz kullanımlar sonucunda başta profesyonel, ev ve mobil uygulamalar için ses ve video çözümleri ile bağlantılı mallar ve / ve ya hizmetler bakımından yüksek ayırt edici nitelik kazandığını, davaya konu marka, müvekkilin “... markası, logosunun aynen kopyalanarak oluşturulduğu ve kötü niyetli olduğunu, davaya konu marka görselinin müvekkil kullanımlarından kesilerek oluşturulduğunu, müvekkili ve ayırt edici bir marka olduğunu, müvekkil markasını çok uzun yıllardır tescillere konu etmekte ve markası müvekkilce yaratılmış son derece özgün taşıtlar, ev ve mobil uygulamalar için ses ve video çözümlerine ilişkin ürünler/hizmetler üzerinde kullandığını, davaya konu marka da müvekkil markasının Türkiye'de ve dünya çapında pek çok ülkede etkin bir şekilde kullanıldığı ve yurtdışında pek çok ülkede tescilli olarak korunduğu mallar ile aynı/benzer olan 09. sınıftaki mallar için tescil edildiğini, müvekkil markasının ve kullanımlarının birebir aynısı olan ve müvekkilin ana faaliyet alanına giren 09. sınıf için tescil edilen davaya konu tescilin müvekkilin markası üzerindeki gerçek hak sahipliği dikkate alınarak hükümsüz kılınması gerektiğini, ticari hayatta kullanımı mevcut olan ve ticari bir işlev gören tescilsiz marka dışında özellikle ticaret unvanı, ticari işletme adı, alan adı gibi işaretlerin kastedildiğini, müvekkili “...” çekirdek unsurlu ... alan adının sahibi olduğu ve davalı tescili müvekkilin alan adından doğan haklarını da ihlal ettiğini, bu kapsamda, müvekkilinin alan adından doğan hakkı dikkate alınarak da, SMK 6/3 ve 6/6 uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini, davalının 12 ve 35. sınıflardaki ... nolu başvurusuna itirazı neticesinde tanzim edilen Türk Patent... sayılı ve 10.05.2022 tarihli kararı ile müvekkilin üzerinde gerçek hak sahipliği kabul edildiğini, müvekkilin kullanımı ile tanınmış hale gelen ve yurt dışında pek çok ülkede müvekkili adına tescilli olan müvekkili markaları üzerinde, müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunun kabulü ile müvekkili markası kopyalanarak oluşturulan ve müvekkil markasının yurtdışında tescilli olduğu ve/veya Türkiye'de üzerinde kullanıldığı mallar ile aynı/benzer mallar için tescil edilen davaya konu tescil SMK 6/3 ve 6/6 uyarınca hükümsüz kılınmalıyken aksi yönde tanzim edilen Yerel Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, müvekkili markası tanındığını, ve yerel mahkeme kararı SMK 6/4 uyarınca da kaldırılması gerektiğini, ... markası, müvekkili tarafından dünyanın sayısız yerinde olduğu gibi Türkiye'de de uzun yıllardır yaygın olarak kullanılmakta ve geniş bir müşteri çevresine hitap ettiğini ve tescillerle de koruma altında olduğunu, reklam ve promosyonlar için büyük harcamalar yapan müvekkilinin ... markası tanınmış olduğunu, dava konusu tescilin devamının müvekkili markalarının ayırt ediciliğine zarar vereceği, müvekkiline ait markaların itibarına ciddi zararlar getirebileceği, davalının müvekkiline ait markanın tanınmışlığından haksız kazanç elde etmesine neden olacağını, bu kapsamda, davaya konu tescilin SMK'nın 6/4 maddesi uyarınca da hükümsüz kılınması gerektiğini beyan ederek, Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına, ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini, yargılamanın yeniden görülmesi mümkün degilse hükmün bozularak dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemesine gönderilmesini, talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna göre, başvuru tarihi itibariyle davacı markasının tanınmış olmadığını, bu tarihten önce davacının Türkiye'de ticari faaliyeti ve bu kapsamda markasal bir kullanımı da bulunmadığını, bu durumda, 2010 yılında gerçekleşen marka başvurusu tarihinde davacı markasının tanınmış olduğu ispat edilemediğini, tanımlayıcılığa yakın ibarelerin başkalarınca tescil ettirilmesinin kötü niyetle tescil olarak kabulü mümkün olmadığını, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden, tespit edilen gerekçe doğrultusundan başvurunun reddine karar verilmesi gerektiğini beyan ederek, davacı tarafça sunulan istinaf dilekçesine itiraz ettiklerini, ve hukuka ve usule uygun olan yerel mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu davalı adına tescilli ... tescil nolu "... işaret" markasının 9. sınıfta hükümsüzlüğü davasıdır.Davacı tarafından markanın kendi adına yurt dışında kayıtlı olduğunu alan adının 2010 tarihinde kendi adına kaydedildiğini markanın tanınmış marka olduğunu davalının kötü niyetli olarak dava konusu markayı tescil ettirdiğini ileri sürerek hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.21/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle,; "Dosya kapsamında sunulan deliller bakımından davacı yanın dava konusu marka tescil başvurusunun gerçekleştirilmesinden evvel ülkemiz nezdinde herhangi bir faaliyeti tespit olunamadığı gibi ilgili markanın ülkemizde bilinir durumda olduğuna ilişkin de dosya içerisinden herhangi bir veri tespit edilemediğinden, SMK’nın 6/3. Maddesi kapsamında dava konusu markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, davacı yanın ihtilaf konusu markanın tescil müracaatına konu edildiği 07.12.2015 tarihinde tanınmış marka statüsünde olmadığı, bu itibarla hükümsüzlüğü talep edilmekte olan ihtilaf konusu markanın SMK’nın 6/4. Maddesi hükmü çerçevesinde hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığını, davacı yanın dava konusu ibare bakımından yurtdışında tescil müracaatı olması, alan adı üzerinden yurtdışında kullanımlarının varlığı göz önünde bulundurulması halinde davalı tarafın davacı yanın kullanımında olan marka ile birebir mahiyetteki marka tescil müracaatının "tesadüfen gerçekleştirildiğinin değerlendirilemeyeceği", davalı yan adına ... kod numarası ve görseli üzerinden gerçekleştirilen marka tescil başvurusunun kötü niyetli olduğunun değerlendirilebileceği ve bu halde ... kod numaralı markanın SMK’nın 6/9. Madde hükümleri çerçevesinde hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, konu hakkında nihai takdirin mahkemeye ait olduğu, davanın hak düşürücü süre içerisinde başlatıldığı ve davacının "uzun süre sessiz kalmak sureti ile hak kaybına uğradığı"ndan bahsedilemeyeceği"belirtilmiştir.Dava tarihi itibarı ile 6769 sayılı SMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.Dava, ... kod numaralı markanın tescil tarihi 18/08/2016 tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin bitimine 1 gün kala 17/08/2021 tarihinde açılmıştır.Marka korumasında markaların ülkeselliği ilkesi geçerli olup, bir hak sahibi markasını hangi ülkede korumak istiyorsa o ülkede tescil başvurusunda bulunması gerekir. Aynı işaretlerin, bir ülkede başka, diğer bir ülkede ise daha başka bir kişi adına tescilli olması mümkündür. Her bir marka tescili kural olarak tescilli olduğu ülkenin coğrafi hudutlarıyla sınırlı olarak korunacaktır. Ancak yurtdışında tescilli, ülkemizde tescilli olmayan tanınmış markalar yönünden, Ülkemizin de taraf olduğu 1883 tarihli Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6. maddesi uyarınca, genişletilmiş koruma sağlanması mümkündür. Korumanın kapsamı ise, Paris Sözleşmesinin devamı olarak imzalanan yine Türkiye’nin de taraf olduğu ... Sözleşmesinin 16. maddesinde gösterilmiştir. Türkiye’de tescilli olmayan markalara tanınmış marka koruması sağlanabilmesi için, söz konusu markanın, davalının marka başvuru tarihinden önce Türkiye’de ilgili sektörde tanınmış marka olduğunun dosyaya davacı tarafça sunulan objektif delillerle ispat edilmesi gerekir. Söz konusu deliller değerlendirilirken, tanınmış marka iddiasında bulunan tarafın, itiraz ettiği başvuru markasının başvuru tarihinden önce, markayı ülke içinde her hangi bir tanıtım faaliyetinin bulunup bulunmadığı, reklam harcamaları, markanın ayırt ediciliği yüksek olup olmadığı, aldığı yurtiçi ve yurtdışı kalite ödülleri vs. özellikle dikkate alınmalıdır. Tek başına bir markanın yurtdışındaki ülkelerde tanınmış olması veya çok sayıda ülkede tescilli olması, o markanın Türkiye’de de Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olduğu anlamına gelmeyecektir. SMK 6/3 maddesi hükmüne göre, Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. Marka hakkının sağladığı koruma kural olarak tescil ile doğar, istisnası ise marka hakkının önceye dayalı kullanım yoluyla tescile dayanmadan elde edilebileceği ve korunacağı, marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye ait olup, bu durum gerçek hak sahipliği ilkesi olarak ifade edilir. Markanın tescilinden önce bu markanın piyasada ilgili sınıflarda uzun yıllar kullanıldığına ve bu yolla bilinir hale getirildiğine dair iddianın fatura, katalog ya da benzer somut delillerle ispatı gereklidir.Tescilsiz bir markaya dayalı olarak başka bir markanın hükümsüzlüğünün istenebilmesi için söz konusu işaret üzerindeki kullanımın, yurt içinde ve yerelden daha geniş bir coğrafyada, nizasız, fasılasız ve yoğun bir şekilde kullanılmış olması gerekir. İşaretin yurtdışındaki kullanımları, işareti kullanan kişiye yurtiçinde herhangi bir öncelik hakkı vermez. Keza işareti taşıyan mal ve hizmetlerin, yurtdışına çıkan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına pazarlanmış olması da, yurtdışındaki internet sitesine Türkiye’den alıcıların ulaşabiliyor olması da işaret sahibine SMK'nın 6/3 maddesi uyarınca yurtiçinde her hangi bir öncelik hakkı bahşetmeyecektir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/02/2019 tarih, 2017/3943 Esas ve 2019/1154 Karar sayılı ilamı),"Marka koruması tescille elde edilir ve tescil ve korumada ülkesellik ilkesi geçerlidir.Öte yandan, ülkemizin de taraf olduğu Paris Sözleşmesi ve ... hükümleri dahilindeki bir marka sahibinin Türkiye'de tescilli olmasa dahi ülkemizde ticari faaliyette bulunması koşuluyla öncelik ve fikri ve sınai haktan kaynaklanan üstün hak sahipliği iddiasına dayanması, tanınmışlık halinde de üçüncü kişilerce gerçekleştirilen başvuruya itiraz ve tescil halinde de hükümsüzlük davası açma hakkı mevcuttur. Bir markanın Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka sayılabilmesi için Türkiye’de ilgili sektördeki kişilerin geneli bakımından tanınmış olduğu ispat edilmelidir." (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/09/2erleşik yargıtay kararları ile benimsendiği üzere tek başına marka tescilinin kötüniyetin varlığının kabulü için yeterli değildir. Zira Kanunda müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için tescil tek başına kötü niyetin emaresi olarak kabul edilemez. Kötü niyetle marka tescilinden bahsedebilmek için marka başvurusunda bulunan kişinin, markaya konu mal ve hizmeti üretip pazarlamaktan daha ziyade başkalarının ticaretine engel olmak, marka tescili yoluyla başkalarından haksız para koparmaya çalışmak veya vekâlet, bayilik, dağıtıcılık, acentelik vb. ilişki nedeniyle kendisine duyulan güvene ve ticari dürüstlük kuralına aykırı davranış içerisinde bulunması gerekir. 2019 tarih, 2018/790 Esas-2019/5512 Karar sayılı ilamı) Somut olayda, davalının marka başvuru tarihinde davacı markasının Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olduğunun, Türkiye'de ve dünyada tanınmış olduğunun somut delillerle ispat edilemediği, davacının davalı marka başvuru tarihinden önce Türkiye'de ticari faaliyetinin bulunduğunu ispatlayamadığı, yurt dışında tescilli alan adının davacı adına 2010 tarihinden itibaren kayıtlı olması ve Türkiye'den de erişilebilir olmasının davacının ciddi kullanımı olarak değerlendirilemeyeceği, davacının yurt dışında başka ülkelerde ve wipo nezdinde tescilli olup Türkiye'de tescilli olmayan markasının ülkemizde ciddi kullanımı ve tanınmışlığı ispat edilemediğinden öncelik hakkına dayalı gerçek hak sahipliği, tanınmışlık yolu ile hükümsüzlük şartlarının somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmıştır.Davacı tarafından, davalı markasının, davacı markasının yurtdışı tescil sınıfında aynı alanda elektronik cihazlar sınıfında tescilli olduğu, davalının müvekkilinin markalarını aynen kopyaladığı gibi, sistematik olarak "araçlar için ses ve video sistemleri/çözümleri" için faaliyet gösteren uluslararası markaları da taklit ettiğini belirterek SMK 6/9 maddeleri uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini ileri sürmüş, dava dilekçesi ekinde davalı adına tescilli marka kayıtlarını sunmuştur.Davalı vekili tarafından ...'a gönderilen e-mailde;"Müvekkiliniz... tarafından ... Şti. aleyhine ... tescil nolu ve ...başvuru no'lu markaların hükümsüzlüğü talebiyle açılan dava Bakırköy 2. FSHHM'nde 2021/536 E. numarası ile görüldüğü, ...Ltd.Şti yargılama gideri ve vekalet ücreti yada başka bir bedel talep edilmeden davadan vazgeçilmesi halinde söz konusu başvuru ve tescilli markalarını, tüm mal ve hizmetler için ... firmasına devir edebileceğinin ... şirketine bildirilmesini talep ettiği, Davadan vazgeçme nedeniyle ... Ltd. Şti.'den herhangi bir ücret ya da bedel talep etmeyeceği, Detaylı anlaşma koşulları düzenlenecek protokolde yer almak üzere teklifinin müvekkiliniz tarafından uygun görülmesi halinde bildirilmesi" şeklinde sulh teklifinde bulunduğu anlaşılmıştır.-Davalı vekilinin sunulan marka tescil listesine itiraz etmediği, ... Şirketi'nin internet sitesinde; ... "1995'ten sonra dünyanın en prestijli taşıtlar için ses sistemleri/çözümleri üreten markalarından ... ve ... markalarını ülkemize kazandırmıştır. Şirketimiz sonrasında ... markalarını piyasaya sunmuştur." şeklinde paylaşım yaptığı, bu şekilde yurt dışında üçüncü kişiler adına tescilli olan ... ve ... markalarının, davalı tarafından Türkiye' ye getirildiğinin ve ...ve .... markalarının davalı tarafça piyasaya sunulduğunun da kabul edildiği anlaşılmıştır.Mahkemece yurtdışında tescilli markanın yakın ve benzer ibare ile tescilinin, kötüniyetin kabulü için yeterli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de; davalı tarafça davacının yurt dışında tescilli markasının ... ibaresi ile ... şekil logo unsurunun aynısını, aynı grafik unsurla, aynı sınıfta tescil ettirmesi, bunun dışında yine yurt dışında üçüncü kişiler adına tescilli başka markaları kendi adına tescil ettirerek internet sitesinde kullanıldığına yönelik beyanı , göz önüne alındığında, davalının davaya konu markayı tesadüfen bulduğunun düşünülemeyeceği, taraflar arasındaki yazışma da dikkate alındığında tescilinin kötü niyetli olduğu anlaşılmıştır.Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince Kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına,davanın kabulüne davalı adına kayıtlı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 25/05/2022 tarih, 2021/536 E., 2022/89 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın kabulüne,Davalı adına tescilli ... tescil nolu "...+şekil" markasının 9. sınıfta hükümsüzlüğüne karar kesinleştiğinde sicilden terkinine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile 556,1‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 221,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.348,6‬0 TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 134,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 364,70 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.13/02/2025

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim