mahkeme 2021/77 E. 2024/212 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/77

Karar No

2024/212

Karar Tarihi

9 Şubat 2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/77
KARAR NO : 2024/212
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 12/10/2020
NUMARASI : 2019/615 E. - 2020/547 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/02/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı temlik alan tarafından İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile müvekkileri ... (...) ve ... hakkında murisleri ... keşidecisi olduğu 17/01/2014 tanzim ve 16/02/2015 vade tarihli 16.719,00.-Euro bedelli bonoya dayalı borcundan dolayı kambiyo takibi ile yasal takip başlatıldığını, kambiyo borçlusu ...'ın takipten önce 20/10/2014 tarihinde vefat ettiğini, müvekkillerin yasal süresi içerisinde mirası reddettiklerini, İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014/1070 E. Sayılı 28/04/2015 tarihli kararıyla muris ...'dan intikal eden mirası kayıtsız ve şartsız reddettiklerinin tesciline karar verildiğini, müvekkilerinin borçlu murisin mirasını yasal süresinde reddettiklerinden takip konusu bonodan dolayı borçlarının olmadığını, bu nedenlerle ... ve ... 'ın süresi içerisinde yapmış oldukların mirası reddi talepleri dolayısı ile muris ...'ın alacak ve borçlarından sorumlu olmadıklarını, davacılar aleyhine murisleri ...'nın keşidecisi olduğu 17/01/2014 tanzim ve 16/02/2015 vade tarihli 16.719,00.-Euro bedelli bonoya dayalı takip borcundan dolayı tüm ferileriyle birlikte borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili davalı şirketin ... A.Ş.'den İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün davalı-borçlular aleyhlerine takip açılan ... sayılı Esas sayılı dosyasını Beşiktaş ... Noterliğinin ... yevmiye sayılı temliknamesiyle temlik aldığını, karşı taraf vekili aleyhlerine başlatılan icra takibine itiraz ettiğini, ancak Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 20/02/2019 tarih ve 2019/724 E. 2019/2578 Karar sayılı ilamı ile temyiz isteminin kabulü ile takibin iptaline karar verildiğini, gerek doktrinde gerek Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında mirasçıların mirası reddetmelerinin yanında kendileri aleyhlerinde başlatılan icra takiplerine karşı süresinde itiraz etmeleri gerektiğinin kabul edildiğini, davacı tarafın bu itibarla kambiyo senetlerine özgü takibe İİK 62/1 md öngörülen yasal 5 günlük süre içerisinde itiraz etmediklerini ve takibin kesinleştiğini, davacıların müvekkiline zarar vermek amacıyla mirası reddetlerinin aşikar olduğunu, Türk Medeni Kanunu'nun 617. maddesi gereğince davacıların herhangi bir güvence vermediklerini, bu anlamda açılan davanın haksız olduğunu ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davacıların İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra takip dosyasının dayanağı olan 17/01/2014 tanzim 16/02/2015 vade tarihli 16.719,00 Euro meblağlı, borçlusu ... alacaklısı ... AŞ veya emrühavalesine olan bona nedeniyle davalı ... AŞ ye borçlu olmadıklarının tespitine, Davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; mirasın reddedildiği hususu ve bu yöndeki Mahkeme Kararının davalı şirkete bildirilmediğinin Mahkeme kararında açıkça ifade edildiğini, kararın son kısmında mirasın reddine ilişkin mahkeme kararının davalı şirkete tebliğ edildiğinin kanıtlanamaması nedeni ile kötü niyetten bahsedilemeyeceğinin belirtildiğini, bu sebeple de kötü niyet tazminatına hükmedilmediğini, Mahkemece verilen kararda kötü niyet tazminatına hükmedilmediğini ama hüküm kısmında 14.101,51 TL aleyhe vekalet ücretine hükmedildiğini, davalı şirketin iyi niyetinin bu yönde de korunması ve vekalet ücretine hükmedilmesi kararının kaldırılması gerektiğini, Mirasçıların mirası reddetmelerinin yanında kendileri aleyhlerinde başlatılan icra takiplerine karşı süresinde itiraz etmeleri gerektiğini, bu anlamda davacı tarafın, kambiyo senetlerine özgü takibe İİK 62/1. Maddesinde öngörülen yasal 5 günlük süre içerisinde itiraz etmediğini ve takibin kesinleştiğini, bu sebeple de Mahkeme tarafından verilen davacı tarafın borçlu olmadığını tespitine ilişkin kararın kaldırılması gerektiğini beyan etmiştir.
GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Davacı borçlular ... hakkında, murisleri ... keşidecisi olduğu 17.01.2014 tanzim ve 16.02.2015 vade tarihli 16.719,00 Euro bedelli bonodan kaynaklanan borç sebebiyle kambiyo senetlerine özgü takip yolu ile icra takibi başlatıldığı, davalı şirketin, İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasını Beşiktaş ....Noterliğinin ... yevmiye sayılı temliknamesiyle temlik aldığı görülmektedir. Davacıların İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014/1070 Esas, 2015/410 Karar sayılı dosyasında, murisleri ...'dan intikal eden mirası kayıtsız ve şartsız reddettikleri, Mahkemece reddin tesciline karar verildiği, kararın 20.05.2015 tarihinde kesinleştiği, eldeki davaya dayanak icra takibinin ise, daha sonra 20.11.2015 tarihinde başlatıldığı, mirasın reddine yönelik kararın icra takibinden sonra davalı alacaklıya bildirildiğine dair bir kayda rastlanmadığı görülmektedir. Davalı yan her ne kadar başlatılan icra takibine karşı süresinde itiraz edilmediğini, bu nedenle Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini beyan etmiş ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/12-2240 esas, 2014/929 karar sayılı kararını emsal göstermiş ise de, belirtilen kararda; eldeki davada davacı yanca ileri sürülen aynı mahiyetteki itirazın, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 169.maddesine dayalı borca itiraz niteliğinde olduğu, aynı kanunun 168/5.maddesi uyarınca borçluların, borca itirazını, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 gün içerisinde dilekçe ile icra mahkemesine bildirmeleri gerektiği, davanın ise 5 günlük itiraz süresi geçtikten sonra 23.08.2012 tarihinde açıldığı, yerel mahkemece itirazın reddine ilişkin olarak verilen kararın yerinde olduğunun belirtildiği, kararda davacıların (borçluların) isteminin borca itiraza mı, yoksa şikayet yolu ile takibin iptaline mi ilişkin olduğu, buna göre istemlerinin süreye tabi olup olmadığı, mahkemece takibin iptaline karar verilmesinin gerekip gerekmediği hususlarının tartışıldığı, İcra Mahkemesine yapılacak olan itiraz veya şikayetin süresinde olup olmadığı ve icra takibinin İcra Hukuk Mahkemesince iptalinin gerekip gerekmediği hususlarının eldeki menfi tespit davası açısından özel bir dava şartı niteliği taşımadığı, dolayısıyla icra takip tarihinden önce mirası reddetmiş olan davacıların, yasal süresi içerisinde her zaman açabilecekleri menfi tespit davası ile borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep edebilecekleri, bu nedenle davayı açmakta hukuki yararlarının bulunduğu kanaatine varılmıştır. Davalı yan; Mahkeme kararında, mirasın reddine ilişkin mahkeme kararının davalı şirkete tebliğ edildiğinin kanıtlanamaması nedeni ile kötü niyetten bahsedilemeyeceğini kabul etmiş olmasına rağmen, aleyhlerine vekâlet ücretine hükmedildiğini, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. Ancak, İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/1188 esas, 2017/29 karar sayılı dosyasında, davacılar tarafından, temlik eden alacaklı ... şirketine karşı, mirasın reddedilmiş olması nedeniyle takip kapsamında borçlu bulunulmadığı iddiasıyla takibin iptaline yönelik dava açıldığı, Mahkemece davanın süre yönünden reddine karar verildiği, bu kararın icra takip dosyası içerisinde yer aldığı, buna rağmen icra takibinin devam ettirildiği, takip alacağını temlik alan davalının, davacıların mirası reddettiklerinden haberdar olmadığı yönündeki savunmasının bu nedenle dinlenemeyeceği, açıklanan nedenlerle davalı aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak; davaya dayanak icra takibinden önce mirası reddeden davacıların, takip borcu nedeniyle bir sorumluluklarının bulunmadığı, mirasın reddedildiği gerekçesiyle takibin iptaline yönelik olarak ikame edilen dava nedeniyle, takip alacaklısının ''mirasın reddi'' durumundan haberdar olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varıldığından, Mahkemece verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/10/2020 tarih ve 2019/615 E., 2020/547 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.299,46 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.824,86 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.474,6‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/02/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim