Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/1286
2025/296
13 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2022/1286 Esas
KARAR NO:2025/296
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ:30/06/2022
NUMARASI:2018/276 E. - 2022/95 K.
DAVANIN KONUSU:Marka (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/02/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı, ... numaralı “...” markasının ve ... numaralı “...” markasının 07. sınıfta asansör emtialarında tescilli olduğunu, markalarının ve ticaret unvanının esas unsurunun “....” ibaresi olduğunu, bu nedenle markaya öncelikli ve üstün hak sahibi olduğunu , davalının “...” ibaresini markasal olarak “...” ve “...” şeklinde kullandığını, ayrıca ... internet sitesinde “...” ibaresini baskın ve ön planda olacak şekilde yer verdiğini, Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/59 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırdıklarını , davalının ... numaralı “...” markasının tescilli olmasına rağmen markasını olduğu gibi değil, “...” ibaresini tek başına kullanarak davacı markalarına tecavüz ettiğini, davacı şirketin kurucusu ...’ın ilk olarak “...- ...” adıyla gerçek kişi işletmesi olarak faaliyete geçtiğini, sonrasında bu işletmeyi şirkete dönüştürdüğünü, buna karşılık davalı şirketin 2015 yılında kurularak ticaret unvanında “...” ibaresini kullandığını, ancak bu ibare üzerinde üstün ve öncelikli hakkın kendisine ait olduğunu davalı şirketin bu kullanımlarının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu belirterek, davalının, davacıya ait ...ve ... numaralı “...” markalarına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ,şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat, 20.000,00 TL manevi tazminat talebinin kabulü ve 13/10/2016 tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesi, marka tecavüzü oluşturan ürünler ile bunların üretiminde kullanılan makine ve araçlara el konulması, tecavüzün devamını önlemek için tedbirler alınması, el konulan ürünler ve üretim araçlarının üzerindeki markaların silinmesi, gerekiyorsa dimha edilmesi, davalının ticaret unvanından “...” ibaresinin terkin edilmesi, davalıya ait ... numaralı “...” markasının hükümsüzlüğüne veya en azından “...” ibaresinin markadan çıkarılmasına, kararın bir gazete veya benzeri yayın organında tamamen veya özet olarak ilan edilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı dava dilekçesindeki maddi tazminat talebini1.000,00 TL olarak belirtmesine rağmen, maddi tazminat talebini 908.194,33 TLye yükseltmiş ve harcını yatırmıştır.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde iki markası olduğunu beyan ettiğini, bunların ... tescil numaralı "..." ve ... tescil numaralı "...." markaları olduğunu, davacıya ait ...tescil numaralı "...." markasının başvuru tarihinin 17/11/2015, tescil tarihinin ise 03/08/2016 olduğunu, koruma süresinin devam ettiğini, davacı şirketin ticari faaliyet alanında yer almayan pek çok mal ve hizmet için tescil edildiğini, ... tescil numaralı "..." markasının başvuru tarihinin 13/04/1998 olduğunu ve koruma süresinin devam ettiğini, 7. sınıfta yer alan "asansör" emtiası da dahil farklı mal ve hizmetler için tescil edildiğini, ancak bu markanın tescilli olduğu şekilde kullanılmadığını, kullanımlarında "..." ibaresine yer verilmediğini, müvekkiline ait "..." markasının ise başvuru tarihinin 15/11/2014, tescil tarihinin 26/05/2016 olduğunu, markaların tescil edildikleri şekilde kullanılmasının esas olduğunu, "..." ibaresinin Japonya'nın en meşhur dağının adı olduğunu, davacının markasını tanınmış Japon markası "..." markasına benzetmeye çalıştığını, oysa bu markanın yürüyen merdiven ve asansör ürünleri için kullanım hakkının Çin'de bulunan .... Şirketine ait olduğunu, müvekkilinin de bu markaların Türkiye'deki kullanım haklarına sahip olduğunu, markalar arasında görsel açıdan farklılıklar bulunduğunu, ortada markaya tecavüz ve haksız rekabet mevcutsa, tecavüz ve haksız rekabete uğrayanın müvekkili olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; "Davanın KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE,Davalının asansör ve asansör parçaları ile ilgili ticari faaliyetlerinde iş ürünleri, iş evrakı, tanıtım malzemeleri ve internet ortamında "..." ibaresini markasal olarak kullanmasının davacıya ait ... ve ... numaralı markalardan kaynaklanan haklarına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabet oluşturduğunun TESPİTİNE, 300.000,00 TL maddi tazminat ve 20.000,00 TL manevi tazminatın 13/10/2016 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalıya ait ve üzerinde "..." ibarelerinin yer aldığı tecavüz oluşturan ürünlerin, tanıtım malzemelerinin ve iş evrakının TOPLATILMASINA, Karar kesinleştiğinde masrafları davalıya ait olmak üzere el konulan ürünlerin üzerindeki markaların silinmesi veya silinmesi mümkün değilse İMHASINA,Davacının fazlaya ilişkin maddi tazminatı ve üretim araçlarının toplatılması taleplerinin reddine,Davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini talebinin reddine,Davalıya ait ... tescil numaralı "..." markasının hükümsüzlüğü talebinin reddine, Karar kesinleştiğinde masrafları davalıdan alınmak üzere kabul edilen kısım ile ilgili hüküm özetinin Türkiye de yayın yapan günlük bir gazetede 1 kez ilanına, " karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ...’ın asansör ve yürüyen merdivenler konusunda Çin’de bulunan ... şirketini yetkili kıldığını ve bu şirketin de Türkiye’de yalnızca müvekkilini yetkili kıldığını, dolayısıyla Türkiye’de “...” markasını kullanma hakkının yalnızca müvekkiline ait olduğunu, müvekkili firmanın sektörde köklü bir geçmişe sahip olduğunu, asansör montajı dışında aynı zamanda asansör bakımı gerçekleştirdiğini ve asansör parçaları sattığını, ayrıca gelirlerinin yalnızca marka kullanımından değil taşınmaz alım-satımı ve kiralamalardan da kaynaklandığını, müvekkili şirketin, tek yetkili satıcısı olduğu ...LTD’nin üretmiş olduğu ürünlerdeki logo ve tasarım dilini kullandığını, bu nedenle herhangi bir iltibas (karışıklık) durumunun söz konusu olmadığını, “...” ibaresinin Asya’da yaygın bir isim/unvan olarak kullanıldığını, bu nedenle davacının kötü niyetli davrandığını, Asya pazarındaki hiçbir şirketle bağlantısı olmayan davacının tüketicilere gerçek dışı bir unvan ile satış yaptığını ve bu yolla tazminat talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin herhangi bir haksız fiilde bulunmadığını, mahkemece verilen imha kararlarının hukuki dayanağının bulunmadığını ve manevi tazminat kararının hukuka aykırı olduğunu gerekçeli kararda bile müvekkili firmanın kötü niyetli bir faaliyetinin bulunmadığının tespit edildiğini, manevi tazminat bedelinin fahiş bir miktar olarak belirlendiğini ve zenginleşme amacı güttüğünü verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddedilmesini talep etmiştir. Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, uzun yıllardır asansör imalatı, bakımı ve servisi sektöründe faaliyet gösterdiğini, “...” markasının ilk olarak şirket kurucusu ... adına tescil edildiğini ve daha sonra ... Şti.’ne devredildiğini markanın ... ve ... tescil numaralarıyla 07. sınıfta tescilli olup, “...” ibaresinin markanın esas ve ayırt edici unsuru olduğunu , bu ibarenin asansör sektöründe tek başına veya baskın unsur olarak kullanılmasının mümkün olmadığını, davalının ticaret unvanının “... A.Ş.” olması ve sektörünün asansör sektörü olması sebebiyle, ticaret unvanı açısından da davacıya ait öncelikli ve üstün hakların ihlal edildiğini , ticaret unvanındaki “...” ibaresinin kaldırılması gerektiğini, davalının ticaret siciline tescil tarihinden itibaren beş yıl geçmiş olmasına rağmen, davacı şirketin bu durumu öğrendikten sonra dava açtığını ve davalının bu süreci davacının kabul ettiği yönünde bir iddiasının olmadığını, davalıya ait ... numaralı “...” markasının, davacının markalarına ve ticaret unvanına iltibas teşkil ettiğini, bu sebeple hükümsüz kılınması gerektiğini , davalının markasını “...” olarak tescil ettirmiş olmasına rağmen, fiilen sadece “...” ibaresini kullandığını, bunun da kötü niyetli bir kullanım olduğunu ve tescilden bağımsız olarak ayırt edici unsurun öne çıkarılmasının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini , 03.10.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin 01.01.2013 - 07.06.2018 tarihleri arasında toplam 908.194,33 TL kâr elde ettiği tespit edilmesine rağmen, mahkemece yalnızca 300.000,00 TL maddi tazminata hükmedildiğini, davalının verilen süre içinde ticari defter ve kayıtlarını sunmadığını davalının gelirinin tamamının asansör satışından kaynaklanmadığı varsayılarak tazminat miktarının düşürülmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, 908.194,33 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerektiğini ,kararın davanın reddine ilişkin kısımlarının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın tamamen kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, davalı adına tescilli ... numaralı “...” markasının hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davası ile davalının ticaret unvanından “...” ibaresinin terkini istemlerine ilişkindir. davasıdır. Marka Kayıtları; -...numaralı, 15/11/2014 başvuru tarihli, “...” markasının, 26/05/2016 tarihinde, tescil kapsamında 07. sınıfta “asansörler ve yürüyen merdivenler” emtiasını da kapsayacak şekilde davalı adına tescilli olduğu,-... numaralı “...” markasının 31/12/1998 tarihinde 07. sınıfta “asansör” emtiası için davacı adına tescil edildiği,-... numaralı “...” markasının 07. Sınıfta "asansörler ve yürüyen merdivenler" emtiası da dahil olmak üzere 17/11/2015 tarihinden itibaren koruma sağlayacak şekilde 03/08/2016 tarihinde davacı adına tescil edildiği ,-... tescil numaralı “...” markasının 07. sınıfta 23/12/2014 tarihinde dava dışı ... adına tescilli olduğu, tescil kapsamında “asansörler ve yürüyen merdivenler” emtiasının mevcut olmadığı, görülmüştür.Ticaret sicil kayıtları ; davacı şirketin Hatay ilinde 26/12/1997 tarihinde , davalı şirketin ise İstanbul 31/05/2013 tarihinde tescil edildiği, her iki şirketin aynı ticari faaliyet alanında iştigal ettiği, davalı şirketin tek ortaklı olduğu (...), dava tarihinden sonraki bir tarih olan, 25/09/2020 tarihinden sonra, şirketin tek ortak ve yetkilisinin ... olduğu görülmüştür.
Bilirkişi Raporları;Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/59 Değişik iş sayılı tespit dosyasında alınan 13/10/2016 tarihli bilirkişi raporunda ; "... numara ile aleyhine tespit istenen şirket adına tescilli olan "..." markasının koruma kapsamında olduğu,, ancak aleyhine tespit istenen şirketin, "..." şeklinde tamamı büyük harflerden oluşan, aynı büyüklük ve fonttaki markasını web adresinde, iş ürünleri üzerinde tescil edildiği biçimde kullanılmayıp "..." ibaresinin hakim unsur olarak öne çıkarılarak, diğer ibarelerin hiç veya küçültülerek/zayıf unsur olarak ve tespit isteyen markası ile iltibas doğuracak biçim ve yazı karakteri kompozisyonu ile kullandığı, bu kullanım şeklinin tespit isteyene ait ... içerikli ... ve ... tescil no'lu marka haklarını ihlal ederek tecavüz oluşturacağı ve haksız rekabet teşkil edeceği" belirtilmiştir.16/04/2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; "davacı şirketin Hatay ilinde 26/12/1997 tarihinde ...Şti. unvanı ile davalı tarafın ise İstanbul ilinde 27/05/2013 tarihinde ... A.Ş. unvanı ile kurulduğu, davacı tarafın kurucu ortağının ... olduğu , davalı tarafın kurucu ortağının ... olduğu, 25/09/2020 tarihinde hisselerinin tamamını ve şirket yönetimini ...’ a devrettiği, ...’ın Marka Lisans Sözleşmesinde ... tescil numaralı “ ... “ markasının lisans vereni olduğu, davacı tarafın sunmuş olduğu satış faturası fotokopilerinde , marka sınıfına uygun , ... – unvanının da tam olarak kullanıldığı, bu faturaların üzerinde "..." markasının bulunduğu, ilgili şeklin... marka tescil numarasıyla davacı şirket adına tescilli olduğu, dava dışı ... ile 24/12/2014 düzenleme tarihli noterden onaysız Marka Lisans Sözleşmesi sunulduğu, sözleşme içeriğinin 07. sınıf mal/hizmetlerde kullanılmak üzere 24/12/2012 tarih ve 2012 107712 sayılı “ ...” markasının kullanım hakkı olduğu, davalı tarafın yerinde inceleme talebi olmadığı gibi inceleme günü ticari defter ve belgelerini mahkemeye sunmadığı, SMK'nun 151/2-b maddesine göre maddi tazminat hesaplamasının ancak davalı tarafın ticari defter ve belgeleri üzeriden yapılabileceğinden gerek dosya kapsamında gerekli delillerin olmaması, gerekse ticari defter ve belgelerin davalı tarafça sunulmamasından dolayı maddi tazminatın hesaplanamadığı, bu sebeple TBK ‘ nun 50. ve 51. maddeleri uyarınca hakkaniyete uygun bir maddi tazminat belirlenebileceği, davalının ticaret unvanını marka olarak (...esas unsuru öne çıkarılarak, unvandan ayrı marka gibi kullanılarak) değil, ticaret sicilde yer alan “... ŞİRKETİ” şeklinde kullanmasının sicilden terkini gerektirmediği, davalı adına tescilli dava konusu olan ... başvuru numaralı "..." ibareli marka için 15/11/2014 tarihinde başvuru yapıldığı, 26/05/2016 tarihinde tescillendiği, on yıllık tescil sürecinin devam ettiği, marka haklarının davalı taraf “... ŞİRKETİ” adına kayıtlı olduğu, davacı tarafın ilk kullanım hakkına sahip olduğu ve markayı kullanarak bilinirlik sağladığı, davalının dava konusu “...” ibareli marka tescilleri olmadığı, davalı markasının tescil edildiği “...” şeklinde değil “...” olarak kullanıldığı, davacı adına tescilli "..." ve "..." markaları ile davalı adına tescilli "...3," markaları karşılaştırıldığında, davacının markalarında "..." ibaresinin esas unsur niteliğinde, “asansör” ibaresinin ise yapılan işin emtia ismi ve yan unsuru olduğu, davalı markasında tescilin bir bütün olarak “...” ibaresi şeklinde tescil edildiği, tescil edildiğinden farklı olacak şekilde “...” olarak kullanıldığı, davalı tarafından marka kullanımının aynı sektör ve 7.sınıf emtiasında yer alan “asansörler” alanında davacı markasına iltibas ve karışıklığa sebep olacağı" belirtilmiştir.03/10/2021 tarihli ek raporda; "davalının ticari defter ve belgelerini ibraz etmediğinden, davalının Kurumlar Vergisi Beyannamelerinin ve eki Gelir Tablolarının incelenmesi neticesinde , davalı şirketin 01/01/2013-07/06/2018 tarihleri arasında toplam 908.194,33 TL kar elde ettiği,dava konusu markaya ait gelir ayrıştırmasının tüm ticari kayıtlar incelenemediğinden ve gelir vergisi beyannamelerinde ayrı ayrı gelir kalemleri gösterilmediğinden yapılamamasından dolayı davacının uğradığı zarar veya yoksun kalınan Kazancın hesaplanamadığı" belirtilmiştir.08.04.2022 tarihli ek raporda; 16/04/2021 tarihli kök rapordaki tespitlere yer verildiği ayrıca davacı ve davalı marka kullanımlarının aynı sektör olan 7.sınıf emtiası içerisinde yer alan "Kaldırma, taşıma ve iletme makineleri, aynı işleve sahip robotik mekanizmalar (asansörler, yürüyen merdivenler, vinçler dahil)" alanında kesiştiği, davalı tarafından marka kullanımının aynı sektör ve 7.sınıf emtiasında yer alan "Kaldırma, taşıma ve iletme makineleri, aynı işleve sahip robotik mekanizmalar (asansörler, yürüyen merdivenler, vinçler dahil" alanında davacı markasına iltibas ve karışıklığa sebep olacağı, davalı’ya ait "..." markasının tescillendiği şekilde kullanımı halinde hükümsüzlük gerektirmediği, davalı internet sitesindeki tescil edildiğinden farklı şekilde "..." olarak kullanımının haksız rekabet ve iltibasa sebep olacağı, davalı adına tescilli ... numaralı " ..." markasının davacı adına tescilli ... numaralı "..." markası ile tescil edildiği şekilde kullanılsaydı iltibas ve karışıklığa sebep olmayacağı, tescil edildiğinden farklı olacak şekilde “...” olarak kullanımının iltibasa sebep olacağı, davalı adına tescilli ... numaralı " ..." markasının davacının “....Şti.” olan ticaret unvanı ile iltibasa neden olacak şekilde benzer olmadığı, davalının markasının kötü niyetli olarak tescil edildiği ile ilgili bir tespit yapılamadığı, davacının "..." ibaresi üzerinde ilk kullanımdan dolayı gerçek hak sahipliğinin bulunduğu, davalı markasının tescil edildiği şekilde kullanılsaydı hükümsüzlük şartlarının oluşmayacağı, fakat tescil edildiğinden farklı şekilde kullanımın iltibas ve karışıklığa sebep olacağı" belirtilmiştir.Marka hükümsüzlüğü talebi yönünden ; Dosya kapsamına göre, davacının ... numaralı “...” markasının hükümsüzlüğü istenen, davalı markasından sonraki tarihli olduğu, hükümsüzlük talebine dayanak davacı markası olarak davacının önceki tarihli olan ... sayılı “...” markasının esas alınması gerektiği, taraf markalarının 07. Sınıfta aynı benzer emtialarda tescilli oldukları, sınıfsal benzerliğin söz konusu olduğu, işaretlerin benzerlik karşılaştırılmasında; taraf markalarında "..." ibaresinin aynı olduğu, bu ibarenin Japonya'da bulunduğu bilinen bir dağ ismi olduğu, asansör emtiası yönünden ayırt edici karakterinin yüksek olduğu, davalı markasında ... kelimesinin önüne eklenen ... kelimesinin Türkçede veya yaygın kullanılan yabancı dillerde bilinen bir anlamı bulunmadığı, davalı markasının sonundaki ... kısaltmasının da bir anlam ifade etmediği dikkate alındığında tüketici nezdinde anlam ifade eden ve akılda kalacak ... ibaresinin taraf markalarının esas ve baskın unsuru olduğu , diğer ibarelerin tali unsurlar oldukları, davalı markası davacıya ait markanın "...." esas unsurunu aynen içermekle bütüncül izlenimde işaretler arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, markanın hitap ettiği tüketicinin inşaat işiyle uğraşan uzman kişilerden oluşan bilinçli ve dikkat düzeyi yüksek kişilerden oluşmasının da benzerlik düzeyine göre, karıştırılma tehlikesini ortadan kaldırmayacağı kanaatine varıldığından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, marka tescilinin tek başına kötüniyetli tescil olarak kabul edilemeyeceği , kötüniyetle tescile dair ispat bulunmadığı , somut olayda SMK 6/1 maddesi uyarınca iltibas nedeniyle hükümsüzlük koşullarının oluştuğu , davalıya ait ... numaralı, 15/11/2014 başvuru tarihli, “...” markasının, 07.sınıfta "Kaldırma, taşıma ve iletme makineleri, aynı işleve sahip robotik mekanizmalar (asansörler, yürüyen merdivenler, vinçler dahil)." alt emtialarda kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet davası yönünden ; markalar arasında benzerlik nedeniyle iltibas tehlikesi hükümsüzlük nedeni olması yanında marka hakkına tecavüz nedeni olarak ve haksız rekabete örnek olarak düzenlenmiştir.Somut olayda,davacı şirketin Hatay ilinde 26/12/1997 tarihinde ....Şti. unvanı ile davalı tarafın ise İstanbul ilinde 27/05/2013 tarihinde ... A.Ş. unvanı ile kurulduğu, tarafların aynı sektörde faaliyet yürüttükleri, davalının tescilli olan markasının "..." şeklinde olduğu, davalının 07. sınıftaki "asansörler ve asansör parçaları" emtiası için fiili markasal kullanımının ise , "..." şeklinde olduğu, davacının aynı emtialarda tescilli "..." ve "..." markalarının esas unsurunun "..." ibaresi olduğu gözetildiğinde davalının "..." şeklindeki markasal kullanımı ile davacı markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, davalının markasını ek unsurlarla birlikte tescilli olduğu şekliyle değil davacı markasına yaklaştıracak biçimde ek unsurlar olmadan kullandığı, markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı şekilde kullanılması mümkün ise de, tescilli halinden farklı olarak kullanımların bir başkasının markası ile iltibas teşkil etmesi durumunda markaya tecavüzün söz konusu olacağı, bu nedenle somut olayda davalı tarafın davacı markasına yaklaştırarak markasal kullanımının tescilli markanın ayırt edici karakterini değiştirmeden kullanım olarak kabul edilemeyeceği, davalı markasının SMK 155. maddesi uyarınca ihlal davasında savunma sebebi yapılamayacağı, yine davalının onaysız lisans belgesine dayalı, dava dışı ... adına kayıtlı-... tescil numaralı “...” markasını kullanım savunması yapmış ise de , söz konusu noter onaysız belgenin her zaman düzenlenmesi mümkün belgelerden olduğu gibi bu markanın tescil kapsamında davacı markasının tescilli olduğu 07.sınıftaki “asansörler ve yürüyen merdivenler” emtiasının bulunmadığı gözetildiğinde, davanın sonucuna etkisi bulunmadığı, davalı vekilinin Çin'de bulunan şirketin Türkiye yetkilisi olduğuna dair savunmalarının ise gerek sunulan belgelerin tercümesinin bulunmaması, gerekse markanın ülkeselliği prensibi gereğince Çin'li firmanın Türkiye'de tescilli markası bulunmadığından davalının yurt dışı firmanın hak sahipliğine dayanamayacağı, davalıya ... ibaresini kullanma hakkı sağlamayacağı anlaşılmıştır. Davacının söz konusu emtiada "..." esas unsurlu marka kullanımını haklı kılacak akdi yada hukuk bir nedenin bulunmadığı, bu nedenlerle tescilli davacı markası ile aynı veya benzer bir işaretin aynı veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması sebebi ile, tüketici nezdinde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu iltibas teşkil ettiği , yukarıda belirtildiği üzere markanın hitap ettiği tüketicinin inşaat işiyle uğraşan uzman kişilerden oluşan bilinçli ve dikkat düzeyi yüksek kişilerden oluşmasının da benzerlik düzeyine göre, işletmeler arasında ilişkilendirme ihtimali ile karıştırılma tehlikesini ortadan kaldırmayacağı, bu nedenle davalının fiili markasal kullanımının SMK 7 ve 29. Maddeleri uyarınca marka hakkına tecavüz ve aynı zamanda ticari dürüstlük kurallarına aykırı başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açar nitelikte haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmıştır.SMK'nın 149. Maddesine göre marka hakkına tecavüz edilen hak sahibinin tecavüzün tespitini, önlenmesini durdurulmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür.Davacı tarafça hükmedilen tazminat miktarına itiraz edilmiş ise de, somut olayda davacı taraf, yoksun kaldığı kazancın, SMK'nın 151/2-b maddesi kapsamında,Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç üzerinden hesaplanmasını talep etmiştir.Ancak davalının net kazancı ticari kayıtların sunulmaması nedeniyle tam olarak tespit edilememiştir. Vergi beyannameleri ile tespit olunan karın markaya tecavüz teşkil eden emtia üzerinden elde edildiğine dair veri de bulunmamaktadır. Davalı vekili ıslaha karşı verdiği dilekçesinde müvekkilinin sadece asansör montajı değil asansör bakımı, asansör parça satışı, taşınmaz satışı ve kira gelirleri elde ettiğini beyan etmiş tüm kazancın dikkate alınarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu beyan etmiştir. Mahkemece alınan 03/10/2021 tarihli ek raporda yapılan tazminat hesabında 2013 ile 2018 yılları arasında davalının yurt içi satışlarına ait kar oranının toplam 908.194,33 TL olduğu, 2016 yılında 45.762,62 TL, 2017 yılında 466.856,74 TL 2018 yılında 5.101,73 TL olduğunun hesaplandığı anlaşılmıştır. Davalı aleyhine Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/59 Değişik iş sayılı dosyasında 13.10.2016 tarihli bilirkişi raporu alındığı, tazminat hesabının bu tarihten itibaren yapılması gerektiği, davalı tescilli markasını tescil edildiğinden farklı olarak ... şeklinde alan adı ve web sitesinde kullandığından SMK 155. Maddesinin 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe girmesinin sonuca etkili olmadığı, 13.10.2016-07.06.2018 tarihine kadar 1 yıl 7 ay 25 günlük ihlal süresi bulunduğu , davalı tarafça ticari defterler sunulmadığı ve diğer gelirler somutlaştırılmadığında maddi tazminatın TBK'nun 50 ve 51. maddeleri uyarınca belirlenmesi gerektiği, somut olayın özelliği markanın kullanıldığı süre, ihlalin boyutu, yapılan işin niteliği davalının kusur derecesi ve gelir durumu dikkate alınarak taktir olunan 300.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın hak ve adalet ilkeleri ile dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır.Ticaret unvanının terkini talebi; davacı davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinine karar verilmesi talep etmiş olup mahkemece, davalı şirketin ticaret sicile tescil tarihi olan 27/05/2013 tarihi olduğu, dava tarihi olan 07/06/2018 tarihine kadar 5 yıl 11 günlük süre geçtiği anlaşılıyorsa da, davalının ticaret unvanının çekirdek unsurunu teşkil eden ... ibaresini ne zamandan beri markasal olarak kullandığının dosya kapsamından anlaşılamadığı, davalı tarafından unvanının... çekirdek unsurunu tescilden itibaren markasal olarak kullandığını davacının bildiği yada bilmesi gerektiğinin ispatlanamadığı, taraflar aynı sektörde faaliyet gösteriyorsa da farklı şehirlerde faaliyet gösterdikleri, ancak aynı sektörde faaliyet gösteren davalının ticaret unvanını seçerken TTK 52. Maddesi gereğince davacı ile karıştırılma ihtimali yaratmayacak şekilde unvan seçmesi gerektiği, davalının ticaret unvanının çekirdek unsurunu markasal olarak kullanmasının davacının tescilli ticaret unvanı ve markasından kaynaklanan haklarını ihlal edeceği kanaatiyle unvan terkini talebinin kabulü gerektiği anlaşılmıştır.Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine,Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kısmen kabulüne HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE2-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,3-İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 30/06/2022 tarih, 2018/276 E. 2022/95 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,4-Davanın KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE,5-Markaya tecavüz ve haksız rekabet yönünden; Davalının asansör ve asansör parçaları ile ilgili ticari faaliyetlerinde iş ürünleri, iş evrakı, tanıtım malzemeleri ve internet ortamında "..." ibaresini markasal olarak kullanmasının davacıya ait ... ve ... numaralı markalardan kaynaklanan haklarına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabet oluşturduğunun TESPİTİNE, 6-300.000,00 TL maddi tazminat ve 20.000,00 TL manevi tazminatın 13/10/2016 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davalıya ait ve üzerinde "..." ibarelerinin yer aldığı tecavüz oluşturan ürünlerin tanıtım malzemelerinin ve iş evrakının TOPLATILMASINA, Karar kesinleştiğinde masrafları davalıya ait olmak üzere el konulan ürünlerin üzerindeki markaların silinmesi veya silinmesi mümkün değilse İMHASINA,8-Davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat ve üretim araçlarının toplatılması taleplerinin reddine,9-Davalıya ait tescilli ticaret unvanından "..." ibaresinin TERKİNİNE, Ticaret Sicile tesciline, 10-Davacının MARKA HÜKÜMSÜZLÜĞÜ TALEBİNİN KISMEN KABULÜ İLE; Davalıya ait ... tescil numaralı "..." markasının 07.sınıfta "Kaldırma, taşıma ve iletme makineleri, aynı işleve sahip robotik mekanizmalar (asansörler, yürüyen merdivenler, vinçler dahil)." alt emtialarda kısmen hükümsüzlüğüne, 11-Karar kesinleştiğinde masrafları davalıdan alınmak üzere kabul edilen kısım ile ilgili hüküm özetinin Türkiye de yayın yapan günlük bir gazetede 1 kez ilanına, 12-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 12/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken markaya tecavüz ve hakız rekabet davası, ticaret ünvanının terkini davası ve marka hükümsüzlüğü davası yönünden yönünden ayrı ayrı 615,40 TL ( 1.846,20 TL ) maktu, maddi tazminat yönünden 20.493,00 TL nispi, manevi tazminat talebi yönünden 1.366,20 TL nispi harç olmak üzere toplam 23.705,40 TL karar harcından peşin ve ıslah ile alınan 15.851,24 TL harcın mahsubu ile 7.854,16 -TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,12/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 35,90 TL başvurma harcı, 358,63+15.492,61 peşin ve ıslah harçı, 5,20 TL vekalet harcı, olmak üzere toplam15.892,34 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,12/c-5.700,00 TL bilirkişi ücreti, 242,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 5.942,00 TL'nin, davanın kabul edilen kısmı dikkate alınarak, 4.931,86 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 12/ç-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 12/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre marka hükümsüzlüğü yönünden 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 12/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre marka hükümsüzlüğü yönünden 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 12/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maddi tazminat davasının kabul edilen kısmı üzerinden 48.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 12/g-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen maddi tazminat davası yönünden 48.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 12/ğ-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre manevi tazminat davası yönünden 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,12/h-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini talebinin kabulü yönünden, 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,12/ı-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre Markaya tecavüz ve haksız rekabet yönünden 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 13-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 13/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 23.705,40 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 5.465,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 18.240,40-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 13/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,13/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 35,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 255,70 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,13/ç-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,13/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,14-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.13/02/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.