mahkeme 2024/144 E. 2024/1110 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/144

Karar No

2024/1110

Karar Tarihi

16 Temmuz 2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/144
KARAR NO: 2024/1110
KARAR TARİHİ: 16/07/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/11/2023
NUMARASI: 2022/543 Esas - 2023/1158 Karar
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/07/2024
Taraflar arasındaki Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı ... Anonim Şirketi'nin ortağı olduğunu, 30.10.2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı ile ... Tic. A.Ş.'nin yönetim kurulu üyeliğine ve yönetim kurulu başkan vekilliğine, davalı .... Tic. A.Ş. müvekkilinin muhalefetine rağmen oy çokluğu ile seçildiğini, Yönetim kurulunda ... adına ... hareket ettiğini, Yönetim kurulu üyeliğine getirilen ... Tic. A.Ş. de aynı sektörde faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, ... markalarını kullanarak üretim yaptığını, bu sebeple derbi olarak bilinen ayakkabı ve türevi yapıştırıcılarının üretiminden asıl karın davalı ... Kimya tarafından elde edildiğini, markanın ve üretim hakkının sahibi olan ... ortakları bu üretimden sembolik bir gelir elde ettiğini, bu şekilde yönetim kurulu üyelerinin fiilleriyle ... ortaklarının zarara uğradığını, davalıların, kendi menfaatlerini şirketin menfaatlerinin önüne koyarak sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandıklarını, davalıların, rekabet yasağı kuralını ihlal ettiklerini beyan ederek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile, öncelikle dava dışı ...Tic. A.ş'ye kayyım atanmasına, şimdilik 1.000-TL'nin ticari avans faizi ile davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle: dava dışı ... 28/03/2017 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi ile %25 payına isabet eden 13.000 adet şirket hissesini davalı şirkete devrettiğini, davalı şirketin bu tarihte şirketin 4 ortağından biri olduğunu, ... tüm payını devrederek ortaklıktan çıktığındı, takiben ... Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/829 esas sayılı dosyasında "şirket hisse devrinin iptali istemli dava açtığını ancak davanın ret ile neticelendiğini, hisse devrinden öncesinden başlamak üzere ... hiçbir şirket işleri ile ilgilenmediğini, aktif çalışmadığını, ortaklığının sadece hissedar olmasından kaynaklandığını, ... 2012 yılından başlayarak yaşadığı büyüme ve sektörde yerini sağlamlaştırma sürecinde davalı müvekkillerin katkısını yadsımasının kötü niyetli olduğunu, davalı şirketin 2012 yılında %25 hissesini satın alarak ... firmasına ortak olduğu tarihten bu yana hırdavat, yap-inşaat, otomotiv, yalıtım, mobilya sektörleri başta olmak üzere birçok alanda üretilen ürünlerinin mevcut olduğnu, 2012 yılında sadece belirli firmalara ürün satan firma iken bugün tüm Türkiye'de bayileri ve satıcıları olan, ihracat yapan bir firmaya dönüştüğünü, Türkiye'de ve Yurtdışında seçkin fuarlara katıldığını, yönetim kurulunda davalı ... temsilen bulunan diğer davalı ... 2012 yılından 2021 yılına kadar kar ve satışlarında artış sağlamasına rağmen huzur hakkı almadığını, ... ortaklığı suistimal ettiğini, ... ile ... farklı sektörlerde çalıştığını belirterek, yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 08/04/2022 tarih ve 2022/327 esas 2022/385 karar sayılı ilamı ile; 'Davanın 06/04/2022 tarihinde harcı ödenerek açıldığı, davanın açıldığı tarih itibari ile arabuluculuğa başvurmanın zorunlu olmasına rağmen davacı tarafça belirtilen yükümlülüğünün yerine getirilmeden davanın açılmış olduğu anlaşılmakla açılan davanın dava şartı yokluğundan reddine, karar verilmiştir.Kararın istinafı üzerine dairemizin 02/06/2022 tarih 2022/935 esas 2022/695 karar sayılı ilamı ile; "davacı vekili tarafından, arabuluculuk son tutanağının suretinin dava dilekçesi ekinde dosya sunulduğundan verilecek kesin süreye rağmen arabuluculuk tutanağı dosyaya sunulmasa dahi arabuluculuk belgeleri ve son tutanağına UYAP sisteminde kayıtlı asıllarına erişilebilecek olmasına göre mahkemece yargılamaya devam olunarak taraf delilleri toplanıp davanın esasının incelenmesi gerekirken, 7155 sayılı Yasanın 23. maddesi ile 6325 Sayılı Kanuna eklenen 18/A maddesinde düzenlenen yasal zorunluluğa rağmen davacı vekiline usulüne uygun kesin süre de verilmeden yazılı gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunu kabulü ile derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine" karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararı doğrultusunda tahkikat yapılmıştır.
İLK DERECE 2022/543 ESAS 2023/1158 KARAR SAYILI KARARI İLE;İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Dosya kapsamı nezdinde incelenen ticari defterlere göre dava dışı ... şirketi ile ... şirketi arasında yoğun bir ticari ilişkinin mevcut olduğu, Davalı ... şirketi ile dava dışı ... şirketi arasında da ticari ilişkinin mevcut olduğu, bu ticari ilişkide aktif rol alan şirketin dava dışı ... Kimya şirketi olduğu, davacı ve davalıların, dava dışı ...’ya ortak oldukları, davalılardan ... ’nın ise ... ’nın yönetim kurulunda, diğer davalı ... ile temsil edildiği, dava dışı ...’nın paylarının ... tarafından sonradan alındığı, bu pay alımının iptali için dava açılmışsa da söz konusu davanın reddedildiği, dava dışı ... , ... ile benzer alanlarda faaliyet gösterdiğinin şirketçe de bilindiği, bunu yasaklayan bir hükmün söz konusu şirketin esas sözleşmesinde yer almadığı, davalılardan ...’nın, dava dışı ...’yı zarara uğratma amacıyla hareket ettiğini ispata yarar bilgi ve belgelerin dosyada bulunmadığı, mali tespitlerden hareketle şirketin sürekli kar ettiği, bir tarafı tek yanlı ve sürekli olarak borçlandırıcı işlemlerinin bulunduğundan bahsedilemeyeceği, aynı şekilde mali tespitlerde yer alan fason üretimden kaynaklı ciro kaybının da bulunmadığı, asıl kârın davalı ... A.Ş. Tarafından elde edilmekte olduğu ve dava dışı ... ortaklarının bu üretimden sembolik bir gelir elde etmekte olduğu yönünde herhangi bir mali veriye rastlanılmadığı, bu nedenle TTK 553. ve 369. bağlamında bir sorumluluğun varlığından bahsedilemeyeceği, taraflar arasında haksız rekabetin bulunduğu yönünden de somut verilerin ortaya konulamadığı, davacının davasını ispat edemediği, bu yönüyle TTK 54 vd hükümleri gereğince haksız rekabetin varlığından da bahsedilemeyeceği, anlaşıldığından davalı ...Tic. A.Ş. bakımından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ... ... ’nın gerçek kişi temsilcisi olduğu, herhangi bir tazminat yükümlülüğü bulunmadığı, davanın yönetim kurulu üyesi sıfatını haiz ... Anonim Şirketi’ne ikame edilebileceği anlaşıldığından davalı ... bakımından açılan davanın pasif husumetten reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararda her ne kadar haksız rekabetin oluşmadığı belirtilmişse de, yönetim kurulu üyeliğine getirilen ... A.Ş. de dava dışı ... şirketiyle aynı sektörde faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, ... markalarını kullanarak üretim yaptığını, TTK’nun 396. Maddesi uyarınca, Yönetim Kurulu üyelerinden biri, Genel Kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremeyeceğini, şirketin karar alma mekanizmasında, yani yönetiminde bulunan kişilerin şirketin faaliyet alanında ticari işlemler gerçekleştirmesinin veya bu alanda faaliyet gösteren başkaca bir ticari oluşuma dahil olmalarının kural olarak yasaklanmasının sebebinin, yönetim kurulu üyeleri için öngörülen özen ve sadakat yükümlülüğü olduğunu, dolayısıyla davalı tarafın eylemlerinin açıkça rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yalnızca rakamlar listelendiğini, iddialarını ve uyuşmazlığı sona erdirmeye elverişli görüş ve kanaat sunulmadığını, dava dışı ... Şirketi'nin ortaklarının şirketten elde ettikleri gelirlerinin incelenmediğini, davalı şirket ile dava dışı şirket arasındaki ticari ilişkinin irdelenmediğini, rekabet yasağı konusunda yönetim kurulu üyesinin şirketle aynı konuda faaliyet göstermesi gerektiğinin genel kurulun iznine bağlı olduğu belirtilmesine rağmen bu hususun değerlendirilmediğini ve ... kimyanın üretim yapabileceği herhangi bir fabrikası veya makinesi bulunmadığı hususunun incelenmediğini, ayrıca kabul anlamına gelmemekle birlikte huzurdaki davanın davacı tarafından kısmi dava olarak ikame edilmesine rağmen davalı taraf lehine hatalı olarak yüksek tutar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, Eksik inceleme ile düzenlenen bilirkişi raporunun hükme alınması hukuka aykırı olup tüm bu açıklanan nedenlerle yerel mahkemece verilen hükmün istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava; TTK'nın 553/1 maddesi uyarınca anonim şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemidir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince yukarıda yazılı sebepler ile istinaf isteminde bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; şirket yöneticisinin şirketi kusuruyla zarara uğratıp uğratmadığı noktasındadır.Dosyaya alınan belge ve bilgilerden davalı ....Tic. A.Ş. Nin İstanbul şubesinin 23.01.2002 tarihinde tescil edildiği, yetkilisinin şube müdürü olarak ... göründüğü, faaliyet alanının her türlü ayakkabı terlik çanta ve tekstil makinelerinin imalatı, alım- satımı, ithalat ve ihracatı, pazarlaması olduğu, dava dışı ... A.Ş. nin 15.01.2008 tarihinde tescil edildiği, faaliyet alanının her türlü organik ve inorganik kimyasal maddeler, her türlü yapıştırıcılar boyaların üretimi, ambalajlanması toptan ve perakende ticareti olduğu, Yönetim Kurulu üyelerinin Işık ... ve davalı ...Tic. A.Ş. olduğu ve Asil Duyar tarafından temsil edildiği, yetkililerinin münferiden Işık ... adına ...’ın olduğu, dosyaya sunulu Kurumlar Vergisi Beyannamesinde kurum ortaklarına ve yönetim kurulu üyelerine ilişkin listede şirket ortaklarının .... A.Ş. % 50 hisseleri oranında ortaklık yapılarının gözüktüğü anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 553/1. maddesi uyarınca; kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. TTK'nın 555 maddesi gereğince; şirketin uğradığı zararın tazminini şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler. Yönetim kurulu üyeleri görevlerini ifa ederken ve verilen yetkileri kullanırken, tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket etmeli ve şirket menfaatlerini gözetmelilerdir. Yönetim kurulu üyelerinin özen ve dikkat yükümlülüğünün kapsamı, şirket ana sözleşmesi, kanun, iç yönerge ve yönetim kurulu tarafından verilen tüm yetki ve görevleri kapsar. Ancak, yönetim kurulu üyesinin özen yükümlülüğünün, genel kurulda kendisine tanınan yetki ile sınırlı olduğuna şüphe yoktur. Bunun yanı sıra yönetim kurulunun sorumluluğu kusura dayanan bir sorumluluktur. Ayrıca, yönetim kurulu üyesinin sorumlu tutulabilmesi için kusurlu hareketin o üyeye izafe edilmesi de gereklidir. Yönetim kurulu üyelerinin şirket nam ve hesabına yapmış oldukları işlem ve sözleşmeler nedeniyle sorumlu tutulabilmeleri, ancak kendilerine kusurlu bir eylemin yüklenmesi durumunda mümkündür. Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa ait olup, böyle bir davanın açılabilmesi genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlıdır. Ancak, zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Ortak tarafından açılacak dava, ortaklığın dava açabilmesi için alınması gerekli genel kurul kararına bağlı da değildir. Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik gösterir.Bu nedenle, ortağın doğrudan zararı ile dolaylı zararın açıklanması gerekmektedir.6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda çokça tartışılan doğrudan zarar ve dolaylı zarar kavramlarına 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer verilmemiştir. Ancak yeni Kanunda da şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara uğradıkları zararlar için dava açma hakkı tanınmıştır. Bu kişiler, uğradıkları doğrudan zararların tazmini için kusurlu yönetim kurulu üyelerine yönelebilirler. Ayrıca şirketin uğradığı zararlardan yansıma yoluyla zarar gören yani dolaylı zarara uğrayan pay sahibi ve alacaklılar da belli koşullarda sorumluluk davası açabilirler (TTK 553, 556). Doğrudan ve dolaylı zararlar, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak sorumluluk davasında pay sahipleri ve alacaklılar bakımından önemli kavramlardır. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin, pay sahibinin veya alacaklının alanında doğrudan yol açtığı zararlara doğrudan zarar denir. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin malvarlığına zarar verdiği ve bu zararın pay sahiplerini veya alacaklıları etkilediği zararlara da dolaylı zarar denir.Doğrudan zarara istinaden dava hakkı her bir ortağa ve alacaklıya direk ve kişisel olarak tanınmıştır. Diğer ortakların, alacaklıların veya şirketin tazminat talebinden tamamen bağımsızdır. Zararın doğrudan zarar olması halinde, ortak bu davayı hem yönetim kurulu üyelerine hem de şirkete yöneltebilir.Dolayısıyla zarar olarak nitelendirilen zarar ile kastedilen, ortakların veya alacaklıların, yönetim kurulu üyelerinin ortaklık malvarlığını kötüleştiren davranışlarından şirketin zarara uğraması neticesinde uğradıkları zarardır (yansıma zarar/Reflexschaden). Burada doğrudan zarar gören şirket olmakla birlikte, onun malvarlığında azalma meydana getiren bütün işlemler, ortaklar ve alacaklılar bakımından dolayısıyla zarar teşkil etmektedir, çünkü bu zarar nedeniyle şirketin ödeme gücünde meydana gelen azalma, alacaklıların ve ortakların taleplerinde bir kayba yol açmaktadır.6102 s. TTK mülga TTK md. 309 dan farklı olarak dolaylı zarar kavramını kullanmamış, şirketin uğradığı zararın şirket ve ortaklar tarafından talep edilebileceğini belirterek dolaylı zarara üstü kapalı olarak yer vermiştir. Ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zararından ancak şirketin zarara uğraması ve bu zararın ortakların ve alacaklıların malvarlığında bir azalmaya sebep olması halinde bahsedilebilir. Şirketin zararı ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zararının “olmazsa olmaz/conditio sine qua non” şartıdır.Dolaylı zararın talebi halinde ise davanın şirkete yöneltilmesi mümkün değildir. Zira bu durumda asıl zarara uğrayan şirketin kendisidir. Ortak ile alacaklı, şirketin zararının giderilmesi talebiyle bu davayı açmaktadır.Somut olayda dava dışı ... A.Ş nin davacı ve davalı dışında bir ortağının daha bulunduğu, şirketin Yönetim Kurulu üyelerinin ... ve davalı ... Tic. A.Ş.' olduğu ve ... tarafından temsil edildiği, davacı iddialarının davalı şirketin üretiminde davalıya ait ürünleri kullandığı, derbi olarak bilinen yapıştırıcı üretiminden asıl kârın davalı duyar tarafından yapıldIğı, ... ve ortakların bu üretimden sembolik gelir elde ettikleri, yönetim kurulu üyelerinin bu şekilde ortaklara zarar verdiği, davacı zararının kârdan yoksunluk şeklinde de ortaya çıkabileceği gerekçesi ile belirsiz alacak olarak 1.000 TL nin davalılardan alınarak davacıya ödenmesi talep edilmiştir. Dosyaya kazandırılan denetime elverişli, dosya içeriğine uygun bilirkişi raporları ile davacının da ortağı ve yöneticisi bulunduğu ... Ltd.Şti. aracılığı ile dava dışı şirketin ürettiği malları alarak ticaretini yaptığı, davalı şirketin de dava dışı şirketten aldığı mallar ile üretim yaptığı, her iki ilişkinin de dava dışı şirketten mal alımına ilişkin olup bedellerinin ödendiği, davalı şirketçe dava dışı ... şirketi arasında fason üretim, tek satıcılık veya bayilik gibi bir ilişkinin bulunmadığı, haksız rekabet oluşturacak bir eyleminin de bulunmadığı davacı iddialarının hiçbirinin ispatlanmadığı görülmektedir. Uyuşmazlık konusu dava dilekçesindeki anlatıma göre belirlenir. Davacı talepleri incelendiğinde talebinin yönetim kurulu üyesinin ortak oldukları ... A.Ş.'ye zarar verdiği, bu zarardan; kendisinin kârdan yoksunluk şeklinde zarar gördüğü iddiası olup talebinin niteliği doğrudan zarar değil dolayısıyla zarardır. Doğrudan zarar görülmeyen hallerde az yukarda açıklandığı gibi TTK 555/1 hükmü gereği ortak tarafından açılacak davada tazminatın kendisine değil şirkete ödenmesi talep edilebilir. Bu durumda davacının doğrudan zararı bulunmaması nedeniyle kendisine zarar ödenmesini isteyemeceği, dolaylı zarar iddiasına dayalı talebinde ise zararın kendisine ödennesini isteyemeceyecği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi sonucu itibarıyla doğrudur.(Emsal Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 2016/12851 E. 2018/4807 K. Sayılı ilamı) HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının sonucu itibarıyla doğru olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.16/07/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim