mahkeme 2020/2238 E. 2023/1744 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2020/2238
2023/1744
28 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/2238 Esas
KARAR NO: 2023/1744
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 31/10/2019
NUMARASI: 2017/270 E. - 2019/437 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)|Marka (Manevi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin 30/11/2011 tarihinde kurulmuş olup, yaklaşık 8 yıldır "..." markası adı altında internet üzerinden, t-shirt, çanta vb tekstil ve hazır giyim ürünleri sattığını, TPMK nezdinde "..." adı altında, 19/12/2011 tarihinden bugüne marka tescili bulunduğunu, müvekkili tarafından tescil edilen ... markasının müvekkili şirket ortaklarının kendi ürettiği bir sözcük olup tescil öncesinde bu şekilde bir kavramın ve ayırt edici unsuru olan şeklin Türkiye'de ve dünyada benzeri bulunmadığını, müvekkiline ait ... markasının Türkiye’de olduğu gibi uluslararası tescile de sahip tanınmış bir marka olduğunu, bu özelliklerinden dolayı çeşitli kişilerce müvekkili şirketin haklarını ihlal edecek şekilde bu markaların haksız olarak kullanılması ve bu yolla haksız kazanç elde edilmesi söz konusu olduğunu, orijinal olduğunu düşünerek bu taklit ve kalitesiz ürünlerden satın alan tüketicilerin, müvekkili şirket markalarına olan güvenlerini azalttığı gibi, böylelikle yıllarca süren ve yüksek harcamalara konu markalaşma faaliyeti sonucu uluslararası markasını oluşturan müvekkili şirketin hukuken koruma altına alınmış bulunan haklarına zarar verdiğini, müvekkilinin tekstil ve hazır giyim ürünlerini www...com alan adını kullanarak internet üzerinden ve anlaşmalı mağazalar aracılığı ile 8 yılı aşkın süredir sattığını ve belli bir tanınmışlık düzeyine ve itibara ulaştığını, bu durumun tespiti için İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nden 2015/108 D.iş sayılı dosyası ile delil tespiti talebinde bulunduklarını, davalıların müvekkilinin tanınmışlığından faydalanarak haksız kazançta bulunmayı amaçladıklarını, davalıların http://....com/ adlı web sitesi adı altında satış yaptıklarının bilirkişi raporunda da tespit edildiğini iddia ederek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla, marka tecavüzü ve haksız rekabetin tespitine, men'ine, bu kapsamda davalıların söz konusu ürünlerinin toplatılması ile imhasına, satışa sundukları web sitelerindeki resim ve diğer dokümanların kullanılmasının engellenmesine, her türlü yazılı evrak ve bu ürünlerin üretiminde kullanılan vasıtalara el konulmasına, her bir davalıdan ayrı ayrı olmak üzere 4.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminat ile 20.000 TL itibar tazminatının davalılardan tahsili ile hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... adında bir isimle, kendisine numune olarak gelen veya kendisinin numune olarak almış olduğu çeşitli ürünlerin, internet üzerinden satışını yapan bir şahıs firması olduğunu, müvekkilinin davaya konu ürünleri numune olmak kaydıyla, Eminönü’ nde bulunan ‘’ ... ’’ firmasından aldığını, ... firması sahibi ... ilgili markanın kendilerine ait olduğunu, ilgili ürünleri kendilerinin ürettiğini ve satışa sunduklarını ileri sürdüğünü, hatta bu durumun gerçekliğini pekiştirmek amacıyla müvekkile Marka Tescil Başvuru belgelerini gösterdiğini ve marka başvurusunun askı süresinin beklendiğini dile getirdiğini bu beyanların ve belgelerin üzerine müvekkil ticari hayatın olağan akışı çerçevesinde dava dışı üçüncü şahıs olan ...’ye güven duyduğunu ve inandığını, kendisine yüklenmiş olan dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmiş olmasına rağmen dava dışı üçüncü şahıs olan ...’nin göstermiş olduğu marka başvuru belgesine olağan hayat akışı çerçevesinde itibar ettiğini, İstanbul Anadolu 2. Fikri Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinden 2015/108 D. İş sayılı dosyasına ait bilirkişi raporunun kendisine tebliğ edilmesinin ardından, ilgili markanın ... firmasına ait olmadığını ve aslında ... A.Ş.‘ ye ait olduğunu anladığını, tebliğden itibaren müvekkil ilgili ürünleri satış yaptığı siteden kaldırdığını, bu durumun ilgili sitenin data kayıtlarıyla da sabit olduğunu, müvekkilinin iyiniyetli olduğunu, dava dışı üçüncü şahıs olan ... ilgili ürünlerin satışını ve üretimini hala yaptığını, ürünü stoklarında tuttuğunu, davanın ‘’...’ ya ihbarının gerektiğini, müvekkilinin davacı şirkete ait marka hakkına kasten veya bilinçli olarak bir tecavüzü ve haksız rekabet oluşturacak bir eyleminin söz konusu olmadığını, maddi ve manevi tazminat taleplerinin haksız ve fahiş olduğunu, BK 49 daki yasal şartların oluşmadığını, 556 sayılı KHK’ nın 68. maddesine dayalı itibar tazminatı taleplerinin yerinde olmadığını, yasada aranan şartlar maddi vakıada mevcut olmadığını belirtmiş dayanaktan ve mesnetten yoksun haksız davanın reddine karar verilmesini, yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; Kendisinin Tahtakale 'de küçük bir esnaf olduğunu, online satış yetkisine sahip bir firma olduğunu, etrafındaki toptancılardan numune alıp fotoğrafını çekip internete koyduğunu ve hiçbir zaman stok bulundurmadığını, bu firmalar arasında ... firmasının da bulunduğunu, bu firma satılan çantaların kendi markası olduğunu ve bununla ilgili başvuru bulunduğunu, bu süreçte kendisi dahil ...ın da bu firmadan alım yaptığını, ... firmasının onaylı olduğunu söylediği markalı çantayı satmakta sakınca görmediklerini, markanın red olduğunu kendilerine bildirmediklerini, bu ürünleri ...’nin halen deposunda bulundurduğunu belirtmiş davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın haksız rekabet hükümlerinin ihlal edildiği ve marka haklarına tecavüze dayalı olarak açıldığını, müvekkilinin davacı yanı tanınmadığını, müvekkili firmanın ticari anlamda tedarik ettiği ürünlerin bir kısmını internette ilgili satış siteleri aracılığıyla satımını yaptığını, bir çok firmadan ürün tedarik ederek satımını yaptığını, davacı yanın marka hakkına sahip olduğu ... markası ürünleri satın almadığını, ... firmasından numune ürün tedarik ederek internet satış sitesine koyduğunu, ... firmasının Türk Patent Enstütüsü'den almış olduğu ... markasının sahibi olduğunu beyan ettiğini, akabinde marka tescil başvuru belgelerini ibraz ederek müvekkili firmayı inandırdığını, ... firmasından ürün tedarik edilerek ilgili internet sitesinden satışa çıkartıldığını, müvekkili firmanın beklenilen dikkat ve özeni gösterdiğini fakat ... firmasının aldatmasıyla karşı karşıya kaldığını, müvekkili firmanın davacı yanın marka hakkına tecavüz etme gayesi bulunmadığını ve haksız rekabet yapabilecek bir yapıya sahip olmadığını, taklit ve kalitesiz mal satımı yapmadığını, ... firmasının halen ... markası ile ürün satımı yaptığını, davacı yanın muhatap alacağı ve dava edeceği firmanın ... firması olduğunu, müvekkili firmanın ilgili firma tarafından aldatıldığını ve ticari anlamda zor durumda bırakıldığını, davanın ... firmasına ihbarının gerektiğini, kendilerine tespit dosyasında herhangi bir raporun tebliğ olunmadığını belirmiş davanın reddini savunmuştur. İhbar olunan ... mahkememizde yapılan 25/10/2018 tarihli oturumdaki beyanında, açılan davayı kabul etmediğini, davacı tarafın tescile yönelik başvurusunun reddedildiğini, çanta sınıfında herhangi bir tescilli markalarının söz konusu olmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; "davalıların www...com internet sitesi üzerinden davacıya ait tescilli marka olan "..." ibaresini taşıyan ürünleri satışa sundukları, her ne davalıların satışa sundukları ürünler 25. Sınıftaki çanta emtiası kapsamında kaldığı ve davacının bu sınıfta tescili bulunmadığı anlaşılmış ise de raporlarda tespit ve izah olunduğu üzere davacının markalarının tescilli olduğu 35 ve 18. Sınıflar kapsamında tecavüz iddiasında bulunabileceği anlaşılmakla davalı eylemlerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet olduğu gerekçesiyle, davalı eylemlerinden kaynaklı davacının gelir kaybettiğinin kabulü gerektiği, satışlarının artmış olmasının zarara uğramadığı manasına gelmeyeceği, BK 50 gereği zararın takdiren belirlenmesi gerektiği, bu kapsamda eylemin ağırlığı ve dosya kapsamı gözetildiğinde maddi tazminat talepleri yönünden takdiren 500,00'er TL'nin yerinde olduğu, yine davacının manevi tazminat talebinin izahı yapılan mevzuat ve dosya kapsamında yerinde olduğu, eylemin ağırlığı ve dosya kapsamı gözetildiğinde 500,00 'er TL manevi tazminatın hak ve nesafete uygun düştüğü kanaatiyle davalıların ürünleri 3. Kişiden aldıkları, iyi niyetli oldukları yönündeki savunmalarına izahı yapılan TTK 18/2 gereği itibar olunmaksızın bu yöndeki taleplerin kısmen kabulüne karar verilerek, Davanın kabulü ile; davalılar tarafından satışa sunulan "..." ibareli ürünlerin davacıya ait tescilli markalara tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda davalıların davaya konu ürünleri satışa sundukları web sitelerindeki resim ve diğer dokümanların kaldırılmasına, davalılar uhdesinde olmak kaydıyla davaya konu ürünler ile her türlü emtia basılı ambalaj, kutu, broşür, vs evrak ile üretiminde kullanılan vasıtalara el konularak masrafları (her bir davalı yönünden ayrı değerlendirilmek suretiyle ve el konulan ürünlerin ait olduğu davalı yönünden değerlendirmek suretiyle) davalılara ait olmak üzere imhasına, hükmün infazında İstanbul Anadolu 2. FSHHM'nin 2015/108 değişik iş sayılı dosyasına sunulan 23/12/2015 havale tarihli bilirkişi tespit raporu ve mahkemeye sunulan 26/02/2019 tarihli heyet raporunun dikkate alınmasına, bilirkişi raporlarının hüküm eki sayılmasına, hükmün ilanına," karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, 30.11.20111 tarihinde kurulmuş olup sekiz yıla aşkın bir süredir “...” markası adı altında www...com alan adını kullanarak internet üzerinden ve anlaşmalı mağazalar aracılığı ile t-shirt,çanta, tekstil ve hazır giyim ürünleri sattığını, pazarda belli bir tanınmışlık düzeyine ve itibara ulaştığını, davacı şirketin internet üzerinden 56 farklı ülkeye başta t-shirt ve çanta olmak üzere birçok hazır giyim ve tekstil ürünü sattığını, nitekim, davacı şirketin 19.12.2011 tarihinde bugüne “...” adı altında marka tescili bulunduğunu, Davacının tescilli markası “...”ın şirket ortaklarının ürettiği bir sözcük olup tescil öncesinde de bu şekilde bir kavramın ve ayrıt edici unsuru olan şeklinin Türkiye’de ve Dünya’da herhangi bir benzeri bulunmadığını, ... markasının gerek Türkiye’de gerekse de yurtdışında tanınmış bir marka olup bazı kimseler tarafından davacı markasının haksız kullanımı ve bu yolla haksız kazanç elde edilmesi söz konusu olduğunu, Davalıların davacının markasına ve ticari unvanına iltibas yaratmak suretiyle haksız ve hukuka aykırı olarak ürettikleri, satışa çıkardıkları ve bulundurdukları çantaların ve söz konusu ürünlerin, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (“KHK”) ve Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabet hükümlerini ihlal etmesi nedeniyle marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesi amacıyla işbu davanın ikame edildiğini,Yerel mahkeme kararında her ne kadar davalıların tecavüzünden kaynaklı maddi zararın tespit edilmediğini, davacının satışlarının yıldan yıla arttığını belirtmiş ise yine kararında belirtmiş olduğu üzere davacının satışlarının artmış olması zarara uğramadığı anlamına gelmediğini, davalıların www...com internet sitesinde aramalarında ilk sıralara ulaşmış olmaları ve bu site üzerinden tüketicilere yapmış oldukları satışlar göz önünde bulundurulduğunda davalıların haksız, hukuka aykırı ve kötüniyetli eylemleri ile davacıyı gelir kaybına uğrattıklarını, 556 sayılı KHK’nın 9. ve 61. maddesinde belirtilmiş olduğu üzere ürünleri üreten, satan, dağıtan veya başka bir şekilde ticaret alanına çıkaran veya bu amaçlar için ithal eden veya ticari amaçla elde bulunduran kişinin, hukuka aykırılığı gidermek ve sebep olduğu maddi zararı tazmin etmekle yükümlü olduğunu,Davalıların, davacının uğradığı maddi zararları tazmin etmesinin yanında manevi zararlarını da tazmin etmeleri gerektiğini, işbu dava konusu uyuşmazlık nezdinde davacı tarafından talep edilen manevi tazminat tutarının 5.000,00-TL olup yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kendilerince talep edilen manevi tazminat tutarının davacının tanınmış bir marka olduğu göz önünde bulundurulduğunda oldukça makul olduğunu ve talep doğrultusunda işbu tutara hükmedilmesi halinde ne davacının zenginleşeceğini ne de davalıların ekonomik durumlarının sıkıntıya gireceğini,Davalıların aynı zamanda bahse konu eylemleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 57. maddesi düzenlemesi uyarınca haksız rekabette bulunduklarını, davacının davaya konu tekstil ve hazır giyim ürünlerini (t-shirt, çanta, sweatshirt, bay bayan elbise) www...com alan adını kullanarak internet üzerinden ve anlaşmalı mağazalar aracılığı ile 8 yılı aşkın süredir sattığını, davacı şirketin satışları sebebiyle ilgili pazarda belli bir tanınmışlık düzeyine ve itibara ulaştığını, ancak markanın izin alınmaksızın davalılar tarafından hukuka aykırı olarak kullanıldığını, davalıların söz konusu eylemleri ile KHK’nın 9. maddesi uyarınca davacının marka hakkına tecavüz ettiklerini, Dosya kapsamında alınan 26.02.2019 tarihli bilirkişi raporunun 5. sayfasında; ... ibaresinin aynen kullanılması suretiyle, marka hakkına tecavüze sebep olunduğu ve incelemeye konu ürünlerin, markanın haksız ve kötüniyetli olarak ve markanın tanınmışlığından yararlanmak suretiyle tüketicileri yanıltıcı bir şekilde satışa sunulduğu tespit edilmiştir. 14. 26.02.2019 tarihli bilirkişi raporunun 11. sayfasında ise; “ Düzenlemeden anlaşıldığı üzere, karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için, markaların aynı ve/veya benzer olması gerektiği gibi, mal ve/veya hizmetlerin de aynı ya da benzer olması gerekmektedir. Davacı marklarında ... ibaresi ayırt edici unsur olarak yer almakta, davalıların fiili kullanımında da aynı işaret- kelime ayırt ediciliği taşımaktadır. Bu açıdan, davacı markaları ile davalıların kullanımına konu markanın işaret düzeyinde benzer olduğu ortadadır.” şeklinde tespitler bulunduğunu,Davalıların bir tacirden beklenen dikkat ve özeni göstermediklerini, davalılar dosya kapsamında sunmuş oldukları beyan ve itirazlarında her ne kadar söz konusu eylemlerini kasten yapmadıklarını, işbu davanın tarafı olmayan “ ...” firması tarafından kandırıldıklarını iddia etmekte iseler de bu iddialarına itibar edilemeyeceğini, davalıların tacir oldukları ve söz konusu ürünleri satarak piyasa sürdükleri dikkate alındığında, kendilerinin basiretli bir tacir gibi gerekli dikkat ve özeni göstermeleri gerektiğini,Davalıların “...” tarafından verilen marka tescil evraklarını ileride hukuki bir sorumluluk doğurabilecek olması nedeniyle ürünler üzerindeki marka hakkının kime ait olduğunu basiretli bir tacir olarak araştırmaları gerekirken herhangi bir araştırma yapmaksızın söz konusu taklit ürünleri internet üzerinden piyasaya sürmelerinin kabul edilemeyeceğini beyan ederek, kararın kaldırılmasına, talep gibi, her bir davalıdan ayrı ayrı, 1.000,00-TL maddi tazminatın, 5.000,00-TL manevi tazminatın, 5000,00-TL itibari tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile, maddi, manevi ve itibar tazminatının davalılardan tahsiline ilişkindir. Davacı dava dilekçesinde; davalıların, davacıya ait ''...'' markalı ürünleri, satışa sunmak suretiyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabette bulunduklarını beyan ederek, fazlaya dair haklarını saklı tutmak kaydı ile, her bir davalıdan ayrı ayrı 1.000 TL olmak üzere toplam 4.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline, manevi tazminat olarak her bir davalıdan ayrı ayrı 5.000 TL olmak üzere toplam 20.000 TL, her bir davalıdan ayrı ayrı 5.000 TL olmak üzere toplam 20.000 TL itibar tazminatının tahsili ile, toplamda 44.000 TL tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, davayı da 44.000 TL üzerinden harçlandırdığı, Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilerek, her bir davalı yönünden 500,00'er TL olmak üzere 2.000 TL maddi tazminat ile yine her bir davalı yönünden 500,00'er TL olmak üzere toplam 2.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiş, itibar tazminatı talebi ile ilgili bir hüküm kurulmamış, bu karar yukarıda açıklanan nedenlerle istinaf edilmiştir.Mahkemece, itibar tazminatı yönünden bir hüküm kurulmamış olması nedeniyle, öncelikle bu hususta bir karar verilerek, hükmün istinaf edilmesi halinde istinaf incelemesine esas olmak üzere dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.Yukarıda açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince esasa münhasır delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-4,6 maddesi gereğince davacının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 31/10/2019 tarih, 2017/270 E. 2019/437 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4,6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,7- Beykoz İcra Dairesi'nin ... Esas icra takip dosyasına yatırmış olduğu 1.741,80 TL teminatın 2004 Sayılı İİK'nun 36/5. maddesi gereğince yatıran davacı tarafa talebi halinde İADESİNE,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4,6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle kararverildi. 28/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.