mahkeme 2020/2213 E. 2023/1715 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2020/2213
2023/1715
28 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/2213
KARAR NO: 2023/1715
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 05/02/2020
NUMARASI: 2017/793 E. - 2020/75 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirket ...'ın Türkiye'deki ilk mağazasını 2007 yılında açtığını ve 2013 yılında ise online satış kanalı ... .com.tr'yi hayata geçirdiğini, müvekkili şirketin, İstanbul'da 14 adet mağazası olmak üzere Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Bursa, Denizli, Eskişehir, Gaziantep, İzmir, İzmit, Kayseri, Samsun, Malatya, Mersin, Konya, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da toplam 53 mağazası bulunduğunu, müvekkili şirketin tescilli seri markaları olduğunu, bu markalar içerisinde 10 tanesinin ''...'' ibarelerini aynen barındırdığını, müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ilk marka başvurusunu 1995 yılında yaptığını ve günümüze kadar fiilen kullanmaya da devam ettiğini, müvekkili firmanın bilinen ve tanınan logosunun ise, kırmızı harflerle ''...' kelimelerinin yazılmasından ve iki kelime arasında rüzgar gülüne benzer bir işaretin yer almasından oluştuğunu, müvekkiline ait ''...'' markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tanınmış marka olduğunu, davalının http://../ internet sitesi üzerinden müvekkilinin marka hakkına tecavüz edecek fiillerde bulunduğunu ve tüketiciyi yanıltarak satış yapıp haksız kazanç sağladığını, bu internet sitesi üzerinden, müvekkiline ait tescilli markayı ve marka logosunu kullanarak bilgilenmiş tüketiciyi dahi yanıltacak şekilde satış yaptığını, müvekkiline ait internet sitesiymiş gibi satış gerçekleştirerek müvekkilinin tanınmışlığından faydalandığını, haksız kazanç elde ettiğini ve müvekkilinin itibarının zedelenmesine neden olduğundan bahisle, müvekkilinin satışlardan elde edeceği kârdan mahrum kaldığını, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL'nin ticari faizi ile davalıdan tahsiline, http://.../ internet sitesinin kapatılmasına, satışa konu edilen ürünlere el konulmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacının dilekçesinde iddia ettiği eylemlerin gerçekleştirildiği http://.../ adlı internet sitesinin müvekkil firma ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, müvekkili firmanın ana iştigal konusunun e-ticaret olduğunu ve firmaya ait resmi internet sitesinin ise “....com.tr” adlı site olduğunu, sitenin domain kaydının firma yetkilisi ...’a ait olduğunu, davacı tarafın kendi firma adının kopyalandığını belirttiği internet sitesinden sipariş verildiğini ve gönderilen kargoda gönderici olarak müvekkili firmanın adının yer aldığını ve bu sebeple sitenin müvekkiline ait olduğunu iddia ederek davayı açtığını, davacının bu haksız iddiası üzerine, müvekkil firmanın belirtilen “....com.tr” adlı internet sitesine verilen sipariş kayıtlarının incelendiğini, müvekkili firma tarafından belirtilen sitede satışa sunulan ... marka hoparlörün, 21.12.2017 tarihinde, ... sipariş no ile alıcı ... tarafından, ... Mah. ... Cad. No:... Kağıthane/İSTANBUL” adresine kapıda ödeme olarak sipariş verildiğini, ilgili siparişe konu ürünün de kargoya verilerek alıcı adresine gönderildiğini, yani, müvekkilinin yaptığı satışların hepsini kendi internet sitesi olan “....com.tr” adresinden yaptığını, davacının, http://.../ adlı internet sitesinden sipariş verdiği ve bunun üzerine müvekkil firmadan ürün gönderildiği iddiasının abes olduğunu, müvekkile ait internet sitesine verilen sipariş gereği, müvekkilinin kendi ekranına düşen siparişe ilişkin ürünü, ilgili alıcı adresine gönderdiğini, bu nedenle davacının dava dilekçesinde beyan ettiği tespitlerin hatalı olduğunu ve müvekkili ile ilgili olmadığını, müvekkilinin davacı firmanın ünvanı adı altında herhangi bir internet sitesi üzerinden satış yapması söz konusu dahi olamayacağını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "Davanın REDDİNE, " karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;... sitesinden sipariş ettikleri ürünün gönderici bilgisinin davalı'ya ait olduğunu, davalının birden fazla İnternet sitesi üzerinden satış gerçekleştiğini, davalının reklam kurulu tarafından ceza almış olduğu hususunun dikkate alınmadığını, davalının , ....com.tr dışında başka birçok farklı internet sitesi üzerinden ürün satışı gerçekleştirdiğini, bu hususa ilişkin mağdur olan birçok tüketici ''...com'' isimli website üzerinden şikayetlerini ve mağduriyetlerini dile getirdiğini, davalı şirket'in sadece ''....com.tr'' internet sitesi üzerinden satış yaptığı hususunun doğru olmadığını, "..." sitesinden satışların da davalı şirket tarafından gerçekleştirildiğini ve ürünün davalı şirket tarafından gönderildiğini, müvekkili firmanın''...'' markasının tanınmış marka teşkil ettiğini http://.../ internet sitesinden, müvekkile ait tescilli markayı ve marka logosunu kullanarak bilgilenmiş tüketiciyi dahi yanıltacak şekilde satış yapıldığını, ilgili internet sitesi, sanki müvekkile ait bir internet sitesiymiş gibi satış gerçekleştirildiğini, karşı taraf, müvekkile ait http://www....com.tr/ internet sitesinin tasarımlarını dahi alarak kötü niyetli bir şekilde hareket ettiğini, m1üvekkile ait internet sitesi ile karşı tarafın oluşturduğu internet sitesine bakıldığı zaman arada bir fark olmadığı, karşı tarafın iltibas teşkil edecek şekilde müvekkile ait logoyu kötü niyetli bir biçimde aynen kullandığı açıkça görüleceğini, davalı tarafından ... isimli internet sitesinden satış yapılarak müvekkil şirket'in marka hakkına tecacüz eyleminin gerçekleştirildiğini, yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulune karar verilmesini talep etmiştir. İstinafa Cevap: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça marka hakkına tecavüz edildiği iddia olunan http://.../ adlı internet sitesinin müvekkil firma ile hiçbir ilgi, alaka ve bağlantısı bulunmadığını, müvekkili firmanın kendine ait resmi internet sitesi olan “....com.tr” adlı siteyi kullandığını yaptığı satışların hepsini kendi internet sitesinden yaptığını , ... internet adresini davalının kullandığının kanıtlanmadığını, söz konusu internet alan adının dava dışı ... şirketi tarafından ... isimli bir şahsa sunucu kiralama hizmetiyle kiralandığı ve ihlal eylemini bu şahsın kullanımında iken gerçekleştiğinin anlaşıldığını, sahıs ve şirket ile müvekkilinin bağlantısı bulunmadığını, zararın davalı şirketten istenemeyeceğini, marka hakkına bir tecavüz olsa dahi müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, davacı taraf http://.../ adlı siteden sipariş verildiği ve gelen kargo evrakında davalı firmanın adının yazılı olduğunu beyan ederek, marka hakkına tecavüz iddiasında bulunsa da http://.../ adlı internet sitesinin müvekkili firma ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, kendi ekranına düşen siparişe ilişkin ürünü, ilgili alıcı adresine gönderdiğini, bu sebeplerle davacı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek istinaf taleplerinin reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Gerekçe ve Sonuç: Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ve maddi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı vekili müvekkiline ait ''...'' markasının tanınmış marka olduğunu, davalının http://.../ internet sitesi üzerinden müvekkilinin marka hakkına tecavüz edecek fiillerde bulunduğunu ve bu internet sitesi üzerinden, müvekkiline ait tescilli markayı ve marka logosunu kullanarak bilgilenmiş tüketiciyi dahi yanıltacak şekilde satış yaptığını, haksız kazanç sağladığını, müvekkilinin itibarının zedelenmesine neden olduğunu beyanla 1.000,00 TL'nin ticari faizi ile davalıdan tahsiline, http://.../ internet sitesinin kapatılmasına, satışa konu edilen ürünlere el konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi rapor ve ek raporunda;"davalı işyerinde inceleme yapıldığı tarihte ... url adresli web sitesine erişimin kapalı olduğu, sahibinin 09.03.2019 tarihinde değiştiği, keşiften bir gün önce sahiplik kaydının güncellenerek gizlendiği, hizmet sağlayıcısının ... şirketi olduğu, davalı şirketin hizmet sağlayıcısının da ... olduğu, sitenin kullanıldığı IP adresinin ... isimli kişiye ait olduğu, davacıya ait tescilli markalara karşı ... url adresli web sitesi aracılığıyla tecavüz eyleminin oluştuğu ancak ... url adresli web sitesinin sahibinin davalı şirket olup olmadığının tespit edilemediği belirtilmiştir. Mahkemece "Davacının markasının ... internet sitesi adresinde kullanılıp, buradan davacının ürün satışı yaptığı izlenimini oluşturularak ticari amaçla kullanıldığı, ihlal halini oluşturduğu, ancak ... internet adresini dava dışı ... şirketi tarafından ... isimli bir şahsa sunucu kiralama hizmetiyle kiralandığı ve ihlal eylemini bu şahsın kullanımında iken gerçekleştiği, davalının kendisine ait başka bir hesabı olduğu ve bunun üzerinden işlemlerini gerçekleştirdiği, ...isimli şahısla bir ilişkisinin ortaya konulamadığı, kaldı ki bu fiilin failinin ... olduğunun anlaşıldığı ve haricen ... isimli kişinin bu tür fiillerle iştigal ettiğinin mahkememizin başkaca dosyalarından da anlaşıldığı, kargo üzerindeki bilgilerin gerçeği yansıtmadığı, bu bebeple davalının dosyada pasif husumetinin bulunmadığı, davanın reddi gerektiği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, İnternet üzerinden ticaret yapan firmaların kendi alan adları üzerinden olduğu kadar aynı zamanda başkaca e-ticaret platformlarında satıcı olarak ürün satış işlemleri yapabildikleri , davalının kendi alan adının bulunması , ihlal konusu sitenin başkası adına kiralanmış olması davalının bu sitede satıcı sıfatıyla ticaret yapmadığının kanıtı olamayacağı açık ise de, marka hakkına tecavüz iddiasının ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, ihlalin gerçekleştiğine dair delil tespiti yaptırılmış olmadığı, davacının delil olması bakımından verdiği siparişin teslim bilgilerinde satıcının davalı firma olduğu görülüyorsa da, kargo fişinin iddianın ispatı bakımından yeterli bir delil olmadığı, mahkemece hizmet sağlayıcısı ... şirketinden ihlal oluşturan internet sitesine ilişkin gerekli tüm belgelerin ibrazının istendiği ancak dava dışı firma nezdinde de iddianın ispatına yarar bilgi belge bulunmadığı dikkate alındığında davacının iddiasının sübut bulmadığı bu nedenle mevcut delil durumuna göre davanın reddi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b- 1 maddesi gereğince, esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 05/02/2020 tarih ve 2017/793 E. 2020/75 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.