mahkeme 2020/2217 E. 2023/1733 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2020/2217

Karar No

2023/1733

Karar Tarihi

28 Aralık 2023

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/2217
KARAR NO: 2023/1733
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 05/02/2020
NUMARASI: 2018/497 E. - 2020/79 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin Endonezya'da 1980'li yılların başında kurulmuş hazır makarna ve noddle üretimi ve pazarlanması alanında bir çok ülkede faaliyet gösteren saygın bir şirket olduğunu, Türk pazarlarında hazır noddle ürününü ilk tanıtan firma olduğunu, ülkemizde de .. Tic. Ltd. Şti aracılığıyla "..." markalı hazır noddle ürünlerinin üretim ve pazarlamasının gerçekleştirildiğini, bu ürünün ülkemizde bir çok büyük zincir marketlerde yer alıp büyük bir Pazar payına sahip olduğunu, müvekkili şirketin "..." markasının bir çok ülke de tescilli olduğunu, ülkemizde de 29., 30., 31., 35., sınıflarda ... tescil numaralarıyla TPE nezdinde kayıtlı olduğunu, davalı tarafın TPE nezdinde 30.sınıfta ... numarasıyla kayıtlı "... " şeklindeki markasının "..." ve "..." ibarelerinden oluştuğunu, fakat esas unsurun "..." olduğunu, ... ibaresinin ise ticari markalarda yaygın olarak kullanılan usta, has, anlamlarına gelmekle beraber davalı tarafın markasına ayırt edici bir vasıf katmadığını, sadece ... markasını destekler nitelikte olduğunu bu yüzden bu ibarenin davalı şirket markasına ayırt edici bir özellik katmadığını, müvekkili adına TPE nezdinde 29., 30., 31., 35., sınıflarda ... tescil numaralarıyla kayıtlı markasının da esas unsurunun "..." olduğunu, bu durumun bir iltibasa yol açabileceğini, davalı taraf markası gibi esas unsuru ... olan ve davalı markası ile benzer olan dava dışı ... şeklindeki başvuruya yapılan itirazın kabul edildiğini ve esas unsuru ... olan bir markanın müvekkil markasıyla haklarını ihlal edeceğinin belirtildiğini, Davalı tarafın markasının "..." olarak birleşik yazılmasının müvekkili markasıyla karıştırılmayacağı anlamına gelemeyeceğini, zaten Masterindomie şeklindeki bir ibarenin ne Türkçe'de ne de İngilizce'de bulunmadığını, davalı markasının "... olduğunu, ve bu şekilde değerlendirilebileceğini, kelimelerin kalın-ince, büyük veya küçük yazılmasının bir ayırt edicilik vasfı taşıyamayacağını, Müvekkili markasının tanınan bilinen bir marka olduğunu, ... ibaresinin ne Türkçe'de ne de İngilizce 'de tek başına bir anlamı olmayan özgün bir kelime olduğunu, müvekkilin ... markasını büyük uğraşlar ve yatırımlar sonucu tanınır ve meşhur bir hale getirdiğini, sektöründe haklı bir üne kavuştuğunu, davalı tarafın ise basiretli tacir gibi davranmayıp müvekkili adına kayıtlı ... markasının benzerini tescil ettirdiğini, kötü niyetli olup müvekkilinin tanınmışlığından ve ününden faydalanmaya çalışarak haksız kazanç elde etmeye çalıştığını belirterek davalı adına kayıtlı TPE nezdinde ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkin edilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin "..." markasının TPE nezdinde 18.09.2018 tarih ve ... başvuru ve tescil numarasıyla tescil edildiğini, davacının "..." markasının herkes tarafından bilinen bir marka olmadığını, bir markaya ait ürünlerin geniş bir ölçekte ticaretinin yapılıyor olmasının, o markanın tanınmış marka anlamına gelemeyeceğini, tanınmış marka olmanın ticaret ağının genişliğiyle ölçülemeyeceğini, TPE'de tanınmış markalar kategorisinde araştırma yapıldığında da davacı tarafın ... markasının bu yönde bir tescil kaydının görülmediğini, müvekkili markası ile davacı markası arasında iltibas oluşturacak bir benzerlik söz konusu olmadığını, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramlar açısından farkılıklar bulunduğunu, müvekkiline ait "..." markası ile davacıya ait "..." arasında bir karışıklık olamayacağını, müvekkili markasında amblem, renk ve sembol bulunmadığını, davacı markasının ise görsellik ve şekille ön plana çıktığını, bu durumun ortalama tüketici nezdinde dahi görsel açıdan iltibas yaratmayan farklı iki marka olduğunu, müvekkilinin markasında boşluk olmadığını ve bileşik olarak "..." olarak kullanıldığını, bu durumun markanın özgün ve tek bir kelime olarak algılandığını, davacı markasının "... " olduğunu, iki kelime arasında boşluk olduğu için "..." nin master tarafından nitelendiğini, müvekkili markasının ise bileşik yazılmasından ötürü "indominenin uzmanı" olarak kullanımının söz konusu olmadığını, davacı markasımn noddle üretimi ile ön plana çıktığını, müvekkili markasının ise 30.sınıfta yer alan tescil emtiasına ek tavuk suyu, çeşni vb. ürün çeşitliliği ile de farklı olmayı planladığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince toplanan delillere ve yapılan yargılamaya göre; "davanın kabulüne, Davalı taraf adına kayıtlı ... tescil numaralı "..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine," karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı markasının tanınmış markalardan olmadığını, müvekkiline ait olan markanın görsel, işitsel ve fonetik çağrışım açısından iltibas ihtimali yaratmadığını, müvekkiline ait markada amblem sembol ve renk olmak üzere hiçbir surette görsel kullanılmadığını, ... markasında ise görsellik ve şekilin ön planda olduğunu, sadece bu açıdan bakıldığında dahi ortalama tüketici nezdinde görsel açıdan birbirinden tamamen farklı iki marka olduğunu, ayrıca müvekkilinin markasında boşluk bırakmadığını ve birleşik olarak ''masterindomie'' ifadesini de kullandığını, bu durumun markanın tek ve özgü bir kelime olrak algılanmasına yol açmakta ve işitsel olarak farklılığını göstermekte olduğunu, davacının iddia ettiği gibi ... markasının uzmanı, hası manasında bir ''...'' kullanımı söz konusu olmadığını, Davacıya ait ... markasının öne sürdürdükleri tanınırlık düzeyinde ''...'' üretimi ile ön plana çıktığını, oysa ki müvekkiline ait 30. Sınıfta yer alan tescil emtiasına ek sınıf artırımı yoluna başvurarak müvekkilinin yalnızca ''... '' değil bununla birlikte tavuk suyu, çeşnisi ve benzeri ürün çeşitliliğine gitmeyi planladığını, bu açıdan da ilgili markaların gerek görsel, işitsel ve kavramsal açıdan gerekse de üretim ağı bakımından birbirinden tamamen farklı ve ayrı nitelik teşkil ettiğini,Gerek davacı tarafından sunulan gerekse de mübrez dosya kapsamından açık bir şekilde anlaşılacağı üzere davacının markasının salt bir kelimeden ziyade renkli yazı puntosu, yazı şekli ve logosu ile öne çıktığını, müvekkiline ait markada ise düz beyaz zemin üzerine siyah yazı şeklinde olup davacı markanın aksine renkler ve çizgiler içermediğini, bu noktada ayrıca dikkat edilmesi gereken noktanın, iki markanın logosunda tamamen farklı yazı tiplerinin kullanılması olduğunu, bu haliyle markalar topyekün olarak ele alınıp değerlendirildiğinde, ortalama bir tüketicinin gözünde karıştırma ihtimalinde salt kelimeler arasında yer alan benzerlik değil; pek tabii logo, renk, yazı stili gibi ayırt edici görsel unsurların çok büyük etken olacağını, iltibas noktasında da bu konularda en ufak bir ortak özellik dahi olmadığını, dosyaya mübrez bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, marka hükümsüzlüğüne ilişkin olup, davacı; davalı adına kayıtlı ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkin edilmesini talep etmiştir. Davacı markasının ''...'' ibaresinden, hükümsüzlüğü talep edilen davalı markasının ise ''...'' ibaresinden oluştuğu, her iki markada da ortak unsurun ''...'' ibaresi olduğu, söz konusu ibarenin Türkçe'de bir karşılığı bulunmadığı gibi yaygın bir kullanımın da olmadığı, İngilizce 'de geçen ''...'' kelimesinin ise, Türkçe'de usta anlamına geldiği ve ayırt edici bir niteliğinin bulunmadığı, ''...'' ibaresinin Türkçe'de bir karşılığının bulunmaması dikkate alındığında, ayırtediciliği yüksek ve özgün bir kelime olduğu, davalının aynı ibarenin başına ''...'' kelimesini ekleyip, her iki ibareyi aralarına boşluk bırakmaksızın kullanmasının markaya bir ayırt edicilik kazandırmadığı, diğer yandan taraf markalarının 30. sınıfta yer alan emtia bakımından tescil edildiği ve tarafların aynı alanda faaliyet gösterdikleri, bu durumun ortalama tüketici nezdinde iltibas tehlikesi doğurduğu, SMK'nun 25.maddesinde belirtilen hükümsüzlük koşullarının somut olayda gerçekleştiği, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 05/02/2020 tarih ve 2018/497 E., 2020/79 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/12/2023

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim