mahkeme 2021/775 E. 2024/670 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/775
2024/670
4 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/775
KARAR NO: 2024/670
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 16/02/2021
NUMARASI: 2018/398 E. - 2021/139 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/04/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, takibin dayanağının bir adet 60.000-TL meblağlı, kambiyo senedi niteliğinde olmayan ve vade tarihi üzerinde tahrifat yapılan senet olduğunu, tahrifattan önceki halinde 2009 olan vade tarihinin 2010 olarak tahrif edildiğini, keşide tarihi 10.10.2010 olan senedin gerçek vade tarihinin 2009 olması, bu durumda vadenin keşide tarihinden önce olması sebebiyle senedin kambiyo senedi niteliğinde olmadığını, bu nedenle müvekkillerinin bonodan dolayı borçlu değilken müvekkillerinden ...'in, takip tarihi bononun düzenlendiği iddia edilen tarihlerde ABD'de yaşamasını fırsat bilinerek, müvekkilinin yurt dışında yaşadığını bildikleri halde, köy adresinde takibin usulsüz bir şekilde kesinleştirildiğini ve müvekkillerinin maliki olduğu çeşitli gayrimenkullere haciz koyulduğunu ve bu gayrimenkullerin şuan satılmaya çalışıldığını, senette tahrifat yapıldığına dair bir başka kanıtın ise senedin üzerinde şeklen gözüken keşide tarihinde, müvekkilinin ABD'de de bulunduğunu, müvekkillerinin davalı ile arasında hiçbir hukuki ilişkisi alacak borç ilişkisi bulunmadığını, davalı tarafın müvekkilinin yurt dışında yaşamasını fırsat bilerek aslında kambiyo niteliği olmayan, tahrif ettikleri senetle müvekkili aleyhinde kambiyo senetlerine özgü yolla takip yaptıklarını ve usulsüz bir şekilde takibi kesinleştirdiklerini ve müvekkilin gayrimenkulleri üzerine haciz koyduklarını, takip konusu bonoya bakıldığında vade tarihinde yapılan tahrifatın yanında müvekkillerine ait herhangi bir paraf veya imza bulunmadığını beyan ederek, öncelikle İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasından müvekkilleri aleyhine yapılan icra takibine konu olan senedin vade tarihinde tahrifat yapılmış olması, bu tahrifat neticesinde senedin kambiyo senedi niteliğini kaybetmiş olması sebebiyle gerekirse öncelikle bilirkişiden ön rapor da alınmak suretiyle icra takibinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, takipte borçlu olarak görünen her iki müvekkilinin de tahrifat sebebiyle takibe konu bonoya dayalı olan İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı icra takibinden dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, takibin iptaline, müvekkilleri hakkında uygulanan tüm hacizlerin kaldırılmasına, davalı alacaklı tarafın takip konusu miktarın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar ve kötü niyet tazimatı mahkum edilmesine, tüm yargılama giderleriyle vekalet ücretini de davalı alacaklı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacılardan ...'in diğer davacı ...Tic. Ltd. Şti'nin de sahibi olup, müvekkilinin hem eski komşusu hem de uzun süre evinde ağırladığı, yardımlarda bulunduğu eski arkadaşı olduğunu, müvekkilinin, aile dostu olarak gördüğü borçluya başlangıçta borçlarından kurtulması için geri almak üzere maddi yardımda bulunmuş olduğunu, sonrasında alacağını tahsil edebilmek için borçluyu ticareten ayakta tutmaya çalıştığını, bu da yetmeyince yine alacağını tahsil edebilmek için kendi evini başkasına satış gösterip borçluya dolaylı olarak kredi sağlanmasına da yardımcı olduğunu, ancak tüm bunlara rağmen alacağını tahsil edemediğini, borçlunun 2009 yılı Ocak ayında dava konusu olan kambiyo senedini bizzat kendisinin düzenleyip müvekkiline teslim ettiğini, ondan sonra ise Amerika'ya taşındığını, senedin vadesi geldiğinde müvekkilinin senedi icraya koyduğunu, borçlunun müvekkiline olan borçlarına istinaden güvence amaçlı öncelikle müvekkilinin annesi ... aralarında gayrimenkullerinin satış yetkilerinin de bulunduğu çok geniş yetkilerle donatılmış bir vekaletname verdiğini, sonrasında Amerika'ya gideceği kesinleşince müvekkilinin talebi üzerine borçlunun, kendi eliyle davaya konu olan işbu senedi 2009 yılı Ocak ayınının ilk yarısında düzenlediğini, senet düzenlenirken ...'nın da borçlunun yanında bulunduğunu ve borçlunun öncelikle vade tarihini 10.10.2009 şeklinde düzenlediğine tanık olduğunu sonrasında ise borçlu biraz daha zamana ihtiyacı olabileceğini söyleyerek ... huzurunda vade tarihini 10.10.2010 şeklinde düzelttiğini, kambiyo senedi düzenlenirken keşide tarihinin ileri bir tarih olarak yazılmasının önünde bir engel olmadığını ve anlaşıldığı üzere borçlu keşide tarihini dava konusu ihtilaftan faydalanmak üzere ayarladığını, vade tarihini kendi lehine değiştirip daha ileri bir tarihine alan borçlu, kendi düzenlediği senette kendisi tahribat yaratıp, yıllarca süren bir icra takibi ve ardından satış aşamasına gelinince uzun bir protokol süreci yaşanmış olmasına rağmen tüm bu sürelerden sonra kendi kusurundan faydalanmaya çalıştığını beyan ederek, davanın kambiyo senetlerine dayalı icra takiplerinde gözetilen 5 günlük hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle usulden reddine karar verilmesini, mahkeme esas incelemesine geçilmesine karar verecekse davacının borçlu ve müvekkilinin alacaklı olduğunun tespitine, İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra takibinin iptaline ilişkin talebin reddine ve davacı tarafın tüm diğer taleplerinin reddine karar verilmesi, dosyanın bilirkişiye gönderilerek dava konusu kambiyo senedinin kim tarafından düzenlendiğinin ve tahrifat yapıldığının tespitinin sağlanmasını, davacı taraf aleyhine, takibin başlangıç tarihi de göz önünde bulundurularak takip konusu miktarın % 40'ından az olmamak üzere icra inkar ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, lehe olan hükümlerin uygulanmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulü ile, İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı takip dosyasında, davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, Davacıların kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece kambiyo vasfı taşımayan dava konusu senedin adi yazılı belge olarak geçerliliğini koruduğu kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verildiğini, Mahkemenin kabulüne göre dava konusu senedin kambiyo senedi vasfı taşımadığı gibi müvekkilinin tacir de olmadığını, davacı da her ne kadar tacir görünse de ticari bir iş yapmamakta yine işbu davaya konu borç da ticari amaçlı verilmediğini, bir davaya Asliye Ticaret Mahkemesinde bakılabilmesi için TTK'nın 4. maddesi gereğince "her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması" gerekmekte olup, davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu halde, görevsizlik kararı verilmeksizin yargılamaya devam edilmesinin hatalı olduğunu,Takip konusu bononun vade tarihi, keşideci şirketin yetkilisi ve aynı zamanda senedi aval veren sıfatıyla imzalayan borçlu ... tarafından düzenlendiğini ve akabinde kendisi tarafından değiştirildiğini, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda senedin 10.10.2009 olan vade tarihinin sonradan 10.10.2010 haline getirildiği belirtilmişse de, tahrifat öncesi tarih ile tahrifat sonrası tarihin aynı el ürünü olup olmadığı hususunda herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediğini, hükme esas alınan rapor bu yönüyle eksik olup, Mahkemece yeni bir rapor alınarak bu hususta bir inceleme yapılmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğunu, Davacı/borçluların, takip konusu senedin vade tarihinde tahrifat yapıldığı iddiasıyla işbu davayı açtıklarını ve senet üzerindeki imzayı inkar etmediklerini, takip konusu senedin kambiyo senedi vasfı taşımadığının kabulü halinde, imzası inkar edilmeyen senedin adi senet niteliği taşıyacağı ve adi senedin aksinin ya da senet konusu borcun ödendiğinin yine yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, Mahkemece takip konusu senedin kambiyo vasfı taşımadığı ve adi senet niteliğinde olduğu kabul edildiği halde, sırf, takibin kambiyo takibi olması nedeniyle menfi tespit kararı verildiğini, bu kararın hatalı olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, davacıların, davaya konu senedin vade kısmında tahrifat yapılmış olması ve tahrifattan önceki vade tarihinin de keşide tarihinden önce olması nedeniyle kambiyo senedi niteliğinde bulunmadığını iddia ettikleri senedin, kambiyo senetlerine özgü takibe konu edilemeyeceği gerekçesiyle, icra takibinden dolayı borçlu olmadıklarının tespitine yönelik menfi tespit davasıdır. Davalı görev itirazında bulunmuştur. Kambiyo senedi TTK'da düzenlenmiş olup, TTK'da düzenlenen hususlardan doğan davaların ticari dava niteliğinde olduğu şüphesizdir. Bu nedenle ticari davalara bakma görevinin aynı kanunun 4. ve 5.maddeleri gereğince Asliye Ticaret Mahkemelerine ait olduğu, her ne kadar somut olayda, dava ve takibe konu senedin kambiyo vasfında olmadığı iddiasıyla Mahkemenin görevsiz olduğu ileri sürülmüş ise de; senedin vasfını tartışma görevinin yine ihtisas Mahkemesi olan Asliye Ticaret Mahkemelerine ait olduğu anlaşıldığından, davanın esasına girilerek karar verilmiş olması yerinde görülmüş, aksi yöndeki istinaf nedenlerine itibar edilmemiştir.Dava, tahrifat nedeniyle takibe konu bonoya dayalı borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; icra takibine konu senedin vade bölümünde, evvelce 10/10/2009 tarihi yazılmış olduğu, daha sonra 10/10/2010 şekline getirilerek, senedin vade bölümünde tahrifat yapıldığı tespit edilmiştir. Hale göre, senedin tahrifattan önceki vade tarihinin keşide tarihinden önceki bir tarih olduğu açıklığa kavuşmuştur. Bu durumda dava konusu belge kambiyo vasfını yitirdiğinden kambiyo senetlerine özgü takibe konu edilemez.Davalı her ne kadar istinaf dilekçesinde, takip konusu senedin kambiyo senedi vasfı taşımadığının kabulü halinde, imzası inkar edilmeyen senedin adi senet niteliği taşıyacağı ve senet konusu borcun ödendiğinin yine yazılı delille kanıtlanması gerektiğini ileri sürmüş ise de; davacı dilekçesinin sonuç kısmında, takipten dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ettiğinden, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeler doğrultusunda davanın kabulüne dair karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/02/2021 tarih ve 2018/398 E., 2021/139 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.098,60 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.024,65 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.073,95 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin druşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 04/04/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.