Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/1356
2025/267
13 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2022/1356 Esas
KARAR NO:2025/267
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ:20/01/2022
NUMARASI:2020/248 E. - 2022/27 K.
DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/02/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava talepli dilekçesinde özetle; davalı adına tescil edilen markanın 44. sınıf ... içeriği yönünden 6769 sayılı SMK madde 5-1/d hükmü gereği bir kişinin kullanımına terk edilemeyecek nitelikte tanımlayıcı ibarede olup hükümsüz kılınması gerektiğini, davacı adına tescil edilen ... numaralı "..." markasının ... ve ... kelimelerinin birleştirilerek kısaltılması sonucu oluşturulduğunu, 6769 Sayılı kanunun 5/d hükmü uyarınca marka olarak tescili mümkün olmayan bir kelime olduğunu, 44. Sınıfın alt grubu olarak "..." yönünden Türkçe karşılığı “...”, “...” anlamına gelen "..." ve "..." kelimelerinden oluşturulan bir kısaltmanın marka olarak tescil edilmesinin bu kelime grubu veya kısaltmanın bir kişi yada kurumun kullanım tekeline verilmesinin mümkün olmadığını, ... alanında ''...'' ve ''...'' kelimelerinin veya doğrudan bu kelimelerden oluşturulan ibarelerin bir kişi tekeline bırakılmasının mümkün olmadığını, cins, vasıf veya emtia adlarının tescil edilemeyeceğini, markanın yabancı kelimeler ve bunların kısaltmalarından oluşması gibi hususların tescil engelleri açısından sonucu değiştirmediğini, davalı markasının ... sektöründe hizmetlerin verildiği yeri tanımlayan iki İngilizce kelimenin kısaltılarak birleştirilmesinden oluştuğunu, davalıya ait ''...'' markasının başka hiçbir ayırt edici işletmeye veya tüzel kişiliğe mahsus ayırt edici yan öge, logo, renk ve benzeri unsur barındırmadığını, ... alanında kişi ve kuruluşların faaliyet sınırlarını ilgili sağlık mevzuatı belirlemesine rağmen davalının, marka başvurusunun tescil ile sonuçlanmasından hareketle haksız şekilde müvekkiline talepler yönelttiğini, dolayısıyla davalının marka olarak tescil ettirdiği ibarenin gerçekte bir marka değil, sektöre ait ibarelerin kullanım tekelini elde etmeye yönelik bir girişim olduğunu, ... alanında kişi ve kuruluşların faaliyet sınırlarını ilgili sağlık mevzuatı belirlemesine rağmen davalının marka başvurusunun tescil ile sonuçlanmasından hareketle haksız şekilde müvekkiline talepler yönelttiğini, 44. Sınıfta TPMK nezdinde 13.07.2020 tarihi itibariyle "..." ibaresini içeren 533 adet marka, "..." ibaresini içeren 700 adet markanın bulunduğunu, unvanında ''... ve ...'' kelimelerini kök unsur olarak ayrı veya birlikte barındıran onlarca şirket bulunduğunu, ancak davalı sektöre ait tanımlayıcı ibarelerden oluşturduğu bu marka tescilini vesile ederek yine benzer kelimelerden hareketle oluşturulan logolu, renkli ve farklı yazım stili içeren bir marka kullanmakta olan müvekkiline karşı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddiaları ile dava açıldığını, davalının amacının sektöre ait ibarelerin kullanım tekelini elde etmek ve bunu bir haksız rekabet unsuru olarak kullanmak olduğunu, ... alt başlığı altındaki faaliyetler açısından davanın taraflarının 15.02.2008 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmış olan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre uzman doktor bulundurması, gerekli fiziki altyapıyı sağlaması ve benzeri yükümlülükleri yerine getirmesi gerektiğini, 44. sınıfta bir markanın tescil edilmiş olmasından daha öncelikli olarak tescil sahibinin o konuda faaliyet gösterme izninin olup olmadığı, uzman doktor bulundurup bulundurmadığının önem taşıdığını, davalının temel faaliyet alanlarının güzellik ve bakım hizmetleri, estetik cerrahi, diyetisyenlik olup müvekkilinin bu konularda herhangi bir faaliyeti bulunmadığını, davalıya ait ... numaralı, "..." ibareli markanın 44. sınıf "..." alt grubu yönünden hükümsüzlüğünü, yargılama sırasında taraf değişikliği ve husumet sorunu oluşmaması için davalı markasının devrinin engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, karar verilmesini beyan ve iddia ederek karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesi ve karşı dava dilekçesi ile aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkili şirket uzun yıllardır güzellik, bakım hizmetleri ve ... alanında faaliyet göstermekte olup, alanında uzman kadrosu ve başarıları ile bilinmekte olan hizmet kalitesi ile haklı bir üne kavuşmuş, tanınmış bir marka haline geldiğini, müvekkili şirketin, 18.01.2013 yılında " ..." ibaresini marka olarak ... numara ile Türk Patent nezdinde tescil ettirdiğini, müvekkili şirket bu markayı iş yerlerinde, reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında, sosyal mecralarda yıllardır ve yoğun olarak kullandığını, müvekkili şirket, alanında tanınmış bir klinik olup, sadece ... şubesinin "..." ınstagram hesabının (... _...) 354 bin takipçisi bulunduğunu, Türkiye'nin tanınmış ve ünlü isimlerinin de tercih ettiği bir klinik olan müvekkili şirket, yurt içi ve yurt dışından gelen müşteri kitlesine yıllardan beri vermiş olduğu emekle ulaştığı hizmet kalitesi ve yapmış olduğu tanıtım ve reklamlar sayesinde kavuştuğunu, davalı/karşı davacının markasının, müvekkiline ait marka ile aynı ve/veya ayırtedemeyecek kadar benzer olup, aynı ve/veya benzer hizmetleri kapsaması ve tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalinin ötesinde şüpheye yer vermeyecek kesinlikte iltibas oluşturması sebebi ile davacı/ karşı davalı şirkete Bakırköy 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2020/108 e. Sayılı dosya ile marka hakkına tecavüz davası açılmış olup, davanın derdest olduğunu, davacı/karşı davalı şirket, müvekkili şirketin tescilli markası kapsamındaki mal ve hizmetlerle ilgili alanlarda faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin Türk Patent nezdinde tescilli markası ile aynı ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzer ibareyi müvekkilinin izni olmaksızın kendi mal ve hizmetlerinde son derece benzeyen "..." ibaresini bilerek ve iltibas yaratmak amacıyla kullandığını, markalar tüketici nezdinde görsel olarak birbiri ile aynı veya benzer nitelikte olması ve davacı/karşı davalı şirket markasını tescilli olduğu hizmetlerde değil müvekkilinin tescilli markasının bulunduğu hizmetlerde kullanmasının tüketici nezdinde iltibasa yol açmış olması ve müvekkili şirketin markasına ve ticari itibarına zarar vermesi sebebi ile davacı/karşı davalı aleyhine dava açıldığını, müvekkilinin markası hususiyet ve orjinallik bakımından özgün bir yapıda olup, kendi başına ayırtedici nitelikte bir kelime olduğunu, davacı/karşı davalının iddia ettiği gibi ”...” ve "..." kelimeleri tek tek kullanılarak bir araya getirilmemiş olup, iki kelime bakımından özgün ve ayırtedici olacak şekilde ortaya farklı bir isim oluşturulduğunu, müvekkilinin markası davacı/karşı davalının iddia ettiği gibi 6769 sayılı kanun Smk 5/d hükmünde belirtilen ticaret alanında bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içermediğini, bir markanın birden çok tanımlayıcı unsurdan oluşması durumunda işaretin bir bütün olarak verdiği anlamın tanımlayıcı olup olmadığına bakılması gerektiğini, bu sebeple bir marka salt onu oluşturan unsurların her birinin ayrı ayrı tanımlayıcı olmasına bağlı olarak tanımlayıcı olarak nitelendirilip hükümsüz kılınamayacağını, 2013 yılında tescil edilmiş olan müvekkili şirkete ait olan marka "..." ve " ... " kelimelerinin tümünün birleştirilmesi oluşan bir kelime olmadığını, kelimenin oluşumu incelendiğinde; "... " markasının clini + med şeklinde öncelikle ... kelimesinin tamamı kullanılmayarak "... " harfi çıkartıldığını, İngilizce ve Türkçede herhangi bir anlamı olmayan " ... "kelimesinden, ... kelimesinin yine tek başına bir anlam ifade etmeyen "..." kelimesinin birleşimi ile özgün bir yapıda ve orjinal nitelikte ... ibaresi oluşturulduğunu, bu bağlamda müvekkilinin markası tanımlayıcı olmayan iki ayrı kelime parçasının bileşkesinden oluştuğunu, burada ana kelimelerin bir arada kullanılması söz konusu olmayıp, o kelimeler anlamsız parçalara ayrılmış ve sıradışı olarak bir araya getirildiğini, davacı/karşı davalının (...) bir hastası, 25.03.2020 tarihinde ... Cimer başvuru numarası ile davacı/karşı davalının (...) aleyhinde Cimer’e başvuruda bulunduğunu, bu şikayet, Şişli İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından karıştırılarak müvekkil şirkete (...) yönlendirilmiş ve yönlendirilen bu başvuruya istinaden müvekkili şirketin (...) konu hakkındaki savunması talep edildiğini, bir devlet kurumu olan Şişli ilçe sağlık müdürlüğü'nün dahi bu iki markayı karıştırmış olması artık şüpheye yer olmayacak derecede iltibasın var olduğu hususunu ispatladığını, öte yandan iltibas durumu sadece bunun ile kalmamış davacı/karşı davalının bir başka hastası ..., 30.06.2020 tarihinde ...com platformuna davacı/karşı davalı şirket aleyhinde başvuruda bulunduğunu, müvekkili şirkete ait marka (...) ile davacı/karşı davalı markayı (...) karıştırarak başvurusunu müvekkili şirkete hitaben yazmış ancak bu durum ...com tarafından hastaya ait bilgilerin paylaşılması ve akabinde hastanın müvekkili şirketin hastası olmadığı, davacı/karşı davalı şirkete ait bir hasta olduğunun tespit edildiğini, yine davacı/karşı davalı şirketin bir hastası olan ... isimli hasta, 25.08.2020 tarihinde ... platformuna davacı/karşı davalı şirket aleyhinde başvuruda bulunmuş, müvekkili şirkete ait marka (...) ile davacı/karşı davalı markayı (...) karıştırarak başvurusunu müvekkili şirkete hitaben yazmış ancak bu durum ...com tarafından hastaya ait bilgilerin paylaşılması ve akabinde hastanın müvekkili şirketin hastası olmadığı, davacı/karşı davalı şirkete ait bir hasta olduğunun tespit edildiğini, halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın olduğu göz önünde tutulması gerektiğini, davacı/karşı davalı marka ile müvekkil şirkete ait olan marka, tüketiciler ve hatta devlet kurumları nezdinde dahi iltibasa sebep olmuş ve markaların karıştırılması bakımından şüpheye yer vermeyecek derece iltibas durumu kesin olarak gerçekleştiğini, davacı/karşı davalı marka müvekkiline ait olan tanınmış marka üzerinden haksız yarar sağlamanın ötesinde hastalar nezdinde oluşan olumsuz şikayetler sebebi ile de müvekkili şirkete ait markanın itibarını zedeleyici şekilde ciddi anlamda zarar verdiğini, somut olayda söz konusu iltibas sadece görsel, ses uyumu ve fonetik açıdan marka benzerliği ile kalmayıp, davacı/ karşı davalının markasını tescil ettirmediği bir sınıfın konusuna giren bir alanda hizmet vermesi sebebi ile sundukları hizmet bakımından da iltibas oluşturduğunu, müvekkili şirket 18.01.2013 tarihinde yapmış olduğu başvuruda "...” isimli markasını 35. ve 44. Sınıfta tescil ettirmiş ve tescil ettirmiş olduğu sınıflarda faaliyet verdiğini, davacı/karşı davalı şirket ise 27.11.2018 tarihinde ... numaralı "... "isimli markayı sadece 44. Sınıfta bulunan ''İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri" kapsamında tescil ettirmiş olmasına rağmen müvekkili şirket ile aynı ve /veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olan markayı tescil ettirdiği alan dışında faaliyet göstermekte, sağlık ve güzellik ve tıbbi hizmetlerde ticari faaliyetine müvekkili şirketin tescilli marka haklarına tecavüz oluşturacak şekilde devam ettiğini, davacı/karşı davalı şirketin markasını tescil ettirdiği alan işyeri ve personel sağlığı ile ilgili tavsiye niteliğinde olan danışmanlık hizmetleri kapsamakta iken karşı yan botox, dolgu gençlik aşısı, ben tedavisi, nasır tedavisi, bağsur tedavisi gibi sağlık alanında birçok tıbbi işlem uyguladığını, markalar tüketici nezdinde görsel olarak birbiri ile aynı ve/veya ayırt edemeyecek kadar benzer nitelikte olması ve davalı şirket markasını tescilli olduğu hizmetlerde değil müvekkilinin tescilli markasının bulunduğu hizmetlerde kullanması tüketici nezdinde iltibasa yol açtığını, müvekkili şirket aleyhine kurumlara, mecralara, olumsuz başvurularda bulunmakta ve müvekkili şirketin yıllardır bin bir çaba ve emekle oluşturduğu ticari itibarına zarar verdiğini, davacı/karşı davalı şirket, 27.11.2018 tarihinde ”...” isimli markası için .... başvuru numarası ile 44. sınıf hizmetler için müracaat ettiğini, bu başvuruya itiraz edildiğini ve itiraz kısmen kabul edildiğini ve ilgili bentlerin çıkartıldığını, karşı dava dilekçesinin marka sahibi müvekkil ...'a tebliğ edildiğini, son duruşmada ve 28.10.2020 tarihli dilekçelerinde bu taraf değişikliğinin hukuka aykırı olduğunu, karşı davacının marka sahibi gerçek kişiye değil davacı şirkete husumet yönelttiğini, marka sicilinin aleni olduğunu, bu yönden de husumet itirazlarının bulunduğunu belirtmiş, haksız ve hukuka aykırı davasının ve taleplerinin tümden reddine, karşı davanın ve taleplerin kabulü ile davacı/ karşı davalı yan adına tescilli bulunan “...” ibareli markanın müvekkil şirkete ait "..." isimli marka ile aynı ve/ veya ayırt edemeyecek kadar benzer olup, aynı ve/veya benzer hizmetleri kapsaması ve tüketiciler nezdinde iltibasa sebep olması, müvekkilin markasından haksız yararlanması ve müvekkilin markasının itibarını zedelemesi ve kötü niyetle tescil sebebi ile hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı karşı davalı vekili cevaba cevap ve karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; davada taleplerinin kısmi hükümsüzlük (6769 smk madde 25/5) yönünde olup davalı tarafça ileri sürülen savunmaların hiçbiri ... yönünden ... ibaresinin tanımlayıcı, bir hizmeti ve hizmetin verildiği yeri belirtici ve adlandırıcı vasfını ortadan kaldıracak nitelikte olmadığını, davalı adına tescil edilen ... numaralı "..." markası ... ve ... kelimelerinin birleştirilerek kısaltılması sonucu oluşturulduğunu, başka herhangi bir yan unsur içermeyen dolayısıyla davacının işletmesini ayırt edici bir yönü bulunmayan bir ibare olup 6769 Sayılı kanunun 5/c ve 5/d hükümleri uyarınca marka olarak tescili mümkün olmayan bir kelime olduğunu, düzenlemelerin temel mantığının kanunla bir koruma alanı oluşturulan marka hakkının kötüye kullanılması suretiyle haksız rekabet unsuruna dönüşmesini önlemek, işletmelerin ve kişilerin marka hakkını vesile ederek diğer kişi ve işletmelere hayatın olağan akışına, ticari icap ve usullere aykırı kısıtlamalar getirmesine imkan vermediğini, 44. Sınıfın alt grubu olarak "..." yönünden, Türkçe karşılığı “...”, “...” anlamına gelen "..." ve "..." kelimelerinden oluşturulan bir kısaltmanın marka olarak tescil edilmesi, bu kelime grubu veya kısaltmanın bir kişi yada kurumun kullanım tekeline verilmesi mümkün olmadığını, davalı tarafın markanın kullanım sonucu ayırt edicilik vasfı kazandığına dair savunmalarının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davalının markası... ve ... kelimelerinin birleştirilmesinden oluşturulmuş, hiçbir kreatif yönü olmayan, özgün ve işletmeye has hiçbir yan unsur içermeyen, sektörel manada tanımlayıcı hizmeti ve hizmetin verildiği yeri tarif eden kelimelerden ibaret olduğunu, davalının markasında renk, yazı karakteri, şekil, logo gibi ayırt edici herhangi bir yan unsur dahi bulunmadığını, davalının markası tescilli olduğu 44. Sınıftaki alt hizmet başlıklarından biri olan "..." faaliyetini tanımlayan, tıbbi hizmetlerin verildiği yer anlamına gelen İngilizce kelimelerden ibaret olduğunu, dilimize de doğrudan geçmiş olan "..." kelimesi ile ... olarak da kullanılan ancak Türkçedeki "..." kelimesinin İngilizce karşılığı olduğu herkes tarafından bilinen "..." kelimelerinin kısaltılmasıyla elde edilen markanın özgün olmadığı ve marka olabilecek işaretlerden olmadığının ortada olduğunu, karşı davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, hükümsüzlüğü talep edilen marka müvekkili şirket adına tescilli olmadığını, hükümsüzlüğü talep edilen ... sayılı "..." markasının tescil sahibi ... olduğunu, dolayısıyla hükümsüzlük davasının müvekkili şirkete yöneltilmesi mümkün olmadığını, karşı davanın esasına girilmesi halinde Bakırköy 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/108 e sayılı davası ile karşı davanın birleştirilmesini talep ettiklerini belirtmiş davalıya ait ... numaralı, "..." ibareli markanın 44. Sınıf "..." alt grubu yönünden (6769 SIVIK madde 25/5 uyarınca kısmi olarak) hükümsüzlüğüne, karşı davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı karşı davacı ikinci cevap dilekçesi ve karşı davaya, cevaba cevap dilekçesinde özetle; cevap ve karşı dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarlamış husumet itirazlarına ilişkin olarak huzurdaki davada husumetin şirket sahibi ...’a yöneltilmesi gerekirken dürüstlük kuralına aykırı olmaksızın kabul edilebilir bir yanılgı ile temsilcide yanılgıya düşülmüş olup, ...'ın tek sahibi olduğu ...Şti. Yöneltildiğini, 6100 sayılı hmk’nın md.124 / f-3 iradi taraf değişikliği taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, husumetin, şirket sahibi ...'a yöneltilmesi gerekirken dürüstlük kuralına aykırı olmaksızın kabul edilebilir bir yanılgıyla tarafımızca ...'ın sahibi olduğu ... Şti. Yöneltildiğini, iradi taraf değişikliği taleplerinin kabulü ile eksiliğin giderilmesi için HMK md. 115/ f-2 gereği süre verilmesine karar verilmesini talep etmiş asıl davanın reddi ile karşı davanın kabulünü talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "Tüm dosya kapsamı sunulan rapor içeriği izahı yapılan mevzuat kapsamında değerlendirildiğinde asıl davanın reddi karşı davanın kabulü" şeklindeki gerekçeleri ile; -Asıl davanın REDDİNE,-Karşı davanın Kabulü ile; TPMK nezdinde karşı davalı ... adına ... no ile tescilli "..." ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE sicilden TERKİNİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF:Davacı/karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; karşı davanın davalısı olarak müvekkili şirket ... ... Şirketi gösterildiğini, fakat marka sahibi ... olduğunu, karşı dava davalısı olarak müvekkili şirket ...Danışmanlık gösterildiğini, oysa marka sahibinin ... olup mahkemeye bu hususta verilen beyandan sonra HMK 124 uyarınca iradi taraf değişikliği yapıp itirazlarına rağmen karşı dava dilekçesinin marka sahibi müvekkili ...'a tebliğ edilerek yargılama yapıldığını, bu taraf değişkiliğinin hukuka aykırı olduğunu, karşı davacının marka sahibi kişiye değil davacı şirkete husumet yönelttiğini, ...'ın şirketin hissedarı veya yöneticisi olmadığını, davacının düştüğü yanılgının mazur görülebilecek veya kabul edilecek maddi bir hatadan kaynaklanmadığını, kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davalı/karşı davacı adına tescil edilen ... numaralı "..." markası ... ve ... kelimelerinin birleştirilerek kısaltılması sonucu oluşturultuğu ve başka herhangi bir yan unsur içermeyen dolayısıyla davacının işletmesini ayırt edici bir yönü bulunmayan bir ibare olup 6769 Sayılı kanunun 5/d hükmü uyarınca marka olarak tescili mümkün olmayan bir kelime olduğunu, kanun hükmü mülga 556 KHK madde 7'de de benzer şekilde yer almış, basit bir anlatımla belirli emtia isimlerinin, meslek, sanat veya ticaret gruplarını ayırt etmeye yarayan işaret ve adların, vasıf ve nitelik belirten kelimelerin marka olarak tescil edilemeyeceği hüküm altına alındığını, bu düzenlemelerin temel mantığı kanunla bir koruma alanı oluşturulan marka hakkının kötüye kullanılması suretiyle haksız rekabet unsuruna dönüşmesini önlemek, işletmelerin ve kişilerin marka hakkını vesile ederek diğer kişi ve işletmelere hayatın olağan akışına, ticari icap ve usullere aykırı kısıtlamalar getirmesine imkan vermediğini, 44. Sınıfın alt grubu olarak "..." yönünden, Türkçe karşılığı “...”, “...” anlamına gelen "..." ve "..." kelimelerinden oluşturulan bir kısaltmanın marka olarak tescil edilmesi, bu kelime grubu veya kısaltmanın bir kişi yada kurumun kullanım tekeline verilmesi mümkün olmadığını, ... alanında ... ve ... kelimelerinin veya doğrudan bu kelimelerden oluşturulan ibarelerin bir kişi tekeline bırakılması mümkün olmadığını, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda da cins, vasıf veya emtia adları tescil edilemeyeceği gibi hizmetler yönünden tanımlayıcı ibarelerin de kişilerin kullanım tekeline bırakılmaması gerektiği yönünde görüş bildirilmesine rağmen mahkemece ek rapor taleplerinin de reddedildiğini, yerel mahkemece ek rapor alınması talebi reddedilerek, raporda eksik bırakılan inceleme ve değerlendirme mahkemece de yapılmayarak karar verildiğini, yargıtay'ın kullanım sonucu ayırt edicilik kazanılması konusundaki uygulaması ve kriterleri tekrarlanan kararlarla müstekar hale gelmiş olduğunu, yerel mahkemece gerekli inceleme ve araştırma yaptırılmadığından dava konusu edilen marka hakkındaki reklam tanıtım faaliyetlerinin, tanımlayıcılık ve ticaret alanında herkes tarafından kullanılan ibare olma özelliklerini ortadan kaldırmaya ve ayırt edicilik kazanmaya yeterli düzeyde olup olmadığı ortaya konulmadan varsayıma ve iddiaya dayalı karar verildiğini, kesin rakamsal değerler resmi olarak açıklanmamakla birlikte Türkiye'deki sadece estetik cerrahi sektörünün ekonomik büyüklüğü bile 2020 verilerine göre yaklaşık 4.000.000.000 (dört milyar) USD (güncel değerle yaklaşık 70.000.000.000-yetmiş milyar-TL) tutarında bir boyuta ulaştığını, davalının markası sadece şu anda faaliyet gösterdiği estetik cerrahi alt alanına ilişkin olmayıp tüm tıbbi hizmetlere yönelik bir marka olduğunu, davalı, müvekkiline yönelik hukuki ihtilaf çıkarmış ise de esasen müvekkili ile davalının ortak bir faaliyet alanı dahi bulunmadığını, davalı tarafın markasını estetik cerrahi ve benzeri alanlarda kullanmakta olduğu halde tekeline almak istediği kelimelerin 44. Sınıfın alt sınıfı olarak tüm tıbbi hizmetleri çağrıştıran "..." ve "..." ibarelerinden oluştuğunun nazara alınması gerektiğini, bilirkişi raporunda da atıf yapılan 6769 Sayılı SMK madde 5/2 ve madde 25/f.4 hükümlerine göre tescil talebinin reddi veya hükümsüzlük talebinden muafiyet oluşabilmesi için kullanım sonucu elde edildiği iddia edilen ayırt ediciliğin tescil olunan mal ve hizmetlere yönelik olması gerektiğini, esasen raporda da aksi ortaya konulamadığı üzere davalının kısıtlı reklam, tanıtım ve kullanımı "..." ibaresi için tüm ... açısından bir ayırt edicilik oluşturmadığını, 44. Sınıfta TPMK nezdinde (büyük bölümü davalı markasından önce tescil edilmiş olan) 13.07.2020 tarihi itibariyle "..." ibaresini içeren 533 adet marka, "..." ibaresini içeren 700 adet marka bulunduğunu, davalının bu marka tescilindeki maksadının sektöre ait ibarelerin kullanım tekelini elde etmek ve bunu bir haksız rekabet unsuru olarak kullanmak olduğunu 44. Sınıfta bir markanın tescil edilmiş olmasından daha öncelikli olarak tescil sahibinin o konuda faaliyet gösterme izninin olup olmadığını, uzman doktor bulundurup bulundurmadığı önem taşımadığını, davalının temel faaliyet alanları güzellik ve bakım hizmetleri, estetik cerrahi, diyetisyenlik ve benzeri olup müvekkilinin bu konularda herhangi bir faaliyeti bulunmadığını, Yerel mahkemenin, davalının haksız rekabet unsuru olarak marka vasfı taşımayan ibareler nedeniyle başlattığı hukuki süreçleri, dava açtıktan sonra aniden ortaya çıkan Cimer ve Sağlık Bakanlığ şikayetlerini göz ardı edip müvekkilinin mecburen açmak zorunda kaldığı ve bunu da daha dava dilekçesinde izah ettiği hükümsüzlük talebinin kötüniyetli olarak değerlendirmesi hatalı olduğunu, marka hakkına tecavüz iddiasıyla dava açan bir davacının, 2013 yılından beri tescilli markasıyla ilgili hiçbir iltibas sorunu yokken açtığı davadan sonra aniden Sağlık Müdürlüğü ve Cimer şikayetlerinin oluşması olayının incelenmesi gerektiğini, davalı/karşı davacı markasının mutlak ret sebebinin yanı sıra kötüniyet gerekçesi ile de hükümsüzlük kılınması gerektiğini, İstinaf talebinin kabulü ile asıl davanın reddine dair kararın kaldırılmasına, davanın çözümü için gerekli olan sektörel inceleme, reklam ve tanıtım faaliyetlerinin kapsamı ve büyüklüğü, hükümsüzlüğü talep edilen markanın tescil tarihinden dava tarihine kadar olan dönemde refleks düzeyinde ayırt edicilik elde edip etmediğinin tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, karşı davada davalı şirket yönünden husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesi, karşı davanın esası yönünden kabulü kararının kaldırılarak kötüniyet ve iltibas iddiaları açısından dosya kapsamına, mevzuata ve Yargıtay uygulamasına muvafık şekilde yeniden araştırma yapılmasına, istinaf giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:Davalı/ karşı davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/248 E. 2022/27 K. Sayılı kararı uyarınca; Asıl dava yönünden davanın reddine, Karşı dava yönünden davanın kabulü ile TPMK nezdinde karşı davalı ... adına tescilli ''...'' ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine hükmedildiğini, karşı tarafın, Yerel Mahkeme kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurduğunu, davacı-karşı davalılar vekilinin, husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, karşı davada husumetin şirket sahibi ... yerine müvekkili şirkete yönetilmiş olmasının, davanın usulden reddini gerektirdiğini ve bu nedenle Yerel Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilin markası hususiyet kazandırılmış ve orjinal bir yapıda olduğunu, karşı tarafın marka tescilinin 6769 sayılı smk madde 5/d hükmüne aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili şirket, 18/01/2013 tarihli başvurusu neticesinde ''...'' isimli markasını faaliyet gösterdiğini, 35. ve 44. Sınıflarda Türk Patent nezdinde ... numarası ile tescil ettirdiğini, karşı taraf, marka olarak tescil edilmek istenen sözcük, doğrudan bir malın veya hizmetin vasfını, cinsini, çeşidini belirtiyorsa esas unsur olarak tescil edilemeyeceğine dair kurala dayanarak müvekkilinin markasının markasının tescilinin mümkün olmadığını iddia ettiğini, müvekkilinin markası ''...'' ve ''...'' kelimelerinin doğrudan birleştirilmesiyle oluşmadığını, her iki dilde de herhangi bir anlamı bulunmayan ''...'' kelimesine yine hiç bir anlam ifade etmeyen ''...'' kelimesi eklenerek, kelimeye hususiyet kazandırılmış ve böylece özgün nitelikte bir marka ismi ortaya çıktığını, tarafça karşı yana karşı ikame edilen Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/108 E. Sayılı dosyası nezdinde görülen Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabet davası kapsamında alınan 01/09/2021 tarihli bilirkişi raporunda da müvekkilinin ''...'' markasının ayırt ediciliğine ilişkin değerlendirme yapıldığını, raporda; ... kelimesinden sadece son harf olan ''...'' harfinin alınmadığı, '...'' ibaresine ''...'' ibaresinin eklendiği ve marka bu şekilde oluşturulduğu, ''...'' markasının zayıf marka olmadığına ilişkin kanaate varıldığını, işaretin marka olarak ayırt ediciliğinin güçlenmesini sağlayabilmekte ve tescilini olanaklı hale getirebildiğini, somut durum kapsamında davacının iddialarının aksine müvekkili şirkete ait markanın, 44. Sınıfta yer alan ''...'' alt sınıfında zayıf konumda olduğu söylenemeyeceğini, davacı yan, müvekkilinin ''...'' isimli markasının , 6769 Sayılı SMK'nın m. 5/d kapsamında mutlak tescil engelleri dahilinde olduğu ve zayıf marka niteliği taşıdığını iddia etmesine karşın benzer nitelikteki bir ibareyi fiili olarak kullanmakta ve tescil ettirmeye çalıştığını, davacı-karşı davalının bahse konu iddialarına ilişkin isabetli bir kanaate vararak bu taleplerin hukuken korunmasının mümkün olmadığını, davacı-karşı davalının kötü niyetinin tarafça ikame edilen karşı davada dikkate alındığını açıkça belirtildiğini, müvekkilinin markası karşı tarafın iddia ettiği şekilde 6769 Sayılı SMK'nın m. 5/d hükmünde düzenlenen mutlak red nedenleri arasında yer alan ticaret alanında bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içermediğini, dosya kapsamında alınan 03/09/2021 tarihli bilirkişi raporunda müvekkilinin markası bahsedilen kriterler üzerinden değerlendirilmiş olduğunu, markanın kullanımının sosyal medyada bilinirliği, sektörel yayınlara dahiliyeti, bilinirliğin sağlanması için yapılan reklam çalışmaları ayrıntılı olarak incelendiğini, müvekkili şirketin; sadece ... şubesinin instagram hesabının dahi 348.000 takipçiye sahip olduğunu, yalnızca Haziran- Ağustos 2020 tarihleri arasında bile sosyal medya nezdinde markanın tanıtımı için 200.000 TL masraf yaptığı anlaşıldığını, müvekkili şirketin, herkes tarafından bilinen çok sayıdaki sektörel dergi ve gazetede ''...'' ibaresini marka sıfatıyla kullandığı ortaya konulduğunu, bilirkişi raporunda dosyada yer alan deliller ışığında müvekkilinin ''...'' ibaresine markasal kullanım yolu ile ayırt edicilik kazandırdığı açık şekilde ifade edildiğini, davacının iddialarının aksine ''...'' isminin tescilinin mümkün olmadığının kabulünde bile müvekkilinin markasının ciddi ve pazar payı yaratacak düzeyde markasal kullanımı sonucu ayırt edici hale geldiği ve bu nedenle de 6769 Sayılı SMK'nın m.25/f.4 hükmüne istinaden mezkur markanın hükümsüz kılınamayacağı izaha yer bırakmayacağını, yerel mahkemenin karşı davanın açısından verdiği karar usul ve yasaya uygun olup, davacı-karşı davalı iddialarının aksine ''...'' isimli markanın kötü niyetli olarak tescil ettirildiği ve iltibasa yol açtığının belgelendiğini, müvekkil şirket, ''...'' isimli markasını 18/01/2013 tarihli başvurusu ile faaliyet gösterdiği 35. ve 44. Sınıf alanlarında tescil ettirdiğini, Davacı-karşı davalı yan, müvekkilinin tescilinden uzun zaman sonra, 27/11/2018 tarihinde ... no.lu ''...'' isimli markayı ise 44. sınıfta bulunan ''İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri'' sınıfında tescil ettirdiğini, buna karşın bahse konu şirket, söz konusu sınıf dışında yer alan ... alanında ticari faaliyetini sürdürdüğünü, marka tescilindeki nispi ret nedenleri düzenlenmiş ayrıca kötü niyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddolunacağı hüküm altına alındığını, anılan maddede tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapıldığı ve marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali, nispi ret nedenleri arasında sayıldığını, müvekkilinin tescilli ''...'' isimli markasının ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimaline neden olabilecek şekilde benzer oldukları belirtildiğini, markaların benzerliği ve hizmetlerin aynı/ aynı tür olma hususları birlikte değerlendirildiğinde de müvekkilinin faaliyet alanına giren kısmı redde konu hizmetler açısından 6769 Sayılı SMK'nın m. 6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceğini, davacı-karşı davalının markasının, müvekkiline ait marka ile aynı ve/veya ayırt edilemeyecek nitelikte benzerlik taşıdığı ve yine karşı tarafın tescili dışında yer alan müvekkilline aynı ve/veya benzer hizmetlerde faaliyetine devam ettiğini, müvekkilin tescilli markası kapsamında olan ... ve güzellik hizmetleri alanında faaliyette bulunduğunu, müvekkilin faaliyet alanında gerçekleştirdiği hizmetlerle beyan ederek, karşı tarafın haksız ve hukuka aykırı nitelikteki istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi arz ve talep etmiştir.
GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Asıl davanın konusu; davalı adına kayıtlı ... tescil nolu "..." markasının 44. Sınıf alt sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne,Karşı davanın konusu, karşı davalı adına kayıtlı ... tescil nolu "..." markasının hükümsüzlüğü davasıdır.Davalı/karşı davacı tarafından “...” markasını ... no. ile 18.01.2013 tarihinde başvuru konusu yapıldığı, söz konusu marka 35. ve 44. hizmet sınıflarında 04.02.2014 tarihinde tescil edildiği, davacı/karşı davalı şirket ise 27.11.2018 tarihinde ... markası için ... başvuru no ile 44. sınıf hizmetler için müracaat ettiği, fakat davalı/karşı davacı tarafça işbu başvuruya konu edilen itirazın kısmen kabul edilerek söz konusu markanın tescil edildiği, ‘..., Güzellik bakımı hizmetleri. Veterinerlik ve hayvan üretme, besicilik, nalbantlık İle ilgili hizmetler, tarım, bahçecilik ve ormancılıkla İlgili hizmetler; peyzaj tasarımı hizmetleri" bentlerinin çıkartıldığı, davacı tarafça bu karara itiraz edilmesine rağmen itirazlar yerinde bulunmayarak reddedildiği, kararda ... başvuru numaralı davacının ... İbareli başvurusunun davalı/karşı davacıya ait ... sayılı ... ibareli marka ile karıştırılma ihtimali yarattığı gerekçesi ile verilen kısmı ret kararının hukuka uygun bulunduğu, ..., Markalar Dairesi Başkanlığınca ... ve ... ibarelerinin benzer olduğu, tescil sınıflarının kısmen aynı olduğu, bu sebeple ... başvuru nolu ... ibaresinin marka olarak tescilinin kısmen reddedilmesi gerektiği yönündeki tespitlerin onandığı sonuç olarak 44. hizmet sınıfının "İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetlerini" kapsadığı anlaşılmıştır.6769 sayılı SMK'nin 25. Maddesine göre 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir."Marka tescilinde mutlak ret nedenleri" Madde 5- (1) Aşağıda belirtilen işaretler, marka olarak tescil edilmez: .... d) Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler. (2) Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez." hükümlerine amirdir."Marka tescilinde nispi ret nedenleri" başlıklı Madde 6- (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir....(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." hükümlerine amirdir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 03/09/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;" ''...1)Asıl dava yönünden: Davalı/karşı davacının “...” markasının tescilli olduğu 44. sınıftaki tıbbi hizmeder alt grubu açısından SMK m.5/l/c ve d bentleri anlamında tammlayıcılık ve ortaklaşa kullanıma ilişkin tescil engellerine (mutlak ret sebeplerine) tabi olduğu; Ancak dava tarihi olan 24.07.2020 itibariyle SMK m.5/l/l c-d bentleri kapsamındaki tescil engellerinin davalı/karşı davacı tarafından markasal kullanım yolu ile bertaraf edildiği ve bu suretle davalı/karşı davacı adına 44. Sınıftaki ... alt grubunda tescilli bulunan “...” markasının SMK m.5/l/b»c-d bentleri uyarınca kısmen hükümsüz kılınmasının mümkün olamayacağı; Bununla birlikte somut olay açısından davalı/karşı davacının 44. sınıfın alt grubu olan tıbbi hizmetlerde tescilli “...” markasının düşük ayırt ediciliğe sahip bir zayıf marka statüsünde olduğu; 2)Karşı dava yününden: Davacı/karşı davalının "...” markasını tescilli olduğu alt gruplar dışında (davalı/karşı davacının tescilli olduğu ... ve güzellik bakımı hizmetlerinde) kullanarak, davalı/karşı davacının öncelik sahibi olduğu “...” markası İle fiilen karıştırılma ihtimali yaratmak suretiyle marka hakkı ihlaline yol açtığı iddiasının ayrı bir davanın konusu olduğu; Bu sebeple işbu davanın konusunun davacı/karşı davalının “...” markasının tescilli olduğu 44. sınıfın alt grubu olan “işyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetlerinde” hükümsüzlüğü olduğundan, raporumuzdaki incelememizin tescil kayıtlarında yer alan alt sınıflar ile sınırlı bir biçimde gerçekleştirildiği; Davalı/karşı davacının önceden tescilli “...” markası ile davacı/karşı davalının sonradan tescilli “...” markası arasında “doğrudan karıştırılma” veya "idari- ekonomik bağlantı olduğu yönünde yanlış bir algının oluşması (dolaylı karıştırılma)” ihtimalinin oluşmadığı; bu sebeple davacı/karşı davalının sonradan tescilli “...” markasının 44. sınıfin alt grubunda yer alan “işyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetlerinde” SMK m.6/f. 1 gereği hükümsüz kılınamayacağı;Davalı/karşı davacının zayıf marka konumunda olan “...” ibaresinin SMK m,6/f.5 açısından tanınmış marka konumunda olmadığı; Davacı/karşı davalının “...” markasının basiretli davranma yükümlülüğüne aykın bir biçimde SMK m.6/f 9 açısından kötüniyetle tescil edildiğini gösteren somut bir delile dosyada rastlanmadığı sonuçlarına ulaşıldığı" belirtilmiştir.Asıl dava yönünden yapılan incelemede; davacı tarafça davalı ... başvuru numaralı, "..." markasının "..." ve "..." kelimelerinin ilk birkaç harfinin birleştirilmesi ile tescil ettirildiği, 6769 Sayılı SMK 5/1-d bendine göre tanımlayıcı olduğu "Herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat ve ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret ve adlandırmaların" tescil edilemeyeceğini, 44. Sınıf"tıbbi hizmetlerde" tescil ettirilemeyeceğini ileri sürmüştür. ... ibaresinin tıbbi hizmetlerde kullanılan "..." ve "..." kelimelerinin birleşimi ile oluşturulmuş olsa da, tescil edilmiş haliyle anlamı bulunmadığı ve tanımlayıcı olduğundan bahsedilemeyeceği, SMK 5/1-c-d maddeleri gereğince hükümsüzlük talebinin yerinde olmadığı anlaşılmış, mahkemece sonuç olarak davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılıyorsa da, davada kötüniyetli tescil iddiası bulunmamasına rağmen mahkemece davalı markasının kötüniyetli tescil edilip edilmediği yönünde değerlendirmelere yer verilmesi usul ve yasaya uygun görülmemiş, mahkeme karar gerekçesinin düzeltilmesi gerekmiştir.Karşı dava yönünden yapılan incelemede; Karşı dava dilekçesinde davalı olarak davacı/karşı davalı ... Ltd şirketinin gösterildiği, daha sonra Mahkemece, Karşı dava yönünden dava ... Ltd şirketinin yöneltilmiş ise de marka tescil belgelerinden marka tescil sahibinin şirket sahibi ... olduğunun anlaşılması üzerine Davalı- karşı davacının HMK 124 kapsamındaki talebinin, marka tescil sahibinin karşı- davalı olarak gösterilen şirketle olan bağ ve bağlantısı da göz önünde bulundurularak yasal şartların oluştuğuna kanaat getirilmekle taraf değişikliği talebi kabul olunarak husumetin marka tescil sahibinin ...' a yöneltilmek suretiyle yargılamaya devam olunduğunu belirtmiş ise de, markanın ... adına kayıtlı olduğu TPMK kayıtlarından, tescil belgesinden anlaşıldığı marka tescil kayıtlarının aleni olup, dava açılmadan önce internet üzerinden basit bir araştırma ile, tescil kaydının ...'a ait olduğunun tespit edilebileceği, taraf değişikliğinin maddi bir hatadan kaynaklanmadığı gibi kabul edilebilir bir yanılgıya da dayanmadığı anlaşılmakla, mahkemece davanın davalı sıfat yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, HMK 124 maddenin hatalı uygulanarak, ... hakkında hüküm kurulması hatalı olmuştur. Tüm bu nedenlerle davacı ...Ltd. Şirketi vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, Karşı/davalı ... vekilinin karşı dava yönünden istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme kararının 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kaldırılmasına, asıl dava yönünden düzeltilmiş gerekçe ile davanın reddine, karşı davada; ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına ,Davacı- Karşı Davalı ... hakkında açılan davanın pasif husumetten reddine, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı ... Danışmanlık Ltd. Şirketi vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, karşı davalı ... vekilinin karşı dava yönünden istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, 2- İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 20/01/2022 tarih, 2020/248 E., 2022/27 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, düzeltilmiş gerekçe ile;3-A- Asıl davanın reddine, B-Karşı davanın davalı ... yönünden davanın pasif husumetten yokluğundan REDDİNE-... yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; ASIL DAVA YÖNÜNDEN 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile 561,00 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 4/ç-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
KARŞI DAVA YÖNÜNDEN:4/d-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile 561,00 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/e-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin karşı davanın davacısından alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 4/g-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden karşı davalı ... tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, 5/c-İstinaf yargılaması için karşı davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 1.024,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.244,70 TL'nin davalı-karşı davacıdan tahsiliyle karşı davalı ...'a verilmesine,5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.13/02/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.