mahkeme 2023/504 E. 2024/1101 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/504

Karar No

2024/1101

Karar Tarihi

16 Temmuz 2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/504
KARAR NO: 2024/1101
KARAR TARİHİ: 16/07/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/01/2023
NUMARASI: 2021/358 Esas - 2023/23 Karar
DAVA: Tazminat (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/07/2024
Taraflar arasındaki Tazminat (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilimiz şirket, seralar başta olmak üzere çeşitli sektörlere yüksek basınçlı sisteme ve nemlendirme sistemleri kurmaktadır, alanında da son derece yetkin ve itibarlı bir şirkettir. Müvekkilimizin üretimini gerçekleştirdiği ürün, başlıca seraların, tekstil ve kağıt fabrikalarının, turizm merkezlerinin iklimlendirme sistemlerinde gerekli olan tesisat sistemlerinde ve diğer alanlardaki tüm tesisat sistemlerinin kurulmasında kullanılan, bu sistemlerin boru bağlantılarının hızlı montaj ve demontajına olanak sağlayan, yüksek basınçlara dayanıklı, vidalama, otomatik kilitleme elemanlarına gerek kalmadan uygulanan, montajında kalifiye eleman İhtiyaç duyulmayan, uzun ömürlü bir boru bağlantı sistemi ile ilgilidir.Müvekkilimiz, faaliyetlerini dünya çapında genişleterek sürdürmüş, boru bağlantı sistemi alanında dünyanın önde gelen firmaları arasında yerin) almış ve bir kalite sembolü haline gelmiştir Müvekkilimiz ..., ürünlerini dünyada 76 ülkeye satmaktadır. Müvekkilimiz şirket, faaliyet gösterdiği bu alanda son derece iyi bilinen, itibarlı "..." ve "..." markalarının da sahibidir. Müvekkilin markaları dünya ülkelerinin yanı sıra ülkemizde de tanınmış bir markadır. Müvekkilimiz şirket, yukarıda belirtilen ticari faaliyetler kapsamında ve çeşitli projelerde kullanılmak üzere davalı ... A,Ş/den 17.07.2014, 22.07.2014 ve 25.08.2014 tarihlerinde 'An yüksek basınç hortumu satın almıştır. Üç ayrı sevkiyatla teslim alınan toplam 5622 mt 1 W yüksek basınç hortumlarının tamamı Hollanda'da yerleşik "...” firmasına gönderilmiştir. Bu hortumlar, ... firması tarafından Rusya’da gerçekleştirilen üç ayrı sera projesinde kullanılmıştır. Projede kullanılan hortumların bağlantı elemanlan müvekkilimiz tarafından temin edilmiş olup, hortumla birleştirilmesi işlemi davalı tarafından gerçekleştirilmiştir. Tamamlanan bu üç projede ilk çalıştırılmadan itibaren hortumlara ilişkin sorunlar yaşanmaya başlamış, problemler sera sahibi firmalar (..., ... ..., ...) tarafından ... firmasına, ... firmasından da müvekkilimize iletilmiştir. Davalıya şikayetler telefon görüşmeleri ile bildirilmiş, 21,04.2015 ve 30,04,2015 tarihinde hortumlarda yaşanılan sıkıntıların incelenmesi için numuneler kargo yolu ile ayrıca davalıya gönderilmiştir. Bununla beraber, müvekkilimiz şirket tarafından 20,04.2015 tarihinde yaşanan problemleri yerinde görmek amacıyla Rusya'da bulunan ... firmasına müşteri ziyareti gerçekleştirilmiş ve sonucunda elde edilen izlenimler için bir rapor hazırlanmış ve davalıya gönderilmiştir. Davalı şirketten, müvekkilimiz bu ürünlerden önce de pek çok defa satın alma yapılmıştır. Belirtmek isteriz ki, 19.02.2014 tarihli sevkıyattan önce müvekkile ulaşan hortumlara ilişkin olarak, herhangi bir müşteri şikayeti alınmamıştır. Bu hortumlar ile dava konusu hortumlar karşılaştırdığında, daha önce gönderilen yüksek basınç hortumlarının bağlantı elemanlarında