mahkeme 2021/36 E. 2024/206 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/36

Karar No

2024/206

Karar Tarihi

9 Şubat 2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/36
KARAR NO: 2024/206
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 08/09/2020
NUMARASI: 2019/308 E. - 2020/161 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/02/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 19/12/1995 tarihinden bu yana plastik ve kauçuk makinelerinin imalatı alanında faaliyet gösterdiğiğni, vida ve kovan üretmekte, pazarlamakta ve satmakta olduğunu, davalı şirketin ise 26.05.2017 tarihinden beri müvekkili şirketle aynı alanda faaliyet gösterdiğini, her iki şirketin meslek grupları ve nice kodlarının aynı olduğunu, müvekkili şirketin "..." adlı marka ve logosunun ... sayı ile 07, 37 ve 40. sınıflarda tescilli olduğunu, markanın 18.12.2012 tarihinden itibaren fiilen kullanıldığını, müvekkilinin çalışmakta olduğu alanda Türkiye'de lider firma olup, Avrupa genelinde en büyük beş üreticiden biri olduğunu, üretmekte olduğu ürünlerin reklamını, pazarlamasını yaptığını, yurt içindeki birçok firmaya sattığı gibi yurt dışındaki birçok ülkeye ihraç ettiğini, müvekkilin sahibi olduğu marka ve logonun, ülkemizde ve birçok yabancı ülkede müşteriler, kurumlar ve vatandaşlar nezdinde tanındığını, davalı şirketin, "..." adlı marka ve logosunun ... 07, 35 sınıflarda tescil edildiğini, marka tescil başvurusunun tamamen kötü niyetli olduğunu, her iki firmanın marka ve logo tasarımlarının birebir aynı olduğunu, müvekkilinin logosunda mavi zemin üzerinde sola dönük beyaz vida ve beyaz harflerle yazılı şirket markası bulunduğunu, davalı şirketin logosunda ise beyaz zemin üzerinde sağa dönük beyaz vida ve mavi harflerle yazılı şirket markası bulunduğunu, davalı tarafın marka ve logosunda yalnızca vidanın yönünü değiştirmiş olup aynı renkleri kullandığını, markalar arasındaki tek farkın isim olduğunu, davalı tarafın amacının kendi logo ve markasını müvekkil şirketin logo ve markasına benzeterek müşteriler nezdinde algı ve karışıklığa yol açmak, müvekkil şirketin tanınmışlığından faydalanarak kendi şirketini daha büyük bir şirket gibi göstererek haksız kazanç ve itibar sağlamak olduğunu, her iki şirketin iştigal konuları aynı olduğundan davalı tarafın markasının 07 sınıfında iptali gerektiğini, davacı ..." markasını ayrıca 35 sınıfta da tescil ettirdiğini, bu başvurunun davalı tarafın 35. sınıfta başvurusundan daha sonra olmakla beraber gerçek hak sahibi davacı müvekkili olduğundan, davalı tarafın markasının 35 sınıfta da iptali gerektiğini, Davalı tarafın, gönderdikleri ihtarnameye cevabında söz konusu logo ve marka tasarımını kullanmaya devam edeceklerini bildirmesi üzerine işbu davayı açmak zorunda kaldıklarını iddia ederek, davalı adına ... sayı ile tescilli "..." ibareli markanın müvekkilinin maliki olduğu "..." adlı marka ile benzer olduğunun tespitini, davalı adına ... sayı ile tescilli "..." ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kurucu aile ve dolayısı ile firmalarının davacı firmadan çok daha uzun süredir sektörde faaliyet göstermekte ve ismen hem yurtiçinde, hem de yurtdışında tanındığını ve davacı firmanın tanınmışlığına ihtiyacı olmadığını, müvekkilinin 2016 yılından itibaren plastik işleme makine vida üretimi sektöründe faaliyet gösteren bir firma olup, tescilli "..." markasını kullandığını, tescilli markalarındaki logonun davacı logosuyla çağrışımı olmadığını, logo içerisinde yer alan italik sembolün yönü, rengi ve içinde yer aldığı şekil tamamen farklılık teşkil edip yapılan işin nevi olan plastik işleme makine vidasından esinlenerek özgün bir sembol oluşturulduğunu, logoların tüketiciyi yanıltacak şekilde benzerlik göstermediğini, üretim konusu bu ürünleri üretmek olan bir firmanın logosunda bir helis sembolü kullanmasının doğal bir durum olduğunu, isim olarak plastiğe form veren vidalar üretildiğini ve Meriç ailesinin bir kuruluşu olduğu için bu iki kelimenin birleşimi olan "..." isminin seçildiğini, bunun "..." ismi ile ilgili hiçbir çağrışım yaratmadığını, tescil edilmiş olan "..." markası ve logosunun kullanımının Sınai Mülkiyet Kanunu'na göre marka hakkına tecavüz teşkil etmediğini, davanın tamamen kötü niyetli olup müvekkilinin ticari hayatına engel olma kastından öteye geçmediğini, Davacı firma ile müvekkil firma isminin hiçbir şekilde benzerlik göstermediğini ve davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; önceki tarihli davacı markası ile davalı markası arasında SMK 6/1 maddesi anlamında halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali veya başkaca hükümsüzlük nedeni bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin sahibi olduğu ... marka ve logosunun 07, 37, 40 ve 35 sınıflarında tescilli olduğunu, davalı tarafın sahibi olduğu ... marka ve logosunun ise 07. ve 35. sınıflarında tescilli olduğunu, görüleceği üzere her iki marka ve logonun benzer sınıflarda tescilli olduğunu,Davacı şirketin marka ve logosunda mavi zemin üzerinde sola dönük beyaz vida ve beyaz harflerle yazılı şirket ismi bulunmakta olup, davalı şirketin marka ve logosunda ise beyaz zemin üzerinde sağa dönük beyaz vida ve mavi harflerle yazılı şirket ismi bulunduğunu, davalı tarafın marka ve logosunda yalnızca vidanın yönünü değiştirmiş olup aynı renkleri kullandığını, davalı tarafın markası ile davacı markası arasındaki tek farkın şirket ismi olduğunu, her iki marka ve logonun görsel olarak oldukça benzer olduğunu,Tanıklar dinlenilmeden dosya bilirkişiye tevdi edilmiş olup ayrıca müzekkere yazılmasını talep etmiş oldukları kurumlara müzekkere yazılmadığını, her iki marka ve logonun neden ve nasıl karıştırıldığı ve davacı firmanın piyasada ne derecede tanındığının tespiti için söz konusu hususlar oldukça önemli olup bilirkişi tarafından sadece görseller üzerinden inceleme yapılmasının raporun bilimselliğine ve denetimine gölge düşürdüğünü, söz konusu eksiklikler tamamlandıktan sonra dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesi gerekirken hiçbir delil toplamdan dosyanın direk olarak bilirkişiye tevdi edildiğini,Markalar arasında isim yani işitsel benzerlik bulunmasa dahi logoların şekil ve renk açısından birbirine benzemesi iltibas tehlikesine yol açacağından, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, kaldı ki davacı firma Türkiye'de alanında lider firma olup logoların birbirine benzemesinin davalı firma açısından avantaj (haksız rekabet) sağlayacağını, davalının davacının tanınmışlığından faydalanmaya çalıştığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, davalı adına ... sayı ile tescilli "..." ibareli markanın, davacının maliki olduğu "..." adlı marka ile benzer olduğu gerekçesiyle, davalı adına ... sayı ile tescilli "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talepli olup, Mahkemece davanın reddine dair verilen karar, yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yanca istinaf edilmiştir. TPMK kayıtları incelendiğinde; ''...+şekil'' ibareli markanın ... sayı ile 7, 37 ve 40.sınıflarda davacı adına, ''...+şekil'' ibareli markanın ... sayı ile 7. ve 35.sınıflarda davalı adına tescilli olduğu görülmektedir.Hükümsüzlük halleri SMK'nun 25.maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, markanın tesciline engel olan mutlak ya da nispi red nedenleri mevcut ise markanın hükümsüzlüğüne karar verilebilir. Marka, tescil engellerinin varlığına rağmen tescil olunmuşsa, hükümsüzlük davası ile bu tescilin terkini talep edilebilir. SMK'nun 27/3.maddesinde zarar gören kişilerin de hükümsüzlük davası açabilecekleri açıkça belirtilmiştir. Hükümsüzlük davasının davalısı ise, sicilde marka sahibi olarak görülen kişidir.Eldeki davada, davalı adına tescilli olan markanın SMK madde 6/1 uyarınca iltibasa dayalı hükümsüzlüğü talep edilmektedir. SMK'nın 6. maddesinde marka tescilinde nispi ret nedenleri düzenlenmiştir. Nispi ret nedenlerinin doğması için markaların aynı veya benzer olması ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsaması tek başına yeterli değildir. Aynı zamanda markaların belirtilen bu ilişki nedeniyle ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin de bulunması gerekmektedir.Bir marka, görsel, fonetik veya diğer bir açıdan farklı olsa bile, toplu olarak tüketici kitlesinde bıraktığı intibada bir başka marka ile bağlantısı varmış gibi bir algı oluşturuyorsa karıştırılma ihtimalinin bulunduğundan söz edilir. Halk tarafından karıştırılma ihtimali, çok genel bir ifade ile, ortalama tüketicilerin her iki işaret arasında bağlantı kurmasıdır.Toplanan deliller, bilirkişi raporu ile tarafların iddia ve savunmaları birlikte incelendiğinde; taraf markalarının ortak olarak 7.sınıfta tescilli olmalarına rağmen, belirtilen hususun tek başına hükümsüzlük koşulunu sağlamadığı, nitekim markalar görsel açıdan incelendiğinde; davacıya ait markanın, şekil ve kelime unsurundan oluştuğu, petrol mavisi zemin üzerinde büyük beyaz harflerle ''...'' ibaresinin bulunduğu, ''Ş'' harfi özel bir formda yazılı olup, alttaki mavi zeminle birlikte ''Ş'' harfi şeklinde algılandığını, kelimenin üst orta kısmında burgu şeklini andıran sola yatık vaziyette beyaz renkli şekil unsuru yer bulunduğu, şeklin formuna bakıldığında aşağı ve yukarı tarafa bakan uçları kıvrımlı ve kavisli yapıda olduğu, davacı markasının asıl ve ayırtedici unsurunun ''...'' ibaresi olduğu, şekil unsurunun ise yardımcı unsur olduğu, davalıya ait markanın da şekil ve kelime unsurundan oluştuğu, beyaz zemin üzerinde büyük harflerle ve italik olarak ''...'' ibaresi bulunduğu, Kelimenin ... kısmının siyaha yakın koyu lacivert, ... kısmı ise petrol mavisi renkte olduğu, kelimenin sol kısmında yine siyaha yakın koyu lacivert yuvarlak zemin içinde, ''...'' kelimesi ile aynı hizada ve aynı eğik yapıda burgu şeklini andıran sağa yatık vaziyette beyaz renkli şekil unsuru yer aldığı, şeklin formuna bakıldığında aşağı ve yukarı tarafa bakan uçlarında kıvrım ve kavis bulunmadığı, davalı markasının da asıl ve ayırt edici unsurunun ''...'' ibaresi olduğu, her iki markada da baskın ve asıl unsur olan kelimenin ön planda tutlduğu, ayırtediciliği sağlayan unsurun kelime olduğu, şekil unsurunun yardımcı unsur olup markalar yönünden ayırtedicilik sağlamadığı, gözde bıraktıkları genel intiba nazara alındığında taraf markalarının farklı olduğu ve iltibasa sebebiyet vermeyeceği, markalar işitsel açıdan incelendiğinde; davacıya ait ''...'' markası ile davalıya ait ''...'' markasının işitsel açıdan farklı oldukları, bu nedenle aralarında iltibas tehlikesi bulunmadığı, markalar kavramsal açıdan incelendiğinde; her iki markanın da Türkçe'de bir anlamının bulunmadığı, sektörel olarak da tanımlayıcılıklarının bulunmadığı, bu anlamda ayırtediciliği yüksek markalar oldukları, aralarında kavramsal bir benzerlik bulunmadığı, bu nedenle iltibasın oluşmayacağı, açıklanan nedenlerle taraf markalarının bir bütün olarak bıraktıkları genel izlenime bakıldığında, birbirlerinden görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklı oldukları ve aralarında iltibas ihtimalinin bulunmadığı, somut olayda hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 08/09/2020 tarih ve 2019/308 E., 2020/161 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 64,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 363,20 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/02/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim