mahkeme 2020/2275 E. 2023/1745 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2020/2275

Karar No

2023/1745

Karar Tarihi

28 Aralık 2023

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/2275 Esas
KARAR NO: 2023/1745
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 12/02/2020
NUMARASI: 2017/319 E. - 2020/96 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)|Marka (Manevi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...'nun içlerinde davacı şirketin de olduğu birçok ulusal gazete, televizyon, dergi ve radyo kanallarını bünyesinde bulunduran Türkiye’nin önde gelen medya kuruluşlarından biri olduğunu, davalı tarafından davacıya ait kanalda yayımlanmak üzere ayrıntıları sözleşmeyle belirtilen ... adlı gündüz kuşağı programının canlı yayınlarını gerçekleştirmesi için davalı ile davacı arasında 28.08.2013 (Sehven 18.03.2013 yazılmıştır.) tarihinde akdedilen sözleşme (“Sözleşme”) hükümlerince mezkur programa dair marka haklarının davacıya ait olduğunun kararlaştırıldığını, davalının programa ait adı marka olarak tescil ettirdiğini, yine sözleşmeye aykırı olarak işbu markayı içeren programın başka bir firmaya ait kanalda yayımlanması nedeniyle davalıya ihtarname gönderildiğini, bunun üzerine davalı tarafından halihazırda yayımlandığı kanaldaki kullanımının değiştirildiğini ancak marka devrinin gerçekleştirilmediğini, bu nedenle davalının söz konusu markanın devrini gerçekleştirmesi ve taraflar arasındaki sözleşmeyi ihlal etmesinden kaynaklanan cezai şartın davalı tarafından davacıya ödenmesi için işbu davanın açıldığını, taraflar arasından akdedilen 28.08.2013 tarihli Sözleşmenin 2.2, 2.5 ve 6.10 maddeleri uyarınca programın da adı olan ... ibareli marka tescili için başvuru hakkının davacıya ait olduğunu, dolayısıyla davalı tarafından yapılan Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... sicil numaralı marka tescilinin sözleşme ihlali oluşturduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 20.6 ve 20.7 maddelerinde düzenlenen cezai şartı için aranan koşulların gerçekleştiğine, ilgili sözleşme hükmü gereğince program için ödenen tüm bölüm başı ücretler toplamının üç katının cezai şart olarak belirlenmiş olmasına karşın bu tutarın hesaplanarak davacıya ödenmesine ve maddi ve manevi tazminat hakkı saklı kalmak üzere davalı tarafından tescil edilen ... sicil numaralı .. ibareli markanın davacıya devredilmesine, bu mümkün olmadığı taktirde işbu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, mezkur sözleşmeye aykırılık nedeniyle cezai şart maddesinin uygulanması suretiyle, o güne dek program için ödenmiş olan tüm bölüm başı ücretler toplamının üç katının cezai şart olarak sözleşmede belirtilmiş ise de hesaplanarak kısmi olarak işbu tutarın şimdilik 10.000,00 TL'sinin davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Davacı 12.07.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile de; müvekkilinin asıl hak ettiği cezai şart tutarının 22.304.847,72 TL olduğunun tespit edilerek ve fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulduğuna dair karar verilmesini, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, cezai şarta ilişkin 10.000 TL tutarındaki taleplerinin 990.000 TL artırarak toplam 1.000.000 TL cezai şartın davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, işbu dilekçe ile artırılan 990.000 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizinin davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, dava dilekçesi ile talep edilen 10.000 TL tutarındaki cezai şart talebi bakımından, 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizinin davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ile davacı arasında imzalanan istisna/eser sözleşmesi uyarınca davalı tarafından davacıya ait ... logolu kanalda yayımlanmak üzere Sözleşme ile kararlaştırılan programın hazırlandığını; iş bu davanın konularından birinin, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ihlal edildiği iddiasıyla cezai şartın ödenmesine ilişkin olduğunu, oysaki ilgili yasa ve Yargıtay kararları uyarınca, istisna/eser sözleşmesinden kaynaklanan cezai şarta ilişkin talebin fikri mülkiyet hakkına dayanan bir alacak talebi olmaması nedeniyle, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin iş bu davaya bakmakla görevli olamayacağını, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, bu nedenle markanın devrine ilişkin dava ile birlikte cezai şarta ilişkin davanın ayrılarak, ATM'de görülmek üzere görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davalının davaya konu markayı devretmeye hazır olduğunu, markanın bugüne kadar devredilmeme nedeninin davacının yukarıda bahsi geçen Sözleşme hükümlerine aykırı olarak hak kazanılan program ücretlerinin yapılan uyarılara karşın davalıya ödenmemesi olduğunu, davalının bahsi geçen Sözleşme hükümleri uyarınca tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesine karşın, davacının programının bölüm ücretlerini davalıya ödemediğini, ödemelerin zamanında yapılmaması nedeniyle davacıya birçok kez ihtarname gönderildiğini, davacıyla yapılan görüşmelerde hak kazanılan ücretin kendilerine ödenmesi halinde davaya konu markanın davacıya devredileceğinin bildirildiğini, gönderilen ihtarnameler üzerine davacı tarafından borcun bir kısmının ödenmesine tamamının bugüne kadar ödenmediğini, söz konusu meblağın davacı tarafça kabul edildiğini ve bu miktar kadar davalının alacağının olduğuna ilişkin mutabakat mektubu gönderildiğini, tüm bunlara karşın borcun ödenmemesi üzerine davalı tarafından davacı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davacı tarafından icra takibine itiraz edilmesi nedeniyle itirazın iptali davası açıldığını, itirazın iptali davasının İstanbul 7. ATM’nİn 2016/189 Esas sayılı dosyasıyla görülmekte olduğunu, sözleşmece belirlenen yükümlülüğünü ilk olarak davacının yerine getirmemesine karşın davalının sözleşmeyi iptal etmesi gibi gösterilerek cezai şartın oluştuğunun iddia edilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, kaldı ki sözleşme ile belirlenen cezaî şartın başta Anayasa olmak üzere kanunun emredici hükümlerine, adap ve ahlâka aykırı olarak tek taraflı şekilde çok yüksek bir miktar olarak belirlendiğini bu nedenle geçersiz olduğunu, söz konusu miktarın davalının ekonomik mahvına neden olacağını, hükmün icrası halinde davalının davacıya sözleşme uyarınca hak ettiği ücreti, buna ek olarak bu bedelin iki misli tutarındaki ücreti ödeyeceğini, buna karşılık davacının ise yapılan işe karşılık bedel ödemeyeceğini, açıklamalar ve Yargıtay içtihatları ışığında, davacının cezai şarta ilişkin tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre; "davanın kısmen kabulüne, ... tescil nolu "..." ibareli markanın davacı adına devrine, Davalı tarafın söz konusu markayı sözleşmeye göre devretmeyen sözleşmedeki cezai şart hükümlerinin ihlal ettiğinin, cezai şartın ihlal edilen maddeye göre 22.314.847,72 TL olarak bulunmasına rağmen bu miktarın davalının öz varlığı olarak hesap edilen miktara kıyasla davalı şirketin mahvına neden olacağı kesin olmakla hakkaniyet gereği indirilerek takdiren 750.000,00 TL cezai şart alacağının ıslah tarihinden itibaren hesap edilecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin taleplerin reddine," karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Cezai şartın hakim tarafından takdiren indirimi neticesinde davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda bilirkişilerce ödenmesi gereken cezai şart miktarının 22.314.847,72 TL olarak belirlendiğini, davalının öz varlığının ise 1.629.043,61 TL olarak hesaplandığını, her ne kadar davalı varlığının bu denli düşük olması hususu kabul edilmemiş olsa da müvekkili adına bilirkişi tarafından hesaplanan cezai şartın çok daha altında 1.000.000 TL'ye ıslah yapıldığını, Buna rağmen takdiren Mahkemece indirim yapılmış olmasının hakkaniyete aykırı düştüğünü, TTK 22. madde gereğince ''Tacir sıfatını haiz borçlu, Türk Borçlar Kanununun 121 inci maddesinin ikinci fıkrasıyla 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525 inci maddesinde yazılı hâllerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez.'' şeklinde hüküm olduğunu, tacirin, sözleşme yaparken bu şartın fahiş olabileceğini öngörebilecek durumda olduğundan, daha sonra cezai şartın indirilmesini isteyemeyeceğini, TTK.nun 24. maddesi hükmüne göre, tacirin borçlu olduğu cezai şartın tenkisini istemesinin mümkün olmadığını, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 8. maddesinde, yapılan protokolün tacirler arasında aktedilen ticari bir sözleşme olduğu, ileride veya ihtilaf halinde cezai şarttan indirim yapılmasının istenemeyeceğinin kabul edildiğini, Müvekkili tarafından davalı yana sözleşmede kararlaştırılan bedel olan 7.434.949,24 TL'nin ödendiğini, bilirkişi raporunda bedelin ödendiğine dair tespitlerin yer almadığını, bu bedelin müvekkili şirketçe ödenmişken davalı yan için 1.000.000 TL cezai şartın yüksek bulunmasının kabul edilmeyeceğini, elde edilen gelir dikkate alındığında, öz varlığa ilişkin belirlemenin hatalı olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Şartları oluşmayan, yasalara ve yargıtay içtihatlarına göre, amacı aşar şekilde tek taraflı düzenlenen ve ağır hükümler içeren, keza yargılama esnasında alınan bilirkişi raporuyla da tespit edildiği üzere müvekkilinin mahvına neden olacak boyutta fahiş olan cezai şart maddesinin geçersiz olduğunu, yerel mahkemenin hukuken geçersiz olan işbu maddeye istinaden hüküm kurmasının ise usul ve yasalara aykırı olup, kararın kaldırılması gerektiğini, Şirket öz varlığının neredeyse 14 katı olan cezai şart maddesinin; emredici kurallara, ahlaka, müvekkili şirketin ticari kişilik haklarına, adalet ve hakkaniyete aykırı olması, etik yönden toplumu rahatsız eden ve angaryayı meşru sayan bir hüküm olması nedeniyle, bahsi geçen hüküm, Anayasanın 18. Maddesi ile Borçlar Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca batıl olduğunu,Mahkemece hükmedilen cezai şartın müvekkilinin ticari mahvına neden olabilecek miktarda olduğunu, Marka tescil işleminden en başından itibaren haberdar olan, uzun süre sessiz kalan davacı şirketin huzurdaki davayı açmada iyi niyetli olmadığını ve MK madde 2 uyarınca dürüst davranma ilkesine aykırı hareket ettiğini,Davacı şirketin bilgisi dahilinde, müvekkili şirket tarafından koruma amaçlı olarak marka tescil başvurusunda bulunulduğunu beyan ederek, Mahkeme kararının belirtilen yönlerden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, ... tescil nolu "..." ibareli markanın davacı adına devri ile, ıslah dilekçesiyle 1.000.000 TL'ye yükseltilen cezai şart bedelinin tahsiline ilişkin olup, Mahkemece; markanın davacı adına devrine, 750.000 TL cezai şart bedelinin davalıdan tahsili ile ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davacıya verilmesine karar verilmiş, bu karar yukarıda belirtilen nedenlerle taraflarca istinaf edilmiştir.Davalı vekilinin istinaf nedenleri incelendiğinde; TPMK kayıtlarına göre, davaya konu ... numara ile tescilli ... markasının, 38.sınıfta (radyo ve televizyon yayın hizmetleri haberleşme hizmetleri internet servisi sağlama hizmetleri dahil haber ajansı hizmetleri), 41. Sınıfta (Eğitim ve Öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri, Spor kültür ve eğlence, dergi, kitap, gazete vb. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler -global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil- Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri, haber muhabirleri hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri, fotoğrafçılık hizmetleri, tercüme hizmetleri) sınıflarında 10.10.2013 tarihinden itibaren on yıl müddetle 27.08.2014 tarihinde davalı tescil edildiği anlaşılmıştır. Eldeki dava marka devri ve cezai şart istemine ilişkin olup, davalı; davacının marka tesciline sessiz kaldığını ileri sürmüş ise de; marka tescilinin 10.10.2013 tarihinden itibaren on yıl müddetle 27.08.2014 tarihinde sağlandığı, eldeki davanın ise, 08.06.2016 tarihinde açıldığı, eldeki davanın açılabilmesi için özel bir süre şartının bulunmadığı ancak dava tarihinde Yargıtay içtihatları ile marka hükümsüzlüğüne ilişkin davalarda uygulanan 5 yıllık sürenin TMK'nun 2.maddesi ışığında kıyasen somut olaya uygulanması gerektiği, bu kapsamda marka tescili ile dava tarihi arasında geçen sürede sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleşmediği anlaşılmakla, davalının bu yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacıya ait kanalda yayımlanmak üzere ayrıntıları sözleşmeyle belirtilen ''...'' adlı gündüz kuşağı programının canlı yayınlarını gerçekleştirmesi için taraflar arasında 28.08.2013 tarihinde akdedilen sözleşme uyarınca mezkur programa dair marka haklarının davacıya ait olduğunun kararlaştırıldığı, bu hususlarda taraflar arasında bir çekişme bulunmadığı ancak davacının; davalının programa ait adı markayı olarak tescil ettirdiği, yine sözleşmeye aykırı olarak markayı içeren programın başka bir firmaya ait kanalda yayınlandığını iddia ettiği, bu nedenle markanın kendi adına devri ile birlikte cezai şart talebinde bulunduğu görülmüştür. Sözleşme’nin 20.7’nci maddesinde, davacının davalıdan cezai şartın yanında sözleşmenin aynen ifasını da talep edebileceğinin düzenlendiği, ifaya eklenen cezai şart olarak, davacının eldeki davada sözleşmenin ifası ile birlikte cezaî şartı da talep edebileceği anlaşılmıştır.Sözleşme ile programa ilişkin marka hakkı sahibinin davacı olduğunun belirlendiği, bu hususta bir çekişme bulunmadığı, sözleşmenin 20.4’üncü maddesinde, davalının sözleşmede belirtilen ve davacıya devredeceğini taahhüt ettiği hakları devretmemesi, 20.6’ıncı maddesinde ise, davalının sözleşme hükümlerine aykırı hareket etmesi hallerinden herhangi birinin gerçekleşmesi durumunda, davalının davacının uğradığı veya uğrayacağı her türlü maddi, manevi zarar, mahrum kaldığı kâr, yasadan, sözleşmeden kaynaklanan hak, takip, şikayet ve alacaklarının yanında, o güne kadar program için ödenen tüm bölüm başı ücretler toplamının üç katı tutarındaki cezai şart miktarının davacıya nakden, defaten ve aynen ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalının sözleşmede belirtilen yükümlülüklerine uymaması halinde ceza şart ödeyeceği kararlaştırılmış olmasına rağmen, davalının sözleşmenin imzalanmasından sonra sözleşme hükmüne aykırı olarak davaya konu markayı kendi adına tescil ettirdiği görülmüştür.Her ne kadar davalı; davaya konu markayı davacıya devretmeye hazır olduklarını zikretmekle birlikte bugüne kadar devir işleminin gerçekleşmeme nedeninin, davacının kendilerine olan 251.235,35 TL'lik program bölüm ücretlerini ödememesi olduğunu iddia etmiş ise de, sözleşmenin 17.1 maddesi uyarınca sözleşmede belirtilen hak ve yetkilerin davacıya devredilmesi ve davalının üstüne düşen yükümlülükleri yerine getirmesi karşılığında yayımlanan bölüm başına ödeme yapılacağının taahhüt edildiği, sözleşmenin 17.4’üncü maddesinde de davalının üstüne düşen yükümlülüklerinden bir veya birkaç tanesini yerine getirmemesi halinde davacının ödeme yükümlülüğü altında olmayacağı ve davalının yükümlülüklerini yerine getirinceye kadar ödemeyi erteleyebileceğinin kararlaştırıldığı, dolayısıyla davacı tarafından yapılacak olan ödemenin davalı tarafından yapılacak hak devrine bağlı tutulduğu, davacı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğümün ... E, sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin, davacının icra takibindeki borca itiraz etmesi neticesinde İstanbul 7. ATM’nin 2016/189 Esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davası ve bu davada alınan bilirkişi raporu ile davacının davalıya toplamda 273,067,70 TL borçlu olduğunun tespit edilmesinin, eldeki davada, davalı savunması bakımından bir delil oluşturmayacağı kanaatine varılmıştır.Davacı tarafından dava dosyasına sunulan banka dekontlarının incelenmesi sonucunda, davalı tarafa toplam 7.434.949,24 TL ödeme yapıldığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 20.6 maddesinde yazılı olan cezai şart uyarınca, davalı tarafa ödenen bedelin üç katı olan 22,304.847,72 TL'nin davalı taraftan cezai şart olarak talep edebileceği, ancak davalı şirketin mali tabloları üzerinde yapılan incelemede, şirketin kayıtlı Öz Varlık değerinin 1.629.043,61 TL olduğunun tespit edildiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin cezai şart maddesine göre hesaplanan tutarın davalı taraftan tahsilinin, davalı şirketin ticari olarak mahvına sebep olacağı, bu nedenle, davacı tarafın maddi tazminat talebinin TBK'nun 50. ve 51 maddelerine göre belirlenmesi ile, tarafların iş hacmine, ekonomik durumuna, öz varlığına, bilirkişi tespitlerine göre 750.000,00 TL olarak taktirinde bir hata bulunmadığı, aksi yöndeki davalı istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Davacı vekilinin istinaf nedenleri incelendiğinde; Davacı her ne kadar davalının cezai şart bedelinin indirilmesini isteyemeyeceğini ileri sürmüş ise de, ''davacının cezai şartın indirilmesini isteyemeyeceğine'' yönelik sözleşme hükmünün geçerli olmadığı, zira davalının sözleşme tarihinde ticari mahvına neden olabilecek bir cezai şart miktarını önceden öngörerek, buna rağmen indirim yapılmayacağını peşinen kabul etmesinin mümkün olmadığı, henüz doğmamış bir cezai şart bedelinin tenkisinden feragat edilemeyeceği, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Yukarıda belirtildiği gibi, sair istinaf nedenleri yerinde görülmese de, Mahkemece cezai şart bedelinin TBK'nun 50.maddesine takdir edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle, reddedilen kısım yönünden davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmiş olması yerinde görülmemiş, bu itibarla kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.Açıklanan sebeplerle, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesine göre esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davanın kısmen kabulüne dair karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesine göre ESASTAN REDDİNE,2- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, İstanbul 2.Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 12/02/2020 tarih, 2017/319 E., 2020/96 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-Davanın KISMEN KABULÜNE, ... tescil nolu "... " ibareli markanın davacı adına devrine, -Takdiren 750.000,00 TL cezai şart alacağının ıslah tarihinden itibaren hesap edilecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin taleplerin reddine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 51.232,50 TL karar harcından peşin alınan 17.077,50 TL (peşin+tamamlama harcı)'nin mahsubu ile 34.155,00 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 17.106,70 TL harç (ıslah+peşin+başvuru) 4,30 TL vekalet harcı, 2.900,00 TL bilirkişi ücreti, 499,15 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 20.510,15 davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4/ç- Marka devri için, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/d- Kabul olunan maddi talepler için, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 111.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 51.232,50 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 12.808,12 TL harcın mahsubu ile bakiye 38.424,37 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 22,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 170,60 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/ç-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan yargılıma giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/12/2023

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim