mahkeme 2024/1199 E. 2024/1532 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/1199
2024/1532
24 Ekim 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1199
KARAR NO: 2024/1532
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/03/2024
NUMARASI: 2024/131 Esas - 2024/355 Karar
DAVA: Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/10/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2017/81085 numaralı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, iddianamenin hazırlanarak dosyanın İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesine tevzi edildiğini, yapılan yargılama kapsamında müvekkili hakkında 21.02.2020 tarihli mahkumiyet kararı verildiğini, kararın istinaf edildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesi tarafından düzeltilerek İstinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini akabinde müvekkili ...nın 19/11/2022 tarihinde vefat ettiğini, müvekkilinin büyük hissedar olduğunun sabit olduğunu, müvekkillerinin murisinin vefatı üzerine Büyükçekmece ...Noterliği 09/12/2022 tarihli ... yevmiye nolu mirasçılık belgesi alındığını beyanla anılan nedenlerle müvekkillerinin mirasçılık payları oranında hisselerinin şirket pay defterlerine işlenmesi ve veraset intikal vergisinin tayin ve ödenmesi için 2022 yılı bilanço suretinin taraflarına bildirilmesini, pay defterine işlenen nisap oranı üzerinden geçmiş dönem kar paylarının hesaplanarak ayrı ayrı müvekkillerin hesaplarına ödenmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İstanbul 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 02.02.2017 tarihli ve 2017/353 D. İş numaralı kararı ile 647 Sayılı KHK' mn 19. Maddesi uyarınca müvekkili şirkete TMSF'nin kayyım olarak atandığını, davacıların murisi ... nın, müvekkili şirket hissedarlarından olduğunu, 20.11.2022 tarihinde vefat ettiğini ancak ...nın hisseleri üzere el konulduğunu ve müsadare edildiğini, davacılar tarafından ileri sürülen iddia ile taleplerin hukuka aykırı olduğunu, huzurdaki davanın usul ile esastan reddedilmesi gerektiğini, esas nitelik teşkil eden TMSF'nin aldığı Yönetim Kurulu kararının açık olduğunu, davacıların murisi ...'nın ölümünün payları etkilemediği, paylar hakkında müsadere kararının devam ettiği hatta sanık müdafiinin de bu hususu kabul ile müsadere yönünden talepte bulunduğunu, davacıların taleplerine ilişkin kayyım heyeti tarafından alınan hiçbir karar olmadığını, huzurdaki davanın dava şartının oluşmaması nedeni ile usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Yerel Mahkeme'nin, genel kurul yerine geçerek davacılara kar payı dağıtılmasına şeklinde hüküm tesis edilmesi hukuka aykırı olacağını, davacıların bu alacak talepleri bakımından doğrudan dava açması hukuken mümkün olmadığını, davacının aktif husumet ehliyetinin mevcut olmaması ve dava şartının oluşmaması nedeni ile huzurdaki davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, huzurdaki davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmasının hukuken mümkün olmadığını, davanın görevsizlik nedeni ile usulden reddedilmesi gerektiğini, husumet itirazında bulunduklarını, iddialarını hiçbir somut bilgi ve belgele ile ispat edemeyen davacılara, geçmiş dönem kar paylarının ödenmesinin hukuken mümkün olmadığını beyanla anılan nedenlerle davanın husumet, görevsizlik, dava şartı yokluğu ve davacıların aktif husumet yokluğuna ilişkin itirazları uyarınca usulden reddedilmesine, aksi halde davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları içeriğine göre; davacıların murisi olan ...'nin davalı şirket ortağı olduğu, İstanbul 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 02.02.2017 tarihli, 2017/353 D.iş sayılı kararı ile 647 sayılı KHK'nın 19. Maddesi kapsamında davalı şirkete TMSF tarafından kayyım atandığı, davacıların murisi olan ... hakkında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/40 Esas, 2020/53 Karar sayılı ilamıyla mahkumiyet ve şirket hissesi üzerinde müsadere kararı verildiği, karar temyiz aşamasındayken murisin öldüğü, ceza yargılamasının halen devam ettiği anlaşılmakla davacıların şirket hissedarı olduklarının tespiti bakımından Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş olan herhangi bir ihtilafın olmadığı, kaldi ki TTK'nın 494/4. maddesi uyarınca mirasa dayalı pay geçişlerinin derhal geçeceğinin düzenlendiği, şirket tarafından satın alma teklif edilerek ancak devre onayı reddetme hakkının bulunduğu, davalı şirket tarafından davacıların mirasçılığına veya pay sahipliklerine ilişkin itirazda bulunulmadığı hatta "... kar payı" açıklamasıyla 3.879.922,24 TL'nin bankaya depo edildiği, uyuşmazlığın ceza mahkemesince şirket yönetimine TMSF'nin kayyım olarak atanmasının ve müsadereye ilişkin kararın henüz kesinleşmemesinden kaynaklandığı, ayrıca kar payı dağıtılması kararının münhasıran anonim şirket genel kuruluna ait olduğu buna ilişkin bir karar alınmadan mahkemeden tüm geçmiş dönem kar paylarının dağıtılmasının da talep edilemeyeceği, davacıların bu aşamada; ceza dosyası kesinleşmeden ve kar payı dağıtılmasına ilişkin genel kurul kararı olmaksızın dava açmalarında hukuki yararları bulunmadığından davanın usulden reddine ve davalı yararına maktu vekalet ücretine (emsal olarak Yargıtay 11. HD. 10/04/2023, 2021/7762 Esas, 2023/2193 Karar sayılı ilamı), ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin söz konusu “TTK'nın 596. Maddesi uyarınca mirasa dayalı pay geçişlerinin şirket tarafından açıkça ve süresinde reddedilmedikçe kendiliğinden geçtiği,” yerinde bit tespit olup davacıların kendiliğinden hissedar olduğunun sabitlendiğini, ancak red gerekçelerinden biri olaN İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte ceza mahkemesi dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacıların resmi olarak mirasçı sıfatlarının olduğunu ve mahkeme tarafından sabitlenmesine rağmen hukuki yarar yokluğuyla davanın reddinin hukuka aykırı olduğunu, İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararının 3. Sayfasında “TTK'nın 596. Maddesi uyarınca mirasa dayalı pay geçişlerinin şirket tarafından açıkça ve süresinde reddedilmedikçe kendiliğinden geçtiği,” tespiti yapıldığını ancak TTK 596. Madde gereğince mirasa dayalı pay geçişinin tespitinden sonra hukuki yarar yokluğunun olmaması nedeniyle davanın reddinin anlaşılamadığını, davacıların murisi ... (T.C....) 19.11.2022 tarihinde vefat etmiş Büyükçekmece ... Noterliği 09.12.2022 tarihli ... yevmiye nolu mirasçılık belgesi alınmış olup buna göre; ihtar ve ihbar edilmiş olup anılan ihtarname tebliğ olduğu halde gereği bilinçli biçimde yerine getirilmediğini, o halde şirket malvarlığının söz konusu dava pay sahibinin menfaatini ilgilendiren bir konu olduğunu ve bu husustaki iddiasını ileri sürmekte pay sahibinin hukuki yararı bulunduğunu, veraset intikali konusunda varislerinin hakkını vazgeçilmez bir hak olarak tespit ettiği halde, hukuki yarar yokluğu yorumuyla usulden reddinin hatalı olduğunu, hukuki yarar yokluğu denilen kararın maddi karşılığı, murisin 59 yıl önce kurup bugüne getirdiği, 2022 yılında Türkiye'de en çok vergi veren 73.şirket olan grup şirketlerinin yaklaşık 650 milyon USD şirket değerine sahip ticari işletmedeki 250 milyon USD'ye tekabül eden bir şirket hissesi tescili olup davalı cevapların davanın esası ile hissesi olmadığı açık olup dolayısı ile somut dava sebeplerine somutlaştırılmış, bilgi-izahat-açıklama-rapora dayanan bir cevap verilmemiş olup bu hali ile davalarında haklı olduklarını aksini ispat etmek durumda olan davalının, herhangi bir veri/delil/kayıt sunamadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, anonim şirket ortağı olduğunun tespiti ve kar payının ödenmesi davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacıların hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davacıların murisi ...'nın ortağı olduğu davalı şirkete İstanbul 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 02.02.2017 tarihli ve 2017/353 D.iş sayılı kararı ile 647 sayılı KHK'nın 19. Maddesi kapsamında TMSF kayyım olarak atanmış, ayrıca davacıların murisi ... hakkında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/40 Esas, 2020/53 Karar sayılı ilamıyla mahkumiyet ve şirket hissesi üzerinde müsadere kararı verilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin 16.09.2021 tarihli ve 2020/871 Esas, 2021/1072 sayılı Kararı ile karar düzeltilerek İstinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacıların murisi ... ceza mahkemesi kararının temyizi aşamasında 19/11/2022 tarihinde ölmüştür. Davacı tarafça, miras payları oranında hisselerinin pay defterine kaydına ve geçmiş dönem kar payının ödenmesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Türk Ticaret Kanunu’nun payların bölünememesi başlıklı 477. maddesinde, “Pay şirkete karşı bölünemez. Bir payın birden fazla sahibi bulunduğu takdirde, bunlar şirkete karşı haklarını ancak ortak bir temsilci aracılığıyla kullanabilirler. Böyle bir temsilci atamadıkları takdirde, şirketçe söz konusu payın maliklerinden birine yapılacak tebligat tümü hakkında geçerli olur. Genel kurul, sermaye tutarı aynı kalmak şartıyla, esas sözleşmeyi değiştirmek suretiyle, payları, asgari itibarî değer hükmüne uyarak, itibarî değerleri daha küçük olan paylara bölmek veya payları itibarî değerleri daha yüksek olan paylar hâlinde birleştirmek yetkisine haizdir. Şu kadar ki, payların birleştirilebilmesi için her pay sahibinin bu işleme onay vermesi gerekir.” hükmü bulunmaktadır. Aynı Kanunun 494/2. maddesinde de “Payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmeleri hâlinde, bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin haklar derhâl; genel kurula katılma haklarıyla oy hakları ise ancak şirketin onayı ile birlikte devralana geçer.” hükmünü içermektedir. Davacıların murisi ...'nın payı miras olarak intikal etmiş olmakla birlikte, davacılara geçen paylar elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olup, mirasçılar adına kaydedilebilmesi için müşterek mülkiyete dönüşmesi gerekir. Bunun için ise TTK 477. maddesi uyarınca mirasçılar arasında taksime ilişkin anlaşma bulunmalıdır(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 02/11/2022 tarih ve 2021/3662 E. - 2022/7682 K. Sayılı kararı). davacıların murisi ...'nın hisseleri müsadere edilmiş olup, müsadere kararının geçerli olduğu sürece bu payların müşterek mülkiyete dönüşmesi mümkün değildir. Zaten gelinen süreçte Uyaptan yapılan incelemeye göre Yargıtay 3 CD.'nin 19.07.2024 tarih ve 2023/6208 E. - 2024/9383 K. Sayılı kararı ile, (...) örgütün amaç ve faaliyetlerine özgülenip örgüte tahsis edildiği kabul edilerek, 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca tamamının müsaderesine ve iyi niyetli üçüncü kişilerin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir. Davacıların murisine ait iken müsaderesine karar verilen şirket hisselerinin müşterek mülkiyete dönüşmesi mümkün olmadığından davacıların eldeki davayı açmakta hukuki yararları bulunmamaktadır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacı tarafça, kar payına ilişkin istem ise istinaf konusu yapılmamıştır. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karardan sonra davalı yan gider avansından karşılanan 350 TL posta masrafının davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.24/10/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.