Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/1694
2024/1806
11 Aralık 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1694
KARAR NO: 2024/1806
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/10/2022
NUMARASI: 2022/524 Esas - 2022/1346 Karar
DAVA: Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2024
Dairemizden verilen 11/05/2023 tarih ve 2023/263 E., 2023/489 K. sayılı kararı 11. Hukuk Dairesi'nin 01/10/2024 tarih ve 2023/5248 Esas , 2024/6934 Karar sayılı ilamıyla bozulmakla, dosyanın Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp duruşmalı olarak yapılan incelemesi sonucunda dosya ele alındı.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı ... San. İç ve Dış Tic. A.Ş'nin %15 hissedarı olduğunu, şirketin diğer ortağı ...'nın da şirketin %85 hissedarı olduğunu, Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosuna ait 21/03/2018 tarih, 2017/14019 soruşturma sayılı yazısı ile; şüpheli ... hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği ve Terör Örgütünün Finansmanı iddiaları ile yürütülen soruşturma kapsamında; Tekirdağ 2. Sulh Ceza Hakimliği'nin 22/03/2018 2018/1066 Değişik İş sayılı kararı ile ... Vergi numaralı ... Pazarlama Sanayi İç ve Dış Ticaret Anonim Şirketi'ne CMK 133/1. maddesi gereğince yönetim organlarının tüm yetkilerini kullanmak ve yeni yönetim görev ve yetkilerini ifa etmek üzere TMSF’nin kayyım olarak atanmasına karar verildiğini, bu kararın ticaret sicil gazetesinde de ilan edildiğini, davalı ... hakkında yapılan yargılamada Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesi 2018/228 Esas sayılı dosyasında vermiş olduğu 26/01/2022 tarihli kararında sanık açısından sorusturma aşamasında ... Pazarlama Sanayi Iç ve Dıs Ticaret A.S üzerinde koyulan yönetim kayyımı seklindeki kararın kaldırılmasına karar verdiğini, Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/228 Esas sayılı dosyasından vermiş olduğu 26/01/2022 tarihli kararını Tekirdağ Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ve TMSF'ye müzekkere yazarak gönderdiğini, Tekirdağ Ticaret Sicil Müdürlüğü Mahkemenin bu kararını yerime getirerek 22.03.2022 tarih ve ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ... Pazarlama Sanayi Iç ve Dıs Ticaret A.S üzerinde koyulan yönetim kayyımı seklindeki kararın kaldırılmasına ilişkin kararı, şirketin yönetim kurulu üyeleri olarak görev yapan ..., ..., ..., ..., ...'ün görevlerinin sona erdiğini ilan ettiğini, davalı şirketin ticaret sicilin ilan tarihi olan 22.03.2022 tarihinden itibaren yönetim organı bulunmadığını, TMSF tarafından şirketin iade işlemlerinin yapılabilmesi için şirket yetkilisinin belirlenmesi hususunda mutabakat sağlanamadığını, TMSF bu uyuşmazlığı giderilmesi için Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesinden şirketin iade işlemlerinin nasıl ve ne şekilde yapılacağı, şirketin ticari defter ve malvarlığının kime iade edileceği hususlarında karar verilmesini talep ettiğini, Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesince gerek sözlü olarak gerekse de yazılı olarak şirketin defter ve malvarlığının iade işlemlerinin gerçekleştirilmesi için genel kurul yapılarak yeniden yönetim seçilmesi gerektiğini, bu hususun da Ticaret Mahkemelerinden talep edilebileceğini belirttiğini, davalı şirket üzerindeki yönetim kayyımlığı kararının kaldırılmasından itibaren şirketin yönetimine ilişkin hiç bir işlem yapılamadığını, bu durumun bir an önce giderilmesi şirketin ticari faaliyetlerini sürdürmesi, hak ve borçlarının ifası, gerek muhasebese yönünden gerekse de vergisel yükümlülükler açısından elzem olduğunu, aksi durumda telafisi güç maddi zararların doğabileceğini, hatta organsız kalan şirketin infisah tehdidi altında kalabileceğini, TMSF'nin davalı şirkete yönetim kurulu üyesi olarak atadığı kişilerin kamu görevlisi olması, bu görevlerinin Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesince sonra erdirilmesi, TTK hükümleri çerçevesinde işlem yapmalarının mümkün olmaması, yeni yönetimin belirlenebilmesi için TTK'da düzenlenen mevzuata uygun şekilde genel kurul toplantısına çağrı ve toplantının yapılması işlemlerinin yapılamayacağının bildirilmesi nedeniyle şirket organsız kaldığını, yönetim organsız kalan davalı ... Pazarlama San. İç ve Dış Tic. A.Ş'nin genel kurul yapabilmesi için gerekli olan iş ve işlemlerin yapılabilmesi amacıyla şirketin eski yöneticisi ...'nın tedbiren kayyım olarak atanmasına; tedbiren atanan kayyım nezaretinde genel kurul toplantısının yapılması ve yönetim kurulu üyelerinin belirlenmesi hususlarında gerekli olan işlemleri yapmaya tedbiren atanacak olan kayyım ...'ya izin ve yetki verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 08/06/2022 tarihli talep açıklama dilekçesinde özetle; davalı şirketin 22.03.2022 tarihinden beridir yönetim organının olmaması ve şirketin organsız kalması nedeniyle şirketin genel kurulunun yapılması, yönetim ve denetim organlarının oluşturulması ve bunların ticaret siciline tescilinin sağlaması için davalı şirkete tedbiren kayyım atanmasını, mahkemenizce de uygun görülmesi halinde davalı şirketin eski temsilcisi ...'nın kayyım olarak atanmasını talep ettiklerini, davalı şirket sermayesinin %15'ine sahip olan davacı adına; davalı şirketin yönetim kurulunun bulunmaması azlığın da yönetim kuruluna başvurmasının hukuken ve fiilen mümkün olmaması ve taleplerinin cevapsız kalacağının da aşikar olması nedeniyle, yönetim organı bulunmayan davalı şirketin genel kurulunu çağırmak adına TTK 412. maddesi uyarınca kayyım atanmasını ve Mahkemece de uygun görülmesi halinde şirketin eski temsilcisi ...'nın kayyım olarak atanmasını talep etmiştir.
CEVAP: Davalılar cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Bir şirkete kayyım atanması için kural olarak şirketin yasal organlarının mevcut olmaması gerekmektedir. Bu kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 427/1-4. maddesinde ifade edilmiştir. Bu maddeye göre; bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa, yönetim kayyımı atanmak zorundadır." Yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan sözetmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da Türk Ticaret Kanunu'nun sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. (Bakınız: Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08/03/2018 tarih 2016/7714 Esas 2018/1804 Karar sayılı ilamı) Yargılama esnasında kayyım heyeti tarafından genel kurulun yapıldığı, söz konusu genel kurulun 24/09/2022 tarihinde yapılarak yeni yönetim kurulu üyelerinin seçildiği, bu kapsamda davalı şirketin yönetim kurulunun yargılama esnasında seçilmesi nedeniyle organ boşluğunun bulunmadığı anlaşıldığından bu suretle de davanın konusuz kaldığı sabit olduğundan davalı şirkete kayyım atama talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı vekili ayrıca yönetim kurulu üyelerinin belirlenmesi hususunda Türk Ticaret Kanunu'nun 412. maddesi uyarınca olağanüstü genel kurula çağrı talebinde bulunmuş ise de yargılama esnasında davalı şirketin 24/09/2022 tarihinde genel kurulun yapıldığı ve yönetim kurulu üyelerinin belirlendiği anlaşıldığından bu talep hakkında da dava konusuz kaldığından davacının Türk Ticaret Kanunu'nun 412. maddesi uyarınca talep etmiş olduğu genel kurulun toplantıya çağrılmasına izin verilmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Dava konusu uyuşmazlık davalı şirkete Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca kayyım atandıktan sonra ağır ceza mahkemesinin kararı doğrultusunda kayyımlık kararının kaldırılması ve kayyım atanmadan önce yönetim kurulu üyesi olan kişi hakkında da kaçaklık kararı verilmesinden dolayı davalı şirkette organ boşluğunun oluştuğunu, bu nedenle de davalıların dava açılmasına sebebiyet vermediği anlaşıldığından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme denetiminde yapılan genel kurul toplantısında kanunun emredici hükümlerine aykırı karar alındığını, TTK uyarınca seçilen yönetim kurulu üyelerinin TMSF bünyesinde faaliyet yürüten devlet memurları olduğunu, devlet memurlarının ticari şirketlerde yönetici ve temsilci olarak görev alamayacağını, genel kurulun yapıldığı tarihte seçilen yönetim kurulu üyelerinin devlet memuru olup olmadığının araştırılması gerektiğinin belirtildiğini ancak mahkemenin bu hususu beyan etmelerine rağmen beyanlarına itibar etmeyip eksik araştırma ile hüküm kurduğunu, somut olayda ilk derece mahkemesinin karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar vermesi mümkün olmadığını, dava dilekçesinde tedbiren kayyım atanması talebinde bulunulmuş ve de ilk derece mahkemesince bu talebinin kısmen kabul edildiğini, mahkemenin tedbiren kayyım atadığı ve atanan kayyımların çağrısı üzerine genel kurul yapıldığı (her ne kadar emredici hükümlere aykırı olsa da) ve yönetim kurulu atandığı ortada olmakla özetle ilk derece mahkemesinin burada davanın kabulüne şeklinde karar vermesi gerekir iken, davanın konusuz kaldığına dair karar vermesinin yerinde olmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, anonim şirketin yönetim kurulu bulunmadığından genel kurula çağrı yapmak üzere kayyım atanması, talebidir. İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, davacının davalı şirkete kayyım atama talebinin yargılama sırasında genel kurul ile şirkete yönetim kurulu atandığından dava konusuz kaldığından bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Davacının Türk Ticaret Kanunu'nun 412. maddesi gereğince talep etmiş olduğu genel kurulun toplantıya çağrılmasına izin verilmesi talebi hakkında yargılama esnasında genel kurul yapıldığından bu talep hakkında da dava konusuz kaldığından bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekilince süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunulması üzerine dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde; Dairemizin 11/05/2023 tarih ve 2023/263 E., 2023/489 K. sayılı kararı ile; " Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine," karar verilmiştir. Dairemizce verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01/10/2024 tarih ve 2023/5248 Esas , 2024/6934 Karar sayılı ilamı ile; '' 6102 sayılı Kanun'un 412 nci maddesinde açıkça yazılı olduğu üzere, bu nitelikteki dava sonucunda verilen mahkeme kararları kesindir. 6100 sayılı Kanun'un 346 ncı maddesine göre istinaf dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkemece istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesi ve 344 üncü maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ edilmesi gerekmektedir. Buna rağmen kesin mahkeme kararına yönelik istinaf talebinin incelenerek davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış,davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına,'' karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamı üzerine Mahkememizce HMK'nın 373/3. maddesi uyarınca duruşma açılarak davacının beyanları alınmış, usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Bu çerçevede hakkında istinaf kanun yoluna başvurulan ilk derece mahkemesi kararı kesin niteliktedir. Her ne kadar İlk derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş ise de; uyulan Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere istinafı kabil olmayan bu karara karşı HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından davacının istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf dilekçesinin HMK'nın 341/2. ve 346/1. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Davacı tarafından İstinaf yoluna başvuru sırasında yatırılan istinaf karar harcı ile istinaf başvuru harcının istemi halinde iadesine, 3-İstinaf ve temyiz yargılaması aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 11/12/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.