kullanılan sıkma değeri "51,5 mm" iken ilgili tarihten sonraki sevkiyatlarda gönderilen hortumlar için sıkma proses kaydının davalı tarafından bilgi verilmeksizin "49,5 mm" olarak değiştirildiği ve mal kodu numaralarında da farklılık bulunduğu tespit edilmiştir. Bağlantı elemanı olmayan noktalarda dahi hortumlarda şişme, patlama meydana gelmiş olması hususu da, dava konusu hortumların ayıplı olduğunu açıkça göstermektedir. Davalıdan satın alınan hortumların ayıplı olması nedeniyle, kurulan sistemlerde patlama, yarılma, şişme ve delinme gibi dezenformasyonlar meydana gelmiştir. Müvekkilimiz şirket, davalıdan aldığı hortumları yenileri ile değiştirmek zorunda kalmış, üstelik titizlikle oluşturduğu ticari itibarı da zedelenmiştir, (Ek-9, İlave satın almalara ilişkin fatura örnekleri ve ödeme belgeleri) oluşan zararın tazmini istemi davalıya sözlü ve yazılı olarak müteait defalar iletilmiştir. Son olarak, Beyoğlu ... Noterliğimden 04.12.2015 tarihinde keşide edilen ... yevmiye numaralı ihtarname ile fazlaya dair tüm talep haklarımız saklı kalmak kaydı ile, müvekkilimizin oluşan zararının tazmini için, satın alınan ayıplı ürünlerin bedeli olarak 194.043,33-TL, Yeni bağlantı elemanları için harcanan 3.001,57-TL, Ayıbın tespiti için Rusya'ya gidilmesi gerektiğinden 523,00-TL otel ve 1.802,00-TL uçak bedeli, Müvekkilimiz şirketin itibar kaybı için 100.000-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 299.369,90-TL'nin müvekkilimize ödenmesi talep edilmiş ise de, davalıdan herhangi bir tahsilat sağlanamamıştır. Davalı şirketin, müvekkilimize sattığı hortumların ayıplı olması nedeniyle hem maddi zarara hem de manevi zarara yol açtığı hususu şüphesizdir. Yukarıda detaylı şekilde belirttiğimiz üzere, müvekkilimiz, satın aldığı hortumları yenileri ile değiştirmek zorunda kaldığından, ilave alımlar gerçekleştirmiş ve müşterilerine geri ödemeler yapmıştır. Ayrıca hasarın tespiti için Rusya'ya seyahat gerçekleştirmek zorunda kalınmıştır. Bu nedenle, davalıdan maddi tazminat olarak 199.369,90-TL talep etmek zorunluluğu doğmuştur. Yine, beyan ettiğimiz gibi, ayıplı çıkan hortumlar nedeniyle müvekkilimizin ticari itibarı da yara almış, piyasada sağladığı güveni ve hatta müşterisini kaybetmiştir. Bu nedenle, davalıdan 100.000,00 TL manevi zarar talep edilmektedir. Arz ve İzaha çalışılan sebeplerle; müvekkilimizin maddi ve manevi zararlarının tazmini için 299.369,90-TL tutarın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gîderi ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ... Tic. Ltd. Şti. ("..." veya "Davacı"), Mahkemeniz dosyasında ikame edilen işbu davada müvekkil şirket ... A.Ş. ("..." veya 11 Davalı") tarafından kendisine ayıplı mal satıldığı ve satılan maldaki ayıplar nedeniyle zarara uğradığı iddiasıyla Davalı müvekkil şirketten maddi ve manevi tazminat talep etmektedir. Davacı 'nın dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu iddialar tamamen haksız, kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksundur. Bu hususlar, aşağıda detaylı olarak Sayın Mahkemenizin dikkatine sunulmuştur. Müvekkil şirket ..., hortum üretiminde onlarca yıllık tecrübesi ile yüksek kaliteli, her türlü endüstriyel amaca uygun hortumlar üreten ve Türkiye' de hortum sektörüne liderlik yapan, dünya çapında da en önemli hortum üreticilerinden olan bir firmadır. Endüstriyel ve dikkat gerektiren zorlu uygulamalar ve saha içi yahut saha dışı mobil ekipmanlar, fonksiyonların yerine getirebilmek için dayanıklı yüksek basınç hortumlarına İhtiyaç duyarlar. Müvekkil Şirket'in üretmiş olduğu hortumlar, zor koşullarda bile maksimum uzun süreli performans ve dayanıklılık sağlamayı hedeflemekte olup, müvekkil şirketin hortumları, ekteki sertifîkasyon belgelerinden de görülebileceği üzere TS, ISO, OHSAS, TÜRKAK gibi yerel ve uluslararası akreditasyon ve standartlarla uyumlu olarak üretilmekte ve geniş bir hortum çalışma basıncı aralığı sağlamaktadır, işbu davaya konu ayıp iddiaları, tarafların arasında söz konusu olmuş olan bir ticari satım ilişkisine dayandırılmaktadır. Dava dilekçesinde de kendisince ikrar edildiği üzere davacı, seralar başta olmak üzere yüksek basınçlı şişleme ve nemlendirme sistemleri kuran, bu alanda uzmanlık iddiasında bulunan bir firmadır. Bu nitelikte olduğu iddiasında bulunan ve TTK Madde 18/2 kapsamında bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğünde bulunan Davacı firmanın, hortum sıkma değerlerinde farklılık olduğu iddiasını bir inceleme ile yasal süresinde tespit ederek Davalı müvekkile bildirmesi gerekirken, Davacı keyfi bir biçimde bunları yapmamıştır. Dava konusu olayda davacı basiretli tacir olmanın yükümlülüklerini yerine getirmemiş, satın aldığı ürünlerin muayeneleri yaptırmamıştır. Du doğrultuda davanın reddi gerekmektedir. Hatta ve hatta davacının dava dilekçesinde aynen şu kelimelerle bahsettiği üzere;" Bu hortumlar ile dava konusu hortumlar karşılaştırıldığında, daha önce gönderilen yüksek basınç hortumların m bağlantı elemanlarında kullanılan sıkma değeri "51.5 mm iken ilgili tarihten sonraki sevkıyatlarda gönderilen hortumlar için sıkma proses kaydının davalı tarafından bilgi verilmeksizin 49.5 mm olarak değiştirildiği ve mal kodu numaralarında farklılık bulunduğu tespit edilmiştir. ” şeklinde beyanında mal kodu numaralarındaki farklılığın gizli bir ayıp olmadığını, mal kodu numaralarının kontrol edilerek farklılığın kolaylıkla tespit edilebileceğini, açıkça anlaşılabilecek olan bıı ayıba İse TTK 23 kapsamında belirtilen sürelerde ihbar etmesi gerekirken etmediğini ikrar etmiştir. Kendi ihmali sebebiyle meydana geldiğini İddia ettiği zararların tazminini ise müvekkil şirketten talep etmektedir. Kaldı ki bir an için Davacı tarafın ayıp bildirimlerini süresinde yapmış olduğu varsayılsa dahi, hortumlarda teknik olarak herhangi bir ayıp söz konusu değildir ve Davalı taraf, basiretli bir tacir ve sulama sistemlerinde uzman olduğunu iddia eden bir kuruluş olarak üretici ...tan hangi standartlarda ve boyutlarda hangi tür bir hortumu aldığını bilecek veya bilmesi gerekecek niteliktedir. Dünya standartlarında üretim yapan bir firma olan ...'un, mahkemenizde ikame edilen dava haricinde mahkemeler nezdinde ürettiği mallardan kaynaklanan başka herhangi bir uyuşmazlığı dahi bulunmamaktadır. Davacı tarafça ayıplı olduğu iddia edilen dava konusu hortumlarla ilgili olarak Davalı müvekkil şirkete gönderilen numuneler üzerinde Müvekkil Şirketçe yaptırılan ve ekte detaylı teknik anlatım ve fotoğraflarıyla beraber sunulan detaylı teknik inceleme, test ve değerlendirmeler sonucunda hortumların ayıplı olmadığı ve yaşanan problemlerin müvekkil Şirket'in ürettiği hortumlardan kaynaklanmadığı net bir biçimde tespit edilmiştir. Davacı dava dilekçesinde ürünlerin ayıplı olduğuna dair hiçbir somut veri gösterememektedir. Tacir olan davacının ürünlerde ayıp olduğunu, bu ayıpların Müvekkil Şirkeften kaynaklandığını, dava konusu ürünlerin yasal süresi içerisinde muayene edildiğini ve muayene sonucunda bir ayıp vardı ise bunu ihbar etmiş olduğunu somut bir biçimde ispat edebilmesi gerekmektedir. Kaldı ki ihbar yasal süresi içinde yapılmış olsa idi bile, zaten iddia edilen ayıpların tamamı, üretici firma ...'un onayı ve bilgisi olmaksızın hortumlar üzerinde Davacı ve/veya satış yaptığı üçüncü kişiler tarafından yapılan teknik standartlara aykırı rekorlama işlemlerinden kaynaklanmakta olduğu da tespit raporlarıyla sabittir. ...'un ürünleri sattıktan sonra ürünler üzerinde kendi bilgisi dışında ve kendisine danışılmaksızın yapılan işlemlerden, hortumların teknik usullere aykırı şekilde kullanımından sorumlu tutulmaya çalışılması, hukuka aykırıdır. Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle; Davacının vereceği cevaplara ilişkin cevap ve delil sunma hakkımız saklı kalmak üzere; Davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin ve ferilerinin, açmış olduğu haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 08/10/2018 tarih ve 2016/322 esas 2018/1080 karar sayılı ilamı ile; ",...Tüm dosya kapsamındaki delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davacının davalıdan 17/07/2014, 22/07/2014 ve 25/08/2014 tarihlerinde 1/4 yüksek basınca dayanıklı hortum satın aldığı ve satın alınan 5622 metre hortumların Hollanda da yerleşik ... firmasına gönderilmesi sonucu ... Firmasınca RUSYA da gerçekleştirilen 3 ayrı sera projesinde kullanılan hortumların seralarda sorun çıkardığı, söz konusu hortumların yeterli süre test edilmesi gerektiği, söz konusu test işleminin yapılmadan sağlıklı bir karar vermenin mümkün olmadığı, gözlem raporunda da belirtildiği üzere tüm futingterin İdeal olarak 49,5 mm civarında yapılması gerektiği, bunun üzerinde ( mesela 51,5 mm vb,) yapılan fittinglerde iklim durumu ile de doğru orantılı olarak patlama, şişme vb. özür yaratabileceği, ancak bu kapsamda ilgili firmanın bölgenin iklim durumlarını değerlendirerek üretim yapması gerektiği ve gerekli kullanım koşullarım belirtmek zorunda olduğu,( Fitting derecesinin belirtilmesi vb.) Bunun yanı sıra hortumların fitting problemi nedeni ile şişme ve patlama meydana gelebileceği, 6102 sayılı TTK.'nu, 6098 sayılı TBK.'nu kapsamında ayıplı olup olmadığı bakımından yapılan değerlendirme sonucunda, söz konusu Hortumların davacının ondan beklediği faydaların azalmasına neden olduğu, ancak bu faydanın azalmasında kullanıcı firmanın uygun fitting yapılmaması ile satıcı firmanın bu hususta ilgili uyarıları yapmamış ve bölge şartlarına uygun üretim yapmamış olması nedeni ile söz konusu hortumların gizli ayıplı mal olarak kabul edilmesi gerektiği, iş bu nedenlerle davacının maddi tazminat taleplerinin kabulüne, manevi tazminat taleplerinin 6098 sayılı TBK.'nun 56. Madde şartları gerçekleşmediğinden kabulüne, karar verilmiştir.Kararın istinafı üzerine dairemizin 18/03/2021 tarih 2020/259 esas 2021/309 karar sayılı ilamı ile; HMK 353. maddesinin (1)a-6. bendi uyarınca, mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın kaldırılma nedenine göre de davacı vekilinin katılma yoluyla yaptığı istinaf başvuru nedeninin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararı doğrultusunda tahkikat yapılmıştır.
İLK DERECE 2021/358 ESAS 2023/23 KARAR SAYILI KARARI İLE; İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dava konusu 1JA” yüksek basınç hortumlarının üretiminden kaynaklı problem olmadığı ve problemin sıkma (rakorlama) işlemi kaynaklı olduğu belirtildiğinden ve VA” yüksek basınç hortumların davacı tarafından davalıya iade edilmediğinin muhasebe kayıtlarından da anlaşılması nedeniyle, davacının ürünlerin satın alma değerleri toplamı 194.042,83TL tutarındaki zarar talebinin yerinde olmadığı, dava konusu satın alınan DA” yüksek basınç hortumlarının bağlantı elemanlarının davacı tarafından temin edilmiş olduğu dosya kapsamından anlaşılmış olduğundan, davacının talep ettiği 3.001,57 TL tutarındaki yeni bağlantı parçaları harcama tutarı talebinin yerinde olmadığı belirtildiği, bilirkişi raporlarının denetime uygun, hüküm kurmaya elverişli olduğu kabul edilerek, dava konusu zararın sebebi olan bağlantı aparatları davacı tarafından temin edilmiş olmakla davalının sorumluğundan bahsedilemeyeceğinden, davalıdan sebep olduğu zarar ispatlanamadığından davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın çözümüne etki edecek delillerin, yerel mahkemece yeterince toplanmadığını ve değerlendirilmediğini, bozma amacına uygun yargılama yapılmadığını, bilirkişi raporlarının denetime elverişsiz, çelişkili ve hukuka aykırı olduğunu, mahkeme hükmüne dayanak olarak gösterdiği bilirkişi raporuna göre 27.04.2015 tarihli gözlem raporundaki tespitlerin bir kısmını dikkate alırken sorumluluğa ilişkin olan kısmın görmezden geldiğini, söz konusu uyuşmazlıkta belirlenemeyen bir durum bulunmadığını, rakorlama işlemini yapan tarafın belli olduğunu, sorumluğun da kendileri üzerinde olduğunu, bilirkişinin hukuki değerlendirmede bulunamayacağını, bilirkişilerin talep değerlendirme yetkisi bulunmadığını ve yetkilerini aşarak davanın hakimi yerine geçerek bulunduğu beyanlar ile yapmış oldukları taleplerinin yerindelik denetimlerinin hükümsüz ve dinlenebilirliğinin bulunmadığı, taleplerinin genel hükümlere dayalı maddi ve manevi tazminata yönelik olduğunu, Yerel Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, yeterince değerlendirme, inceleme ve tespit yapılmadan davanın reddine dair verdiği kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davacının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 2020/259 E 2021/309 K sayılı ve 18.03.2021 tarihli kararının dikkate alınmadığı ve buna ilişkin ayrıntılı değerlendirme yapılmadığı yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, dosyanın tüm bozma gerekçeleri yönünden detaylı bir şekilde yeniden incelendiğini, ayrıca, davacının bilirkişilerin hukuki değerlendirme yaptığına ilişkin iddialarının da doğru olmadığını, huzurdaki dosyanın teknik bir incelemeyi gerektirdiğini ve bilirkişilerin görevlerini yerine getirerek iş bu teknik incelemeyi detaylı bir şekilde layıkıyla yaptıklarını, davacının bu hususa ilişkin iddialarının adeta haksız ithamlarına kılıf bulma gayretinden daha fazlası olmadığını ve iş bu iddiaların dikkate alınmasının mümkün olmadığını ve istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, satıma konu ürünlerin ayıplı olduğu iddiasıyla uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacının; üretimi ve davacı tarafından temin edilen bağlantı elemanlarının hortuma rekorlama/sıkma işleminin davalı tarafça yapıldığı üç fatura içeriği yüksek basınçlı hortumları davalıdan satın alındığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf hortumların imalatı ve sıkma işleminden kaynaklanan ayıp nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek tazminat isteminde bulunmuş, davalı taraf satılıp teslim edilen ürünlerde imalattan veya sıkma işleminden kaynaklanan bir ayıp olmadığını, oluşan bir ayıp var ise bunun ürünlerin davacı alıcı veya onun sattığı müşteri tarafından hortumların kısaltılması veya başka bi amaçla uygulama aşamasında yeniden yapılan rekorlama işinden veya kullanımdan kaynaklandığı gibi süresinde ileri sürülen bir ayıp ihbarı da bulunmadığı gerekçeleri ile davanın reddini savunmuştur. Taraflar arasında satım aktinin bulunduğu ve davalının 17/07/2014, 22/07/2014, 23/08/2014 tarihli fatura içeriği "..." niteliğindeki hidrolik hortumları davacıya satıp teslim ederek bedelini tahsil ettiği ve davacının da bu ürünleri 18/07/2014, 23/07/2014 ve 24/08/2014 tarihli fatura ve sevk irsaliyeleri ile Hollanda'da kurulu ... firmasına gönderilmek üzere ihraç ettiği, anılan firma tarafından da Rusya'da üç ayrı sera projesinde kullanıldığı ihtilaflı değildir.İhtilaf, satıma konu hortumlardaki ayıbın davalının imalatı veya sıkma işleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve süresinde ileri sürülen bir ayıp ihbarının bulunup bulunmadığı buna bağlı olarak davacının iddia ettiği maddi ve manevi zararı davalıdan istenebilir olup olmadığı konusundadır.İlk derece mahkemesince 08/10/2018 tarih ve 2016/322 E. 2018/1080 K. Sayılı ilamıyla maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat istemin reddine dair verilen hüküm tarafların istinafı üzekine dairemizin 18/03/2021 tarih ve 2020/259 e. 2021/309 K. Sayılı ilamıyla "İlk derece mahkemesince yapılan araştırma ve inceleme eksik ve yetersiz olup, eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu nedenle, ayıplı olduğu iddia edilen hortumların yurt dışındaki firma tarafından davacıya iade edilip edilmediği dosya kapsamından anlaşılamadığı gibi mahkemece de davacıdan sorulmadığı, bu durumda öncelikle bu hususun tespiti ile hortumlar davacıya iade edilmişse, bizatihi hortumlar üzerinde, iade edilmediği anlaşıldığında davacının dayandığı gözlem raporu, davalı tarafından sunulan testler ve analiz rapor sonuçları ve 8D raporu, tarafların ticari defter ve kayıtları ile tüm dosya kapsamı üzerinde özellikle yüksek basınçlı hortumlar ve uygulaması konusunda uzman bilirkişinin bulunduğu yeni oluşturulacak bilirkişi heyeti vasıtasıyla, davalı tarafından üretilen ve davacıya satılıp teslim edilen mal kodları belli olan 17/07/2014, 22/07/2014, 23/08/2014 tarihli fatura içeriği hortumların ve davalı tarafından yapılan sıkma işleminin, bu nitelikte bulunan emsal hortumlara ve bu hortumların bağlantı elemanları ile emsal sıkma işlemine nazaran olağan koşullarda olması gereken asgari özellik ve niteliği taşıyıp taşımadığı başka bir anlatımla hortumların imalatından ve kullanılan bağlantı elemanlarının niteliğine göre davalı tarafından yapılan sıkma işleminden ( rakorlama) kaynaklanan ayıp olup olmadığı veya ayıbın dava dışı firma tarafından montaj veya uygulama ya da kullanımdan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti ve davalının imalatından veya sıkma işleminden ileri gelen bir ayıp varsa bu ayıbın ilk bakışta görülebilecek nitelikte açık ayıp olup olmadığı veya basit bir muayene yahut ölçümleme ile tespit edilip edilmeyeceği ya da hortumun kullanılması ile sonradan ortaya çıkacak nitelikte gizli ayıp olup olmadığının teknik inceleme ile kesin bir biçimde belirlenmesi, bundan sonra ayıp ihbarının süresinde olup olmadığının değerlendirilmesi ile sonuca gidilmesi gerekmektedir. Diğer taraftan mahkemenin kabulüne göre de, davacının dayandığı gözlem raporunun sadece 17/07/2014 tarihli fatura içeriği 4675 m hortumların kullanıldığı ... serasına ilişkin olmasına ve yurt dışında kurulu firmanın maillerinde de, yine sadece ... serasındaki ölçümlerin bildirilmesine göre, diğer iki fatura konusu ürünlerin kullanıldığı seralardaki hortumlarla ilgili bir tespit ya da yapılan bir ölçümle dahi olmadan ayıplı olduğu sonucuna varılması doğru olmadığı gibi zararın tespiti noktasında tarafların özellikle davacı şirketin anılan yıllara ilişkin ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle yurt dışı firması ile arasındaki satım ilişkisi kapsamında, satım faturalarının, yeniden alınmak zorunda kalındığı iddia edilen bağlantılı elemanlarına ilişkin faturaların defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, adı geçen firma tarafından davacıya düzenlenen yansıtma faturasının veya iade faturasının bulunup bulunmadığı araştırılmadan davacı tarafından ibraz edilen fatura bedellerinin raporda yazılı olduğu şekilde kadri maruf bulunduğu kabul edilerek bu miktarın zarar olarak hüküm alınması da isabetli değildir." gerekçesi ile kaldırılmıştır. İlk derece mahkemesince kaldırma kararı doğrultusunda tahkikat yürütülerek kök ve ek bilirkişi raporları alınmış, yargılama sonucunda davalının sebep olduğu zarar ispat edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava dilekçesinin talep sonucu; Satınalınan ayıplı ürünlerin bedeli 194.043,33 TL, Yeni bağlantı elemanları için harcanan 3.001,57 TL, Ayıp tespiti için Rusya'ya gidiş geliş uçak bileti 1.800 TL ve 523 TL otel parası ile 100.000 manevi tazminat olmak üzere toplam 299.000 TL talep edilmiştir. Davacı vekili 20/12/2022 tarihli dilekçesinin 4. Maddesi ile talebinin genel hükümlere dayalı maddi ve manevi tazminata yönelik olduğunu açıklayarak haksız fiile ilişkin sorumluluk şartlarına atıfta bulunmuştur. Taraflar tacir olup, aralarındaki satım sözleşmesinde 6102 sayılı TTK’nın 23. maddesi ile bu madde yollamasıyla 6098 sayılı TBK’ nın satış sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanacaktır. 6098 sayılı yasanın 219. maddesine göre, satılan şeyin satıcının belirttiği nitelikleri taşımamasına veya onun değer ve faydasını azaltan ya da tamamen ortadan kaldıran noksanlıklar "ayıp" olarak tanımlanmaktadır. Satım konusunun, satıcının belirttiği ve vaad ettiği nitelikleri taşımamasından veya bu şeyin değerini ya da sözleşme gereğince ondan beklenen yararları azaltan veya kaldırılan eksiklikleri bulunmasından satıcı sorumlu olacaktır. Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunması, halidir. Aynı yasanın 222. maddesinde ise, satıcının, satım sözleşmesinin kurulduğu anda alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumluluğunun bulunmadığı ifade edilmiştir.Satıcının ayıp nedeniyle sorumlu olması için satım konusunun ayıplı olmasından başka alıcının yasada öngörülen süre içinde ayıp ihbarında bulunması zorunludur. Ayıp ihbar süresine ilişkin TTK nın 23/1-c maddesine göre, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. TBK'nın 223. maddesine göre ise, alıcı, satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan, bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. 6098 sayılı TBK’nın 227.maddesinde de, "(1)Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.(2) Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.(3) Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. (4)Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. (5)Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir." hükmü düzenlenmiştir.Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Eldeki uyuşmazlık ticari satım sözleşmesine konu ürünlerin ayıplı olması nedeniyle tazminat istemi olduğuna göre ürünlerin ayıplı olduğunu ve bu nedenle uğradığı zararı ve davalı tarafça süresinde ayıp ihbarı bulunmadığı savunulmuş olmakla süresi içinde ayıp ihbarının yapıldığının davacı tarafça ispatı gerekmektedir. Dosyaya kaldırma kararı öncesi ve sonrası alınan bütün raporlarda davalının sattığı basınca dayanıklı hortumlarda herhangi bir ayıbın bulunmadığı sabittir. Ayıp davacının temin ettiği bağlantı parçalarının hortumlara rekorlama işleminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Ancak buradaki ispat sorunu bu sefer ayıplı rekorlama işlemlerinin davalı tarafça yapılan rekorlama işlemi mi yada daha sonra yapılan başka bir rekorlama işinden mi kaynaklandığı noktalarında toplanmaktadır. Davacı bu ürünleri satın aldıktan hemen sonra Hollanda'da bulunan alıcısına gönderiğini, onun da Rusya'da 3 ayrı serada uygulama yaptığını, ayıbın davalı tarafça rekorlama işleminin uygun yapılmamasından kaynaklandığını iddia etmektedir. Buna delil olarak kendisi tarafından Rusya'da yapılan gözlem sonucu düzenlenen raporu dosyaya ibraz etmiştir. Davalı taraf ise kendisine gönderilen 6 adet numune üzerine yaptırdığı inceleme sonucu 5 adet numune üzerinde kendisine ait takip numarasının bulunmadığını, bu rekorlama işlemlerinin kendisinin yaptığı işlemi olmayıp ürünleri satıldıktan sonra alıcı veya uygulayıcılar tarafından yapılan rekorlama olduğunu, 1 adet numune üzerinde kendilerine ait numaranın bulunduğunu, bu numunenin olması gereken 49,5 mm sıkılmış olduğunu ve herhangi bir sorunun bulunmadığını savunmuş, mahkemece istenirse numuneler üzerinde incelme yapılabileceğini bildirmiştir. Davacı tarafça ürünlerin ayıplı olduğuna dair dosyaya sunduğu gözlem raporu dışında bir delil sunulmadığı gibi ayıplı ürünler davalıya iade edilmemiş, ürünler davacı elinde bulunmadığı bildirilmesi ile ürünler üzerinde ayrıntılı inceleme yapılıp ayıbın davacının monte ettiği bağlantıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda somut bir delil elde edilememiştir. Bu durumda ispat edilmeyen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 16/07/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim