mahkeme 2020/2297 E. 2023/1726 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2020/2297
2023/1726
28 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/2297 Esas
KARAR NO: 2023/1726
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/07/2020
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile düzenleme tarihi: 20/10/2009, vade tarihi: 20/04/2016 olan, 13.500,00-TL. meblağlı bonoya dayalı olarak müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin muhtara tebliğ edildiğini, müvekkilinin muhtara tebliğ edilen ödeme emrinden geç haberdar olduğunu, anılan icra takibine konu edilen bonoda bulunan imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin bono nedeniyle davalı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalı hakkında İstanbul CBS’nin 2019/62353 Soruşturma sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunduklarını, arabuluculuk sürecinde müvekkilinin haksız olarak icra ve haciz tehdidi altında kalmasını engellemek adına İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne ihtiyati tedbir talebiyle başvurulduğunu, mahkemece 2019/642 D. İş sayılı dosyada ihtiyati tedbir taleplerinin kabul edildiğini, mahkemece ilgili yerlerden celbedilecek imza örnekleri üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde dava konusu bonodaki imzanın müvekkile ait olmadığının anlaşılacağını belirterek, haksız icra takibine konu edilen bono üzerindeki imzanın müvekkile ait olmadığının ve bu sebeple de müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava dilekçesi davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ancak davalı yasal cevap süresi içerisinde davaya cevap vermemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; "1-Davanın kabulü ile; İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasında icra takibine konu edilen, 20/10/2009 keşide, 20/04/2016 vade tarihli, 13.500,00-TL meblağlı bono yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,2-Davalı başlattığı icra takibinde haksız olmakla birlikte, davalının icra takibinde kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davacının tazminat talebinin reddine, " karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Sözlü yargılama için gün talep etmelerine rağmen bu talebin reddinin , basit yargılama usulü de uygulansa HMK m.186 düzenlemesine aykırılık teşkil ettiğini, davacı borçlunun dava konusu bono ile düzenleme tarihi aynı yani 20.10.2009 olan bir başka bonoyu imzalayıp aynı gün müvekkiline verdiğini ve bu bonoya ilişkin kendisine karşı yapılan takipte ödeme emrine, imzaya itiraz etmedğini, takibin kesinleştiğini, davacı aynı gün imzaladığı iki bonodan ilkine itiraz etmezken ikincisine sırf zaman kazanmak ve borcunu ödememek için kötüniyetle itiraz ettiğini, her iki bononun da düzenleme tarihleri, lehtarı, keşidecisi ve kefili aynı olup sadece miktar ve vade tarihlerinin farklı olduğun, borçlunun itiraz etmediği diğer senetteki imzaların da bilirkişi tarafından ek rapor düzenlenerek incelenmesini talep ettikleri halde mahkemenin bu talebi reddederek kök raporun yeterli olduğu kanaatiyle karar verdiğini, bu sebeplerle İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/230 E. 2020/351 sayılı kararının kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talebimiz doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İstinafa Cevap: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Basit yargılama usulünde yazılı yargılama usulündeki gibi ayrıca sözlü yargılama safhası bulunmadığını, davaya konu edilen bonodaki imzanın müvekkile ait olmadığının anlaşıldığını, davalının rapora yönelik iddiasının haksız olduğunu, bu sebeplerle davalı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek istinaf taleplerinin reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç: Dava , 20/04/2016 vade tarihli , 13.500,00-TL bononun sahte olarak tanzim edildiği iddiası ile, İİK 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Dava konusu 20/10/2009 tanzim, 20/04/2016 vade tarihli, alacaklısı davalı ..., borçlusu ..., kefili ... olan 13.500,00-TL. bedelli bono, İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe konulmuştur. Dava konusu senet aslı üzerinde imza incelemesi yapılmış, grafolog bilirkişi tarafından tanzim edilen 28/02/2020 tarihli raporda ; Tetkik konusu bononun alt tarafında ... ve kefil ... isimleri yazılı olduğu halde sağ alt tarafta bir şahıs namına atılmış iki adet imzanın mevcut olduğu, söz konusu imzaların yapılan incelemesinde aralarında uygunluk ve benzerlikler bulunmadığı, inceleme konusu imzaların örnek imzalardan tamamen farklı şekilde tersim edildiklerinin tespit edildiği, sonuç olarak tetkik ve dava konusu bononun alt tarafında bulunan iki adet imzanın ...’in eli mahsulü olmadığı belirtilmiştir.Davalı vekilinin 18.03.2020 tarihli rapora itiraz dilekçesinde, davacı borçlunun dava konusu bono ile düzenleme tarihi aynı yani 20.10.2009 olan bir başka bonoyu imzalayıp aynı gün müvekkiline verdiğini ve bu bonoya ilişkin kendisine karşı yapılan takipte ödeme emrine, imzaya itiraz etmediğini, takibin kesinleştiğini beyan etmiş olup, mahkemece davalı itirazı üzerinde durulmamıştır. Davalı itirazının somut delillere dayandığı anlaşılmakla, aynı hukuki ilişki kapsamında verilen ve itiraza uğramayan senetlerin bulunması halinde, imzaya itiraz incelemesinde bunların dikkate alınması gerektiği halde mahkemece, icra takip dosyası ve senet aslı getirtilerek ek rapor alınarak karar verilmesi gerekirken, rapora itiraz karşılanmaksızın sonuca gidilmiş olması doğru görülmemiştir. Sonuç olarak, ilk derece mahkemesi kararının eksik incelemeye dayalı olduğu istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a- 6 maddesi gereğince, kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/07/2020 tarih, 2019/230 E. 2020/351 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.