mahkeme 2020/2258 E. 2023/1721 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2020/2258

Karar No

2023/1721

Karar Tarihi

28 Aralık 2023

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/2258 Esas
KARAR NO: 2023/1721
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 29/01/2020
NUMARASI: 2017/207 E. - 2020/62 K.
DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavüzün Tesbiti İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davalı arasında 04.06.2012 tarihinde adi bir telif sözleşmesi imzalandığını, Sözleşmeye göre; müvekkilinin Şemdinli'de Sınırı Aşmak, Hesaplaşma, Kod Adı Yahuda Son Harekat, Çarçella, Ya Gazi Paşa Duyarsa, İhaneti Gördüm, Ergenekon Gölgesinde İhaneti Yaşamak, ... isimli yayınlanmış kitaplarını ve 31.05.012 tarihine kadar çeşitli gazete, internet, dergi ve benzer mecralarda yayınlanmış olan tüm yazılarının telifi ve her türlü hakkının 99 yıllığına alındığını, ayrıca...’den ...'a isimli kitabın ilk 5.000 baskısının telifinin de alındığını, telif haklarına karşılık müvekkiline, aylık 5.000 TL'den 12 ay olmak üzere toplam 60.000 TL ödeme yapıldığını, sözleşmeyle ilgili olarak davalıya ihtarname gönderilerek sözleşmenin feshedildiğini ve ihtar tarihine kadar müvekkilinin hak ettiği telifin ödenen 60.000 TL’nin düşüldükten sonra kalan kısmın yasal faizi ile birlikte ödenmesinin istenildiğini, davalının 30.12.2014 tarihli 14710 yevmiye numaralı cevabında kabul etmediğini bildirdiğini, dava konusu sözleşmenin BK md. 28 gereği iptal edilmesi ve kalan telif ücretlerinin yasal faizleriyle birlikte müvekkiline ödenmesi gerektiğini, müvekkillinin 8 kitabını , Nil'den Fırata' nın ilk 5.000 baskısını ve tüm yazılarının telifini 12 ay boyunca aylık 5.000,00 TL ödeyerek toplam 60.000,00 TL'ye 99 yıllığına satın aldığını, edimler arasındaki oransızlık bulunduğunu, müvekkilinin daha önce hiç ticaretle uğraşmadığını, davalının müvekkilinin tecrübesizliğinden, deneyimsizliğinden, bilgisizliğinden ve ekonomik sıkıntısından faydalandığını, edimler arasında uçurum olduğundan bahisle 04.06.2012 tarihli telif sözleşmesinin iptal edilmesine, sözleşme tarihinden karar tarihine kadar hesaplanacak telif ücretlerinden, müvekkiline ödenen 60.000,00 TL'nin düşülerek kalan ücretlerin yasal faizi ile birlikte müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının davasının usulsüz olduğunu, mali hakları müvekkil şirkete devredilen ve müvekkil şirket tarafından baskısı yapılarak telif bedelleri davacı yazara ödenen kitaplarla ilgili telif sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedilmesi mümkün olamayacağını, davacının dilekçesinde ileri sürdüğü tüm iddiaları mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, pek çok kitaba imza atmış olan davacı yazarla müvekkili arasında akdedilmiş bir telif sözleşmesi bulunduğunu, tarafların karşılıklı rıza ve iradeleriyle imzaladıklarını, sözleşmede belirtilen telif bedellerinin sözleşmede belirtilen takvim çerçevesinde davacı yazara harfiyen ödendiğini, davacının herhangi bir alacağının kalmadığını, davacı vekilinin dilekçesinde bahsettiği gibi davacını tecrübesiz ve güç durumda kalmış biri olmadığını, aksine pekçok meziyete sahip, bilgili, güçlü, asker bir komutan olduğunu bunun yanı sıra aynı zamanda profesyonel yayıncılık yaptığını, bir kitabın maliyetinin ne olacağını çok iyi bildiğini, ayrıca bahsedilen kitap satışından elde edildiği belirtilen 147,50 TL'nin tamamen kazanç olmadığını, maliyetler düşüldükten sonra müvekkilinin kazancının 25.000 TL olduğunu, davacının yurtiçi, yurtdışı konferanslarında kitap satışı ile uğraştığını, ticaretten anlamadığı iddiasının doğru olmadığını, davacının jandarmada görev yapmış alay komutanlığına yükselmiş adli kolluk konusunda yüksek lisans yapmış hukuk fakültesine kaydı olan, hukuk konusunda engin bir bilgiye sahip biri olarak, müvekkili tarafından tecrübisizliğinden faydalanılmasının mümkün olamayacağını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "Davanın KISMEN KABULÜNE, taraflar arasında addedilmiş 04/06/2012 tarihli telif sözleşmesinin İPTALİNE, Davacının bakiye telif alacağı ücreti bulunmadığından bakiye telif alacağı talebinin reddine, fazlaya dair talebin reddine," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilin tacir olmadığını, bilgisizliği ve deneyimsizliği ile içinde bulunduğu zor koşullar nedeniyle sözleşmenin imzalandığını, sözleşme tarihinden 1,5 yıl sonra yayınevini kurduğunu, davacının yazarlık yapması, yayınevleri ile diyalogda olması, sözleşmeden 1,5 yıl sonra yayınevi kurmuş olmasının sözleşmenin imzalandığı anda müvekkilini tacir ve sözleşmeler konusunda uzman yapmadığını, bilgisizliğini, deneyimsizliğini, zor durumda olmasını ortadan kaldırmadığını, müvekkilin sözleşmenin imzalandığı tarihte hem ekonomik olarak hem de psikolojik olarak zor durumda olduğunun kanıtlandığını, Ergenekon davaları ile uğraşan davacının o süreçte hem maddi hem de manevi olarak çöküntü yaşadığını, bu zor döneminde söz konusu sözleşmeyi imzalamaktan başka çare göremediğini, davalarla uğraştığı zor durumda olma halinin devam ettiği dönemde süresi içinde davanın açıldığını, davalının para kazanmadığını ileri sürdüğü sözleşme iptaline ilişkin kararın bozulmasını talep etmelerinin kötü niyeti gösterdiğini, davacı vefat ettiğinde satış rakamlarının patlayacağından, ve söz konusu sözleşmenin 99 yıllık olduğundan hiç bahsetmediklerini, TBK 28'de aranan tüm şartların mevcut olduğunu , 04.06.2012 Tarihli Telif Sözleşmesinin iptali adına verilen hükmün onanması gerektiğini ,yapılan hesaplama ile 639.400,00 Tl olan bakiye telif ücreti alacağımızın olmadığına dair verilen hüküm için istinaf taleplerimizin kabulü ile kararın bu yönden bozularak , kalan ücretlerin yasal faizi ile birlikte müvekkile ödenmesine hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf taleplerinin kabulüne, davalının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde ve cevap dilekçesinde özetle; Davacı yazarın, davalıdan önce ... Yayınları ile çalıştığını, piyasadaki (... Yayınevi, ... Yayınevi, ... Yayınevi gibi) yayınevleri ile diyalogda olduğunu, her konuda araştırma yapan ve hukuk bilgisine sahip birisi olduğunu, bu kadar deneyimden sonra tecrübesiz, deneyimsiz ve bilgisiz olmasının düşünülemeyeceğini, sözleşmenin tarafların karşılıklı rızaları ve iradeleriyle imzalandığını, kitapların 99 yıllığına müvekkil firmaya verilme teklifinin davacı yazardan geldiğinin mail yazışmaları ile sabit olduğunu, asıl mağdur olanın davalı olduğunu, davacının kitap tanıtımlarını yerine getirmediğini, kendine bir yayınevine kurarak yeni kitaplarının satışına ağırlık verdiğini, ticari olarak müvekkilini zarara uğrattığını, yayınevi kurduktan sonra kendisine, müvekkil şirket tarafından ödenen parayı ödediği taktirde hiç bir ek ücret ödemeden kitapların teliflerini geri verme tekliflerinin davacı tarafından kabul edilmediğini davacının ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'ni kurduğu 12.11.2013 tarihinden sonra 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde, ihtar çekmemiş ve de dava açmamış olmakla, süresini dahi kaçırdığını, davacının amacının kendisine ödenen telif paralarını geri ödemeden , sözleşmeyi bir şekilde iptal edip, kitapların teliflerini geri almak olduğunu, maliyetler dikkate alınmadan yapılan hesaplama üzerinden edimlerin orantısız olduğuna dair bilirkişi tespitinin hatalı olduğunu, sözleşmenin ...'in "Ben artık eski kitaplarımın teliflerini takip etmek istemiyorum, bunların getirileri de son derece azaldı, kendime yeni kitaplarıma vermek istiyorum." söylemi üzerine yapıldığını, edimler arası orantı değerlendirmesinde, kitapların popüleritesinin düştüğü ve yayın hayatının dolduğu hususlarının dikkate alınması gerektiğini, mahkemece, davacının zor durumundan ve deneyimsizliğinden, müvekkilin yararlandığının belirtilerek telif sözleşmesinin iptaline ilişkin hüküm kurulmasının kabul edilebilir olmadığını davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirter. Gerekçe ve Sonuç:Dava, davacının yazarı olduğu kitaplar ve yazılar ile ilgili olarak taraflar arasında düzenlenen 04.06.2012 tarihli telif sözleşmesinin aşırı yararlanma ( gabin) hukuksal nedenine dayalı iptali ve bakiye telif ücreti alacağının tespiti ve tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkemece sözleşmenin 99 yıl üzerinden yapılmasının edimler arasında aşırı oransızlık niteliğinde olduğu bu nedenle sözleşmenin iptali ile sözleşmedeki telif ücreti ödenmiş olduğundan bakiye telif alacağı talebinin reddine dair hüküm kurulmuş taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuşlardır. Aşırı yararlanma(gabin); iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, bu sözleşmenin kurulması anında mevcut olan ve taraflardan birinin zor durumda olmasından, düşüncesizliğinden yahut deneyimsizliğinden faydalanılarak karşılıklı edimler arasında meydana getirilen açık oransızlıktır.(TBK m. 28)Gabin bir irade bozukluğu hali değil sözleşmenin kurucu unsurları ile ilgili bir kurumdur.Taraflardan birinin içinde bulunduğu olumsuz koşulların diğer tarafça sömürülmesini engelleme amacı taşımaktadır. Sözleşme özgürlüğüne getirilmiş bir yasal sınırlandırma olup, sözleşme özgürlüğünün kötüye kullanılmasına, sözleşmenin geçersizliği yaptırımı getirilmiştir. Gabinden söz edilebilmesi için objektif koşul; karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık bulunmalıdır. Burada önemli olan edimler arasındaki dengesizliğin açık ve aşırı oranda olmasıdır. Subjektif koşul ise; edimler arasındaki dengesizliğin taraflardan birinin diğerinde bulunan özel bir durumu bilerek istismar etmesi, sömürmesi sonucu oluşması gereklidir.Kişi dar ve zor durumda olması nedeniyle sözleşme yapmaya sürüklenmiş, bu sözleşmeyi yapmasında içinde bulunduğu zor durumdan kaynaklanan çaresizliğin etkili olması gerekir. Subjektif unsurda bir tarafta darda kalma, çaresizlik, tecrübesizlik, düşüncesizlik, etkili olmalı, diğer taraf açısından ise,bu durumdan yararlanmak sömürmek kastını taşıması gereklidir. Bu şekilde bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında aşırı oransızlık varsa ve bu durum zarar görenin zor durumda kalmasından, deneyimsizliğinden yada düşüncesizliğinden yararlanmak suretiyle gerçekleşmiş ise sözleşme gabin/aşırı yararlanma nedeniyle geçersiz hale gelecektir. Subjektif unsur bakımından zarar gören kişinin kişiliği, yaşı, sağlık durumu, psikolojik durumu, tarafların yaşadıkları sosyal ve ekonomik çevre, eğitim ve kültürel durumları göz önünde tutularak maddi manevi yönleri araştırılarak sonuca varılmalıdır.Eldeki dava gabin hukuksal nedenine dayalı olduğundan bu iddianın zarar gören tarafından sözleşmenin diğer yanına yasada ön görülen hak düşürücü süre içinde bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılıp kullanılmadığı tespit edilmelidir. Zira bilindiği üzere hak düşürücü süre mahkemece resen ve öncelikle dikkate alınması gereken bir itiraz sebebidir. Davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığının tespiti halinde esasa ilişkin bir inceleme yapılmadan davanın bu nedenle usulden reddi gerekir. Bu nedenle hak düşürücü süre davanın easasının incelenmesine engel teşkil eden bir ön şart niteliğinde olduğundan davanın usulden reddi sonucunu doğurmaktadır.Somut olaya gelince; taraflar arasında 04.06.2012 tarihli telif sözleşmesi ile davacıya ait ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... isimli yayınlanmış kitaplarını ve 31.05.012 tarihine kadar çeşitli gazete, internet, dergi ve benzer mecralarda yayınlanmış olan tüm yazılarının mali haklarının 99 yıllığına, 60.000,00 TL bedel ile davalıya devredildiği, davalı tarafından sözleşmedeki telif bedelinin sözleşmede belirlenen vadelerde ödendiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından Beyoğlu ... Noterliğinin 15.12.2014 tarih ve ... y.s. İhtarnamesi keşide edilerek sözleşmeyi edimler arasındaki aşırı oransızlık nedeniyle iptal ettiğini bildirmiştir. Davacı tarafından davalıya keşide edilen ihtarnamenin sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren yaklaşık 2,5 yıl sonra 15.12.2014 tarihli olduğu görülmüştür. Sözleşmenin düzenlendiği 04.06.2012 tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunun Gabin başlıklı 21.maddesi "Bir akitte ivazlar arasında açık bir nispetsizlik bulunduğu takdirde, eğer mutazarrırın müzayaka halinde bulunmasından veya hiffetinden yahut tecrübesizliğinden istifade suretiyle vukua getirilmiş ise, mutazarrır bir sene zarfında akdi feshettiğini beyan ederek verdiği şeyi geri alabilir. Bu müddet, akdin inikadından itibaren cereyan eder." şeklinde düzenlenmiştir. 6101 sayılıTürk Borçlar Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un Hak Düşürücü Süreler Ve Zamanaşımı Sürelerini düzenleyen 5.maddesinde "Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanununda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur." şeklindedir. Bu yasal düzenlemelerden hareketle 6098 sayılı TBK 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiğinden 04.06.2012 sözleşme tarihi itibariyle gabin iddiasının hak düşürücü süre içinde davalı tarafa iletilmiş olup olmadığının tespitinde 818 sayılı Borçlar Kanunun 21.maddesinin dikkate alınması gerekmektedir. Anılan yasal düzenlemeye göre gabin iddiasının sözleşme tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmesi gerektiği halde, davacının 15.12.2014 tarihli ihtarnamesi dikkate alındığında, gabin nedeniyle akdi fesih iradesinin BK 21. maddesi gereği hak düşürücü süre içinde kullanılmadığı, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı anlaşıldığından bu nedenle reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında Davanın Hak Düşürücü Süre İçinde Açılmadığı Anlaşıldığından USULDEN REDDİNE, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,2-İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 29/01/2020 tarih, 2017/207 E., 2020/62 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-Davanın Hak Düşürücü Süre İçinde Açılmadığı Anlaşıldığından USULDEN REDDİNE 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85-TL karar harcından peşin alınan 27,70-TL'nin mahsubu ile 242,15-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25,500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85-TL karar harcından peşin alınan 54,40-TL'nin mahsubu ile 215,45-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 148,60-TL istinaf yoluna başvurma harcı'nın davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/12/2023

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim