mahkeme 2020/2248 E. 2023/1734 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2020/2248
2023/1734
28 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/2248
KARAR NO: 2023/1734
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 05/11/2019
NUMARASI: 2016/216 E. - 2019/424 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 28/11/2011 tarihinde Franchise Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme konusunun "..." isimli ... markası olduğunu, müvekkilinin "..." markasının İstanbul Levent Şubesini işlettiğini, sözleşmenin süresi 16.1 maddesi gereğince imza tarihinden itibaren 5 yıl olup sözleşmenin süresinin bitimine en geç üç ay kala tarafların fesih bildiriminde bulunması gerektiği imza altına alındığını, sözleşmenin ihtar süresi içerisinde feshedildiğini ve davalı ile müvekkili arasındaki iş ilişkisinin sona erdiğini, ancak sözleşme süresi olan beş yıl içerisinde davalı tarafın çeşitli hile ve hukuksuzluklarla müvekkili şirketten haksız kazanç sağladığını, davalının müvekkilini markanın değeri hakkında yanılttığını, Franchise veren olarak sözleşmeden doğan reklam ve tanıtım yükümlülüklerini ifa etmediğini, müvekkilinden tahsil edilen %2 reklam katılım bedelinin reklama harcanmadığını, basiretli bir tacir olmanın gereklerini yerine getirmediğini, markaya ve işletmeye yüklü yatırım yapan müvekkilinin, davalının sözleşmeye uymayan kusurlu davranışları sebebi ile ciddi miktarda zarar ettiğini bildirerek; müvekkili tarafından keşide edilip davalıya verilen 50.000 TL değerindeki teminat senedinin taraflarına iadesine, müvekkilinin ödediği hukuksuz ve hesapsız bedellerin iadesine, müvekkilinin mahrum kaldığı kârını, marka ve işletme için yaptığı yatırım bedellerinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla HMK 107 maddesi kapsamında şimdilik 1.000 TL maddi tazminat ile müvekkilinin bu sözleşme ile kendisine vadedilen fakat davalının kusurlu davranışları sebebi ile mahrum kaldığı kârının hesap edilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında imzalanan 28.11.2011 tarihli Franchise Sözleşmesi uyarınca müvekkilinin ,üzerine düşen tüm hak ve yükümlülükleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini, sözleşme hükümlerinin yerine getirilmemesi üzerine davacı tarafa bir çok kere ihtarname çekildiğini, sözleşmeye uymasının defalarca talep edildiğini, sözleşme uyarıca,reklam çalışmaları yapılmış olup bu çalışmalara ilişkin tüm belge ve bilgilerin davacıya iletildiğini, bu işler ile ilgili yapılan makbuz/faturaların davacıya gönderildiğini, sözleşme süresi boyunca royalty hakkı hesaplama yönteminin sözleşme hükümlerine uygun olarak yapıldığını, davacının bu beyanının gerçeği yansıtmadığını, davacının, talep kısmında 50.000 TL değerindeki teminat senedinin iadesini de talep ettiğini, fakat bu miktar için harç yatırmadığını, dava, her ne kadar belirsiz alacak davası şeklinde açılmış ise de, davacı tarafın bu talebini açık ve net olarak belirttiğini, bu nedenle, dava konusu yapılan bu miktar için harç yatırılması gerektiğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; " taraflar arasındaki ticari ilişkinin karşılıklı güven esasına göre yürüdüğü, davacı ve davalı arasındaki sözleşmenin 5 yıl süre ile yürütüldüğü, sözleşmede belirlenen şartların yerine getirilmediği iddiası kapsamında davalıya gönderilen bir ihtar bulunmadığı, davacının iddialarının ispat edilemediği gerekçesiyle, kök rapor içeriği ve alınan tüm rapor içerikleri bir bütün olarak kabul edilerek,50.000 TL değerindeki teminat senedinin davacıya iadesi istemlerinden 13.6.2017 trihli celsede feragat edildiğinden bu talebe ilişkin istem yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, Davacının sair taleplerinin esas yönünden ispat edilemediğinden davanın reddine," karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Her ne kadar mahkemece, davalıya ihtar gönderilmediği, yahut faturalara itiraz edilmediği sebebi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, müvekkilinin, sözleşmenin ağır şartları devam ederken faturalara itiraz edip yeni kötü niyetli cezai şartlarla karşılaşmaktan, sözleşmenin hüviyeti altında daha fazla baskıya girmekten endişe ettiğini, müvekkilinin endişesinin en büyük sebebinin de faturaların ödenmesinin gecikmesi sebebi ile başlatılan 20.000 Euroluk icra takibinin tehdit olarak kullanılması olduğunu, müvekkili aleyhine bahse konu dayanaksız faturalar sebebiyle doğan cezai bedele istinaden icra takibine başlandığını, müvekkilinin de İstanbul 18.Asliye Ticaret Mahkemeleri nezdinden 2016/867 Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açmak zorunda kaldığını, İstanbul 18.Asliye Ticaret Mahkemeleri nezdinde 2016/867 Esas sayılı dosyası ile davalıya açılan menfi tespit davasının kabul edilerek davalının iş ilişkilerinin devam ettiği süre boyunca müvekkili hakkında haksız takip yaptığının tespit edildiğini, bu takibin müvekkiline karşı kullanılan bir silah olduğunu, işbu dosya kapsamındaki bilirkişi raporları ile davalının sözleşme bitimine kadar müvekkilinden 208.501,78 TL haksız kazanç sağladığının tespit edildiğini, 04/01/2019 tarihli bilirkişi raporu ile davalının müvekkilinden 42.480,74 TL reklam katılım bedeli ücreti aldığı bu tutarın sözleşme süresince elde edilen toplam ciro üzerinden hesaplanan asgari %2lik dilimin altında kaldığı fakat davalı yanın yapmadığı bir reklam masrafı için katılım payı talep edemeyeceğinin tartışmasız olduğu tespitlerinde bulunulduğunu, her ne kadar reklam faturaları kesilmiş olsa da reklam bedeli faturalarının dayanağı olarak hangi şirketler nezdinde ve ne şekilde reklam yaptırıldığının dosyaya sunulmadığını, davalının, sözleşme boyunca hiçbir reklam yaptırmadığını, davalı her ne kadar reklam faturası sunmuşsa da ortada yapılan bir reklam olmadığını, ayrıca bu fatura bedellerinin hangi şube için ne miktarda olduğunun da belirtilmediğini, Sözleşme uyarınca %7 royalty bedeli kesilmesi gerekirken (3.153.631,79*0,07=220.754,22 TL) müvekkiline kesilen toplam komisyon fatura bedelinin bunu neredeyse iki katı tutarında olduğunu, müvekkilinden 166.021,04 TL royalty fatura bedeli adı altında haksız kazanç sağlandığını, Tüm bu sebeplerle müvekkilinden haksız olarak alınan 208.501,78 TL'nin ticari reeskont faizi ile birlikte tahsili yönünde karar verilmesine hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, franchise sözleşmesinden kaynaklanan mahrum kalınan kâr ile, sözleşme süresince uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini ve sözleşme kapsamında verildiği iddia olunan 50.000 TL bedelli senedin iadesine yöneliktir.Mahkemece, 50.000 TL değerindeki teminat senedinin davacıya iadesi istemlerinden 13.06.2017 tarihli celsede feragat edildiği gerekçesiyle, bu talebe ilişkin istem yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, bu karar yönünden bir istinaf başvurusu yapılmamıştır.Taraflar arasında 28.11.2011 tarihinde franchise sözleşmesinin akdedildiği, sözleşme konusunun “..." isimli marka olduğu, sözleşmenin 5 yıl geçerli olduğu, sözleşmenin 5 yıllık sürenin sonunda ihtar süresi içinde feshedildiği görülmekte olup, davacı; Franchise veren olarak sözleşmeden doğan reklam ve tanıtım yükümlülüklerini ifa etmediğini, davalının hile ve hukuksuzluklarla haksız kazanç sağladığını, royalty bedelinin olması gerekenden fazlaca tahsil edildiğini, markaya ve işletmeye yüklü yatırım yapıldığını ancak, davalının sözleşmeye uymayan kusurlu davranışları sebebi ile ciddi miktarda zarar ettiğini ileri sürmüş, davalı iddiaları inkâr etmiştir.Toplanan delillere, dosyaya sunulan denetime elverişli kök ve ek raporlara göre; davacının iddialarını ispat yükü altında olduğu, davacının sözleşmenin yürürlükte olduğu 5 yıl boyunca, davalı franchise verenin, sözleşme ile kendisine yüklenen hak ve yetkileri kötüye kullandığına, sözleşmenin 7.35, maddesi uyarınca kullanılacak malzemelerin piyasa rayiçlerinden çok yüksek olduğuna, yemek sepeti satış kanalının haksız ve bildirimsiz kapatıldığına, böylelikle davacının gelir elde etmesinin engellendiğine, menüdeki yemekler için gerekli malzemenin yeterince ve zamanında temin edilmediğine, reklam yapılmadığına, royalty bedelinin fazladan tahsil edildiğine, davalının haksız ve hile ile kendisinin zararına sebep olduğuna ilişkin herhangi bir niza çıkarmadan sözleşmeyi devam ettirdiği, bu hususta gönderilmiş herhangi bir bildirim, ihtar veya açılmış bir dava bulunmadığı, ticari kayıtlar üzerinde yapılan inceleme sonucunda dosyaya sunulan kök ve ek raporlara göre, davalının düzenlediği faturalar ile davalının yapmış olduğu ödemelerin uyumlu olduğu, davacı tarafın dava konusu sözleşme ve marka için 750.000,00 TL üzerinde yatırım yaptıklarını iddia etmiş olmasına rağmen, davacının incelenen 2011-2012 yıllarına ait ticari kayıtlarında, ilk 2 yıl içerisinde 60.614,91 TL demirbaş yatırımı yapıldığı ve sadece 447,00 TL tutarında depozito ve teminat kaydı bulunduğunun tespit edildiği, davalı şirketin incelemeye sunduğu 2011-2015 yılları arasındaki döneme ticari kayıtlarda, 2011 yılı içerisinde 145.012,148 TL, 2012 yılı içerisinde 106.801,15 TL, 2013 yılı içerisinde 184.965,17 TL, 2014 yılı içerisinde 36.567,75 ve 2015 yılı içerisinde 12.292,39 TL tutarında reklam gideri yaptığı, davacı yanın sözleşme süresince gerçekleştirdiği ciro toplamı 3.153.631,79 TL olup, davalı yanın sözleşme hükümleri çerçevesinde talep edebileceği reklam katılım payı bedelinin, sözleşme hükümlerine göre, en az toplam ciro x 0,02 = 63.072,64 TL, en fazla 3.153.631,79 x 0,05 = 157.681,59 TL olabileceği, davalı yanın davacı yana keşide ettiği reklam katılım bedeli toplamının ise sözleşme süresi boyunca toplam 42.480,74 TL olduğu, bu tutarın, ciro üzerinden hesaplanan %2 lik dilimin dahi altında kaldığı, diğer yandan davalı yanın davacı yana ilişkinin devam ettiği süre içerisinde toplam 386.775,26 TL komisyon faturası kestiği, davacı yanın sözleşme süresince gerçekleştirdiği ciro toplamı 3.153.631,79 TL olduğu göz önüne alındığında, davalı yanın sözleşme hükümleri çerçevesinde talep edebileceği komisyon (royalty) bedelinin, sözleşme hükmüne göre, toplam ciro x 0,07 = 220.754,22 TL olabileceği, ancak aynı sözleşmenin 7.35. maddesinde, franchiseın restoran için gerekli tüm malzemeleri franchise verenden alacağı, malzeme fiyatları üzerinden de franchise verenin %5 kar payı alacağı belirlendiğinden, davalı yanın ayrıca, davacı yana temin ettiği ürünler üzerinden de ilave bir %5 komisyon tahakkuk ettireceği, bu tutarın ise, her iki taraf kayıtlarında, hangi işlemin mal tedarikine dayalı olduğu anlaşılamadığından kâr payının hesaplanamadığı, ancak ispat yükü üzerinde olan davacının, buna ilişkin tüm faturaların itiraz edilmeyerek kayıtlara alınmış olduğu, davacının faturalara bir itirazının bulunmadığı anlaşılmış olup, açıklanan nedenlerle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 05/11/2019 tarih ve 2016/216 E., 2019/424 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 28/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.