mahkeme 2020/2392 E. 2024/99 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2020/2392
2024/99
18 Ocak 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/2392 Esas
KARAR NO: 2024/99
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2.fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 18/12/2019
NUMARASI: 2017/309 E. - 2019/548 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/01/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekillerinin TPE nezdinde tescilli ... no'lu ve başvurusu yapılan .. ve ... no'lu ... markalarının sahibi olduklarını, davalılardan .... Tic.A.Ş 'nin müvekkillerinin ... markasını müvekkillerinden herhangi bir geçerli lisans almadan ve bedel ödemeden kullandığını, diğer davalı, .... Tic. A.Ş'nin yönetim kurulu başkanı olup münferiden yetkili olduğunu, davalının müvekkillerine ait ... tanıtıcı işaretini hem marka olarak hem de ticaret unvanının ayırt edici unsuru-parçası olarak hukuka aykırı, iltibasa sebep olacak, markanın tanınmışlığından ve itibarından haksız faydalanma sağlayacak şekilde kullanarak marka hakkına tecavüzde bulunduğunu ve haksız rekabete sebebiyet verdiğini, davalının bu haksız kullanımı nedeni ile müvekkillerinin davalı tarafa haksız ve hukuka aykırı kullanıma son verilmesi ve lisans ücretinin ödenmesi talepli ihtarname gönderdiğini ancak davalının kullanıma devam ettiğini, verilen cevabi ihtarnamede, müvekkillerine lisans bedelinin ödendiğini ve kullanımın hukuka uygun olduğunu bildirdiklerini, ödemeye ilişkin ispat yükünün davalıda olduğunu, müvekkillerinin davalıdan marka kullanım-lisans bedeli olarak hiçbir bedel almadıklarını, ödeme yaptığını bildiren davalının müvekkillerine ait markayı kullandığını kabul etmiş sayılacağından bahisle, davalı tarafın müvekkillerine ait markalara tecavüz ve haksız rekabetinin önlenmesini, durdurulmasını, ... ibaresini içeren her türlü iş evrakı ve tanıtım vasıtasına el konulmasını, tabelaların indirilmesini, davalının internet sitesi olan www.....com adresinde anılan markanın kullanımının durdurulmasını, erişimin engellenmesini ve ... ibareli her türlü emtianın muhafaza altına alınmasını, mümkünse imhasını, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL lisans bedeli alacağının ihtarname tarihi olan 26.11.2015 tarihinden itibaren en yüksek ticari faizin işletilerek davalıdan tahsilini ve verilecek kararın ilanını talep ve dava ettiği, 29.03.2019 tarihli dilekçesi ile de; davalılardan ... aleyhine açtıkları lisans bedeli davasını atiye bıraktıklarını ve davaya bu davalı bakından devam etmediklerini, diğer davalı ... Tic. A.Ş. bakımından ise tamamlama harcının yatırıldığını, bilirkişi raporu ile tespit edilen 163.968,21-TL lisans bedeli ve 6.462,14-TL'nin dava tarihine kadar işlemiş faizi olmak üzere toplam 171.780,65-TL'nin tahsiline, 163.968,21-TL ye dava tarihi olan 17.05.2016 tarihinden tahsil tarihine kadar en yüksek reeskont avans faizi yürütülmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu ... markasının kullanımına yönelik olarak müvekkillerinden ....Şti. ile davacılardan ... arasında 03.04.2013 tarihinde 10 yıl süreli ... İsim ve markasına dair Marka Lisans Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme bedelinin 100.-TL olduğunu, sözleşme aşamasında ödendiğini, bu sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle davaya konu markanın hak sahibinin ... olduğunu, davayı ...'ün eşi ... ile birlikte açtığını, bu nedenle hak sahipliğine göre davacıların taraf ehliyetinin tespit edilmesini ve husumet yönünden karar verilmesini, müvekkillerinden ... 'ın şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu ve markanın kullanımına ilişkin sözleşmenin tarafı olmadığını, sözleşme çerçevesinde markayı şirketin kullandığını bu nedenle ... açısından husumet nedeni ile davanın reddi gerektiğini, davacı ...' ün ... markası ile müvekkili şirketi tarafından işletilen ... isimli restoranın kira sözleşmesinin kefili olduğunu, restoranın kiralanarak açılışının yapıldığı günden beri de bu durumu bildiğini, 23.12.2015 tarihine kadar bizzat sigortalı çalıştığını, diğer davacı ...'ün de müvekkili şirkette sigortalı çalıştığını lisans sözleşmesi kapsamında müvekkillerinin davacılara borcu olmadığını, aksine alacaklı olduklarını, piyasada değer kaybetmiş markanın müvekkilinin ticaret unvanı vc işletmesinde kullanmak suretiyle değer kazandırıldığını, müvekkilinin yaptığı yatırımlar neticesinde markanın yeniden değer kazandığını, bu sebeple lisans sözleşmesine sembolik bir değer yazıldığını, iş akitlerinin haklı sebeple feshedildiğini, bundan sonra da haksız ve hukuka aykın taleplerde bulunduklarını, işe gelmediklerini, şirketten borç para alıp ödemediklerini, müvekkilinin üçüncü kişiler ile yaptığı ticari sözleşmelerde marka sahibi olarak ...’ün yer aldığını ve ıslak imzasının bulunduğunu, bu sözleşmelerde marka kullanım hakkının müvekkillerine ait olduğunun düzenlendiğini, davacıya yüksek tutarlarda sürekli para verildiğini, borçların ödenmediğini, taleplerinde kötü niyetli olduklarını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "Davalı ... Tcaret A.Ş açısından Davanın KISMEN KABULÜNE, lisans bedeli olarak takdiren 102.793,95 TL'nin ve ihtar tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faiz olarak 4.870,57 TL olmak üzere toplam 107.664,52 TL'nin dava tarihinden itibaren başlayacak en yüksek ticari faiz uygulanarak bu davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Taraflar arasındaki marka lisans sözleşmesinin bedel dışındadaki kalan kısımlarının geçerli olduğu anlaşılmakla markaya yönelik tecavüzün tespiti, men'i ve ref'i taleplerinin REDDİNE, Davalı ... yönünden davada pasif ehliyeti bulunmadığı anlaşıldığından REDDİNE," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı ... vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; davanın tamamen kabulü yerine kısmen kabulü ve davalılardan ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin hatalı olduğunu, sözleşmede “bedel ve tarih kısımları sonradan elle doldurulmuş ve paraf da atılmamış olduğundan yazılı geçerlilik şartının bulunmadığını, reddedilen taleplerin kabulü ile ... aleyhine de hüküm kurulmasını talep ettiklerini, davalı tarafça sözleşme aslı sunulduğunda yapılan incelemede her ne kadar imza müvekkile ait çıksa da bu yönde de bir itirazın olmasına rağmen sözleşmede sonradan elle doldurulan ve hiçbir paraf içermeyen bedel ve tarih kısımlarının müvekkilin eli ürünü olmadığı incelenmemiş ve bilirkişi raporuna bu bakımdan itiraz edildiğini, davacı tarafından sunulan sözleşmede ise bedel ve tarih kısımları sonradan ve elle doldurulmuş olup hiçbir paraf da bulunmadığını, sözleşme geçerli olmadığından marka lisans sözleşmesinin bedel dışındaki kısımlarının geçerli olduğundan bahisle markaya yönelik tecavüzün tespiti, men’i ve ref’i taleplerinin reddi hatalı olduğunu, mahkemece hukuki gerekçe gösterilmeksizin başlangıç bedeline göre hesaplanan lisans bedeli üzerinden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, bu sebeplerle kısmen reddedilen kısımlarının ve davalı ... bakımından pasif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddine dair kısmının kaldırılarak; yıllık ciro üzerinden hesaplanmış 163.968,21-TL lisans bedeli ve 6.462,14-TL dava tarihine kadar işlemiş faizi olmak üzere toplam 171.780,65-TL' nin davalılardan tahsiline, 163.968,21-TL ye dava tarihi olan 17.05.2016 tarihinden tahsil tarihine kadar en yüksek reeskont avans faizi yürütülmesine, davalı tarafların müvekkillere ait markalara tecavüz ve haksız rekabetinin önlenmesini, durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... İstinaf dilekçesinde özetle; dava konusu marka lisans sözleşmesinin 03.04.2013 tarihinde imzalandığını, bu tarihte hak sahibinin ... olduğunu, davacılar tarafından dava sürecinde dava konusu markanın ... tarafından o dönemdeki eşi ...'a devredildiği iddia edilse de davanın açıldığı dönemde ... nezdinde böyle bir marka hak sahipliğinin bulunmadığını, davacı ...'un dava tarihinde davacı sıfatı , aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, diğer davacı ...'ün İse marka devrinden sonra hak sahipliğinin sona erdiğini, dava konusu marka lisans sözleşmesindeki imzanın sözleşmede isimleri belirtilen taraf ve yetkililerine ait olduğunu, sözleşmede herhangi bir tahrifat bulunmadığını, i sözleşmenin başından itibaren geçerli olduğunu, davacıların dava konusu markanın müvekkil şirket tarafından kullanıldığını bilmedikleri, haksız bir kullanımın söz konusu olduğu iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkillerinin dava konusu markanın tanınırlığının arttırılması noktasında harcadıkları emek ve yapılan yatırımlar gerekse de davacıların müvekkil şirket bünyesinde dava konusu markanın adını taşıyan işletmede uzun yıllar çalışmış olmaları ve herşeyden önce mahkeme tarafından da tespit edildiği gibi taraflar arasında geçerli olarak akdedilmiş Marka Lisans Devir Sözleşmesi göz önüne alındığında davacıların huzurdaki davayı açmakta kötüniyetli olduğunu, davacı ...'ün , lisans devir sözleşmenin akdi sırasında söz konusu markanın değersizliğinin farkında olduğundan esasen sözleşmenin bedel hükmüne sembolik bir bedelin yazılmasını kabul ettiğini, sözleşme bedeli dosyada mübrez bulunan ödeme belgelerinden de anlaşıldığı üzere tam ve eksiksiz şekilde ödendiğini, davacılar nezdinde herhangi bir irade sakatı bulunmadığını, sözleşmenin imzası akabinde müvekkil şirket bünyesinde çalışmalarını sürdürmüş olan davacılar sözleşme bedelini net olarak bilip kabul ettiğini, dosyada bilirkişi raporunda başlangıç bedeline göre yapılan hesaplamalar çerçevesinde hüküm kurulduğunu, hesaplamaya 18.10.2018 tarihli dilekçe ile yapılan itirazların dikkate alınmadığını, hükmün açık olmadığını davacılar açısından kurulan bu hatalı hükmün sanki davacılar müştereken ve müteselsilen aynı oranda hak sahibi ve alacak sahibi gibi bir sonuca yol açtığını, husumet itirazlarının değerlendirilmediğini, bu sebeplerle mahkeme tarafından verilen E. 2017/309, K. 2019/548 sayılı kararın usul ve esas yönünden haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle kaldırılmasını, talep etmiştir.
İstinafa Cevap: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının, davacıların müşterek ve müteselsil alacaklı olup olmadıklarının gerekçeli kararda açık olmadığını iddia etmesinin yerinde olmadığını, hükme esas alınan 08.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda marka için toplam lisans bedeli hesaplanmış ve hak sahibi davacılar adına bu rapor doğrultusunda hüküm kurulduğunu, lisans sözleşmesinin geçerlilik şartlarını taşımadığını, tüm iddialarına itiraz ettiklerini, davalı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek istinaf taleplerinin reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ...'ın diğer davalı şirketin ortağı ve yönetim kurulu başkanı olmakla birlikte dava konu Marka Lisans Devir Sözleşmesi'nin tarafı olmadığından ve markayı şirket kullandığından ...'a karşı dava yöneltilmesi hatalı olduğunu, sayın mahkemenin bu yönde tesis etmiş olduğu kararda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, davacıların; dava konusu sözleşmeye ve davalıların marka kullanımının haksız olduğu yönündeki iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, sözleşmenin başından itibaren geçerli olduğunu davacıların istinaf dilekçesi ile markaya yönelik tecavüzün tespiti, men'i ve ref'i talepleri abesle iştigal olduğunu, verilen karar ile davacılar nezdinde sebepsiz zenginleşme yaratacak bir kazanımın meydana geleceğini, davalı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek istinaf taleplerinin reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, sözleşmeye dayalı lisans bedeli alacağı istemlerine ilişkindir. ... tescil nolu "..." ibareli markanın ... adına tescilli olduğu, ... tescil no'lu "... " ibareli markanın ve 2013/64503 "nzh" ibareli markanın ... adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Davacılardan ... (...) vekili tarafından sunulan 15.10.2020 tarihli dilekçede; davadan ve istinaf talebinden feragat ettiği beyan edilmiştir. ... tescil nolu "..." ibareli markanın ilk sahibi olan ... tarafından Beşiktaş .... Noterliği’ nin 12.11.2015 tarihli ... yevmiye numaralı “Marka Devir Sözleşmesi” ile diğer davacı ... ’e devredildiği, bu devir işleminden önce markanın sahibi ... ile davalı .... A.Ş. arasında 03.04.2013 tarihli lisans sözleşmesi imzalanmış olduğu , sözleşmede tahrifat bulunmadığı imzanın davacı ...'ün eli ürünü olduğu, düzenleme tarihi ve sözleşme bedel bölümünün el ile yazılmış olduğunun tespit edildiği, lisans sözleşmesinin geçerli olduğu bu nedenle davalının kullanımlarının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmeyeceği anlaşılmaktadır. Marka lisansı sözleşmeleri yazılı geçerlilik şartına tabidir. Kural olarak ivazlı ve iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Bir taraf markanın kullanım hakkını verirken diğer taraf bir bedel ödeme edimini yerine getirir. Ancak ivazlı sözleşmelerdeki semenin her zaman bir miktar para olması şart değildir. Taraflar semenin başka bir şekilde ödenmesini de kararlaştırabilirler. Lisans sözleşmesinin ivazlı olması kural olmakla birlikte taraflar serbest iradeleri ile lisans sözleşmesini bedelsiz olarak (serbest lisans ) ya da sembolik bir bedel üzerinden de düzenleyebilirler. Bedel sözleşmenin geçerlilik şartı değildir.İlk derece mahkemesince , " lisans sözleşmesi bedelinin el ile doldurulması ve imzasız olması ile lisans bedeline ilişkin kısmın taraflar arasındaki edimler dengesine göre oldukça az olması , sektörel iş hacmi dikkate alındığında hayatın olağan akışına aykırı olduğu , bedele ilişkin kısmın 6098 sy. TBK 27/2 birinci cümle gereği hükümsüz olduğu" sonucuna varılmış ise de, edimler arasında aşırı oransızlık (gabin) olduğuna ya da irade bozukluğu haline dair bir iddianın davacı tarafça ileri sürülmediği, TBK 28 maddesi gereği edimler arasındaki aşırı oransızlığın giderilmesini istemediği, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddialarının taraflar arasında geçerli bir lisans sözleşmesi olmadığı temeline dayandırılmış olduğu, davacı tarafça bir yandan sözleşmenin varlığı inkar edilirken , diğer yandan lisans ilişkisinin davalı tarafça ikrar edildiği gerekçesiyle bedelinin talep edildiği dikkate alındığında , HMK 25. maddesindeki , " hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz." hükmü gereğince mahkemece talep edilmeyen ve ileri sürülmeyen bu husunun resen ele alınarak kararın gerekçesi yapılması hukuka aykırı görülmüştür.Somut olayda, davacı ...'ün marka için lisans sözleşmesi yaptığı, davalı şirkete ait restoranın açılışından itibaren sürecin içinde yer aldığı, her iki davacının davalı şirket bünyesinde çalıştıkları, söz konusu markanın sadece davalı restoran işletmesinde kullanıldığı, lisans sözleşmesinin mutlaka ivazlı olmasının ya da semenin mutlaka bir miktar para olmasının şart olmadığı dikkate alındığında somut olayın özelliğine göre, yapılan sözleşmenin sözleşme özgürlüğü çerçevesinde geçerli bir sözleşme olduğu, sözleşmenin bedelinin sembolik bir miktar olarak gösterilmesinin TBK 27/1 maddesine göre kesin hükümsüzlüğü gerektiren haller içinde olmadığı, ihtarnemenin markanın devrinden sonra olduğu, davacı ...'ün ihtarname tarihinde marka üzerinde hakkının kalmadığı, devir edilen marka konusunda devir öncesine dayalı hak talebinde bulunamayacağı gibi 10 yıl süreli olan lisans sözleşmesi için 26.11.2015 tarihinde keşide edilen ihtarname içeriğinde sözleşmenin feshine yönelik bir irade beyanı yer almadığı, bu nedenlerle lisans bedeline ilişkin kabulün ve kurulan hükmün hukuka ve dosya kapsamına uygun olmadığı, marka hakkına tecavüz söz konusu olmadığından 556 s.KHK 66/c maddesine göre yapılan hesaplama ile sözleşmesel edim olarak lisans bedelinin hüküm altına alınmasının hukuki dayanağının bulunmadığı, ödendiğine dair ispat vasıtası ibraz edilmediğinden davalının 03.04.2013 tarihinde Marka Lisans Sözleşmesinin tarafı olan davacıya karşı ancak sözleşmede belirtilen 100,00 TL ile 30.11.2015 ihtarnamenin tebliğ edildiği tarih olarak kabulü gereken cevabi ihtarname tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile sorumlu tutulması gerektiği , diğer davacı yönünden ise davanın fergat nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı ... vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Davalı ... vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile; İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 18/12/2019 tarih, 2017/309 E., 2019/548 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-Davacılardan ... tarafından açılan davanın feragat nedeni ile REDDİNE,4-Davalı ... yönünden pasif ehliyeti bulunmadığından hakkındaki davanın USULDEN REDDİNE, 5-Davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması talepleri sübut bulmadığından REDDİNE, 6-Davalı ... A.Ş aleyhine açılan davanın KISMEN KABULÜNE, 100,00 TL lisans bedelinin 30.11.2015 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacı ...'e verilmesine, İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;7/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 2.979,20 TL'nin mahsubu ile fazla yatırılan 2.551,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı ...'e iadesine, 7/b-Davacı ... tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 29,20 TL başvurma harcı, 427,60 peşin harç, 4,30 TL vekalet harcı, 2.500,00 TL bilirkişi ücreti, 175,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.136,60 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 1,83 TL'nin davalı ... A.Ş'den tahsiliyle davacı ...'e verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 7/c-Davalı ... A.Ş tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 160,00 posta giderinin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 159,50 TL'sinin davacı ...'ten tahsiliyle davalıya verilmesine, bakiye giderin davalı ... A.Ş. Üzerinde bırakılmasına, 7/c-Davalı ... yönünden doğrudan yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre 100,00 TL vekalet ücretinin davalı ... A.Ş'den tahsiliyle davacı ...'e verilmesine, 7/d-Davacı ...'un davasının feragat nedeniyle reddine karar verilmesi sebebiyle, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre markaya tecavüz davası yönünden 25.500,00 TL maktu ve maddi tazminata ilişkin dava yönünden 25.500 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan tahsili ile davalılara ödenmesine, 7/e- Reddine karar verilen Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması davalarına yönelik olarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin, davacı ...'ten tahsili ile davalılara ödenmesine,7/f- Reddine karar verilen maddi tazminat yönünden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den tahsili ile davalılara ödenmesine, 8-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 8/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı ... A.Ş tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 8/b-Davadan ve istinaftan feragat eden davacı ...'un istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 8/c-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 148,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 279,00 TL harcın davacı ...'ten tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 8/ç-İstinaf yargılaması için davalı ... A.Ş tarafından yapılan 148,60 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 30,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 178,60 TL'nin davacı ...'ten tahsiliyle davalı ... verilmesine,8/d-İstinaf yargılaması için davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,8/e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,9-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/01/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.