mahkeme 2020/2161 E. 2023/1708 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2020/2161

Karar No

2023/1708

Karar Tarihi

28 Aralık 2023

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/2161
KARAR NO: 2023/1708
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 07/07/2020
NUMARASI: 2019/46E. 2020/123 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 1925 yılında İtalya’da kurulan müvekkilinin, dünyaca ünlü moda tasarımcısı ... tarafından "..." markasının geliştirildiğini, müvekkilinin dünyaca ünlü ... şirketler grubunun içinde yer aldığını, müvekkiline ait "..." markasının dünya çapında tanınmış olduğunu, ancak hal böyle iken davalının kötüniyetli olarak "..." markasını müvekkilinin hak sahibi olduğu 12. sınıfta tescil ettirmeye çalıştığını, davalı adına tescil edilen “...” markasının SMK 5/1-Ç, 6/1, 6/4 ve 6/5 maddelerine aykırı olarak tescil edildiğini, SMK M.25 uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, davalının “...” ibareli markasının müvekkillerine ait "..." ibareli markanın birebir aynısı ve aynı tür sınıflarda tescilli olduğunu, davalının ürünlerinin ... bebek ürünleri gibi müvekkillerine ait ürünler olarak algılanacağını, dava konusu markalar kapsamındaki ürünler üzerinde müvekkillerinin gerçek hak sahipliğinin bulunduğunu, tanınmış bir marka olan "..." markasının aynısı veya benzerinin gerek 12. sınıfta, gerekse de farklı ürün ve hizmet sınıflarında tescilinin hukuka aykırı olduğunu, aynı sektörde faaliyet gösteren tacirin tanınmış markanın varlığını bilmesi gerektiğini iddia ederek, davalının ... sayılı “...” markasının 12. Sınıfta yer alan emtia grupları açısından hükümsüzlüğünü ve sicilinden terkinini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 1976 yılından beri bebek-çocuk araç gereçlerinin üretimini ve satışını yaptığını, müvekkilinin ... tescil numaralı “...” markasının sahibi olduğunu, davacıya ait "..." markasının sadece giyim, tekstil, çanta, parfüm, deri ürünleri, aksesuar ile ilgili sınıflarda Türk Patent nezdinde tescilli olduğunu, Türkiye’de ve dünyada 12. sınıfta tescilli hiçbir markasının bulunmadığını, "..." ve “...” markasının birbirinden farklı olduğunu ve markaların bütün olarak incelenmesi gerektiğini ve "..." markasının Türkiye’de tanınmış bir marka olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "Davacının davasının KABULÜNE, davalı adına tescilli 2017/21101 tescil nolu markanın tescilli olduğu 12. sınıftaki tüm mallar yönünden hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, " karar verilmiştir. .
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacıya ait ... markasında F harflerinden oluşan özel bir logo olduğunu, yazılış ve okunuş farklı olduğunu, davalı markanın esas ve tek unsurunun "..." olduğunu, bu sebeple markanın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği halde markadaki "..." kelimesi tek başına değerlendirilerek ayırtedici niteliği olmayan bir kelime olarak kabul edildiğini, ancak ".." ve "..." kelimesi yan yana gelerek farklı ve özgün bir isim haline gelerek ayırt edici özellik kazandığını, davacının bebek arabası, bebek koltuğu ve pusetler ile ilgili hiçbir üretim, tanıtım, satışı olmaması ve markaların farklı olması ve ortalama nihai tüketicilerinin farklı olması bir bütün olarak değerlendirildiğinde markaları karıştırması ve iltibasın meydan gelmesinin mümkün olmadığını, davacının moda, kozmetik ve tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin ise bebek araç ve gereçleri alanında faaliyet gösterdiğini, davacı markalarının kapsamındaki mal/hizmetler ile müvekkilimin tescilli markasının kapsamındaki malların benzemediğini, "..." markasının, dünyada ve Türkiye'de 12. sınıfta yer alan "Taşıt koltukları, koltuklar için baş dayanakları, emniyetli çocuk koltukları, koltuk kılıfları, araç örtüleri (aracın şeklini almış), güneşlikler" ile diğer alt sınıf olan "Bebek arabaları, tekerlekli sandalyeler, pusetler" ile ilgili hiçbir şekilde marka tescili olmadığını, tüketicilerin ... markasının bebek araç gereçleri, bebek arabaları, tekerlekli sandalyeleri vb. bulunmadığını bilmekte ve bilebilecek durumda olduğunu, bu sebeple ortalama tüketicinin davacının markasıyla herhangi bir bağlantı kuruması ve ilişkilendirmesi mümkün olmadığını, bu anlamda bilirkişinin benzer tüketici kitlesi olarak kabul etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira bilirkişi, çocuk arabaları ve tekerlekli sandalyelerin kara taşıtlarında bulunan veya kara taşıtlarında kullanılan aparatlar (parçalar) olduğunu değerlendirebilecek hiçbir özel teknik bilgisi yani uzmanlığı olmadığını, davacıya ait ... sayılı markanın 12. sınıfta "kara yoluyla hareket için aparat" sınıfında tescilli olması 12. sınıfın bütün alt sınıflarında da tescil hakkı olduğunu veya bu sınıfın 12. sınıfın diğer alt sınıfına benzediği sonucu doğurmadığını . dosyadaki bilirkişi raporlarının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İstinafa Cevap: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacının tanınmış ... markalarının yanı sıra “...", "..." ibarelerini de yaygın şekilde kullandığını, İtiraza konu markada yer alan “...” ibaresi İngilizecde “...” anlamına geldiğini, itiraz konusu markanın tescili talep edilen 12. sınıftaki ürünler bakımından hiçbir ayırt ediciliğe sahip olmadığını, ürünlerinin bebeklere, çocuklara hitap ettiğini ifade etmek amacıyla oldukça yaygın şekilde kullanıldığını, "..." ve "..." ibarelerini çağrıştırması surctiyle markalar arasındaki benzerliği açıkça güçlendirdiğini, davalı tarafın "..." markasının esaslı unsuru “..." ibaresi ile Müvekkilin "..." markaları aynı olduğu, markalar görsel, işitsel ve bütünsel olarak iltibas teşkil edecek derecede benzer olduğunu, davacı markasının 12. Sınıf da dahil pek çok sınıfta hem Türkiye'de hem de dünyada pek çok ülkede korunduğunu, davalı yanın iddialarının aksine davacının bebek araç ve gereçleri alanında da aktif olarak faaliyet gösterdiğini, davalı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek istinaf taleplerinin reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç: Dava davalı adına tescil edilen “...” markasının hükümsüzlüğü ve terkinine karar verilmesi istemine ilişkindir. Davacı vekili, davacıya ait "..." markasının tanınmış marka olduğunu, davalının kötüniyetli olarak "..." markasını müvekkilinin hak sahibi olduğu 12. sınıfta tescil “...” markası olarak tescil ettirdiğini iltibas oluştuğunu beyanla, “...” markasının 12. Sınıfta yer alan emtia grupları açısından hükümsüzlüğünü ve sicilinden terkinini talep etmiştir. TPMK kayıtlarına göre ; ... sayılı "..." ibareli markanın, 12. Sınıfta (bebek arabaları ve pusetler) 09/03/2017 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle davalı adına tescilli olduğu ve "..." esas unsurlu davacı markalarından eski tarihli seri markaların ise davacı adına 12. Sınıfta dahil aynı ve benzer sınıflarda tescilli olduğu anlaşılmıştır. (Davacının ... tescil sayılı birbirine zıt F ... şekil markasının 12. sınıfta ,2017/21101 tescil sayılı fandibaby markasının 12.sınıfya tescilli olduğu görülmüştür. SMK'nın 25/1 maddesine göre ; 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. Dosya kapsamına göre, 29/07/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda, davacı tarafın “...” ibareli markalarının tanınmış marka olduğu, davalı yana ait “...” markasının davacı adına tescilli “...” hakim unsurlu markalara iltibas yaratacak nitelikte olduğunun tespit edildiği, taraf markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresinin aynı olduğu ve aynı ve benzer emtialarda tescilli oldukları, davalı markasındaki ingilizce "..." sözcüğünün Türkçe karşılığının bebek anlamına geldiği ve yaygın olarak bilinen basit bir sözcük olduğu, markaya ayırt edicilik kazandırmadığı, tanımlayıcı bir ibare olduğu, davalının ... ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek şekilde benzer olduğu, bu hali ile davalı markasının tüketici nezdinde bıraktığı genel izlenime göre karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davacı markasının eski tarihli ve tanınmış marka olduğu, taraf markalarının tescilli oldukları 12. sınıfta alt emtia gruplarının benzer olduğu, bu nedenle davalı markasının iltibasa sebebiyet verdiği ve hükümsüzlük şartlarının oluştuğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve toplanıp değerlendirilen delillere göre kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı vekilinin, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 07/07/2020 tarih ve 2019/46 E. 2020/123 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3 Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/12/2023

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim