mahkeme 2023/1726 E. 2023/1540 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1726
2023/1540
28 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1726
KARAR NO: 2023/1540
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEME: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/11/2023 (Ara Karar)
NUMARASI: 2023/665 (Derdest)
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
TALEP: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket 1986 yılında kurulmuş olup müvekkilinin 22/07/1992 tarihinde davalı şirkete %45 hisseyle ortak olduğunu, hukuka aykırı işlemlerle müvekkilinin şirketteki hisse oranının %0.1'e düştüğünü sonrasında kesinleşen mahkeme kararlarına göre müvekkilinin davalı şirketteki hissesinin %40 olduğunun tespit edildiğini, kesinleşen mahkeme kararının ticaret sicil müdürlüğünde uygulanmadığını, davanın konusunu oluşturan 19/08/2022 ve 06/12/2022 tarihli genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunu, yargı kararlarının uygulanmaması ve müvekkilinin ortaklık payının hukuka aykırı şekilde ortadan kaldıracak şekilde işlemler yapılması nedeniyle; davalıların hisselerini devretmelerinin, sermaye artışı yapmalarının, davalı şirkete ait menkul ve gayrimenkul mal varlıklarının ve banka hesaplarının azaltılmasının önlenmesi amacıyla tasarruf işlemlerinin durdurulması için teminatsız olarak HMK 389 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesini, 19/08/2022 ve 06/12/2022 tarihli sermaye arttırımına ilişkin Genel Kurul Kararlarının iptaline, mahkeme kararıyla kesinleşen ve müvekkiline ait olduğu tespit edilen davalı şirketin %40 oranındaki hissesinin müvekkili adına kayıt ve tesciline, ortaklık yapısının 23/10/1995 tarihli ortaklar kurulu kararındaki son ortaklık yapısına uygun hale getirilmesine, pay defterine işlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İHTİYATİ TEDBİR KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda; "...Somut olayda aynı taraflar arasında İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/673 Esas 2016/24 karar sayılı 20/01/2016 tarihli kararı ve dosyası, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/6325 Esas 2017/6651 Karar sayılı 28/112017 tarihli bozma ilamı, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/582 Esas 2020/23 Karar sayılı direnme kararı ve dosyası, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/11-701 Esas 2022/275 Karar sayılı 08/03/2022 tarihli ilamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/11-935 Esas 2022/1457 Karar sayılı 08/11/2022 tarihli karar düzeltme ilamı ve kesinleşme şerhi, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 24/03/2023 tarihli yazısı, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/246 Esas 2023/697 Karar sayılı ilamı, İstanbul Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/468 Esas ve 2022/424 Karar sayılı ilamı, davaya konu 19/08/2022 ve 06/12/2022 tarihli sermaye arttırımına ilişkin Genel Kurul Kararları birlikte değerlendirildiğinde yukarıda açıklanan ve ihtiyati tedbir kararı verilmesi için talebin bir kısmı için gerekli yaklaşık ispat şartının gerçekleştiği anlaşılmakla, davalıların yargılama boyunca davalı şirketteki hisselerinin devrinin ve davalı şirketin yeni sermaye artışı kararı almasının, davalı şirket adına kayıtlı taşınmazları ile taşıtların devrinin tedbiren önlenmesine, sunulan deliller karşısında bu aşamada takdiren teminat alınmasına yer olmadığına, fakat davalı şirketin normal işleyişini aksatabilecek nitelikte şirketin başkaca menkul mal varlıkları ve banka hesaplarının azaltılmasının önlenmesi hakkında genel ve soyut nitelikte tedbir kararı verilemeyeceğinden davalı şirkete yönelik bu tedbir talebinin reddine" kararı verildiği görülmektedir.
İTİRAZ: Bu karara karşı davalılar vekili tarafından itiraz edilmiş olup, itiraz dilekçesinde özetle; davacının şirket hisselerini iş bu dava önceki cebri icra yoluyla davalı ... tarafından iktisap edilmiş olmasından sebep aktif husumet yokluğu durumunun oluşması, şirketteki güncel ortaklık yapısında davacının tek bir payının dahi olmaması halen İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce atanmış olan denetçi kayyumun görevine devam ediyor olması ve ticaret sicil kayıtlarında takyidat olmasının görünüşte haklılık ilkesine aykırı olması nedeniyle ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılmasına, şayet duruşmalı inceleme olacaksa bu konuda bir karar verilene dek ihtiyati tedbirlerin icrasının durdurulmasına, şayet ihtiyati tedbir kararlarının devamına karar verilecekse de, bahse konu gayrimenkuller şirkette doğrudan kredibilite ve nakit gücü kattığı için, bu tedbir kararının kredilerin geri çağrılmasına sebebiyet verebileceği için, üstüne kayıtlı hiçbir mal varlığı olmayan ve bir kısım icra dosyaları nezdinde borçlu bir yaşam sürdürdüğünü bildiğimiz davacının, bu talebiyle şirkete yaşatabileceği muhtemel maddi zararları karşılamak üzere, gayrimenkulün şirkete sunduğu kredi katkısı kadar nakdi teminat alınmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Her ne kadar davalı vekilince itiraz dilekçesinde, özetle davacının aktif husumet yokluğunun söz konusu olduğu, davalı şirkette hiç bir payının kalmadığı ileri sürülmüşsede, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2021/11-701 E 2022/275 K sayılı kararının çok açık olduğu, davalı tarafça itirazen ileri sürülen Gebze 2.İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/393 E. ve aynı mahkemenin 2023/371 E. Sayılı kararlarının İstanbul Anadolu 5.ATM'nin kesinleşmiş 2019/582-2020/23 sayılı kararı ile anılan Yargıtay HGK kararının geçerliliği karşısında somut olaya etkisinin ancak yargılamada tartışılabileceği, İstanbul 15.ATM'nin 2023/246 E.sayılı kararının, davalı şirketin sicil kayıtlarına göre usuli nitelikte bir karar olduğu, öte yandan bunların dışında ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektiren şartlarda bir değişiklik de bulunmadığı görüldüğünden davalı vekilinin ihtiyati tedbire itiraz gerekçeleri yerinde görülmemiş olup reddine dair" karar verilmiştir.Bu karara karşı ihtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda mal kaçırmak bir yana yaklaşık 10 kat büyümüş, esas sermayesi her geçen gün daha da artmakta olan ve Türkiye'nin en çok satan ... Bayisi haline gelmiş bir şirketten bahsedilmekte olduğunu, bu durumun başlı başına mal kaçırma yahut mevcudu eksiltme ihtimalinin olmadığını ortaya koyduğunu, davacının halihazırda şirket ortağı statüsünde dahi olmaması, şirkette var olan paylarının tamamını (760 adet pay) cebri icra yoluyla dava sürecinde kaybetmiş olması, bu ihalenin kesinleşmiş, itirazların kesin olarak reddedilmiş olması sebebiyle aktif husumet yokluğu olgusunu gündeme getirmekte ve görünüşte haklılık statüsüne de sahip olmadığını ortaya koyduğunu, yerel mahkemenin tensiple birlikte teminatsız vermiş olduğu ihtiyati tedbir kararı ile işbu kararın şirketin ticari faaliyetine verebileceği zararların tazmin edilebilme ihtimalini de ele almadığını, bu hususa ilişkin itirazlarının gerekçeli kararında hiçbir şekilde tartışmadığını, oysa ki ihtiyati tedbir kararı verilen gayrimenkulün üzerinde zaten şirketin kullanmakta olduğu güncel kredilerden sebep ipoteklerin tesis edildiğini, şirketin bu ipoteklerden doğan kredibiliteyi ticari faaliyetinde kullanmakta olduğunu, ihtiyati tedbir kararı sebebiyle bankaların kredilerini geri çağırması halinde, şirketin kredi borçlarının tamamını tek seferde ödemesinin mümkün olmayacağını ve yerel mahkemece teminatsız tedbir kararı verilen gayrimenkullerin ipotek alacaklısı bankalar tarafından satışının istenebileceğini, yerel mahkeme bu ihtimali göz önüne almayarak adeta olası bir ticari felaketin ilk adımını attığını, karar koruyucu olmaktan çıkıp zarar ihtimali yaratan bir hal aldığını, davacı tarafın şirketteki tüm paylarının daha evvel cebri icra yoluyla elinden çıktığını, ihalenin kesinleştiğini ve gerçekleştirdiği itirazların da kesin olarak reddedildiğini bildiğinden ötürü bu aşamada adeta şirketi yargı eliyle batırmaya yahut şirkette hiçbir hakkı kalmamış olmasına rağmen ihtiyati tedbirin olası neticelerine dair baskı kurarak haksız kazanç elde etmeye çalışmakta olduğunu, bahse konu dava henüz kesinleşmeden önce davacı ...'un davalı şirketteki paylarının tamamını Gebze İcra Müdürlüğü'nün ... Esas nolu dosyası çerçevesinde cebri icra yoluyla kaybettiğini ve bu minvalde artık şirketteki ortaklık statüsünün son bulduğunu, dolayısıyla hükmün infazını talep etme hakkına sahip olmadığının gözden kaçırıldığını, davacı tarafın İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/582 Esas nolu davasına ilişkin kesinleşen kararını tescil talebini, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün reddettiğini, davacı tarafın bu karara itirazını İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/246 Esas nolu dosyasında aktif husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine dair karar verildiğini, davacı tarafın usule uygun şekilde kabul edilmeyen tescil talebine yasal itirazını kullandığını, bu talebi reddedildi diye aynı hususu başkaca ve eşdeğer bir mahkemede ikinci kez dava konusu ettiğini, davacı ... ortağı dahi olmadığı ... Ltd. Şti.'ne karşı genel kurul kararının iptali davasını yöneltme ehliyetinin de kalmadığını, bu aşamada aynı olguların işbu dava kapsamında tekraren yeni bir husumet olgusuymuş gibi ileri sürülmesinin hukuka aykırı olduğunu, şirket ve ortakları açısından yaşanabilecek olası zararlar güvence altına alınmadan, borca batık bir kişinin talebiyle teminatsız tedbir kararı verilmesi şirketin doğacak her türlü zararı hususunda tazmin yükümlüsünü idare haline getirdiğini ve potansiyel bir kamu zararı ihtimalini ortaya çıkardığını, ekonomik zarar ihtimali bu denli güçlüyken ve davacının tarafın tahsil kabiliyeti olmayan bir borçlu konumunda olduğunun kendilerince belirtilmişken, teminat alınmaksızın verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının haksız olduğunu, bu haksız karara ilişkin itirazlarının reddedilmiş olmasının da hukuka aykırı olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde ihtiyati tedbir kararına itirazımızın reddine dair verilen 07/11/2023 tarihli ek kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yerel mahkemece tensiple birlikte verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçelerinde detaylarıyla ortaya koydukları ve kesinleşmiş mahkeme kararı ile de sabit olduğu üzere müvekkilinin davalı şirketteki %45 oranlı hissesinin davalı şirket ortağı ... müvekkili yerine sahte imzalar atması suretiyle ve devamındaki hukuka aykırı işlemlerle %0.1'e düşürüldüğünü, davalıların istinaf dilekçesinde ısrarla yer verdiği hususun huzurdaki davaya hiçbir etkisinin olmadığını, bu hususların Yargıtay hukuk genel kurulu tarafından zaten değerlendirildiğini ve söz konusu mahkeme kararının kesinleştiğini, hakkında kesin hüküm bulunan bir iddianın yeniden gündeme getirilmesinin hukuken mümkün olmadığının açık olduğunu, bu konunun tartışmaya da tamamen kapalı olduğunu, somut olayda da müvekkilinin hissesinin düşürülmesine dair yok hükmündeki karardan sonra davalılar tarafından alınan kararların herhangi birisinde hukuken genel kurul sayılan bir organın toplanmış olmasından bahsedilemeyeceğinden söz konusu kararların da tümüyle yok hükmünde olduğunu, yerel mahkemenin de bilgisinde olduğu üzere ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için haklılığın yaklaşık olarak ispatlanması yeterli ise de kesinleşen yargı kararları göz önüne alındığında somut olayda yaklaşık ispatın değil, kesin ispatın gerçekleştiğini ve bu aşamadan sonra müvekkilinin davalı şirkette %40 oranında hisse sahibi olduğu hususunda hiçbir tartışma bulunmadığını, tedbir taleplerinin tümüyle kabulüne karar verilmesi gerektiğinin açık olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde davalıların İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/665 Esas sayılı dosyasından verilen ihtiyati tedbire itirazın reddine dair 07/11/2023 tarihli usul ve yasaya uygun ara kararına karşı istinaf başvuru talebinin reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
GEREKÇE: Talep; şirket genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti, iptali, davacı adına şirket hissesinin tescili, ortaklık yapısının 23/10/1995 tarihindeki ortaklık yapısına uygun hale getirilmesine ilişkin davada; davalıların hisselerini devretmelerinin, sermaye artışı yapmalarının, davalı şirkete ait menkul ve gayrimenkul mal varlıklarının banka hesaplarının azaltılmasının önlenmesi için talep edilen ihtiyati tedbirin kısmen kabulüne yönelik bölümünün istinaf incelemesidir. Davalı şirketin 19/08/2022 ve 06/12/2022 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısında sermaye artırımına ilişkin alınan kararların, davacının mahkeme kararı ile %40 oranında pay sahibi olduğunun tespitine rağmen, ticaret sicili müdürlüğünce mahkeme kararının tescil edilmemesinden kaynaklı olarak genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğu gerekçesi ile eldeki dava açılmıştır. Davacı tarafça; davalıların hisselerini devretmelerinin, sermaye artışı yapmalarının ve davalı şirkete ait menkul mal varlıklarının ve banka hesaplarının azaltılmasının önlenmesine yönelik tedbir taleplerinde bulunulmuş, ilk derece mahkemesince davacının "davalı şirkete ait menkul mal varlıklarının ve banka hesaplarının azaltılmasının önlenmesine yönelik" tedbir istemi reddedilmiş, davalıların hisselerini devretmelerinin, sermaye artışı yapmalarının ve şirkete ait gayrimenkullerin devrinin önlenmesine yönelik tedbir isteminin ise kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilince yokluğunda verilen tedbir kararına itiraz edilmesi üzerine 07/11/2023 tarihli ara kararı ile davalı vekilinin ihtiyati tedbire itirazının reddine karar verilmiş, davalı vekilince süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. HMK’nun 389. maddesinin birinci fıkrası “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.” şeklinde düzenleme içermektedir. Bu madde ile davanın açılmasıyla, hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması olasılığı ve bu değişiklikler nedeniyle dava sonunda elde edilecek hükmün icrasının olanaksızlaşması veya güçleşmesini önlemek amacıyla, geçici hukuki koruma işlemleri kapsamında geliştirilen ihtiyati tedbir yöntemini düzenlemekte olup; ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir nedeninin ortaya çıkması da tedbir kararı verilebilmesinin temel koşullarındandır. Buna göre maddede sayılan bu iki husus hem ihtiyati tedbir verilmesi için varlığı gereken şartlardandır hem de bu kararın gerekçesidir. Bu şartların varlığı halinde ihtiyati tedbir kararı talep edilebilecek ve ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Kanunun lafzında “verilebilir” hükmü yer aldığından bu şartların varlığı başlı başına ihtiyati tedbir kararı verilmesi sonucunu doğurmayacaktır. Zira bu husus hâkimin takdirine bırakılmıştır. Hâkim, ispat kuralları çerçevesinde gerekli incelemeleri yaparak kanunda belirtilen olumsuz, sakıncalı, zararlı ihtimalin var olduğu kanaatine varırsa ihtiyati tedbir kararı verebilecektir.HMK'nun 390/3 maddesine göre tedbir talebi eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak yasal delillerle ispat etmek zorundadır.Yasal düzenlemeden de anlaşıldığı üzere ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tedbir konulması talep edilen mal ya da hakkın uyuşmazlık konusu olması gerekir.Somut olayda; ihtiyati tedbir isteyen davacı ile davalılar arasında uzun süredir çeşitli davalar bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının "davalı şirkete ait menkul mal varlıklarının ve banka hesaplarının azaltılmasının önlenmesi"ne yönelik tedbir istemi reddedilmiştir. Ticaret şirketi olan davalının ticari iş ve işlemlerini yürütmesi için faaliyet konusuna göre mal veya hizmet alıp satması şarttır. İddianın ileri sürülüş biçimi, eldeki uyuşmazlık konusu, İstanbul Anadolu 5. ATM'nin 2019/582 Esas sayılı dosyası ve direnme kararı, Yargıtay Hukuk genel kurulunun 2021/11-701 Esas sayılı onama kararı ve 2022/11-935 Esas sayılı karar düzeltme ilamı ve içeriği ile diğer deliller ile ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli yaklaşık ispat koşullarının gerçekleştiği sonucuna ulaşılmaktadır. Dosyada toplanan delilleri ile konulan tedbirin mahiyeti dikkate alındığından ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir kararının teminat alınmadan verilmesinde de bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi ara kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-İhtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbire itiraz eden davalılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İhtiyati tedbire itiraz eden davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.28/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.