Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/1351

Karar No

2025/305

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2022/1351 Esas
KARAR NO:2025/305
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ:30/12/2021
NUMARASI:2020/178 E. - 2021/434 K.
DAVA:Marka Tecavüzün Tespiti ve Önlenmesi
DAVA TARİHİ:11/08/2020
KARAR TARİHİ:27/11/2020
BİRLEŞEN 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
2020/254 ESAS SAYILI DOSYASI
DAVA:Marka Hükümsüzlüğü, Marka Tecavüzü ve Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Sonuçlarının Ortadan Kaldırılması, Maddi ve Manevi ve İtibar Tazminatı
DAVANIN KONUSU:Patent (Tecavüzün Tespiti İstemli)|Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)|Marka (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/02/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili ...’nın 06/01/2003 tarihinden itibaren deri, konfeksiyon ve tekstil ürünleri alım-satımı, ithalat ve ihracat işleriyle uğraştığını, 09/11/2004 tarihinde ticaret unvanının ticaret sicil gazetesinde tescil edildiğini, sektörde "..." ismiyle tanındığını... numaralı "..." ve ... numaralı "..." markalarını tescil ettirdiğini, iş yerinde ve ürün etiketlerinde kullandığını, ürünlerin imalatını uzun yıllar davalı ...’ya ait ... Şti.’ye yaptırdığını, müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişkinin 2004 yılından beri sürdüğünü, müvekkilinin oluşturduğu "..." markasının aralarındaki ticari ilişki nedeniyle 23/07/2018 tarihinde İstanbul ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı muvafakatnamesi ile davalıya kullanım hakkı tanındığını, ancak bu hakkın yalnızca kullanım için verildiğini, buna rağmen davalının bu sınırları aşarak 24/07/2018 tarihinde "..." markasının tescili için başvuruda bulunduğunu ve ardından "..." markasını, müvekkiline ait "..." markasıyla karıştırılacak şekilde kullanmaya başladığını, bunun SMK’nın markaya tecavüz ve TTK’nın haksız rekabet hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, davalının kullandığı etiketlerde "..." kelimesini okunamayacak kadar küçük yazarak etiketin büyük kısmına müvekkiline ait markayı birebir tasarladığını, bunun müşteriler nezdinde karışıklığa yol açtığını, iş yerinde yalnızca "..." ibaresinin yer aldığını, 23/01/2020 tarihinde "..." markası için tescil başvurusunda bulunduğunu, bu başvuruya itiraz sürecinin devam ettiğini ancak davalının markasal kullanımlarının sürdüğünü, davalının 2004 yılından itibaren müvekkiline "..." ibareli faturalar kestiğini, ... adına düzenlenen bu faturaların, markanın müvekkiline ait olduğunu gösterdiğini, buna rağmen davalının markayı kendisine aitmiş gibi kullandığını,... Birliği'nin de "..." markasının müvekkiline ait olduğunu bildiğini, davalıya 17/04/2021 tarihinde Antalya ... Noterliği’nin ...yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, ancak davalının cevabi ihtarında markanın kendilerine ait olduğunu iddia ettiğini, müvekkilinin 09/09/2007 ve 08/12/2010 tarihlerinde kestiği faturalarda davalıların imalatçı firma olarak yer aldığını beyanla , markaya tecavüzün önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili dosyaya sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının "..." ibaresini ticari hayatta ilk kez kullandığı ve tanınır hale getirdiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin 1985 yılından beri tekstil ve giyim sektöründe faaliyet gösterdiğini, 2003 yılından önce şahıs şirketi olarak kurduğu ... işletmesini daha sonra limited şirkete dönüştürerek ... Şirketi adıyla sürdürdüğünü, müvekkilinin "..." ve "..." markalarını kadın giyim sektöründe uzun yıllardır kullandığını, bu markaların yurt içi ve yurt dışında tanındığını, üretimini yaptığı "..." markalı giyim ve tekstil ürünlerinin satışını ... ve...’deki bayileri aracılığıyla gerçekleştirdiğini, davacının ise bu ürünlerin yalnızca ...’deki bayisi olduğunu, müvekkilinin bayi olması sebebiyle işyerinde "..." ibaresini kullanmasına ticaretin gereği olarak izin verdiğini, ancak bunun davacıya hak sahipliği kazandırmadığını, ürünlerin üreticisinin müvekkili olduğunu davacının da kabul ettiğini, davacının ticaret unvanında "..." ibaresinin bulunmadığını, tescilli markasının yalnızca 24. ve 26. sınıfları kapsadığını, dolayısıyla tekstil giyim ürünlerinde marka hakkı iddia edemeyeceğini, müvekkilinin ise 25. ve 35. sınıflarda "..." markasını tescil ettirdiğini, davacının ise müvekkiline ait markayı kötü niyetli şekilde kendisine ait göstermeye çalıştığını, ancak markanın gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, tescil işlemlerine ilişkin tüm harç ve masrafların müvekkili tarafından ödendiğini, davacı tarafından öne sürülen muvafakat belgesinin hukuken geçersiz olduğunu, TPMK'ya sunulmadığını, tek taraflı olarak düzenlendiğini, bu belgenin 2018 tarihli olması nedeniyle müvekkilinin 2004 yılından beri yaptığı üretimler karşısında davacının hak sahipliği iddiasının yersiz olduğunu, davacının markaya tecavüz ve haksız rekabet iddialarının gerçeği yansıtmadığını, aksine müvekkiline ait markayı hukuka aykırı şekilde kullanarak bayilik ilişkisi sona ermesine rağmen "..." markasına tecavüz teşkil eden eylemlerine devam ettiğini, 25. ve 35. sınıflarda tescili bulunmamasına rağmen mağaza ve kartvizitlerinde bu markayı kullanarak müvekkili ile ticari ilişkisi varmış algısı oluşturmaya çalıştığını, müvekkilinin tanınırlığından haksız fayda sağlamak istediğini, bu nedenle Beyoğlu ... Noterliği aracılığıyla ihtarname gönderildiğini ancak davacının hukuka aykırı kullanımlarına devam ettiğini, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde yapılan incelemede bu kullanımların tespit edildiğini, bilirkişi raporunda davacının markayı tescil kapsamı dışında kullandığının belirlendiğini, beyanla haksız ve hukuka aykırı davanın reddini talep etmiştir.Birleşen 2. FSHHM'nin 2020/268 esas sayılı dosyası yönünden:Davacı vekili dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanları ile özetle; müvekkilinin 1985 yılından bu yana tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, 2003 yılından önce şahıs şirketi olarak kurduğu işletmesini daha sonra ... Şirketi adıyla sürdürdüğünü, müvekkilinin "..." ve "..." markalarını kadın giyim ürünlerinde uzun yıllardır yoğun şekilde kullandığını, bu markaların yurt içi ve yurt dışında tanındığını, üretimini yaptığı "..." markalı ürünleri bayileri aracılığıyla tüketiciye sunduğunu, davalının 2019 yılına kadar müvekkiline ait ürünlerin ...’de satışını yapan bayisi olduğunu, ancak güven zedeleyici ve ticari etik ilkelere aykırı fiilleri nedeniyle bayilik ilişkisinin sona erdirildiğini, müvekkilinin "...", "..." ve ... nolu "..." ibareli birçok markanın tescilli hak sahibi olduğunu, bayilik sözleşmesi sonlandırıldıktan sonra davalı tarafından "..." markasının haksız şekilde kullanılmaya devam ettiğini, ihtarnameler gönderildiğini, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2020/92 D. iş sayılı dosyası ile yapılan tespit sonucunda davalının müvekkiline ait marka hakkını ihlal eden eylemlerinin belirlendiğini, davalının tescilli ... nolu "..." markasının yalnızca 24. sınıfta kayıtlı olduğunu, giyim ürünleri üzerinde kullanım hakkı vermediğini, davalının bayi olduğu dönemde tescilli olan ... nolu "..." markasının 2016 yılında yenilenmediği için hükümsüz hale geldiğini, davalının TPMK nezdinde ... ve ... nolu "..." ibareli ve şekil markalarının 25 ve 35. sınıflar için yaptığı başvuruların reddedildiğini, dolayısıyla davalının sektörde giyim ürünleri ve mağaza tabelalarında "..." markasını kullanabileceğine dair tescilli hakkının bulunmadığını, müvekkilinin "..." markasını ilk kez kullanan ve bilinir hale getiren kişi olduğunu beyan ederek, davalının müvekkilinin tescilli markasına tecavüz teşkil eden kullanımlarının durdurulmasını, "..." markasının esas unsuru olan "..." ibaresinin davalı tarafından 25 ve 35. sınıflarda tescilsiz kullanımının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespit edilmesini, marka ihlalinin önlenmesini, davalının "..." ibaresini içeren tabela, katalog, belge, fatura, kartvizit ve sair tanıtım unsurlarına el konulmasını, markanın kullanıldığı tüm ürünlerin depolandığı, satıldığı ve üretildiği yerlerde el konularak muhafaza altına alınmasını, "..." alan adı ve "..." adlı Instagram hesabı ve internetteki tüm haksız kullanımların durdurulmasını ve erişimin engellenmesini, kararın ilan edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın konusunun marka tecavüzünün tespiti ve önlenmesi olduğunu, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/254 Esas sayılı dosyasında hükümsüzlük kararı alınması halinde iş bu davanın konusuz kalacağını, 2020/254 Esas sayılı dosyanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, açılan davanın kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunun bilindiğini, belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Birleşen 2. FSHHM'nin 2020/254 esas sayılı dosyası yönünden:Davacı vekili dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanları ile özetle; davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin ... tescil numaralı "..." ve ... tescil numaralı "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, markaların deri, konfeksiyon ve tekstil ürünleri alım-satımı amacıyla müvekkili tarafından Türkiye’de kurulduğunu, davalının ... tescil numarası ile kayıtlı "..." markasının müvekkilinin markasıyla birebir aynı olduğunu, müvekkilinin müşteri portföyünün hedef alınarak marka itibarının zedelendiğini, tescilin kötü niyetli olduğunu, davalının müvekkilinin iş ilişkisi içinde olduğu kişilerle irtibata geçerek "..." markasının sahibi olduğunu öne sürdüğünü, müvekkilinin güven ve itibarını sarsacak şekilde hareket ettiğini, davalı tarafından markaya uygun bir kullanımın bulunmadığını, müvekkilinin öncelikli ve gerçek hak sahibi olduğunu belirterek, davalı adına kayıtlı "..." tescil numaralı "..." markasından doğan hakların müvekkiline ve ticari ilişki içinde bulunduğu firmalara karşı kullanılmasının tedbiren önlenmesini, üçüncü kişilere devrinin engellenmesi için tedbir konulmasını, davalıya ait internet sitelerine erişimin engellenmesini, "..." markasının müvekkili adına devrini, "..." tescil numaralı "..." markasının hükümsüz sayılmasını, marka hakkına tecavüzün tespitini, meni ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, 5.000 TL maddi, 10.000 TL manevi ve 5.000 TL itibar tazminatının davalıdan tahsilini, verilen hükmün gazetede ilan edilmesini talep etmiştir.Davalı vekilince cevap dilekçesinde özetle; 01/01/2019 tarihi itibariyle ticari davalarda, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepli davaların açılmadan önce arabuluculuğa başvuru zorunluluğu getirildiğini, bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının dayanak gösterdiği tescil belgelerinin hukuken dosya açısından bir karşılığı olmadığını, "..." ibareli markanın müvekkilinin faaliyet alanı olan dış giyim tekstil ve mağazacılık (25. ve 35. sınıflar) ile ilgisinin olmadığını, davacının tescilinin 24. ve 26. sınıflarda bulunduğunu, bu sınıflardaki ürün ve emtialarla ilgili müvekkilinin herhangi bir ticari üretim veya faaliyette bulunmadığını, bu konuda davacının bir iddiasının da bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu ihtilaf açısından 25. ve 35. sınıflar bakımından marka tescilinin mevcut olduğunu, bu nedenle hem tescil hem de gerçek hak sahipliği konusunda hukuki korumadan yararlandığını, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında davacının müvekkilinin marka haklarına tecavüz teşkil eden eylemlerde bulunduğunun tespit edildiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; "A-Asıl dava yönünden; Davanın REDDİNE, B-Birleşen mahkememiz 2020/268 esas sayılı dosyası yönünden;1-Davanın REDDİNE,C-Birleşen mahkememiz 2020/254 esas sayılı dosyası yönünden; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE,-Davaya konu ... nolu "..." ibareli markanın davalı ... adına olan kaydının TERKİNİ ile dosya tarafları olan (... ve ...) adlarına hükmen tesciline,-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ...’nın 06.01.2003 yılından itibaren tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, “...” ibareli markanın tek ve münhasır hak sahibi olduğunu, markasını tanınır hale getirdiğini, markanın tescilli olduğunu, tüketici nezdinde "..." ibaresinin müvekkilini çağrıştırdığını, davalının sunduğu faturalarda yer alan ... ibaresinin ve logoların sonradan değiştirildiğini, 2003 yılına ait olduğu iddia edilen faturaların gerçekte müvekkiline ait olmadığını, dosyaya sunulan faturaların sahte olabileceğini ve orijinalleri incelenmeden hüküm tesis edilemeyeceğini, vergi dairesi ve BA-BS kayıtları gibi belgelerle faturaların doğruluğunun tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin 2003 yılından itibaren “...” markasını kesintisiz kullandığını, davalının ise 2020 yılına kadar bu marka ile herhangi bir ticari faaliyet yürütmediğini, davalının müvekkilinden habersiz olarak marka tescil başvurusu yaptığını, bazı düşük bütçeli fuarlara katılarak müvekkilinin markasını sahiplenmeye çalıştığını, ancak ispatlayacak hiçbir delil sunamadığını, müvekkiline ait "..." markasının gerçek ve tek sahibi olduğunu, davalının sunduğu fatura ve belgelerin marka hakkını ispat etmeye yeterli olmadığını, 2003 ve 2004 yıllarına ait faturaların tescilsiz işletme adı olarak “...-...” ibaresini içerdiğini, dolayısıyla müvekkilinin markayı uzun yıllardır ticaret unvanı ve marka olarak kullandığının sabit olduğunu, davacının “...” markasının 2006 yılında koruma altına alındığını, 2016 yılında ise yenilenmediği için hükümsüz hale geldiğini, davalının 2018 yılına kadar “...” markasını kullanmadığını, 2018 yılından sonra ise kötü niyetli olarak 3. kişilere karşı bu markayı kullanırken müvekkiline karşı saklamaya çalıştığını, müvekkiline ait fatura, kaşe ve ticari belgelerde “... Tekstil ...” ibaresinin kuruluşundan itibaren yer aldığını beyanla kararının kaldırılarak, davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; karşı tarafın yalnızca müvekkilinin bayisi olması nedeniyle uyuşmazlık konusu markayı işletme adı olarak kullandığını, markasal bir kullanımının söz konusu olmadığını, müvekkilinin ürettiği "..." markalı giyim ve tekstil ürünlerinin hem yurt içinde hem de yurt dışındaki bayileri aracılığıyla satıldığını, davacının da asıl ve birleşen dava dilekçelerinde müvekkilinin ürünlerini satan bir işletme olduğunu kabul ettiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sona ermesi üzerine davacının "..." markası üzerinde haksız bir hak iddiasında bulunduğunu, müvekkilinin bayilerine ticari gereklilik olarak tabela ve reklamlarda "..." ibaresini kullanma izni verdiğini, bu durumun markasal hak sağlamayacağını, müvekkiline ait ürünlerin yalnızca ... tarafından değil başka bayiler tarafından da satıldığını, aksi durumda ...’nın diğer bayilerde markanın satılmasına izin vermemesi gerektiğini, dosyada sunulan faturaların ve ticari belgelerin müvekkilinin marka hakkını kanıtladığını, davacının "..." ibaresini ticaret sicilinde kaydettirmediğini, yalnızca bayilik kapsamında kullanıldığını, bunun markasal hak doğurmadığını, davacının müvekkiline ait kataloğu ve markayı kendi internet sitesinde halen kullandığını, bu durumun bayilik ilişkisinin bir göstergesi olduğunu, davacının "..." ibaresinin 2004 yılında kendi adına tescil edildiğine dayanarak eskiye dayalı kullanım iddiasında bulunduğunu, ancak tescil başvurusunun 31.12.2004 tarihinde yapıldığını, müvekkilinin ise bu markayı taşıyan ürünleri üreterek davacıya çok daha önceye ait faturalarla satış yaptığını, bunun markanın davacıdan önce müvekkili tarafından kullanıldığını gösterdiğini, "..." ibaresinin müvekkilinin ticaret unvanının bir parçası olduğunu, markanın müvekkili adına tescil edildiğini, Beyoğlu ... Noterliği aracılığıyla 22.05.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname gönderilerek davacının markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturan fiillerinin durdurulmasının talep edildiğini, "..." markasına ilişkin verilen muvafakat belgesinin hukuken geçerli olmadığını, davacının tabelasında yer alan markanın müvekkiline ait ürünlerin tanıtımına ilişkin olduğunu, şahsi hak doğurmadığını, mahkeme tarafından markanın ortak tesciline karar verildiğini, mahkemenin bayilik ilişkisi yönünden taraflar arasında bir bayilik sözleşmesi bulunduğunun göz ardı edilmemesi gerektiğini, mahkemenin davayı usul ve yasaya aykırı şekilde kısmen kabul ettiğini, mahkemenin talepten başka bir şeye hükmedemeyeceğini, müvekkilinin "..." esas unsurlu markalarının hem gerçek hem de tescilli hak sahibi olduğunu, karşı yanın "..." markasını tescilsiz olarak 25. ve 35. sınıflarda kullanmasının açıkça marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, ayrıca haksız rekabet oluşturduğunu, mahkemenin birleşen 2020/254 E. sayılı dosyada verdiği kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın kaldırılarak davanın reddine, birleşen 2020/268 E. sayılı dosyada verilen ret kararının kaldırılarak müvekkilinin marka hakkına tecavüzün tespitine ve önlenmesine, dava dilekçesindeki talepler doğrultusunda ürünlere el konulmasına ve toplatılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İstinafa Cevap:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının dosyada yer alan faturalarda davacıyı tanıtmak amacıyla “...-...” ibaresinin kullanıldığını, bunun davalı tarafından "..." ibaresinin öncelikle tescilsiz işletme adı, sonrasında ise tescilli bir marka olarak kabul edildiği anlamına geldiğini, 30.10.2003 tarihli ... Tekstil, 21.04.2003 tarihli ... Tekstil, 10.04.2003, 03.01.2003, 22.12.2003, 07.11.2003 ve 04.08.2004 tarihli ... firmaları tarafından düzenlenen faturalarda “...-...” ibaresinin tescilsiz ticaret unvanı/işletme adı olarak kullanıldığını, bu kullanımın ...’nın ticaret unvanının ticaret siciline kayıt tarihi olan 09.11.2004’ten önce gerçekleştiğini, özellikle 2003 ve 2004 yıllarına ait faturalarda “...” ibaresinin kullanımının bu tarih öncesine dayandığının görüldüğünü, davacının “...” markasının 22.12.2006 tarihi itibariyle koruma altına alındığı dikkate alındığında bu tarihten sonraki kullanımların 22.12.2016 tarihine kadar 25. sınıfta tescilli markasal kullanıma karşılık geldiğini, davalının birleşen dosyada davacı ...’ya kestiği 22.09.2004 tarihli faturada da “...-...” ibaresinin yer aldığını, aynı faturada kendi unvanının “... Konfeksiyon ...” olarak geçtiğini,...’nde ... sicil numarasıyla “...-... Tekstil” unvanı altında kayıtlı olduğunu beyan ederek, 2020/178 E., birleşen 2020/254 E. ve 2021/434 K. sayılı ilamının kaldırılarak, istinaf incelemesi ile talep doğrultusunda davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
İstinafa Cevap:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; taraflarca davada “ortak kullanım” talep edilmediğini, aksine marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin durdurulmasını talep ettiğini verilen kararın ise fiili durumda hiçbir değişikliğe yol açmayan müvekkilinin zararının katlanarak artmasına sebep olunduğunu, “ortak kullanıma ilişkin” kararın kaldırılması gerektiğini, bayilik iddialarına ilişkin inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiğini beyanla, birleşen 2020/254 Esas sayılı dosyası bakımından usul ve yasaya aykırı davanın kısmen kabulü kararının kaldırılmasına, davanın reddine, birleşen 2020/268 Esas sayılı dava yönünden davanın reddi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile karşı tarafça müvekkili marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesine, ürünlere el konulmasına ve ürünlerin toplatılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Asıl dava ve birleşen 2020/268 esas sayılı dava, marka hakkına tecavüzün tespiti ,önlenmesi, durdurulması istemlerine ilişkindir.Birleşen 2020/ 254 esas sayılı dava ise, "..." tescil numaralı "..." markasının hükümsüzlüğüne marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ,önlenmesi, durdurulması , maddi, manevi ve itibar tazminat istemlerine ilişkindir. Asıl dosyada, davacı ... 06.01.2003 tarihinden beri tekstil ürünleri ticaretini yaptığını, 09/11/2004 tarihinde ticaret sicil gazetesinde ticaret ünvanının tescil edildiğini, ... no.lu “...” ve ... no.lu “..." markalarının sahibi olduğunu bu markaların kullanıldığı ürünlerin üretimini davalı ...’nın sahibi olduğu... Konfeksiyon şti ne yaptırdığını, 23/07/2018 tarihinde istanbul ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı muvafakatnamesi ile “...” markasının kullanım hakkına ilişkin davalıya muvafakat verdiğini, davalının 24.07.2018’de “...” markasını tescil için başvuruda bulunduğu gibi davalının işyerinde “...” ibaresini öne çıkararak markasal kullandığını bu kullanımların marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürmüştür. Davalı ... ise, 2003 yılında “...- ...” unvanı ile kurduğu işletmesini ... ,... Ltd. Şti.’ne dönüştürdüğünü; 30 yıldır ticari faaliyetlerinde “...” ve “...” markalarını kullandığını, davacının kendisinin bayisi konumunda olduğunu ve kendi ürettiği ürünlerin davacı tarafından satışa sunulduğunu, “...” markasını ilk kez kendisinin kullandığını ve gerçek hak sahibi olduğunu, davacının bayi sıfatı ile “...” markasını kullanmasına izin verdiğini; ... internet sitesinin 2005 yılından beri kendisine ait olduğunu, “...” markası ile pek çok fuara katıldığını; davacının 25. sınıfta tescilli... no.lu “...” markasının yenilenmeyerek tescil koruması dışında kaldığını; davacının 24 / 26 / 27. sınıflarda tescilli olan ... no.lu “...” markasını tescil kapsamı dışında kalan 25. sınıftaki ürünlerde kullandığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.Birleşen 2020/268 esas sayılı dosyada, ... esas unsurlu ve bunun kısaltmasından oluşan ... markalarını kadın giyim ürünlerinde yoğun ve ciddi bir şekilde kullandığını, ... markalı ürünlerin üretimini yaparak, bayileri vasıtasıyla tüketiciye sunduğunu, davalı tarafın da 2019 yılına kadar ... markasını taşıyan ürünlerin ...'de satışını yapması için anlaştığı bayisi olduğunu, ...'nın gerçek hak sahibi olduğu ... esas unsurlu markaların aynı zamanda tescilli hak sahibi olduğunu, bayilik sözleşmesi sona erdirilmesi sonrasında davalı tarafından ... markasının herhangi bir hakka ve izne dayalı olmaksızın haksız kullanılmasının durdurulmasına ilişkin defalarca noter kanalıyla ihtarname gönderdiklerini, buna rağmen kullanımların devam ettiğini, davalı adına tescilli olan ... nolu ... ibareli markanın 24.sınıfta tescilli olduğunu, tekstil-giyim ürünleri üzerinde bu markanın kullanım hakkı bulunmadığını, ... nolu... ibareli markanın ise hükümsüz olduğunu, davalının faaliyet gösterdiği sektörde giyim ürünleri üzerinde ve mağaza tabelasında kullanabilme hakkı sağlayan tescilli ... markasının bulunmadığını, müvekkillerinin ... esas unsurlu markanın giyim ürünleri ve mağazacılık sınıflarında tescilli kullanım hakkının tek sahibi ve ... esas unsurlu markayı ilk defa kullanan ve piyasada bilinir hale getiren kişi olduğunu, ... ibaresinin davalı tarafından 25 ve 35. Sınıflarda tescilsiz kullanımının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen 2020/254 esas sayılı dava dosyada; Müvekkilinin ... tescil numaralı "..." ve ... tescil numaralı "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalının... tescil numaralı "..." markasının müvekkilinin markası ile birebir aynı olduğunu, tescilin kötü niyetli olduğunu, markanın öncelikli ve gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu belirterek davalı adına kayıtlı " ... " tescil numaralı "..." markasının hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, meni ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, maddi, manevi ve itibar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık "..." ibaresi üzerindeki gerçek hak sahibinin kim olduğu, buna bağlı olarak markasal kullanımların marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediği ile hükümsüzlük talebinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. -31.12.2004 başvuru tarihli ve ... başvuru no.’lu “...” markasının ... adına 24., 26., 27. Sınıfta 22.01.2007 tarihinde tescil edildiği,- 22.12.2006 başvuru tarihli ve ... başvuru no.’lu “...” markasının ... adına 25. Sınıfta 25.12.2007 tarihinde tescil edildiği, yenilenmediğinden müddet olduğu,- 24.07.2018 başvuru tarihli ve ... başvuru no.’lu “...” markasının ... adına 25. ve 35. sınıflarda 15.01.2019 tarihinde tescil edildiği görülmektedir.Davalı ... tarafından diğer davalı ...konfeksiyona 20/01/2019 tarihli adi yazılı şekilde düznelenmiş marka lisans sözleşmesi ile ... nolu ... markasının kullanım hakkı verilmiştir. - İstanbul 1. FSHHM 2020/92 diş sayılı dosyasında, ... ve ... tarafından ... aleyhine tespit talebinde bulunulduğu, 22/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle gidilen adreslerde ... ve üçler ... ibaresini içeren kartvizit ve ürünlerin olduğu, karşı tarafın ... tescil nolu ... ibareli tescilinin 24 ve 26 sınıflarda olduğu, 25 sınıfta bir marka tescilinin olmadığını, yine...nolu üçler ... ibareli tescilin 2016 yılında yenilenmemesi nedeni ile hükümden düştüğü, yapılan incelemeler kapsamında aleyhine tespit istenilene ait ... ibareli markalara rastlanmış olduğu, bunların ya koruma süresinin sona erdiği, ya da tescilin kapsadığı mal ve hizmetler bakımından aşkın kullanım olduğu, aleyhine tespit istenen ... markasının 24 ve 26. Sınıflarda tescilli olmasına rağmen kullanımlarının tespit isteyenin marka haklarını ihlal eder nitelikte olduğu belirtilmiştir.-İstanbul 1. FSHHM'nin 2020/126 diş dosyasında , tespit talep edenin ... karşı tarafın ... olduğu, tespit istenen adreste ...'nin yer aldığı, web sitesi içeriği, işyerini temsil eden vergi levhası, tabela üzerinde yer alan marka fotoğrafı, beş katlı işyerinin dört katında markasal kullanım tespit edilerek ayrı ayrı incelemeler ile fotoğraflanan mağaza tabelası, mağaza iç ve dışında yer alan marka reklamını içerir posterler, ürün görselleri, kartvizit, poşetler, askılar üzerinde yapılan inceleme ve fotoğraflar dosya kapsamına alınarak; keşifte rastlanan markasal kullanımın "...", "...", "..." şeklinde olduğu , 25. ve 35. Sınıfa ait mal ve hizmet kapsamında kullanımın olduğu , söz konusu sınıfların ise tespit isteyenin ... tescil belgesiyle korunan ... markasınm tescilli olduğu 24 ve 26 smıfta yer alan mal ve hizmetlerle aynı ve/ veya benzer mahiyette olmadığı, bu nedenle 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında, markaya tecavüz teşkil eden eylemin bulunmadığı, aleyhine Tespit İstenenin markasal kullanımlarına ilişkin olarak, ... ibareli 15.01.2019 tescil tarihli ve ... tescil numaralı belgesini dosyaya sunduğu, marka tescil belgesinde; ... ibaresinin küçük olarak kullanıldığı, tescilli markada esas unsurun ... olduğu, bu nedenle kullanımların tescile uygun olduğu, Haksız Rekabet hükümleri açısından ise, Tespit İsteyene ait, 25.12.2007 tescil tarihli ve ... tescil numaralı ... ibareli markanın,25.ve 35. sınıfta tescil ettirildiği; ancak marka yenilemesi yapılmadığından koruma süresinin dolduğu belirtilmiştir. - 05/08/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; dava konusu “...” markası üzerindeki öncelik hakkının 2003 yılından bu yana taraflarca ortaklaşa kullanıldığı; gerek tescilsiz marka gerekse tescilsiz unvan/işletme adı biçimindeki kullanımların 15 yılı aşkın süredir taraflarca birlikte gerçekleştirildiği ve bu gerekçelerle davacı ...'nın bu marka üzerinde davalıya nazaran tek başına sahip olduğu bir öncelik hakkının bulunmadığı görüşü benimsenirse davalının ... no.lu “...” markasının hükümsüz kılınmayabileceği, davacının SMK m.155 hükmü kapsamında başvuru önceliğine dayanarak tazminat talebinin mesnetsiz kaldığı sonucuna varılabileceği; öte yandan şayet davacının 02.01.2003 tarihli ... ile yapılan Mali Müşavirlik Sözleşmesi'nde ve 06.01.2003 tarihli vergi levhasındaki ... ibaresini kullanımı ile davacının tedarikçilerinden olan ...- ... ve ....Şti.(...)'nin keşide ettiği 03.01.2003 ve 21.04.2003 tarihli faturalardaki “...-...” ibaresinin kullanımlarının markasal bir işlev taşıdığı veya tescilsiz bir ticaret unvanı/işletme adı niteliğinde olduğu görüşü benimsenirse “...” ibaresi üzerindeki öncelik hakkının davacıya ait olduğu sonucuna ulaşılabileceği; dava konusu “...” markasının üstün hak sahipliğinin ...'ya ait olduğu sonucunun kabulü durumunda davalı birleşen davada davacı ...'nın SMK 151/2-b kapsamında talep edebileceği yoksun kalınan kazancın 80.514,32-TL. olabileceği" bildirilmiştir. Ticaret sicil kayıtlarından, davacı ...'nın 06.01.2003 tarihinde işe başladığı ve firma isminin (ticaret unvanının) “...” olduğu, ayrıca Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan ilandan davacı ...’nın 06.01.2003 tarihinden itibaren tekstil ürünleri ithalat-ihracatı ile iştigal ettiği ve “...” ticaret unvanını 09.11.2004 tarihinde tescil ettirdiği görülmektedir. Tarafların dosyaya yansıyan kullanımları; 06.01.2003 tarihinde vergi levhasında ve 02.01.2003 tarihli Mali Müşavirlik Sözleşmesi’nde, davacı tarafından tanzim edilen 07.03.2007, 26.11.2007, 22.09.2010, 01.11.2010, 26.10.2010, 13.12.2010 tarihlerinde ... A.Ş. ve İTKİB ile yapmış olduğu fuar ve tanıtım faaliyetlerine ilişkin sözleşme ve tahsilat makbuzlarında , davacı tarafından 3. kişilere yönelik tanzim edilen 15.11.2003-, 01.12.2006 tarihli faturalarda, 3. Kişiler tarafından davacıya yönelik tanzim edilen 03.01.2003 - 04.08.2004 tarihli çok sayıda faturada , davalı ... ve ... Ltd. Şti. tarafından tanzim edilen 22.09.2004, 17.12.2004, 13.04.2005 ve 17.07.2005 tarihli faturalarda ve 2018 yılına kadar tanzim edilen çok sayıda fatura üzerinde “...-...” “... TEKSTİL - ...” ibaresinin yer aldığı, asıl davacı ... tarafından ... ibaresinin tescilsiz ticaret ünvanı eki /işletme adı olarak 2003 yılından itibaren kullanıldığı anlaşılmaktadır. Davalının ise “... Konfeksiyon-...” ve “....Şti.” ibarelerini ticaret unvanı olarak kullandığı görülmektedir. ... Konfeksiyon’un tarafı olduğu 2018, 2019 ve 2020 tarihli fuar sözleşmelerinde ... markasını kullandığı, yine davacının katıldığı fuarlara ilişkin davalı tarafından düzenlenen fatura ve dekontlarda ... ibaresinin değil ...-... Konfeksiyon ibarelerinin yer aldığı ancak davalının tanzim ettiği 03.06.2003 ve 05.06.2003 tarihli faturalarda ... ibaresini fatura konusu edilen bayan pantolon emtiasında markasal olarak kullanıldığı, ... alan adının 27.06.2005 tarihi itibariyle davalılar adına kayıtlı olduğu ve 15 Kasım 2009 tarihinde davalının ... ibaresini söz konusu internet sitesi içeriğinde, kataloglarında, 15.04.2016 tarihli ... ile yapılan Sektörel Haber Kuşağı Katılımcı Anlaşması’nda, sosyal medya hesapları içeriklerinde markasal nitelikte kullandığı, tespit edilmiştir. Asıl dava ve birleşen 2020/268 esas sayılı dava ile Birleşen 2020/ 254 esas sayılı davada ileri sürülen marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ,önlenmesi, durdurulması talebi yönünden; tarafların ticaretini yaptıkları ... markalı bayan giyim ürünlerinin asıl davalı tarafça üretiminin yapıldığı, asıl davacının ise bu ürünleri işletmesinde satışa arz ettiği , davalıya fason üretim yaptırıldığı ve asıl davacının davalının bayisi olduğu iddialarının ispatının dosyada bulunmadığı, 2003 yılından itibaren asıl davacı ...'nın “... TEKSTİL - ...” isimli işletmesinde ... markalı bayan giyim ürünlerini satışa sunduğu, bu şekilde markayı 35. Sınıfta işletme adı olarak tescilsiz kullanmaya başladığı, davalı ...'nın ise aynı markayı 2003 yılından itibaren 25. Sınıf emtia sınıfında tescilsiz kullanmaya başladığı taraflar arasında bu tarihten itibaren ticari ilişki bulunduğu, birbirlerinin kullanımından haberdar oldukları , asıl davacının -31.12.2004 başvuru tarihli ve ... başvuru no.’lu “...” markasının 24., 26., 27. Sınıfta tescilli olduğu,... başvuru no.’lu “....” markasının ... adına 25. Sınıfta tescilli olduğu, asıl davacının ... markasını tescilsiz ve .. başvuru no.’lu markanın tescilli olduğu süre ve 22/12/2016 tarihinde müddet olmasından sonra da kullanmaya devam ettiği , dava konusu “...” markasının 2003 yılından bu yana taraflarca birbirlerinden haberdar bir biçimde uzun süredir tescilsiz ve tescilli markalara dayalı olarak kullanıldığı, tarafların birbirlerinin marka kullanımlarını bildikleri halde sessiz kaldıkları , markayı birlikte kullandıkları ve her iki tarafın sektörde barışçıl şekilde birlikte faaliyet gösterdiği, bunca yıl sonra markaya tecavüz ve haksız rekabette bulunduklarını ileri sürerek dava açmalarının hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiği ve korunamayacağı kanaatine varılarak, markaya tecavüz, haksız rekabet, tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Birleşen 2020/ 254 esas sayılı davada ileri sürülen hükümsüzlük talebi yönünden; davacı ... tescil numaralı "..." ve ... tescil numaralı "..." ibareli markalara dayalı olarak davalının ... tescil numaralı "..." markasının, gerçek hak sahipliği iltibas ve kötüniyetli tescili sebebiyle hükümsüzlüğünü talep etmiştir. Markaların esas unsurunu teşkil eden ... ibaresi üzerinde 25. Sınıfta davalı ...'nın da tescilsiz kullanıma dayalı hak sahipliğinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı ...'nın “... TEKSTİL - ...” isimli işletmesinde ... markalı bayan giyim ürünlerini satışa sunduğu, bu şekilde markayı 35. Sınıfta işletme adı olarak tescilsiz kullanmaya başladığı, ... başvuru no.’lu “...” markasını 25. Sınıfta tescilli olarak markanın tescilli olduğu süre ve 22/12/2016 tarihinde müddet olmasından sonra da kullanmaya devam ettiği gözetildiğinde davacının da tescilsiz ve tescilli olarak önceye dayalı hak sahipliğinin bulunduğu , her iki tarafın 2003 yılından itibaren tescilsiz kullanımla hak sahibi oldukları anlaşılmaktadır."..." "..." markaları ile "..." işaretleri arasında yüksek benzerlik söz konusudur. ... markasını ... tescil numarası ile 24., 26., 27. Sınıfta ilk kez davacının tescil ettirdiği, her ne kadar tescil sınıfında 25. Sınıf giysi emtiası bulunmuyorsa da tescil kapsamındaki 24. Sınıfta kumaş emtiası yönünden davalının 25. Sınıftaki tescili ile birbirini tamamlayan ham madde mamul ilişkisi bulunduğu, ayrıca davacı adına 25. Sınıfta tescilli ... başvuru no.’lu “ ...” markası 22/12/2016 tarihinde müddet olmuş ise de , hükümsüzlüğü talep olunan ... başvuru no.’lu “...” markasının 24.07.2018 başvuru tarihli olduğu, SMK 6/8 maddesi gereği, tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde başvuru yapıldığı, bu nedenle davacının dayanak markaları ile hükümsüzlük konusu davalı markasının tescilli olduğu 25. ve 35. Sınıf mal ve hizmetleri yönünden sınıfsal benzerliğin de söz konusu olduğu görülmüştür.Davacı markalarının daha önceki bir tarihte tescil edildiği, taraf markalarının aynı /benzer hizmet sınıfında tescilli olduğu dikkate alındığında , markaların tescilinde teklik ve öncelik ilkesi karşısında davacı tarafın ... tescil numaralı "..." markasının varlığına rağmen bu marka ile iltibas teşkil eden davalı markasının tesciline karar verilemez ve önceye dayalı gerçek hak sahipliği, tescil edilmiş bir markayı hükümsüz kıldırmadan, hak sahibine kendi markasını tescil ettirme hakkı vermez. Bunun aksinin kabulü, SMK'nın tescilde öncelik ve teklik ilkesine aykırılık oluşturur.Ayrıca, davalı tarafça markanın davacı tarafından eskiden beri aktif olarak kullanıldığını bilindiği, aralarında ticari ilişki bulunduğu, her iki tarafın da birbirlerinin tescilsiz kullanımlarını bildiği halde sessiz kalarak birlikte kullanıma devam ettikleri, buna rağmen davalının markayı kendi adına tek başına tescil ettirmesinin kötüniyetli tescil olduğu kanaatine varılmış olup, davalı markasının hükümsüzlük koşullarının bulunduğu anlaşılmıştır.Tüm bu açıklamalara göre ilk derece mahkemesince Birleşen 2020/254 esas sayılı davanın kısmen kabulü ile ... tescil numaralı "..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken markanın dosya tarafları olan (... ve ...) adlarına hükmen tesciline, şeklindeki kararın usul ve yasaya uygun olmadığı, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır. Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında markaya tecavüz yönünden davanın ve birleşen davaların AYRI AYRI REDDİNE, Birleşen 2020/254 esas sayılı marka hükümsüzlüğü davasının kabulü ile ... tescil numaralı "..." markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Taraf vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2-İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 30/12/2021 tarih, 2020/178 E. 2021/434 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,A-Asıl dava yönünden; Davanın REDDİNE,3-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 3/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile 561,‬00 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3/b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,3/c-Davalı tarafından yapılan, 670,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 3/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine, B-Birleşen 2020/268 esas sayılı dosyası yönünden;Davanın REDDİNE,"4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile 561,‬00 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müteselsilen tahsiliyle davalıya verilmesine, C-Birleşen 2020/254 esas sayılı dosyası yönünden -Marka hakkına tecavüz, haksız rekabet ve tazminat istemlerinin REDDİNE, -Marka hükümsüzlüğü davasının KABULÜ İLE, Davaya konu birleşen davalıya ait ... nolu "..." ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, sicilden terkinine,5-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken maddi tazminat, manevi tazminat, ve itibar tazminatı talepleri yönünden 615,40x3 TL maktu, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet davası yönünden 615,40 TL, olmak üzere toplam 3.227‬,00 TL karar harcından peşin alınan 341,55 TL'den mahsubu ile 2.210,05 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken marka hükümsüzlüğü davası yönünden 615,40 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 54,40 TL başvurma harcı, 341,55 peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı, 422,80 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 826,55‬ TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 206,63-TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 5/ç-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen marka hükümsüzlüğü talebi yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti talebi yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen maddi tazminat talebi yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5/g-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen manevi tazminat talebi yönünden 10.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5/ğ-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen itibar tazminat talebi yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı ve davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 6/b-İstinaf yargılaması için davacı- birleşen davalı ... tarafından yapılan 441,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 39,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 480,4‬0 TL'nin davalı - birleşen davacı ...'dan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6/c-İstinaf yargılaması için davalı- birleşen davacı ... tarafından yapılan 441,40+220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 727,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.389,1‬ TL'nin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine,6/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/02/2025

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim