mahkeme 2023/1354 E. 2024/55 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/1354

Karar No

2024/55

Karar Tarihi

18 Ocak 2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1354
KARAR NO: 2024/55
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/03/2023
NUMARASI: 2022/994 Esas - 2023/135 Karar
DAVA: Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan (Menfi Tespit)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/01/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı banka ile ... Çelik San. Dış. Tic. Ltd. Şti arasında ... akdedilen kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcu temin için üçüncü kişi sıfatıyla davalı banka lehine "Konya, Selçuklu, ... Mah. ... Ada, ... Parsel, ... Nolu Bağımsız Bölüm" olarak kain taşınmaz üzerinde 16/08/2012 tarih ve ... yevmiye ile 150.000,00 TL miktarlı ve "Konya, Selçuklu, ... Mah. ... Ada, ... Parsel, ... Nolu Bağımsız Bölüm" olarak kain taşınmaz üzerinde 17/08/2012 tarih ve ... yevmiye ile 150.000,00 TL miktarlı ipotek tesis edildiğini, Gaziosmanpaşa ... Noterliği'nin 17/11/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı evrakı üzerinden davalı bankaya yönelik olarak keşide ettiği ihtarname ile; yukarıda tesis edilen ipotekler nedeniyle kredi kullandırılıp kullandırılmadığı, kullandırılmış ise borç bakiyesinin ve ödeme planının bildirilmesi, ipoteklerin kaldırılması, anılan ipoteklerden dolayı yeni kredi kullandırılmaması, ayrıca kredi sözleşmesi nedeniyle şahsi kefil sıfatıyla imza atmış ise kefaletinin geçersiz olduğu ve şahsi kefaleti bakımından herhangi bir işlem yapılmaması hususlarını ihtar ettiğini ve ayrıca Gaziosmanpaşa ... Noterliği'nin 17/11/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı evrakı üzerinden kredi borçlusu ... Çelik San. Dış. Tic. Ltd. Şti'ye yönelik olarak keşide ettiği ihtarname ile ipotekleri kapsamında olan borcun bankaya ödenmesi, ipoteklerin kaldırılması hususlarının ihtar edildiğini, üçüncü kişi ... Ltd. Şti'nin cevaben Bakırköy ... Noterliği'nin 27/11/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı evrakı üzerinden keşide ettiği ihtarname ile ödemelerin düzenli şekilde yapıldığını, yeni krediler kullanılmaya devam edileceğini, bu işlemler nedeniyle herhangi bir zararların olmayacağının kendilerine bildirildiğini, akdedilen ipoteklerin tesisinde 6098 sayılı TBK'nın 583 vd. Maddelerinde öngörülen şekil şartları ile eş rızasının olmaması nedeniyle ipotek sözleşmesinin şahsi kefaletinin geçerli olmadığını, tüm bu nedenlerden bankaya yönelik olarak keşide edilen Gaziosmanpaşa ... Noterliği'nin 17/11/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı evrak üzerinden düzenlenen ihtarnamenin bankaya tebliğ edildiği 19/11/2015 tarihi itibariyle kredi borçlusu ... Ltd. Şti tarafından yapılan ödemeler nazara alınmak suretiyle bankaya borçlarının bulunup bulunmadığı, varsa miktarının tespiti ile ihtarnamenin tebliğinden sonra kullandırılan krediler nedeniyle sorumluluklarının olup olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Bankası Beşyüzevler Şubesi ile dava dışı ... Ltd. Şti arasında Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeden kaynaklanan borca ... ve ...'ın kefil olduğunu, ancak davacı ...'in bu kredi sözleşmelerinden kaynaklanan borca yönelik olarak şahsi kefaleti olmadığını, ancak davacı ...'in 17/08/2012 tarih ve ... yevmiye ve 16/08/2012 tarih ve ... yevmiye numaralı ipotek belgeleri ekindeki resmi senet ile ipotek limiti ile sorumlu olmak dışında senet akit tablolarının 5 maddesi ile tesis edilen ipoteğe ilaveten ipotek tutarı kadar müteselsil kefil sıfatıyla da ayrıca sorumlu olmayı kabul ettiğinden kendileri ile ... Ltd. Şti arasında akdedilen kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçtan dolayı ipotek nedeniyle ve şahsi kefaleti nedeniyle 600,00 TL sorumlu bulunduğunu, üçüncü kişi ... Ltd. Şti'nin 24/10/2017 tarihi itibariyle teminatlı şirket kredi kartı kredisi, gayrinakdi çek kredisi, teminatlı BCH kredisi nedeniyle 560.562,85 TL riski/ borcu bulunduğunu, ancak bu miktar alacağın herhangi bir takibe konu edilmediğini, Yargıtay HGK 28/02/2001 tarih, 2001/19159 Esas ve 2001/197 Karar sayılı kararı ile ipotek resmi senedi ile ayrıca borçlunun şahsi kefaletinin öngörülmesinin geçerli olduğunun içtihat edildiğini, bu nedenle davacının borçtan sorumlu olduğunu ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince 2017/798 Esas - 2019/442 Karar sayılı 08/05/2019 tarihli karar ile :İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...davanın kabulü ile davacının şahsi kefaleti nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, Konya ili, Şelçuk ilçesi, ... Mah. ... ada, ... parsel, ... nolu bağımsız bölüm üzerinde 16/08/2012 tarih ve ... yevmiye no ile tesis edilmiş ve Konya ili, Şelçuk ilçesi, ... Mah. ... ada, ... parsel, ... nolu bağımsız bölüm üzerine 17/08/2012 tarih ... yevmiye no ile tesis edilmiş olan ipoteklerin fekkine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 2020/1027 Esas - 2022/1145 Karar sayılı ilamı ile: "...davada iki ayrı talebin bulunduğu, sadece bir talep yönünden harç alındığı belirlenerek davaya konu toplam alacağa yönelik olan davada mahkemece işin esasına girilmeden önce 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28/a ve 32. maddeleri uyarınca eksik peşin harç tamamlanmadan yargılamaya devam edilemeyecek olup, davanın harçlandırılmamış kısmı yönünden usulen açılmış bir davanın varlığından söz edilemeyeceği ve harçlandırılmayan kısım yönünden kurulan hükmün; hakimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ve fazlasına karar veremeyeceği düzenlemesini içeren HMK.'nun 26. maddesine aykırı olacağı; bu nedenle, öncelikle dava değeri üzerinden eksik peşin harcın tamamlatılması gerektiği hususu gözetilmeden yazılı şekilde eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verimesi doğru bulunmamıştır." gerekçesi ile karar kaldırılmıştır. Dosyanın gönderildiği ilk derece mahkemesince ipoteğin fekkine ilişkin talep yönünden dosya tefrik edilerek başka bir dosyaya kaydına karar verilmiş, eldeki dosyadaki uyuşmazlık sadece kefil sıfatıyla borçlu olmadığının tespitine yönelik olarak yargılama yürütülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARINDA ÖZETLE: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... 16/08/2012 ve 17/08/2012 tarihlerinde akdedilen İpotek - Kefalet Sözleşmesi, kefalet ilişkisi yönü ile 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK hükümlerine tabii olup, şahsi kefalet ilişkisinin sıhhati kanunun 583. maddesinin "Kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır" şeklindeki hükmüne tabi ise de somut olay itibariyle memur önünde resmi şekilde yapılan kefelat sözleşmesi bakımından bu şartların aranmasına gerek yoktur. Ancak aynı kanunun 584. maddesi ile borca kefalet sözleşmesinin geçerli olması için eşin rızası hem adi şekilde hemde resmi şekilde yapılan sözleşmelerde mevcut olması sözleşmenin geçerlilik şartıdır. Bu kapsamda somut olaya bakıldığında akdedilen sözleşmede eş rızasının mevcut olmadığı anlaşıldığından şahsi kefaletin geçerli olmadığı görülmektedir. Bir an için şahsi kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu kabul edilecek olsa bile 6098 sayılı TBK'nın 599. maddesi ile borçlunun maddi durumunun kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra bozulması halinde kefilin alacaklıya yazılı bildirimde bulunarak doğmayan borçlar bakımından kefaletten dönebileceği açıkça öngörülmüş olduğundan ve somut olayımız itibariyle de davacının şahsi kefil olmak suretiyle sorumlu olmayı kabul ettiği borcun sorumluluğun sonlandırılmasına yönelik ihtarnamenin davalı bankaya 19/11/2015 tarihinde tebliğinden önce doğmuş olan borçların 31/12/2016 tarihinde sıfırlandığı ve mevcut borcun 19/11/2015 tarihinden sonra davacının bildirimine aykırı olarak kullanılan kredi ilişkisinden kaynaklandığı, bu nedenle davacının bildirimden sonra kullandırılan kredilerden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulamayacağı görülmektedir. Aynı şekilde davacının ipoteğin tesisinden sonra borçlu maddi durumunun bozulması nedeniyle ipotek sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğunun da sona erdirilmesi amacıyla davalı bankaya yönelik olarak keşide ettiği ihtarnamenin davalı bankaya 19/11/2015 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğden önce kullanılan krediler nedeniyle doğmuş olan borçların 31/12/2016 tarihinde sıfırlandığı ve mevcut borcun 19/11/2015 tarihinden sonra davacının bildirimine aykırı olarak kullanılan kredi ilişkisinden kaynaklandığı, bu nedenle davacının bildirimden sonra kullandırılan kredilerden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulamayacağı görülmektedir. Aksi düşünce ipotek sözleşmesinden üçüncü kişi lehine ipotek veren ipotek borçlusunun sözleşmeden dönme hakkının elinden alınması olur ki bu da Borçlar Hukuku'nda temel ilke olan sözleşme serbestisi ilkesine aykırı bir durum olur. Her sözleşmede olduğu gibi aksi kanun tarafından açıkça öngörülmediği sürece sözleşmenin tarafları sözleşme serbestisi çerçevesinde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Bu kapsamda üçüncü kişi lehine ipotek veren kişide ipotek sözleşmesinden geri dönme hakkını kullandığı andan sonra kullandırılan kredilerden sorumlu tutulamaz. Dosya kapsamı, alınan bilirkişi raporu ve ek raporu denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğundan davanın kabulü ile davacının şahsi kefaleti nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir." şeklinde hüküm tesis etmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, kendisinden kefaletine ilişkin bir talepte bulunulmadığını, icrai işlem vesaire gerçekleştirilmediğini, yargılama devam ederken davacının taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin kaldırıldığını, ipotek akit tablolarının beşinci maddesindeki kefaletlerin geçerli olduğunu, TBK 599 maddesi gereği kefaletten dönme şartlarının oluşmadığı, davacının sözleşme serbestisi kapsamında ipotek ve kefalet sözleşmelerini imzaladığını, davacının hem ipoteklere üçüncü kişi hem de müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluk altına girdiğini, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini ileri sürmüştür. Davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmadığı ve istinafa cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE: Eldeki dava; davacının dava dışı kredi müşterisinin davalı banka ile yaptığı genel kredi sözlemesi ve diğer sözleşmelerine kefaleti nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespiti ile aynı sözleşmelerin teminatı olarak verilen ipoteklerin fekki istemine ilişkin olarak açılmıştır. İlk derece mahkemesince 08/05/2019 tarihinde verilen 2017/798 Esas - 2019/442 Karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusu sonucu dairemizce yargılamanın eksik harçla yürütülmesi nedeniyle kaldırılması üzerine ilk derece mahkemesince ipoteğin fekkine ilişkin talep bu dosyadan tefrik edilerek başka bir esasa kaydedilmiştir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ve bilirkişi raporu esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davalının dava açmakta hukuki yarar bulunmadığına yönelik istinaf sebebi yönünden yapılan değerlendirmede; hukuki yarar 6100 sayılı HMK 114 maddesinde düzenlenen dava şartlarındandır. Menfi tespit davalarında hukuki yararın bulunduğunun kabulü için a) davacının bir hakkı yada hukuki durumu güncel bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalı b)bu tehdit nedeniyle davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte olmalı c) alınacak tespit hükmü bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmalıdır. (Prf. Dr. Baki Kuru, Prf. Dr. Ramazan Arslan, Prf. Dr. Ejder Yılmaz Medeni usul hukuk ders kitabı 24. Baskı sayfa 260) Somut uyuşmazlıkta; tapu sicil müdürlüğünde düzenlenen ipotek akit tablolarının 5. maddesi ile ayrıca ipotek tutarı kadar sorumlu olunacağı düzenlemesi bulunmaktadır. Eldeki davaya davalı vekilince verilen cevap dilekçesinin 2. sayfasında bahsi geçen kefaletin geçerliliği savunulmakta, dilekçenin talep sonucu bölümünün b maddesinde " davacının ipotek veren ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu bulunduğunun tespitine karar verilmesini talep edildiği," görülmektedir. Bu durumda davacının dava dışı asıl borçlu şirketin borçlarından bahsi geçen düzenleme gereği kefil sıfatıyla sorumlu olmadığının tespitini istemesinde güncel ve korunmaya değer hukuki yararı bulunduğunun kabulü gerekmekle bu yöne ilişen istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Davalının bilirkişi raporu hüküm kurmaya yetersiz olduğu gerekçesine dayalı istinaf sebebi yönünden yapılan değerlendirmede; dosyaya alınan bilirkişi raporu ayrıntılı ve hüküm kurmaya elverişli bulunmakla davalının bu yöne ilişen istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davalı vekilin TBK 599 maddesinde düzenlenen kefaletten dönme şartların yerine gelmemesi nedeniyle kefaletin geçerli olduğuna yönelik istinaf sebebi yönünden yapılan değerlendirmede; ilk derece mahkemesince davacının kefaletinin TBK 599 maddesindeki dönme şartlarının gerçekleşmiş olması nedeniyle değil, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK 584. Maddesinde kefaletin geçerliliği için öngörülen eş rızasının bulunmaması nedeni ile geçerli olmadığına hükmedilmiştir. Davacı ile davalı arasında 16/06/2012 ve 17/08/2012 tarihinde akdedilen ipotek sözleşmelerinin 5. Maddesi ile kurulan kefalet sözleşmelerinin eş rızasını içermediği, Uyap üzerinden alınan nüfus kayıt örneğine göre davacının 07/09/2000 tarihinden itibaren evli olduğu, uyuşmazlığa konu sözleşmelerin 16/06/2012 ve 17/08/2012 tarihlerini taşıdığı anlaşılmakla bu yöne ilişkin istinaf talebi de yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 20.493,00 TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 5.123,25 TL nispi harcın mahsubu ile bakiye 15.369,75‬ TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.18/01/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim